Diyanet İşleri
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
Kasas suresi
Kasas suresi, 56. ayet. إِنَّكَ لَا تَهْدِى مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
inneke lâ tehdî men aḥbebte velâkinne-llâhe yehdî mey yeşâ'. vehüve a`lemü bilmühtedîn.
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitap ehlinden iman edenler; hidayet Allah'tandır Kasas 51–56 3
Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.
İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.
Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.
Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
56. Yüce Allah şunu haber vermektedir: Ey Muhammed! Sen -ki senin dışındakiler de buna dahildir- hiçbir kimseyi hidâyete erdiremezsin. İsterse bu, en sevdiğin insan olsun. Şüphesiz ki insanların, başkalarını hidâyete iletebilmeleri, güçleri çerçevesinde olan bir şey değildir. Kimsenin kalbinde imanı var edemezler. Bu, ancak Yüce Allah’ın elinde olan bir iştir. O, dilediğine hidâyet verir. Kimin hidâyete elverişli olduğunu da en iyi bilen O’dur. Böyle kimselere O hidâyet verir. Kimin elverişli olmadığını en iyi bilen de O’dur. Böylelerini de sapıklığı üzere bırakır.
üce Allah’ın: “Ve muhakkak ki sen dosdoğru yola hidayet edersin.” (eş-Şûrâ, 42/52) buyruğunda Rasûlün hidâyete iletebildiğinin söz konusu edilmesine gelince buradaki hidâyete iletme, dosdoğru yolu beyan edip irşad etme anlamındaki hidâyettir. Yüce Rasûl, dosdoğru yolu açıklar, onu izlemeye teşvik eder, insanların o yolu izlemeleri için olanca gayretini harcar. Ama onların kalplerinde imanı var etmeye, fiilen hidâyet bulma tevfikini onlara vermeye gelince bu, onun için mümkün değildir. Eğer onun buna gücü yetse idi hiç şüphesiz kendisine iyilikte bulunan, destek olan, kavmine karşı kendisini koruyan amcası Ebu Talib’i hidâyete erdirirdi. Bunu yapamadı, ama amcasına tam anlamı ile samimi olarak öğüt vermek ve onu dine davet etmek sureti ile iyilikte bulundu ki onun bu iyilikleri hiç şüphesiz amcasının kendisine yaptıklarından çok daha büyüktür. Ancak hidâyet, Allah’ın elinde olan bir şeydir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Muhakkak sen, Ebû Tâlib ve onun dışındaki sevdiklerini iman etmeye muvaffak kılarak hidayet edemezsin. Fakat tek olarak Yüce Allah, dilediği kimseleri hidayete muvaffak kılar. O, geçmiş ilmiyle kimin dosdoğru yola hidayet olacağını en iyi bilendir.
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen sevdiğini doğru yola ulaştıramazsın ancak Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. dipnot 1 O, doğru yola ulaştırılmış olanları iyi bilendir. dipnot 2
Şüphesiz ki sen sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin; ve fakat Allah (isteyenin) doğru yola yönelmesini diler: zira O kimin doğru yola girmek istediğini çok iyi bilir.
Gerçek şu ki, sen her sevdiğini doğru yola yöneltemezsin; fakat Allah'tır, (yönelmek) isteyeni doğru yola yönelten; ve yine O'dur, doğru yola girecek olanları en iyi bilen.
Kesinlikle sen, sevdiğini hakikate erdiremezsin! Ne var ki Allah dilediğini hakikate yönlendirir! "HU" hakikati yaşayacakları bilir! (Çünkü kendi Esma'sıyla o istidat ve kabiliyette yaratmıştır onları. )
Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.
(Rasûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
Aslında, sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin. Ancak Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Çünkü O, doğru yola erişecek olanları bilir.
Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis Allah dileyene hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
Sen sevdiğini doğruya iletemezsin. Dilediğini doğruya ileten sadece ALLAH'tır. Doğruya ulaşmayı hakedenleri en iyi bilen de O'dur. dipnot 1
Sen sevdiğini doğruya iletemezsin. Dilediğini doğruya ileten sadece ALLAH'tır. Doğruya ulaşmayı hakedenleri en iyi bilen de O'dur.
Doğrusu sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin; fakat Allah dilediğini doğru yola iletir ve doğru yola erecekleri o daha iyi bilir.
Doğrusu sen sevdiğine hidayet veremezsin ve lakin Allah, kimi dilerse hidayet verir ve hidayete irecekleri o, daha iyi bilir
Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni dipnot 1 doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri iyi bilir.
Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri iyi bilir.
Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah dilediğini dipnot 1 doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri daha iyi bilir.
Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Tanrı, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.
Hakıykat sen (Habibim, her) sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin. Fakat Allahdır ki kimi dilerse ona hidayet verir ve O, hidayete erecekleri daha iyi bilendir.
