Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?
Saf suresi · 10–14. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Saf suresi, 10. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ تِجَٰرَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?
Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak ticaret dipnot 1 (yolunu) size göstereyim mi?
Siz ey iman edenler! Sizi can yakıcı bir azaptan kurtaracak bir alışverişe yönledireyim mi?
Siz ey imana ermiş olanlar! (Hem bu dünyada hem de öteki dünyada) şiddetli bir azaptan sizi koruyacak bir alışveriş göstereyim mi size?
Ey iman edenler. . . Size, sizi feci bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim!
Ey iman edenler, sizi acı bir azabdan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi?
Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?
Ey inanca çağırılanlar! Acı bir cezadan sizi koruyacak bir alışverişin yolunu göstereyim mi?
Ey iman edenler! Sizi acıklı bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?
Ey iman edenler, sizi acı azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?
Ey inananlar, sizi acı azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?
Ey iman edenler, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticareti göstereyim mi size?
Ey o bütün iyman edenler! Size öyle bir ticaret göstereyim mi ki sizleri elim bir azabdan kurtarır.
Ey İman Edenler! Size, can yakıcı bir azaptan kurtaracak, kazançlı bir ticaretin yolunu göstereyim mi?
Ey iman edenler! Size, can yakıcı bir azaptan kurtaracak, kazançlı bir ticaretin yolunu göstereyim mi?
Ey iman edenler! Size, can yakıcı bir azaptan kurtaracak, kazançlı bir ticaretin yolunu göstereyim mi?
Ey inananlar, sizi acı bir azabdan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi?
Ey iman edenler, — elem verici bir azabdan sizi kurtaracak — bir ticaret (yolunu) göstereyim mi size?
Ey iman edenler; sizi, elim azabtan kurtaracak bir ticareti göstereyim mi size?
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?
Ey inananlar, size, sizi acı azabdan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?
Ey inanıp güvenenler! Sizi acıklı bir azaptan kurtaracak ticareti göstereyim mi dipnot 1 ?
Ey inanıp güvenenler! Acıklı azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?
Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?
-Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?
Ey iman sahipleri! Dikkatlerinizi, sizi korkunç bir azaptan kurtaracak bir ticarete çekeyim mi:
Saf suresi, 11. ayet. تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Allah'a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.
Allah'a ve Elçisine inanıp güvenirsiniz; dipnot 1 mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz (fedakârlık yaparsınız). Bilirseniz bu, sizin için hayırlı olandır.
Allah'a ve Elçi'sine güvenirseniz, Allah davası uğrunda mallarınızla ve canlarınızla cihad ederseniz: böyle yapmanız sizin için daha hayırlıdır; tabi eğer bilgiyle (hareket) ederseniz.
Allah'a ve Peygamberi'ne inanır ve Allah yolunda malınız ve canınızla gayret gösterirsiniz; bu sizin kendi iyiliğinizedir, keşke bilseydiniz.
El Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a ve Rasulüne iman edersiniz ve Allah yolunda karşılık beklemeksizin mallarınızla ve nefsleriniz ile mücadele verirsiniz! İşte bu sizin için daha hayırlıdır; eğer kavrayabilirseniz!
Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.
Allah’a ve Rasûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Allah'a ve O'nun elçisine inanır, mallarınız ve canlarınızla Allah'ın yolunda çaba gösterirsiniz. İşte bu, sizin için daha iyidir; keşke bilseydiniz!
Allah'a ve Peygamberine inanır, Allah yolunda malınız ve canınızla cihad ederseniz, bu sizin iyiliğinizedir; keşke bilseydiniz!
ALLAH'ı ve elçisini onaylarsınız, ALLAH'ın yolunda canınız ve paranızla çaba gösterirsiniz. Bu sizin için en iyisidir, bir bilseniz.
ALLAH'a ve elçisine inanırsınız, ALLAH'ın yolunda canınız ve paranızla çaba gösterirsiniz. Bu sizin için en iyisidir, bir bilseniz.
