Diyanet İşleri
Sen sabret! Şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefat ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 77. ayet. فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ
faṣbir inne va`de-llâhi ḥaḳḳun. feimmâ nüriyenneke ba`ḍa-lleẕî ne`idühüm ev neteveffeyenneke feileynâ yürce`ûn.
Sen sabret! Şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefat ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sabret; hayvanlardaki faydalar; azabı görünce iman Mü'min 77–85 3
(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.
Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
Onlara, "Ebedi kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!" (denir).
Sen sabret! Şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefat ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.
Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
77. Yani ey peygamber! Kavmini davette ve onlardan gördüğün eziyetlere katlanma konusunda “sabret!” Daha çok sabretmek için imanından güç al.
“Çünkü Allah’ın vaadi haktır.” O, dinine yardım edecek, onu yüceltecek, dünya ve âhirette peygamberlerini de zafere kavuşturacaktır. Aynı şekilde bu hususta sabır için dünya ve âhirette düşmanlarının cezalandırılacağı bilgisinden de güç al! Zira “Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını” dünyada “sana göstersek” bunu görmüş olacaksın. “yahut (bundan önce)” onları cezalandırmadan önce “senin ruhunu alsak da elbet onlar, bize döndürüleceklerdir.” Biz de onlara amellerinin karşılığını verecek ve onları cezalandıracağız: “Sakın Allah’ı o zalimlerin işlediklerinden habersiz sanma!” (İbrahim, 14/42)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Kavminin seni yalanlamasına ve eziyetlerine sabret. Allah'ın sana vadettiği üzerinde şüphe olmayan haktır. Bedir'de olduğu gibi onlara vadettiğimiz bazı şeyleri sen hayatta iken sana göstereceğiz ya da bundan önce seni vefat ettireceğiz. Kıyamet günü yalnız bize döndürülecekler. Yapmış oldukları amellerin karşılığını onlara vereceğiz. Ve onları içinde ebedî kalacakları ateşe sokacağız.
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
"Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim…
Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…
Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Vaad
Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Vaad
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Vaad
(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sabret! Şüphesiz ki Allah'ın vaadi gerçektir. dipnot 1 Onlara vadettiğimiz (azabın) bir kısmını sana gösteririz veya seni daha önce vefat ettiririz. Sadece bize döndürüleceklerdir. dipnot 2
Şu halde dirençli ol! Zira Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. İmdi, onlara yönelttiğimiz tehditlerin bir kısmının gerçekleştiğini ister sana gösterelim, isterse senin için ölümü takdir edelim; er geç, onlar Bize döndürülecekler.
Sen, sıkıntılara karşı sabırlı ol, çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Ve şu (hakikati inkar ede)nler için hazırladıklarımızı sana ister (bu dünyada) gösterelim, ister (bunların gerçekleşmesinden önce) seni ölüme götürelim, (unutma ki, sonunda,) onlar Bize döndürüleceklerdir.
Sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi Hak'tır! Onlara vadettiğimizin bazısını sana göstersek de yahut (görmeden) seni vefat ettirirsek de (farketmez); (nasıl olsa) onlar bize rücu ettirilecekler.
Şu halde sen sabret, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Sonunda ya onlara va'd ettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar bize döndürülecekler.
Onun için (Rasûlüm), sen sabret! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya sana gösteririz, yahut seni daha önce vefat ettiririz. Nasıl olsa onlar bize döneceklerdir.
Artık, dirençli ol. Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Böylece, onlara sözünü verdiğimizin bir bölümünü sana gösteririz veya senin yaşamına son veririz. Sonunda, Bize döndürüleceklerdir.
Sıkıntılara karşı sabırlı ol; çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Şu kafirlere hazırladığımız cezayı sana ister gösterelim, ister seni ondan önce öldürelim, onlar bize döndürüleceklerdir.
Öyleyse sabret; ALLAH'ın sözü gerçektir. Onlara söz verdiğimiz (cezalandırmanın) bir kısmını sana göstersek de, ondan önce hayatına son versek de, onlar bize döndürüleceklerdir.
