Hicr suresi · 61–77. ayetler

Lût kavminin helâki

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hicr suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 61. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (61, 62) (Melek) elçiler Lut'un ailesine gelince (Lut) onlara "Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!" dipnot 1 demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [münkerûn] kelimesi sanıldığı gibi "çirkin, nefret edilen" değil, "tanınmayanlar" demektir. Çünkü bir peygamberle konuşan melekler kesinlikle çirkinlikle, nefretle vs. olumsuz sıfatlarla anılamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, elçiler Lut ailesinin (yanına) gelince

    Muhammed Esed

    Ve elçiler, Lut'un evine gelince,

    Ahmed Hulusi

    Bundan sonra irsal olunan melaike Lut'a geldi.

    Ali Bulaç

    Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,

    Ali Özek ve heyeti

    Elçiler Lût âilesine gelince,

    Ali Rıza Safa

    Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde.

    Bayraktar Bayraklı

    Elçiler Lut ailesine gelince,

    Edip Yüksel

    Elçiler Lut'un ailesine geldiklerinde

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elçiler Lut ailesine geldikleri zaman,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine vakta ki ali Luta mürseller geldiler

    Erhan Aktaş

    Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde,

    Gültekin Onan

    Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki elçi (melek) ler Lut ailesine geldi.

    İbni Kesir

    Elçiler Lut ailesine varınca;

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince...

    Süleyman Ateş

    Elçiler Lut ailesine geldiklerinde:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçiler Lut ailesine vardılar,

    Şaban Britch

    Elçiler, Lût ailesine gelince

    Şaban Piriş

    Elçiler, Lut ailesine gelince:

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elçiler Lut ailesine geldiklerinde,

  2. Hicr suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 62. ayet. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

    Diyanet İşleri

    (61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (61, 62) (Melek) elçiler Lut'un ailesine gelince (Lut) onlara "Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!" dipnot 1 demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [münkerûn] kelimesi sanıldığı gibi "çirkin, nefret edilen" değil, "tanınmayanlar" demektir. Çünkü bir peygamberle konuşan melekler kesinlikle çirkinlikle, nefretle vs. olumsuz sıfatlarla anılamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    o dedi ki; "Bakın, siz tanınmayan garip kimselersiniz!"

    Muhammed Esed

    (Lut onlara): "Doğrusu, siz (burada) tanınmayan kimselersiniz!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (Lut) dedi ki: "Muhakkak ki siz yadırganacak birilerisiniz!"

    Ali Bulaç

    (Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    Lût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, siz yabancısınız!" dedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Lut onlara, "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

    Edip Yüksel

    "Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Lut:) 'Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Lut: "Siz, gerçekten ürkülecek bir topluluksunuz." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz, dedi: cidden ürkülecek bir kavmsiniz

    Erhan Aktaş

    Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.

    Gültekin Onan

    (Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten münker bir kavimsiniz."

    Hasan Basri Çantay

    (Lut) dedi ki: "Herhalde siz tanınmamış bir zümresiniz".

    İbni Kesir

    Lut: Doğrusu siz, tanınmamış kimselersiniz, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Lût onlara: "Doğrusu siz, hiç tanınmayan kimselersiniz" dedi.

    Süleyman Ateş

    (Lut): "Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut dedi ki "Sizler tanınmamış bir topluluksunuz."

    Şaban Britch

    Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lût.

    Şaban Piriş

    -Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lut.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Lut: "Siz tanınmayan kimlersiniz." dedi.

  3. Hicr suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 63. ayet. قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."

    Mehmet Okuyan

    (63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: ‘Ankebût 29:31-34; Zâriyât 51:31-34.

    Mustafa İslamoğlu

    Dediler ki: "Hayır, aksine biz sana onların kendisi hakkında kuşku içerisinde bocalayıp durdukları şeyi getirdik,

    Muhammed Esed

    Onlar da: "Evet, fakat biz sana, (kötülükten yana olanların) şüphe edip durdukları şey(i duyurmak) için geldik" diye cevap verdiler,

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Bilakis, biz sana onların şüpheli oldukları bir konuda (yaptıklarının sonucu azap) getirdik. "

    Ali Bulaç

    "Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Hayır, onların kuşku duydukları şey için sana geldik!"

    Bayraktar Bayraklı

    Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi getirdik."

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: ' Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Hayır, biz sana onların şüphe edip durduklarını getirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik

    Erhan Aktaş

    Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

    Gültekin Onan

    "Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar da: "Hayır, dediler, biz sana onların, hakkında şek etmekde oldukları şey'i (azabı) getirdik".

    İbni Kesir

    Onlar da: Biz, sana sadece onların şüphe edip durdukları azabı getirdik.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik,"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Hayır, sana bunların inanmak istemedikleri şeyi getirdik.

    Şaban Britch

    Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.

