Edip Yüksel
A1 L30 R200. Bu (harfler/rakamlar) kitabın ve apaçık Kuran'ın mucizesidir. dipnot 1
15. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Hicr suresi, 1. ayet. الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَقُرْءَانٍ مُّبِينٍ
elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi veḳur'ânim mübîn.
A1 L30 R200. Bu (harfler/rakamlar) kitabın ve apaçık Kuran'ın mucizesidir. dipnot 1
Hicr suresi, 2. ayet. رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ
rubemâ yeveddü-lleẕîne keferû lev kânû müslimîn.
İnkar edenler, keşke Müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.
Hicr suresi, 3. ayet. ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
ẕerhüm ye'külû veyetemette`û veyülhihimü-l'emelü fesevfe ya`lemûn.
Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.
Hicr suresi, 4. ayet. وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ
vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ velehâ kitâbüm ma`lûm.
Biz hiçbir topluluğu belirlenmiş bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz.
Hicr suresi, 5. ayet. مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ
mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.
Hiçbir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.
Hicr suresi, 6. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ
veḳâlû yâ eyyühe-lleẕî nüzzile `aleyhi-ẕẕikru inneke lemecnûn.
Dediler ki: "Ey kendisine mesaj (zikr) indirilmiş olan, sen bir delisin."
Hicr suresi, 7. ayet. لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
lev mâ te'tînâ bilmelâiketi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.
"Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene."
Hicr suresi, 8. ayet. مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًا مُّنظَرِينَ
mâ nünezzilü-lmelâikete illâ bilḥaḳḳi vemâ kânû iẕem münżarîn.
Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz.
Hicr suresi, 9. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
innâ naḥnü nezzelne-ẕẕikra veinnâ lehû leḥâfiżûn.
Kuşkusuz mesajı biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz. dipnot 1
Hicr suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ
veleḳad erselnâ min ḳablike fî şiye`i-l'evvelîn.
Senden önce, geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.
Hicr suresi, 11. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
vemâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.
Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.
Hicr suresi, 12. ayet. كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ
keẕâlike neslükühû fî ḳulûbi-lmücrimîn.
İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.
Hicr suresi, 13. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ
lâ yü'minûne bihî veḳad ḫalet sünnetü-l'evvelîn.
Nitekim, onu onaylamazlar. Kendilerinden öncekilerin yasası (sünneti) de böyleydi.
Hicr suresi, 14. ayet. وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ
velev fetaḥnâ `aleyhim bâbem mine-ssemâi feżallû fîhi ya`rucûn.
Onlara gökten bir kapı açsak ve onun içinde yükselecek olsalardı,
Hicr suresi, 15. ayet. لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ
leḳâlû innemâ sükkirat ebṣârunâ bel naḥnü ḳavmüm mesḥûrûn.
"Gözlerimiz sarhoş edildi, büyülendik" diyeceklerdi.
Hicr suresi, 16. ayet. وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ
veleḳad ce`alnâ fi-ssemâi bürûcev vezeyyennâhâ linnâżirîn.
Gökte galaksiler yerleştirdik ve gözleyenler için onu/onları süsledik.
Hicr suresi, 17. ayet. وَحَفِظْنَٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَٰنٍ رَّجِيمٍ
veḥafiżnâhâ min külli şeyṭânir racîm.
Ve onu/onları her kovulmuş sapkından koruduk.
Hicr suresi, 18. ayet. إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ مُّبِينٌ
illâ meni-steraḳa-ssem`a feetbe`ahû şihâbüm mübîn.
Ancak onlardan kulak hırsızlığı eden olursa onu alevli bir ateş mermisi kovalar.
Hicr suresi, 19. ayet. وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْزُونٍ
vel'arḍa medednâhâ veelḳaynâ fîhâ ravâsiye veembetnâ fîhâ min külli şey'im mevzûn.
Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik.
Hicr suresi, 20. ayet. وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ
vece`alnâ leküm fîhâ me`âyişe vemel lestüm lehû birâziḳîn.
Orada hem sizin için ve hem sizin beslemediğiniz yaratıklar için yaşanacak bir ortam oluşturduk. dipnot 1
Hicr suresi, 21. ayet. وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ
veim min şey'in illâ `indenâ ḫazâinüh. vemâ nünezzilühû illâ biḳaderim ma`lûm.
Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri bizim yanımızda olmasın, ancak biz onu belirlenmiş bir ölçüyle indiririz.