Allah'a ve Resulüne iman edip mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız; eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.
Allah ve Resulüne iyman edip mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda mücahede eylersiniz, bu sizin için çok hayırlıdır, eğer bilir iseniz
Bu, Allah'a ve Resul'üne iman etmeniz; Allah yolunda, mallarınızla ve canlarınızla cihad dipnot 1 etmenizdir. İşte bu, eğer bilirseniz sizin için hayırlı olandır.
Bu, Allah'a ve Resul'üne iman etmeniz; Allah yolunda, mallarınızla ve canlarınızla cihad dipnot 1 etmenizdir. İşte bu, eğer bilirseniz sizin için hayırlı olandır.
Bu, Allah'a ve Rasul'üne iman etmeniz; Allah yolunda, mallarınızla ve canlarınızla cihad dipnot 1 etmenizdir. İşte bu, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
Tanrı'ya ve O'nun Resulü'ne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Tanrı yolunda cihad edersiniz. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.
Allaha ve peygamberine iman (da sebat) eder, mallarınızla, canlarınızla da Allah yolunda çarpışırsınız. Bu, sizin için, eğer bilirseniz, çok hayırlıdır.
Allah'a ve peygamberine iman eder, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz. Eğer bilirseniz; bu sizin için çok daha hayırlıdır.
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
Allah’a ve Rasûlüne iman ederseniz, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihat ederseniz. İşte bu, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
Allah'a ve Elçisine inanırsınız, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edersiniz. İşte bilirseniz, sizin için en iyisi budur.
Allah'a ve resulüne /kitabına dipnot 1 inanıp güveneceksiniz. Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad dipnot 2 edeceksiniz dipnot 3 . Sizin için hayırlı olan budur; bunu bir bilseniz!
O ticaret, Allah'a ve elçisine tam güvenmeniz dipnot 1 , Allah yolunda mallarınızı ve canlarınızı ortaya koyarak mücadele (cihad) etmenizdir. Bilseniz sizin için hayırlı olan budur.
Allah’a ve Rasûlüne iman ederseniz, Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat ederseniz; işte bu, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
Allah'a ve Peygamberine iman ederseniz, Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat ederseniz! İşte bu, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
Allah'a ve onun resulüne inanır, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla didinirsiniz. İşte bu, sizin için en hayırlısıdır; eğer bilirseniz.
Saf suresi, 12. ayet. يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّٰتِ عَدْنٍ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
(Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır.
O, günahlarınızı bağışlar; sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, durmaya değer cennetlerdeki dipnot 1 güzel meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
(Böyle yaparsanız) O sizin günahlarınızı bağışlayacak ve sizi zemininden ırmakların çağladığı cennetlere koyacaktır; kalıcı güzelliğin merkezi olan cennetlerdeki tarifsiz huzur köşklerine: işte muhteşem final budur!
(Eğer böyle yaparsanız,) Allah günahlarınızı bağışlayacak ve sizi (öteki dünyada) içinden ırmaklar akan bahçelere ve bu sonsuz mutluluk bahçelerindeki güzel köşklere koyacaktır. Bu büyük bir mazhariyettir!
(Bu takdirde) benlikten kaynaklanan suçlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki temiz meskenlere dahil eder. . . İşte bu aziym bir kurtuluştur!
O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.
İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.
Suçlarınızı bağışlayacak ve altlarından ırmaklar akan cennetlere ve nimet cennetlerindeki güzel konutlara sizi yerleştirecektir. En büyük başarı, işte budur.
Eğer böyle yaparsanız, Allah sizin günahlarınızı affeder, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte, en büyük kurtuluş budur.
Günahlarınızı bağışlar ve sizi içinden ırmaklar akan bahçelere ve Adn bahçelerindeki saraylara sokar. Büyük başarı budur.