    Şaban Piriş

    -Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Gerçek şu ki biz, günahkarların, hakkında kuşku edip durdukları şeyi sana getirdik."

  4. Hicr suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 64. ayet. وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    Diyanet İşleri

    "Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

    Mehmet Okuyan

    (63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: ‘Ankebût 29:31-34; Zâriyât 51:31-34.

    Mustafa İslamoğlu

    ve biz sana tartışılmaz bir gerçekle geldik; zira unutma ki biz sadece doğruyu söyleriz.

    Muhammed Esed

    "ve sana (gerçekleşmesi kaçınılmaz olan) hakkı getirdik; çünkü, kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz".

    Ahmed Hulusi

    "Biz sana Hak olarak geldik ve biz sözümüze sadığız. "

    Ali Bulaç

    "Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."

    Ali Özek ve heyeti

    Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.

    Ali Rıza Safa

    "Sana, gerçeği getirdik. Kuşkusuz, doğruyu söylüyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz."

    Edip Yüksel

    "Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sana gerçekle geldik, emin ol biz doğru söyleyenleriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sana emri hakkile geldik, emin ol biz sadıklarız

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği. Allah'tan aldığımız bilgiyi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan aldığımız bilgiyi.

    Gültekin Onan

    "Sana gerçeği getirdik, Biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."

    Hasan Basri Çantay

    "Sana Hak (kın emri) ile geldik. Biz şübhesiz doğru söyleyenleriz".

    İbni Kesir

    Gerçekle geldik sana. Biz, şüphesiz doğru söyleyenleriz, dediler.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”

    Süleyman Ateş

    "Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana bunların hak ettiği şeyi getirdik. Bizler dosdoğru kimseleriz.

    Şaban Britch

    Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.

    Şaban Piriş

    Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sana gerçeği getirdik. Biz, özü, sözü doğru olanlarız."

  5. Hicr suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 65. ayet. فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

    Diyanet İşleri

    "Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."

    Mehmet Okuyan

    Gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü; sen de arkalarından git! dipnot 1 Sizden kimse sakın dönüp de arkasına bakmasın; sizden istenen yere doğru gidin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hûd 11:81.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu durumda sen gecenin bir vaktinde aileni yola çıkar, sen de onların arkalarından peşlerine takıl! Sizden hiç kimsenin gözü arkada kalmasın! Emredildiğiniz yere doğru ilerleyin!"

    Muhammed Esed

    Bu durumda artık sen, ailenle birlikte gecenin bir vaktinde yola koyul; sen onları geriden takip et; sizden hiç kimse arkasına bakmasın; yalnızca emredildiğiniz yöne doğru ilerleyin".

    Ahmed Hulusi

    "O halde gecenin bir bölümünde aileni al, uzaklaştır. . . Sen de arkalarından takip et. . . Sizden hiçbir kimse geriye bakmasın. . . Emrolunduğunuz tarafa geçin - gidin!"

    Ali Bulaç

    "Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin."

    Ali Özek ve heyeti

    Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin.»

    Ali Rıza Safa

    "Gecenin bir bölümünde, aileni hemen yola çıkar ve arkalarından onları izle. Aranızdan hiç kimse arkasına bakmasın. Size buyruk verilen yere gidin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü! Sizden hiç kimse, sakın dönüp de arkasına bakmasın; istenen yere gidiniz."

    Edip Yüksel

    "Geceleyin ailenle birlikte çık. Arkalarından izle ve hiçbiriniz arkaya bakmasın. Size emredilen yere gidin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Geceleyin ailenle birlikte çık. Arkalarından izle ve hiç biriniz arkaya bakmasın. Size emredilen yere gidin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hemen gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiçbir kimse arkasına bakmasın ve emrolunduğunuz yere geçin gidin!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hemen gecenin bir kısmında ehlini yürüt ve sen arkalarından git ve içinizden hiç bir kimse ardına bakmasın, emrolunduğunuz yere geçin gidin

    Erhan Aktaş

    "Hemen gecenin bir bölümünde, aileni dipnot 1 yola çıkar, arkalarından onları takip et. Sağa sola takılıp oyalanmadan, bir an önce emrolunduğunuz dipnot 2 yere doğru gidin."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sana inanç bağı ile bağlı olanları, taraftarlarını.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gitmeniz gereken yere kadar gidin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hemen gecenin bir bölümünde, aileni dipnot 1 yola çıkar, arkalarından onları takip et. Sağa sola takılıp oyalanmadan, bir an önce emrolunduğunuz dipnot 2 yere doğru gidin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sana inanç bağı ile bağlı olanları, taraftarlarını.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gitmeniz gereken yere kadar gidin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hemen gecenin bir bölümünde, aileni dipnot 1 yola çıkar, arkalarından onları takip et. Sağa sola takılıp oyalanmadan, bir an önce emrolunduğunuz dipnot 2 yere doğru gidin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sana inanç bağı ile bağlı olanları, taraftarlarını.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gitmeniz gereken yere kadar gidin.

