Diyanet İşleri
İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz."
İbrâhîm suresi
İbrâhîm suresi, 13. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ
veḳâle-lleẕîne keferû lirusülihim lenuḫricenneküm min arḍinâ ev lete`ûdünne fî milletinâ. feevḥâ ileyhim rabbühüm lenühlikenne-żżâlimîn.
İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Geçmiş kavimler ve peygamberlerin yardım istemesi İbrâhîm 9–17 3
Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, "Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin" dediler.
Peygamberleri, onlara dedi ki: "Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah'ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü'minler ancak Allah'a tevekkül etsinler."
"Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler."
İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz."
"Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir."
Peygamberler, Allah'tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.
Hüsranın ardından da cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
13. Yüce Allah, peygamberlerin kavimlerini davetlerini, onların bu işi usanmaksızın sürdürdüklerini söz konusu ettikten sonra sonunda kavimlerinden nasıl karşılık gördüklerini zikrederek şöyle buyurmaktadır: “O kafirler de peygamberlerine” tehditte bulunarak “dediler ki: Andolsun ki ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız ya da dinimize döneceksiniz.” Bu, peygamberlerin çağrısını reddetmenin en ileri derecesidir. Bundan sonra artık peygamberlerin onlardan herhangi bir hayır ummalarına imkân yoktur. Çünkü hidâyetten yüz çevirmekle yetinmediler, peygamberleri yurtlarından çıkarmakla tehdit ettiler ve bu işi de kendilerinin yapacaklarını söylediler. O yurtları kendilerine nispet ettiler, peygamberlerin bu yurtlarda herhangi bir hak sahibi olmadıklarını söylediler. Bu ise zulmün en büyüğüdür. Şüphesiz Allah, kullarını yeryüzünde yaratmış ve onlara kendisine ibadet etmelerini emretmiş, yeryüzünü ve orada bulunan şeyleri onlara amade kılmıştır ki ibadet hususunda bunlardan yararlanabilsinler. Bunları Allah’a ibadet etmek için yardımcı olarak değerlendiren kimsenin bu nimetlerden yararlanması helâl olur ve sorumluluktan kurtulur. Bunları küfre ve türlü masiyetlere karşı yardımcı bir unsur olarak kullanan kimselerin ise bunu yapma hakları yoktur ve bunlardan bu yolda yararlanmak onlara helâl değildir. O halde peygamberlere düşman olanların, peygamberleri kendisinden çıkartmak ile tehditte bulundukları o yurtlarda hiçbir hakka sahip olmadıkları ortaya çıkmaktadır. Bunu bir kenara bırakıp sadece geleneklere bakacak olursak görürüz ki peygamberler de onların yurtlarında yaşayan halk arasındadır ve onların birer ferdidir. Peki, açık ve seçik bir şekilde onlara ait olan bir haktan onları neye dayanarak mahrum etmek istemektedirler? Bunun dinsizlikten ve büsbütün insafsızlıktan, insaniyetsizlikten başka bir sebebi olabilir mi? O nedenledir ki onların peygamberlere karşı giriştikleri hile ve tuzaklar, bu noktaya ulaşınca geriye Allah’ın emrini uygulayıp dostlarını yardımı ile zafere ulaştırmasından başka bir seçenek kalmamaktadır: “Bunun üzerine Rableri onlara şunu vahyetti: Biz o zalimleri muhakkak” çeşitli cezalarla “helâk edeceğiz.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
(Allah Teâlâ'nın gönderdiği) Resullerin kavimlerinden olan ve onlara karşı delil getirmekten aciz kalan kâfirler şöyle dediler: Ya sizi beldemizden çıkaracağız ya da kendi dininizden bizim dinimize döneceksiniz. Bunun akabinde Yüce Allah resullerini teyit ederek şöyle vahyetmiştir: Allah'ı ve resulünü (küfre girerek) inkâr eden zalimleri muhakkak helak edeceğiz.
Aynı kök: ملل (18 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.
Aynı kök: عود (63 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Ad kavmini ve Semud kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.
Aynı kök: عود (63 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.
Aynı kök: ملل (18 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve…
Aynı kök: ملل (18 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça,…
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(13, 14) Kâfir olanlar elçilerine şöyle demişlerdi: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" dipnot 1 Rableri de "Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz" dipnot 2 diye onlara vahyetmişti. İşte bu (durum) makamımdan korkan ve tehdidimden sakınanlar içindir.
Sonunda inkarda direnenler peygamberlerine (iki seçeneğiniz var) dediler: "Ya sizi yurdumuzdan sürüp çıkarırız, veya bizim inanç sistemimize dönersiniz!" Bunun ardından Rableri kendilerine şöyle vahyetti: "Zalimleri kesinlikle helak edeceğiz;
Ama hakkı inkar eden toplumlar, elçilerine şöyle dediler: "Ya bizim yolumuza dönersiniz, ya da kesinlikle sizi ülkemizden sürüp çıkarırız!" Bunun üzerine Rableri elçilerine: "Biz bu zalimleri mutlaka tepeleyeceğiz!" diye vahyetti,
Hakikat bilgisini inkar edenler (egosuyla yaşayanlar) Rasullerine dedi ki: "(Ya) sizi bölgemizden çıkaracağız yahut bizim inancımıza döneceksiniz". . . Rableri, onlara vahyetti ki: "Zalimleri elbette helak edeceğiz. "
İnkar edenler, resullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz biz, zulmedenleri helak edeceğiz.
Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: «Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!» Rableri de onlara: «Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz!» diye vahyetti.
İnkar edenler, elçilere, şöyle dediler: "Sizi, ya kesinlikle toprağımızdan çıkarırız ya da kesinlikle bizim dinimize dönersiniz!" Bunun üzerine, Efendileri, onlara, şöyle bildirdi: "Haksızlık yapanları, kesinlikle yıkıma uğratacağız!"
Kafir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka yolumuza döneceksiniz!"Rabbleri de onlara,"Zalimleri mutlaka helak edeceğiz!" diye vahyetti.
İnkarcılar elçilerine, "Ya bizim dinimize geri dönersiniz ya da sizi yurdumuzdan kovarız!" dediler. Efendi'leri onlara, "Zalimleri yok edeceğiz" diye vahiy etti,
İnkarcılar elçilerine, 'Ya bizim dinimize geri dönersiniz ya da sizi yurdumuzdan kovarız!,' dediler. Rab'leri onlara, 'Zalimleri yok edeceğiz,' diye vahyetti,
İnkar edenler de peygamberlerine dediler ki: "Ya mutlaka sizi toprağımızdan çıkaracağız yahut milletimize dönersiniz!" Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Kesinlikle zalimleri helak edeceğiz;
Küfredenler de resullerine dediler ki mutlak ve mutlak sizi toprağımızdan çıkarırız, yahud ki milletimize dönersiniz, rabları da onlara şöyle vahiy verdi ki muhakkak ve muhakkak zalimleri ihlak edeceğiz
Kafirler, Resullerine: "Sizi mutlaka yurdumuzdan süreceğiz veya kesinlikle bizim milletimize dipnot 1 dönmek zorundasınız!" dediler. Bunun üzerine Rabb'leri onlara: "Zalimleri mutlaka yok edeceğiz." diye vahyetti.
Kafirler, resullerine: "Sizi mutlaka yurdumuzdan süreceğiz veya kesinlikle bizim milletimize dipnot 1 dönmek zorundasınız!" dediler. Bunun üzerine Rabbleri onlara: "Zalimleri mutlaka yok edeceğiz." diye vahyetti.
Gerçeği yalanlayan nankörler, rasullerine: "Sizi mutlaka topraklarımızdan süreceğiz veya kesinlikle bizim milletimize dipnot 1 dönmek zorundasınız!" dediler. Bunun üzerine Rabb'leri onlara: "Zalimleri mutlaka yok edeceğiz." diye vahyetti.
Küfredenler resullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz biz, zulmedenleri helak edeceğiz."
O küfredenler, peygamberlerine (şöyle) dediler: "Elbette ve elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, yahud mutlak ve mutlak dinimize döneceksiniz". Bunun üzerine Rableri kendilerine (o peygamberlere): "O zaalimleri muhakkak helak edeceğiz" diye vahyetdi.
Küfredenler peygamberlerine dediler ki: Ya bizim dinimize dönersiniz, ya da sizi memleketimizden çıkarırız. Rabbları da onlara vahyetti ki: Biz,
(5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.
Kâfîr olanlar peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.”
İnkar edenler, elçilerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkarırız, ya da bizim dinimize dönersiniz!" Rableri de onlara şöyle vahyetti, "zalimleri mutlaka helak edeceğiz!"
Kafirlik edenler, resullerine şunu söylediler: "Ya bizim dini yaşama biçimimize dönersiniz ya da sizi kesinlikle yurdumuzdan çıkarırız dipnot 1 !" Bunun üzerine Allah da elçilerine şöyle vahyetti: "Yanlışa dalan o kimseleri kesinlikle helak edeceğiz.
O kafirler elçilerine şunu söylediler: "Ne pahasına olursa olsun ya sizi ülkemizden çıkarırız ya da dinimize dönersiniz; bunun başka yolu yok." Allah da onlara şöyle vahyetti: "Yanlış yapan o kimseleri kesinlikle etkisizleştireceğiz.
Kâfir olanlar ise, rasûllerine : "Ya bizim dinimize geri dönersiniz ya da sizi ülkemizden çıkarırız" dediler. Rab’leri (rasûllere) şöyle vahyetti: Zalimleri elbette helak edeceğiz.
Kafir olanlar ise, Peygamberlerine -Ya bizim yolumuza geri dönersiniz ya da sizi ülkemizden çıkarırız, dediler. Rab'leri peygamberlere şöyle vahyetti: -Zalimleri elbette helak edeceğiz,
Küfre sapanlar kendi resullerine şöyle dediler: "Ya tam bir biçimde bizim milletimize dönersiniz yahut da sizi yurdumuzdan mutlaka çıkarırız." Rableri de onlara şunu vahyetti: "Zalimleri muhakkak helak edeceğiz."
