Kamer suresi · 33–40. ayetler

Lût kavmi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kamer suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 33. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ

    Diyanet İşleri

    Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.

    Mehmet Okuyan

    Lut'un halkı da uyarıları yalanlamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Lut kavmi de bütün uyarıları yalanladı.

    Muhammed Esed

    Lut halkı (da) bütün uyarılar(ımız)ı gözardı etmişti;

    Ahmed Hulusi

    Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.

    Ali Bulaç

    Lut kavmi de uyarıları yalanladı.

    Ali Özek ve heyeti

    Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.

    Ali Rıza Safa

    Lut toplumu da uyarıları yalanlamıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    Lut'un toplumu da uyarıcıları yalanladı.

    Edip Yüksel

    Lut halkı da uyarıları yalanlamıştı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Lut halkı da uyarıları yalanlamıştı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Lut'un kavmi o uyarılara yalan dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Lutun kavmı o inzarlara yalan dediler

    Erhan Aktaş

    Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lut'un halkı da uyarıcılarını yalanladı.

    Gültekin Onan

    Lut kavmi de uyarıları yalanladı.

    Hasan Basri Çantay

    Lut kavmi (kendilerini azab ile) korkutan (emir) leri yalan saydılar.

    İbni Kesir

    Lut kavmi de uyarıları yalanladı.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Lût’un kavmi de uyarıldıkları şeyi yalanladılar.

    Süleyman Ateş

    Lut'un kavmi de uyarıları yalanladı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut toplumu da bütün uyarıları yalan saymıştı.

    Şaban Britch

    Lût’un kavmi de o uyarıları yalanladılar.

    Şaban Piriş

    Lut'un kavmi de tehditlerine kulak asmamıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Lut kavmi de uyarıları yalanladı.

  2. Kamer suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 34. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ

    Diyanet İşleri

    (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Okuyan

    (34, 35) Lut'un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut'un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet Biz de onları bir bela fırtınasına maruz bıraktık ve seher vakti sadece Lut'un (iman) ailesini kurtardık,

    Muhammed Esed

    Onların üzerine de öldürücü bir kasırga saldık ve şafak vakti yalnız Lut'un ailesini kurtardık,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz onlara taşlar fırlatan kasırga irsal ettik. . . Lut'un ailesi müstesna. . . Onları seherde kurtardık.

    Ali Bulaç

    Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık;

    Ali Özek ve heyeti

    Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Sadece Lût ailesini seher vaktinde kurtardık.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, taş savuran bir kasırgayı, onların üzerine gönderdik. Ve güneşin doğmasına yakın, yalnızca Lut'un ailesini kurtardık.

    Bayraktar Bayraklı

    - Lut ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lut ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel

    Üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik, yalnız Lut'un ailesini seher vakti kurtardık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik, yalnız Lut'un ailesini seher vakti kurtardık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de üzerlerine taşlar yağdıran (kasırga) gönderdik. Yalnız Lut ailesini bir seher vakti kurtardık,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz gönderdik üzerlerine taşlar yağdıran, yalnız Lutun ailesini necata çıkardık bir seher.

    Erhan Aktaş

    Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga dipnot 1 gönderdik. Lut'un yanında yer alanlar bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "Hasib" kelimesi, kelime olarak "taş sağanağı getiren rüzgar" anlamına gelmektedir. Burada bir nevi "taş fırtınasından" söz edilmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga dipnot 1 gönderdik. Lut'un yanında yer alanlar bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "Hasib" sözcüğü, sözcük olarak "taş sağanağı getiren rüzgar" anlamına gelmektedir. Ancak bu sözcüğün, burada anlamsal olarak, "çok şiddetli kasırga" anlamına geldiğini düşünüyoruz. Zira çok şiddetli bir kasırga da önüne çer-çöp, toz-toprak, çakıl-taş ne gelirse onları saçıp savurur. Burada bir nevi "çakıl taşı fırtınasından" söz edilmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga dipnot 1 gönderdik. Lut'un ailesi bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "Hasib" sözcüğü, sözcük olarak "taş sağanağı getiren rüzgar" anlamına gelmektedir. Ancak bu sözcüğün, burada anlamsal olarak, "çok şiddetli kasırga" anlamına geldiğini düşünüyoruz. Zira çok şiddetli bir kasırga da önüne çer-çöp, toz-toprak, çakıl-taş ne gelirse onları saçıp savurur. Burada bir nevi "çakıl taşı fırtınasından" söz edilmektedir.

