36. sure

Yâsîn Suresi يس

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 15 konu
  1. Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi 1–6 karşılaştır — Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi
  2. İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi 7–12 karşılaştır — İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi
  3. Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması 13–19 karşılaştır — Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması
  4. Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam 20–27 karşılaştır — Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam
  5. Kavmin helâki ve alay edenlerden ders 28–32 karşılaştır — Kavmin helâki ve alay edenlerden ders
  6. Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler 33–36 karşılaştır — Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler
  7. Delil: gece, güneş ve ay 37–40 karşılaştır — Delil: gece, güneş ve ay
  8. Delil: gemi ve taşınan nesiller 41–44 karşılaştır — Delil: gemi ve taşınan nesiller
  9. Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses 45–50 karşılaştır — Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses
  10. Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış 51–54 karşılaştır — Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış
  11. Cennetlikler 55–58 karşılaştır — Cennetlikler
  12. Suçlulara hitap ve o günün şahitliği 59–68 karşılaştır — Suçlulara hitap ve o günün şahitliği
  13. Kur'an şiir değildir 69–70 karşılaştır — Kur'an şiir değildir
  14. Hayvanlar ve edinilen ilahlar 71–76 karşılaştır — Hayvanlar ve edinilen ilahlar
  15. İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri 77–83 karşılaştır — İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi 1–6

  1. Yâsîn suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 1. ayet. يسٓ

    yâ-sîn.

    Ali Rıza Safa

    Y. S.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 1. ayet

  2. Yâsîn suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 2. ayet. وَٱلْقُرْءَانِ ٱلْحَكِيمِ

    velḳur'âni-lḥakîm.

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Bilge Kur'an'a!

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 2. ayet

  3. Yâsîn suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 3. ayet. إِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    inneke lemine-lmürselîn.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, sen, gönderilenler arasındasın.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 3. ayet

  4. Yâsîn suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 4. ayet. عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Ali Rıza Safa

    Dosdoğru yol üzerindesin.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 4. ayet

  5. Yâsîn suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 5. ayet. تَنزِيلَ ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

    tenzîle-l`azîzi-rraḥîm.

    Ali Rıza Safa

    Üstün Olandan; Merhametli Olandan indirilmiştir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 5. ayet

  6. Yâsîn suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 6. ayet. لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمْ فَهُمْ غَٰفِلُونَ

    litünẕira ḳavmem mâ ünẕira âbâühüm fehüm gâfilûn.

    Ali Rıza Safa

    Ataları uyarılmadığı için, kendileri de aymazlık içinde olan bir toplumu uyarman için.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 6. ayet

İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi 7–12

  1. Yâsîn suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 7. ayet. لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    leḳad ḥaḳḳa-lḳavlü `alâ ekŝerihim fehüm lâ yü'minûn.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, sözü verilen, onların çoğu üzerine gerçekleşmiştir; onlar, artık inanmazlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 7. ayet

  2. Yâsîn suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 8. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ أَغْلَٰلًا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ

    innâ ce`alnâ fî a`nâḳihim aglâlen fehiye ile-l'eẕḳâni fehüm muḳmeḥûn.

    Ali Rıza Safa

    Boyunlarından çenelerine değin halkalar geçirdik; bu yüzden, kafaları yukarıya dikilmiştir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 8. ayet

  3. Yâsîn suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    vece`alnâ mim beyni eydîhim seddev vemin ḫalfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübṣirûn.

    Ali Rıza Safa

    Önlerine ve arkalarına set çekerek onları perdeledik; onlar, artık görmezler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 9. ayet

  4. Yâsîn suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 10. ayet. وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    vesevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

    Ali Rıza Safa

    Onları uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 10. ayet

  5. Yâsîn suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 11. ayet. إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ

    innemâ tünẕiru meni-ttebe`a-ẕẕikra veḫaşiye-rraḥmâne bilgayb. febeşşirhü bimagfirativ veecrin kerîm.