    Gültekin Onan

    "Hemen ehlini (aileni) gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; buyrulduğunuz yere gidin."

    Hasan Basri Çantay

    "O halde gecenin bir kısmında aileni yürüt, sen de arkalarından git. Sizden kimse ardına (dönüb) bakmasın. Emr olunacağınız yere geçib gidin".

    İbni Kesir

    O halde geceleyin bir ara aileni yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiç biriniz arkaya bakmasın ve emrolunduğunuz yere doğru yürüyün, demişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    'Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.''

    Süleyman Ateş

    "Hemen gecenin bir parçasında aileni yürüt, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse ardına dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere gidin!"

    Süleymaniye Vakfı

    Bu gecenin bir bölümünde (seher vaktinde dipnot 1 ) aileni en yukarıya çıkar dipnot 2 ; sen de arkalarından git. İçinizden kimse dönüp arkasına bakmasın. Gitmeniz emredilen tarafa doğru gidin."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      " "En yukarıya çıkar" anlamı verdiğimiz kelime "her şeyin en yükseği" anlamına gelen "serah (سَرَاة)"dan türemiştir (Müfredat (سرى) mad), (Hud 11/81). Tevrat'ta da yer alan "yukarıya çıkar!" emri, gelecek azaptan kurtulmaları için Lut aleyhisselamın, ailesini dağa çıkması emridir (
      Tekvin 19/17 — Eski Ahit, Yaratılış; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yaratılış 19:17

      Kent dışına çıkınca, adamlardan biri Luta, “Kaç, canını kurtar, arkana bakma” dedi, “Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar; sen de arkalarından git. İçinizden kimse geriye dönüp bakmasın. Sizden istenen yere kadar geçip gidin."

    Şaban Britch

    Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola çıkar. Sen de onların arkasından git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolunduğunuz yere gidin.

    Şaban Piriş

    Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola çıkar. Sen de onların arkasından git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolonduğunuz yere gidin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Gecenin bir yerinde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından onları izle. Hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere kadar gidin."

  6. Hicr suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 66. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."

    Mehmet Okuyan

    Ona (Lut'a) şu hükmümüzü vahyetmiştik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların kökü kesilmiş olacaktır." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hûd 11:81.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ona şu kesin kararımızı bildirdik: "İşte bu güruhun kökü gün ağarırken tamamen kazınmış olacaktır!"

    Muhammed Esed

    Ve (elçilerimiz aracılığıyla) o'na şu hükmü tebliğ ettik: "Bu (günahkar)ların son kalıntıları da sabaha varmadan silinip ortadan kaldırılacaktır".

    Ahmed Hulusi

    Ona şu işi hükmettik: "Kesinlikle bunlar sabahlarken arkaları kesilmiş olacaktır. "

    Ali Bulaç

    Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."

    Ali Özek ve heyeti

    Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: «Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.»

    Ali Rıza Safa

    Ona, şu buyruğu da bildirdik: "Sabaha varmadan, onların arkası kesilecektir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Lut'a şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır."

    Edip Yüksel

    ‘Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ona kesin olarak şu emri vahyettik: "Sabaha çıkarken şunların arkaları katiyyen kesilecek."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ona kat'i olarak şu emri vahyettik: sabaha çıkarlarken şunların arkaları kat'iyyen kesilecek

    Erhan Aktaş

    Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.

    Gültekin Onan

    Ve onlara şu buyruğu verdik (kaza): "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."

    Hasan Basri Çantay

    Ona şu (kat'i) emri vahyetdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası behemehal kesilmiş olacakdır".

    İbni Kesir

    Böylece ona bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlayacaklarını bildirdik.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: ''Sabaha çıkarken onların arkası/kökü kesilmiş olacak.''

    Süleyman Ateş

    Ona: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şu kesin kararı ona bildirdik: "Sabaha girdiklerinde bunların kökü kesilmiş olacaktır."

    Şaban Britch

    Ona, sabahleyin onların arkasının/kökünün kesileceğini vahyettik.

    Şaban Piriş

    Ona, Sabahleyin onların arkasının kesilmiş olacağı hususunu da açıklamıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona şu emri bir hüküm olarak ilettik: Şunlar, kökleri kesilmiş olarak sabahlayacaklardır.

  7. Hicr suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 67. ayet. وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şehir halkı sevinerek geldiler.

    Mehmet Okuyan

    Şehrin (sapkın) halkı sevinç içinde (Lut'un yanına) gelmişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, şehir halkı sevinç çığlıkları atarak gelip (kapıya dayandı).

    Muhammed Esed

    Bu arada, şehir halkı sevinerek (Lut'a) geldiler.

    Ahmed Hulusi

    Şehir halkı sevinerek geldi.

    Ali Bulaç

    Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi.