    Gültekin Onan

    Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk), onları seher vakti kurtardık;

    Hasan Basri Çantay

    Biz onlara taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik (helak etdik). Lutun ailesi müstesna. Onları bir sehar vakti kurtardık.

    İbni Kesir

    Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar yolladık. Ancak Lut'un ailesi müstesna. Onları seher vakti kurtardık.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lût’un ailesini seher vakti kurtarmıştık.

    Süleyman Ateş

    Biz de üstlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik, yalnız Lut ailesini seher vakti kurtardık;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut ailesi dışında kalanlara, taş yağdıran (bulutlar dipnot 1 ) gönderdik. Lut'un ailesini, seher vaktinde oradan uzaklaştırmıştık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicr 15/74

    Şaban Britch

    Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lût’un ailesini, seher vakti kurtarmıştık.

    Şaban Piriş

    Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lut'un ailesini, seher vakti kurtarmıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz de üzerlerine çakıl taşları fırlatan bir rüzgar gönderdik. Sadece Lut'un ailesini, seher vakti kurtarmıştık,

  3. Kamer suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 35. ayet. نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

    Diyanet İşleri

    (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Okuyan

    (34, 35) Lut'un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut'un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.

    Mustafa İslamoğlu

    katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.

    Muhammed Esed

    katımızdan bir nimet olarak; işte biz şükredenleri böyle ödüllendiririz.

    Ahmed Hulusi

    İndimizden bir nimet olmak üzere. . . Şükredeni işte böyle cezalandırırız!

    Ali Bulaç

    Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.

    Ali Özek ve heyeti

    Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.

    Ali Rıza Safa

    Bizim katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri, işte böyle ödüllendiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Lut ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lut ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel

    Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız

    Erhan Aktaş

    İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.

    Gültekin Onan

    Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.

    Hasan Basri Çantay

    Tarafımızdan bir ni'met olarak. İşte şükredenleri biz böyle mükafatlandırırız.

    İbni Kesir

    Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz; şükredeni böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Katımızdan bir nimet olarak şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

    Süleyman Ateş

    Katımızdan bir ni'met olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, katımızdan yapılan bir iyilikti. İyilik bilenleri böyle ödüllendiririz.

    Şaban Britch

    Katımızdan bir nimet olarak… Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Piriş

    Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.

  4. Kamer suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki yakalamamızla ilgili (Lut daha önceden) kendilerini uyarmıştı, (ama) onlar bu tehditleri kuşkuyla karşılamışlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu (Lut) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.

    Muhammed Esed

    Aslında o, Bizim cezalandırma gücümüz konusunda onları uyarmıştı; ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle baktılar,

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki (Lut) onları şiddetle yakalamamız konusunda uyardı da, onlar uyarıcıları kuşkuyla karşıladılar!

    Ali Bulaç

    Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.

    Ali Rıza Safa

    Oysa gerçek şu ki, bu yakalayışımıza ilişkin onları uyarmıştı. Ama bu uyarılardan kuşku duydular.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, Lut, onları bu yakalayışımıza karşı uyardı. Onlar bu uyarıları şüphe ile karşıladılar.

    Edip Yüksel

    Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki (Lut) tutuşumuzun şiddetini kendilerine ihtar da etmişti. Fakat o ihtarları kavga ve şüphe ile karşıladılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.

