Kasas suresi

Kasas suresi, 56. ayet

Kasas suresi, 56. ayet. إِنَّكَ لَا تَهْدِى مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

inneke lâ tehdî men aḥbebte velâkinne-llâhe yehdî mey yeşâ'. vehüve a`lemü bilmühtedîn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 53–59 · surenin 56. ayeti / 88

Konu Kitap ehlinden iman edenler; hidayet Allah'tandır Kasas 51–56 3

  1. Kasas 53

    Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.

  2. Kasas 54

    İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.

  3. Kasas 55

    Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.

  4. 56

    Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

  5. Kasas 57

    Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

  6. Kasas 58

    Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.

  7. Kasas 59

    Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

56. Yüce Allah şunu haber vermektedir: Ey Muhammed! Sen -ki senin dışındakiler de buna dahildir- hiçbir kimseyi hidâyete erdiremezsin. İsterse bu, en sevdiğin insan olsun. Şüphesiz ki insanların, başkalarını hidâyete iletebilmeleri, güçleri çerçevesinde olan bir şey değildir. Kimsenin kalbinde imanı var edemezler. Bu, ancak Yüce Allah’ın elinde olan bir iştir. O, dilediğine hidâyet verir. Kimin hidâyete elverişli olduğunu da en iyi bilen O’dur. Böyle kimselere O hidâyet verir. Kimin elverişli olmadığını en iyi bilen de O’dur. Böylelerini de sapıklığı üzere bırakır.

üce Allah’ın: “Ve muhakkak ki sen dosdoğru yola hidayet edersin.” (eş-Şûrâ, 42/52) buyruğunda Rasûlün hidâyete iletebildiğinin söz konusu edilmesine gelince buradaki hidâyete iletme, dosdoğru yolu beyan edip irşad etme anlamındaki hidâyettir. Yüce Rasûl, dosdoğru yolu açıklar, onu izlemeye teşvik eder, insanların o yolu izlemeleri için olanca gayretini harcar. Ama onların kalplerinde imanı var etmeye, fiilen hidâyet bulma tevfikini onlara vermeye gelince bu, onun için mümkün değildir. Eğer onun buna gücü yetse idi hiç şüphesiz kendisine iyilikte bulunan, destek olan, kavmine karşı kendisini koruyan amcası Ebu Talib’i hidâyete erdirirdi. Bunu yapamadı, ama amcasına tam anlamı ile samimi olarak öğüt vermek ve onu dine davet etmek sureti ile iyilikte bulundu ki onun bu iyilikleri hiç şüphesiz amcasının kendisine yaptıklarından çok daha büyüktür. Ancak hidâyet, Allah’ın elinde olan bir şeydir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Muhakkak sen, Ebû Tâlib ve onun dışındaki sevdiklerini iman etmeye muvaffak kılarak hidayet edemezsin. Fakat tek olarak Yüce Allah, dilediği kimseleri hidayete muvaffak kılar. O, geçmiş ilmiyle kimin dosdoğru yola hidayet olacağını en iyi bilendir.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّكَ inneke şüphesiz sen
  2. لَا la
  3. تَهْدِى tehdi doğru yola iletemezsin kök: هدي
  4. مَنْ men kimseyi
  5. أَحْبَبْتَ ehbebte sevdiğin kök: حبب
  6. وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat
  7. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  8. يَهْدِى yehdi doğru yola iletir kök: هدي
  9. مَن men kimseyi
  10. يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği kök: شيا
  11. وَهُوَ ve huve ve O
  12. أَعْلَمُ ea'lemu daha iyi bilir kök: علم
  13. بِٱلْمُهْتَدِينَ bil-muhtedine yola gelecek olanları kök: هدي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sen sevdiğini doğru yola ulaştıramazsın ancak Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. dipnot 1 O, doğru yola ulaştırılmış olanları iyi bilendir. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetin Hz. Muhammed'in amcası Ebû Tâlib hakkında indirildiğine dair bilgiler yer almaktadır (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 40; Tefsîru Sûre-i Kasas, 1; Tevhîd, 31; Müslim, İman, 39, 41, 42). Bu ayet Bakara 2:272 ve ‘Abese 80:7. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesaj açıktır: hidayet bir iradenin sonucudur. Kişi hidayeti ister, samimi ise Yüce Allah da onu yaratır. hidayette herhangi bir zorlama değil, tercih söz konusudur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Nahl 16:125; Kasas 28:85; Necm 53:30; Kalem 68:7.

Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz ki sen sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin; ve fakat Allah (isteyenin) doğru yola yönelmesini diler: zira O kimin doğru yola girmek istediğini çok iyi bilir.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, sen her sevdiğini doğru yola yöneltemezsin; fakat Allah'tır, (yönelmek) isteyeni doğru yola yönelten; ve yine O'dur, doğru yola girecek olanları en iyi bilen.

Ahmed Hulusi

Kesinlikle sen, sevdiğini hakikate erdiremezsin! Ne var ki Allah dilediğini hakikate yönlendirir! "HU" hakikati yaşayacakları bilir! (Çünkü kendi Esma'sıyla o istidat ve kabiliyette yaratmıştır onları. )

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.

Ali Rıza Safa

Aslında, sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin. Ancak Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Çünkü O, doğru yola erişecek olanları bilir.

Bayraktar Bayraklı

Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis Allah dileyene hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.

Edip Yüksel

Sen sevdiğini doğruya iletemezsin. Dilediğini doğruya ileten sadece ALLAH'tır. Doğruya ulaşmayı hakedenleri en iyi bilen de O'dur. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bu ayeti 42:52 ayetiyle karşılaştırınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sen sevdiğini doğruya iletemezsin. Dilediğini doğruya ileten sadece ALLAH'tır. Doğruya ulaşmayı hakedenleri en iyi bilen de O'dur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin; fakat Allah dilediğini doğru yola iletir ve doğru yola erecekleri o daha iyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu sen sevdiğine hidayet veremezsin ve lakin Allah, kimi dilerse hidayet verir ve hidayete irecekleri o, daha iyi bilir

Erhan Aktaş

Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni dipnot 1 doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri iyi bilir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" İnsanın "dilemesine", "İnsanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim İnsana aittir ve belirleyici olan İnsanın "dilemesi"dir 10:108; 76:3).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri iyi bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah dilediğini dipnot 1 doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri daha iyi bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uygun gördüğünü. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey elde etmek çabasında olanı" anlamına da gelmektedir. Zaten ayetin son cümlesinde "dilediğinden" ile kast edilen şeyin, insanın kedi seçimi olduğu görülmektedir.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Tanrı, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat sen (Habibim, her) sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin. Fakat Allahdır ki kimi dilerse ona hidayet verir ve O, hidayete erecekleri daha iyi bilendir.

İbni Kesir

Muhakkak ki sen; her sevdiğini hidayete erdiremezsin. Ama Allah; dilediğini hidayete erdirir. Ve hidayete erecekleri en iyi O, bilir.

Mehmet Alagaş

(51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz sen, sevdiklerine hidayet edemezsin. Fakat Allah, dilediğine hidayet eder. Hidayete erecek olanları en iyi O bilir.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed), sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allah, dilediğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir.

Süleymaniye Vakfı

Sen istediğin kişiyi doğru yola getiremezsin ama Allah, gereğini yapanı dipnot 1 doğru yola getirir. Doğru yola yönelenleri en iyi o bilir dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gereğini yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen istediğini doğru yola getiremezsin, ama Allah, yola gelmeyi tercih edeni doğru yola getirir. Kimin doğruya yöneldiğini en iyi o bilir.

Şaban Britch

Sen, sevdiğine hidayet edemezsin. Fakat Allah, dilediğine hidayet eder. Çünkü hidayeti bulacakları en iyi o bilir.

Şaban Piriş

Sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin. Fakat, Allah, dilediğini doğru yola iletir. Çünkü hidayete layık olanları en iyi o bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, sen istediğin kişiyi doğru yola iletemezsin. Ama Allah, dilediğine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You Muhammad shall not be able to guide to Allah's path whom you like or to whom you have special affection* but Allah guides to His path of righteousness whom He will and He knows best those who are willing to lift to Him their inward sight.

Abdul Haleem

You [Prophet] cannot guide everyone you love to the truth; it is God who guides whoever He will: He knows best those who will follow guidance.