    Ali Rıza Safa

    Sen, ancak, öğretiye bağlı kalan ve görmemesine karşın, Bağışlayana derin saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. Artık, bağışlanma ve büyük bir ödülü, sevinçli bir haber olarak ona ver.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 11. ayet

  6. Yâsîn suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 12. ayet. إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَٰرَهُمْ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ فِىٓ إِمَامٍ مُّبِينٍ

    innâ naḥnü nuḥyi-lmevtâ venektübü mâ ḳaddemû veâŝârahüm. vekülle şey'in aḥṣaynâhü fî imâmim mübîn.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Biz, ölülere yeniden yaşam veririz. Onların yaptıklarını ve sonuçlarını yazarız. Her şeyi apaçık bir kütükte kaydederiz. dipnot 369

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 369
      Apaçık anlamına gelen Mübin sözcüğü, YaSin suresinin 12,17,24,47,60,69,77 ayetlerinde, toplam yedi kez geçer. Bu ayetler okunurken, Mübin Duası olarak isimlendirilen, Arapça uzun bir söylemin okunması durumunda, dileklerin kabul edileceği biçiminde, halk arasında uydurma bir inanış vardır. Bilisiz kişiler tarafından yayılan bu uydurma inanış, anlamını bilmeden Kur'an okumanın kaçınılmaz sonuçlarından birisidir. Çünkü bu surede yedi kez tekrarlanan sözcüğün, Allah'ın Mübin sıfatı olduğu sanılmaktadır. Oysa bu ayetlerde geçen apaçık anlamındaki mübin sözcükleri, Allah'ın sıfatıyla ilgisi olmayan sıradan sözcüklerdir. Allah'ı tanımlayan Mübin sıfatı, Kur'an'da yalnızca 24:25 ayetinde, "Varlığı Apaçık" anlamında bildirilmiştir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 12. ayet

Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması 13–19

  1. Yâsîn suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 13. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    vaḍrib lehüm meŝelen aṣḥâbe-lḳaryeh. iẕ câehe-lmürselûn.

    Ali Rıza Safa

    Gönderilenlerin geldiği, o kentin yoldaşlarını örnek ver.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 13. ayet

  2. Yâsîn suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 14. ayet. إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

    iẕ erselnâ ileyhimü-ŝneyni fekeẕẕebûhümâ fe`azzeznâ biŝâliŝin feḳâlû innâ ileyküm mürselûn.

    Ali Rıza Safa

    İki gönderdik; ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine, üçüncü birisiyle destekledik. Şöyle dediler: "Biz, size gönderilenleriz!" dipnot 370

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 370
      Aynı dönemde gönderilen iki peygamber ve onlara destek olarak gönderilen üçüncüsünün kim olduğu konusunda, Kur'an'daki diğer ayetlerde açık bir bilgi yoktur. Allah'a inanan, ama O'nun hiçbir şey indirmediğini öne süren bu topluma, aynı dönemde gönderilen üç peygamberin; İbrahim, Lut ve İsmail oldukları düşünülebilir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 14. ayet

  3. Yâsîn suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 15. ayet. قَالُوا۟ مَآ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحْمَٰنُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ

    ḳâlû mâ entüm illâ beşerum miŝlünâ vemâ enzele-rraḥmânü min şey'in in entüm illâ tekẕibûn.

    Ali Rıza Safa

    "Bizler gibi bir insanoğlundan başkası değilsiniz!" dediler; "Bağışlayan, hiçbir şey indirmemiştir; yalan söylüyorsunuz!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 15. ayet

  4. Yâsîn suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 16. ayet. قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

    ḳâlû rabbünâ ya`lemü innâ ileyküm lemürselûn.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle dediler: "Gönderilenler olduğumuzu, Efendimiz, kesinlikle bilir!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 16. ayet

  5. Yâsîn suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 17. ayet. وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    vemâ `aleynâ ille-lbelâgu-lmübîn.

    Ali Rıza Safa

    "Bizim görevimiz, yalnızca apaçık bildirmektir!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 17. ayet

  6. Yâsîn suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 18. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    ḳâlû innâ teṭayyernâ biküm. leil lem tentehû lenercümenneküm veleyemessenneküm minnâ `aẕâbün elîm.

    Ali Rıza Safa

    "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık!" dediler; "Buna son vermezseniz, kesinlikle sizi taşlayacağız ve kesinlikle acı bir biçimde cezalandıracağız!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 18. ayet

  7. Yâsîn suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 19. ayet. قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

    ḳâlû ṭâiruküm me`aküm. ein ẕükkirtüm. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle dediler: "Sizin uğursuzluğunuz, kendi yüzünüzdendir. Size öğreti verildiği için mi böyle oldu? Hayır, siz, ölçüyü aşan bir toplumsunuz!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 19. ayet

Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam 20–27

  1. Yâsîn suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 20. ayet. وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

    vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yes`â ḳâle yâ ḳavmi-ttebi`ü-lmürselîn.

