Diyanet İşleri
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.
İnsân suresi
İnsân suresi, 7. ayet. يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًا
yûfûne binneẕri veyeḫâfûne yevmen kâne şerruhû müsteṭîrâ.
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek İnsân 5–12 3
Şüphesiz biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.
Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.
Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
"Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. “Onlar, adakları/sözleri yerine getirirler.” Yerine getirmeyi taahhüt ettikleri adak ve antlaşmaları yerine getirirler. Onlar, esas itibari ile kendilerine farz olmayan adakları sırf kendilerine vacip kıldıkları için eksiksiz yerine getirdiklerine göre asıl itibari ile farz olan ibadet ve görevleri haydi haydi yerne getirirler.
"Ve şerri dört bir tarafa yayılan bir günden korkarlar.” Şerrinin kendilerini gelip bulmasından korkarlar ve bunun için de ona götürecek her türlü sebebi terk ederler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O pınardan su içecek olan kulların özellikleri ise, onlar kendilerine zorunlu kıldıkları ibadetlere vefa gösterirler. Kötülüğü her yana yayılmış acımasız bir gün olan kıyamet gününden de korkarlar.
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kabe'yi) tavaf etsinler.
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin,…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah'ın iyi kulları), verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her yere yayılmış olan bir günden korkarlar.
(O has kullar ki;) üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar;
(Gerçek erdem sahipleri) onlar(dır ki,) sözlerini yerine getirirler ve şiddeti yayılıp genişleyen bir Gün'ün korkusunu duyarlar.
(O Ebrar) ahdlerini tam yerine getirirler ve şerri yayılıp giden bir günden korkarlar!
Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.
O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.
Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan günden korkarlar. dipnot 557
Eski Ahit · Mezmurlar 50:14
Tanrıya şükran kurbanı sun, 2 Yüceler Yücesine adadığın adakları yerine getir. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Vaiz 5:4
Tanrıya adak adayınca, yerine getirmekte gecikme. Çünkü O akılsızlardan hoşlanmaz. Adağını yerine getir! Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
- Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.
Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.
Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan günden korkarlar.
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar
Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.
Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.
Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.
Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.
(Onlar) adağını yerine getirirler (di), şerri yaygın (ve salgın) olan günden korkarlar (dı).
Onlar; adağı yerine getirirler. Ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar.
(7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.
Onlar adakları yerine getirirler ve kötülüğü yaygın bir günden korkarlar.
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.
Onlar, adaklarını yerine getirir, kötülüğü her yere yayılacak bir günden korkar; dipnot 1
Onlar, verdikleri sözü tutan ve dehşeti her yeri kaplayacak bir günden korkan kullardır.
Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.
Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.
Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.
Those who kept their vows and feared a Day whose evil is far-reaching.
They fulfil their vows; they fear a day of widespread woes;
They perform (their) vows, and they fear a Day whose evil flies far and wide.
These will be the ones who fulfil their vows dipnot 1 and dread the Day whose woe shall be spread far and wide;
They fulfil their vows and fear a Day whose evil will spread far and wide.
They (are those who) fulfil (their) vows, and they fear a Day whose evil will be wide-spreading.
They fulfill their vows and fear a day whose ill will be widespread.
They fulfill (their) vows (by doing their duty to God and mankind) and fear a day the woes of which shall be wide spread.
They fulfil their vows, and fear a day whose evil is upon the wing;
The believers are those who fulfill their vows and are afraid of the day that its terror will reach the guilty one as far as he is.
They who fulfill their vows, and fear a day, the evil which shall fly abroad,
They fulfill their vows, and they fear a day whose consequences are widespread.
These fulfil their vow, and dread the day, the evil whereof will disperse itself far abroad;
Because they fulfil their vows and fear a day the evil of which spreads far and wide.
They fulfill (their) vows and fear a Day whose evil is spread all over;
(Because) they perform the vow and fear a day whereof the evil is wide-spreading,
Those who fulfil their vows and fear the Day whose evil shall be diffused far and wide,
[The truly virtuous are] they [who] fulfil their vows, and stand in awe of a Day the woe of which is bound to spread far and wide,
They ˹are those who˺ fulfil ˹their˺ vows and fear a Day of sweeping horror,
They fulfill their vows, and they fear a Day whose consequences are wide-spread.
They fulfill their pledges, and reverence a day that is extremely difficult.
They [are those who] fulfill [their] vows and fear a Day whose evil will be widespread.
They fulfil the vow, and fear a day the evil of which will be widespread,
They fulfill their vows and pledges and fear (and therefore, guard against) the times when chaos and corruption might sweep the society.
They make (their) vows, and they fear a Day whose sorrow spreads far and wide.
They (are the ones who) fulfill their vows, and fear a day whose evil (events) will spread far and wide,
They fulfill their vows, and they fear a Day whose consequences are wide-spread.