Abdullah Yusuf Ali

It is true thou wilt not be able to guide every one, whom thou lovest; but Allah guides those whom He will and He knows best those who receive guidance.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), you cannot grant guidance to whom you please. It is Allah Who guides those whom He will. dipnot 1 He knows best who are amenable to guidance.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The context shows that the object of addressing this sentence to the Prophet (peace be upon him), after mentioning the affirmation of the faith by this Christians from Habash, was to put the disbelievers of Makkah to shame, as if to say. "O unfortunate people, what wretches you are! People from far off places are coming to benefit from the fountainhead of blessings that has been made available in your own city, but you are willfully depriving yourselves of it." But the same thing has been said like this: “O Muhammad, you wish that your clansmen and your kinsfolk; and your near and dear ones should benefit from this life-giving nectar, but your willing alone cannot avail. To give guidance is in the power of Allah: He favors with it only those whom He finds inclined to accept guidance. If your kinsfolk lack this inclination, how can they be favored with this blessing?”

Aisha Bewley

You cannot guide those you would like to but Allah guides those He wills. He has best knowledge of the guided.

Al-Hilali & Khan

Verily you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) guide not whom you like, but Allâh guides whom He wills. And He knows best those who are the guided.[1]

Ali Quli Qarai

You cannot guide whomever you wish, but [it is] Allah [who] guides whomever He wishes, and He knows best those who are guided.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) it is not possible for you to guide whomsoever you wish, but Allâh guides whomsoever He will. He knows fully well those who would accept guidance.

Arthur John Arberry

Thou guidest not whom thou likest, but God guides whom He wills, and knows very well those that are guided.

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, you cannot guide those whom you like to see guided. Only God can guide whoever He pleases. He knows who [has the capacity of absorbing the truth and deserves to be guided and] will accept guidance.

E. Henry Palmer

Verily, thou canst not guide whom thou dost like, but God guides whom He pleases; for He knows best who are to be guided.

Edip-Layth

You cannot guide whom you love. But it is God who guides whom He wills; and He is fully aware of those who receive the guidance.

George Sale

Verily thou canst not direct whom thou wilt: But God directeth whom He pleaseth, and He best knoweth those who will submit to be directed.

Hamid S. Aziz

And when they hear vain talk, they turn away from it and say, "We have our works, and you have your works. Peace be upon you! We do not seek the ignorant."

Mahmoud Ghali

Surely you do not guide whomever you love, but Allah guides whomever He decides, and He knows best the ones (who are) rightly-guided.

Marmaduke Pickthall

Lo! thou (O Muhammad) guidest not whom thou lovest, but Allah guideth whom He will. And He is Best Aware of those who walk aright.

Mohamed Ahmed - Samira

You cannot guide any one you like: God guides whosoever He please. He knows best who will come to guidance.

Muhammad Asad

VERILY, thou canst not guide aright everyone whom thou lovest: but it is God who guides him that wills [to be guided]; and He is fully aware of all who would let themselves be guided.

Mustafa Khattab

You surely cannot guide whoever you like ˹O Prophet˺, but it is Allah Who guides whoever He wills, and He knows best who are ˹fit to be˺ guided.

Progressive Muslims

You cannot guide whom you love. But it is God who guides whom He wills; and He is fully aware of those who receive the guidance.

Rashad Khalifa

You cannot guide the ones you love. GOD is the only One who guides in accordance with His will, and in accordance with His knowledge of those who deserve the guidance.

Sahih International

Indeed, [O Muúammad], you do not guide whom you like, but Allah guides whom He wills. And He is most knowing of the [rightly] guided.

Sam Gerrans

Thou guidest not whom thou likest; but God guides whom He wills. And He best knows the guided.

Shabbir Ahmed

Verily, you cannot guide aright everyone you love, but it is Allah Who guides him who wishes to be guided. And He is best Aware of those who will be rightly guided. (2:272), (4:88), (10:99-100).

Syed Vickar Ahamed

It is true that you will not be able to guide everyone whom you love; But Allah guides those whom He will. And He knows best those who receive guidance.

Taqi Usmani

You cannot give guidance to whomsoever you wish, but Allah gives guidance to whomsoever He wills, and He best knows the ones who are on the right path.

The Monotheist Group

You cannot guide whom you love. But it is God who guides whom He wills; and He is fully aware of those who receive the guidance.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 56. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 56. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 56. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