Diyanet İşleri
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Hicr suresi · 61–77. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hicr suresi, 61. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
(61, 62) (Melek) elçiler Lut'un ailesine gelince (Lut) onlara "Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!" dipnot 1 demişti.
Derken, elçiler Lut ailesinin (yanına) gelince
Ve elçiler, Lut'un evine gelince,
Bundan sonra irsal olunan melaike Lut'a geldi.
Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,
Elçiler Lût âilesine gelince,
Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde.
Elçiler Lut ailesine gelince,
Elçiler Lut'un ailesine geldiklerinde
Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde
Elçiler Lut ailesine geldikleri zaman,
Bunun üzerine vakta ki ali Luta mürseller geldiler
Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde,
Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde,
Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde,
Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,
Vaktaki elçi (melek) ler Lut ailesine geldi.
Elçiler Lut ailesine varınca;
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince...
Elçiler Lut ailesine geldiklerinde:
Elçiler Lut'un ailesine geldiklerinde dipnot 1 ,
Elçiler Lut ailesine vardılar,
Elçiler, Lût ailesine gelince
Elçiler, Lut ailesine gelince:
Elçiler Lut ailesine geldiklerinde,
Hicr suresi, 62. ayet. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
(61, 62) (Melek) elçiler Lut'un ailesine gelince (Lut) onlara "Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!" dipnot 1 demişti.
o dedi ki; "Bakın, siz tanınmayan garip kimselersiniz!"
(Lut onlara): "Doğrusu, siz (burada) tanınmayan kimselersiniz!" dedi.
(Lut) dedi ki: "Muhakkak ki siz yadırganacak birilerisiniz!"
(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz."
Lût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.
"Aslında, siz yabancısınız!" dedi.
Lut onlara, "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
"Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz" dedi.
(Lut:) 'Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz,' dedi.
Lut: "Siz, gerçekten ürkülecek bir topluluksunuz." dedi.
Siz, dedi: cidden ürkülecek bir kavmsiniz
Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.
Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.
Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.
(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten münker bir kavimsiniz."
(Lut) dedi ki: "Herhalde siz tanınmamış bir zümresiniz".
Lut: Doğrusu siz, tanınmamış kimselersiniz, dedi.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Lût onlara: "Doğrusu siz, hiç tanınmayan kimselersiniz" dedi.
(Lut): "Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!" dedi.
Lut (onlara): "Sizler buralarda tanınmayan kimselersiniz!" dedi dipnot 1 .
Lut dedi ki "Sizler tanınmamış bir topluluksunuz."
Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lût.
-Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lut.
Lut: "Siz tanınmayan kimlersiniz." dedi.
Hicr suresi, 63. ayet. قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ
Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."
(63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi. dipnot 1
Dediler ki: "Hayır, aksine biz sana onların kendisi hakkında kuşku içerisinde bocalayıp durdukları şeyi getirdik,
Onlar da: "Evet, fakat biz sana, (kötülükten yana olanların) şüphe edip durdukları şey(i duyurmak) için geldik" diye cevap verdiler,
Dediler ki: "Bilakis, biz sana onların şüpheli oldukları bir konuda (yaptıklarının sonucu azap) getirdik. "
"Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."
Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.
Dediler ki: "Hayır, onların kuşku duydukları şey için sana geldik!"
Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi getirdik."
Dediler ki: "Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik."
Dediler ki: ' Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik.'
Onlar: "Hayır, biz sana onların şüphe edip durduklarını getirdik.
Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik
Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"
Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"
Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"
"Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."
Onlar da: "Hayır, dediler, biz sana onların, hakkında şek etmekde oldukları şey'i (azabı) getirdik".
Onlar da: Biz, sana sadece onların şüphe edip durdukları azabı getirdik.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”
Dediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik,"
Onlar şöyle dediler: "Hayır! (endişelenme dipnot 1 ) Biz, başlarına gelip gelmeyeceğini tartıştıkları şeyle /ceza ile dipnot 2 sana geldik.
Dediler ki "Hayır, sana bunların inanmak istemedikleri şeyi getirdik.
Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.
-Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.
Dediler: "Gerçek şu ki biz, günahkarların, hakkında kuşku edip durdukları şeyi sana getirdik."
Hicr suresi, 64. ayet. وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
(63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi. dipnot 1
ve biz sana tartışılmaz bir gerçekle geldik; zira unutma ki biz sadece doğruyu söyleriz.