Muhakkak ki sen; her sevdiğini hidayete erdiremezsin. Ama Allah; dilediğini hidayete erdirir. Ve hidayete erecekleri en iyi O, bilir.
(51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?
Şüphesiz sen, sevdiklerine hidayet edemezsin. Fakat Allah, dilediğine hidayet eder. Hidayete erecek olanları en iyi O bilir.
(Ey Muhammed), sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allah, dilediğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir.
Sen istediğin kişiyi doğru yola getiremezsin ama Allah, gereğini yapanı dipnot 1 doğru yola getirir. Doğru yola yönelenleri en iyi o bilir dipnot 2 .
Sen istediğini doğru yola getiremezsin, ama Allah, yola gelmeyi tercih edeni doğru yola getirir. Kimin doğruya yöneldiğini en iyi o bilir.
Sen, sevdiğine hidayet edemezsin. Fakat Allah, dilediğine hidayet eder. Çünkü hidayeti bulacakları en iyi o bilir.
Sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin. Fakat, Allah, dilediğini doğru yola iletir. Çünkü hidayete layık olanları en iyi o bilir.
Şu bir gerçek ki, sen istediğin kişiyi doğru yola iletemezsin. Ama Allah, dilediğine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir.
You Muhammad shall not be able to guide to Allah's path whom you like or to whom you have special affection* but Allah guides to His path of righteousness whom He will and He knows best those who are willing to lift to Him their inward sight.
You [Prophet] cannot guide everyone you love to the truth; it is God who guides whoever He will: He knows best those who will follow guidance.
It is true thou wilt not be able to guide every one, whom thou lovest; but Allah guides those whom He will and He knows best those who receive guidance.
(O Prophet), you cannot grant guidance to whom you please. It is Allah Who guides those whom He will. dipnot 1 He knows best who are amenable to guidance.
You cannot guide those you would like to but Allah guides those He wills. He has best knowledge of the guided.
Verily you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) guide not whom you like, but Allâh guides whom He wills. And He knows best those who are the guided.[1]
You cannot guide whomever you wish, but [it is] Allah [who] guides whomever He wishes, and He knows best those who are guided.
(Prophet!) it is not possible for you to guide whomsoever you wish, but Allâh guides whomsoever He will. He knows fully well those who would accept guidance.
Thou guidest not whom thou likest, but God guides whom He wills, and knows very well those that are guided.
O’ Mohammad, you cannot guide those whom you like to see guided. Only God can guide whoever He pleases. He knows who [has the capacity of absorbing the truth and deserves to be guided and] will accept guidance.
Verily, thou canst not guide whom thou dost like, but God guides whom He pleases; for He knows best who are to be guided.
You cannot guide whom you love. But it is God who guides whom He wills; and He is fully aware of those who receive the guidance.
Verily thou canst not direct whom thou wilt: But God directeth whom He pleaseth, and He best knoweth those who will submit to be directed.
And when they hear vain talk, they turn away from it and say, "We have our works, and you have your works. Peace be upon you! We do not seek the ignorant."
Surely you do not guide whomever you love, but Allah guides whomever He decides, and He knows best the ones (who are) rightly-guided.
Lo! thou (O Muhammad) guidest not whom thou lovest, but Allah guideth whom He will. And He is Best Aware of those who walk aright.
You cannot guide any one you like: God guides whosoever He please. He knows best who will come to guidance.
VERILY, thou canst not guide aright everyone whom thou lovest: but it is God who guides him that wills [to be guided]; and He is fully aware of all who would let themselves be guided.
You surely cannot guide whoever you like ˹O Prophet˺, but it is Allah Who guides whoever He wills, and He knows best who are ˹fit to be˺ guided.
You cannot guide whom you love. But it is God who guides whom He wills; and He is fully aware of those who receive the guidance.
You cannot guide the ones you love. GOD is the only One who guides in accordance with His will, and in accordance with His knowledge of those who deserve the guidance.
Indeed, [O Muúammad], you do not guide whom you like, but Allah guides whom He wills. And He is most knowing of the [rightly] guided.
Thou guidest not whom thou likest; but God guides whom He wills. And He best knows the guided.
Verily, you cannot guide aright everyone you love, but it is Allah Who guides him who wishes to be guided. And He is best Aware of those who will be rightly guided. (2:272), (4:88), (10:99-100).
It is true that you will not be able to guide everyone whom you love; But Allah guides those whom He will. And He knows best those who receive guidance.
You cannot give guidance to whomsoever you wish, but Allah gives guidance to whomsoever He wills, and He best knows the ones who are on the right path.
You cannot guide whom you love. But it is God who guides whom He wills; and He is fully aware of those who receive the guidance.