Hicr suresi, 22. ayet. وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَسْقَيْنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ
veerselne-rriyâḥa levâḳiḥa feenzelnâ mine-ssemâi mâen feesḳaynâkümûh. vemâ entüm lehû biḫâzinîn.
Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz.
Hicr suresi, 23. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ
veinnâ lenaḥnü nuḥyî venümîtü venaḥnü-lvâriŝûn.
Biz, elbette biz diriltir ve öldürürüz, sonunda her şeyin sahibi olarak kalacak olan yine biziz.
Hicr suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ
veleḳad `alimne-lmüstaḳdimîne minküm veleḳad `alimne-lmüste'ḫirîn.
İlerleyenlerinizi de biliriz, geride kalanları da biliriz.
Hicr suresi, 25. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
veinne rabbeke hüve yaḥşüruhüm. innehû ḥakîmün `alîm.
Onları, senin Efendin toplayacak. O Bilgedir, Bilendir.
Hicr suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
veleḳad ḫalaḳne-l'insâne min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık. dipnot 1
Hicr suresi, 27. ayet. وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ
velcânne ḫalaḳnâhü min ḳablü min nâri-ssemûm.
Cinleri de önceden, içe işleyen parlak ateşten yarattık.
Hicr suresi, 28. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
Efendin meleklere, "Kurumuş, yıllanmış balçıktan bir insan yaratacağım" demişti.
Hicr suresi, 29. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ
feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳa`û lehû sâcidîn.
"Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın" demişti. dipnot 1
Hicr suresi, 30. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ
fesecede-lmelâiketü küllühüm ecme`ûn.
Tüm melekler topluca secde ettiler;
Hicr suresi, 31. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
illâ iblîs. ebâ ey yekûne me`a-ssâcidîn.
Ancak Sapkın (İblis) hariç. Secde edenlerle beraber olmayı red etti.
Hicr suresi, 32. ayet. قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
ḳâle yâ iblîsü mâ leke ellâ tekûne me`a-ssâcidîn.
Dedi ki: "Seni secde edenlerle beraber olmaktan alıkoyan şey nedir, İblis?"
Hicr suresi, 33. ayet. قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
ḳâle lem ekül liescüde libeşerin ḫalaḳtehû min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
Dedi ki: "Kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim."
Hicr suresi, 34. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ
ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.
"Öyleyse çık oradan; sen kovuldun!" dipnot 1
Hicr suresi, 35. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ
veinne `aleyke-lla`nete ilâ yevmi-ddîn.
"Yargı gününe kadar laneti hak ettin" dedi.
Hicr suresi, 36. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.
"Efendim, dirilecekleri güne kadar beni ertele" dedi.
Hicr suresi, 37. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.
Dedi ki: "Tamam, sen ertelendin"
Hicr suresi, 38. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ
ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.
"Bilinen vaktin gününe kadar..."
Hicr suresi, 39. ayet. قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
ḳâle rabbi bimâ agveytenî leüzeyyinenne lehüm fi-l'arḍi veleugviyennehüm ecme`în.
Dedi ki: "Efendim, beni yoldan çıkarttığın için, onları yeryüzünde ayartıp topluca saptıracağım."
Hicr suresi, 40. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ
illâ `ibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.
"Kendilerini sadece sana adayanlar hariç."
Hicr suresi, 41. ayet. قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ
ḳâle hâẕâ ṣirâṭun `aleyye müsteḳîm.
Dedi ki: "İşte benim değişmez yasam budur."
Hicr suresi, 42. ayet. إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ
inne `ibâdî leyse leke `aleyhim sülṭânün illâ meni-ttebe`ake mine-lgâvîn.
"Elbette, sadece bana hizmet edenlere karşı bir gücün yoktur. Ancak sana uyan sapıklara gücün yeter."
Hicr suresi, 43. ayet. وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
veinne cehenneme lemev`idühüm ecme`în.
"Cehennem hepsinin buluşma yeridir."
Hicr suresi, 44. ayet. لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٰبٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ
lehâ seb`atü ebvâb. likülli bâbim minhüm cüz'üm maḳsûm.
"Onun yedi kapısı vardır ve her bir kapı için onlardan belli bir pay vardır."
Hicr suresi, 45. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.
Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir.
Hicr suresi, 46. ayet. ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ
üdḫulûhâ biselâmin âminîn.
Oraya barış ve güvenlik içinde girin.
Hicr suresi, 47. ayet. وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَٰبِلِينَ
veneza`nâ mâ fî ṣudûrihim min gillin iḫvânen `alâ sürurim müteḳâbilîn.