"ve sana (gerçekleşmesi kaçınılmaz olan) hakkı getirdik; çünkü, kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz".
"Biz sana Hak olarak geldik ve biz sözümüze sadığız. "
"Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
"Sana, gerçeği getirdik. Kuşkusuz, doğruyu söylüyoruz!"
"Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz."
"Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz."
'Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz.'
Sana gerçekle geldik, emin ol biz doğru söyleyenleriz.
Ve sana emri hakkile geldik, emin ol biz sadıklarız
"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."
"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."
"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."
"Sana gerçeği getirdik, Biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."
"Sana Hak (kın emri) ile geldik. Biz şübhesiz doğru söyleyenleriz".
Gerçekle geldik sana. Biz, şüphesiz doğru söyleyenleriz, dediler.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
“Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
"Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz!"
Sana (Allah'tan gelen) gerçeği getirdik dipnot 1 . Biz kesinlikle özü sözü doğru kimseleriz.
Sana bunların hak ettiği şeyi getirdik. Bizler dosdoğru kimseleriz.
Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.
Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.
"Sana gerçeği getirdik. Biz, özü, sözü doğru olanlarız."
Hicr suresi, 65. ayet. فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
Gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü; sen de arkalarından git! dipnot 1 Sizden kimse sakın dönüp de arkasına bakmasın; sizden istenen yere doğru gidin!
Şu durumda sen gecenin bir vaktinde aileni yola çıkar, sen de onların arkalarından peşlerine takıl! Sizden hiç kimsenin gözü arkada kalmasın! Emredildiğiniz yere doğru ilerleyin!"
Bu durumda artık sen, ailenle birlikte gecenin bir vaktinde yola koyul; sen onları geriden takip et; sizden hiç kimse arkasına bakmasın; yalnızca emredildiğiniz yöne doğru ilerleyin".
"O halde gecenin bir bölümünde aileni al, uzaklaştır. . . Sen de arkalarından takip et. . . Sizden hiçbir kimse geriye bakmasın. . . Emrolunduğunuz tarafa geçin - gidin!"
"Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin."
Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin.»
"Gecenin bir bölümünde, aileni hemen yola çıkar ve arkalarından onları izle. Aranızdan hiç kimse arkasına bakmasın. Size buyruk verilen yere gidin!"
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü! Sizden hiç kimse, sakın dönüp de arkasına bakmasın; istenen yere gidiniz."
"Geceleyin ailenle birlikte çık. Arkalarından izle ve hiçbiriniz arkaya bakmasın. Size emredilen yere gidin."
'Geceleyin ailenle birlikte çık. Arkalarından izle ve hiç biriniz arkaya bakmasın. Size emredilen yere gidin.'
Hemen gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiçbir kimse arkasına bakmasın ve emrolunduğunuz yere geçin gidin!"
Hemen gecenin bir kısmında ehlini yürüt ve sen arkalarından git ve içinizden hiç bir kimse ardına bakmasın, emrolunduğunuz yere geçin gidin
"Hemen gecenin bir bölümünde, aileni dipnot 1 yola çıkar, arkalarından onları takip et. Sağa sola takılıp oyalanmadan, bir an önce emrolunduğunuz dipnot 2 yere doğru gidin."
"Hemen gecenin bir bölümünde, aileni dipnot 1 yola çıkar, arkalarından onları takip et. Sağa sola takılıp oyalanmadan, bir an önce emrolunduğunuz dipnot 2 yere doğru gidin."
"Hemen gecenin bir bölümünde, aileni dipnot 1 yola çıkar, arkalarından onları takip et. Sağa sola takılıp oyalanmadan, bir an önce emrolunduğunuz dipnot 2 yere doğru gidin."
"Hemen ehlini (aileni) gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; buyrulduğunuz yere gidin."
"O halde gecenin bir kısmında aileni yürüt, sen de arkalarından git. Sizden kimse ardına (dönüb) bakmasın. Emr olunacağınız yere geçib gidin".
O halde geceleyin bir ara aileni yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiç biriniz arkaya bakmasın ve emrolunduğunuz yere doğru yürüyün, demişlerdi.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
'Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.''
"Hemen gecenin bir parçasında aileni yürüt, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse ardına dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere gidin!"
