Diyanet İşleri
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
İsrâ suresi · 1–8. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
İsrâ suresi, 1. ayet. سُبْحَٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَٰتِنَآ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Bir gece, kendisine delillerimizden gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya (en uzak mescide) yürüten Allah yücedir. Şüphesiz ki O duyandır, görendir.
Yarattıklarına benzemekten münezzeh, mutlak aşkın ve yüce O (Allah) ki, kulunu gecenin bir vaktinde Mescid-i Haram'dan çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa'ya, ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye yürüttü: zira O, evet sadece O'dur her şeyi işitip gören.
Yüceliğinde sınır olmayan O (Allah) ki kulunu geceleyin, kendisine bazı alametlerimizi göstermek için (Mekke'deki) Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götürdü. Çünkü, gerçekten her şeyi işiten, her şeyi gören O'dur.
Subhan ki, kulunu gece Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya isra (tayy'i mekan) etti. . . O'na delillerimizi gösterelim diye. . . Hakikat şu; "HU"; Semi'dir, Basıyr'dir!
Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescidi Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Ayetlerimizi kendisine göstermek için, Kutsal Yakarış Evi'nden, çevresini ongun yaptığımız En Uzaktaki Yakarış Evi'ne, bir gece, kuluna Gece Yürüyüşü yaptıran, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Kuşkusuz, O, Duyandır; Görendir. dipnot 209
Bir gece, kendisine ayetlerimizden/kainatın işleyiş kanunlarından bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüten Allah, noksan sıfatlardan uzaktır. O, işitendir; görendir.
Bazı ayetlerimizi kendisine göstermek için kulunu geceleyin Sınırlanmış Mescitten, çevresini kutlu kıldığı en uzak mescide alıp götüren çok Yücedir. O kuşkusuz İşitendir, Görendir. dipnot 1
Bazı ayetlerimizi kendisine göstermek için kulunu geceleyin (Mekke'deki) Kutsal Mescitten, çevresini kutlu kıldığı en uzak mescide (secde yerine) alıp götüren çok Yücedir. O kuşkusuz İşitendir, Görendir
Uzaktır bütün noksanlıklardan O ki, kulunu bir gece Mescidi Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya götürdü; ona ayetlerimizden gösterelim diye. Gerçek şu ki, O'dur işiten gören!
Tenzih o Sübhana ki kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan o havalisini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya isra buyurdu ona ayetlerimizden gösterelim diye, hakıkat bu: odur o işiden gören
O subhandır. dipnot 1 Kulunu, Mescid-i Haram'dan dipnot 2 çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya dipnot 3 bir gece yürüttü. Ona ayetlerimizi göstermek için. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
O subhandır. dipnot 1 Kulunu, Mescid-i Haram'dan dipnot 2 çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya dipnot 3 bir gece yürüttü. Ona ayetlerimizi göstermek için. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Kulunu, ayetlerimizden gösterelim diye, Mescid-i Haram'dan dipnot 1 çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya dipnot 2 bir gece yürüttü. Ki O sübhandır. dipnot 3 Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Tanrı) yücedir. Gerçekten O işitendir, görendir.
Kulunu (Muhammed sallellahü aleyhi ve sellemi) bir gece Mescid-i haramdan (alıb) Mescid-i Aksaaya kadar götüren (Zat-i ecelle ve a'la her dürlü nakıysalardan) münezzehdir. (O Mescid-i Aksaa ki) biz onun etrafına (feyz ve) bereket verdik (ve bu gece yolculuğunu) ona (o peygambere) ayetlerimizden ba'zısını gösterelim diye (yapdırdık). Şübhesiz ki O, (asıl) O (her şey'i) hakkıyle işiden, (her şey'i) kemaliyle görendir.
Şanı yücedir o Allah'ın ki; kulunu geceleyin Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götürmüştür. Bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye. Muhakkak ki O'dur O, Semi', Basir.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi ona göstermek için götüren (Allah her türlü noksanlıktan) münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi işitendir, görendir.
Eksiklikten uzaktır O (Allah) ki gecenin bir vaktinde kulunu, ayetlerimizden bir bölümünü, kendisine göstermemiz için, Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüttü. Gerçekten O, işitendir, görendir.
Bir kısım ayetlerini göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketli kıldığı el-mescidü'l-aksaya dipnot 1 /en uzak mescide çıkaran dipnot 2 Allah, bütün eksikliklerden uzaktır dipnot 3 . O, daima dinleyen ve görendir.
Eski Ahit · Yaratılış 19:17
Kent dışına çıkınca, adamlardan biri Luta, “Kaç, canını kurtar, arkana bakma” dedi, “Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin.” Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Kulunu bir gecede Mescid-i Haram dipnot 1 'dan alıp, çevresini bereketli kıldığı dipnot 2 en uzak mescide (el-Mescid'ul-aksa'ya) götüren Allah, eksikliklerden uzaktır. Bu, ona bir kısım ayetlerimizi dipnot 3 göstermek içindir. O (Allah) dinler ve görür.
Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi O’na göstermek için götüren (Allah her türlü noksanlıktan) münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi işitendir, görendir.
Bir gece kulunu, Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya ayetlerimizi O'na göstermek için götüren (Allah) her türlü noksanlıktan uzaktır. Şüphesiz O, her şeyi işiten ve görendir.
Bütün varlıkların tespihi o kudretdir ki, ayetlerimizden bazılarını kendisine gösterelim/kendisini ayetlerimizden bir parça olarak gösterelim diye kulunu, gecenin birinde Mescit-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya yürütmüştür. Hiç kuşkusuz, O'dur Semi' ve Basir.
İsrâ suresi, 2. ayet. وَءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلْنَٰهُ هُدًى لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِى وَكِيلًا
Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve onu, "Benden başkasını vekil edinmeyin" diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık.
Musa'ya da Kitabı vermiş dipnot 1 ve onu "Benden başka hiçbir vekil (güven kaynağı) edinmeyin!" diye İsrailoğullarına bir rehber kılmıştık.
Yine Biz, Musa'ya (da) kitabı vermiş ve onu İsrailoğulları için bir doğru yol haritası kılarak (demiştik ki): "Benim dışımda, herhangi bir koruyucu otorite edineyim demeyin!
Ve Biz (aynı şekilde) Musa'ya (da) kitap vermiştik ve onu İsrailoğulları için bir doğru yol rehberi kılmış (ve onlara şöyle demiştik:) "Kaderinizi belirleme gücünü Benden başkasında aramaya kalkmayın.
Musa'ya hakikat BİLGİsi (Kitap) verdik. . . Onu: "Ben'im dunumu vekil edinmeyin!" diye İsrailoğullarına bir kılavuz kıldık.
Musa'ya kitap verdik ve "Benden başka vekil edinmeyin" diye onu İsrailoğullarına kılavuz kıldık.
Biz, Musa’ya Kitab’ı verdik ve İsrailoğullarına: «Benden başkasını dayanılıp güvenilen bir (yardımcı, dost ve) ilah edinmeyin» diyerek bu Kitab’ı bir hidayet rehberi kıldık.
Musa'ya, Kitap verdik. Ve Onu, "Benden başka Koruyucu edinmeyin!" buyruğuyla, İsrailoğullarına, yol gösteren yaptık.
Musa'ya kitabı verdik ve onu İsrailoğulları'na, "Benden başka bir vekil edinmeyin" diye rehber yaptık.
Aynı şekilde, Musa'ya kitabı vermiştik. İsrail oğullarını şu gerçeğe iletmek için: "Benden başka bir vekil edinmeyin."
Aynı şekilde, Musa'ya kitabı vermiştik. İsrail oğullarını şu gerçeğe iletmek için: 'Benden başka bir sahip edinmeyin.'
Musa'ya da Kitap verdik ve onu İsrail oğullarına bir hidayet rehberi kıldık; Benden başka bir vekil tutmayın diye.
Musaya da kitab verdik ve onu Beni İsrail için bir hidayet rehberi kıldık, şöyle ki: benden başka bir vekil tutmayın diye
Musa'ya, İsrailoğulları'na, Ben'den başka bir vekil dipnot 1 edinmeyin diye, doğru yola ileten o Kitap'ı verdik.
Musa'ya, İsrailoğulları'na, Ben'den başka bir vekil dipnot 1 edinmeyin diye, doğru yola ileten o Kitap'ı verdik.
Musa'ya, İsrail Oğullarına, Ben'den başka bir vekil dipnot 1 edinmeyin diye, doğru yola ileten o Kitap'ı verdik.
Musa'ya kitap verdik ve "Benden başka vekil edinmeyin" diye onu İsrailoğullarına kılavuz kıldık.
Biz Musaya kitab verdik ve o (kitabı) "Benden başka hiçbir vekil tutmayın" diye israil oğulları için bir hidayet (rehberi) kıldık.
Musa'ya da kitabı verdik. Ve onu, İsrailoğulları için bir hidayet kıldık. Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Mûsâ’ya kitap verdik. O kitabı, İsrailoğulları için, "Benden başkasını vekil edinmeyin!" diye hidayet (rehberi) kıldık.
Biz Musa'ya Kitabı verdik ve onu İsrail oğullarına "Benden başka bir vekil tutmayın!" diye bir kılavuz yaptık.
Musa'ya kitabı verdik ve o kitabı "Benimle aranıza bir vekil koymayın!" diyerek İsrailoğullarına rehber kıldık. dipnot 1
Musa'ya o Kitabı verdik ve onu İsrailoğullarına yol gösterici kıldık. Ey İsrailoğulları! Bu, benimle kendi aranıza bir vekil koymayasınız, diyedir.
Musa’ya kitap verdik. O kitabı, İsrailoğulları için, ‘benden başkasını vekil edinmeyin!’ diye hidayet (rehberi) kıldık.
