Diyanet İşleri
Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 6. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
feḳad keẕẕebû feseye'tîhim embâü mâ kânû bihî yestehziûn.
Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller Şuarâ 1–9 3
Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin!
Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.
Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.
Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.
Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
6. “İşte onlar” hakkı “yalanladılar.” Yalanlamak, onların değişmez ve vazgeçilmez bir karakteri haline gelmiştir. “O nedenle alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir.” Onların: Yalandır, dedikleri azap, pek yakında başlarına gelecek, onları bulacaktır. Çünkü azap sözü onlara hak olmuştur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, resullerinin kendilerine getirdiğini yalanladılar. Alay edip durdukları şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir ve azap başlarına inecektir.
Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.
Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede…
Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
(Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Elbette (bu mesajı) da yalanladılar; (fakat) alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında kendilerine gelecektir. dipnot 1
Kaldı ki, işte onlar (bunu) da yalanladılar. Buna rağmen, alay edip durdukları haberler yine de karşılarına çıkarılacaktır.
Nitekim, işte (bu mesajı da) yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin tahakkuku yakında bütün açıklığıyla onların karşısına çıkarılacak!
Gerçekten yalanladılar! Alay edegeldikleri şeyin haberleri, kendilerine yakında gelecektir.
Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.
Üstelik (ona) «yalandır» derler, fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.
Nitekim yalanladılar. Artık, alay ettikleri şeyin haberleri, yakında onlara gelecektir.
Nitekim Kur'an'ı da yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.
Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.
Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.
Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir.
Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek
Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.
Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.
Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.
Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.
Şimdi (kat'i suretde) tekzib etdiler. (Fakat) istihza edegeldikleri (hakıykatların mühim) haberleri yakında onlara gelecekdir.
Onlar, gerçekten yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir.
(1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Onlar (Allah’ın ayetlerini) yalanladılar. Fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.
Onlar kesinlikle yalana sarılırlar. Hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir dipnot 1 .
Kesinlikle yalan söylüyorlar ama hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.
Onlar, yalanladılar; ama alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.
Onlar, inkar ettiler; ama, alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.
Yemin olsun, yalanladılar ama yakında gelecektir onlara alaya alıp durdukları şeyin haberleri.
They labelled the truth -the Quran- as falsehood and counseled deaf to it. But soon shall they realize the truth of all that has been discoursed in this Book which they hold- up to ridicule.
they deny it, but the truth of what they scorned will soon hit them.
They have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at!
They will soon come to know the truth of that which they have been scoffing at. dipnot 1
They have denied the truth, but the news of what they mocked will certainly come to them.
So they have indeed denied (the truth - this Qur’ân), then the news of what they mocked at will come to them.
They have certainly denied [the truth], but soon there will come to them the news of what they have been deriding.
Now, when they have cried lies (to the Messages of their Lord and denied the Qur'ân), there will soon come to them the great tidings (about their own doom and predominance of Islam) which they used to take lightly.
So they have cried lies; therefore assuredly tidings will come to them of that they mocked at.
As a result of their denial, pretty soon they will witness the reality of what they were mocking at.
They have called (thee) liar! but there shall come to them a message of that at which they mocked.
They have denied, thus the news will come to them of what they used to ridicule.
and they have charged it with falsehood: But a message shall come unto them, which they shall not laugh to scorn.
But there comes not to them a fresh Reminder from the Beneficent that they did not turn away from.
Then they have readily cried lies; so the tidings will soon come up to them of what they used to mock at.
Now they have denied (the Truth); but there will come unto them tidings of that whereat they used to scoff.
Surely they have done with denying; soon will come to them the news of what they were laughing at.
thus, indeed, have they given the lie (to this message as well). But [in time] they will come to understand what it was that they were wont to deride!
They have certainly denied ˹the truth˺, so they will soon face the consequences of their ridicule.
They have denied, thus the news will come to them of what they used to ridicule.
Since they disbelieved, they have incurred the consequences of their heedlessness.
For they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule.
Then have they denied; and there will come to them the report of that whereat they mocked.
Thus indeed have they rejected this Message. But in time they will come to understand what it was that they ridiculed.
Truly, they have rejected (the Message): So they will soon know the truth about that which they made fun!
Thus they rejected (the Truth); well, soon will come to them the real descriptions of what they used to ridicule.
They have denied, thus the news will come to them of what they used to mock.