Bu gecenin bir bölümünde (seher vaktinde dipnot 1 ) aileni en yukarıya çıkar dipnot 2 ; sen de arkalarından git. İçinizden kimse dönüp arkasına bakmasın. Gitmeniz emredilen tarafa doğru gidin."
Eski Ahit · Yaratılış 19:17
Kent dışına çıkınca, adamlardan biri Luta, “Kaç, canını kurtar, arkana bakma” dedi, “Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin.” Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar; sen de arkalarından git. İçinizden kimse geriye dönüp bakmasın. Sizden istenen yere kadar geçip gidin."
Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola çıkar. Sen de onların arkasından git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolunduğunuz yere gidin.
Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola çıkar. Sen de onların arkasından git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolonduğunuz yere gidin.
"Gecenin bir yerinde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından onları izle. Hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere kadar gidin."
Hicr suresi, 66. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."
Ona (Lut'a) şu hükmümüzü vahyetmiştik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların kökü kesilmiş olacaktır." dipnot 1
Ve ona şu kesin kararımızı bildirdik: "İşte bu güruhun kökü gün ağarırken tamamen kazınmış olacaktır!"
Ve (elçilerimiz aracılığıyla) o'na şu hükmü tebliğ ettik: "Bu (günahkar)ların son kalıntıları da sabaha varmadan silinip ortadan kaldırılacaktır".
Ona şu işi hükmettik: "Kesinlikle bunlar sabahlarken arkaları kesilmiş olacaktır. "
Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."
Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: «Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.»
Ona, şu buyruğu da bildirdik: "Sabaha varmadan, onların arkası kesilecektir!"
Lut'a şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır."
‘Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.
'Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.
Ona kesin olarak şu emri vahyettik: "Sabaha çıkarken şunların arkaları katiyyen kesilecek."
Ona kat'i olarak şu emri vahyettik: sabaha çıkarlarken şunların arkaları kat'iyyen kesilecek
Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.
Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.
Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.
Ve onlara şu buyruğu verdik (kaza): "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."
Ona şu (kat'i) emri vahyetdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası behemehal kesilmiş olacakdır".
Böylece ona bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlayacaklarını bildirdik.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: ''Sabaha çıkarken onların arkası/kökü kesilmiş olacak.''
Ona: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik.
Şu kararımızı Lut'a bildirdik: "Sabaha erdiklerinde bunların kökü kesilmiş olacaktır." dipnot 1
Şu kesin kararı ona bildirdik: "Sabaha girdiklerinde bunların kökü kesilmiş olacaktır."
Ona, sabahleyin onların arkasının/kökünün kesileceğini vahyettik.
Ona, Sabahleyin onların arkasının kesilmiş olacağı hususunu da açıklamıştık.
Ona şu emri bir hüküm olarak ilettik: Şunlar, kökleri kesilmiş olarak sabahlayacaklardır.
Hicr suresi, 67. ayet. وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
Şehir halkı sevinerek geldiler.
Şehrin (sapkın) halkı sevinç içinde (Lut'un yanına) gelmişlerdi.
Derken, şehir halkı sevinç çığlıkları atarak gelip (kapıya dayandı).
Bu arada, şehir halkı sevinerek (Lut'a) geldiler.
Şehir halkı sevinerek geldi.
Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi.
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler.
Kent halkı, sevinçle geldi.
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak geldiler.
Kent halkı neşe içinde geldiler.
Kent halkı neşe içinde geldiler.
Şehir halkı da haber alıp keyifle gelmişlerdi.
Şehir ahalisi de haber alıb keyf içinde gelmişlerdi
Şehir halkı sevinerek geldiler.
Şehir dipnot 1 halkı sevinerek geldiler.
Şehir dipnot 1 halkı sevinerek geldiler.
Şehir ehli birbirlerine müjdeler vererek geldi.
Şehir halkı sevine sevine (müsafirlerin yanına) geldi.
Şehir halkı sevinerek geldiler.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Şehir halkı sevinerek geldiler.
(Lut kavminin oturduğu Sodom) Kent(inin) halkı, (Lut'un genç konuklarını duyup) sevinerek geldiler.
(Daha önce) Şehir halkı, (misafirleri görünce) birbirlerine müjdeler vererek gelmişti dipnot 1 .