Musa'ya kitap verdik. O kitabı, İsrailoğulları için, 'benden başkasını vekil edinmeyin!' diye rehber kıldık.
Musa'ya Kitap'ı verdik ve onu, "benden başka bir vekil tutmayın" buyruğuyla Beniisrail'e bir kılavuz kıldık.
İsrâ suresi, 3. ayet. ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ إِنَّهُۥ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا
Ey kendilerini Nuh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu.
Ey Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızın nesli! Şüphesiz ki o çok şükreden bir kuldu.
Siz, ey Nuh'la birlikte (gemide) taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Unutmayın ki o hep şükreden bir kuldu!"
Siz ey Nuh'la birlikte (gemide) taşıdığımız insanların soyundan gelenler! O (Nuh ki,) gerçekten de çok şükreden bir kuldu".
(Ey) Nuh ile beraber (gemide) taşıdıklarımızın torunları. . . Muhakkak ki O, çok şükreden bir kul idi.
(Ey) Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın çocukları! Şüphesiz o, şükreden bir kuldu.
(Ey) Nuh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin nesli! Şunu bilin ki Nuh, çok şükreden bir kul idi.
Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan. Aslında, O, çok şükreden bir kuldu.
Ey Nuh ile beraber gemide taşıyarak kurtardıklarımızın soyundan olanlar! Doğrusu Nuh, çok şükreden biri idi.
Onlar, Nuh ile birlikte taşıttığımız kimselerin soyudur; o şükreden bir kuldu.
Onlar, Nuh ile birlikte taşıttığımız kimselerin soyudur; o şükreden bir kuldu
Ey Nuh ile birlikte (gemiye) yüklediğimiz kimselerin soyundan olanlar! O doğrusu çok şükredici bir kuldu.
Ey Nuh ile beraber yüklediğimiz kimselerin zürriyyeti!, o doğrusu çok şükredici bir kul idi
Ey Nuh ile birlikte taşıdığımız kimselerin soyundan olanlar! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu.
Ey Nuh ile birlikte taşıdığımız kimselerin soyundan olanlar! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu.
Ey Nuh ile birlikte taşıdığımız kimselerin soyundan olanlar! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu.
(Ey) Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın çocukları! Şüphesiz o, şükreden bir kuldu.
Ey Nuh ile beraber (gemide) taşı (yıb selamete çıkar) dığımız (insanlar) zürriyeti, (şu) bir hakıykatdır ki (Nuh) çok şükreden bir kuldu.
Nuh ile beraber taşıdığımız kimselerin soyunu da. Gerçekten o, çok şükreden bir kul idi.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Ey Nûh’la birlikte taşıdığımız kimselerin soyu/torunları! Doğrusu Nûh, çok şükreden bir kuldu.
Ey Nuh ile beraber (gemide) taşıdıklarımızın çocukları, doğrusu o (Nuh), çok şükreden bir kuldu. (Siz de atanız gibi olun.)
Ey Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızın soyundan gelenler! dipnot 1 Nuh, görevini tam olarak yerine getiren dipnot 2 bir kuldu.
Ey Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın evlatları! Nuh, görevlerini yerine getiren bir kuldu.
Ey Nuh’la birlikte taşıdığımız kimselerin soyu/torunları! Doğrusu Nuh çok şükreden bir kuldu.
-Ey Nuh'la birlikte taşıdığımız kimselerin soyu/torunları! Doğrusu Nuh çok şükreden bir kuldu.
Ey Nuh ile beraber taşıdığımız kişilerin soyu! Gerçek şu ki, Nuh çok şükreden bir kuldu.
İsrâ suresi, 4. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَتُفْسِدُنَّ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَبِيرًا
Biz, Kitap'ta (Tevrat'ta) İsrailoğullarına, "Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz" diye hükmettik.
Biz Kitapta İsrailoğullarına "Siz yeryüzünde iki kez dipnot 1 bozgunculuk çıkaracak ve büyük bir kibre kapılacaksınız." diye bildirmiştik.
Eski Ahit · Yeremya 2:28
Hani nerede kendiniz için yaptığınız ilahlar? 2 Felakete uğradığınızda kurtarabiliyorlarsa, 2 Kalkıp gelsinler. 2 Kentlerinin sayısı kadar 2 İlahların var, ey Yahuda halkı.” Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Matta 23:33
“Sizi yılanlar, engerekler soyu! Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız? Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Luka 21:10
Sonra onlara şöyle dedi: “Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Ve İsrailoğullarına vahiy yoluyla (şunu) bildirdik: "Mutlaka yeryüzünde iki kez bozgunculuk çıkartacak ve küstahça böbürlenip büyüklük taslayacaksınız!"
Ve İsrailoğulları'na vahiy yoluyla (şunu) bildirdik: "Muhakkak ki siz yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracak ve küstahça büyüklenip duracaksınız!"
Kitapta (İlim boyutunda) İsrailoğullarına şu hükmü takdir ettik: "Siz, arzda iki kere bozgunculuk yapacaksınız ve alabildiğine benliğinizi büyüteceksiniz!"
