Diyanet İşleri
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
Hicr suresi · 85–91. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hicr suresi, 85. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak ve ancak bir amaç ile yarattık. O (Son) Saat de mutlaka gelecektir. Onlara güzel bir şekilde hoşgörülü davran!
İmdi Biz, gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri başka değil, sadece mutlak hakikate atıf olsunlar için yarattık. Şu da bir gerçek ki, Son Saat kesinlikle gelecektir. Şu halde (onlara) hoşgörüyle karşılık ver:
İmdi, (unutma ki,) Biz gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan her şeyi, onları (içsel) bir gerçekliğe bağlı kılmadan yaratmadık; (Bu gerçeğin bütünüyle apaçık ortaya çıkacağı) Saat mutlaka gelecektir. Bunun içindir ki, (insanların kusurlarını) güzel, katıksız bir olgunlukla karşıla!
Biz, semaları ve arzı ve ikisi arasındakileri Hak olarak yarattık! Kesinlikle o Saat (ölüm) gelecektir. . . O halde, hoşgörü ve Hakkani görüş ile davran.
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak yarattık. Kuşkusuz, evrenlerin sonu kesinlikle gelecektir. Artık, onlardan, güzelce yüz çevir.
Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanlarıbir amaç içinyarattık. O saat de mutlaka gelecektir. Şimdi sen onlara karşı iyice tedbirli ol!
Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O an elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran. dipnot 1
Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O saat (dünyanın sonu) elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran.
Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık ve şüphesiz o saat mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara iyi davran.
Öyle ya biz Samavat-ü Arzı ve mabeynlerini ancak hakkile halkettik ve elbette saat muhakkak gelecek, şimdi sen safh-ı cemil ile muamele et!
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini Hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o saat dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
Gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri biz hak (ve hikmete uygun) olmayarak (şer ve fesadın devam etmesi için) yaratmadık. Elbette o saat gelecekdir. Şimdilik sen aldırış etme, (onlara karşı) güzel (ve tatlı muaamelede) bulun.
Gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ile yarattık. Kıyamet günü, muhakkak gelecektir. O halde sen yumuşak ve iyi davran.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.
Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları, o gerçek için (sizleri imtihan için) yarattık dipnot 1 . O saat /tekrar dirilip kalkış saati mutlaka gelecektir dipnot 2 . Öyleyse sen de bunlara güzel, yeni bir sayfa aç dipnot 3 .
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları başka şekilde değil sadece gerçek varlıklar olarak yarattık. Kıyamet saati nasıl olsa gelecektir. Öyleyse onlara hoş görülü dipnot 1 ve güzel davran.
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Öyleyse (kavminden) güzel bir ayrılışla ayrıl.
Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran.
Hicr suresi, 86. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ
Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.
Şüphesiz ki Rabbin her çeşit yaratandır, bilendir.
çünkü senin Rabbin var ya: en yüce yaratıcı, her şeyi bilen işte O'dur!
çünkü, senin Rabbindir, her şeyin özünü bilen ve her şeyin gerçek ve mutlak Yaratıcısı!
Kesinlikle Rabbin "HU"; Hallak'tır, Aliym'dir.
Çünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir.
Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir.
Kuşkusuz, Efendin; O, Yaratandır; Bilendir.
Şüphesiz Rabbin her şeyi yaratan ve her şeyi bilendir.
Efendin elbette Yaratandır, Bilendir.
Rabbin elbette Yaratandır, Bilendir.
Çünkü senin Rabbin, herşeyi yaratan, herşeyi bilendir.
Çünkü rabbın o öyle hallak öyle alim
Rabb'in Her Şeyi Yaratan'dır ve Her Şeyi Bilen'dir.
Rabb'in Her Şeyi Yaratan'dır ve Her Şeyi Bilen'dir.
Rabb'in Her Şeyi Yaratan'dır ve Her Şeyi Bilen'dir.
Çünkü rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir.
Şübhesiz ki senin Rabbin (seni de, onları da) hakkıyle yaratanın, (senin de, onların da haalini ve her şey'i) kemaliyle bilenin kendisidir.
Muhakkak ki senin Rabbın, yaratan ve bilendir.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
Elbette Rabbin, her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.
Yaratan, bilen ancak Rabbindir..
Senin Rabbin, mükemmel yaratan ve her şeyi bilendir dipnot 1 .
Yaratan ve her şeyi bilen Rabbindir.
Elbette Rabbin, her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.
Elbette, Rabbin, her şeyi yaratan ve bilendir.
Kuşkusuz senin Rabbin, evet o, Hallak'tır, hiç durmadan yaratır; en iyi şekilde bilir.
Hicr suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ سَبْعًا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ
Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.
Biz sana tekrarlanan yedi (mesajı) ve yüce Kur'an'ı verdik. dipnot 1
Doğrusu Biz sana, seb' mesani'yi, yani Yüce Kur'an'ı verdik.
