Diyanet İşleri
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
Kamer suresi · 41–46. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kamer suresi, 41. ayet. وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
Şüphesiz ki Firavun'un ailesine (destekçilerine) de uyarı(cı)lar gelmişti.
Doğrusu, Firavun yandaşlarına da bu uyarılar gelmişti.
Firavun halkına (da) kesinlikle bu tür uyarılar gelmişti;
Andolsun ki Firavun ailesine de uyarıcılar geldi.
Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi)ne de uyarılar geldi.
Şüphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmişti.
Oysa gerçek şu ki, Firavun ailesine de uyarıcılar gelmişti.
Firavun ailesine de uyarıcılar gelmişti.
Firavunun erkanına da uyarıcılar gitmişti.
Firavun'un erkanına da uyarıcılar gitmişti.
Andolsun ki, Firavun'un ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.
Şanım hakkı için al-i Fir'avn'e de geldi inzar edici Peygamberler.
Ant olsun ki, Firavun ailesine dipnot 1 de uyarıcılar gelmişti.
Ant olsun ki, Firavun ailesine dipnot 1 de uyarıcılar gelmişti.
Ant olsun ki, Firavun ailesine dipnot 1 de uyarıcılar gelmişti.
Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi)ne de uyarılar geldi.
Andolsun ki Fir'avn haanedanına da tehdidler gelmişdir.
Andolsun ki; Firavun erkanına da uyarıcılar geldi.
(41-42) Kesin olan şu ki Firav un ailesine de uyar ılar geldi. Ayetlerimizin her birini yalanladılar ve biz de onları saygın bir ayarlamayla yakalayıp aldık.
Şüphesiz Firavun’un kavmine de uyarıcılar gelmişti.
Fir'avn'ın kavmine de uyarılar gelmiştir.
Firavun hanedanına da uyarılar geldi dipnot 1 .
Firavun hanedanına da uyarılar yapılmıştı.
Firavun Hânedanı'na da uyarıcılar gelmişti.
Firavun Hanedanına da uyarıcılar gelmişti.
Yemin olsun, Firavun hanedanına da uyarılar gelmişti.
Kamer suresi, 42. ayet. كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.
(Fakat) onlar da bütün ayetlerimizi yalanlamışlardı. (Bunun üzerine) biz de onları, güç ve kudretimize uygun bir şekilde yakalamıştık.
Bütün ayetlerimizi yalanladılar: bunun üzerine Biz de, her şeye gücü yeten yüce bir güç sahibi nasıl çekip alırsa, işte öyle çekip aldık.
Onlar Bizim bütün mesajlarımızı yalanlamışlardı. Bunun üzerine, yalnızca, her şeyin belirleyicisi olan Kudret Sahibinin hesap soracağı şekilde onlara hesap sorduk.
İşaretlerimizin hepsini yalanladılar! Biz de onları karşı konulmaz kudretle yakaladık!
Onlar Bizim ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü, kudretli olanın yakalayışıyla yakalayıverdik.
Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık.
Tüm kanıtlarımızı yalanladılar. Sonunda, Üstün Olanın; Dilediğini Yapanın yakalayışıyla onları yakaladık.
Bütün mucizelerimizi yalanladılar. Bunun üzerine biz de, her şeye gücü yeten ve her şeyin üstesinden gelene yaraşır bir biçimde yakaladık.
Tüm mucizelerimizi yalanladılar ve biz de onları En Üstün ve Her şeye Gücü Yetenin yakalayışı gibi yakaladık.
Tüm mucizelerimizi yalanladılar ve biz de onları En üstün ve her şeye gücü yetenin yakalayışı gibi yakaladık.
Ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü birine yaraşır bir tutuşla alıverdik.
Ayetlerimizin hepsini tekzib ettiler biz de onları öyle bir tutuşla alıverdik ki muktedir bir azize öyle yaraşır
Ayetlerimizin tamamını yalanladılar. Biz de onları gücümüze, üstünlüğümüze yaraşır bir yakalayışla yakalayıverdik.
Ayetlerimizin tamamını yalanladılar. Biz de onları gücümüze, üstünlüğümüze yaraşır bir yakalayışla yakalayıverdik.
Ayetlerimizin tamamını yalanladılar. Biz de onları gücümüze, üstünlüğümüze yaraşır bir yakalayışla yakalayıverdik.
Onlar bizim ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü, kudretli olanın yakalayışıyla yakalayıverdik.
Onlar bizim ayetlerimizin hepsini tekzib etdiler. Biz de kendilerini çok kuvvetli, kudretli bir yakalayışla yakaladık.
Onlar, bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de kendilerini, çok kuvvetli ve kudretli bir yakalayışla yakaladık.