Kitapta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün)de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş, yükselişle kibirlenecek, yükseleceksiniz.
Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.
İsrailoğullarına, Kitap'ta, şunu bildirdik: "Yeryüzünde iki kez bozgunculuk yapacaksınız. Ve kesinlikle büyük bir böbürlenmeyle büyüklük taslayacaksınız!" dipnot 210
Kitapta İsrailoğulları'na,"Andolsun, yeryüzünde iki defa bozgunculuk yaptınız ve büyüklendikçe büyüklendiniz" diye bildirmiştik.
Kitapta, İsrail oğullarına: "Yeryüzünde iki kere bozgunculuk çıkaracaksınız ve alabildiğine kibirleneceksiniz" diye bildirdik,
Kitapta, İsrail oğullarına: 'Yeryüzünde iki kere bozgunculuk çıkaracaksınız ve alabildiğine kibirleneceksiniz,' diye bildirdik,
Biz İsrail oğullarına Kitap'da şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."
Biz Beni İsraile kitabda şu kazıyyeyi de takdir ettik, muhakkak siz Arzda iki kerre fesad yapacaksınız, ve muhakkak büyük bir yükseliş yükseleceksiniz
İsrailoğulları'na Kitap'ta dipnot 1 yargıda bulunduk: "Siz kesinlikle iki kez yeryüzünde fesat çıkaracaksınız ve kibirlenip böbürleneceksiniz."
İsrailoğulları'na Kitap'ta dipnot 1 yargıda bulunduk: "Siz kesinlikle iki kez yeryüzünde fesat çıkaracaksınız ve kibirlenip böbürleneceksiniz."
İsrailoğulları'na Kitap'ta hükmü bildirdik: "Siz kesinlikle iki kez yeryüzünde fesat çıkaracaksınız ve kibirlenip böbürleneceksiniz."
Kitapta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün)de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş, yükselişle kibirlenecek, yükseleceksiniz.
Biz kitabda Israil oğullarına şu haberi verdik: "Siz arz (-ı mukaddes) de muhakkak iki defa fesad çıkaracak ve muhakkak (bana karşı) büyük bir serkeşlik yapıb kabaracaksınız".
İsrailoğullarına kitabda hükmettik ki: Doğrusu yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Kitapta, İsrailoğulları'na: “Yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız, büyük bir azgınlıkla kibirlenip taşkınlık yapacaksınız” diye bildirmiştik.
Kitapta İsrail oğullarına şu hükmü verdik: "Siz o ülkede iki kez bozgunculuk yapacaksınız ve çok böbürleneceksiniz (zorbalık edeceksiniz)!
O kitaba dipnot 1 İsrailoğulları için şu kararımızı koyduk: "Kesinlikle yeryüzünde iki kere fesat çıkaracak ve büyüklendikçe büyükleneceksiniz."
İsrailoğulları için Kitaplarına şu kararımızı koyduk: "Siz bu yerde iki kere fesat çıkaracak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz dipnot 1 ."
Kitapta, İsrailoğulları'na: “Yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız, büyük bir azgınlıkla kibirlenip, taşkınlık yapacaksınız” diye bildirmiştik.
Kitapta, İsrailoğullarına: "Yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız, büyük bir azgınlıkla zorbalık yapacaksınız." diye bildirmiştik.
Biz, Beniisrail'e Kitap'ta şu yolda bir yargıda bulunduk: Siz yeryüzünde muhakkak iki kez bozgun vücuda getireceksiniz ve muhakkak büyük bir kibirle böbürleneceksiniz.
İsrâ suresi, 5. ayet. فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَّنَآ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُوا۟ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِ وَكَانَ وَعْدًا مَّفْعُولًا
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhalde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.
Bunlardan ilkinin (cezalandırma) zamanı gelince, üzerinize güçlü kullarımızı salmıştık da evlerin aralarını bile köşe bucak aramışlardı. Bu, yerine getirilmiş bir vaatti.
İşte bu iki uyarıdan birincisinin vakti geldiğinde, sizin üzerinize şu Bizim (belalı) kullardan saldırı gücü çok yüksek olanları musallat ettik; öyle ki, bunlar köşe bucak her yeri arayıp taradılar: zira bu, sadece (böyle yapanlar için) konulmuş bir yasanın uygulanmasıydı.
Bu yüzden bunlardan ilki hakkında yapılan ön uyarı(nın günü) gelip çattığında kavgada çok çetin kullarımızdan saldık üzerinize, öyle ki bunlar ülkede kıyı bucak girmedik yer bırakmadılar; ve ön uyarının gereği böylece bütünüyle yerine gelmiş oldu.
O ikisinden ilkinin zamanı geldiğinde, güçlü kullarımızı üzerinize getirdik. . . (Onlar) yurtların aralarına girip araştırdılar. . . (Bu) yerine getirilmiş bir vaat idi.
Nitekim o ikiden ilk vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.
