Diyanet İşleri
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
Leyl suresi
Leyl suresi, 14. ayet. فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ
feenẕertüküm nâran teleżżâ.
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ateş ve ondan uzak tutulan Leyl 14–21 3
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 14–16. ayetler için yazılmıştır.
14. “İşte Ben sizi alev alev yanan” alevli, kaynayıp coşan “bir ateşle uyardım.”
15-18. “Oraya” Allah'ın bildirdiklerini “yalanlayıp” Rabbinin emirlerinden “yüz çeviren en bedbaht kimseden başkası girmez. Malını” nefsini arındırmak, onu günahlardan ve kirlerden temizlemek ve Yüce Allah’ın rızasını ummak suretiyle “arınmak için veren en takvalı kimseler ise ondan uzak tutulur.”
Bu buyruklar, şuna delil teşkil etmektedir: Eğer müstehap olan bir infak, beraberinde farz olan borç ödeme, nafaka ve benzeri bir farzı terk etmeyi getiriyorsa meşru değildir. Aksine böyle bir kimsenin verdiği, çoğu ilim adamlarının kanaatine göre geçersizdir. Çünkü böyle bir kimse, farzı yerine getirme imkânını ortadan kaldıran bir müstehab ile arınmış olmaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Allah’a karşı gelmeniz durumunda, tutuşturulmuş ateşe karşı sizi uyardım.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Ortak kavram: Nûr (Işık)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım.
İşte sizi çılgınca kışkırtılmış bir ateşe karşı uyarmış bulunuyorum:
İşte, sizi alevler saçan ateşe karşı uyarıyorum;
Sizi, çok alevlenen ateşe karşı uyardım.
Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım.
(Ey insanlar!) Alev alev yanan bir ateşle sizi uyardım.
Artık, alevler saçan ateşle sizi uyardım.
Alev alev yanan bir ateşle sizi uyarıyorum.
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım. dipnot 1
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım.
Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.
Ben size bir ateş haber verdim ki köpürdükçe köpürür
Alev saçan bir ateşe karşı sizi uyardım.
Alev saçan bir ateşe karşı sizi uyardım.
Alev saçan bir ateşe karşı sizi uyardım.
Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım.
İşte ben size alevlendikce alevlenen bir ateş (in tehlikesin) i haber verdim.
Sizi alevler saçan ateşle uyardım.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
Ben sizi alev saçan bir ateşe karşı uyardım.
Bu sebeple ben sizi, alevler saçan ateşe karşı uyardım. dipnot 1
Bu sebeple sizi, alev saçan ateşe karşı uyardım.
Sizi, alev alev yanan ateşe karşı uyardım.
Sizi, alev saçan ateşe karşı uyardım.
Ben sizi, köpürerek yanan bir ateşe karşı uyardım.
Therefore I have warned you people of a fiercely blazing fire;
so I warn you about the raging Fire,
Therefore do I warn you of a Fire blazing fiercely;
I have now warned you of a Blazing Fire,
I have warned you of a Fire which rages,
Therefore I have warned you of a blazing Fire (Hell).
So I warn you of a blazing fire,
(Mankind!) now I have warned you of a flaming Fire.
Now I have warned you of a Fire that flames,
I (God) hereby warn you of the Blazing Fire of Hell.
And I have warned you of a fire that flames!
I have warned you of a fire that blazes.
Wherefore I threaten you with fire which burneth fiercely,
Therefore, I have warned you of a Fire that flames fiercely!
So I have warned you of a Fire that blazes fiercely,
Therefor have I warned you of the flaming Fire
So, I warn you of the blazing Fire.
and so I warn you of the raging fire -
And so I have warned you of a raging Fire,
I have warned you of a Fire that blazes.
I have warned you about the blazing Hellfire.
So I have warned you of a Fire which is blazing.
So I have warned you of a raging Fire
And so I warn you of a raging Fire.
Therefore do I warn you of a Fire flaming fiercely;
So I have warned you of a blazing fire.
I have warned you of a Fire that blazes.