Kehf suresi

Kehf suresi, 101. ayet

Kehf suresi, 101. ayet. ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا

elleẕîne kânet a`yünühüm fî giṭâin `an ẕikrî vekânû lâ yesteṭî`ûne sem`â.

Diyanet İşleri

(100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 98–104 · surenin 101. ayeti / 110
  1. Kehf 98

    Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.

  2. Kehf 99

    O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

  3. 100–101

    (100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!

  4. Kehf 102

    İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık.

  5. Kehf 103–104

    (103-104) (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

101. Bu, amellerinin bir sonucu ve yaptıklarının cezasıdır. Çünkü dünya hayatında onların “gözleri benim Zikrime karşı perdeli idi.” Hikmet dolu ilâhi öğütten yani Kur’an-ı Kerim’den yüz çeviren kimselerdi. Onlar: “Bizi davet edegeldiğin şeye karşı kalplerimiz örtüler içindedir” (Fusillet, 41/5) demişlerdi. Gözleri üzerinde de Allah’ın kendilerine fayda sağlayacak âyetlerini görmelerine engel teşkil edecek perdeler vardır. Nitekim Yüce Allah: “Gözleri üzerinde de perdeler vardır” (el-Bakara, 2/7) buyurmaktadır. “ve (onu nefretlerinden) dinleyemiyorlardı bile.” Yani onlar, Kur’an’a ve Rasûl’e olan nefretlerinden dolayı kendilerini imana ulaştıracak olan Allah’ın âyetlerini işitmeye tahammül edemezlerdi. Çünkü nefret eden bir kimse, nefret ettiği kimsenin sözünü dinlemez, ona kulak veremez. İşte ilim ve hayır yolları onlar için perdelenince artık bunların ne gözleri, ne kulakları ne fayda verecek akılları kalmamıştır. Onlar Allah’ı inkar etmiş, âyetlerini bile bile reddetmiş ve peygamberlerini de yalanlamışlar, ve böylece de cehennemi hak etmişlerdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dünyada gözlerinin önünde görmelerine mani olan perdeden dolayı Allah'ı zikretmekten kör olan kâfirler için cehennemi gösterdik. Kabul etmek kastıyla Allah'ın ayetlerini dinlemeye güçleri de yoktu.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. كَانَتْ kanet idi kök: كون
  3. أَعْيُنُهُمْ ea'yunuhum gözleri kök: عين
  4. فِى fi içinde
  5. غِطَآءٍ gita'in perde kök: غطو
  6. عَن an karşı
  7. ذِكْرِى zikri beni anmaya kök: ذكر
  8. وَكَانُوا۟ ve kanu ve idiler kök: كون
  9. لَا la
  10. يَسْتَطِيعُونَ yestetiune tahammül edemez kök: طوع
  11. سَمْعًا sem'an (Kur'an'ı) dinlemeğe kök: سمع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غطو (2 geçiş)

    (Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kafir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları)…

  • Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini…

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn

    (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(100, 101) Gözleri beni anmaya kapalı olmuş ve (gerçeği) duymaya da dayanamayan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getireceğiz.

Mustafa İslamoğlu

Onlar öyle kimselerdi ki; beni hatırlatan (her şeye) karşı gözlerine bir perde çekilmişti, üstelik onlar işitmeye de yanaşmıyorlardı.

Muhammed Esed

O inkarcılar ki, (gerçeğin sesini) işitmeye katlanamadıklarından ötürü gözlerine Beni hatırlatıcı şeylere karşı perde çekilmişti.

Ahmed Hulusi

Onların, Benim zikrim (hatırlanmam) konusunda, basiretleri perdeliydi! Dinleyip algılamaya da kapasiteleri yetmiyordu!

Ali Bulaç

Ki onlar, Beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi. (Kur'an'ı) dinlemeye katlanamazlardı.

Ali Özek ve heyeti

Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan

Ali Rıza Safa

Benim Öğretim karşısında gözleri perdeliydi; dinlemeye de katlanamıyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

-Dünyada iken gözleri beni hatırlatan her şeye karşı perdeli, kulak vermeye de dayanamayan kafirleri, o gün cehennemle yüz yüze getireceğiz.

Edip Yüksel

Onlar ki mesajıma karşı gözleri perdeliydi, dinleyemezlerdi de...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki mesajıma karşı gözleri perdeliydi, dinleyemezlerdi de...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki, gözleri, Beni hatırlatan ayetlerin karşısında bir örtü içindeydi, işitmeye de tahammül edemiyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki beni ıhtar eden ayetlerimden gözleri bir gıta içinde idi, işitmeğe de tehammül edemiyorlardı

Erhan Aktaş

Ki onlar, bizim zikrimize dipnot 1 karşı gözleri kapalı ve işitmeye tahammülü olmayanlardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hatırlatıcımıza, öğüdümüze.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ki onlar, bizim zikrimize dipnot 1 karşı gözleri kapalı ve işitmeye tahammülü olmayanlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Öğüdümüze.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ki onlar, bizim zikrimize dipnot 1 karşı gözleri kapalı ve işitmeye tahammülü olmayanlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bizim öğüdümüze.