(41-42) Kesin olan şu ki Firav un ailesine de uyar ılar geldi. Ayetlerimizin her birini yalanladılar ve biz de onları saygın bir ayarlamayla yakalayıp aldık.
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü olanın yakalamasıyla yakalayıverdik.
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları, galib ve güçlü (padişah)ın yakalaması gibi yakaladık.
Ayetlerimizin tamamı karşısında yalana sarıldılar. Biz de onları, daima üstün ve iktidar sahibi olana yaraşır biçimde yakaladık dipnot 1 .
Belgelerimizin tamamına karşı yalan yanlış şeylere sarıldılar. Biz de onları, güçlü ve ölçülü bir biçimde yakaladık.
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü olanın yakalamasıyla yakalayıverdik.
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Onları da mutlak güç ve iktidar sahibine yakışır bir şekilde yakalayıverdik.
Ayetlerimizin tümünü yalanladılar da biz de onları onurlu ve güçlü birine yaraşır bir yakalayışla yakaladık.
Kamer suresi, 43. ayet. أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ
(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?
Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı iyidir? Yoksa sizin için kitaplarda (azaptan) uzak olma (bilgisi) mi var!
İmdi, sizin kafirleriniz şu bahsi geçenlerden daha mı değerlidir; yoksa silinmez sayfalarda dokunulmaz olduğunuz mu kayıtlı?
Öyleyse, (şimdi) sizden hakikati inkar edenler diğerlerinden daha mı iyidirler; yoksa (kadim ilahi) hikmet belgelerinde sizin için dokunulmazlık (sözü) mü verildi?
Sizin hakikat bilgisini inkar edenleriniz bunlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa zeburlarda (hikmetli bilgilerde) sizin için bir kurtuluş müjdesi mi var?
Sizin kafirleriniz onlardan daha hayırlı mıdır? Yoksa sizin için Kitaplarda bir beraat mi var?
Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan daha mı iyidirler? Yoksa kitaplarda sizin için bir berât mı var?
Sizin nankörlük edenleriniz, onlardan daha mı iyi? Yoksa sizin için, kitaplarda dokunulmazlık mı var?
Sizin kafirleriniz onlardan daha mı iyidir? Yoksa sizin için, eski kitaplarda azaptan kurtuluş belgesi mi var?
Sizin inkarcılarınız onlarınkinden daha mı iyi? Yoksa kitaplarda kendiniz için bir af ilanına mı rastladınız?
Sizin inkarcılarınız onlarınkinden daha mı iyi? Yoksa kitaplarda kendiniz için bir af ilanına mı rastladınız?
Sizin kafirleriniz onlardan hayırlı mı? Yoksa (önceki) kitaplarda sizin için bir beraat (kararı) mı var?
Sizin kafirleriniz onlardan hayırlı mı? Yoksa sizin için kitablarda bir beraet mi var?
Sizin dipnot 1 kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı; yoksa kitaplarda size dokunulmayacağına dair söz mü verildi?
Sizin dipnot 1 Kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı; yoksa kitaplarda size dokunulmayacağına dair söz mü verildi?
Sizin dipnot 1 gerçeği yalanlayan nankörleriniz, onlardan daha mı hayırlı; yoksa kitaplarda size dokunulmayacağına dair söz mü verildi?
Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için Kitaplarda bir beraat mi var?
(Ey Kureyş), sizin kafirleriniz (bütün) bunlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa (semavi) kitablarda sizin için bir beraet mi var?
Sizin kafirleriniz bunlardan daha mı iyidir? Yoksa kitablarda sizin için bir beraat mi vardır?
(43-48) Sizin kafirleriniz onlarınkinden daha mı hayırlı ? veya yazıt levhalarında / Zeburlarında, bir beraatleri mi var? / dokunulmazlık senetleri mi var? Yahut bizler kendi aralarında yardımlaşan bir topluluğuz / cemaatiz mi diyorlar. (Yardımlaşarak her şeyin üstesinden geliriz mi diyorlar) Toplulukları bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Bilakis onlara saat vaadedildi. S aat, müthiş dehşetli ve acıtıcıdır. Suçlular hakiki bir sapma ve kavurucu bir ateş içindedirler. O gün ateşe yüz üstü sürüklenecekler, kavurucu ateşin /sekarın dokunuşunu tadın.
Sizin kâfirleriniz onlardan daha hayırlı mıdırlar yoksa kitaplarda sizin için bir berat mı var?
Şimdi sizin kafirleriniz, ötekilerinizden hayırlı mı? Yoksa Kitaplarda sizin için bir beraet (inkarınızdan dolayı size sorumsuzluk) mu var?
(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan iyi mi dipnot 1 ? Yoksa zeburlarda dipnot 2 /kitaplarda sizin lehinize bir beraat /aklanma kararı mı var!