Sonunda, birincisinin zamanı geldiğinde, kaba güç kullanan kullarımızı üzerinize gönderdik. Öyle ki, evlerinizin aralarına değin girip araştırdılar. Yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
Birincisinin vakti geldiği zaman, pek güçlü olan kullarımızı üzerinize saldık ve evlerin arasında dolaştılar. Bu yerine gelmiş bir vaad idi.
"Birincisinin zamanı gelince, büyük güce sahip kullarımızı üstünüze göndeririz. Evlerinize kadar girerek araştırırlar. Gerçekleşmesi gereken bir sözdü bu."
'Birincisinin zamanı gelince, büyük güce sahip kullarımızı üstünüze göndeririz. Evlerinize kadar girerek araştırırlar. Gerçekleşmesi gereken bir sözdü bu.'
Birincisinin vakti gelince, üzerinize milkimiz güçlü, savaşçı bir takım kullar göndereceğiz; onlar evlerin aralarına girip araştıracaklar; ve bu gerçekleşmiş bir va'd oldu.
İmdi birincisinin va'desi geldiği vakıt üzerinize milkiniz, şiddetli harb ehli bir takım kullar göndereceğiz de onlar ta evlerin aralarına girib araştıracaklar, ve bu fı'le çıkarılmış bir va'd oldu
Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.
Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.
Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.
Nitekim o ikiden ilk vaad geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
İşte o ikiden birinci (fesadlarının ceza) va'de (si) gelince (muhaarebede) çok çetin bir kuvvete malik olan kullarımızı üzerinize musallat kıldık da onlar evlerin aralarına kadar girib (sizi) araşdırdılar. (Bu), yerine getirilmiş bir va'd idi.
O ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize çok güçlü olan kullarımızı saldık. Onlar, memleketin her köşesini kontrollarına aldılar. Bu, yerine gelmiş bir vaad idi.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güç kuvvet sahibi kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, gerçekleşmiş bir vaad idi.
Birincisinin zamanı gelince üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik, evlerin aralarına girip (sizi) araştırdılar. Bu, yapılması gereken bir va'd idi.
Birincisinin vakti gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık, onlar da yurtlarınızı didik didik ettiler. Bu, gerçekleşmiş bir sözdür. dipnot 1
Birincisinin sonu gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık; evlerin içine kadar girdiler. Bu söz, yerine getirildi dipnot 1 .
Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güç kuvvet sahibi kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa olaşarak (sizi) aradılar. Bu, gerçekleşmiş bir vaad idi.
Birincisinin zamanı gelince, üzerinize çok şiddetli savaşçı kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa ele geçirdiler. Bu, gerçekleşmiş bir hüküm idi.
Nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. Ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.
İsrâ suresi, 6. ayet. ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ ٱلْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَأَمْدَدْنَٰكُم بِأَمْوَٰلٍ وَبَنِينَ وَجَعَلْنَٰكُمْ أَكْثَرَ نَفِيرًا
Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık.
(Bu ilk sıkıntıdan) sonra onlara karşı size tekrar (fırsat) vermiştik; dipnot 1 servet ve çocuklarla sizi (gücünüzü) desteklemiş, sayınızı daha da çoğaltmıştık.
Daha sonra tekrar onlara galip gelmenizi temin ettik; ve sizi hem mal, hem de evlatça destekleyip sayınızı artırarak (şu mesajı verdik):
Bir süre sonra onlara yeniden üstün gelmenizi sağladık; ve sizi malca ve evlatça destekleyip sayınızı artırdık.
Sonra sizi, onlar üzerine bir kere daha üstün kıldık. . . Mallar ve oğullar ile size yardım ettik. . . Savaşçılarınız itibarıyla sizi kalabalıklaştırdık.
Sonra onlara karşı size tekrar 'güç ve kuvvet verdik', size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık.
Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık;sayınızı daha da çoğalttık.
Sonra, onlara yine üstün gelmenizi sağladık. Mallar ve oğullarla sizi destekledik ve sizi sayıca çoğalttık.
Sonra sizi onlara yeniden üstün getirdik. Servet ve çocuklarla gücünüzü arttırdık, sayınızı daha da çoğalttık.
"Sonra onları yenme olanağını size vereceğiz, sizi mal ve soy ile destekleyerek savaşçılarınızı çoğaltacağız."
'Sonra onları yenme olanağını size vereceğiz, sizi mal ve soy ile destekleyerek savaşçılarınızı çoğaltacağız.'
Sonra sizi tekrar onların üzerine galip kıldık, size mal ve oğullarla yardımda bulunduk ve toplum olarak daha çoğalttık.
Sonra size tekrar onların üzerine devleti iade ettik ve size mallarla ve oğullarla imdad verdik ve sizi cemıyyetce daha çoğalttık
Sonra sizi, onlara karşı tekrar üstün kıldık. Size mallarla ve evlatlarla yardım ettik. Ve sayınızı çokça artırdık.
