Diyanet İşleri
Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 78. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِنِينَ
ḳâlû eci'tenâ litelfitenâ `ammâ vecednâ `aleyhi âbâenâ vetekûne leküme-lkibriyâü fi-l'arḍ. vemâ naḥnü lekümâ bimü'minîn.
Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Firavun, sihirbazlar ve denizden geçiş Yûnus 75–93 3
Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Musa: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi.
Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."
Firavun, "Bütün usta sihirbazları bana getirin" dedi.
Sihirbazlar gelince Musa onlara, "Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)" dedi.
Sihirbazlar atacaklarını atınca, Musa dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
78. Mûsâ’nın sözlerini olmayacak şekilde reddederek ona şöyle dediler: “Sen bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan” atalarımızı üzerinde bulduğumuz şirkten, Allah’tan başkasına ibadetten “döndürmek için” ve bize yalnızca Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeyi emretmek “ve ülkede hakimiyet ikinizin olsun diye mi bize geldin?” Siz bize sizler başkanlar olasınız ve bizi yurdumuzdan çıkartasınız diye mi geldiniz? Bu ifadeleri ile onlar, sapık atalarının sözlerini, Mûsâ aleyhisselam’ın kendilerine getirmiş olduğu hakkı reddedecekleri bir dayanak olarak değerlendirdiler. Ayrıca “ülkede hakimiyet ikinizin olsun diye mi” şeklindeki sözleri de gerçeği ters yüz etmek, aralarından cahil olanları kandırmak, halkı Mûsâ aleyhisselam’a düşmanlık edip ona iman etmemek için kışkırtmak kastı ile söylenmiş sözlerdi.
Gerçekleri bilen, işleri birbirinden ayırt edebilen bir kimse böyle şeyleri gerekçe göstermez. Çünkü deliller, ancak onlar gibi bir delil ve belge ile reddedilebilir. Kendisine gelen hakkı bu gibi şeylerle reddetmeye kalkışan bir kimsenin bu hali, hasmı olan karşı tarafın söylediği sözü reddedecek bir şey bulmaktan aciz olduğunu gösterir. Çünkü hakkı reddeden kimsenin eğer bir delili bulunsaydı, elbette onu ortaya koyar ve hiçbir zaman “Senin maksadın şudur, gayen budur” demeye sığınmazdı. O, söylediği bu sözde ve hasmının maksadına dair verdiği bu haberde ister doğru olsun, ister yalancı olsun fark etmez, böyle bir şey yapmazdı. Üstelik Mûsâ aleyhisselam’ı tanıyan ve onun neye davet ettiğini bilen herkes, onun hiçbir zaman yeryüzünde üstünlük sağlamak gibi bir maksadı olmadığını çok iyi bilir. Onun maksadı, ancak diğer peygamber kardeşlerinin maksadında olduğu gibi insanları hidâyete iletmek ve onlara faydalarına olan şeyleri göstermektir.
Ancak işin gerçek mahiyeti, onların bizzat kendi ağızları ile de ifade ettikleri gibi şuydu: “Biz ikinize de inanmıyoruz” yani kibir ve inadımız dolayısı ile dediklerini kabul etmiyoruz. Yoksa Mûsâ ile Hârûn’un getirdiklerinin batıl oluşundan ve hakkında herhangi bir şüphelerinin olduğundan yahut da başka herhangi bir sebep dolayısı ile değil. Bunun tek sebebi, onların zalimlikleri, haksızlıkları ve Mûsâ ile Hârûn’a -ikisine de selam olsun- iftira ile yakıştırdıkları üstünlük sağlama arzularından başkası değildir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun'un kavmi, Musa -aleyhisselam-'a şöyle diyerek cevap verdiler: Sen bize, din hususunda babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve mülk senin ve kardeşinin olsun diye mi geldin? -Ey Musa ve Harun!- Biz sizin ikinizin bize gönderilmiş elçiler olduğunuzu kabul ediciler değiliz.
Aynı kök: لفت (3 geçiş)
Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…
Aynı kök: لفت (3 geçiş)
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan…
Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygamber'e gelin" denildiğinde onlar, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter" derler. Peki ya…
Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Çirkin bir iş işledikleri vakit, "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Şüphesiz, Allah çirkin işleri…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden) bizi döndüresin dipnot 1 ve yeryüzünde yücelik sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz size asla inanacak değiliz." demişlerdi.
(Yönetici seçkinler) dediler ki: "Sen, bizi atalarımızı üzerinde bulup izlerini takip ettiğimiz yoldan çevirmeye ve bu şekilde kendinize ülkede iktidar yolunu açmaya mı geldin? Fakat biz, her ikinize de asla inanacak değiliz."
(Seçkinler:) "Bizi atalarımızı inanç ve uygulama olarak izler bulduğumuz yoldan çevirmeye ve böylece ikinizin bu ülkede söz sahibi kimseler olmanızı sağlamaya mı geldin? Her ne hal ise, size, ikinize inanmıyoruz!" dediler.
Dediler ki: "Sen bizi, atalarımızın inancından çevirip ve yeryüzüne beraberce tahakküm etmek için mi geldin? Biz size (Musa ve Harun'a) iman edici değiliz. "
Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler.
Onlar ise, şöyle demişlerdi:"Sen bize, babalarımızı üzerinde bulduğumuz (din) dan uzaklaştırmak için ve yeryüzündeki büyüklük sadece sizin ikinize âit olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz".
Dediler ki: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuzdan bizi çevirmek ve bu topraklarda büyüklüğü elinize geçirmek için mi geldiniz? İkinize de inanmıyoruz!"
Bunun üzerine onlar şöyle dediler: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz size inanacak değiliz."