Günahlarınızı bağışlar ve sizi içinden ırmaklar akan bahçelere ve Adn bahçelerindeki saraylara sokar. Büyük başarı budur.
Günahlarınızı bağışlar ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş hoş meskenlere koyar. İşte büyük kurtuluş odur.
Günahlarınızı mağfiret buyurur ve sizi altından ırmaklar akar Cennetlere ve Adn Cennetlerinde hoş hoş meskenlere koyar, işte büyük kurtuluş "fevzi azim" odur
Sizin suçlarınızı bağışlar ve sizi içinden nehirler akan Cennetlere koyar. Ve sizi, Adn Cennetler'inde, hoş meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Sizin suçlarınızı bağışlar ve sizi içinden nehirler akan Cennetlere koyar. Ve sizi, Adn Cennetlerinde, hoş meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Sizin suçlarınızı bağışlar ve sizi içinden nehirler akan Cennetlere koyar. Ve sizi, Adn Cennetlerinde, hoş meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.
(Böyle yaparsanız O, sizin günahlarınızı yarlığar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adin cennetlerindeki çok güzel saraylara sokar. İşte bu, en büyük kurtuluş (seadet) dir.
O; sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel yerlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan Cennetler'e, Adn Cennetleri'ndeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.
(Böyle yapınız ki Allah) sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve durulmağa değer bahçeler içinde güzel konutlara koysun. İşte büyük başarı budur.
(Bunları yaparsanız) Allah, günahlarınızı bağışlar ve sizi Adn cennetlerinde dipnot 1 , içlerinden ırmaklar akan bahçelere ve güzel konaklara yerleştirir dipnot 2 . İşte bu, büyük bir başarıdır.
Bunlara karşılık Allah, günahlarınızı bağışlayacak ve sizi içinden ırmaklar akan bahçelere, güzel konaklara yerleştirecektir. Büyük başarı işte budur.
O, sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi alt tarafından ırmaklar akan Cennetlere, Adn Cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.
O, sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.
Günahlarınızı affeder ve sizi, altından nehirler akan bahçelere, sürekli cennetlerdeki temiz, bereketli barınaklara yerleştirir. İşte bu en büyük başarıdır.
Saf suresi, 13. ayet. وَأُخْرَىٰ تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih (Mekke'nin fethi). (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele!
Seveceğiniz başka (bir ticaret) daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir zafer. dipnot 1 Müminleri (bunlarla) müjdele!
Ve kendisiyle sevineceğiniz bir şey daha var: Allah'tan bir yardım ve görünen bir zafer. Artık mü'minlere müjde ver!
Ve (bakın, Allah size) gönülden seveceğiniz başka bir şey daha (bağışlayacak): (bu dünyada) Allah'ın yardımı ve yakında gerçekleşecek bir zafer; (ey Peygamber, bunu) bütün inananlara müjdele.
Seveceğiniz dahası da var: Allah'tan yardım ve feth-i kariyb (Kurbiyet açılımı)! İman edenleri müjdele!
Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.
Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele.
Ve seveceğiniz başka bir şey; Allah tarafından bir yardım ve yakın bir utku; inananlara, sevinçli haberi ver.
Hoşlanacağınız diğer bir şey de Allah'ın yardımı ve yakın bir fetihdir. İnananları müjdele!
Bundan başka sevdiğiniz bir şey daha: ALLAH'tan bir destek ve yakın bir zafer... İman edenleri müjdele.
Bundan başka sevdiğiniz bir şey daha: ALLAH'tan bir destek ve yakın bir zafer... İnananları müjdele.
Seveceğiniz bir diğer (nimet) daha var; Allah'tan yardım ve yakın bir zafer! Müjdele müminleri!
Diğer biri de ki onu seveceksiniz; Allahdan nusrat ve yakın bir fetih, hem mü'minleri müjdele
Ayrıca seveceğiniz bir şey daha: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.
Ayrıca seveceğiniz bir şey daha: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.
