Mü'min suresi

Mü'min suresi, 8. ayet

Mü'min suresi, 8. ayet. رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

rabbenâ veedḫilhüm cennâti `adnini-lletî ve`attehüm vemen ṣaleḥa min âbâihim veezvâcihim veẕürriyyâtihim. inneke ente-l`azîzü-lḥakîm.

Diyanet İşleri

"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 5–11 · surenin 8. ayeti / 85

Konu Kitabın indirilişi ve Arş'ı taşıyan meleklerin duası Mü'min 1–9 3

  1. Mü'min 5

    Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!

  2. Mü'min 6

    Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.

  3. Mü'min 7

    Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."

  4. 8

    "Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

  5. Mü'min 9

    "Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."

  6. Mü'min 10

    İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.

  7. Mü'min 11

    Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

8. “Ey Rabbimiz, onları da babalarından, eşlerinden” yani erkek iseler hanımlarından, hanım iseler kocalarından, ayrıca dost ve arkadaşlarından “ve zürriyetlerinden salih olanları” iman ve salih amel işlemek suretiyle salaha erenleri “kendilerine” peygamberlerin aracılığı ile “vaat ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen, Azizsin” her şeyi emrin ve hakimiyetin altında tutansın, “Hakimsin” her şeyi yerli yerince koyansın. Sen izzetinle onların günahlarını bağışlar, sakıncalı şeyleri onlardan uzaklaştırırsın. Yine bu izzetin ile onları her türlü hayra ulaştırırsın. Bu yüzden ey Rabbimiz, biz senden hikmetinin, aksini gerektirdiği bir şey dilemiyoruz. Aksine dileğimiz, senin peygamberlerin vasıtası ile bildirdiğin hikmetinin ve lütfunun bir gereği olarak mü’minlere mağfiret etmen, günahlarını bağışlamandır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Melekler şöyle derler: "Rabbimiz! Kendilerine ebedî cennetlere girmeyi vadettiğin Müminleri oraya koy. Onların babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih ameller işleyenleri de oraya koy. Sen, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, takdirinde ve yönetmesinde Hakîm (hikmet sahibi) olansın.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  2. وَأَدْخِلْهُمْ ve edhilhum ve onları sok kök: دخل
  3. جَنَّـٰتِ cennati cennetlerine kök: جنن
  4. عَدْنٍ adnin Adn
  5. ٱلَّتِى lleti
  6. وَعَدتَّهُمْ veadtehum onlara söz verdiğin kök: وعد
  7. وَمَن ve men ve kimseleri
  8. صَلَحَ saleha iyi olan kök: صلح
  9. مِنْ min -ndan
  10. ءَابَآئِهِمْ abaihim babaları- kök: ابو
  11. وَأَزْوَٰجِهِمْ ve ezvacihim ve eşleri(nden) kök: زوج
  12. وَذُرِّيَّـٰتِهِمْ ۚ ve zurriyyatihim ve çocukları(ndan) kök: ذرر
  13. إِنَّكَ inneke şüphesiz sen
  14. أَنتَ ente sensin
  15. ٱلْعَزِيزُ l-azizu üstün olan kök: عزز
  16. ٱلْحَكِيمُ l-hakimu hüküm ve hikmet sahibi olan kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına…

  • Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Vaad

    (8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde…

  • Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…

  • Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    "Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz."

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rabbimiz! Onları da atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanları da kendilerine vadettiğin durmaya değer dipnot 1 cennetlere koy! dipnot 2 Şüphesiz ki güçlü, doğru hüküm veren yalnızca sensin!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Ra‘d 13:23; Tûr 52:21; İnşikâk 84:9.

Mustafa İslamoğlu

"Rabbimiz! Onları ve onların atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi ve dürüst olanları güzelliğin merkezi olan cennetlere yerleştir: çünkü Sen, evet Sensin her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden!

Muhammed Esed

"Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve çocuklarından dürüst ve erdemli olanları vaad ettiğin sonsuz esenlik bahçelerine koy, şüphesiz, kudret ve hikmet Sahibi olan yalnız Sensin.

Ahmed Hulusi

"Rabbimiz. . . Onları, kendilerine vadettiğin Adn cennetlerine dahil et. . . Onların atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden saflığa erenleri de. . . Muhakkak ki sen, evet sen Aziyz'sin, Hakiym'sin. "

Ali Bulaç

"Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) va'dettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."