    Ali Özek ve heyeti

    Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler.

    Ali Rıza Safa

    Kent halkı, sevinçle geldi.

    Bayraktar Bayraklı

    Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak geldiler.

    Edip Yüksel

    Kent halkı neşe içinde geldiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kent halkı neşe içinde geldiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şehir halkı da haber alıp keyifle gelmişlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şehir ahalisi de haber alıb keyf içinde gelmişlerdi

    Erhan Aktaş

    Şehir halkı sevinerek geldiler.

    Gültekin Onan

    Şehir ehli birbirlerine müjdeler vererek geldi.

    Hasan Basri Çantay

    Şehir halkı sevine sevine (müsafirlerin yanına) geldi.

    İbni Kesir

    Şehir halkı sevinerek geldiler.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şehir halkı sevinerek geldiler.

    Süleyman Ateş

    (Lut kavminin oturduğu Sodom) Kent(inin) halkı, (Lut'un genç konuklarını duyup) sevinerek geldiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bundan önce şehir halkı, bir birlerine müjdeler vererek gelmişlerdi.

    Şaban Britch

    Şehir halkı sevinçle geldi.

    Şaban Piriş

    Şehir halkı sevinçle geldi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şehir halkı, elçileri duymanın sevinci içinde geldi.

  8. Hicr suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 68. ayet. قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ

    Diyanet İşleri

    Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."

    Mehmet Okuyan

    (Lut onlara:) "Bunlar, benim misafirimdir; sakın beni utandırmayın!

    Mustafa İslamoğlu

    (Lut) dedi ki: "Bakın, onlar benim konuklarımdır! Sakın bir rezalet çıkarayım demeyin!

    Muhammed Esed

    (Lut) seslendi: "Bakın, bunlar benim konuklarım;" dedi, "beni utandırmayın,

    Ahmed Hulusi

    (Lut) dedi ki: "Bu kişiler benim misafirlerimdir. . . Beni utandırmayın. "

    Ali Bulaç

    (Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp dillere düşürmeyin" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    (Lût) onlara «Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın; dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Bunlar konuklarımdır; sakın beni utandırmayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Lut onlara, "Bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni utandırmayınız!"

    Edip Yüksel

    "Bunlar konuklarımdır, sakın beni utandırmayın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bunlar konuklarımdır, sakın beni utandırmayın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Lut onlara: "Aman ha, onlar benim konuklarımdır; artık beni rezil etmeyin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amanın dedi onlar benim müsafirlerim, artık beni rüsvay etmeyin

    Erhan Aktaş

    Lut: "Bunlar benim misafirlerim. Sakın beni mahcup etmeyin;"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Lut: "Bunlar benim misafirlerim. Sakın beni mahcup etmeyin;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lut: "Bunlar benim misafirlerim. Sakın beni mahcup etmeyin;

    Gültekin Onan

    (Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp dillere düşürmeyin" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    (Lut) dedi ki: "Hakıykat bunlar benim müsafirlerimdir. Binaenaleyh beni rüsvay etmeyin".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni mahcub etmeyin.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”

    Süleyman Ateş

    (Lut onlara): "Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcubetmeyin!"

    Süleymaniye Vakfı

    Lut da şöyle demişti: "Bunlar benim misafirlerim; aman beni utandırmayın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut şöyle demişti: "Bunlar benim konuklarım; onların yanında beni utandırmayın.

    Şaban Britch

    Lût: "Bunlar benim misafirlerim, beni rezil etmeyin" dedi.

    Şaban Piriş

    Lut: -Bunlar benim misafirlerim, beni rezil etmeyin, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Lut dedi: "Bunlar benim konuklarımdır, aman beni utandırmayın!"

  9. Hicr suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 69. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ

    Diyanet İşleri

    "Allah'a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın" dedi.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Allah'tan korkun; beni de utanç içinde bırakmayın!"

    Muhammed Esed

    Allah'tan korkun da beni rüsvay etmeyin!"

    Ahmed Hulusi

    "Allah'tan çekinin ve beni rezil etmeyin!"

    Ali Bulaç

    "Allah'tan korkup sakının ve beni küçük düşürmeyin."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!»

    Ali Rıza Safa

    "Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve beni küçük düşürmeyin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'tan sakının, beni rezil etmeyin!" dedi.

    Edip Yüksel

    "ALLAH'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH 'tan korkun, beni rezil etmeyin,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'tan korkun, beni utandırmayım" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahtan korkun, beni utandırmayın

    Erhan Aktaş

    "Allah'a karşı takva sahibi olun. Beni rezil etmeyin." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'a karşı takva sahibi olun. Beni rezil etmeyin." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'a karşı takva sahibi olun. Beni rezil etmeyin." dedi.

    Gültekin Onan

    "Tanrı'dan korkup sakının ve beni küçük düşürmeyin."

