Diyanet İşleri
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Hicr suresi · 78–84. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hicr suresi, 78. ayet. وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Eyke halkı da zalimdi. dipnot 1
Doğrusu (Medyen'deki) Yeşil Vadi'nin halkı da zulme gömülmüş kimselerdi.
(Medyen'in) ağaçlı vadilerinin sakinleri de, doğrusu, ıslah olmaz zalim kimselerdi.
Ashab-ı Eyke (orman halkı; Şuayb a. s. ın kavmi) de gerçekten zalimler idi.
Eyke halkı da gerçekten zalim kimselerdi.
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler..
Eyke yoldaşları da haksızlık yapanlar arasındaydılar.
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.
Gerçekten Orman Halkı da zalimlerden idi.
Gerçekten Eyke halkı da zalimlerden idi.
Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.
Hakikaten eshabı eyke de zalimler idi
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Eyke halkı da gerçekten zalim kimselerdi.
Ashaab-ı Eyke de cidden zaalim (kimse) lerdi.
Ormanlık yerde oturanlar da gerçekten zalim kimselerdi.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
(Şuayb'ın kavmi olan) Eyke halkı zalimlik etti.
Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.
Eyke dipnot 1 ahalisi de kesinlikle yanlışlar içindeydi.
Bir başka gerçek de Eyke ahalisinin zalimlikleridir dipnot 1 .
(Şuayb'ın kavmi olan) Eyke halkı zalimlik etti.
Eyke halkı zalimlik etti.
Eyke halkı da gerçekten zalim insanlardı.
Hicr suresi, 79. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
Onlardan intikam almıştık. dipnot 1 İkisi de apaçık bir yol üzerindedir. dipnot 2
Bundan dolayı Biz, onlara (da) yaptıklarının acısını tattırdık. İşte adı geçen bu iki toplumun da, (dünyevi refah açısından) çok önde olduğu ayan açık ortadaydı.
Ve bu yüzden onları da hak ettikleri cezaya uğrattık. Gerçek şu ki, sözü geçen her iki (günahkar toplum) da, (bugün dahi) görülebilen bir ana yol üzerinde yaşamaktaydılar.
Bu sebeple onlara yaptıklarının acı sonuçlarını yaşattık! Her ikisi de açık seçik görülebilen bir bölgededir.
Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün)dedir.
Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
Sonunda, hak ettikleri cezayı onlara da verdik. Her ikisi de apaçık görünüyor.
Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de açık bir yol üzerindedir.
Onlardan öc aldık. Her ikisi de belgelenmiştir.
Onlardan öc aldık. Her ikisi de belgelenmiştir.
Onlardan da intikam aldık, ikisi de apaçık önde bulunuyorlar.
Onlardan da intikam aldık, ikisi de apaçık önde bulunuyor
Onlardan intikam aldık. İkisi de kesinlikle açık bir rehberdir. dipnot 1
Onlardan intikam aldık. İkisi dipnot 1 de kesinlikle açık bir rehberdir. dipnot 2
Onlardan intikam aldık. İkisi dipnot 1 de kesinlikle açık bir rehberdir. dipnot 2
Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün)dedir (lebi imamin) / her ikisi de Levh-i Mahfuz'dadır.
Onun için bunlardan da intikam aldık. (Bu yerlerin) ikisi de apaçık bir yol (üzerinde) dir.
Bunun için onlardan öc aldık. Her ikisi de hala işlek bir yol üzerindedir
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Onlardan da intikam aldık. Her ikisi de hala görülüp, tanınan bir yol üzerindedirler.
Onlardan da öcümüzü aldık, her ikisi de (Sodom da, Eyke de) hala (yol üzerinde, gözler) ön(ün) de apaçık durmaktadır.
Onlara da hak ettikleri cezayı verdik dipnot 1 . Her ikisi de (Lut kavminin yaşadığı şehir ve Eyke) açık bir ana yol üzerindedir.
Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu ikisi aynı ana yol üzerinde açıkça görülmektedir.
Her iki (şehir) de açık (gidip gelinen) bir yolun üzerindedir
Biz de onlardan intikam aldık. Şüphesiz bu iki olay da apaçık (göz) önündedir.
Onlardan intikam aldık. Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.
Hicr suresi, 80. ayet. وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Yemin olsun ki Hicr halkı da elçileri yalanlamıştı.
Doğrusu Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanlamıştı.
Ve (benzer biçimde), Hicr halkı da (Bizim) gönderdiklerimizi yalanlamaya kalkıştılar:
Gerçek ki, Ashab-ı Hicr (Semud halkı) da Rasulleri yalanladı.
