Diyanet İşleri
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Kehf suresi
Kehf suresi, 7. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا
innâ ce`alnâ mâ `ale-l'arḍi zînetel lehâ lineblüvehüm eyyühüm aḥsenü `amelâ.
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler Kehf 1–8 3
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. Yüce Allah, yeryüzünde bulunan her türlü lezzetli yiyecek ve içecekleri, hoş giyecekleri, ağaçları, ırmakları, ekinleri, meyveleri, göz alıcı manzaraları, zarif bahçeleri, neşelendirici sesleri, güzel manzaraları, altını, gümüşü, atı, deveyi vb. her şeyi bir deneme ve sınama aracı olmak üzere bu dünya yurdu için bir süs olarak yaratmış olduğunu haber vermektedir. “hangisi daha güzel” daha ihlâslı ve daha doğru “amelde bulunacak diye onları imtihan etmek için...”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz yeryüzünde bulunan mahlukatı, onun için bir güzellik ve süs olarak yarattık ki, insanlardan hangisi Allah'ı razı eden daha güzel amel işleyecek ve hangisi daha kötü amel işleyecek bunu sınayalım. Bütün bunları da her kişiye işlemiş olduğu amelin karşılığını vermek için yaptık.
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: İhsan
Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye…
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: İhsan
(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri, tarafından güzel bir…
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: İhsan
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede)…
Aynı kök: زين (46 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kök: زين (46 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır,…
Aynı kök: زين (46 geçiş)
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Ortak kavram: İmtihan
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz, (insanların) hangisinin daha güzel iş(ler) yapacağını deneyelim diye yerdeki her şeyi ona ait bir süs yaptık. dipnot 1
Gerçekten de Biz yeryüzünde bulunan şeyleri, onlardan hangisinin daha güzel davranacağını sınayalım diye oraya (cazibe katan) birer süs unsuru kıldık;
Gerçek şu ki, yeryüzünde güzel olan ne varsa Biz hepsini, hangisinin daha iyi davrandığını ortaya koymak üzere, insanları sınamak için bir araç kıldık;
En güzel davranışı kimin ortaya koyacağı açığa çıksın diye, arzda bulunan her şeyi (veya bedensellik yaşamını) kendisine süsledik!
Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.
Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yer yüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir ziyneti yaptık.
Aslında, hangisinin daha güzel edimler yaptığını sınamak için, yeryüzündeki şeyleri çekici gösterdik.
Biz yeryüzündeki şeyleri, kendisine süs olsun diye yarattık ki, onların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim.
Biz, kimlerin erdemli davranacağını sınamak için, üzerindeki maddelerle yeryüzünü süsledik.
Biz, kimlerin erdemli davranacağını sınamak için, üzerindeki maddelerle yeryüzünü süsledik.
Biz yeryüzünde olan şeyleri ona bir süs yaptık ki insanları imtihan edelim: Hangisi daha güzel bir amel yapacak?
Biz Yer yüzündeki şeyleri ona bir ziynet yaptık ki insanları imtihan edelim: hangisi daha güzel bir amel yapacak?
Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.
Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.
Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.
Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.
Biz yer üzerinde olan şeylere, onlara mahsus, birer zinet verdik, (insanların) hangisinin ameli daha güzel, onları imtihan edelim diye.
İnsanlardan hangisinin daha güzel amel işlediğini deneyelim diye, yeryüzünde olan şeylere bir süs verdik.
(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.
İnsanların hangisi daha güzel amel işleyecek diye imtihan etmek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.
Biz yeryüzündeki şeyleri, kendisine süs olsun diye yarattık ki onların, hangisinin daha güzel iş yaptığını deneyelim.
Hangisi daha güzel iş yapacak diye insanları yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için, dipnot 1 biz yerin üzerinde olanları onun süsü yaptık.
(Üzülmene gerek yok çünkü) Biz, yeryüzündeki her şeye bir çekicilik verdik ki kimin işi daha güzel olacak diye onları yıpratıcı bir imtihandan geçirelim.
İnsanların hangisi daha güzel amel işleyecek diye imtihan etmek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.
İnsanların hangisi daha güzel hareket edecek diye denemek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.
Biz, yeryüzündeki şeyleri ona bir süs yaptık ki, insanları, içlerinden hangisi amel yönünden daha güzeldir diye imtihan edelim.
We have caused the material world on earth to be of the nature of an embellishment and ornamentation in order to test the peoples' reaction to the grace of Allah and distinguish those of them who will imprint their deeds with wisdom and piety.
We have adorned the earth with attractive things so that We may test people to find out which of them do best,
That which is on earth we have made but as a glittering show for the earth, in order that We may test them - as to which of them are best in conduct.
Surely We have made all that is on the earth an embellishment for it in order to test people as to who of them is better in conduct.
We made everything on the earth adornment for it so that We could test them to see whose actions are the best.
Verily! We have made that which is on earth as an adornment for it, in order that We may test them (mankind) as to which of them are best in deeds. [i.e. those who do good deeds in the most perfect manner, that means to do them (deeds) totally for Allâh’s sake and in accordance to the legal ways of the Prophet صلى الله عليه وسلم].
Indeed We have made whatever is on the earth an adornment for it that We may test them [to see] which of them is best in conduct.
Verily, We have made all that is on the earth as an embellishment for it, that We may try them as to which of them is the most excellent in (respect of) performing the noblest deeds.
We have appointed all that is on the earth for an adornment for it, and that We may try which of them is fairest in works;
I (God) created the world as a place to test mankind and to reward those who are not enchanted by the glitter of the worldly life.
Verily, we have made what is on the earth an ornament thereof, to try them, which of them is best in works;
We have made what is on earth an adornment for it, so that We will test them as to who is better in deeds.
Verily we have ordained whatsoever is on the earth for the ornament thereof, that we might make trial of men, and see which of them excelleth in works:
Verily, We have placed all that which is on the earth as an ornament thereof, that We may try them, which of them is best in conduct.
Surely We have made whatever is on the earth for an adornment for it that We may try whichever of them is fairest in deeds.
Lo! We have placed all that is on the earth as an ornament thereof that We may try them: which of them is best in conduct.
We have made whatever exists on the earth its adornment to test and try them (and) know who acts better;
Behold, We have willed that all beauty on earth be a means by which We put men to a test, [showing] which of them are best in conduct;
We have indeed made whatever is on earth as an adornment for it, in order to test which of them is best in deeds.
We have made what is on Earth an adornment for them, so that We will test them as to who is better in deeds.
We have adorned everything on earth, in order to test them, and thus distinguish those among them who work righteousness.*
Indeed, We have made that which is on the earth adornment for it that We may test them [as to] which of them is best in deed.
We made what is upon the earth an adornment for it, that We might try them, which of them is best in deed.
(We never ordained asceticism for mankind. It was something they invented (57:27)). Behold, We have Willed the earth to be pleasingly decorated. We make it a test for people to see for themselves as to which of them lives a balanced life. (18:30-31), (18:46), (67:2).
Verily, whatever is on earth, We have made it only as a shining show for the earth. So that We may test them— As to which (ones) of them are best in conduct.
Surely, We have made what is on earth an adornment for it, so that We test them as to who among them is better in deeds.
We have made what is on the earth an adornment for them, so that We will test them as to which of them is best in works.