Diyanet İşleri
Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
Kehf suresi
Kehf suresi, 5. ayet. مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا
mâ lehüm bihî min `ilmiv velâ liâbâihim. kebürat kelimeten taḫrucü min efvâhihim. iy yeḳûlûne illâ keẕibâ.
Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler Kehf 1–8 3
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 4–5. ayetler için yazılmıştır.
4-5. “Bir de” bu Kitab’ı yahudi, hristiyan ve müşriklerden “Allah çocuk edindi” diyerek böyle çirkin bir iddiada bulunan kimseleri “uyarmak için” indirmiştir. Onlar, bu sözlerini ne herhangi bir ilme ne de kesin bir kanaate dayanarak söylemiyorlar. Bu konuda ne kendilerinin ne de taklit ettikleri atalarının bir bildiği yoktur. Aksine onlar, ancak zanna ve nefislerinin hevâlarına uymaktadırlar. “Ağızlarından çıkan bu söz ne büyüktür!” Bu söz, oldukça çirkin ve cezası oldukça ağır bir sözdür. Yüce Allah’ın kemaline aykırı, rububiyet ve uluhiyet sıfatlarında başkalarının da O’na ortak olması anlamına gelen ve O’na iftiradan başka bir şey olmayan böylesi bir çocuk edinme iddiasından daha büyük ve çirkin bir şey olabilir mi? “Allah’a iftira edip yalan uydurandan daha zalim kim olabilir!” (el-En’âm, 6/144, el-A’râf, 7/37) Bundan dolayı Yüce Allah burada: “Onlar sadece yalan söylüyorlar.” buyurmaktadır. Yani söyledikleri katıksız bir yalandır, en ufak bir doğruluk payı yoktur. Yüce Allah’ın, bu iddialarını aşama aşama çürütüp bir iddiadan, ondan da çürük olan diğer bir iddiaya nasıl geçtiği üzerinde dikkatle düşünelim. Şöyle ki önce: “Buna dair ne onların ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur” buyurdu. Bilgisizce Allah hakkında söz söylemenin haram, asılsız ve tutarsız olduğunda şüphe yoktur. Daha sonra onların söyledikleri bu sözün son derece çirkin olduğunu haber vererek: “Ağızlarından çıkan bu söz ne büyüktür!” buyurdu. Üçüncü olarak da onun çirkinlik derecesini belirtmekte ve onun doğruya büsbütün aykırı olan bir yalan olduğunu ifade etmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah Teâlâ'nın bir çocuk edindiğini iddia eden iftiracıların bu meselede ilimleri ve delilleri yoktur. Onların taklit etmiş oldukları babalarının da bu konuda bir bilgileri yoktur. Ne olduğunu akıl edip idrak etmeden ağızlarından çıkan söz, çirkin (bir söz olarak) ne kadar da büyük bir sözdür. Onların söyledikleri aslı ve dayanağı olmayan yalan sözden başka bir şey değildir.
Aynı kök: فوه (13 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…
Aynı kök: فوه (13 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
Aynı kök: فوه (13 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler.…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onların da atalarının da bu konuda hiçbir bilgisi yoktur! Ağızlarından çıkan söz ne de büyük (çirkin)! dipnot 1 Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
(Kaldı ki) ne onlar ne de ataları, bu konuda (sahih) bir bilgiye sahip değildirler; ağızlarından öylesine çıkmış pek dehşet bir söz bu: onlar bunu demekle sadece yalan söylemiş oluyorlar.
(Oysa,) O'nun hakkında ne kendilerinin, ne de atalarının doğru bir bilgisi var: Ne ağır bir söz, bu ağızlarından çıkan! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar!
O konuda ne onların ne de atalarının bir ilmi vardır! Ağızlarından çıkan, ne büyük laftır! (Dolayısıyla) onlar yalandan başka şey konuşmuyorlar!
Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Ne onların (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük oldu! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Ne onların ne de atalarının bu konuda bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz çok büyüktür; yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Bu hususta ne kendilerinin ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Ne onların, ne de atalarının bu konuda bir bilgileri yoktur. Ağızlarından ne büyük bir söz çıkıyor! Yalandan başka şey söylemiyorlar.
Ne onların, ne de atalarının bu konuda bir bilgileri yoktur. Ağızlarından ne büyük bir söz çıkıyor! Yalandan başka şey söylemiyorlar.
Bu hususta ne kendilerinin bir bilgisi vardır, ne de babalarının; o, ağızlarından çıkan ne büyük bir sözdür; sadece yalan söylüyorlar!
Buna dair ne kendilerinin ılmi vardır ne de babalarının, o ne büyük bir kelime ki ağızlarından çıkıyor, sırf bir yalan söylüyorlar
Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Ne onların, ne atalarının buna dair hiç bir ilgisi yokdur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük! Onlar yalandan başkasını söylemezler.