Bundan önce şehir halkı, bir birlerine müjdeler vererek gelmişlerdi.
Şehir halkı sevinçle geldi.
Şehir halkı sevinçle geldi.
Şehir halkı, elçileri duymanın sevinci içinde geldi.
Hicr suresi, 68. ayet. قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ
Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."
(Lut onlara:) "Bunlar, benim misafirimdir; sakın beni utandırmayın!
(Lut) dedi ki: "Bakın, onlar benim konuklarımdır! Sakın bir rezalet çıkarayım demeyin!
(Lut) seslendi: "Bakın, bunlar benim konuklarım;" dedi, "beni utandırmayın,
(Lut) dedi ki: "Bu kişiler benim misafirlerimdir. . . Beni utandırmayın. "
(Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp dillere düşürmeyin" dedi.
(Lût) onlara «Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın; dedi.
Dedi ki: "Bunlar konuklarımdır; sakın beni utandırmayın!"
Lut onlara, "Bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni utandırmayınız!"
"Bunlar konuklarımdır, sakın beni utandırmayın."
'Bunlar konuklarımdır, sakın beni utandırmayın.'
Lut onlara: "Aman ha, onlar benim konuklarımdır; artık beni rezil etmeyin.
Amanın dedi onlar benim müsafirlerim, artık beni rüsvay etmeyin
Lut: "Bunlar benim misafirlerim. Sakın beni mahcup etmeyin;"
Lut: "Bunlar benim misafirlerim. Sakın beni mahcup etmeyin;
Lut: "Bunlar benim misafirlerim. Sakın beni mahcup etmeyin;
(Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp dillere düşürmeyin" dedi.
(Lut) dedi ki: "Hakıykat bunlar benim müsafirlerimdir. Binaenaleyh beni rüsvay etmeyin".
Dedi ki: Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni mahcub etmeyin.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”
(Lut onlara): "Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcubetmeyin!"
Lut da şöyle demişti: "Bunlar benim misafirlerim; aman beni utandırmayın.
Lut şöyle demişti: "Bunlar benim konuklarım; onların yanında beni utandırmayın.
Lût: "Bunlar benim misafirlerim, beni rezil etmeyin" dedi.
Lut: -Bunlar benim misafirlerim, beni rezil etmeyin, dedi.
Lut dedi: "Bunlar benim konuklarımdır, aman beni utandırmayın!"
Hicr suresi, 69. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ
"Allah'a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın" dedi.
Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Beni rezil etmeyin!" dipnot 1 demişti.
Ve Allah'tan korkun; beni de utanç içinde bırakmayın!"
Allah'tan korkun da beni rüsvay etmeyin!"
"Allah'tan çekinin ve beni rezil etmeyin!"
"Allah'tan korkup sakının ve beni küçük düşürmeyin."
Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!»
"Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve beni küçük düşürmeyin!"
"Allah'tan sakının, beni rezil etmeyin!" dedi.
"ALLAH'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.
'ALLAH 'tan korkun, beni rezil etmeyin,' dedi.
Allah'tan korkun, beni utandırmayım" dedi.
Allahtan korkun, beni utandırmayın
"Allah'a karşı takva sahibi olun. Beni rezil etmeyin." dedi.
Allah'a karşı takva sahibi olun. Beni rezil etmeyin." dedi.
Allah'a karşı takva sahibi olun. Beni rezil etmeyin." dedi.
"Tanrı'dan korkup sakının ve beni küçük düşürmeyin."
"Allahdan korkun. Beni tasalandırmayın".
Allah'tan korkun da beni rezil etmeyin.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
"Allah’tan korkun da, beni utandırmayın!''
"(Ne olur), Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!"
Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının! Beni rezil etmeyin!" dipnot 1
Allah'tan çekinin de beni rezil etmeyin.
"Allah’tan korkun, beni rüsva etmeyin."
Allah'tan korkun, beni utandırmayın.
"Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin."
Hicr suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik" dediler.
(Kavmi:) "Biz seni, elalemden (başkalarının işine karışmaktan) engellememiş miydik?" demişlerdi.
Şöyle çıkıştılar: "Yok ya! Biz seni el alemin işine karışmaman konusunda uyarmamış mıydık?"
Cevap verdiler: "Biz sana insanlarla görüşmeyi, (onlara kol kanat germeyi) yasaklamamış mıydık?"