    Ali Rıza Safa

    Ve kentin en uzaktaki yerinden, bir adam koşarak geldi: "Ey toplumum!" dedi; "Gönderilenleri izleyin!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 20. ayet

  2. Yâsîn suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 21. ayet. ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ

    ittebi`û mel lâ yes'elüküm ecrav vehüm mühtedûn.

    Ali Rıza Safa

    "Sizden bir karşılık istemeyen bu kişileri izleyin. Çünkü onlar, doğru yola erişenlerdir!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 21. ayet

  3. Yâsîn suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 22. ayet. وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    vemâ liye lâ a`büdü-lleẕî feṭaranî veileyhi türce`ûn.

    Ali Rıza Safa

    "Beni yaratana neden hizmet etmeyeyim? Zaten O'na döndürüleceksiniz!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 22. ayet

  4. Yâsîn suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 23. ayet. ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنقِذُونِ

    eetteḫiẕü min dûnihî âliheten iy yüridni-rraḥmânü biḍurril lâ tugni `annî şefâ`atühüm şey'ev velâ yünḳiẕûn.

    Ali Rıza Safa

    "O'ndan başka bir de ayrıca tanrılar mı edineyim? Bağışlayan, bana bir yitim dilerse, onların ara buluculuğu bana yarar sağlamaz; beni kurtaramazlar!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 23. ayet

  5. Yâsîn suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 24. ayet. إِنِّىٓ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    innî iẕel lefî ḍalâlim mübîn.

    Ali Rıza Safa

    "O zaman, kesinlikle, apaçık bir sapkınlığın içinde olurum!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 24. ayet

  6. Yâsîn suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 25. ayet. إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ

    innî âmentü birabbiküm fesme`ûn.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, ben, Efendinize inandım; artık beni duyun!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 25. ayet

  7. Yâsîn suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 26. ayet. قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ قَالَ يَٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ

    ḳîle-dḫuli-lcenneh. ḳâle yâ leyte ḳavmî ya`lemûn.

    Ali Rıza Safa

    "Cennete gir!" denildiğinde, şöyle dedi: "Keşke toplumum bilseydi!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 26. ayet

  8. Yâsîn suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 27. ayet. بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ

    bimâ gafera lî rabbî vece`alenî mine-lmükramîn.

    Ali Rıza Safa

    "Efendimin beni bağışladığını ve bana sunularda bulunduğunu!" dipnot 371

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 371
      Kentin en uzaktaki yerinden koşarak gelen adamın cennete girmiş olması, gönderilenlere inanması nedeniyle, toplumu tarafından öldürülmüş olduğu izlenimi vermektedir. İki ayette anlatılan durum, zaman olgusunun Kur'an ayetlerinde değişik çekimlerle kullanılmasının bir örneğidir. Çünkü 36:32 ayetindeki "Herkes toplandığı zaman Bizim karşımıza getirilecekler!" bildirimi, sonsuz yaşamın Yeniden Yaratılış Günü'nden sonra başlayacağını göstermektedir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 27. ayet

Kavmin helâki ve alay edenlerden ders 28–32

  1. Buradan itibaren cüz 23

    Yâsîn suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 28. ayet. وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

    vemâ enzelnâ `alâ ḳavmihî mim ba`dihî min cündim mine-ssemâi vemâ künnâ münzilîn.

    Ali Rıza Safa

    Onun arkasından, toplumunun üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirme gereği de duymadık.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 28. ayet

  2. Yâsîn suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 29. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَٰمِدُونَ

    in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm ḫâmidûn.

