Diyanet İşleri
(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
Hicr suresi
Hicr suresi, 60. ayet. إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
ille-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.
(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in misafirleri Hicr 51–60 3
İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.
(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 59–60. ayetler için yazılmıştır.
59-60. “Ancak Lût ailesi müstesnâ. Onların hepsini mutlaka kurtaracağız.” Lût ve onun aile halkı müstesnâdır ve azaptan kurtarılacaklardır. “Karısı hariç, onun” azap içerisinde “geride kalanlardan olmasını takdir ettik.” Lût ve diğer aile halkını ise bu azaptan kurtaracağız. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam, helâklerinin ertelenmesi hususunda elçilerle tartışmaya, bu konuda onlara karşı savunmaya koyuldu. Bunun üzerine ona: “Ey İbrahim, bundan vazgeç, çünkü Rabbinin emri gelmiştir, onlara geri çevrilemeyecek bir azap gelip çatmıştır” (Hud, 11/76) diye cevap verdiler ve yanından ayrıldılar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bundan yalnız karısı müstesnadır. Onun helakın kapsadığı (kurtarılmayıp) kalan kimselerden olmasına hükmettik.
Aynı kök: غبر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş)
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.
Aynı kök: غبر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş)
Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.
Aynı kök: غبر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş)
İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı…
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş)
Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…
Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…
Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…
Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hanımı hariç; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını uygun görmüştük. dipnot 1
onun karısı hariç! Biz (tercihine bakarak) bunu öngördük; çünkü o dökülenlerden biri olmayı seçti."
bir tek, (Allah'ın, hakkında:) 'Biz geride kalanların arasında olmasını öngördük!' (dediği, Lut'un) karısı bunun dışında".
"(Lut'un) karısı hariç. . . Onun, geride kalanlardan olmasını takdir ettik. "
"Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır."
«(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»
"Ancak, karısının, geride kalanlar arasında olmasını uygun gördük!" dipnot 192
"Lut'un karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik."
"Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık" dediler.
'Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık,' dediler.
Yalnız karısı hakkında karar verdik; O, muhakkak kalacaklardandır.
Ancak karısını takdir ettik o muhakkak kalacaklardandır
"Onun karısı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik. dipnot 1 "
Onun karısı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik. dipnot 1
Onun hanımı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik. dipnot 1
"Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır."
"Karısı başka. Biz onun mutlakaa geride kalan kimselerden olması (lüzum) unu takdir etdik",
Karısı müstesna. Karısının geride kalanlar arasında bulunmasını takdir ettik.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
"Yalnız onun karısını kurtarmayacağız. Onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.''
"Ancak karısı hariç. Onun da (suçlularla beraber) kalanlardan olmasını uygun gördük."
Ama karısı hariç. Karar verdik; o, kesinlikle (bedeninin) kalıntısı kalacak olanlardandır. dipnot 1
Ama karısını değil. Onun davranışlarını ölçtük, küller altında kalacaklardan olduğu ortaya çıktı."
(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.
(59-60) Lut ailesini, -geride kalanlardan olması kesinleşen karısı dışında- hepsini kurtaracağız.
"Lut'un karısı hariç. O günahkarlarla geriye kalacaktır. Öyle takdir ettik."
"Excepting his wife whom we have determined that she be among those who shall be left behind to share their destiny".
all except his wife: We have decreed that she will be one of those who stay behind.
"Except his wife, who, We have ascertained, will be among those who will lag behind."
except his wife (about whom Allah says that) We have decreed that she shall be among those who stay behind."
except for his wife. We have decreed her to be one of those who stay behind.’
"Except his wife, of whom We have decreed that she shall be of those who remain behind (i.e. she will be destroyed)."
except his wife, [who], We have ordained, will indeed be among those who remain behind. ’
`Excepting his wife, (of whom God says,) "We have decided that she (will not accompany those ordained to be delivered but) shall be really of those staying behind". '
all together, excepting his wife -- we have decreed, she shall surely be of those that tarry. '
"Except his wife. God has decided to leave her with the doomed ones."
except his wife; we have decreed, verily, she shall be of those who linger. '
"Except for his wife, we have measured that she will be with those destroyed."
except his wife; we have decreed that she shall be one of those who remain behind to be destroyed with the infidels.
"Except his wife, of whom we have ascertained that she shall be of those who stay behind. "
Excepting his wife. We have determined (that) surely she will indeed be of the laggards."
Except his wife, of whom We had decreed that she should be of those who stay behind.
"Other than his wife who, it is decreed, will remain with those who will stay behind. "
excepting only his wife, [of whom God says,] `We have ordained [that], behold, she should be among those who stay behind!'
except his wife. We have determined that she will be one of the doomed."
"Except for his wife, we have measured that she will be with those destroyed. "
"But not his wife; she is destined to be with the doomed."
Except his wife. " Allah decreed that she is of those who remain behind.
“Save his wife”; We decreed that she be of those who stay behind.
"Excepting his wife. Allah has decreed that she would stay behind (due to her disobedi-ence)."
"Except his wife, who, we have known, will be from those who will remain behind. "
but his wife. We have ordained that she will be among those who will remain behind."
"Except for his wife, we have evaluated that she will be with those destroyed."