    Gültekin Onan

    Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki (Lut) onlara (kendilerini) azab ile yakalayacağımızı da haber vermişdi. Fakat onlar bu korkutmaları şübhe ile tekzib etdiler.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara, azab ile yakalayacağımızı da haber vermişti. Ama onlar bu uyarıları kuşku ile karşılayarak yalanladılar.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Lût, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşıladılar.

    Süleyman Ateş

    Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut, kıskıvrak yakalayacağımız konusunda onları uyarmıştı ama uyarıları ciddiye almadılar.

    Şaban Britch

    Lût, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.

    Şaban Piriş

    Lut, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, Lut onları bizim yakalayışımız hakkında uyarmıştı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuşkulanıp çekişmişlerdi.

  5. Kamer suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki onlar (Lut'un) misafirlerinden (ahlaksızca) yararlanmak bile istemişlerdi de gözlerini kör etmiştik. (Kendilerine) "Benim azabımı ve benim uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!" (demiştik).

    Mustafa İslamoğlu

    Daha beteri arzularını onun misafirlerinden tatmin etmek için onunla çekiştiler; bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik; "Madem uyarımı (göz ardı ettiniz), o halde azabımı tadın!" (dedik).

    Muhammed Esed

    Ve hatta o'ndan misafirlerini (kendilerine) teslim etmesini istediler. Bunun üzerine onları (gerçeği) görmekten yoksun bıraktık. "Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!" (diye seslendik.)

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Onun (Lut'un) konuklarından (şehvetle) zevk almak istediler de bu yüzden (görüşlerini) tam bir körlüğe soktuk! "Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!"

    Ali Bulaç

    Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Onun konuklarına göz koydular. Bunun üzerine, onları, görmekten yoksun bıraktık. dipnot 474 "Artık tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 474
      "Görmekten yoksun bıraktık." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Gerçeği görmekten yoksun bıraktık." veya "Gözlerini silip yok ettik." veya "Gözlerini silme kör ettik." biçiminde çevrilmiştir. Lut peygambere insan görünümünde gelen elçilere sarkıntılık yapan eşcinsel erkeklerin kör edilmesi, Tevrat, Yaratılış 19:10,11 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İçerdeki adamlar, uzanıp, Lut'u evin içine yanlarına aldılar ve kapıyı kapattılar. Kapıya dayanan adamların büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldular."

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, onlar Lut'tan misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler. Bunun üzerine biz de onların gözlerini kör ettik. "Cezamı ve uyarımı tadın!" dedik.

    Edip Yüksel

    Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik (kör ettik) ve: "Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı." dedik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onun müsafirlerinden kam almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azabımı ve inzarlarımı?

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Gözlerini sildik." deyimini, "Gözlerini kör ettik." şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim "bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı" ifade etmektedir. Tıpkı, "gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi" deyiminde olduğu gibi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Gözlerini sildik." deyimini, "Gözlerini kör ettik." şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim "bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı" ifade etmektedir. Tıpkı, "gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi" deyiminde olduğu gibi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. dipnot 1 Azabımı ve uyarılarımı tadın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Gözlerini sildik." deyimini, "Gözlerini kör ettik." şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim "bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı" ifade etmektedir. Tıpkı, "gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi" deyiminde olduğu gibi.

    Gültekin Onan

    Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı, yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlar müsafirlerine (bile) kötülük yapmayı kasd etmişlerdi. Biz de gözlerini silme kör ediverdik. "İşte, (dedik,) azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini) tadın".

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlar, misafirlerine kötülük yapmayı kasdetmişlerdi. Biz de gözlerini kör ettik. Azabımı ve tehdidimi tadın.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar Lût'un misafirlerini elde etmeye kalkıştılar. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik; "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).

    Süleyman Ateş

    Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstelik Lut'un konuklarını elde etmeye çalışıyorlardı ki gözlerini kör ediverdik: "Şimdi uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."