And the infidels insolently and defiantly said to their Messengers: " We will most certainly oust you of your homes and drive you out of our land unless you reverse your course of action and return to our system of faith and worship". But Allah, their Creator, inspired to them confidence and assured them thus: "We will put the wrongful of actions to rout and bring unbearable and irretrievable disaster upon them".
The disbelievers said to their messengers, ‘We shall expel you from our land unless you return to our religion.’ But their Lord inspired the messengers: ‘We shall destroy the evildoers,
And the Unbelievers said to their messengers: "Be sure we shall drive you out of our land, or ye shall return to our religion." But their Lord inspired (this Message) to them: "Verily We shall cause the wrong-doers to perish!
Then the unbelievers told their Messengers: "You will have to return to the fold of our faith dipnot 1 or else we shall banish you from our land." Thereupon their Lord revealed to them: "We will most certainly destroy these wrong-doers,
Those who were kafir said to their Messengers, ‘We will drive you from our land unless you return to our religion. ’ Their Lord revealed to them, ‘We will destroy those who do wrong.
And those who disbelieved, said to their Messengers: "Surely, we shall drive you out of our land, or you shall return to our religion." So their Lord revealed to them: "Truly, We shall destroy the Zâlimûn (polytheists, disbelievers and wrong-doers).
But the faithless said to their apostles, ‘Surely we will expel you from our land, or you should revert to our creed. ’ Thereat their Lord revealed to them: ‘We will surely destroy the wrongdoers,
And those who disbelieved, then said to their Messengers (of God), `We will, assuredly, turn you out of our country or you will have to return to our creed. ' Then did their Lord send (His) revelation to them (- the Messengers) saying, `We will invariably destroy these wrong doers.
The unbelievers said to their Messengers, 'We will assuredly expel you from our land, or you will surely return into our creed. ' Then did their Lord reveal unto them: 'We will surely destroy the evildoers,
The disbelievers replied: "Enough is enough; if you do not join us, we will kick you our of our state. " The Lord then revealed to them: “It is time to destroy the disbelievers.”
And those who misbelieved said to their apostles, 'We will drive you forth from our land; or else ye shall return to our faith! ' And their Lord inspired them, 'We will surely destroy the unjust;
Those who rejected said to their messengers: "We will drive you out of our land, or you will return to our creed." It was then that their Lord inspired to them: "We will destroy the wicked."
And those who believed not, said unto their apostles, we will surely expel you out of our land; or ye shall return unto our religion. And their Lord spake unto them by revelation, saying, We will surely destroy the wicked doers;
And those who disbelieved said to their Messengers, "We will drive you forth from our land; or else you shall return to our faith!" Then their Lord inspired them, saying "We will surely destroy the unjust;
And the ones who disbelieved said to their Messengers, "Indeed we will definitely drive you out of our land or indeed you will definitely go back to our creed. " Then their Lord revealed to them, "Indeed We will definitely cause the unjust to perish.
And those who disbelieved said unto their messengers: Verily we will drive you out from our land, unless ye return to our religion. Then their Lord inspired them, (saying): Verily we shall destroy the wrong-doers,
The unbelievers said to their apostles: "We shall drive you out of our land, or else you come back to our fold. " Their Lord then communicated to them: "We shall annihilate these wicked people,
But they who denied the truth spoke [thus] unto their apostles: "We shall most certainly expel you from our land, unless you return forthwith to our ways. Whereupon their Sustainer revealed this to His apostles: "Most certainly shall We destroy these evildoers,
The disbelievers then threatened their messengers, "We will certainly expel you from our land, unless you return to our faith." So their Lord revealed to them, “We will surely destroy the wrongdoers,
And those who rejected said to their messengers: "We will drive you out of our land, or you will return to our creed. " It was then that their Lord inspired to them: "We will destroy the wicked."
Those who disbelieved said to their messengers, "We will banish you from our land, unless you revert to our religion." Their Lord inspired them: "We will inevitably annihilate the transgressors.
And those who disbelieved said to their messengers, "We will surely drive you out of our land, or you must return to our religion. " So their Lord inspired to them, "We will surely destroy the wrongdoers.
And those who ignored warning said to their messengers: “We will turn you out of our land unless you return to our creed.” Then did their Lord reveal to them: “We will destroy the wrongdoers
The rejecters resorted to threatening the Messengers, "We will banish you from our land unless you join our religion. " Then their Lord revealed to them, "Verily, Our Law of Requital will bring low those who try to displace truth with falsehood and insist on running oppressive systems."
And the disbelievers said to their messengers: "Be sure that we will drive you out of our land, or you will (have to) return to our religion. " But their Lord revealed (this message to) them: "Surely, We will destroy the wrongdoers!
The disbelievers said to their prophets, "We shall certainly expel you from our land unless you come back to our faith." So, their Lord revealed to them, “We shall destroy the transgressors,
Andthose who rejected said to their messengers: "We will expel you from our land, or you will return to our creed." It was then that their Lord inspired to them: "We will destroy the wicked."