Ali Özek ve heyeti

Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz aziz ve hakîm olan sensin!

Ali Rıza Safa

"Efendimiz! Sözünü verdiğin Adn cennetlerine onları yerleştir; atalarından, eşlerinden ve soylarından erdemli olanları da. Kuşkusuz, Sen, Üstünsün; Bilgelik ve Adaletle Yönetensin!"

Bayraktar Bayraklı

"Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri, onlara söz verdiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz üstün olan sensin; hikmet sahibi olan sensin, sen!"

Edip Yüksel

"Efendimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn bahçelerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Rabbimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey Rabbimiz, onları o kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy; atalarından, eşlerinden ve soylarından dürüst olanları da. Şüphesiz Sen, güçlüsün, hikmet sahibisin Sen!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya rabbena hem koy onları o kendilerine va'd buyurduğun Adn Cennetlerine, atalarından ve zevcelerinden ve zürriyyetlerinden salahı olanları da, şübhesiz sen o aziz, hakimsin sen

Erhan Aktaş

"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih dipnot 1 kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine girdir. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

Gültekin Onan

"Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) vaadettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."

Hasan Basri Çantay

"Ey Rabbimiz, onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden saalih olanları da — kendilerine va'd etdiğin — Adn cennetlerine sok. Yegane gaalib, hukum ve hikmet saahibi olan şübhesiz ki Sensin Sen".

İbni Kesir

Rabbımız; onları ve babalarından, eşlerinden, soylarından salih olanları kendilerine vaadettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz ki Aziz, Hakim olan Sensin Sen.

Mehmet Alagaş

(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vadettiğin Adn Cennetleri'ne koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”

Süleyman Ateş

"Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri onlara söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Şüphesiz, üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin sen!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sahibimiz! Onları; babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin kalıcı bahçelere koy. Üstün olan ve doğru kararlar veren ancak Sensin.

Şaban Britch

Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından (iman ve amel ile)salih olanları kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, Aziz ve Hakim sensin!

Şaban Piriş

-Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, aziz ve hakim sensin!

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey Rabbimiz, onları kendilerine vaat etmiş olduğun Adn cennetlerine koy! Atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden barışa yönelenleri de. Aziz ve Hakim olan, hiç kuşkusuz sensin, sen!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"O Allah, our Creator, and admit them into the blissful gardens of Eden of promise to them and to those of their parents, their partners in marriage and their progeny who lifted to You their inward sight, You are AL-Aziz And AL- Hakim, (the Source of wisdom and wise mysterious dispensations,"

Abdul Haleem

and admit them, Lord, to the lasting Gardens You have promised to them, together with their righteous ancestors, spouses, and offspring: You alone are the Almighty, the All Wise.

Abdullah Yusuf Ali

"And grant, our Lord! that they enter the Gardens of Eternity, which Thou hast promised to them, and to the righteous among their fathers, their wives, and their posterity! For Thou art (He), the Exalted in Might, Full of Wisdom.

Abul A'la Maududi

Our Lord, admit them to the everlasting Gardens You have promised them dipnot 1 and those of their fathers and spouses and progeny that were righteous. dipnot 2 Surely You alone are Most Mighty, Most Wise;

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here again there is the same state of solicitude as referred to in E.Ns above. Obviously, forgiving and saving from Hell by itself amounts to admitting to Paradise. And then soliciting Allah for granting the believers the same Paradise which He Himself has promised them, seems to be unnecessary, but the angels are so earnest in their desire of well-being for the believers that they go on repeating their good wishes for them although they know that Allah will certainly bless them with these favors in the Hereafter.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is. join with them their parents and their wives and children for the comfort of their eyes. This same thing Allah Himself has stated as among the blessings which the believers will be granted in Paradise. For this see (Surah Ar- Raad, Ayat 23) and (Surah At-Toor, Ayat 21). In the verse of Surah At-Toor, there is also the explanation that if a person will deserve a higher rank in Paradise, which his parents will not deserve, he will not be lowered in rank to be joined with them but Allah will raise them to join him in the higher station.

Aisha Bewley

Our Lord, admit them to the Gardens of Eden You have promised them, and all of their parents, wives and children who acted rightly. Truly You are the Almighty, the All-Wise.

Al-Hilali & Khan

"Our Lord! And make them enter the ‘Adn (Eden) Paradise (everlasting Gardens) which you have promised them - and to the righteous among their fathers, their wives, and their offspring! Verily, You are the All-Mighty, the All-Wise.