Dediler ki: "Biz sana başkalarının işine karışma demedik mi?"
Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?"
Kavmi de Lût'a şöyle demişlerdi: "Seni âlemlerden (birini misafir etmekten) menetmemiş miydik?
"Senin insanlarla ilgilenmeni yasaklamamış mıydık?" dediler.
Bunun üzerine onlar da, "Biz seni başkalarının işine karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler.
"İnsanlarla iletişimden seni menetmemiş miydik?" dediler.
'İnsanlarla diyalog kurmaktan seni menetmemiş miydik,' dediler.
Onlar: "Biz sana aleme karışmayı yasaklamadık mı?" dediler.
Seni dediler, alemden nehyetmedikmi?
Şehir halkı: "Seni, başkalarının işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler.
Şehir dipnot 1 halkı: "Seni, başkalarının işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler.
Şehir dipnot 1 halkı: "Seni, başkalarının işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler.
Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?"
"Biz seni, dediler, elaleme karışmakdan, (bizim bu gibi işlerimize müdahale etmekden) men etmedik mi"?
Dediler ki: Biz seni alemlerden men'etmemiş miydik?
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Onlar: "Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler.
"Seni alemlerden (başkalarının işine karışmaktan) menetmemiş miydik?" dediler.
"Seni el alemin işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler dipnot 1 .
Onlar şu karşılığı vermişlerdi: "Sana kimsenin işine karışma dememiş miydik?"
"Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler.
-Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı? dediler.
Dediler: "Seni el alemin işiyle uğraşmaktan men etmemiş miydik?"
Hicr suresi, 71. ayet. قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.
(Lut:) "İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin)!" demişti. dipnot 1
(Lut) dedi ki: "İşte kızlarım; tabi ille de bu işi yapacaksınız!.."
(Lut:) "(Niyetli olduğunuz şeyi) ille yapacaksanız," dedi, "işte bunlar benim kızlarım, (onları alın)!"
(Lut) dedi ki: "Eğer bu ise yapmak istediğiniz, işte kızlarım!"
Dedi ki: "Eğer yapmak istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım."
(Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.
Dedi ki: "İşte bunlar, kızlarım; eğer yapacaksanız?"
Lut, "Eğer düşündüğünüzü yapacaksanız, işte kızlarım, onlarla evlenin!" dedi.
"İşte benim kızlarım" dedi, "İlla da istiyorsanız!" dipnot 1
'İşte benim kızlarım,' dedi, 'İlla da istiyorsanız!'
Lut: "İşte şunlar kızlarım, eğer yapacaksanız!" dedi,
Ta şunlar kızlarım, eğer yapacaksanız dedi
Lut. "Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım. dipnot 1 " dedi.
Lut. "Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım. dipnot 1 " dedi.
Lut. "Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım. dipnot 1 " dedi.
Dedi ki: "Eğer yapmak istiyorsanız, işte bunlar benim kızlarım."
(Lut) dedi: "Eğer (dediğinizi) yapıcılarsanız işte bunlar, (işte) kızlarım".
Dedi ki: Yapacaksanız işte bunlar, benim kızlarım.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Lût: "Eğer evlilik yapacaksanız, işte kızlarım!" dedi.
"Eğer yapacaksanız, işte kızlarım." dedi.
Lut da şöyle dedi: "Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım (onlarla evlenin) dipnot 1 !"
Lut da şöyle demişti: "Eğer yaklaşmak istiyorsanız, işte kızlarım, (onlarla evlenin dipnot 1 .)
"Eğer yapacaksanız (evlenecekseniz) işte kızlarım!" dedi.
-Eğer evlenecekseniz işte kızlarım! dedi.
Lut dedi: "Eğer bir şey yapacaksanız, işte kızlarım!"
Hicr suresi, 72. ayet. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.
(Melekler Lut'a) şöyle demişlerdi: "Ömrüne yemin olsun: Şüphesiz ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı." dipnot 1
(Melekler) "Hay, sen bin yaşa!" dediler; "Baksana, onlar (şehvet) sarhoşluğuyla (gömüldükleri günah bataklığı) içerisinde debelenip duruyorlar!"