Andolsun, Hicr halkı da gönderilen(elçi)leri yalanlamışlardı.
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Gerçek şu ki, Hicr Yoldaşları da gönderilenleri yalanlamıştı. dipnot 195
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Mağara Halkı da elçileri yalanladı.
Hicr halkı da elçileri yalanladı.
Gerçekten Hicr halkı da peygamberleri yalanladılar
Hakikaten eshabı hıcir dahi Peygamberleri tekzib ettiler
Ant olsun ki Hicr dipnot 1 halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Ant olsun ki Hicr dipnot 1 halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Ant olsun ki Hicr dipnot 1 halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Andolsun, Hicr halkı da gönderilen(elçi)leri yalanlamışlardı.
Andolsun ki ashaab-ı Hicr de peygamberleri tekzib etmişlerdir.
Andolsun ki Hicr ahalisi de peygamberlerini yalanlamışlardı.
(80-84) Hicr halkı da elçileri yalanladı. Ayetlerimizi onlara verdik, onlardan yüz çevirenler oldular , d ağlarda güvenilir evler kayalara yontuyorlardı, Ses onları da alarak sabahladılar, kazandıklarının onlara hiçbir faydası olmadı.
Şüphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamışlardı.
Andolsun Hicr halkı (Semud kavmi) de peygamberleri yalanladılar.
Hicr dipnot 1 ahalisi de gelen elçileri yalancı saymışlardı.
Hicr ahalisi de gelen elçileri yalancı saymışlardı.
Şüphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamışlardı.
Hicr halkı da elçileri yalanlamışlardı.
Yemin olsun, Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Hicr suresi, 81. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Biz, onlara ayetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.
Biz onlara delillerimizi vermiştik fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
Zira onlara ayetlerimizi iletmiştik, fakat onlar o (ayetlerden) ısrarla yüz çevirmiştiler.
Oysa, onlara mesajlarımızı bahşetmiştik; ne var ki, onlara inatla sırt çevirdiler;
Onlara işaretlerimizi verdik; ama onlardan yüz çevirdiler.
Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.
Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
Onlara da ayetlerimizi verdik; fakat yüz çevirdiler.
Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlar yüz çevirmişlerdi.
Kendilerine ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.
Kendilerine ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.
Biz onlara ayetlerimizi vermiştik, fakat onlardan yüz çeviriyorlardı.
Ve biz onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan i'raz ediyorlardı
Onlara ayetlerimizi dipnot 1 verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.
Onlara ayetlerimizi dipnot 1 verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.
Onlara ayetlerimizi dipnot 1 verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.
Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.
Biz onlara ayetlerimizi vermişdik de bunlardan yüz çevirici idiler.
Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde yüz çevirmişlerdi.
(80-84) Hicr halkı da elçileri yalanladı. Ayetlerimizi onlara verdik, onlardan yüz çevirenler oldular , d ağlarda güvenilir evler kayalara yontuyorlardı, Ses onları da alarak sabahladılar, kazandıklarının onlara hiçbir faydası olmadı.
Onlara ayetlerimizi gönderdik ama onlardan yüz çevirmişlerdi.
Onlara ayetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çeviriyorlardı.
Onlara ayetlerimizi ulaştırmıştık ama onlardan yüz çevirmişlerdi dipnot 1 .
Halbuki onlara mucizeler (ayetler) vermiştik ama yüz çevirmişlerdi.
Onlara ayetlerimizi göndermiştik ama ondan yüz çevirmişlerdi.
Onlara ayetlerimizi göndermiştik ama ondan yüz çevirmişlerdi.
Ayetlerimizi onlara verdik ama onlardan yüz çeviriyorlardı.
Hicr suresi, 82. ayet. وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ
Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.
Onlar, dağlardan güven içinde kalacakları evler oyarlardı.
Hesapta onlar dağları oyarak kendilerine güvenli evler inşa ediyorlardı;
güya, dağları yontarak kendilerine güvenli konutlar yapıyorlardı:
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.
Dağları yontarak, güvenli evler yapıyorlardı.
Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı.
Dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı
Güya dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Güya dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Güya dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Dağlardan güvenli (aminiyn) evler yontuyorlardı.
Onlar dağlardan emin, emin evler yontub oyarlardı.
Onlar, dağlardan emin evler yontup oyarlardı.
(80-84) Hicr halkı da elçileri yalanladı. Ayetlerimizi onlara verdik, onlardan yüz çevirenler oldular , d ağlarda güvenilir evler kayalara yontuyorlardı, Ses onları da alarak sabahladılar, kazandıklarının onlara hiçbir faydası olmadı.
Onlar, dağları oyarak evler yapıyorlardı. Güven içindeydiler.