Ayrıca seveceğiniz bir şey daha: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. İnananları müjdele.
Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Tanrı'dan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. İnançlıları müjdele.
(Sizin için) seveceğiniz diğer (aacil bir ni'met) daha (var ki o da) Allahdan nusret ve yakın fetih (dir). (Habibim) sen mü'minlere (bu nusreti ve fethi) müjdele.
Seveceğiniz başka bir şey daha var; Allah katında yardım ve yakın bir fetih ve mü'minleri müjdele.
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
Ve sevdiğiniz bir diğeri daha: Allah’tan bir zafer ve yakın bir fetih, Müminleri müjdele!
Seveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan bir zafer ve yakın bir fetih... Mü'minleri müjdele.
Seveceğiniz başka şeyleri de (bu dünyada nasip eder): Allah'tan gelecek yardımları dipnot 1 ve yakın fetihleri... dipnot 2 İnanıp güvenenleri bunlarla müjdele.
Hoşunuza gidecek bir başarı da dünyada olacaktır: Allah'ın yardımı ve yakın zamanda bir fetih. İnanıp güvenenleri bunlarla müjdele.
Sevdiğiniz diğer bir şey, Allah’tan bir zafer/yardım ve yakın bir fetihtir. Müminlere müjdele!
Sevdiğiniz diğer bir şey, Allah'tan bir zafer/yardım ve yakın bir fetihtir. Müminlere müjdele!
Seveceğiniz daha başka şeyler de var: Allah'tan bir yardım, çok yakın bir fetih... İman sahiplerine müjde ver!
Saf suresi, 14. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوٓا۟ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّـۧنَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٌ فَأَيَّدْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَىٰ عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا۟ ظَٰهِرِينَ
Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, "Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler de, "Biz Allah'ın yardımcılarıyız" demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah'ın (yolunun) yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu İsa, Havarilere "Allah'a doğru (giden yolda) kim bana yardımcı olacak?" demişti. Havariler dipnot 1 de "Biz Allah'ın (yolunun) yardımcılarıyız!" demişlerdi. dipnot 2 İsrailoğulları'ndan bir grup inanmış, bir grup ise inkâr etmişti. dipnot 3 Sonunda biz, inananları düşmanlarına karşı desteklemiştik. Böylece galip gelmişlerdi.
Siz ey iman edenler! Allah'ın destekçileri olun! Tıpkı Meryem oğlu İsa'nın, havarilerine "Allah'a giden yolda kim bana var gücüyle destek olur?" deyince, havarilerin "Biziz Allah davasının gönüllü destekçileri!" demeleri gibi... Nitekim İsrailoğullarından bir gurup (ona) inandı, bir gurup da inkar etti. Bunun üzerine Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı dirençli kıldık: Sonunda galip gelenler onlar oldu.
Siz ey imana ermiş olanlar! Meryem oğlu İsa gibi, siz de Allah'ın (davasının) hizmetçileri olun! Hani o, beyaz giysililere, "Kim Allah(ın davası) uğrunda benim yardımcılarım olacak?" diye sormuştu. Bunun üzerine beyaz giysili (havari)ler "Allah (yolunda) yardımcılar(ın) biz olacağız!" diye cevap vermişlerdi. Ve böylece İsrailoğulları'ndan bir kısmı (İsa'nın peygamberliğine) inanmaya başladı, diğerleri ise hakikati inkar ettiler. Ama (şimdi) Biz, (gerçekten) imana kavuşmuş olanları düşmanlarına karşı koruyup destekledik ve onlar üstün gelenlerden oldular.
Ey iman edenler, Allah'ın Ensarı (yardımcıları) olun; Meryemoğlu İsa'nın, Havarilere: "Kim benim yardımcılarımdır Allah'a?" dediğindeki gibi! Havariyyun dedi ki: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız!". . . İsrailoğullarından bir kısmı iman etti ve bir kısmı da küfretti (gerçeği reddetti)! Bunun üzerine o iman edenleri, düşmanları aleyhine destekledik de üstün gelenler oldular.
Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun! Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğullarından bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa havârîlere: Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demişti. Havârîler de: Allah (yolunun) yardımcıları biziz, demişlerdi. İsrailoğullarından bir zümre inanmış, bir zümre de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın yardımcıları olun! Meryem Oğlu İsa, havarilerine sormuştu: "Allah'ın yolunda, kim benim yardımcılarım olacak?" Havariler, şöyle dediler: "Allah'ın yardımcıları biziz!" Böylece, İsrailoğullarından bir kesim inandı, bir kesim de nankörlük etti. Bunun üzerine, düşmanlarına karşı inananları destekledik; sonunda üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olunuz!Nitekim, Meryemoğlu İsa da havarilerine şöyle demişti: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimlerdir?" Havariler, "Allah'ın yardımcıları biziz" demişlerdi. Böylece,İsrailoğulları'ndan bir grup inanmış, bir grup da inkar etmişti. Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de onlar galip geldiler.
Ey iman edenler, ALLAH'ı destekleyenler olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa, öğrencilerine, "ALLAH yolunda kim benim destekçilerim olur?" diye sormuştu. Öğrencileri, "Biz ALLAH'ın destekçileriyiz" demişlerdi. İsrail oğullarından bir grup gerçeği onayladı, bir grup da inkar etti. İman edenleri düşmanlarına karşı destekledik; onlar üstün geldiler.
Ey inananlar, ALLAH'ı destekleyenler olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa, öğrencilerine, 'ALLAH yolunda kim benim destekçilerim olur?' diye sormuştu. Öğrencileri, 'Biz ALLAH'ın destekçileriyiz,' demişlerdi. İsrail oğullarından bir grup inandı, bir grup da inkar etti. İnananları düşmanlarına karşı destekledik; onlar üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu İsa havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dedi. Havarileri: "Biz Allah (yolunun) yardımcılarıyız." dediler. Bunun üzerine İsrail oğullarından bir grup iman etti, bir grup inkar etti. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik o suretle onlar üstün gelip yüze çıktılar.
Ey o bütün iyman edenler! Allah yardımcıları olunuz, netekim Meryemin oğlu İsa: "Kim benim yardımcılarım Allaha doğru?" dedi, Havariyyun "biz Allah yardımcılarıyız" dediler. Bunun üzerine Beni İsrailden bir taife iyman etti, bir taife de küfre gitti de biz iyman edenleri düşmanlarına karşı teyid eyledik, o suretle onlar üstün olup yüze çıktılar.
Ey İman Edenler! Allah'ın yardımcıları olun! Meryem Oğlu İsa'nın havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dediği zaman, havarilerin: "Allah yolunun yardımcıları biziz." dedikleri gibi. Sonuçta, İsrailoğulları'nın bir kısmı iman etti, bir kısmı da inanmadı. Biz de iman Edenler'i, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece, onlar üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun! Meryem Oğlu İsa'nın havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dediği zaman, havarilerin: "Allah yolunun yardımcıları biziz." dedikleri gibi. Sonuçta, İsrailoğulları'nın bir kısmı inandı, bir kısmı da inanmadı. Biz de iman edenleri, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece, onlar üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah yolunun yardımcıları olun! Meryem Oğlu İsa'nın havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dediği zaman, havarilerin: "Allah yolunun yardımcıları biziz." dedikleri gibi. Sonuçta, İsrailoğulları'nın bir kısmı inandı, bir kısmı da inanmadı. Biz de iman edenleri, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece, onlar üstün geldiler.
Ey inananlar, Tanrı'nın yardımcıları olun. Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Tanrı'ya (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Tanrı'nın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğullarından bir topluluk inanmış, bir topluluk da küfretmişti. Sonunda biz inananları düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler.