(Fakat melekler Lut'a:) "Canı sağolasıca!" dediler, "(Onlar bu durumda seni hiç dinlerler mi?) Baksana, (şehvetten) gözleri dönmüş, körcesine sendeleyip, öteye beriye sarkıntılık yapıp duruyorlar!"
Yaşamına yemin olsun ki, onlar (zevk) sarhoşlukları içinde, kör ve şaşkın bocalıyorlar!
Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.
(Rasûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Ne yazık ki, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. dipnot 193
Senin ömrüne andolsun ki onlar, sarhoşluklarının içinde bocalıyorlardı.
Yaşına ant olsun, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Ne yazık ki onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Resulüm, ömrüne yemin ederim ki, gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı.
Resulüm! ömrüne kasem olsun ki hakikaten onlar serhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı
Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Sana ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.
(Habibim) seni ebedi yad-ı cemiline yemin ederim ki onlar serhoşlukları (azgınlıkları) içinde muhakkak serseri bir halde idiler.
Senin ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde muhakkak serseri bir halde idiler.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
(Ey Muhammed!) Hayatına yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar dipnot 1 .
(Muhammed!) Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalar halde duruyorlardı.
(Ey Muhammed!) Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.
Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.
Ve şafak ağarırken, onları (dehşetli) sayha kıskıvrak yakalayıverdi;
Ve derken, tan yeri ağarırken, (hak ettikleri azabın) gürültüsü apansız yakaladı onları
Güneş doğarken, o korkunç titreşimli ses onları yakaladı.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Sonunda, tan yeri aydınlanırken, bir gürleme onları yakaladı.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.
Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.
Derken, güneş doğmaya başlarken onları, o sayha, korkunç ses tutuverdi.
Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Derken onları, işrak vakfına girdikleri sırada, o (korkunç) ses yakalayıverdi.
Tan yeri ağarırken çığlık onları yakalayıverdi.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Derken Güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.
Gün doğarken o yüksek ses onları yakaladı dipnot 1 .
Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.
Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.
Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.
Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.
Hicr suresi, 74. ayet. فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Hemen oranın üstünü altına getirmiştik. Üzerlerine (balçıktan) pişirilmiş (sert) taşlar yağdırmıştık. dipnot 1
ve oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine (püskürtü halinde) akkor balçıktan taşlar yağdırdık.
ve böylece (bu günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.
Oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine siccilden taşlar (pişirilmiş taşlaşmış çamur - volkanik lav) yağdırdık.
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Böylece, altını üstüne getirdik ve katılaşmış çamurdan taşları onların üzerine yağdırdık. dipnot 194
Yeni Ahit · Luka 17:29
Ama Lutun Sodomdan ayrıldığı gün gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.
Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.
Derhal şehirlerinin üstünü altına getirdik ve balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık üzerlerine.
Derhal şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık
Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.
Hemen (şehirlerinin) üstünü altına getirdik. Tepelerine de balçıkdan pişirilmiş bir taş (yağmuru) yağdırdık.
Ülkelerinin üstünü altına getirdi. Üzerlerine sert taş yağdırdık.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.
O şehrin altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan taş yağdırdık dipnot 1 .
Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.
Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Tavanlarını yerin dibine geçirdik. Üzerlerine de yağmur gibi pişmiş taşlar yağdırdık.
O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Hicr suresi, 75. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
Şüphesiz ki bunda anlayış sahipleri için dersler vardır.
Kuşku yok ki bütün bunlarda, işaretleri okumasını bilen kimselerin alacağı nice ibretler vardır.
Şüphesiz, bütün bunlarda, işaretlerden anlam çıkarmasını bilen kimseler için çıkarılacak nice dersler vardır.
Gerçek ki, bu olayda feraset sahipleri (görünüşten, içyüzünü farkedenler) için işaretler vardır. Not: Bir hadis-i şerif'te şöyle buyurulur: Rasulullah: "İtteku firasetelMu'mini, fe innehu yenzuru BiNurillahi teala. . . Sümme karae; inne fiy zalike leayatin lilMütevessimiyn: Mu'minin ferasetinden sakının (dikkate alın), çünkü o, B sırrınca Allahu Teala'nın Nur'u ile bakar. . . " Sonra bu 75. ayeti okudu.
Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır.
İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır.
Aslında, işte bunda, anlayış yetisi olanlar için kesinlikle bir gösterge vardır.