    Ali Rıza Safa

    Yalnızca, benzersiz bir gürleme; işte, bir anda söndüler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 29. ayet

  3. Yâsîn suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 30. ayet. يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    yâ ḥasraten `ale-l`ibâd. mâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

    Ali Rıza Safa

    Yazıklar olsun şu kullara; onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 30. ayet

  4. Yâsîn suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 31. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

    elem yerav kem ehleknâ ḳablehüm mine-lḳurûni ennehüm ileyhim lâ yerci`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerinden önceki nice kuşakları yıkıma uğrattığımızı ve onların bir daha asla geri dönmeyeceklerini görmüyorlar mı?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 31. ayet

  5. Yâsîn suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 32. ayet. وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    vein küllül lemmâ cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

    Ali Rıza Safa

    Ancak, herkes toplandığı zaman, Bizim karşımıza getirileceklerdir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 32. ayet

Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler 33–36

  1. Yâsîn suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 33. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلْأَرْضُ ٱلْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَٰهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

    veâyetül lehümü-l'arḍu-lmeyteh. aḥyeynâhâ veaḫracnâ minhâ ḥabben feminhü ye'külûn.

    Ali Rıza Safa

    Ölü toprak, onlar için bir kanıttır. Onu canlandırdık ve çekirdekler çıkardık; yesinler diye.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 33. ayet

  2. Yâsîn suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 34. ayet. وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ ٱلْعُيُونِ

    vece`alnâ fîhâ cennâtim min neḫîliv vea`nâbiv vefeccernâ fîhâ mine-l`uyûn.

    Ali Rıza Safa

    Hurmalıklar ve üzüm asmalarından bahçeler oluşturduk ve pınarlar fışkırttık.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 34. ayet

  3. Yâsîn suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 35. ayet. لِيَأْكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

    liye'külû min ŝemerihî vemâ `amilethü eydîhim. efelâ yeşkürûn.

    Ali Rıza Safa

    Hem onların ürünlerinden hem de elleriyle yaptıklarından yesinler diye. Yine de şükretmeyecekler mi?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 35. ayet

  4. Yâsîn suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 36. ayet. سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

    sübḥâne-lleẕî ḫaleḳa-l'ezvâce küllehâ mimmâ tümbitü-l'arḍu vemin enfüsihim vemimmâ lâ ya`lemûn.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde yetişenlerden, kendi benliklerinden ve bilmedikleri şeylerden tüm çiftleri yaratan, tüm yakıştırmalardan ayrıktır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 36. ayet

Delil: gece, güneş ve ay 37–40

  1. Yâsîn suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 37. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ

    veâyetül lehümü-lleyl. nesleḫu minhü-nnehâra feiẕâ hüm mużlimûn.

    Ali Rıza Safa

    Gece de onlar için bir kanıttır. Ondan gündüzü sıyırdığımızda karanlıkta kalırlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 37. ayet

  2. Yâsîn suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 38. ayet. وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    veşşemsü tecrî limüsteḳarril lehâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

    Ali Rıza Safa

    Güneş de yargısı verilmiş bir yere doğru akıp gitmektedir. İşte bu, Üstün Olanın; Bilenin ölçümlemesidir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 38. ayet

  3. Yâsîn suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 39. ayet. وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ

    velḳamera ḳaddernâhü menâzile ḥattâ `âde kel`urcûni-lḳadîm.

    Ali Rıza Safa

    Ve ay; kuru ve eğik bir hurma dalı gibi oluncaya değin, ona evreler belirledik.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 39. ayet

  4. Yâsîn suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 40. ayet. لَا ٱلشَّمْسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    le-şşemsü yembegî lehâ en tüdrike-lḳamera vele-lleylü sâbiḳu-nnehâr. veküllün fî felekiy yesbeḥûn.

    Ali Rıza Safa

    Ne güneş aya erişebilir ne de gece gündüzün önüne geçebilir. Çünkü her biri, bir yörüngede yüzmektedir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 40. ayet

Delil: gemi ve taşınan nesiller 41–44

  1. Yâsîn suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 41. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    veâyetül lehüm ennâ ḥamelnâ ẕürriyyetehüm fi-lfülki-lmeşḥûn.

    Ali Rıza Safa

    Yüklü gemilerde soylarını taşımamız da onlar için bir kanıttır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 41. ayet

  2. Yâsîn suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 42. ayet. وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

    veḫalaḳnâ lehüm mim miŝlihî mâ yerkebûn.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için, onun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 42. ayet

  3. Yâsîn suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 43. ayet. وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ

    vein neşe' nugriḳhüm felâ ṣarîḫa lehüm velâ hüm yünḳaẕûn.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dilersek, onları boğarız. Artık, ne çığlıklarına yetişen olur ne de kurtarılırlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 43. ayet

  4. Yâsîn suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 44. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ

    illâ raḥmetem minnâ vemetâ`an ilâ ḥîn.