Sonra sizi, onlara karşı tekrar üstün kıldık. Size mallarla ve evlatlarla yardım ettik. Ve sayınızı çokça artırdık.
Sonra sizi, onlara karşı tekrar üstün kıldık. Size mallarla ve evlatlarla yardım ettik. Ve sayınızı çokça artırdık.
Sonra onlara karşı size tekrar 'güç ve kuvvet verdik', size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık.
Sonra bunlara karşı size tekrar devlet ve galebe verdik. Mallarla, oğullarla sizin imdadınıza yetişdik, cem'iyyetinizi de (olduğunızdan) daha fazla çoğaltdık.
Bundan sonra sizi, onlara tekrar galip getirdik. Mallar ve oğullarla size yardım ederek sayınızı artırdık.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Sonra size bunlara karşı tekrar üstünlük verdik. Mallarla, oğullarla yardımınıza yetiştik, sayınızı da çoğalttıkça çoğalttık.
Sonra tekrar size, onları yenme imkanı verdik ve sizi mallarla, oğullarla destekledik ve savaşçılarınızı çoğalttık.
Sonra sizi tekrar diğerlerine üstün hale getirecek, mallar ve evlatlar verecek ve askeri açıdan en güçlü hale getireceğiz.
Sonra düşmanlarınıza karşı sizi tekrar güçlendirdik, mallar ve oğullar verdik, askeri yönden daha güçlü hale getirdik.
Sonra sizi yeniden onlara karşı galip getirmiş, mallar ve çocuklarla sizi güçlendirerek, sayınızı daha da çoğalttık.
Sonra sizi yeniden onlara karşı galip getirmiş, mallar ve çocuklarla sizi güçlendirerek, sayınızı çoğaltmıştık.
Sonra onlar üzerinde size tekrar egemenlik verdik, mallar ve oğullarla sizi güçlendirdik ve sizi toplum olarak çoğalttık.
İsrâ suresi, 7. ayet. إِنْ أَحْسَنتُمْ أَحْسَنتُمْ لِأَنفُسِكُمْ وَإِنْ أَسَأْتُمْ فَلَهَا فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْـَٔاخِرَةِ لِيَسُـۥٓـُٔوا۟ وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا۟ مَا عَلَوْا۟ تَتْبِيرًا
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis'e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)
(Size şöyle demiştik): "İyilik yaparsanız kendiniz için iyilik yapmış olursunuz; kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. Artık sonuncu (ikinci cezalandırma) zamanı gelince, yüzlerinizi kapkara edecek, daha önce girdikleri gibi yine Mescide (Süleyman Mabedi'ne) girecek ve üstün gelip her şeyi tahrip edecek (ordular size musallat olur)."
"Eğer iyilik ederseniz yalnızca kendisinize iyilik yapmış olursunuz, yok eğer kötülük ederseniz bunun da sonucuna katlanırsınız." Derken, sonuncu uyarının da vakti gelip çattığında (yeni düşmanlar gönderdik / göndereceğiz); kiz sizler için yüzkarası olan öncekilerin girişi gibi, Mabed'e (destursuz) girip ele geçirecekleri her şeyi paramparça edip mahvetsinler.
(Ve dedik ki:) "Eğer iyilikte sebat ederseniz, iyiliği yalnızca kendiniz için yapmış olursunuz; eğer kötülük yapmaya kalkışırsanız bunu da kendiniz için yapmış olursunuz". Ve böylece, ön uyarılardan diğeri(nin günü) gelip çattığında, onurunuzu bütünüyle alaşağı eden, önceki(ler) gibi Mabed'e (davetsiz) giren ve ele geçirdikleri her yeri yerle bir eden (başka düşmanlar gönderdik üzerinize).
(Bildirdik ki) eğer iyilik ederseniz, kendi nefsinize iyilik etmiş olursunuz; eğer kötülük yaparsanız, o da kendinizedir! Sonrakinin süresi geldiğinde, yüzlerinizi karartsınlar, ilkinde oraya girdikleri gibi tekrar Mescid'e girsinler ve üstünlük sağladıkları şeyleri yerle bir etsinler diye (kullarımızı tekrar gönderdik). . .
Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi 'kötü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmadağın edip mahvetsinler.'
Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid'e (Süleyman Mâbedi'ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık).
"Güzel davranırsanız, kendiniz için güzel davranmış olursunuz. Kötülük yaparsanız, onu da kendiniz için yapmış olursunuz!" Sonrakinin zamanı geldiğinde, yüzünüzü karartsınlar, en başında girdikleri gibi yine yakarış yerine girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye.
İyi davranırsanız, kendinize iyi davranmış olursunuz; eğer kötü davranırsanız kendinize kötü davranmış olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı geldiğinde, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler; ele geçirdiklerini yerle bir edecek kimselerin tekrar gelmesi olağandır.
"İyi davranırsanız, kendiniz için iyi davranmış olursunuz. Kötü davranırsanız yine kendiniz içindir. Sonuncusunun zamanı gelince, sizi kedere boğacaklar ve ilk defa girdikleri gibi mescide girecekler. Ele geçirdiklerini yerle bir edecekler."