Dediler: "Sen, yeryüzünde büyüklük ikinize kalsın diye, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çevirmek için mi bize geldin? Biz sizi asla onaylamayız!"
Dediler: 'Sen, yeryüzünde büyüklük ikinize kalsın diye, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çevirmek için mi bize geldin? Biz size asla inanmayız.'
Dediler ki. "Sen bizi atalarımızın yolundan vazgeçirip bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayız!"
Sen, dediler; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çeviresin de bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanamayız
Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size Mü'min dipnot 1 olacak değiliz.
Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size mü'min[1] olacak değiliz.
Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size mü'min dipnot 1 olacak değiliz.
Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inançlılar (olacak) değiliz" dediler.
Dediler: "Sen atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yoldan) bizi döndüresin de bu yerde devlet ikinizin (elinde) olsun diye mi bize geldiniz? Biz ikinize de inanıcılar değiliz".
Dediler ki: Siz ikiniz; bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olmak için mi geldiniz? Biz, size inanmıyoruz.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Onlar ise: "Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz." dediler.
Dediler ki: "Sen bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden çeviresin de yeryüzünde büyüklük yalnız ikinize kalsın diye mi geldin? Biz size inanacak değiliz!"
Dediler ki: "Atalarımızı üzerinde gördüğümüz yoldan bizi çeviresin dipnot 1 ve bu topraklarda üstünlük size geçsin diye mi geldin? Biz sizin ikinize de inanacak değiliz."
Dediler ki "Atalarımızdan görüp bildiğimiz yoldan bizi çevirmek için mi geldin? Bu yerin büyüğü ikiniz olacaksınız öyle mi? Biz ikinize de inanmıyoruz."
Onlar ise: Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz.
Onlar ise: -Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi ayırmak ve yeryüzünde büyüklük sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.
Dediler ki: "Sen bize, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çeviresin de bu toprakta devlet ve ululuk ikinizin olsun diye mi geldin? Biz, ikinize de inanmıyoruz."
They said to Mussa: "Did you come to us to dissuade us to disregard our fathers' system of faith and worship in order to be the distinguished above all others and the exalted in rank and station in the land! Never. Notwithstanding that we do not believe you nor do we give credence to your message."
They said, ‘Have you come to turn us away from the faith we found our fathers following, so that you and your brother can gain greatness in this land? We will never believe in you.’
They said: "Hast thou come to us to turn us away from the ways we found our fathers following,- in order that thou and thy brother may have greatness in the land? But not we shall believe in you!"
They replied: 'Have you come to turn us away from the way of our forefathers that the two of you might become supreme in the land? dipnot 1 We shall never accept what the two of you say.'
They said, ‘Have you come to us to turn us from what we found our fathers doing, and to gain greatness in the land? We do not believe you. ’
They said: "Have you come to us to turn us away from that (Faith) we found our fathers following, and that you two may have greatness in the land? We are not going to believe you two!"
They said, ‘Have you come to us to turn us away from what we found our fathers following, so that supremacy may be yours in the land? We will not believe in the two of you. ’
They said, `Have you come to us that you may turn us away from what we found our forefathers practising and to make sure that you two reign supreme in the land? But (remember) we will not believe in either of you at all. '
They said, 'Art thou come to us to turn us from that we found our fathers practising, and that the domination in the land might belong to you two? We do not believe you.
They replied: "Have you come to change our style of life which we have inherited from our forefathers? You want to earn a superior position the same way that Joseph earned his way up. ] We will not believe in what you say."
They said, 'Hast thou come to turn us away from what we found our fathers at, that there may be for you twain grandeur in the earth? but we will not believe you. '
They said, "Have you come to us to turn us away from what we found our fathers upon, and so that you two would have greatness in the land? We will not acknowledge you."
They said, art thou come unto us to turn us aside from that religion, which we found our fathers practise; and that ye two may have the command in the land? But we do not believe you.
Moses said, "Speak you thus about the Truth when it comes to you? Is this magic? But magicians thrive not. "
They said, "Have you come to us to turn us round from what we found our fathers (practicing), and that grandeur in the earth might belong to you (two)? And in no way will we be believers with you (two). "
They said: Hast thou come unto us to pervert us from that (faith) in which we found our fathers, and that you two may own the place of greatness in the land? We will not believe you two.
"Have you come, " said they, "to turn us back from what we found our ancestors doing, so that the two of you may attain supremacy in the land? We shall not believe in what you say.
[The great ones] replied: "Hast thou come to turn us away from what we found our forefathers believing in and doing, so that the two of you might become supreme in this land? However, we do not believe in you two!"
They argued, "Have you come to turn us away from the faith of our forefathers so that the two of you may become supreme in the land? We will never believe in you!"
They said: "Have you come to us to turn us away from that which we found our fathers upon, and so that you two would have greatness in the land We will not believe in you. "
They said, "Did you come to divert us from what we found our parents doing, and to attain positions of prominence for yourselves? We will never join you as believers."
They said, "Have you come to us to turn us away from that upon which we found our fathers and so that you two may have grandeur in the land? And we are not believers in you. "
They said: “Hast thou come to us to turn us away from that upon which we found our fathers, and that there be for you majesty in the land? And we do not believe you.”
They said, "Have you come to turn us away from our ancestral ways, and so that you two become prominent in the country? However, we will not believe in you two. "
They said: "Have you come to us to turn us away from the way (that) we found our fathers following— So that you two, (Musa) and your brother (Haroon) may have fame in the land? But we shall not believe in you!"
They said, "Have you come to us to turn us away from the way on which we have found our fathers, and so that you both have supremacy on earth? We are not going to believe in you."
They said: "Have you come to us to turn us away from that which we found our fathers upon, and so that you two would have greatness in the land? We will not believe in you."