Diyanet İşleri
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 191. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şu'ayb ve Eyke halkı Şuarâ 176–191 3
Şu'ayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Şüphesiz bu Kur'an, alemlerin Rabbi'nin indirmesidir.
(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 189–191. ayetler için yazılmıştır.
189. “Onu yalanladılar.” Yani onu yalanlamak ve onun getirdiklerini inkâr edip kâfir olmak, onların huyu haline gelmişti. Öyle ki mucizelerin onlara hiçbir faydası olmuyordu. Onların tepelerine azabın indirilmesinden başka hiçbir çare kalmamıştı. “Bunun üzerine gölge gününün azabı onları (ansızın) yakaladı.” Bir bulut onları gölgelendirdi. Bu gölgeden hoşlanarak, onun aslında normal bir gölge olmayan gölgesinin altına toplandılar. Bunun üzerine o buluttan çıkan azap onları yakıverdi. Böylelikle o gölgenin altında cansız kalıverdiler. Yurtlarından ayrıldılar da bedbahtlık ve azap yurduna konuk oldular. “Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.” Bir daha dünyaya geri dönüp de yeniden amel etme imkânı bulamadılar. Azap bir an dahi üzerlerinden hafifletilmeyeceği gibi onlara süre de verilmeyecektir.
190. “Şüphesiz bunda” Şuayb’ın ve onun davetinin doğruluğuna, kavminin de kendisine karşı çıkışının batıl olduğuna açık delil teşkil eden “bir ibret vardır.” Bunca âyet ve mucizeleri görmelerine rağmen insanların “çoğu iman etmezler.” Çünkü onlar, akıllarını kullanmayan kimselerdir. Hayırlı kimselerde değildir: “Sen ne kadar arzu etsen de insanların çoğu iman etmezler.” (Yusuf, 12/103)
191. “Şüphe yok ki Rabbin” kudreti ile herhangi bir kimsenin kendisine zarar vermesi imkânsız olan ve bütün yaratıkları hükmü altında bulunduran “Azizdir.” Rahmet onun sabit sıfatı olan “Rahimdir.” Bu varlık âlemini var ettiğinden sonsuza dek, dünya ve âhiretteki bütün hayırlar onun bu rahmetinin tecellilerindendir. Peygamberlerini yalanlayan düşmanlarını helâk etmesi, O’nun izzettinin bir tecellesi olduğu gibi; gerçek dostlarını ve onlarla birlikte iman edenleri kurtarması da O’nun rahmetinin tecellilerinden birisidir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Şüphesiz ki senin Rabbin Azîz'dir. (Hiç kimse O'na galip gelemez.) Düşmanlarından intikam alandır. Tövbe eden kullarına karşı çok merhametlidir.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kıssa: Hz. Şuayb
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kıssa: Hz. Şuayb
Hani Şu'ayb, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kıssa: Hz. Şuayb
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Aynı kıssa: Hz. Şuayb · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen…
Aynı kıssa: Hz. Şuayb · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah'tan daha itibarlı mı ki, O'na sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir. dipnot 1
Ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
Şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir.
Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
Kuşkusuz, senin Efendin Üstündür, Rahimdir.
Kuşkusuz, senin Rabbin Üstündür, Rahimdir.
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.
Ve şüphesiz ki rabbın o, öyle aziz öyle rahim
Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Rabbin, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ve şüphesiz, senin rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Hakıykat, senin Rabbin mutlak gaalibdir, çok esirgeyicidir O.
Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.
(176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Şüphesiz senin Rabbin /Sahibin daima üstün ve ikramı bol olandır.
Senin Rabbin elbette güçlüdür; ikramı boldur.
Elbette Rabbin, çok güçlüdür, çok merhametlidir.
Rabbin ise, elbette güçlü olan, merhametli olan O'dur.
Ve senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim'dir.
Allah, your Creator, is indeed AL-Aziz and AL-Rahim,
your Lord alone is the Almighty, the Merciful.
And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.
Verily Your Lord is Immensely Mighty, Most Compassionate.
Truly your Lord is the Almighty, the Most Merciful.
And verily your Lord, He is indeed the All-Mighty, the Most Merciful.
Indeed your Lord is the All-mighty, the All-merciful.
Though infact your Lord, He is the All-Mighty, the Ever Merciful.
Surely thy Lord, He is the All-mighty, the All-compassionate.
The fact is, your Lord is the Almighty, Most Merciful.
but, verily, thy Lord He is mighty, merciful!
Your Lord is the Noble, the Compassionate.
Thy Lord is the mighty, the merciful.
Verily, in this is a sign; but most of them are not believers.
And surely your Lord, He is indeed The Ever-Mighty, The Ever-Merciful.
And lo! thy Lord! He is indeed the Mighty, the Merciful.
Yet verily your Lord is mighty and merciful.
But, verily, thy Sustainer - He alone - is almighty, a dispenser of grace!
And your Lord is certainly the Almighty, Most Merciful.
And your Lord is the Noble, the Merciful.
Most assuredly, your Lord is the Almighty, Most Merciful.
And indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful.
And thy Lord: He is the Exalted in Might, the Merciful.
Behold, your Lord! He is Almighty, Merciful. (His Rule is the Rule of Law).
And surely your Lord is He (Who is) the Almighty (Al-Aziz), the Most Merciful (Ar-Raheem).
and indeed your Lord is the Mighty, the Merciful.
And your Lord is the Noble, the Merciful.