    Hasan Basri Çantay

    "Allahdan korkun. Beni tasalandırmayın".

    İbni Kesir

    Allah'tan korkun da beni rezil etmeyin.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah’tan korkun da, beni utandırmayın!''

    Süleyman Ateş

    "(Ne olur), Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinin de beni rezil etmeyin.

    Şaban Britch

    "Allah’tan korkun, beni rüsva etmeyin."

    Şaban Piriş

    Allah'tan korkun, beni utandırmayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin."

  10. Hicr suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Kavmi:) "Biz seni, elalemden (başkalarının işine karışmaktan) engellememiş miydik?" demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Şöyle çıkıştılar: "Yok ya! Biz seni el alemin işine karışmaman konusunda uyarmamış mıydık?"

    Muhammed Esed

    Cevap verdiler: "Biz sana insanlarla görüşmeyi, (onlara kol kanat germeyi) yasaklamamış mıydık?"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Biz sana başkalarının işine karışma demedik mi?"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?"

    Ali Özek ve heyeti

    Kavmi de Lût'a şöyle demişlerdi: "Seni âlemlerden (birini misafir etmekten) menetmemiş miydik?

    Ali Rıza Safa

    "Senin insanlarla ilgilenmeni yasaklamamış mıydık?" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine onlar da, "Biz seni başkalarının işine karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler.

    Edip Yüksel

    "İnsanlarla iletişimden seni menetmemiş miydik?" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İnsanlarla diyalog kurmaktan seni menetmemiş miydik,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Biz sana aleme karışmayı yasaklamadık mı?" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Seni dediler, alemden nehyetmedikmi?

    Erhan Aktaş

    Şehir halkı: "Seni, başkalarının işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şehir dipnot 1 halkı: "Seni, başkalarının işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sodom.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şehir dipnot 1 halkı: "Seni, başkalarının işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sodom.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?"

    Hasan Basri Çantay

    "Biz seni, dediler, elaleme karışmakdan, (bizim bu gibi işlerimize müdahale etmekden) men etmedik mi"?

    İbni Kesir

    Dediler ki: Biz seni alemlerden men'etmemiş miydik?

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar: "Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler.

    Süleyman Ateş

    "Seni alemlerden (başkalarının işine karışmaktan) menetmemiş miydik?" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar şu karşılığı vermişlerdi: "Sana kimsenin işine karışma dememiş miydik?"

    Şaban Britch

    "Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler.

    Şaban Piriş

    -Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı? dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Seni el alemin işiyle uğraşmaktan men etmemiş miydik?"

  11. Hicr suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 71. ayet. قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.

    Mustafa İslamoğlu

    (Lut) dedi ki: "İşte kızlarım; tabi ille de bu işi yapacaksınız!.."

    Muhammed Esed

    (Lut:) "(Niyetli olduğunuz şeyi) ille yapacaksanız," dedi, "işte bunlar benim kızlarım, (onları alın)!"

    Ahmed Hulusi

    (Lut) dedi ki: "Eğer bu ise yapmak istediğiniz, işte kızlarım!"

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Eğer yapmak istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım."

    Ali Özek ve heyeti

    (Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "İşte bunlar, kızlarım; eğer yapacaksanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Lut, "Eğer düşündüğünüzü yapacaksanız, işte kızlarım, onlarla evlenin!" dedi.

    Edip Yüksel

    "İşte benim kızlarım" dedi, "İlla da istiyorsanız!" dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Lut kendi kızlarını mı yoksa köy kızlarını mı kastediyor?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İşte benim kızlarım,' dedi, 'İlla da istiyorsanız!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Lut: "İşte şunlar kızlarım, eğer yapacaksanız!" dedi,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ta şunlar kızlarım, eğer yapacaksanız dedi

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Lut. "Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım. dipnot 1 " dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kızlarım" dan kasıt, Lut'un öz kızları değil, toplumun evli olmayan kadınlarıdır. Lut, bu sözü ile onlara yanlış yapmamalarını, meşru ilişkinin ancak karşı cinsle yapılan ilişki olduğu uyarısında bulunmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lut. "Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım. dipnot 1 " dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kızlarım" sözcüğünden kasıt, Lut'un öz kızları değil, toplumun bütün kadınlarıdır. Lut, teşbih(benzetme) olarak, meşru ilişkinin karşı cinsle yapılan ilişki olduğu uyarısında bulunmaktadır.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Eğer yapmak istiyorsanız, işte bunlar benim kızlarım."

    Hasan Basri Çantay

    (Lut) dedi: "Eğer (dediğinizi) yapıcılarsanız işte bunlar, (işte) kızlarım".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Yapacaksanız işte bunlar, benim kızlarım.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Lût: "Eğer evlilik yapacaksanız, işte kızlarım!" dedi.