Ne onların, ne de babalarının buna dair bilgileri vardır. O, ağızlarından çıkan ne büyük bir sözdür. Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.
(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.
Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz pek büyüktür. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından ne büyük (küstahça) söz çıkıyor! Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Bu hususta onların da atalarının da elinde bir bilgi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne de büyük! dipnot 1 Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Allah'ın çocuğu olduğuna dair onların elinde bir bilgi olmadığı gibi atalarının elinde de yoktur. Ağızlarından ne ağır sözler çıkıyor! Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz pek büyüktür. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz büyük bir günahtır. Çünkü söyledikleri yalandan başka bir şey değildir.
Ona ilişkin ne kendilerinin bir ilmi vardır ne de atalarının. Söz olarak ne büyüktür ağızlarından çıkıveren! Onlar bir yalandan başka şey söylemiyorlar.
Neither they nor did their fathers have the true knowledge that is consistent with fact and reality nor do they have the knowledge implying firm belief of what is true on sufficient ground. How enormous, monstrous and atrocious is the word they project and to which they give a speaking tongue! Indeed, what they utter is nothing but falsehood, the product of morbid and deluded minds.
They have no knowledge about this, nor did their forefathers––it is a monstrous assertion that comes out of their mouths: what they say is nothing but lies.
No knowledge have they of such a thing, nor had their fathers. It is a grievous thing that issues from their mouths as a saying what they say is nothing but falsehood!
a thing about which they have no knowledge, dipnot 1 neither they nor their ancestors. Dreadful is the word that comes out of their mouths. What they utter is merely a lie.
They have no knowledge of this, neither they nor their fathers. It is a monstrous utterance which has issued from their mouths. What they say is nothing but a lie.
No knowledge have they of such a thing, nor had their fathers. Mighty is the word that comes out of their mouths [i.e. He begot sons and daughters]. They utter nothing but a lie[1].
They do not have any knowledge of that, nor did their fathers. Monstrous is the utterance that comes out of their mouths, and they say nothing but a lie.
(This is absolutely wrong. ) They have no real knowledge of Him, nor (had) their fathers. Grievous is the word that comes out of their mouths. They speak naught but a lie.
they have no knowledge of it, they nor their fathers; a monstrous word it is, issuing out of their mouths; they say nothing but a lie.
Those who believe that God has begotten a son, nor they fathers who taught them such a none sense, do not know what they are talking about. They are simply putting a few words together to make a sentence. God hereby declares that: "Saying God has begotten a son is nothing but a lie."
They have no knowledge thereof, nor their fathers; a serious word it is that comes forth from their mouths! verily, they only speak a lie!
They have no knowledge of this, nor do their fathers. Horrendous indeed is the word coming out of their mouths. They are but saying a lie!
of which matter they have no knowledge, neither had their fathers. A grievous saying it is, which proceedeth from their mouths: They speak no other than a lie.
That they have no knowledge thereof, nor had their fathers. Dreadful is the word that comes forth from their mouths. Verily, they speak naught but a lie.
In no way do they have any knowledge of it, (they) nor their fathers. An odious (Literally: great) word it is, coming out (Literally: going out) of their mouths; decidedly they say nothing except a lie.
(A thing) whereof they have no knowledge, nor (had) their fathers, Dreadful is the word that cometh out of their mouths. They speak naught but a lie.
They have no knowledge of this, as their fathers did not have. How terrible are the words they utter! They speak nothing but lies.
No knowledge whatever have they of Him, and neither had their forefathers: dreadful -is this saying that comes out of their mouths, [and] nothing but falsehood do they utter!
They have no knowledge of this, nor did their forefathers. What a terrible claim that comes out of their mouths! They say nothing but lies.
They have no knowledge of this, nor do their fathers. Tremendous indeed is the word coming out of their mouths. They are but saying a lie!
They possess no knowledge about this, nor did their parents. What a blasphemy coming out of their mouths! What they utter is a gross lie.
They have no knowledge of it, nor had their fathers. Grave is the word that comes out of their mouths; they speak not except a lie.
No knowledge have they thereof, and nor had their fathers. Grave is the word that comes out of their mouths; they speak only a lie.
No knowledge whatsoever have they of Him, and neither did their forefathers. An outrageous statement it is that comes out of their mouths, and nothing but falsehood do they utter!
They have no knowledge of such a thing, nor did their fathers. It is a serious (and painful) thing that comes from their mouths as a saying. What they say is nothing but lies!
while they have no knowledge about it, nor had their fathers. Grave is the word that comes out of their mouths. They say nothing but lie.
They have no knowledge of this, nor do their fathers. Tremendous indeed is the word coming out of their mouths. They are but saying a lie!