Ali Quli Qarai

Our Lord! Admit them into the Gardens of Eden, which You have promised them, along with whoever is righteous among their forebears, their spouses and their descendants. Indeed You are the All-mighty, the All-wise.

Amatul Rahman Omar

`Our Lord! admit them together with such of their fathers, their spouses, and their children as are righteous and so worthy, to the Gardens of Eternity which You have promised them. You, indeed, are the All-Mighty, the All-Wise.

Arthur John Arberry

Our Lord, and admit them to the Gardens of Eden that Thou hast promised them and those who were righteous of their fathers, and their wives, and their seed; surely Thou art the All-mighty, the All-wise.

Bijan Moeinian

"We implore you, Almighty and the Most Wise, to admit them (as well as their righteous parents, wives and children) in the Gardens of Paradise that you have promised them. "

E. Henry Palmer

Our Lord! make them enter into gardens of Eden which thou hast promised to them, and to those who do well of their fathers, and their wives, and their seed; verily, thou art the mighty, the wise!

Edip-Layth

"Our Lord, and admit them into the gardens of Eden which You had promised for them and for those who did good of their fathers, their spouses, and their progeny. You are the Noble, the Wise."

George Sale

O Lord, lead them also into gardens of eternal abode, which Thou hast promised unto them, and unto every one who shall do right, of their fathers, and their wives, and their children; for thou art the mighty, the wise God.

Hamid S. Aziz

"Our Lord! And make them enter the Gardens of Eternity which Thou hast promised to them and the righteous among their fathers and their wives and their offspring. Surely Thou art the Mighty, the Wise.

Mahmoud Ghali

Our Lord, and make them enter the Gardens of Adn (Eden) which You have promised them and the ones who were righteous of their fathers, and their spouses, and their off springs; surely You, Ever You, are The Ever-Mighty, The Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

Our Lord! And make them enter the Gardens of Eden which thou hast promised them, with such of their fathers and their wives and their descendants as do right. Lo! Thou, only Thou, art the Mighty, the Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

Admit them, O Lord, to the garden of Eden which You promised them, and those of their fathers, spouses and progeny who are upright. You are truly all-mighty and all-wise.

Muhammad Asad

"And, O our Sustainer, bring them into the gardens of perpetual bliss which Thou hast promised them, together with the righteous from among their forebears, and their spouses, and their offspring - for, verily, Thou alone art almighty, truly wise –

Mustafa Khattab

Our Lord! Admit them into the Gardens of Eternity which You have promised them, along with the righteous among their parents, spouses, and descendants. You ˹alone˺ are truly the Almighty, All-Wise.

Progressive Muslims

"Our Lord, and admit them into the gardens of Eden which You had promised for them and for those who did good of their fathers, their spouses, and their progeny. You are the Noble, the Wise."

Rashad Khalifa

"Our Lord, and admit them into the gardens of Eden that You promised for them and for the righteous among their parents, spouses, and children. You are the Almighty, Most Wise.

Sahih International

Our Lord, and admit them to gardens of perpetual residence which You have promised them and whoever was righteous among their fathers, their spouses and their offspring. Indeed, it is You who is the Exalted in Might, the Wise.

Sam Gerrans

“Our Lord: make Thou them enter the Gardens of Perpetual Abode which Thou hast promised them and whoso was righteous among their fathers, and their wives, and their progeny — Thou art the Exalted in Might, the Wise —

Shabbir Ahmed

"And O Our Lord! Admit them into the Gardens of Eden that you have promised them, along with their parents and their spouses and their descendants as walk aright. Verily, You, only You, are the Almighty, the Wise."

Syed Vickar Ahamed

"And our Lord! Permit (them), that they enter the Gardens of Eternity, which You have promised to them, and to the righteous among their fathers, their wives, and their children! Verily, You are Almighty (Al-Aziz), the All Wise (Al-Hakeem).

Taqi Usmani

And, our Lord, admit them to the eternal gardens of Jannah (Paradise) that You have promised for them, and (admit) those as well who did good from among their fathers and wives and children. You, only You, are the Mighty, the Wise,

The Monotheist Group

"Our Lord, and admit them into gardens of delight which You had promised for them and for those who did good of their fathers, their spouses, and their progeny. You are the Noble, the Wise."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