    Süleyman Ateş

    "Eğer yapacaksanız, işte kızlarım." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Lut da şöyle dedi: "Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım (onlarla evlenin) dipnot 1 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın Elçisinin evlilik dışı ilişkiyi onaylaması mümkün olmadığından burada (onlarla evlenin) sözünün gizli emir olarak yer alması zorunludur. Cümleyi yarım bırakmış olması, halkın Lut aleyhisselamı çok bunalttığını gösterir (Hud 11/78). Aynı olay Tevrat /Yaratılış 19:8 pasajlarında şöyle anlatılır: "Bakın, hiç erkek tanımamış iki kızım var. Onları getireyim de gözünüzde iyi olanı onlarla yapın. Ama bu adamlara bir şey yapmayın; çünkü onlar benim çatımın gölgesi altına geldiler."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut da şöyle demişti: "Eğer yaklaşmak istiyorsanız, işte kızlarım, (onlarla evlenin dipnot 1 .)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın Elçisinin evlilik dışı ilişkiyi onaylaması mümkün olmadığından burada (onlarla evlenin) sözünün gizli emir olarak yer alması zorunludur. Cümleyi yarım bırakmış olması, halkın Lut aleyhisselamı çok bunalttığını gösterir. Bu ayet, din farkının evlenmeyi haram kılmadığını da gösterir. Çünkü Tahrim Suresi 10. ayete göre Lut'un karısı kafirdi ama onun eşi olmaya devam ediyordu. Müslüman kadının müslüman olmayan erkekle evlenmesini caiz görmeyenler şu ayete dayanırlar: "İman edene kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş esir kadın, müşrik kadından elbette iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. İman edene kadar, müşrik erkeklere kız vermeyin. İman etmiş esir erkek, müşrikten elbette daha iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet'e ve günahlardan arınmaya çağırır. Allah ayetlerini insanlara açıklar ki akıllarını başlarına toplasınlar." (Bakara 2/221) Ayette geçen "daha iyi" ifadeleri, böyle bir evliliğin tavsiye edilmediğini gösterir ama haram kılmaz. Zaten Lut kavminin tamamının kafir olması, kızlarının kafirden başkasıyla evlenmesini imkansız kılar. Nebimiz'in kızı Zeyneb'in eşi Ebü'l-As b. er-Rebi de hicretin 6. yılına kadar müslüman olmamıştı. Nebimizin, din farkından dolayı kimseyi eşinden ayırmamış olması da bunu destekler..

    Şaban Britch

    "Eğer yapacaksanız (evlenecekseniz) işte kızlarım!" dedi.

    Şaban Piriş

    -Eğer evlenecekseniz işte kızlarım! dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Lut dedi: "Eğer bir şey yapacaksanız, işte kızlarım!"

  12. Hicr suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 72. ayet. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

    Diyanet İşleri

    (Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Melekler Lut'a) şöyle demişlerdi: "Ömrüne yemin olsun: Şüphesiz ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hûd 11:78-80.

    Mustafa İslamoğlu

    (Melekler) "Hay, sen bin yaşa!" dediler; "Baksana, onlar (şehvet) sarhoşluğuyla (gömüldükleri günah bataklığı) içerisinde debelenip duruyorlar!"

    Muhammed Esed

    (Fakat melekler Lut'a:) "Canı sağolasıca!" dediler, "(Onlar bu durumda seni hiç dinlerler mi?) Baksana, (şehvetten) gözleri dönmüş, körcesine sendeleyip, öteye beriye sarkıntılık yapıp duruyorlar!"

    Ahmed Hulusi

    Yaşamına yemin olsun ki, onlar (zevk) sarhoşlukları içinde, kör ve şaşkın bocalıyorlar!

    Ali Bulaç

    Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

    Ali Rıza Safa

    Ne yazık ki, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. dipnot 193

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 193
      İnsan görünümünde gelen elçi meleklere, Lut toplumundaki eşcinsel erkeklerin sarkıntılık yapması, Tevrat, Yaratılış 19:4-9 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Onlar yatmadan, kentin erkekleri evi sardı. Lut'a seslenerek, şöyle dediler: ‘Bu gece sana gelen adamlar nerede? Getir onları da yatalım.' Lut, dışarı çıktı; arkasından kapıyı kapattı: ‘Kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın. Erkek yüzü görmemiş iki kızım var; size onları getireyim, ne isterseniz yapın. Yeter ki, bu adamlara dokunmayın. Çünkü onlar konuğumdur; çatımın altına geldiler.' Şöyle dediler: ‘Çekil önümüzden! Adam buraya dışarıdan geldi; şimdi yargıçlık taslıyor. Sana daha beterini yaparız.' Lut'u iterek kapıyı kırmaya davrandılar."

    Bayraktar Bayraklı

    Senin ömrüne andolsun ki onlar, sarhoşluklarının içinde bocalıyorlardı.

