Kıyâmet suresi · 20–25. ayetler

Dünyayı sevmek; iki tür yüz

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kıyâmet suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 20. ayet. كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ

    Diyanet İşleri

    (20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Doğrusu siz çabucak geçeni (dünyayı) seviyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoo! Bilakis siz hemen şimdi ve burada olanı seviyor

    Muhammed Esed

    (Çoğunuz) bu geçici hayatı seviyorsunuz,

    Ahmed Hulusi

    Hayır! Bilakis siz acileyi (peşin olanı, dünyayı) seversiniz;

    Ali Bulaç

    Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyor,

    Ali Rıza Safa

    Hayır, asla! Siz, geçici yaşamı seviyorsunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır! Öyle değil, doğrusu sizler bu dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

    Edip Yüksel

    Ne var ki, siz geçici (dünyayı) seviyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne var ki, siz geçici (dünyayı) seviyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, hayır! Siz peşini (geçici dünyayı) seviyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır hayır siz pişini seviyorsunuz

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hayır! İşin doğrusu, siz çabuk geçeni dipnot 1 seviyordunuz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünya hayatını.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hayır! İşin doğrusu, siz çabuk geçeni dipnot 1 seviyordunuz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünya hayatını.

    Gültekin Onan

    Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Yok yok, siz çarçabuk geçen (bu dünyay) i seversiniz.,

    İbni Kesir

    Hayır, bilakis siz, çabuk geçeni seversiniz.

    Mehmet Alagaş

    (20-25) Hayır! Hayır! Bilakis sizler alelacele olanı / kısa süreli olanı seviyorsunuz. (Dünyayı seviyorsunuz) Ve de sonrasını / ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler o gün Rablerine doğru bakılı halde parlaktır / ışıltılıdır. Ve yüzler o gün somurtuk / buruş buruş. Ona yapılacak olanının bel kırıcı bir şey olduğunu artık zanneder / artık anlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır! Siz, acil olanı/dünyayı seviyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    Hayır, siz çabuk (geçen şu dünyay)ı seviyorsunuz da,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır! Bir an önce elinize geçecek şeyler istiyordunuz.

    Şaban Britch

    Hayır! Siz, acil olanı/dünyayı seviyorsunuz.

    Şaban Piriş

    -Hayır, siz, acil olanı /dünyayı seviyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, hayır! Siz hemencecik geleni seversiniz.

  2. Kıyâmet suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 21. ayet. وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

    Diyanet İşleri

    (20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    ve öteki dünyayı göz ardı ediyorsunuz.

    Muhammed Esed

    ama öteki dünyayı (ve Hesap Günü'nü) hiç düşünmüyorsunuz!

    Ahmed Hulusi

    Sonsuz gelecek yaşamı bırakırsınız!

    Ali Bulaç

    Ve ahireti terkedip bırakıyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    ahireti bırakıyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    Ve sonsuz yaşamı bırakıyorsunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır! Öyle değil, doğrusu sizler bu dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

    Edip Yüksel

    Ahireti ise önemsemiyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ahireti ise önemsemiyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ahireti bırakıyorsunuz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Ahıreti bırakıyorsunuz

    Erhan Aktaş

    "Ahireti de umursamıyordunuz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ahireti de umursamıyordunuz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ahireti de umursamıyordunuz."

    Gültekin Onan

    Ve ahireti terkedip bırakıyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Ahireti bırakırsınız.

    İbni Kesir

    Ve ahireti bırakırsınız.

    Mehmet Alagaş

    (20-25) Hayır! Hayır! Bilakis sizler alelacele olanı / kısa süreli olanı seviyorsunuz. (Dünyayı seviyorsunuz) Ve de sonrasını / ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler o gün Rablerine doğru bakılı halde parlaktır / ışıltılıdır. Ve yüzler o gün somurtuk / buruş buruş. Ona yapılacak olanının bel kırıcı bir şey olduğunu artık zanneder / artık anlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ahireti ise bırakıyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    Ahireti bırakıyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonrasını düşünmüyordunuz.

    Şaban Britch

    Ahireti bırakıyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Ahireti bırakıyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve sonradan geleceği terk edersiniz.

  3. Kıyâmet suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 22. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ

    Diyanet İşleri

    O gün birtakım yüzler aydındır.

    Mehmet Okuyan

    (22, 23) O gün bazı yüzler, Rablerini(n kararını) beklerken ışıl ışıl olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün bazı yüzler mutluluktan ışıl ışıl olacak;

    Muhammed Esed

    Bazı yüzler o Gün mutlulukla parlayacak,

    Ahmed Hulusi

    O süreçte yüzler ışıl ışıl parlar.

    Ali Bulaç

    O gün yüzler ışıl ışıl parlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.

    Ali Rıza Safa

    O gün, kimi yüzler ışıldar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yüzler vardır o gün, parıltılı, Rabbinden beklenti içindedir ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemiklerini kıran bir felakete uğrayacağını anlar.

