Diyanet İşleri
Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 104. ayet. تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ
telfeḥu vucûhehümü-nnâru vehüm fîhâ kâliḥûn.
Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ölüm, berzah, sûr ve hesap Mü'minûn 99–118 3
Sur'a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.
Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.
Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.
Allah, "Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?" der.
Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk."
"Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
104. Daha sonra Allah, kâfirlerin kötü âkıbetlerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Yüzlerini ateş bürüyecektir.” Yani ateş, onları bütün yönlerinden kuşatacaktır. O kadar ki en şerefli azalarına dahi isabet edecek ve ateşin parça parça alevleri yüzlerin yakacaktır. “…dişleri sırıtacaktır.” Suratları asık bir hal almış; dudakları içinde bulundukları halin şiddetinden ve karşı karşıya kaldığı azabın büyüklüğünden dolayı yukarı doğru gerilmiş/çekilmiş olacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ateş onların yüzlerini yakacaktır. Somurtmalarının şiddetinden dolayı alt ve üst dudakları yanıp büzülür.
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir.
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Ortak kavram: Nûr (Işık)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ateş, yüzlerini yalar (yakar); orada dişleri dışarı fırlar bir hâlde bulunurlar. dipnot 1
Ateş onların suratlarını kavuracak; sırıtan dişleriyle öylece kalakalacaklar.
ateş onların yüzlerini kavuracak ve dudakları acıdan çarpılmış olarak orada kalakalacaklar.
Onların vechlerini o ateş yalar. . . Onların suratları orada azapla gerilip dişleri öne fırlar!
Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler.
Ateş yüzlerini yakar; orada şuradan çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar.
Ateş yüzlerini kavuracak ve dişleri açılmış biçimde orada kalacaklar.
Ateş onların yüzlerini yakar, dişleri sırıtıp kalır.
Onlar orada perişan durumda iken, ateş de yüzlerini yalayacaktır.
Onlar orada perişan durumda iken, ateş de yüzlerini yalayacaktır.
Orada dişleri sırıtırken ateş yüzlerini yalar.
Ateş yüzlerini yalar, o halde ki içinde dişleri sırıtır
Ateş yüzlerini yalar ve onlar, orada acıyla somurtup kalırlar.
"Ateş yüzlerini yalar ve onlar, orada acıyla somurtup kalırlar."
Ateş yüzlerini yalar ve onlar, orada acıyla somurtup kalırlar.
Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler.
(Cehennemin) ateş (i) yüzlerine vurub yakacak, orada onlar, dişleri sırıtıb, kalacakdır.
Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
Ateş onların yüzlerini bürüyüp, yakar ve (dudakları da yanar da) dişleri sırıtıp öylece kalır.
(Orada onların) yüzlerini ateş yalar. Öyle ki (ateşin) içinde (dehşetten dudakları gerilir de) dişleri açıkta kalır.
Yüzlerini ateş yalar, onlar orada dudakları çekilmiş, dişleri ortaya çıkmış halde olurlar dipnot 1 .
Yüzlerini ateş yalayacak, orada dişleri sırıtır halde olacaklardır.
Ateş onların yüzlerini bürüyüp, yakar ve (dudakları da yanar da) dişleri sırıtıp öylece kalır.
Ateş onların yüzlerini yalayacak ve dişleri sırıtıp kalacaktır.
Ateş, yüzlerini yalar. Ve onlar da içinde sırıtıp kalacaklar.
Their faces shall be scorched with the Fire and their countenances shall be expressive of pain and torture and their souls shall be bewailing their misfortune, their suffering and their ill - fate and bewailing at the day that they were born.
the Fire will scorch their faces and their lips will be twisted in pain.
The Fire will burn their faces, and they will therein grin, with their lips displaced.
The Fire shall scorch their faces, exposing their jaws. dipnot 1
The Fire will sear their faces, making them grimace horribly in it, their lips drawn back from their teeth.
The Fire will burn their faces, and therein they will grin, with displaced lips (disfigured).
The Fire will scorch their faces, and they will be morose in it.
The Fire shall scorch their faces (so they will lie there disfigured with burning) and they will wear a grin (of pain and anguish).
the Fire smiting their faces the while they glower there.
The Fire will burn their faces so badly that their jaws will be exposed.
The fire shall scorch their faces, and they shall curl their lips therein!
The fire will scorch their faces, and in it their grin will be with displaced lips.
The fire shall scorch their faces, and they shall writhe their mouths therein for anguish:
But those whose scales are light, these are they who lose their souls, in hell will they abide.
The Fire is searing their faces, and they are therein glumly glowering.
The fire burneth their faces, and they are glum therein.
Their faces will be scorched by flames, and they will grin and scowl within it.
the fire will scorch their faces, and they will abide therein with their lips distorted in pain.
The Fire will burn their faces, leaving them deformed.
The Fire will scorch their faces, and in it their grin will be with displaced lips.
Fire will overwhelm their faces, and they last miserably therein.
The Fire will sear their faces, and they therein will have taut smiles.
The Fire scorching their faces, and they scowling therein:
Their faces in agony as the fire burns them therein.
The Fire will burn their faces, and therein they will smile (in ugliness) with their lips displaced.
Fire will scorch their faces, and they will be disfigured therein.
The Fire will scorch their faces, and in it their grin will be with displaced lips.