    Ali Rıza Safa

    Bizden bir rahmet ve belirli bir süreye dek geçinmeleri dışında.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 44. ayet

Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses 45–50

  1. Yâsîn suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 45. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    veiẕâ ḳîle lehümü-tteḳû mâ beyne eydîküm vemâ ḫalfeküm le`alleküm türḥamûn.

    Ali Rıza Safa

    Onlara, şöyle denilmişti: "Önünüzde olandan da gizli tutulandan da sakının; böylece, belki merhamet edilirsiniz!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 45. ayet

  2. Yâsîn suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 46. ayet. وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

    vemâ te'tîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû `anhâ mü`riḍîn.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinin kanıtlarından onlara gelmiş hiçbir kanıt yoktur ki, Ondan yüz çevirmemiş olsunlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 46. ayet

  3. Yâsîn suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 47. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    veiẕâ ḳîle lehüm enfiḳû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû enuṭ`imü mel lev yeşâü-llâhü aṭ`ameh. in entüm illâ fî ḍalâlim mübîn.

    Ali Rıza Safa

    "Allah'ın size verdiği geçimliklerden yardımlaşmak amacıyla paylaşın!" denildiğinde, nankörlük edenler, inananlara, şöyle derler: "Allah'ın, dilerse doyurabileceği kimseyi, biz mi doyuracağız? Siz, yalnızca apaçık bir sapkınlık içindesiniz!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 47. ayet

  4. Yâsîn suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 48. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik diyorlar ki: "Bu sözü verilen, ne zaman; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 48. ayet

  5. Yâsîn suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 49. ayet. مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

    mâ yenżurûne illâ ṣayḥatev vâḥideten te'ḫuẕühüm vehüm yeḫiṣṣimûn.

    Ali Rıza Safa

    Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak olan benzersiz bir gürlemeden başkasını beklemiyorlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 49. ayet

  6. Yâsîn suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 50. ayet. فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ

    felâ yesteṭî`ûne tevṣiyetev velâ ilâ ehlihim yerci`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Son istekte bulunmaya artık güçleri yetmez; zaten ailelerine dönemezler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 50. ayet

Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış 51–54

  1. Yâsîn suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 51. ayet. وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ

    venüfiḫa fi-ṣṣûri feiẕâ hüm mine-l'ecdâŝi ilâ rabbihim yensilûn.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü boruya üflenmiştir. İşte o zaman, mezarlarından, Efendilerine doğru koşarlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 51. ayet

  2. Yâsîn suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 52. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ

    ḳâlû yâ veylenâ mem be`aŝenâ mim merḳadinâ. hâẕâ mâ ve`ade-rraḥmânü veṣadeḳa-lmürselûn.

    Ali Rıza Safa

    "Vay başımıza gelene!" derler; "Mezarımızdan, bizi kim kaldırdı?" "Bağışlayanın bize sözünü verdiği, işte budur; gönderilenler, doğruyu söylemişler!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 52. ayet

  3. Yâsîn suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 53. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

    Ali Rıza Safa

    Yalnızca benzersiz bir gürleme; işte o zaman, toplanarak, Bizim karşımıza getirileceklerdir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 53. ayet

  4. Yâsîn suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 54. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    felyevme lâ tużlemü nefsün şey'ev velâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.

    Ali Rıza Safa

    "Artık bugün, hiç kimseye haksızlık yapılmaz. Yaptıklarınızdan başkasıyla da karşılık görmezsiniz!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 54. ayet

Cennetlikler 55–58

  1. Yâsîn suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 55. ayet. إِنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍ فَٰكِهُونَ

    inne aṣḥâbe-lcennehi-lyevme fî şügulin fâkihûn.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, cennetin yoldaşlarının, bugün, hoşluk içinde uğraşları vardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 55. ayet

  2. Yâsîn suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 56. ayet. هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ

    hüm veezvâcühüm fî żilâlin `ale-l'erâiki müttekiûn.

    Ali Rıza Safa

    Eşleriyle birlikte, gölgelerdeki sedirler üzerine dayanmışlardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 56. ayet

  3. Yâsîn suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 57. ayet. لَهُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ

    lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yedde`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için, meyveler ve istedikleri her şey vardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 57. ayet

  4. Yâsîn suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 58. ayet. سَلَٰمٌ قَوْلًا مِّن رَّبٍّ رَّحِيمٍ

    selâmün ḳavlem mir rabbir raḥîm.