Öyleyse sabret; ALLAH'ın sözü gerçektir. Onlara söz verdiğimiz (cezalandırmanın) bir kısmını sana göstersek de, ondan önce hayatına son versek de, onlar bize döndürüleceklerdir.
Onun için, sabret. Allah'ın va'di gerçektir, mutlaka olacaktır. Artık onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni kendimize alsak da onlar mutlaka döndürülüp Bize getirileceklerdir.
Onun için sabret! Allahın va'di haktır, muhakkak olacaktır. Artık onlara ettiğimiz vaidin ba'zısını sana göstersek de yahud seni kendimize alsak da onlar mutlak döndürülüp bize getirilecekler.
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın yaptığı uyarı gerçektir. Onlara yaptığımız uyarılardan bir kısmını sana göstersek de göstermeden seni vefat ettirsek de sonunda onlar yalnızca Bize döndürüleceklerdir.
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın yaptığı uyarı gerçektir. Onlara yaptığımız uyarılardan bir kısmını sana göstersek de göstermeden seni vefat ettirsek de sonunda onlar yalnızca Bize döndürüleceklerdir.
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın yaptığı uyarı gerçektir. Onlara yaptığımız uyarılardan bir kısmını sana göstersek de, göstermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onlar yalnızca Bize döndürüleceklerdir.
Şu halde sen sabret, hiç şüphesiz Tanrı'nın vaadi haktır. Sonunda ya onlara vaad ettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar bize döndürülecekler.
Onun için sen (Habibim) sabret. Şübhesiz Allahın va'di bir gerçekdir. Binnetice ya onlara etmekde olduğumuz tehdidi (n tehakkukunu) kısmen sana göstereceğiz, yahud seni kendimize alacağız. Nihayet onlar ancak bize döndürülüb getirileceklerdir.
Şu halde sen; sabret. Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Onlara vaadettiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya senikendimize alırız. Nihayet onların dönüşü ancak Bizedir.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
Şu halde sen sabret. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Onlara vaadettiklerimizin bir kısmını sana göstersek de senin dünya hayatını sona erdirsek de, sonuçta bize döndürülürler.
Sabret, Allah'ın sözü gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını ya sana gösteririz yahut seni daha önce vefat ettiririz. (Sonunda) onlar bize döndürüleceklerdir.
Sen sabret /duruşunu bozma; Allah'ın vaadi gerçektir dipnot 1 . Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını sana göstersek de (göstermeyip) seni vefat ettirsek de sonunda huzurumuza getirileceklerdir dipnot 2 .
Sabret; Allah'ın sözü yerine gelecektir. Ya onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana gösteririz veya seni vefat ettiririz. Dönüş Bizedir.
Sabret, kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. Biz onlara vaat ettiğimiz azabın bir kısmını ya sana gösteririz, ya da seni vefat ettiririz. Ama neticede onlar, bize döndürüleceklerdir.
Sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Biz onlara vaat ettiğimiz azabın bir kısmını ya sana gösteririz, ya da seni vefat ettiririz. Ama neticede onlar, bize döndürüleceklerdir.
Sen sabret! Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını belki sana gösteririz, belki de seni vefat ettiririz. Sonunda onlar bize döndürülecekler.
Therefore in patience O Muhammad you possess your soul; the promise of Allah, your Creator, is the absolute truth. We either show you, in your life time, some part of the retributive punishment We have promised them, or cause you to die before you witness this punishment, then to Us they are destined to return.
So be patient [Prophet], for God’s promise is sure: whether We show you part of what We have promised them in this life or whether We take your soul back to Us first, it is to Us that they will be returned.
So persevere in patience; for the Promise of Allah is true: and whether We show thee (in this life) some part of what We promise them,- or We take thy soul (to Our Mercy) (before that),-(in any case) it is to Us that they shall (all) return.