    Edip Yüksel

    O gün bazı yüzler parlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün bazı yüzler parlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nice yüzler o gün ışılar, parlar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nice yüzler o gün ışılar parlar

    Erhan Aktaş

    Birtakım yüzler O Gün ışıl ışıldır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Birtakım yüzler İzin Günü dipnot 1 ışıl ışıldır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Birtakım yüzler İzin Günü ışıl ışıldır.

    Gültekin Onan

    O gün yüzler ışıl ışıl parlar.

    Hasan Basri Çantay

    Yüzler (vardır) o gün ter-ü tazedir.

    İbni Kesir

    Bir takım yüzler o gün parlayacak,

    Mehmet Alagaş

    (20-25) Hayır! Hayır! Bilakis sizler alelacele olanı / kısa süreli olanı seviyorsunuz. (Dünyayı seviyorsunuz) Ve de sonrasını / ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler o gün Rablerine doğru bakılı halde parlaktır / ışıltılıdır. Ve yüzler o gün somurtuk / buruş buruş. Ona yapılacak olanının bel kırıcı bir şey olduğunu artık zanneder / artık anlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.

    Süleyman Ateş

    Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün bir takım yüzler parlaktır,

    Şaban Britch

    O gün, parıldayan yüzler vardır.

    Şaban Piriş

    O gün, parıldayan yüzler olacak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüzler vardır o gün parıltılı,

  4. Kıyâmet suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 23. ayet. إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

    Diyanet İşleri

    Rablerine bakarlar.

    Mehmet Okuyan

    (22, 23) O gün bazı yüzler, Rablerini(n kararını) beklerken ışıl ışıl olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Rablerine tarifsiz bir biçimde nazar edecek.

    Muhammed Esed

    Rablerine bakarken;

    Ahmed Hulusi

    Rablerine nazırdırlar!

    Ali Bulaç

    Rablerine bakıp durur.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerine bakacaklardır (O’nu göreceklerdir).

    Ali Rıza Safa

    Efendisine bakar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yüzler vardır o gün, parıltılı, Rabbinden beklenti içindedir ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemiklerini kıran bir felakete uğrayacağını anlar.

    Edip Yüksel

    Efendisine bakar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabb'ine bakar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rablerine bakarlar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbına nazır

    Erhan Aktaş

    Rabb'ine bakar dipnot 1 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'lerinden ummaktalar, Rabb'lerinin lütfedeceği nimetleri beklemektedirler. "Rabb'e nazar etme"nin, Rabb'i görmekle, Rabb'e gözle bakmakla bir ilgisi yoktur. Nazar kelimesinin; bakmanın yanı sıra, "bir kimsenin huzurunda beklemek, kapısının önünde beklemek" gibi anlamları da bulunmaktadır. Türkçedeki "eline bakmak" deyiminde olduğu gibi. Bu deyimde ele bakmaktan kastedilen şey, birilerinden beklenen katkıdır, yardımdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'ine bakar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'lerinden ummaktalar, Rabb'lerinin lütfedeceği nimetleri beklemektedirler. "Rabb'e nazar etme"nin, Rabb'i görmekle, Rabb'e gözle bakmakla bir ilgisi yoktur. Nazar sözcüğünün; bakmanın yanı sıra, "bir kimsenin huzurunda beklemek, kapısının önünde beklemek" gibi anlamları da bulunmaktadır. Türkçedeki "eline bakmak" deyiminde olduğu gibi. Bu deyimde ele bakmaktan kastedilen şey, birilerinden beklenen katkıdır, yardımdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerine bakarlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'lerinden ummaktalar, Rabb'lerinin lütfedeceği nimetleri beklemektedirler. "Rabb'e nazar etme"nin, Rabb'i görmekle, Rabb'e gözle bakmakla bir ilgisi yoktur. Nazar sözcüğünün; bakmanın yanı sıra, "bir kimsenin huzurunda beklemek, kapısının önünde beklemek" gibi anlamları da bulunmaktadır. Türkçedeki "eline bakmak" deyiminde olduğu gibi. Bu deyimde ele bakmaktan kast edilen şey, birilerinden beklenen katkıdır, yardımdır.

    Gültekin Onan

    Rablerine bakıp durur.

    Hasan Basri Çantay

    Rablerine bakacakdır.

    İbni Kesir

    Rabblarına bakacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (20-25) Hayır! Hayır! Bilakis sizler alelacele olanı / kısa süreli olanı seviyorsunuz. (Dünyayı seviyorsunuz) Ve de sonrasını / ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler o gün Rablerine doğru bakılı halde parlaktır / ışıltılıdır. Ve yüzler o gün somurtuk / buruş buruş. Ona yapılacak olanının bel kırıcı bir şey olduğunu artık zanneder / artık anlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbine bakar. (O'nu göreceklerdir)

    Süleyman Ateş

    Rabbine bakar.