Ve gerçek şu ki, Biz sana sık sık tekrarlanan (ayetlerden oluşan) yedili (bir sure) bahşettik ve (böylece senin önüne) yüce Kur'an'ı (açıp serdik):
Gerçek ki, biz sana, Seb-ü Mesani'yi (yedi zati sıfatınla hakikati değerlendirme kuvvesini) ve Kur'an-ı Aziym'i (hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini) verdik.
Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'ı verdik.
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve Yüce Kur'an'ı verdik.
Ve gerçek şu ki, sana, tekrarlanan yediliyi ve Yüce Kur'an'ı verdik. dipnot 196
Andolsun ki biz sana tekrarlanan yediayeti ve yüce Kur'an'ı verdik.
Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik. dipnot 1
Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik.
Andolsun ki, sana namazlarda tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha'yı) ve Yüce Kur'an'ı verdik.
Celalim hakkı için sana "seb'ul mesani"'yi ve Kur'anı azımi verdik
Ant olsun ki sana seb'an dipnot 1 mine'l- mesani dipnot 2 ve yüce Kur'an'ı verdik.
Ant olsun ki sana seb'an dipnot 1 mine'l- mesani dipnot 2 ve yüce Kur'an'ı verdik.
Ant olsun ki sana seb'an dipnot 1 mine'l- mesani dipnot 2 ve yüce Kur'an'ı verdik.
Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kuran'ı verdik.
Andolsun ki biz sana (namazın her rek'atında) tekrarlanan yedi (ayet-i kerime) yi ve şu büyük Kur'anı verdik.
Doğrusu sana; Biz, tekrarlanan yediyi ve şu Kur'an'ı verdik.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
Sana, tekrarlanan yedi ayeti (Fâtiha Suresi'ni) ve Kur’an-ı Azîm'i verdik.
Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'an'ı verdik.
Sana o mesaniden dipnot 1 (ikişerli yapıda olan ayetlerden) yedisini, o muazzam ayet kümesini verdik dipnot 2 .
Sana o mesaniden dipnot 1 yedi taneyi ve yüce Kur'an'ı verdik.
Sana, tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha Suresi'ni) ve Kur’an-ı Azim'i verdik.
Sana, tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.
Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift manalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
Hicr suresi, 88. ayet. لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.
Sakın onlardan bazı çiftlere verdiğimiz şeye gözlerini dikme! dipnot 1 Onlardan dolayı üzülme ve müminlere kanadını indir (alçak gönüllü ol)! dipnot 2
(Öyleyse) onlardan kimilerine verdiğimiz geçici lezzetlere iltifat etme! Üstelik onlar için üzülme de... Ancak mü'minlere kol kanat ger.
(O halde, hakkı inkar eden) birtakım kimselere verdiğimiz dünyevi zenginliklerden yana gözünü çevirme. Ve (seni umursamıyorlar diye) onlar için üzülme; fakat müminlere kol kanat ger,
Hakikati inkar edenlerden bir kısmına verdiğimiz geçici dünya nimet ve zevklerine sakın gözünü takma! Sana gereken değeri vermiyorlar diye üzülme. . . İman edenlere kol kanat ger!
Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger.
Onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme; onlara da üzülme. Mü'minleri ise, kanatların altına al (onlara karşı alçak gönüllü ol).
Onlardan bir bölümünü geçindirdiğimiz şeylere gözünü dikme ve onlar için kaygılanma; inananlar için de kanatlarını indir.
Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya nimetine göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol!
Onlardan bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan ötürü de üzülme. Gerçeği onaylayanlara kanatlarını indir.
Onlardan (elçilerden) bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan (inkarcılardan) ötürü de üzülme. İnananlara kanatlarını indir.
Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettiğimiz şeylere göz atma, onlara karşı üzülme ve müminlere kanadını indir.
Sakın o kafirlerden bir takımlarını zevkıyap ettiğimiz şeylere göz atma ve onlara karşı mahzun olma da mü'minlere kanadını indir
Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, Mü'minlere kol kanat ger.
Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, mü'minlere kol kanat ger.
Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, mü'minlere kol kanat ger.
Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, inançlılar için de (şefkat) kanatlarını ger.
Sakın (o kafirlerden) bir takımlarını faidelendirdiğimiz şeylere (servete ve saireye) iki gözünü dikib uzatma. Onların karşısında tasalanma. Mü'minler için de (şefekat kanadını indir.
Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz geçimliğe gözlerini dikme ve onlara üzülme. İnananlara kanat ger.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve Müminlere (şefkat) kanadını indir.
Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).
Onların bazı kesimlerini yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, dipnot 1 , onlara verilenlerden dolayı da üzülme dipnot 2 . Sen inanıp güvenenlere kol kanat ger dipnot 3 .
Onlardan kimine verdiğimiz kat kat nimetlere gözlerini dikme ve onlara karşı üzülme. Sen inanıp güvenenlere kol kanat ol.
Onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya metasına sakın gözünü dikme! Onlara karşı hüzne kapılma, kanatlarını müminler için indir.
Onlardan bir kısmını faydalandırdığımız şeylere sakın gözünü dikme! Onlar için üzülme, müminler için şefkat kanatlarını indir!
Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!
Hicr suresi, 89. ayet. وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ
De ki: "Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
ve de ki: "Bakın ben, evet ben (ilahi vahyi) açıklayan uyarıcıyım!"
ve de ki: "Haberiniz olsun, ben (Allah'ın vaad ettiği) açık sözlü uyarıcıyım!"
De ki: "Kesinlikle ben, evet ben apaçık bir uyarıcıyım. "
Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.
De ki: "Aslında, ben, apaçık bir uyarıcıyım!"
De ki: "Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: 'Ben apaçık bir uyarıcıyım.'
Ve de ki: "Benim o apaçık uyarıcı ben!"
Ve de ki haberiniz olsun; ben o neziri mübin ben
De ki: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."
Ve de ki: "Şübhesiz ben, (evet) ben (üstünüze inecek azab-ı ilahiyi) açıkça haber verenim".
De ki: Ben apaçık bir uyarıcıyım.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
De ki: ''Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.''
Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.
De ki: "Şurası kesin ki ben apaçık bir uyarıcıyım dipnot 1 ."
De ki "Ben her şeyi açıkça ortaya koyan bir uyarıcıyım."
Ve ben apaçık bir uyarıcıyım! de
Ve ben apaçık bir uyarıcıyım! de
Ve de ki: "Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!"
Hicr suresi, 90. ayet. كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ
Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.
Nitekim biz yalan yere yemin edenlere (azabı) indirmişizdir. dipnot 1
(Vahyi sana Biz indirdik), tıpkı (onu önceden) paramparça edenlere indirdiğimiz gibi.
(Bir ilahi kelam bağışladık sana), tıpkı onu (sonradan) bölüp parçalayanlara indirdiğimiz gibi,
İnzal ettiğimizi bölüp ayrıştıranlara (Tevrat ve İncil'i işlerine gelenler ve gelmeyenler olarak) olduğu gibi; sana da inzal ettik (hakikat BİLGİsini)!
Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi,
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara (onu bölük pörçük edenlere) azabı indirmişizdir.
İndirdiklerimizi bölüp parçalayanlar gibi.
"Nitekim biz, bölücülere azabı indirmişizdir."
Aynı şekilde o bölücülerle de...
Aynı şekilde o bölücülerle de ilgileneceğiz.
Tıpkı o taksim edenlere indirdiğimiz gibi.
Tıpkı indirdiğimiz gibi o taksimcilere
Muktesimlere dipnot 1 indirdiğimiz şey gibi.
Muktesimlere dipnot 1 indirdiğimiz şey gibi.
Muktesimlere dipnot 1 indirdiğimiz şey gibi.
Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi,
(90-91) Nitekim iş bölümü yapanlara, Kur'anı parçalayanlara da (öyle azab) indirmişdik.
Tıpkı o bölüşenlere indirdiğimiz gibi.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.
(Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)!
(Sana indirdiğimiz gibi) kitaplarını parçalara ayıranlara da kitap indirdik dipnot 1 .
Nitekim (dinlerini) bölüp ayıranlara da (cezayı) indireceğiz.
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.
Bölücülere indirdiğimiz gibi...
Aynı şekilde, o bölücülere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmiştik.
Hicr suresi, 91. ayet. ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ
Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur'an'ı da parça parça edenlerdir.
(91, 92, 93) Rabbine yemin olsun: Yaptıklarından dolayı mutlaka Kur'an'ı bölüp ayıranların hepsini sorguya çekeceğiz. dipnot 1
Onlar ki, (şimdi de) Kur'an'ı birbirinden kopuk sözler demeti olarak tasavvur ediyorlar.
işte onlar, (şimdi) Kur'an'ı da tutarsız, insicamsız bir anlam (demeti) olarak göstermek istiyorlar!
Kuran'ı, işlerine geldiği gibi böldüler (çıkarları yönünden Kuran'ı değerlendirdiler)!
Ki onlar Kur'anı parça parça kıldılar.
Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır.
Onlar da Kur'an'ı parçalara ayırdılar.
Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır.
Onlar ki Kuran'ı parçalara ayırdılar. dipnot 1
Onlar ki Kuran'ı parçalara ayırdılar.
O Kur'an'ı kısım kısım ayıranlara.
O, Kur'anı kısım kısım tefrık edenlere
Onlar şimdi de Kur'an'ı parça parça yaptılar. dipnot 1
Onlar şimdi de Kur'an'ı parça parça yaptılar. dipnot 1
Onlar şimdi de Kur'an'ı parça parça yaptılar. dipnot 1
Ki onlar Kuranı parça parça kıldılar.
(90-91) Nitekim iş bölümü yapanlara, Kur'anı parçalayanlara da (öyle azab) indirmişdik.
Onlar ki; Kur'an'ı parçalara ayırmışlardı.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
Onlar, Kur'an'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)
Onlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler.
Onlar Kur'an'ı da parçalara bölenlerdir dipnot 1 .
Bu Kur'an'ı parça parça edenlere.
Onlar, Kur'ân'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)
Onlar, Kur'an'ı parçalayan kimselerdir.
Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.