İsrâ suresi

İsrâ suresi, 105. ayet

İsrâ suresi, 105. ayet. وَبِٱلْحَقِّ أَنزَلْنَٰهُ وَبِٱلْحَقِّ نَزَلَ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

vebilḥaḳḳi enzelnâhü vebilḥaḳḳi nezel. vemâ erselnâke illâ mübeşşirav veneẕîrâ.

Diyanet İşleri

Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 102–108 · surenin 105. ayeti / 111

Konu Mûsâ'ya verilen dokuz mucize ve kapanış İsrâ 101–111 3

  1. İsrâ 102

    Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.

  2. İsrâ 103

    Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.

  3. İsrâ 104

    Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Bu topraklarda oturun, ahiret va'di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz."

  4. 105

    Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

  5. İsrâ 106

    Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

  6. İsrâ 107

    De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar."

  7. İsrâ 108

    "Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

105. Yani biz, bu Kur’an-ı Kerim’i kullara emirlerimizi vermek, yasaklarımızı bildirmek, bunların mükâfat ve cezalarını anlatmak üzere hak ile indirdik. “O da hak ile” doğrulukla, adaletle ve kovulmuş bütün şeytanlara karşı korunarak “indi. Seni de ancak” Allah’a itaat edenlere, dünya ve âhirette mükâfatı belirten “bir müjdeci” Allah’a isyan eden kimseler için de dünya ve âhirette cezayı bildiren “bir uyarıcı olarak gönderdik.” Bu da kendisiyle müjde verilip uyarılan şeye dair açıklama yapmayı da içine alır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz bu Kur'an'ı Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hak ile indirdik. Ve (Kur'an) hiç değiştirilmeden ve tahrif edilip bozulmadan onun üzerine indi. -Ey Resul!- Biz seni ancak takva ehlini cennetle müjdeleyici, küfür ehlini ve asileri de cehennemle korkutucu olarak gönderdik.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَبِٱلْحَقِّ ve bil-hakki ve hak olarak kök: حقق
  2. أَنزَلْنَـٰهُ enzelnahu biz o(Kur’a)nı indirdik kök: نزل
  3. وَبِٱلْحَقِّ ve bil-hakki ve hak ile kök: حقق
  4. نَزَلَ ۗ nezele inmiştir kök: نزل
  5. وَمَآ ve ma
  6. أَرْسَلْنَـٰكَ erselnake seni göndermedik kök: رسل
  7. إِلَّا illa dışında
  8. مُبَشِّرًۭا mubeşşiran müjdeleyici olmak kök: بشر
  9. وَنَذِيرًۭا ve neziran ve uyarıcı olmak kök: نذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz onu (Kur'an'ı), bir amaç ile indirdik; zaten o da gerçeği getirmiştir. Seni yalnızca müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Mustafa İslamoğlu

Biz bu (vahyi) mutlak gerçeğe bir atıf olarak indirdik ve o da kaynağından indiği (gibi) asli gerçekliğiyle (muhatabına) ulaştı; nitekim Biz seni, sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Muhammed Esed

Ve biz bu (vahyi) değişmeyen gerçeğe işaret olarak indirdik ve o da (sana, ey Peygamber) hak olarak ulaştı; çünkü Biz seni yalnızca bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik;

Ahmed Hulusi

Biz Onu Hak olarak inzal ettik, O da Hak olarak nüzul etti! Seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak irsal ettik.

Ali Bulaç

Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.

Ali Özek ve heyeti

Biz Kur'an’ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi . Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik .

Ali Rıza Safa

Onu, gerçek olarak indirdik. Ve O, gerçek olarak indi. Seni de yalnızca muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.

Bayraktar Bayraklı

Biz Kur'an'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Edip Yüksel

Gerçekten onu biz indirdik ve o gerçek ile indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gerçekten onu biz indirdik ve o gerçek ile indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunu (Kur'an'ı) gerçeğin ifadesi olarak indirdik, o da gerçek bir şekilde indi. Seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunu da bihakkın indirdik ve bihakkın indi ve seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik

Erhan Aktaş

Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, haber verici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Değişmeksizin, gönderdiğimiz şekliyle.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, haber verici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Değişmeksizin, gönderdiğimiz şekliyle.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, müjdeci ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Değişmeksizin, gönderdiğimiz şekliyle.

Gültekin Onan

Biz onu (Kuran'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.

Hasan Basri Çantay

Biz o (Kuranı) hak olarak indirdik ve o, hak olarak indi. Seni de (sevabın) bir müjdeci (sin) den, (azabın) bir haberci (sin) den başka bir (sıfatla) göndermedik.