Sizin kafirleriniz bunlardan daha mı iyi? Yoksa hikmet dolu sayfalarda sizin aklandığınıza dair bir şey mi var? dipnot 1
Sizin kâfirleriniz, onlardan daha mı iyi? Yoksa kitaplarda sizin için bir berat/kurtuluş mu var?
-Sizin kafirleriniz, onlardan daha mı iyi? Yoksa, kitaplarda sizin (azaptan) kurtulacağınız bir ayrıcalığınız mı var?
Sizin kafirleriniz, ötekilerden hayırlı mı? Yoksa zübürlerinde/kutsallaştırılmış hizip kitaplarında sizin için bir beraat/dokunulmazlık mı var?
Kamer suresi, 44. ayet. أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ
Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?
Yoksa "Biz güçlü bir topluluğuz!" mu diyorlar?
Yoksa "Biz örgütlü gücüz, galip geliriz" mi diyorlar?
Yoksa onlar, "Biz yek vücut olmuş bir grubuz, (ve bundan dolayı) üstünlük bizim hakkımız!" mı diyorlar?
Yoksa: "Biz yardımlaşan (yenilmez) topluluğuz" mu diyorlar?
"Biz, 'birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan' bir toplumuz" mu diyorlar?
Yoksa «Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz» mu diyorlar?
Yoksa şöyle mi diyorlar: "Biz, yardımlaşan bir cemaatiz!"
Yoksa onlar, "Biz üstün olan bir toplumuz" mu diyorlar?
Yoksa, "Biz, zafere ulaşacak bir cemaatiz" mi diyorlar?
Yoksa, 'Biz, zafere ulaşacak bir cemaatiz' mi diyorlar?
Yoksa: "Biz yardımlaşan bir topluluğuz." mu diyorlar?
Yoksa biz yardımlaşır bir cem'iyyetiz mi diyorlar?
Yoksa: "Biz, güç birliği etmiş yenilmez bir toplumuz." mu diyorlar?
Yoksa: "Biz, güç birliği etmiş yenilmez bir toplumuz." mu diyorlar?
Yoksa: "Biz, güç birliği etmiş yenilmez bir toplumuz." mu diyorlar?
"Biz, 'birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan' bir toplumuz" mu diyorlar?
Yoksa onlar "Biz (peygamberlerden) intikaam olmıya muktedir bir cem'iyyet iz" mi diyorlar?.
Yoksa onlar: Biz, intikam almaya muktedir bir topluluğuz mu diyorlar?
(43-48) Sizin kafirleriniz onlarınkinden daha mı hayırlı ? veya yazıt levhalarında / Zeburlarında, bir beraatleri mi var? / dokunulmazlık senetleri mi var? Yahut bizler kendi aralarında yardımlaşan bir topluluğuz / cemaatiz mi diyorlar. (Yardımlaşarak her şeyin üstesinden geliriz mi diyorlar) Toplulukları bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Bilakis onlara saat vaadedildi. S aat, müthiş dehşetli ve acıtıcıdır. Suçlular hakiki bir sapma ve kavurucu bir ateş içindedirler. O gün ateşe yüz üstü sürüklenecekler, kavurucu ateşin /sekarın dokunuşunu tadın.
Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
Yoksa "Biz muzaffer (yenilmez) bir topluluğuz" mu diyorlar?
Yoksa bunlar: "Biz birbiriyle yardımlaşan bir topluluğuz." mu diyorlar?
Yoksa bunlar: "Biz birbiriyle kenetlenmiş bir topluluğuz" mu diyorlar? dipnot 1
Yoksa onlar: Biz, yenilmez bir toplumuz mu diyorlar?
Yoksa onlar: -Biz, yenilmez bir toplumuz mu diyorlar?
Yoksa, "Biz, yardımlaşan/yenilmez bir topluluğuz" mu diyorlar?
Kamer suresi, 45. ayet. سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
O topluluk, ileride bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
Gün gelecek, birlikleri yenilip dağılacak ve arkalarını dönüp (kaçacak)lar.
(Ama hakikati inkar edenlerin) ordusu bozguna uğrayacak, arkalarını dönecek (ve kaçacak)lar!
Yakında o topluluk (Bedir'de) yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar!
Yakında o toplum bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.
O cemaat bozguna uğratılacak ve arkalarına dönüp kaçacaklar.
Yakında o topluluk mağlup olacak ve sırtlarını dönüp kaçacaklardır.
O cemaat bozguna uğratılacak; dönüp kaçacaklar.
O cemaat bozguna uğratılacak; dönüp kaçacaklar.
Her halde o topluluk bozulacak ve arkalarını dönüp gidecekler.
Her halde o cem'iyyet bozulacak ve arkalarını dönüp gidecekler
Yakında o topluluk bozguna uğrayacak ve darmadağın olacaklar. dipnot 1
Yakında o topluluk bozguna uğrayacak ve darmadağın olacaklar dipnot 1 .