    Ali Rıza Safa

    Merhametli Efendiden bir söz; "Selam!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 58. ayet

Suçlulara hitap ve o günün şahitliği 59–68

  1. Yâsîn suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 59. ayet. وَٱمْتَٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

    vemtâzü-lyevme eyyühe-lmücrimûn.

    Ali Rıza Safa

    "Ey suçlular; bugün, şöyle ayrılın!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 59. ayet

  2. Yâsîn suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 60. ayet. أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَٰنَ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    elem a`hed ileyküm yâ benî âdeme el lâ ta`büdü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Ali Rıza Safa

    "Ey Âdemoğulları! ‘Şeytana hizmet etmeyin. Aslında, o, apaçık düşmanınızdır!' diyerek sizden söz almamış mıydım?"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 60. ayet

  3. Yâsîn suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 61. ayet. وَأَنِ ٱعْبُدُونِى هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    veeni-`büdûnî. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Ali Rıza Safa

    "Bana hizmet edin. Dosdoğru yol, işte budur!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 61. ayet

  4. Yâsîn suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ

    veleḳad eḍalle minküm cibillen keŝîrâ. efelem tekûnû ta`ḳilûn.

    Ali Rıza Safa

    "Gerçek şu ki, aranızdan birçok kuşakları saptırdı; aklınızı hiç kullanmadınız mı?"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 62. ayet

  5. Yâsîn suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 63. ayet. هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    hâẕihî cehennemü-lletî küntüm tû`adûn.

    Ali Rıza Safa

    "Uyarıldığınız cehennem, işte budur!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 63. ayet

  6. Yâsîn suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 64. ayet. ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    iṣlevhe-lyevme bimâ küntüm tekfürûn.

    Ali Rıza Safa

    "Nankörlük ettiğiniz için, bugün oraya girin!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 64. ayet

  7. Yâsîn suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 65. ayet. ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    elyevme naḫtimü `alâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.

    Ali Rıza Safa

    O gün, ağızlarına damga vururuz. Elleri konuşacak; ayakları da yaptıklarına tanıklık edecektir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 65. ayet

  8. Yâsîn suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 66. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ

    velev neşâü leṭamesnâ `alâ a`yünihim festebeḳu-ṣṣirâṭa feennâ yübṣirûn.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, gözlerini kör ederdik; yola dökülürlerdi. Bu durumda nasıl göreceklerdi?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 66. ayet

  9. Yâsîn suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 67. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ

    velev neşâü lemesaḫnâhüm `alâ mekânetihim feme-steṭâ`û müḍiyyev velâ yerci`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, oldukları yerde onları değiştirirdik. Ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yetmezdi. dipnot 372

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 372
      "Değiştirirdik." olarak yazdığımız söylem, kimi Kur'an çevirilerinde, "Başka yaratıklara dönüştürürdük." veya "Hayvana çevirirdik." veya "Dondururduk." veya "Başka bir kalıba sokardık." biçiminde çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 67. ayet

  10. Yâsîn suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 68. ayet. وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ

    vemen nü`ammirhü nünekkishü fi-lḫalḳ. efelâ ya`ḳilûn.

    Ali Rıza Safa

    Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta, onu ters çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 68. ayet

Kur'an şiir değildir 69–70

  1. Yâsîn suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 69. ayet. وَمَا عَلَّمْنَٰهُ ٱلشِّعْرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُۥٓ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْءَانٌ مُّبِينٌ

    vemâ `allemnâhü-şşi`ra vemâ yembegî leh. in hüve illâ ẕikruv veḳur'ânüm mübîn.

    Ali Rıza Safa

    Zaten Ona şiir öğretmedik; Ona yakışmaz da. Bu, yalnızca bir öğreti ve apaçık Kur'an'dır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 69. ayet

  2. Yâsîn suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 70. ayet. لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    liyünẕira men kâne ḥayyev veyeḥiḳḳa-lḳavlü `ale-lkâfirîn.

