İnsân suresi

İnsân suresi, 7. ayet

İnsân suresi, 7. ayet. يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًا

yûfûne binneẕri veyeḫâfûne yevmen kâne şerruhû müsteṭîrâ.

Diyanet İşleri

O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İnsân 4–10 · surenin 7. ayeti / 31

Konu İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek İnsân 5–12 3

  1. İnsân 4

    Şüphesiz biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

  2. İnsân 5

    İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

  3. İnsân 6

    Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

  4. 7

    O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

  5. İnsân 8

    Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

  6. İnsân 9

    (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."

  7. İnsân 10

    "Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. “Onlar, adakları/sözleri yerine getirirler.” Yerine getirmeyi taahhüt ettikleri adak ve antlaşmaları yerine getirirler. Onlar, esas itibari ile kendilerine farz olmayan adakları sırf kendilerine vacip kıldıkları için eksiksiz yerine getirdiklerine göre asıl itibari ile farz olan ibadet ve görevleri haydi haydi yerne getirirler.

"Ve şerri dört bir tarafa yayılan bir günden korkarlar.” Şerrinin kendilerini gelip bulmasından korkarlar ve bunun için de ona götürecek her türlü sebebi terk ederler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O pınardan su içecek olan kulların özellikleri ise, onlar kendilerine zorunlu kıldıkları ibadetlere vefa gösterirler. Kötülüğü her yana yayılmış acımasız bir gün olan kıyamet gününden de korkarlar.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يُوفُونَ yufune yerine getirirler kök: وفي
  2. بِٱلنَّذْرِ bin-nezri adaklarını kök: نذر
  3. وَيَخَافُونَ ve yehafune ve korkarlar kök: خوف
  4. يَوْمًۭا yevmen bir günden kök: يوم
  5. كَانَ kane olan kök: كون
  6. شَرُّهُۥ şerruhu şerri kök: شرر
  7. مُسْتَطِيرًۭا mustetiran salgın kök: طير

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kabe'yi) tavaf etsinler.

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da…

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten…

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin,…

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer

    De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

50 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Allah'ın iyi kulları), verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her yere yayılmış olan bir günden korkarlar.

Mustafa İslamoğlu

(O has kullar ki;) üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar;

Muhammed Esed

(Gerçek erdem sahipleri) onlar(dır ki,) sözlerini yerine getirirler ve şiddeti yayılıp genişleyen bir Gün'ün korkusunu duyarlar.

Ahmed Hulusi

(O Ebrar) ahdlerini tam yerine getirirler ve şerri yayılıp giden bir günden korkarlar!

Ali Bulaç

Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.

Ali Özek ve heyeti

O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.

Ali Rıza Safa

Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan günden korkarlar. dipnot 557

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 557
    Adak adayarak Allah'tan dileklerde bulunulduğunda, adakların öncelikle yerine getirilmesi gerekir. Dileklerin gerçekleşmesi koşuluna bağlı olarak adak adanması doğru bir edim değildir. Adak konusu, Tevrat ve Zebur ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Yasanın Tekrarı 23:21-23; "Tanrınız Rabbe bir dilek adağı adadığınızda, yerine getirmeyi savsaklamayın. Tanrınız Rab, bunu sizden kesinlikle isteyecektir. Yerine getirmezseniz günah sayılacaktır. Fakat adak adamaktan çekinirseniz günah yoktur. Ağzınızdan çıkanı yapmaya dikkat edin. Çünkü Tanrınız Rabbe, adağı gönülden adadınız." Zebur,
    Mezmurlar 50:14 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Mezmurlar 50:14

    Tanrıya şükran kurbanı sun, 2 Yüceler Yücesine adadığın adakları yerine getir.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; "Allah'a şükran kurbanı sun; Yüceler Yücesi'ne adaklarını yerine getir." Zebur,
    Vaiz 5:4 — Eski Ahit, Vaiz; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Vaiz 5:4

    Tanrıya adak adayınca, yerine getirmekte gecikme. Çünkü O akılsızlardan hoşlanmaz. Adağını yerine getir!

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,5; "Allah'a adak adayınca, yerine getirmekte gecikme. Çünkü O, akılsızlardan hoşlanmaz. Adağını yerine getir; adak adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir."