İbni Kesir

Biz onu hak ile indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Mehmet Alagaş

(105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onu hak olarak indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Süleyman Ateş

Biz o(Kur'a)nı hak olarak indirdik ve o, hak ile inmiştir. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz onu tümüyle gerçek olarak indirdik ve tümüyle gerçek olarak indi. Seni de sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Şaban Britch

Biz onu, hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Şaban Piriş

Hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onu hak ile indirdik ve o hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In truth We sent down the Quran and in conformity with fact and in agreement with reality has it been revealed. We have only sent you O Muhammad as a spectacle and a warning.

Abdul Haleem

We sent down the Quran with the truth, and with the truth it has come down- [Prophet], We sent you only to give good news and warning-

Abdullah Yusuf Ali

We sent down the (Qur'an) in Truth, and in Truth has it descended: and We sent thee but to give Glad Tidings and to warn (sinners).

Abul A'la Maududi

We have sent down the Qur'an with the Truth, and it is with the Truth that it has descended. And We have not sent you but to proclaim good news and to warn. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, it is not your responsibility to cause, in a supernatural manner, springs to gush forth or gardens to grow or pieces of the sky to fall down in order to convince those people who do not judge the Quran by its teachings nor decide between the truth and falsehood on merit. As the Quran has been sent down with truth, you should present it before the people and tell them plainly that the one, who believes, does so for his own good and the one who rejects it, does it at his own peril.

Aisha Bewley

We have sent it down with truth and with truth it has come down. We only sent you to bring good news and to give warning.

Al-Hilali & Khan

And with truth We have sent it down (i.e. the Qur’ân), and with truth it has descended. And We have sent you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as nothing but a bearer of glad tidings (of Paradise for those who follow your Message of Islâmic Monotheism), and a warner (of Hell-fire for those who refuse to follow your Message of Islâmic Monotheism)[1].

Ali Quli Qarai

With the truth did We send it down, and with the truth did it descend, and We did not send you except as a bearer of good news and as a warner.

Amatul Rahman Omar

We revealed it (- the Qur'ân) to suit all the requirement of truth and wisdom and it has come down (to you) with truth and wisdom. (Prophet!) We have sent you (on one hand) as a Bearer of good tidings and as a Warner (on the other).

Arthur John Arberry

With the truth We have sent it down, and with the truth it has come down; and We have sent thee not, except good tidings to bear, and warning;

Bijan Moeinian

Truthfully this Qur’an is revealed to you and there is nothing but the truth in it. As for you (Mohammad), You are sent only as a Warner (about the Hell) and announcer of the good news (about the paradise.)

E. Henry Palmer

'In truth have we sent it down, and in truth has it come down; and we have not sent thee as aught but a herald of glad tidings and a warner.

Edip-Layth

It is with truth that We have sent it down, and with truth it came down. We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.

George Sale

We have sent down the Koran with truth, and it hath descended with truth: And we have not sent thee otherwise than to be a bearer of good tidings, and a denouncer of threats.

Hamid S. Aziz

With truth have We sent it (the Quran) down, and with truth has it descended; and We have not sent you as ought but a herald of glad tidings and a Warner.

Mahmoud Ghali

And with the Truth We have sent it down, and with the Truth it has come down; and in no way have We sent you except (as) a constant bearer of good tidings and a constant warner.

Marmaduke Pickthall

With truth have We sent it down, and with truth hath it descended. And We have sent thee as naught else save a bearer of good tidings and a warner.

Mohamed Ahmed - Samira

We have sent it down with truth, and with truth has (the Qur'an) come down. And We have sent you only to give good news and to warn.

Muhammad Asad

AND AS a guide towards the truth have We bestowed this [revelation] from on high; with this [very] truth has it come down [unto thee, O Prophet]: for We have sent thee but as a herald of glad tidings and a warner,

Mustafa Khattab

We have sent down the Quran in truth, and with the truth it has come down. We have sent you ˹O Prophet˺ only as a deliverer of good news and a warner.

Progressive Muslims

And it is with truth that We have sent it down, and with truth it came down. And We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.

Rashad Khalifa

Truthfully, we sent it down, and with the truth it came down. We did not send you except as a bearer of good news, as well as a warner.

Sahih International

And with the truth We have sent the Qur'an down, and with the truth it has descended. And We have not sent you, [O Muúammad], except as a bringer of good tidings and a warner.

Sam Gerrans

And with the truth have We sent it down, and with the truth has it come down — and We sent thee only as a bearer of glad tidings and a warner —

Shabbir Ahmed

Truthfully, We have sent it down, and with the Truth it has come down (to you O Prophet). For, We have sent you (O Prophet) as a herald of glad tidings and a Warner.

Syed Vickar Ahamed

And We sent down the (Quran) in Truth and in Truth, it has come down: And We sent you (O Prophet!) only to give the Happy News (to the believer) and to warn (sinners).

Taqi Usmani

With truth We have sent it (the Qur’ān) down and with truth it descended, and We did not send you but as a bearer of good tidings and as a warner.

The Monotheist Group

And it is with the truth that We have sent it down, and with the truth it came down. And We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 105. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 105. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 105. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