Hicr suresi

Hicr suresi, 19. ayet

Hicr suresi, 19. ayet. وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْزُونٍ

vel'arḍa medednâhâ veelḳaynâ fîhâ ravâsiye veembetnâ fîhâ min külli şey'im mevzûn.

Diyanet İşleri

Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 16–22 · surenin 19. ayeti / 99

Konu Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar Hicr 16–25 3

  1. Hicr 16

    Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.

  2. Hicr 17

    Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

  3. Hicr 18

    Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.

  4. 19

    Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.

  5. Hicr 20

    Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.

  6. Hicr 21

    Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.

  7. Hicr 22

    Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

19. “Yeryüzünü de döşeyip yaydık.” Yani bütün insanların ve canlıların dört bir yanına yayılmalarını, rızıklarını elde edip çeşitli yerlerinde yerleşmelerini mümkün kılacak şekilde orayı genişlettik. “Oraya sabit dağlar” yani Allah’ın izni ile yeryüzünü çalkalanmaktan ve yok olmaktan koruyarak ona sağlamlık veren büyük dağlar “yerleştirdik ve orada ölçüsü belirli her şeyden bitirdik.” Fayda veren, değer taşıyan, insanların ve beldelerin zorunlu olarak ihtiyaç duydukları hurma ağaçları, üzüm bağları, çeşitli ağaçlar ve türlü bitkiler var ettik.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İnsanların üzerinde yerleşip, yaşaması için yeryüzünü döşeyerek serdik. Ve oraya sabit dağlar yerleştirdik ki (yeryüzü dengesiz hareket etmesin) insanlar sarsılmasın. Ve orada hikmet gereğince takdir edilmiş çeşitli bitkilerden sınırlı bir şekilde yetiştirdik.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلْأَرْضَ vel'erde ve arzı kök: ارض
  2. مَدَدْنَـٰهَا medednaha yaydık kök: مدد
  3. وَأَلْقَيْنَا ve elkayna ve attık kök: لقي
  4. فِيهَا fiha oraya
  5. رَوَٰسِىَ ravasiye sağlam dağlar kök: رسو
  6. وَأَنۢبَتْنَا ve enbetna ve bitirdik kök: نبت
  7. فِيهَا fiha orada
  8. مِن min
  9. كُلِّ kulli her kök: كلل
  10. شَىْءٍۢ şey'in şey(den) kök: شيا
  11. مَّوْزُونٍۢ mevzunin ölçülü mütenasib kök: وزن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رسو (14 geçiş) · Aynı kök: نبت (26 geçiş) · Aynı kök: مدد (32 geçiş)

    Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.

  • Aynı kök: رسو (14 geçiş) · Aynı kök: نبت (26 geçiş)

    Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı…

  • Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Ortak kavram: Adalet · Ortak kavram: Hesap

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…

  • Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Ortak kavram: Adalet · Ortak kavram: Hesap

    O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  • Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Ortak kavram: Adalet · Ortak kavram: Hesap

    Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.

  • Aynı kök: رسو (14 geçiş) · Aynı kök: مدد (32 geçiş)

    O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze…

  • Aynı kök: نبت (26 geçiş) · Ortak kavram: Adalet

    Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren…

  • Aynı kök: نبت (26 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ve yeryüzünü (engebeli arazı yapısıyla) uzatıp genişlettik; zira orada kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdik; üstelik orada her türün dengeli bir biçimde büyüyüp gelişeceği (bir canlı hayat) bahşettik.

Muhammed Esed

Ve yeryüzünü yayıp üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirdik; ve orada (hayatın) her türünün dengeli bir biçimde büyüyüp boyvermesini sağladık;

Ahmed Hulusi

Arzı (bedeni Esma özelliklerini açığa çıkaracak organları alacak şekilde) genişlettik! Onda sabit dağlar (vücuttaki organlar) ilka ettik. . . Onda her şeyi ölçülü bitirdik.

Ali Bulaç

Yere (gelince,) onu döşeyip yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.

Ali Özek ve heyeti

Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünü genişletip yaydık ve sarsılmaz dağlar yerleştirdik. Ve her şeyi yakışan ölçülerle yetiştirdik.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar diktik ve orada her şeyi ölçülü bitirdik.

Edip Yüksel

Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeri de döşeyip yaydık, ona ağır baskılar bıraktık ve onda ölçülü herşeyden bitirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arzı meddettik ve ona ağır baskılar bıraktık ve onda mevzun her şeyden bitirdik,

Erhan Aktaş

Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünü yaydık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.

Gültekin Onan

Yere (gelince,) onu döşeyip yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.

Hasan Basri Çantay

Yeri de (döşeyib) yaydık. Onda sabit dağlar (yaratıb) koyduk, oralarda (hikmet ve maslahatla) ölçülmüş her şeyden (münasib) nebatlar bitirdik.

İbni Kesir

Yeri de döşeyip yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Ve orada her şeyden ölçülü olarak yetiştirdik.

Mehmet Alagaş

(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçüsü bilinen şeyler bitirdik.

Süleyman Ateş

Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik.