Bayraktar Bayraklı

- Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.

Edip Yüksel

Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan günden korkarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar

Erhan Aktaş

Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

Gültekin Onan

Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.

Hasan Basri Çantay

(Onlar) adağını yerine getirirler (di), şerri yaygın (ve salgın) olan günden korkarlar (dı).

İbni Kesir

Onlar; adağı yerine getirirler. Ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar.

Mehmet Alagaş

(7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar adakları yerine getirirler ve kötülüğü yaygın bir günden korkarlar.

Süleyman Ateş

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, verdikleri sözü tutan ve dehşeti her yeri kaplayacak bir günden korkan kullardır.

Şaban Britch

Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.

Şaban Piriş

Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who kept their vows and feared a Day whose evil is far-reaching.

Abdul Haleem

They fulfil their vows; they fear a day of widespread woes;

Abdullah Yusuf Ali

They perform (their) vows, and they fear a Day whose evil flies far and wide.

Abul A'la Maududi

These will be the ones who fulfil their vows dipnot 1 and dread the Day whose woe shall be spread far and wide;

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    One meaning of fulfilling the vow is that one should fulfill. The second, that one should fulfill what one has pledged oneself to do. The third, that one should fulfill what one has been enjoined; what is obligatory for one to do, whether one has been enjoined it, or is self imposed. Of these three the second meaning is the best known and generally the same is implied by fulfilling the vow. In any case, these righteous people have been regarded as praiseworthy either because they carry out the duties enjoined by Allah, or because if they vow to Allah to perform certain good deeds which Allah has not enjoined on them, they fulfill even those self imposed vows, not to speak of showing any negligence in carrying out the duties which Allah has actually enjoined on them.

Aisha Bewley

They fulfil their vows and fear a Day whose evil will spread far and wide.

Al-Hilali & Khan

They (are those who) fulfil (their) vows, and they fear a Day whose evil will be wide-spreading.

Ali Quli Qarai

They fulfill their vows and fear a day whose ill will be widespread.

Amatul Rahman Omar

They fulfill (their) vows (by doing their duty to God and mankind) and fear a day the woes of which shall be wide spread.

Arthur John Arberry

They fulfil their vows, and fear a day whose evil is upon the wing;

Bijan Moeinian

The believers are those who fulfill their vows and are afraid of the day that its terror will reach the guilty one as far as he is.

E. Henry Palmer

They who fulfill their vows, and fear a day, the evil which shall fly abroad,

Edip-Layth

They fulfill their vows, and they fear a day whose consequences are widespread.

George Sale

These fulfil their vow, and dread the day, the evil whereof will disperse itself far abroad;

Hamid S. Aziz

Because they fulfil their vows and fear a day the evil of which spreads far and wide.

Mahmoud Ghali

They fulfill (their) vows and fear a Day whose evil is spread all over;

Marmaduke Pickthall

(Because) they perform the vow and fear a day whereof the evil is wide-spreading,

Mohamed Ahmed - Samira

Those who fulfil their vows and fear the Day whose evil shall be diffused far and wide,

Muhammad Asad

[The truly virtuous are] they [who] fulfil their vows, and stand in awe of a Day the woe of which is bound to spread far and wide,

Mustafa Khattab

They ˹are those who˺ fulfil ˹their˺ vows and fear a Day of sweeping horror,

Progressive Muslims

They fulfill their vows, and they fear a Day whose consequences are wide-spread.

Rashad Khalifa

They fulfill their pledges, and reverence a day that is extremely difficult.

Sahih International

They [are those who] fulfill [their] vows and fear a Day whose evil will be widespread.

Sam Gerrans

They fulfil the vow, and fear a day the evil of which will be widespread,

Shabbir Ahmed

They fulfill their vows and pledges and fear (and therefore, guard against) the times when chaos and corruption might sweep the society.

Syed Vickar Ahamed

They make (their) vows, and they fear a Day whose sorrow spreads far and wide.

Taqi Usmani

They (are the ones who) fulfill their vows, and fear a day whose evil (events) will spread far and wide,

The Monotheist Group

They fulfill their vows, and they fear a Day whose consequences are wide-spread.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İnsân suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İnsân suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İnsân suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