    Şaban Britch

    Onlar Lut'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı/elde etmeyi istediler. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).

    Şaban Piriş

    Onlar, Lut'un misafirlerinden murat almak istemişlerdi. Biz de onların gözlerini kör ettik. -Şimdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, Lut'un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemişlerdi de onların gözlerini silme kör etmiştik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı?

  6. Kamer suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

    Mehmet Okuyan

    Bir sabah erkenden onları kararlı bir azap yakalamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Mamafih, sabahleyin erkenden kalıcı izler bırakan bir azap onları kuşattı:

    Muhammed Esed

    Nitekim sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı:

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki yerini bulmuş azap onlara sabahleyin bastırdı.

    Ali Bulaç

    Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, kalıcı bir ceza, sabah erkenden onları yakaladı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.

    Edip Yüksel

    Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, kendilerini kararlı bir azap bir sabah bastırıverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Celalim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azabı müstekır

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.

    Gültekin Onan

    Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlara bir sabah, (yakalarını) asla bırakmayacak olan bir azab baskın yapdı.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; bir sabah erken, önü alınmaz bir azab geldi başlarına.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap üzerlerine çöküverdi.

    Süleyman Ateş

    Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sabah erkenden onları kalıcı bir azap karşıladı.

    Şaban Britch

    Andolsun ki bir sabah erkenden, daim bir azap çöküverdi.

    Şaban Piriş

    Andolsun ki bir sabah erkenden, bir azap çöküverdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.

  7. Kamer suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 39. ayet. فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

    Diyanet İşleri

    "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

    Mehmet Okuyan

    (Kendilerine) "Azabımı ve uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!" (demiştik).

    Mustafa İslamoğlu

    sonunda, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (gördüler).

    Muhammed Esed

    "Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!"

    Ahmed Hulusi

    Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!

    Ali Bulaç

    Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).

    Ali Rıza Safa

    "Artık, tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, azabımı ve uyarımı tadın!

    Edip Yüksel

    Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tadın bakalım azabımı ve inzarlarımı

    Erhan Aktaş

    Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!

    Gültekin Onan

    Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.

    Hasan Basri Çantay

    "İşte tadın benim azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini)".

    İbni Kesir

    Tadın, işte azabımı ve tehditlerimi.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Tadın azabımı ve tehdidimi!"

    Süleyman Ateş

    "Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!"

    Süleymaniye Vakfı

    "Azabımı ve uyarılarımı şimdi tadın bakalım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."

    Şaban Britch

    Tadın azabımı ve tehdidimi!

    Şaban Piriş

    -Tadın azabımı ve tehdidimi!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı!

  8. Kamer suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 40. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Kur'an'ı (gerçeği) hatırla(t)mak için kolaylaştırdık. Hatırlayan var mı?

    Mustafa İslamoğlu

    İşte Biz bu Kur'an'ı ders alınsın diye kolaylaştırdır: öyleyse yok mudur ders alan!

    Muhammed Esed

    Bu nedenle, Biz bu Kuran'ı akılda kolay tutulur kıldık. Öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen?

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Kuran'ı kolaylaştırdık, hakikatin hatırlanması ve tefekkürü için! Buna göre bir düşünen yok mu?

    Ali Bulaç

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki Kur'an'ı,düşünenler için kolaylaştırdık. Düşünen var mı?

    Edip Yüksel

    Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?

    Erhan Aktaş

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Gültekin Onan

    Andolsun biz Kuran'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz Kur'anı düşünmek için kolaylaşdırmışızdır. O halde var mı düşünen?

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp ibret alan var mı?

    Mehmet Alagaş

    (33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur'an'ı (ayetler kümesini bulmayı) kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı?

    Şaban Britch

    Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/düşünülmesi için kolaylaştırdık, öğüt alan var mı?

    Şaban Piriş

    Andolsun ki öğüt olması için Kur'an'ı kolaylaştırdık. İbret alan var mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.