    Süleymaniye Vakfı

    Rablerine bakarlar /Rablerinin vereceği nimetleri beklerler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Nazar (نظر)" kelimesi "bakma" anlamındadır, ancak bu kelimenin ifade ettiği "bakma" anlamı, "görme"yi gerektirmez. Ayette geçen "Nazira (ناظرة)" kelimesi "muntazira (منتظرة)" yani "beklemekte olan" anlamına da gelir (Müfredat). Mahşerde yüzleri ışıl ışıl parlayacak olanların Rablerinden iyi şeyler bekleyecekleri açıktır. Bu nedenle bu ifadeye, "beklenti içinde olma" anlamı verilmiştir. Bu ayet, Allah'ın cennette görüleceğine delil getirilir; ancak ayet cenneti değil mahşer yerini anlattığı için bu konuda delil olamaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinin ikramını beklerler.

    Şaban Britch

    Rabbine bakar.

    Şaban Piriş

    Rabbine bakacak..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbine doğru bakan.

  5. Kıyâmet suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 24. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ

    Diyanet İşleri

    O gün birtakım yüzler de asıktır.

    Mehmet Okuyan

    (24, 25) O gün bazı asık yüzler de vardır ki bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını anlayacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün bazı yüzler umutsuzca donup kalacak;

    Muhammed Esed

    ve o Gün bazı yüzler ümitsizlikle kararacak,

    Ahmed Hulusi

    O süreçte nice yüzler de asıktır!

    Ali Bulaç

    O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış, ekşimiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;

    Ali Rıza Safa

    Ve o gün, kimi yüzler asıktır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yüzler vardır o gün, parıltılı, Rabbinden beklenti içindedir ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemiklerini kıran bir felakete uğrayacağını anlar.

    Edip Yüksel

    O gün bazı yüzler de vardır ki asıktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün bazı yüzler de var ki asıktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nice yüzler de o gün ekşir, pusarır;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nice yüzler de o gün ekşir pusarır

    Erhan Aktaş

    Birtakım yüzler O Gün asıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Birtakım yüzler İzin Günü asıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Birtakım yüzler İzin Günü asıktır.

    Gültekin Onan

    O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış, ekşimiştir.

    Hasan Basri Çantay

    Yüzler (vardır), o gün burtarıkdır.

    İbni Kesir

    Bir takım yüzler de asıktır.

    Mehmet Alagaş

    (20-25) Hayır! Hayır! Bilakis sizler alelacele olanı / kısa süreli olanı seviyorsunuz. (Dünyayı seviyorsunuz) Ve de sonrasını / ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler o gün Rablerine doğru bakılı halde parlaktır / ışıltılıdır. Ve yüzler o gün somurtuk / buruş buruş. Ona yapılacak olanının bel kırıcı bir şey olduğunu artık zanneder / artık anlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün birtakım yüzler de asıktır.

    Süleyman Ateş

    Yüzler de var ki o gün asıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün bazı yüzler de asıktır,

    Şaban Britch

    O gün asık yüzler de vardır.

    Şaban Piriş

    O gün asık yüzler de olacak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve yüzler vardır o gün, asık/buruk,

  6. Kıyâmet suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 25. ayet. تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ

    Diyanet İşleri

    Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

    Mehmet Okuyan

    (24, 25) O gün bazı asık yüzler de vardır ki bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını anlayacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    başlarına dehşet bir felaketin geldiğine iyice akılları kesecek.

    Muhammed Esed

    çatırdatan bir felaketin başlarına gelmek üzere olduğunu bilerek.

    Ahmed Hulusi

    (O asık yüzlüler) bellerinin kırılacağını hissederler!

    Ali Bulaç

    Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacağını sezeceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Belini kıracak bir şey yapılacağını anlamıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yüzler vardır o gün, parıltılı, Rabbinden beklenti içindedir ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemiklerini kıran bir felakete uğrayacağını anlar.

    Edip Yüksel

    Belkemiğinin kırılacağının endişesi içindedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Belkemiğinin kırılacağının endişesi içindedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kendilerine bel kıran belalı bir iş yapılacağını anlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Anlar ki kendilerine bel kıran yapılır

    Erhan Aktaş

    Belini bükecek bir felaketle karşı karşıya kaldığını anlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Belini bükecek bir felaketle karşı karşıya kaldığını anlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bellerini bükecek bir felaketle karşı karşıya kaldıklarını anlarlar.

    Gültekin Onan

    Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.

    Hasan Basri Çantay

    Anlar ki kendisine bel kemiklerini kıracak çok bela (lı bir iş) yapılacak.

    İbni Kesir

    Belkemiğinin kırılacağını anlar.

    Mehmet Alagaş

    (20-25) Hayır! Hayır! Bilakis sizler alelacele olanı / kısa süreli olanı seviyorsunuz. (Dünyayı seviyorsunuz) Ve de sonrasını / ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler o gün Rablerine doğru bakılı halde parlaktır / ışıltılıdır. Ve yüzler o gün somurtuk / buruş buruş. Ona yapılacak olanının bel kırıcı bir şey olduğunu artık zanneder / artık anlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

    Süleyman Ateş

    Kendisine bel kemiklerini kıran (bela)nın yapılacağını anlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    bellerinin kırılacağını sanırlar.

    Şaban Britch

    Bellerini bükecek bir felakete uğrayacağını anlayacak.

    Şaban Piriş

    Bellerini bükecek bir felakete uğrayacağını anlayacak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisine, bel kıracak bir hesap yöneleceğini sezinler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.