    Edip Yüksel

    Yaşına ant olsun, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne yazık ki onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Resulüm, ömrüne yemin ederim ki, gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Resulüm! ömrüne kasem olsun ki hakikaten onlar serhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı

    Erhan Aktaş

    Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

    Gültekin Onan

    Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) seni ebedi yad-ı cemiline yemin ederim ki onlar serhoşlukları (azgınlıkları) içinde muhakkak serseri bir halde idiler.

    İbni Kesir

    Senin ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde muhakkak serseri bir halde idiler.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed!) Hayatına yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.

    Süleyman Ateş

    Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Muhammed!) Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalar halde duruyorlardı.

    Şaban Britch

    (Ey Muhammed!) Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.

    Şaban Piriş

    Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.

  13. Hicr suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

    Mehmet Okuyan

    Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve şafak ağarırken, onları (dehşetli) sayha kıskıvrak yakalayıverdi;

    Muhammed Esed

    Ve derken, tan yeri ağarırken, (hak ettikleri azabın) gürültüsü apansız yakaladı onları

    Ahmed Hulusi

    Güneş doğarken, o korkunç titreşimli ses onları yakaladı.

    Ali Bulaç

    Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, tan yeri aydınlanırken, bir gürleme onları yakaladı.

    Bayraktar Bayraklı

    Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

    Edip Yüksel

    Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken, güneş doğmaya başlarken onları, o sayha, korkunç ses tutuverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi

    Erhan Aktaş

    Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

    Gültekin Onan

    Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.

    Hasan Basri Çantay

    Derken onları, işrak vakfına girdikleri sırada, o (korkunç) ses yakalayıverdi.

    İbni Kesir

    Tan yeri ağarırken çığlık onları yakalayıverdi.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken Güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

    Süleyman Ateş

    Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.

    Şaban Britch

    Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.

    Şaban Piriş

    Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.

  14. Hicr suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 74. ayet. فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ

    Diyanet İşleri

    Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Mustafa İslamoğlu

    ve oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine (püskürtü halinde) akkor balçıktan taşlar yağdırdık.

    Muhammed Esed

    ve böylece (bu günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.

    Ahmed Hulusi

    Oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine siccilden taşlar (pişirilmiş taşlaşmış çamur - volkanik lav) yağdırdık.

    Ali Bulaç

    Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, altını üstüne getirdik ve katılaşmış çamurdan taşları onların üzerine yağdırdık. dipnot 194

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 194
      Lut toplumunun yaşadığı kentler, Tevrat ve İncil'de Sodom ve Gomora olarak geçer. Lut toplumunun yıkıma uğratılması, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Yaratılış 19:24-29; "Rab, Sodom ve Gomora'nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. Bu kentleri, tüm ovayı, oradaki insanların hepsini ve tüm bitkileri yok etti. İbrahim, sabah erkenden kalkıp, önceki gün Rabbin huzurunda durduğu yere gitti. Sodom ve Gomora'ya ve tüm ovaya baktı. Tüten bir ocak gibi yerden dumanlar yükseliyordu. Allah, ovadaki kentleri yok ederken, İbrahim'i anımsamış ve Lut'u bu yıkımın dışına çıkarmıştı." İncil,
      Luka 17:29 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 17:29

      Ama Lutun Sodomdan ayrıldığı gün gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Lut'un günlerinde de durum aynıydı. İnsanlar yiyip içiyor; alıp satıyor, tohum ekiyor, ev yapıyorlardı. Ama Lut'un Sodom'dan ayrıldığı gün, gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti."

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Edip Yüksel

    Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derhal şehirlerinin üstünü altına getirdik ve balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık üzerlerine.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derhal şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık

    Erhan Aktaş

    Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Gültekin Onan

    Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

    Hasan Basri Çantay

    Hemen (şehirlerinin) üstünü altına getirdik. Tepelerine de balçıkdan pişirilmiş bir taş (yağmuru) yağdırdık.

    İbni Kesir

    Ülkelerinin üstünü altına getirdi. Üzerlerine sert taş yağdırdık.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Süleyman Ateş

    O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.

    Şaban Britch

    Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

    Şaban Piriş

    Tavanlarını yerin dibine geçirdik. Üzerlerine de yağmur gibi pişmiş taşlar yağdırdık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

  15. Hicr suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 75. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bunda anlayış sahipleri için dersler vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşku yok ki bütün bunlarda, işaretleri okumasını bilen kimselerin alacağı nice ibretler vardır.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz, bütün bunlarda, işaretlerden anlam çıkarmasını bilen kimseler için çıkarılacak nice dersler vardır.