Ey iman edenler, Allahın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa (da) havaarilerine "Allaha (müteveccih olarak) benim yardımcılarım kim (olacak)?" demiş, havaariler de "Allahın yardımcı (kul) lan biziz" (diye) söylemişlerdi. İşte İsrail oğullarından bir zümre (ona) iman etmiş, bir zümre de küfürde kalmışdı. Nihayet biz, o iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik de bu suretle gaalib (olarak) çıkdılar.
Ey iman edenler; siz Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa, havarilere: Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimlerdir? deyince, havariler demişlerdi ki: Biziz, Allah'ın yardımcıları. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da küfretmişti. Nihayet Biz, o iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik de böylece üstün geldiler.
(14) Ey iman edenler, Allah’ın yardımcıları olun, tıpkı Meryem oğlu İsa’nın havarilerine “Allah’a yönelerek bana yardım eden kimdir?” dediği gibi, havariler de dediler ki, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” İsrail oğullarından bir grup / bir taife iman etti, bir grupta örtbas etti / küfretti, biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik onlar da üstün olarak sabahladılar / ortaya çıktılar.
Ey iman edenler! Allah'ın (dininin) yardımcıları olun. Meryem oğlu Îsâ’nın Havariler'e dediği gibi: "Allah (yolunda) yardımcılarım kimdir?" Havariler dedi ki: "Biz, Allah'ın (dininin) yardımcılarıyız!" İsrailoğulları'ndan da bir grup iman etmiş, bir grup da küfretmişti. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler.
Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler: "Allah (yolun)un yardımcıları biziz" dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler.
Ey inanıp güvenenler, Allah'ın /onun dininin yardımcıları olun dipnot 1 ! Tıpkı Meryem oğlu İsa'nın Havarilere: "Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?" diye sorduğunda Havarilerin: "Biz, Allah'ın /onun dininin yardımcılarıyız." demeleri gibi. Sonra İsrailoğullarının bir kesimi inanıp güvendi, bir kesimi de kafirlik etti. Biz de inanıp güvenenlere düşmanlarına karşı destek verdik; onlar da (düşmanlarına) üstün geldiler dipnot 2 .
Ey inanıp güvenenler! Allah için yardım eden kişiler olun. Nitekim Meryem oğlu İsa Havarilere: "Allah'a giden yolda bana kimler yardım eder?" dediğinde Havariler: "Biz, Allah için yardım ederiz." demişlerdi. Böylece İsrail oğullarının bir bölümü inanıp güvenmiş, bir bölümü de görmezlikten gelmişti. Biz de inanıp güvenenleri düşmanlarına karşı güçlendirdik; sonunda onlara üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah'ın (dininin) yardımcıları olun. Meryem oğlu İsa’nın Havarilere dediği gibi: Allah (yolunda) yardımcılarım kimdir? Havariler dedi ki: Biz, Allah'ın (dininin) yardımcılarıyız! İsrailoğulları'ndan da bir grup iman etmiş, bir grup da küfretmişti. Biz da iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, Onlar da üstün geldiler.
Ey iman edenler! Allah yardımcıları olun. Meryem oğlu İsa'nın Havarilere dediği gibi: -Allah yolunda yardımcılarım kimdir? Havariler dedi ki: -Biz, Allah yardımcılarıyız! İsrailoğulları'ndan da bir grup inanmış, bir grup da inkar etmişti. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, Onlar da üstün geldiler.
Ey iman sahipleri! Allah'ın yardımcıları olun! Hani, Meryem oğlu İsa, havarilere: "Allah'a gidişte benim yardımcılarım kimdir?" demişti de, havariler: "Biz, Allah'ın yardımcılarıyız!" cevabını vermişlerdi. Bunun ardından, İsrailoğullarından bir zümre iman etmiş, bir zümre de küfre sapmıştı. Nihayet biz, iman sahiplerini düşmanlarına karşı güçlendirdik de onlar üstün geldiler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.