So be patient, dipnot 1 (O Prophet). Surely Allah's promise is true. Whether We show them a part of the woeful consequences against which We warn them (while you are still in their midst) or We recall you (from this world) before that, eventually it is to Us that they shall be brought back. dipnot 2
So be steadfast, Allah’s promise is true. Whether We show you some of what We have promised them, or take you back to Us, they will in any case be returned to Us.
So be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم); verily, the Promise of Allâh is true and whether We show you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم in this world) some part of what We have promised them, or We cause you to die then still it is to Us they all shall be returned.
So be patient! Allah’s promise is indeed true. Whether We show you a part of what We promise them, or take you away [before that], [in any case] they will be brought back to Us.
Patiently persevere then. Verily, the promise of Allâh is bound to be fulfilled, whether We let you see (descend on them in your lifetime) a part of that punishment We have promised them, and whether We cause you to die before (you see it, it matters little), to Us they will be brought back.
So be thou patient; surely God's promise is true. Whether We show thee a part of that We promise them, or We call thee unto Us, to Us they shall be returned.
God tells you the truth, so be patient Mohammad. whether I let you see the partial consequence of their disbelief or ordain the death upon you before that, they will be summoned to My court on the Day of Judgment.
But be thou patient; verily, the promise of God is true; and whether we show thee a part of what we promised them, or whether we surely take thee to ourself, unto us shall they be returned.
So be patient, for the promise of God is true. Either We will show you some of what We have promised them, or We will let you die, then it is to Us that they will be returned.
Wherefore persevere with patience, O Mohammed; for the promise of God is true. Whether We cause thee to see any part of the punishment with which We have threatened them, or whether We cause thee to die before thou see it; before Us shall they be assembled at the last day.
So be patient (O Muhammad), verily the promise of Allah is true. Whether We let you see part of what We promise them, or whether We cause you to die, to Us shall they be returned.
So (endure) patiently; surely the promise of Allah is true. So whether We definitely show you some of (the pains) We promise them or We definitely take you up (to Us), then to Us they will be returned.
Then have patience (O Muhammad). Lo! the promise of Allah is true. And whether we let thee see a part of that which We promise them, or (whether) We cause thee to die, still unto Us they will be brought back.
So you persevere with patience (in your mission). The promise of God is true. Whether We show you some of the punishment We have promised them, or gather you up in death, they have to come back to Us.
HENCE, remain thou patient in adversity - for, verily, God’s promise always comes true. And whether We show thee [in this world] something of what We hold in store for those [deniers of the truth], or whether We cause thee to die [ere that retribution takes place - know that, in the end], it is unto Us that they will be brought back.
So be patient ˹O Prophet˺. Surely Allah’s promise is true. Whether We show you some of what We threaten them with, or cause you to die ˹before that˺, to Us they will ˹all˺ be returned.
So be patient, for the promise of God is true. Either We will show you some of what We have promised them, or We will let you die, then it is to Us that they will be returned.
You shall be patient, for GOD's promise is truth. Whether we show you some of (the retribution) we have promised for them, or terminate your life before that, they will be returned to us.
So be patient, [O Muúammad]; indeed, the promise of Allah is truth. And whether We show you some of what We have promised them or We take you in death, it is to Us they will be returned.
So be thou patient; the promise of God is true. And whether We show thee some of what We promise them or We take thee, it is to Us they will be returned.
Then, (O Prophet) remain patient, for, verily, Allah's Promise always comes True. Whether We let you witness some of what We promise them, or whether We cause you to die, still unto Us they will be brought back. (10:46), (23:95), (43:42).
So keep (working, O Prophet!) with patience; Verily, the Promise of Allah is True: And whether We show you (in this life) some part of what We promise them— Or We cause you to die (in Our Mercy, in any case), it is to Us that they shall (all) return.
Therefore, be patient. Surely, Allah’s promise is true. Then, (O Prophet,) whether We show you (in your life) a part of the promise We are making to them, or make you die (before they are punished), in any case they have to be returned to Us.
So be patient, for the promise of God is true. So, if We show you some of what We promise them, or We terminate your life, then it is to Us that they will be returned.