'İyi davranırsanız, kendiniz için iyi davranmış olursunuz. Kötü davranırsanız yine kendiniz içindir. Sonuncusunun zamanı gelince, sizi kedere boğacaklar ve ilk defa girdikleri gibi mescide girecekler. Ele geçirdiklerini yerle bir edecekler.'
Eğer güzellik yaparsanız, kendinize güzellik etmiş olursunuz; eğer kötülük yaparsanız yine kendinizedir. Artık sonraki fesadınızın vakti geldimi, yüzünüzü kötületsinler, ilk defa girdikleri gibi yine Mescidi Aksa' ya girsinler ve bütün ele geçirdiklerini temelinden yıksınlar diye.
Eğer güzellik yaparsanız kendinize güzellik etmiş olursunuz, yok eğer kötülük yaparsanız o da ona, derken sonrakinin va'desi geliverdi mi! Yüzlerinizi kötületsinler için, evvelki defa girdikleri gibi yine Mescide girsinler için ve her istila ettiklerini mahvetsinler de etsinler için
Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötü olursanız, o da kendiniz içindir. Diğer bozgunculuğunuzun cezalandırma zamanı geldiğinde, sizi kötü duruma düşürmek için, ilk kez girdikleri gibi mescide dipnot 1 girsinler. Ve yücelttiğiniz şeyleri darmadağın edip mahvetsinler.
Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötü olursanız, o da kendiniz içindir. Diğer bozgunculuğunuzun cezalandırma zamanı geldiğinde, sizi kötü duruma düşürmek için, ilk kez girdikleri gibi mescide dipnot 1 girsinler. Ve yücelttiğiniz şeyleri darmadağın edip mahvetsinler.
Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötü olursanız, o da kendiniz içindir. Diğer bozgunculuğunuzun cezalandırma zamanı geldiğinde, sizi kötü duruma düşürmek için, ilk kez girdikleri gibi mescide dipnot 1 girsinler. Ve yücelttiğiniz şeyleri darmadağın edip mahvetsinler.
Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi 'kötü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmadağın edip mahvetsinler'.
Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Eğer kötülük ederseniz (yine) kendinize kötülük (etmiş olursunuz). Artık diğer (cezanın) vade (si) gelince yüzlerinizi kötülesinler, mescid (iniz) e birinci defa girdikleri gibi gir (ib tahrib et) sinler, galebe ve istila etdiklerini mahv etdikce etsinler diye (başınıza yine düşmanları musallat etdik).
Eğer ihsan ederseniz; kendiniz için ihsan etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz; o da kendinizedir. Diğerinin vakti gelince; yüzünüzü karartsınlar, mescide ilk defa girdikleri gibi girsinler ve ele geçirdikleri yeri harab etsinler diye onları tekrar göndeririz.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Eğer iyilik ederseniz kendinize, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. İkincinin zamanı geldiğinde de yüzünüzü kötü bir duruma soksunlar, birincisinde mescide girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye düşmanlar gönderdik).
İyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz, o da kendi aleyhinizedir. Son taşkınlığınızın zamanı gelince (yine öyle kullar göndeririz) ki, yüzlerinizi kötü duruma soksunlar (üzüntüden suratlarınızın asılmasına sebeb olsunlar) ve ilk kez girdikleri gibi yine Mescid'e (Kudüs'e) girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler.
İyi davranırsanız iyiliği kendinize yapmış olursunuz. Kötü davranırsanız o da kendinize olur. Ama (yeryüzünde fesat çıkarmanızdan dolayı) son tehdidin zamanı gelince sizi üzüntüye boğsunlar, o Mescid'e (Beyt-i Makdis'e) ilk girenler gibi girsinler ve hakimiyet kurdukları her şeyi yakıp yıksınlar diye (tekrar kullarımızı üzerinize salacağız.) dipnot 1
İyi davranırsanız faydasını görürsünüz. Kötü davranırsanız zararı size dokunur (dedik). İkincisinin sonu gelince (kullarımızı tekrar üzerinize saldık ki) yüzünüzü yere sürtsünler, o Mescide (Beyt-i Makdis'e) ilk girenler gibi girsinler ve üstüne çıktıkları her şeyi yakıp yıksınlar dipnot 1 .
Eğer iyilik ederseniz kendinize, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. İkincinin zamanı geldiğinde de yüzünüzü kötü bir duruma soksunlar, birincisinde Mescid’e girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye düşmanlar gönderdik).
Eğer iyilik ederseniz kendinize, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. İkincinin zamanı geldiğinde de yüzünüzü karartsınlar, birincisinde Mescid'i yıktıkları gibi yine yıksınlar ve ele geçirdikleri her şeyi mahvetsinler.