    Ahmed Hulusi

    Gerçek ki, bu olayda feraset sahipleri (görünüşten, içyüzünü farkedenler) için işaretler vardır. Not: Bir hadis-i şerif'te şöyle buyurulur: Rasulullah: "İtteku firasetelMu'mini, fe innehu yenzuru BiNurillahi teala. . . Sümme karae; inne fiy zalike leayatin lilMütevessimiyn: Mu'minin ferasetinden sakının (dikkate alın), çünkü o, B sırrınca Allahu Teala'nın Nur'u ile bakar. . . " Sonra bu 75. ayeti okudu.

    Ali Bulaç

    Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bunda, anlayış yetisi olanlar için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bunda feraset/güçlü anlayış sahipleri için işaretler vardır.

    Edip Yüksel

    Bunda, inceleyip araştıranlar için dersler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda, inceleyip araştıranlar için dersler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elbette bunda düşünce ve anlayışı olanlara deliller vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    elbette bunda fikr-u firaseti olanlara ayetler var

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunda, derin kavrayış yetisi dipnot 1 olanlar için kesinlikle ayetler dipnot 2 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak Mutevessimin olanlar. Kanıtları, işaretleri kavramak, bir şeyin iç yüzünü, gerçekliğini anlamak yetisine sahip olanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      İşaretler, kanıtlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunda, ibret almak isteyenler için kesinlikle ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İşaretler, kanıtlar.

    Gültekin Onan

    Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Elbette bunda fikr-ü firaseti olanlar için ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Bunda görebilenler için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz bunda işaretten anlayanlara (nice) ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kalıntıları okuyabilenler için dipnot 1 bunda kesin ayetler /belgeler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kalıntıları okuyabilen" anlamını verdiğimiz "mütevessim" kelimesi, "bir ize bakarak o izin sahibini tanıyabilen kişi" demektir. Ayette geçen kişiler, o topluluktan geriye kalan izler üzerinde inceleme yaparak bahsedilen toplumun başına gelenleri anlayabilecek olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnceleme yapmak isteyenler için dipnot 1 bunda kesin belgeler (ayetler) vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      لِّلْمُتَوَسِّمِينَ (li el mutevessimine) : Sözlüklere bakınca "inceleme yapacaklar için" anlamı çıkıyor.

    Şaban Britch

    İbret almak isteyenlere bu olayda işaretler vardır.

    Şaban Piriş

    İbret almak isteyenlere bu olayda işaretler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.

  16. Hicr suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 76. ayet. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.

    Mehmet Okuyan

    Onlar gözler önünde duran bir yol üzerindedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade helak edilenlerin yaşadığı yerleri gezip ibret alınması gerektiği mesajını içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine kuşku yok ki bu (şehir)ler, (hala) varlığı sabit bir yol üzerindedirler.

    Muhammed Esed

    Çünkü, gerçekten de (sözü geçen) bu (şehirler) bugün hala yerinde durmakta olan bir yol üzerindeydiler.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o şehir, insanların yolları üzerindedir.

    Ali Bulaç

    O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, bir yol üzerinde duruyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar hala gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.

    Edip Yüksel

    Ve o yol üzerinde durmaktadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve o (yıkıntı kent), yol üzerinde durmaktadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o harabe yol üstünde duruyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem o harabe yol üstünde duruyor

    Gültekin Onan

    O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.

    Hasan Basri Çantay

    O (şehrin haraabeleri) hakıykat (herkesin göreceği, Kureyşin işlediği) bir yol üstünde (haala) durucudur.

    İbni Kesir

    O yerler, işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.

    Süleyman Ateş

    Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadırlar.

    Şaban Britch

    O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.

    Şaban Piriş

    Orası işlek bir yol üstündedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O kentin izleri/işaretleri, hala işleyen bir yol üzerindedir.

  17. Hicr suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 77. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

    Mehmet Okuyan

    Doğrusu bunda iman edenler için bir ders vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşkusuz bütün bunlarda iman sahiplerinin alacağı nice ibretler vardır.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz, bütün bunlarda (Allah'a) inanan kimseler için çıkarılacak bir ders vardır.

    Ahmed Hulusi

    Elbette ki bunda iman edenlerce alınası dersler vardır.

    Ali Bulaç

    Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bunda, inananlar için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Hakikaten bunda iman edenler için büyük bir ders vardır.

    Edip Yüksel

    Bunda, iman edenler için bir işaret vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda, inananlar için bir işaret vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kesinlikle bunda imanı olanlar için bir ibret vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    elbette bunda iymanı olanlar için bir ayet var

    Gültekin Onan

    Elbette, bunda inançlılar için gerçekten bir ayet vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Bunda iman edenler için muhakkak bir ibret vardır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki bunda, inananlar için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bunda, Müminler için de bir işaret vardır.

    Süleyman Ateş

    Elbette bunda inananlar için bir ibret vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunda inananlar için kesin bir belge (ayet) vardır.

    Şaban Britch

    Bunda müminler için de bir işaret vardır.

    Şaban Piriş

    Bunda müminler için de bir belge vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.