Süleymaniye Vakfı

Yeryüzüne sabit dağlar dipnot 1 yerleştirip yerin alanını artırdık dipnot 2 ve orada dengeli her bitkiyi bitirdik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Sabit dağlar" ifadesi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: Ra'd 13/3. Ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dağlar, yer kabuğunun, başta insanlar olmak üzere üzerinde yaşayan canlıları savurmasını önler (Nahl 16/15, Enbiya 21/31, Lokman 31/10). Dağlar olmasaydı depremler çok daha fazla zarar verirdi. Dağların üzerindeki alan tabanlarının kapsadığı alandan fazla olduğu için de yeryüzünü genişletir (Ra'd 13/3, Kaf 50/7).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yeri uzattık, içine oturaklı dağları yerleştirdik. Orada her bitkiyi dengeli olarak bitirdik.

Şaban Britch

Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçüsü bilinen şeyler bitirdik.

Şaban Piriş

Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçülü olarak ürün verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü/ahenkli her şeyden bitirdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And the earth did We spread out and stretch* and furnish with mountains placed in a certain setting, fixed as with an anchor, and therein did We produce and cause to grow a set of every kind whose seeming speaks of interdependence and the bearing of proportion.

Abdul Haleem

As for the earth, We have spread it out, set firm mountains on it, and made everything grow there in due balance.

Abdullah Yusuf Ali

And the earth We have spread out (like a carpet); set thereon mountains firm and immovable; and produced therein all kinds of things in due balance.

Abul A'la Maududi

As for the earth, We have stretched it out and have cast on it firm mountains, and have caused to grow in it everything well-measured. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The growth of every kind of plant in a limited extent is another sign of the wisdom and power of Allah. For the generative power of every vegetable plant is so great that if free growth had been allowed to even one kind of plant, it would have covered the whole surface of the earth. But it is by the design of the All-Wise and All-Powerful Creator that every kind of vegetable is produced in a balanced measure. There is another aspect of the vegetable life. Each and every kind of it is allowed to grow only to a fixed size, height, and thickness, which is a proof of the fact that the Creator himself prescribed the structure, the shape, the size, the height, the leaves and branches, and the number of each and every plant, and no plant is allowed to go beyond any of these fixed limits.

Aisha Bewley

As for the earth, We stretched it out and cast firmly embedded mountains in it and made everything grow in due proportion on it.

Al-Hilali & Khan

And the earth We have spread out, and have placed therein firm mountains, and caused to grow therein all kinds of things in due proportion.

Ali Quli Qarai

And We spread out the earth, and cast in it firm mountains, and We grew in it every kind of balanced thing,

Amatul Rahman Omar

We have spread out and put fertilizers in the earth from outside, and set up firm mountains therein, and We have caused to grow upon it every suitable thing in due proportion.

Arthur John Arberry

And the earth -- We stretched it forth, and cast on it firm mountains, and We caused to grow therein of every thing justly weighed,

Bijan Moeinian

As for the earth, I have spread it out, established firm mountains in it and have provided a balanced environment hospitable to the growth of all kind of suitable things.

E. Henry Palmer

And the earth we have stretched out and have thrown on it firm mountains, and have caused to grow upon it of everything a measured quantity.

Edip-Layth

As for the land, We have stretched it, placed stabilizers in it, and We have planted in it everything in balance.

George Sale

We have also spread forth the earth, and thrown thereon stable mountains; and we have caused every kind of vegetable to spring forth in the same, according to a determinate weight:

Hamid S. Aziz

And the earth have We spread out and placed on it firm mountains, and have caused to grow upon it of everything in balanced measure.

Mahmoud Ghali

And the earth-We have extended it and cast on it anchorages, (i. e., mountains) and We have caused to grow therein of everything (evenly) weighed.

Marmaduke Pickthall

And the earth have We spread out, and placed therein firm hills, and caused each seemly thing to grow therein.

Mohamed Ahmed - Samira

We stretched the earth and placed upon it firm stabilisers, and made all things grow upon it balanced evenly.

Muhammad Asad

And the earth -We have spread it out wide, and placed on it mountains firm, and caused [life] of every kind to grow on it in a balanced manner,

Mustafa Khattab

As for the earth, We spread it out and placed upon it firm mountains, and caused everything to grow there in perfect balance.

Progressive Muslims

And the land We have stretched, and placed stabilizers in it, and We have planted in it everything in balance.

Rashad Khalifa

As for the earth, we constructed it, and placed on it stabilizers (mountains), and we grew on it a perfect balance of everything.

Sahih International

And the earth - We have spread it and cast therein firmly set mountains and caused to grow therein [something] of every well-balanced thing.

Sam Gerrans

And the earth, We spread it out and cast therein firm mountains, and caused to grow therein every balanced thing,

Shabbir Ahmed

And the earth, We have spread it out wide and compressed its Globe (39:5) and placed firm in it mountain ranges. And caused each seemly thing to grow in due proportion therein. (15:19-20), (31:10), (41:10), (79:28-30), (88:18-20).

Syed Vickar Ahamed

And We have spread out the earth (flat); Placed mountains (on it) firm and immovable; And in it made all kinds of things in proper balance.

Taqi Usmani

As for the earth, We have stretched it out and placed on it firm mountains, and We have caused to grow in it everything well-balanced,

The Monotheist Group

Andthe land We have stretched, and placed stabilizers in it, and We have planted in it from everything in balance.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 19. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 19. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 19. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