Eğer güzel davranırsanız, kendi benlikleriniz için güzellik sergilemiş olursunuz. Ve eğer kötülük yaparsanız o da benlikleriniz aleyhine olur. Bu sırada, yüzlerinizi çirkinleştirsinler, ilk kez girdikleri gibi mabede girsinler ve egemenlik altına aldıklarını yerle bir etsinler diye ikinci vaat geldi.
İsrâ suresi, 8. ayet. عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يَرْحَمَكُمْ وَإِنْ عُدتُّمْ عُدْنَا وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ حَصِيرًا
Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır.
Rabbiniz size merhamet edecektir. (Bozgunculuğa) dönerseniz, biz de (sizi cezalandırmaya) döneriz. Cehennemi kâfirler için bir kuşatma yeri yaptık.
Tabii ki Rabbinizin size rahmetiyle muamele etmesi umulabilir; ama eğer siz (günaha) dönerseniz, Biz de (cezaya) döneriz. Zira Biz cehennemi nankörleri çepeçevre kuşatan bir hisar kılmışızdır.
Rabbinizin size acıyıp esirgemesi elbette umulabilir; ama eğer siz (günaha) geri dönerseniz, Biz de (azaba) geri döneriz. Ve (unutmayın ki,) Biz cehennemi hakkı inkar edenleri kuşatacak (bir hisar) kılmışızdır.
Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. . . Eğer dönerseniz, biz de döneriz. . . Cehennemi, hakikat bilgisini inkar edenler için kuşatıp kayıtlayan bir ortam kıldık.
Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz biz de (sizi aşağılık kılmaya ve cezalandırmaya) döneriz. Biz, cehennemi kafirler için bir kuşatma yeri kıldık.
Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eğer yine (fesatçılığa) dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptık.
Efendiniz, belki size merhamet eder. Eğer dönerseniz, Biz de döneriz. Zaten nankörlük edenler için cehennemi kuşatılma yeri yaptık.
Rabbinizin size merhamet etmesi ihtimal dahilindedir; fakat siz yine bozgunculuğa dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kafirler için bir hapishane yaptık.
Efendiniz size rahmet eder. Siz dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi kafirler için kuşatıcı kıldık.
Rabbiniz size rahmet eder. Siz (bozgunculuk yapmaya) dönerseniz biz de (cezalandırmaya) döneriz. Cehennemi kafirler için kuşatıcı kıldık.
Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer dönerseniz Biz de döneriz. Öyle ya, Biz cehennemi kafirlere zindan yapmışız!
Ola ki rabbınız size rahmetini göndere, eğer yine dönerseniz biz de döneriz öyle ya biz Cehennemi kafirlere hısar yapmışız
Umulur ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz. dipnot 1 Ve Biz Cehennem'i Kafirler dipnot 2 için kuşatıcı kıldık.
Umulur ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz. dipnot 1 Ve Biz Cehennem'i Kafirler dipnot 2 için kuşatıcı kıldık.
Umulur ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz. dipnot 1 Ve Biz Cehennem'i gerçeği yalanlayan nankörler için kuşatıcı kıldık.
Umulur ki, rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz biz de (sizi aşağılık kılmaya ve cezalandırmaya) döneriz. Biz, cehennemi kafirler için bir kuşatma yeri kıldık.
(Tevbe ederseniz) Rabbinizin sizi esirgeyeceğinizi umabilirsiniz. (Eğer tekrar fesada) dönerseniz biz de (sizi cezalandırmıya) döneriz. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapdık.
Belki Rabbınız size merhamet eder. Eğer dönerseniz; Biz de döneriz ve Biz, cehennemi kafirler için bir zindan kılmışızdır.
(1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Rabbinizin size merhamet edeceğini umabilirsiniz, ama dönerseniz Biz de döneriz. Öyle ya Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yaptık.
(Bundan sonra) Belki Rabbiniz size acır, ama siz (bozgunculuk yapmaya) dönerseniz, biz de (sizi cezalandırmağa) döneriz. Cehennemi, kafirler için kuşatıcı (bir zindan) yapmışızdır!
Belki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz dönerseniz biz de döneriz (sizi yine cezalandırırız) dipnot 1 . Biz Cehennemi kafirler için tıkılıp kalma yeri yaptık.
Eski Ahit · Yeremya 18:7
Bir ulusun ya da krallığın kökünden söküleceğini, yıkılıp yok edileceğini duyururum da, Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Umulur ki Rabbiniz dipnot 1 size yine merhamet eder. Siz dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi kafirler için tıkılıp kalma yeri yapmışızdır.
(Tövbe edersiniz de) Rabbiniz size merhamet eder. eğer yine (fesatçılığa) dönerseniz, biz de (sizi cezalandırmaya) döneriz. Cehennemi kâfirler için zindan yaptık
Rabbinizin size acıması umulur, eğer yine dönerseniz, biz de döneriz. Cehennemi kafirler için zindan yaptık
Rabbiniz size belki rahmet eder. Ve eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de döneriz. Ve biz, cehennemi, küfre batanlar için çepeçevre kuşatan bir zından yapmışızdır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.