Diyanet İşleri
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Naziât suresi
Naziât suresi, 22. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
ŝümme edbera yes`â.
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Naziât 15–26 3
Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"
Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Fakat o, Musa'yı yalanladı ve isyan etti.
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–25. ayetler için yazılmıştır.
15-16. Yüce Allah, Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır: “Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?” Bu, kesinlikle vuku bulmuş olan pek büyük bir olaya dair bir sorudur. Yani “Rabbi”nin “ona mukaddes Tuvâ vadisinde” seslenişine dair haberi sana ulaştı mı?
Tuvâ, Yüce Allah’ın Musa ile konuşup ona risâletini lütfettiği, vahyini gönderdiği ve onu seçtiği yerin adıdır. Ona şöyle demişti:
17. “Firavun’a git! Çünkü o pek azmıştır.” Yani sen git de ona azgınlığından, şirk ve isyanından vazgeçmesini yumuşak sözlerle ve kaba olmayan ifadelerle bildir. Belki “öğüt alır yahut korkar” (Tâ-Hâ, 20/44)
18. Ona “de ki: Sen kendini arındırmak ister misin?” Özlü akıl sahiplerinin elde etmek için birbirleri ile yarıştıkları, övülmeye değer güzel bir haslete sahip olmaya ne dersin? Ki bu da nefsini küfür ve azgınlıktan arındırarak iman ve salih amele yönelmektir.
19. “İster misin ki sana Rabbine giden yolu göstereyim” Onun nelerden razı olduğunu, nelerin O’nu gazaplandırdığını sana açıklayayım “da” dosdoğru yolu öğrenmek suretiyle Allah'tan “korkasın.”
Ancak Firavun Mûsâ’nın davetini kabul etmedi.
20. “Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.” Yani tür olarak en büyük mucizeyi gösterdi. Bu ifade, bu mucizelerin birden çok olmasına aykırı değildir: “Bunun üzerine asasını bıraktı, o da hemen aşikar ve kocaman bir yılan oluverdi. Elini (yakasından sokup geri) çıkardığında o, bakanlara bembeyaz görünüverdi.” (eş-Şuarâ, 26/32-33)
21-22. “Fakat o” hakkı “yalanlayıp” emre “isyan etti. Sonra da yüz çevirip” hakka karşı çıkmak ve onunla savaşmak hususunda olanca gücü ile “çalışmaya koyuldu.”
23-24. “Derken” askerlerini “toplayıp seslendi.” Onlara: “Ben sizin en yüce Rabbinizim, dedi.” Onlar da ona itaat ettiler. O, onları küçümseyip hafife aldı, onlar da onun bu batıl iddiasını kabul ettiler.
25. “Bunun üzerine Allah da onu hem âhiret, hem de dünya azabı ile yakaladı.” Allah, onun uğradığı cezayı, dünya ve âhiret cezasını açıklayan bir delil ve isyandan alıkoyan açık bir uyarı kıldı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra da Mûsâ’nın getirdiklerine iman etmekten yüz çevirerek Allah'a isyan etmeye ve hakka muhalefet etmeye çalıştı.
Aynı kıssa: Firavun · Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
(32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi,…
Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…
Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz."
Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra hızlıca arkasını dönüp gitmişti.
sonra hışımla orayı terk etti;
sonra da kaba bir şekilde (Musa'ya) sırtını döndü;
Sonra koşarak ardına döndü.
Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
Sonra, arkasını dönüp koştu.
Sonra yüz çevirip mücadele etmeye çalıştı.
Sonra, sırtını döndü, (aleyhte) çaba gösterdi.
Sonra, sırtını döndü, (aleyhte) çaba gösterdi.
Sonra koşarak ters yöne gitti.
Sonra koşarak idbara gitti
Sonra aleyhte çalışmaya koyuldu.
Sonra aleyhte çalışmaya koyuldu.
Sonra aleyhte çalışmaya koyuldu.
Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Sonra da koşarak arkasını döndü.
Sonra arkasını döndü, koşmaya başladı.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Sonra sırtını döndü; (Musa'nın getirdiklerini iptal etmek için) çalışmağa koyuldu.
Sonra sırt çevirdi ve harekete geçti dipnot 1 .
Sırt çevirdi ve işe girişti.
Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.
Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.
Sonra, sırtını döndü; koşuyordu.
He turned his back to contend the truth with falsehood.
He turned away and hastily
Further, he turned his back, striving hard (against Allah).
and then he turned back to have recourse to his craftiness, dipnot 1
and then he hastily backed away.
Then he turned his back, striving (against Allâh).
Then he turned back, walking swiftly,
Then he turned back striving (and devising schemes against him).
then he turned away hastily,
Then he went back in hurry, …
Then he retreated hastily,
Then he turned away in a hurry.
Then he turned back hastily;
Then turned he away (from Allah) in haste.
Thereafter he withdrew in a (hasty) endeavor.
Then turned he away in haste,
Then he turned away, deliberating,
and brusquely turned his back [on Moses];
then turned his back, striving ˹against the truth˺.
Then he turned away in a hurry.
Then he turned away in a hurry.
Then he turned his back, striving.
Then turned he away in haste,
Then turned he away briskly.
Also, he turned his back, working hard (against Allah).
then he turned back, and tried hard (to refute the Messenger),
Then he turned away in a hurry.