Gültekin Onan

Ki onlar, beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi. (Kuran'ı) dinlemeye katlanamazlardı.

Hasan Basri Çantay

(100-101) Beni anmak (hakıykatı görmek) hususunda gözleri perdeli olan, (Kur'anı) dinlemiye tahammül edemeyen kafirlere o gün cehennemi öyle bir göstereceğiz ki!

İbni Kesir

Onların gözleri Bizim öğüdümüze karşı kapalıdır ve öfkelerinden onu dinlemeye tahammül edemezler.

Mehmet Alagaş

(99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, gözleri beni anmaktan perdeli olan ve dinleyecek güçleri de olmayan kimselerdi.

Süleyman Ateş

Onlar ki beni anmağa karşı gözleri perde içinde idi ve (Kur'an'ı) dinlemeğe tahammül edemezlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların gözleri, benim zikrimden uzaklaştıran bir perdenin içindeydi. Onu dinlemeye de katlanamıyorlardı.

Şaban Britch

Onların gözleri öğütlerime/uyarılarıma karşı örtülü ve kulakları da duymuyordu.

Şaban Piriş

Onların gözleri öğütlerime/uyarılarıma karşı örtülü ve kulakları da duymuyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar, gözleri benim zikrim/Kur'anım karşısında perde içinde olan insanlardı. Dinlemeye dayanamıyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Whose bodily eyes and their minds' eyes were veiled. from apprehension, knowledge or perception of My divine nature and My Omnipotence and Authority and from My signs and veritable revelations; they counselled deaf and were unwilling to open their hearts' ears.

Abdul Haleem

those whose eyes were blind to My signs, those who were unable to hear.

Abdullah Yusuf Ali

(Unbelievers) whose eyes had been under a veil from remembrance of Me, and who had been unable even to hear.

Abul A'la Maududi

whose eyes had become blind against My admonition and who were utterly disinclined to hear it.

Aisha Bewley

those whose eyes were blind to My remembrance and whose ears were unable to hear.

Al-Hilali & Khan

(To) those whose eyes had been under a covering from My Reminder (this Qur’ân), and who could not bear to hear (it).

Ali Quli Qarai

—Those whose eyes were blindfolded to My remembrance and who could not hear.

Amatul Rahman Omar

Those (of them) whose eyes were under a cover (not heeding) My Reminder, and they could not even afford to hear (to the voice of truth).

Arthur John Arberry

whose eyes were covered against My remembrance, and they were not able to hear.

Bijan Moeinian

those who were blind to see My Message and deaf to hear It.

E. Henry Palmer

whose eyes were veiled from my Reminder, and who were unable to hear.

Edip-Layth

Those whose eyes were closed from My remembrance, and they were unable to hear.

George Sale

whose eyes have been veiled from my remembrance, and who could not hear my words.

Hamid S. Aziz

And We will set forth Hell on that day before the disbelievers,

Mahmoud Ghali

(Those) whose eyes were covered (Literally: in a covering) against My Remembrance, and they were incapable of hearing.

Marmaduke Pickthall

Those whose eyes were hoodwinked from My reminder, and who could not bear to hear.

Mohamed Ahmed - Samira

Whose eyes were veiled against My warning, and they could not hear.

Muhammad Asad

those whose eyes had been veiled against any remembrance of Me because they could not bear to listen [to the voice of truth]!

Mustafa Khattab

those who turned a blind eye to My Reminder[1] and could not stand listening ˹to it˺.

Progressive Muslims

Those whose eyes were closed from My remembrance, and they were unable to hear.

Rashad Khalifa

They are the ones whose eyes were too veiled to see My message. Nor could they hear.

Sahih International

Those whose eyes had been within a cover [removed] from My remembrance, and they were not able to hear.

Sam Gerrans

Those whose eyes were under a veil from My remembrance and were not able to hear.

Shabbir Ahmed

They whose eyes were veiled to see My Reminder, and who could not bear to hear.

Syed Vickar Ahamed

(To the disbelievers) whose eyes were under a cover from remembering Me, and who had been unable even to hear (the divine call).

Taqi Usmani

whose eyes were under a cover against My reminders, and they were not able to listen.

The Monotheist Group

Those whose eyes were covered against My remembrance, and they were unable to hear.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 101. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 101. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 101. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