Göğüslerindeki kötü duyguları kaldırırız; kardeşçe karşılıklı yerleştirilmiş koltuklar üzerindedirler.
Hicr suresi, 48. ayet. لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
lâ yemessühüm fîhâ neṣabüv vemâ hüm minhâ bimuḫracîn.
Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan çıkarılacak da değillerdir.
Hicr suresi, 49. ayet. نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
nebbi' `ibâdî ennî ene-lgafûru-rraḥîm.
Kullarıma haber ver ki ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.
Hicr suresi, 50. ayet. وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ
veenne `aẕâbî hüve-l`aẕâbü-l'elîm.
Ve azabım da çok acı bir azaptır.
Hicr suresi, 51. ayet. وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ
venebbi'hüm `an ḍayfi ibrâhîm.
Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.
Hicr suresi, 52. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ
iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle innâ minküm vecilûn.
Onun yanına varıp, "Selam!" demişlerdi. O da, "Biz sizden korkuyoruz" demişti.
Hicr suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ
ḳâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin `alîm.
"Endişelenme, biz sana bilgin bir oğul müjdesini veriyoruz" demişlerdi.
Hicr suresi, 54. ayet. قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
ḳâle ebeşşertümûnî `alâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.
"İyice yaşlanmışken beni mi müjdeliyorsunuz! Beni ne ile müjdeliyorsunuz?" dedi.
Hicr suresi, 55. ayet. قَالُوا۟ بَشَّرْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ
ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.
"Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme" dediler.
Hicr suresi, 56. ayet. قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ
ḳâle vemey yaḳneṭu mir raḥmeti rabbihî ille-ḍḍâllûn.
"Sapıtmışlardan başka Efendisinin rahmetinden kim umut keser?" dedi. dipnot 1
Hicr suresi, 57. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.
"Ey elçiler, göreviniz nedir?" dedi.
Hicr suresi, 58. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.
"Biz, suçlu bir topluma gönderildik;"
Hicr suresi, 59. ayet. إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
illâ âle lûṭ. innâ lemüneccûhüm ecme`în.
"Ancak Lut'un ailesi hariç. Hepsini kurtaracağız."
Hicr suresi, 60. ayet. إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
ille-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.
"Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık" dediler.
Hicr suresi, 61. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ
felemmâ câe âle lûṭini-lmürselûn.
Elçiler Lut'un ailesine geldiklerinde
Hicr suresi, 62. ayet. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
ḳâle inneküm ḳavmüm münkerûn.
"Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz" dedi.
Hicr suresi, 63. ayet. قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ
ḳâlû bel ci'nâke bimâ kânû fîhi yemterûn.
Dediler ki: "Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik."
Hicr suresi, 64. ayet. وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
veeteynâke bilḥaḳḳi veinnâ leṣâdiḳûn.
"Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz."
Hicr suresi, 65. ayet. فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
feesri biehlike biḳiṭ`im mine-lleyli vettebi` edbârahüm velâ yeltefit minküm eḥadüv vemḍû ḥayŝü tü'merûn.
"Geceleyin ailenle birlikte çık. Arkalarından izle ve hiçbiriniz arkaya bakmasın. Size emredilen yere gidin."
Hicr suresi, 66. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
veḳaḍaynâ ileyhi ẕâlike-l'emra enne dâbira hâülâi maḳṭû`um muṣbiḥîn.
‘Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.
Hicr suresi, 67. ayet. وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
vecâe ehlü-lmedîneti yestebşirûn.
Kent halkı neşe içinde geldiler.
Hicr suresi, 68. ayet. قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ
ḳâle inne hâülâi ḍayfî felâ tefḍaḥûn.
"Bunlar konuklarımdır, sakın beni utandırmayın."
Hicr suresi, 69. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ
vetteḳu-llâhe velâ tuḫzûn.
"ALLAH'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.
Hicr suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
ḳâlû evelem nenheke `ani-l`âlemîn.
"İnsanlarla iletişimden seni menetmemiş miydik?" dediler.
Hicr suresi, 71. ayet. قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
ḳâle hâülâi benâtî in küntüm fâ`ilîn.
"İşte benim kızlarım" dedi, "İlla da istiyorsanız!" dipnot 1
Hicr suresi, 72. ayet. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
le`amruke innehüm lefî sekratihim ya`mehûn.
Yaşına ant olsun, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.
Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.
Hicr suresi, 74. ayet. فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
fece`alnâ `âliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ `aleyhim ḥicâratem min siccîl.
Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.
Hicr suresi, 75. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
inne fî ẕâlike leâyâtil lilmütevessimîn.
Bunda, inceleyip araştıranlar için dersler vardır.
Hicr suresi, 76. ayet. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ
veinnehâ lebisebîlim müḳîm.
Ve o yol üzerinde durmaktadır.
Hicr suresi, 77. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
inne fî ẕâlike leâyetel lilmü'minîn.
Bunda, iman edenler için bir işaret vardır.
Hicr suresi, 78. ayet. وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ
vein kâne aṣḥâbü-l'eyketi leżâlimîn.
Gerçekten Orman Halkı da zalimlerden idi.
Hicr suresi, 79. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ
fenteḳamnâ minhüm. veinnehümâ lebiimâmim mübîn.
Onlardan öc aldık. Her ikisi de belgelenmiştir.
Hicr suresi, 80. ayet. وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ
veleḳad keẕẕebe aṣḥâbü-lḥicri-lmürselîn.
Mağara Halkı da elçileri yalanladı.
Hicr suresi, 81. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
veâteynâhüm âyâtinâ fekânû `anhâ mü`riḍîn.
Kendilerine ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.
Hicr suresi, 82. ayet. وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ
vekânû yenḥitûne mine-lcibâli büyûten âminîn.
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Hicr suresi, 83. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü muṣbiḥîn.
Sabahleyin onları da o korkunç gürültü yakaladı.
Hicr suresi, 84. ayet. فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
femâ agnâ `anhüm mâ kânû yeksibûn.
Kazandıklarının hiçbiri onları kurtaramadı.
Hicr suresi, 85. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ
vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâ`ate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.
Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O an elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran. dipnot 1
Hicr suresi, 86. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ
inne rabbeke hüve-lḫallâḳu-l`alîm.
Efendin elbette Yaratandır, Bilendir.
Hicr suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ سَبْعًا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ
veleḳad âteynâke seb`am mine-lmeŝânî velḳur'âne-l`ażîm.
Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik. dipnot 1
Hicr suresi, 88. ayet. لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
lâ temüddenne `ayneyke ilâ mâ metta`nâ bihî ezvâcem minhüm velâ taḥzen `aleyhim vaḫfiḍ cenâḥake lilmü'minîn.
Onlardan bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan ötürü de üzülme. Gerçeği onaylayanlara kanatlarını indir.
Hicr suresi, 89. ayet. وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ
veḳul innî ene-nneẕîru-lmübîn.
De ki: "Ben apaçık bir uyarıcıyım."
Hicr suresi, 90. ayet. كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ
kemâ enzelnâ `ale-lmuḳtesimîn.
Aynı şekilde o bölücülerle de...
Hicr suresi, 91. ayet. ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ
elleẕîne ce`alü-lḳur'âne `iḍîn.
Onlar ki Kuran'ı parçalara ayırdılar. dipnot 1
Hicr suresi, 92. ayet. فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
feverabbike lenes'elennehüm ecme`în.
Efendine and olsun ki, hepsinden soracağız,
Hicr suresi, 93. ayet. عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
`ammâ kânû ya`melûn.
Yaptıkları şeylerden.
Hicr suresi, 94. ayet. فَٱصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ
faṣda` bimâ tü'meru vea`riḍ `ani-lmüşrikîn.
Öyleyse sana emredileni açıkça ortaya koy ve müşriklere de aldırma.
Hicr suresi, 95. ayet. إِنَّا كَفَيْنَٰكَ ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ
innâ kefeynâke-lmüstehziîn.
Alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Hicr suresi, 96. ayet. ٱلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
elleẕîne yec`alûne me`a-llâhi ilâhen âḫar. fesevfe ya`lemûn.
Onlar ki ALLAH ile beraber başka tanrılar oluşturdular. Yakında bilecekler.
Hicr suresi, 97. ayet. وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
veleḳad na`lemü enneke yeḍîḳu ṣadruke bimâ yeḳûlûn.
Söylediklerinden ötürü göğsünün daraldığını biliyoruz.
Hicr suresi, 98. ayet. فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
fesebbiḥ biḥamdi rabbike veküm mine-ssâcidîn.
Efendini yüceltip coşkuyla an ve yerlere kapan.
Hicr suresi, 99. ayet. وَٱعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ ٱلْيَقِينُ
va`büd rabbeke ḥattâ ye'tiyeke-lyeḳîn.
Efendine hizmet et ki kesin bir onaya sahip olasın.