İşte bunda feraset/güçlü anlayış sahipleri için işaretler vardır.
Bunda, inceleyip araştıranlar için dersler vardır.
Bunda, inceleyip araştıranlar için dersler vardır.
Elbette bunda düşünce ve anlayışı olanlara deliller vardır.
elbette bunda fikr-u firaseti olanlara ayetler var
Bunda, derin kavrayış yetisi dipnot 1 olanlar için kesinlikle ayetler dipnot 2 vardır.
Bunda, derin kavrayış yetisi dipnot 1 olanlar için kesinlikle ayetler dipnot 2 vardır.
Bunda, ibret almak isteyenler için kesinlikle ayetler dipnot 1 vardır.
Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır.
Elbette bunda fikr-ü firaseti olanlar için ibretler vardır.
Bunda görebilenler için ayetler vardır.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
Şüphesiz bunda işaretten anlayanlara (nice) ibretler vardır.
Kalıntıları okuyabilenler için dipnot 1 bunda kesin ayetler /belgeler vardır.
İnceleme yapmak isteyenler için dipnot 1 bunda kesin belgeler (ayetler) vardır.
İbret almak isteyenlere bu olayda işaretler vardır.
İbret almak isteyenlere bu olayda işaretler vardır.
Hiç kuşkusuz, bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.
Hicr suresi, 76. ayet. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Onlar gözler önünde duran bir yol üzerindedir. dipnot 1
Yine kuşku yok ki bu (şehir)ler, (hala) varlığı sabit bir yol üzerindedirler.
Çünkü, gerçekten de (sözü geçen) bu (şehirler) bugün hala yerinde durmakta olan bir yol üzerindeydiler.
Muhakkak ki o şehir, insanların yolları üzerindedir.
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Aslında, bir yol üzerinde duruyor.
Onlar hala gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Ve o yol üzerinde durmaktadır.
Ve o (yıkıntı kent), yol üzerinde durmaktadır.
Ve o harabe yol üstünde duruyor.
Hem o harabe yol üstünde duruyor
O, dipnot 1 bir yol üzerinde durmaktadır.
O dipnot 1 , bir yol üzerinde durmaktadır.
O dipnot 1 , bir yol üzerinde durmaktadır.
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.
O (şehrin haraabeleri) hakıykat (herkesin göreceği, Kureyşin işlediği) bir yol üstünde (haala) durucudur.
O yerler, işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
O ayetler (ibret veren kalıntılar) kullanılmaya devam eden bir yol üzerindedir dipnot 1 .
Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadırlar.
O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
Orası işlek bir yol üstündedir.
O kentin izleri/işaretleri, hala işleyen bir yol üzerindedir.
Hicr suresi, 77. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
Doğrusu bunda iman edenler için bir ders vardır.
Kuşkusuz bütün bunlarda iman sahiplerinin alacağı nice ibretler vardır.
Şüphesiz, bütün bunlarda (Allah'a) inanan kimseler için çıkarılacak bir ders vardır.
Elbette ki bunda iman edenlerce alınası dersler vardır.
Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.
Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.
Aslında, işte bunda, inananlar için kesinlikle bir gösterge vardır.
Hakikaten bunda iman edenler için büyük bir ders vardır.
Bunda, iman edenler için bir işaret vardır.
Bunda, inananlar için bir işaret vardır.
Kesinlikle bunda imanı olanlar için bir ibret vardır.
elbette bunda iymanı olanlar için bir ayet var
Bunda, iman edenler için bir ayet dipnot 1 vardır.
Bunda, inananlar için bir ayet dipnot 1 vardır.
Bunda, mü'minler için bir ayet dipnot 1 vardır.
Elbette, bunda inançlılar için gerçekten bir ayet vardır.
Bunda iman edenler için muhakkak bir ibret vardır.
Muhakkak ki bunda, inananlar için ayetler vardır.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Şüphesiz bunda, Müminler için de bir işaret vardır.
Elbette bunda inananlar için bir ibret vardır.
Bunda inananlar için de tam bir ayet /belge vardır dipnot 1 .
Bunda inananlar için kesin bir belge (ayet) vardır.
Bunda müminler için de bir işaret vardır.
Bunda müminler için de bir belge vardır.
İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.