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Güvende olsunlar diye dağlardan evler oyuyorlardı dipnot 1 .
Dağları yontar, güven duydukları evler haline getirirlerdi.
Onlar, dağları oyarak evler yapıyorlardı. Güven içindeydiler.
Onlar, dağları oyarak güvenli evler yapıyorlardı.
Dağlardan güvenli güvenli evler yontuyorlardı.
Hicr suresi, 83. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
Onları sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakalamıştı.
fakat sabahın ilk ışıklarıyla (dehşetli) sayha onları kıskıvrak yakalayıverdi;
ama sonunda, (bir) sabah erkenden onları da (hak ettikleri azabın) gürültüsü apansız yakalayıverdi;
O korkunç titreşimli ses (volkanik patlama) onları da sabah vaktine girerlerken yakaladı.
Derken, sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz çığlık yakalayıverdi.
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
Sonunda, sabah erkenden, bir gürleme onları yakaladı.
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
Sabahleyin onları da o korkunç gürültü yakaladı.
Sabahleyin onları da o korkunç gürültü yakaladı.
Bunları da sabahleyin korkunç ses tutuverdi.
Bunları da sabahleyin sayha tutuverdi
Derken, sabaha karşı korkunç bir ses onları yakaladı.
Derken, sabaha karşı korkunç bir ses onları yakaladı.
Derken, sabaha karşı korkunç bir ses onları yakaladı.
Derken, sabah vaktine girdiklerinde onları o dayanılmaz çığlık yakalayıverdi.
Derken onları dahi sabaha girdikleri sırada o (korkunç) ses yakalayıverdi.
Sabaha karşı çığlık onları da yakalayıverdi.
(80-84) Hicr halkı da elçileri yalanladı. Ayetlerimizi onlara verdik, onlardan yüz çevirenler oldular , d ağlarda güvenilir evler kayalara yontuyorlardı, Ses onları da alarak sabahladılar, kazandıklarının onlara hiçbir faydası olmadı.
Derken sabaha girdiklerinde onları da bir çığlık yakalayıverdi.
Sabaha girerlerken onları da (o) korkunç ses yakaladı.
Sabaha erdiklerinde o yüksek ses onları da yakaladı dipnot 1 .
Onlar da sabaha girerken dehşet bir sesle sarsılmışlardı.
Sabahladıklarında onları da bir çığlık yakalayıverdi.
Sabahladıklarında onları da bir çığlık yakalayıverdi.
Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.
Hicr suresi, 84. ayet. فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
Kazandıkları şeyler onlardan hiçbir şeyi savmamıştı.
ve elde ettiklerinden hiçbir şey onların başından belayı savamadı.
ellerine geçirdikleri (güç) kendilerine bir yarar sağlamadı.
Kazandıkları, onları kurtaramadı.
Buna rağmen kazandıkları şeyler, (uğrayacakları sondan kurtulmak için) onlara yetmedi.
Kazanmış oldukları şeyler, (başlarına geleni) onlardan savamamıştı.
Kazandıkları şeyler, onlara yarar sağlamadı.
Kazandıkları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.
Kazandıklarının hiçbiri onları kurtaramadı.
Kazandıklarının hiç biri onları kurtaramadı.
Kazanmakta oldukları şeylerin kendilerine hiç faydası olmadı.
de o kesb edegeldikleri şeylerin kendilerine hiç faidesi olmadı.
Sahip oldukları şeylerin, kendilerine hiçbir yararı olmadı.
Sahip oldukları şeylerin, kendilerine hiçbir yararı olmadı.
Sahip oldukları şeylerin, kendilerine hiçbir yararı olmadı.
Buna rağmen kazandıkları şeyler, (uğrayacakları sondan kurtulmak için) onlara yetmedi.
Binaen'aleyh kazanageldikleri (irtikab etdikleri) o şeyler kendilerinden (hiç bir azabı) defi edemedi.
Binaenaleyh yaptıkları da kendilerine bir fayda sağlamadı.
(80-84) Hicr halkı da elçileri yalanladı. Ayetlerimizi onlara verdik, onlardan yüz çevirenler oldular , d ağlarda güvenilir evler kayalara yontuyorlardı, Ses onları da alarak sabahladılar, kazandıklarının onlara hiçbir faydası olmadı.
Kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı.
Kazandıkları, kendilerinden hiçbir şeyi savamadı.
Kazandıkları şeyler işlerine yaramadı dipnot 1 .
Kazandıkları şeyler hiçbir işlerine yaramamıştı.
Kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı.
Kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı.
Kazanıp durdukları şeylerin kendilerine hiçbir yararı olmadı.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.