    Ali Rıza Safa

    Yaşayanları uyarsın ve nankörlük edenlerin üzerine sözü verilen gerçekleşsin diye. dipnot 373

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 373
      Kur'an'ın yaşayanları uyarmak için indirildiği açıkça bildirilmesine karşın, bu ayetin de içinde yer aldığı YaSin suresinin tümü ölüler için okunmaktadır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 70. ayet

Hayvanlar ve edinilen ilahlar 71–76

  1. Yâsîn suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 71. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا خَلَقْنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَآ أَنْعَٰمًا فَهُمْ لَهَا مَٰلِكُونَ

    evelem yerav ennâ ḫalaḳnâ lehüm mimmâ `amilet eydînâ en`âmen fehüm lehâ mâlikûn.

    Ali Rıza Safa

    Ellerimizin eseri olarak, onlar için nice hayvanlar yarattığımızı, kendilerinin de bu hayvanları edindiklerini zaten görmüyorlar mı?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 71. ayet

  2. Yâsîn suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 72. ayet. وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

    veẕellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ ye'külûn.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü onları kendilerine boyun eğdirdik; bir bölümü binekleri, bir bölümü de yiyecekleri.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 72. ayet

  3. Yâsîn suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 73. ayet. وَلَهُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

    velehüm fîhâ menâfi`u vemeşârib. efelâ yeşkürûn.

    Ali Rıza Safa

    Kendileri için, onlarda birçok yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 73. ayet

  4. Yâsîn suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 74. ayet. وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً لَّعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ

    vetteḫaẕû min dûni-llâhi âlihetel le`allehüm yünṣarûn.

    Ali Rıza Safa

    Oysa Allah'tan başka bir de ayrıca tanrılar edindiler; belki kendilerine yardım ederler diye.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 74. ayet

  5. Yâsîn suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 75. ayet. لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌ مُّحْضَرُونَ

    lâ yesteṭî`ûne naṣrahüm vehüm lehüm cündüm muḥḍarûn.

    Ali Rıza Safa

    Onlara yardım edemezler. Üstelik kendileri, onlar için hazır olan askerlerdir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 75. ayet

  6. Yâsîn suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 76. ayet. فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

    felâ yaḥzünke ḳavlühüm. innâ na`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.

    Ali Rıza Safa

    Artık, onların sözleri seni üzmesin. Kuşkusuz, Biz, gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 76. ayet

İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri 77–83

  1. Yâsîn suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 77. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ

    evelem yera-l'insânü ennâ ḫalaḳnâhü min nuṭfetin feiẕâ hüve ḫaṣîmüm mübîn.

    Ali Rıza Safa

    İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı zaten görmüyor mu? Yine de apaçık düşman kesildi.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 77. ayet

  2. Yâsîn suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 78. ayet. وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ

    veḍarabe lenâ meŝelev venesiye ḫalḳah. ḳâle mey yuḥyi-l`iżâme vehiye ramîm.

    Ali Rıza Safa

    Kendi yaratılışını unutarak, Bize örnek veriyor. Diyor ki: "Şu çürümüş kemiklere, kim yeniden yaşam verecek?"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 78. ayet

  3. Yâsîn suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 79. ayet. قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

    ḳul yuḥyîhe-lleẕî enşeehâ evvele merrah. vehüve bikülli ḫalḳin `alîm.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Onları ilk kez yaratan, yeniden yaşam verecektir. Çünkü O, her türlü yaratmayı bilir!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 79. ayet

  4. Yâsîn suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 80. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ

    elleẕî ce`ale leküm mine-şşeceri-l'aḫḍari nâran feiẕâ entüm minhü tûḳidûn.

    Ali Rıza Safa

    O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarır; ondan yakarsınız.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 80. ayet

  5. Yâsîn suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 81. ayet. أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    eveleyse-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa biḳâdirin `alâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm. belâ vehüve-lḫallâḳu-l`alîm.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü yaratanın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet, öyle! Çünkü O, Yaratandır; Bilendir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 81. ayet

  6. Yâsîn suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 82. ayet. إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    innemâ emruhû iẕâ erâde şey'en ey yeḳûle lehû kün feyekûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 82. ayet

  7. Yâsîn suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 83. ayet. فَسُبْحَٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    fesübḥâne-lleẕî biyedihî melekûtü külli şey'iv veileyhi türce`ûn.

    Ali Rıza Safa

    İşte, her şeyin egemenliği elinde olan Allah, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Zaten O'na döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 83. ayet