Yakında o topluluk bozguna uğrayacak ve darmadağın olacaklar dipnot 1 .
Yakında o toplum bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
Yakında o cem'iyyet bozulacak, onlar arkalarını dönüb kaçacaklardır.
Topluluk yakında dağıtılacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklar.
(43-48) Sizin kafirleriniz onlarınkinden daha mı hayırlı ? veya yazıt levhalarında / Zeburlarında, bir beraatleri mi var? / dokunulmazlık senetleri mi var? Yahut bizler kendi aralarında yardımlaşan bir topluluğuz / cemaatiz mi diyorlar. (Yardımlaşarak her şeyin üstesinden geliriz mi diyorlar) Toplulukları bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Bilakis onlara saat vaadedildi. S aat, müthiş dehşetli ve acıtıcıdır. Suçlular hakiki bir sapma ve kavurucu bir ateş içindedirler. O gün ateşe yüz üstü sürüklenecekler, kavurucu ateşin /sekarın dokunuşunu tadın.
Yakında o topluluk yenilecek ve arkalarını dönerek kaçacaklardır.
O topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.
Toplulukları yakında bozguna uğratılacak ve birbirlerine sırt çevirecekler dipnot 1 .
O topluluk, yakında bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp gidecektir.
Bu topluluk hezimete uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
Bu topluluk hezimete uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
O topluluk, bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar.
Kamer suresi, 46. ayet. بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
Aslında o (Son) Saat, onların buluşma zamanıdır ve o (Son) Saat daha dehşetlidir; daha acıdır.
Ne var ki onların asıl randevuları Son Saat'tir; işte o Son Saat en dehşetli, en acı olanıdır.
Evet! Son Saat, onların kaderleriyle gerçekten buluşacakları andır; ve o Son Saat en korkunç ve en acı (an) olacaktır;
Hayır, onların azapla buluşma zamanı O Saat'tir (ölüm)! O saat, (savaş yenilgisinden) daha şiddetli ve daha acıdır.
Daha doğrusu onlara va'dedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat, 'kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.
Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır.
Hayır! Onlara, evrenlerin sonunun sözü verilmiştir. Evrenlerin sonu, çok korkunç ve çok acı olacaktır.
Doğrusu kıyamet saati onların azap vaktidir. O saat daha dehşetli ve daha acıdır.
O an onları beklemektedir, daha korkunç ve acıdır.
Saat onları beklemektedir, daha korkunç ve acıdır.
Daha doğrusu onların asıl buluşma zamanları kıyamettir. Kıyamet ise daha acı ve daha bela ve beterdir.
Daha doğrusu onların asıl mev'ıdi saattir ve o saat daha acı ve daha bela ve beterdir.
Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. dipnot 1 Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.
Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. dipnot 1 Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.
Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. dipnot 1 Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.
Daha doğrusu onlara vaadedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat, 'kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.
Daha doğrusu onlara va'd olunan asıl (azabın) vakti, o saatdir. O saat (in azabı) daha belalı, daha acıdır.
Daha doğrusu onlara vaadolunan asıl saattir. O saat ne belalı, ne acıdır.
(43-48) Sizin kafirleriniz onlarınkinden daha mı hayırlı ? veya yazıt levhalarında / Zeburlarında, bir beraatleri mi var? / dokunulmazlık senetleri mi var? Yahut bizler kendi aralarında yardımlaşan bir topluluğuz / cemaatiz mi diyorlar. (Yardımlaşarak her şeyin üstesinden geliriz mi diyorlar) Toplulukları bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Bilakis onlara saat vaadedildi. S aat, müthiş dehşetli ve acıtıcıdır. Suçlular hakiki bir sapma ve kavurucu bir ateş içindedirler. O gün ateşe yüz üstü sürüklenecekler, kavurucu ateşin /sekarın dokunuşunu tadın.
Asıl onlara vaat olunan vakit kıyamettir ve o kıyamet daha büyük bela ve daha acıdır.
Hayır, buluşma zamanları o (uyarıldıkları) sa'attir. O sa'at cidden çok feci ve acıdır;
Yeniden diriliş saati, asıl tehdit edildikleri saattir dipnot 1 . O saat (dünyada yaşayacaklarından) daha dehşetli ve daha acıdır dipnot 2 .
Asıl tehdidi vakti geldiğinde yaşayacaklar. O vakit her şey, ne kadar korkunç ve ne kadar acı olacaktır.
Onlara asıl vadedilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunç ve daha acıdır.
Onlara asıl vaat edilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunç ve daha acıdır.
Hayır, buluşma zamanları kıyamet saatidir. Ne korkunç, ne acıdır o saat!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.