Diyanet İşleri
Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 4. ayet. إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ
in neşe' nünezzil `aleyhim mine-ssemâi âyeten feżallet a`nâḳuhüm lehâ ḫâḍi`în.
Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller Şuarâ 1–9 3
Ta Sin Mim.
Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.
Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin!
Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.
Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.
Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
4. “Eğer istesek gökten üzerlerine” gönderilmesini teklif ettikleri mucizelerden “bir mucize indiririz de” yalanlayanlar “onun karşısında (ister istemez) boyun bükerler.” Ancak buna ihtiyaç yoktur. Bunda bir maslahat da bulunmamaktadır. Çünkü o vakit iman etmelerinin hiç faydası olmaz. Zira fayda sağlayan iman, gıyaben/görmeden yapılan imandır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin gelmesinden yahut Rabbinin âyetlerinin birisinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Rabbinin âyetlerinden biri geldiği gün daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez.” (el-En’am 6/158)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer biz onların üzerine gökten bir mucize indirmeyi dilersek, onu indiririz. Böylece boyunları zillet içinde eğilip kalır. Fakat biz onları imtihan etmek için böyle yapmak istemedik. Acaba onlar gayba iman edecekler mi?
Aynı kök: خضع (2 geçiş)
Ey Peygamber'in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü…
Aynı kök: عنق (9 geçiş)
Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne.…
Aynı kök: عنق (9 geçiş)
Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir.…
Aynı kök: عنق (9 geçiş)
Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
Aynı kök: ظلل (33 geçiş)
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Aynı kök: ظلل (33 geçiş)
Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…
Aynı kök: ظلل (33 geçiş)
İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Dilesek, üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de ona boyunları eğik kalır.
Eğer dileseydik onlara semadan öyle bir belge indirirdik ki, onun karşısında (mecburen) boyun büker, baş eğerlerdi.
Eğer dileseydik, onlara gökten öyle bir alamet indirirdik ki, onun karşısında boyunları bükülür, hemen baş eğerlerdi.
Eğer dilesek semadan üzerlerine bir mucize inzal ederiz de, zorunlu olarak boyunları bükülüp, hükmü kabul ederler!
Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.
Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.
Eğer dilersek, gökten bir mucize indiririz; boyunları, Ona eğilsin diye.
Dilersek onlara gökten bir mucize indiririz de mecbur kalıp boyun eğerler.
Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.
Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.
Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır.
Dilersek üzerlerine Semadan bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğile kalır
Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet dipnot 1 indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı dipnot 2 .
Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet dipnot 1 indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı. dipnot 2
Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet dipnot 1 indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek dipnot 2 zorunda kalırdı.
Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.
Eğer dilersek biz onların tepesine gökden bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğilekalır.
Dilersek, onlara gökten bir ayet indiririz de ona boyunları eğik kalır.
(1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Dilersek, üzerlerine gökten bir ayet/mucize indiririz de boyunları öne eğilip kalır.
Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).
Farklı tercihte bulunsak dipnot 1 gökten üzerlerine bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.
Farklı bir tercihte bulunsaydık gökten üzerlerine öyle bir belge indirirdik ki, karşısında başları öne eğilirdi.
Dilersek, üzerlerine gökten bir ayet/mucize indiririz de boyunları öne eğilip kalır.
Dilersek, üzerlerine gökten bir işaret indiririz de boyunları öne eğilip kalır.
Eğer istersek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun önünde perişanlıkla eğilip kalır.
If We will, We could easily send down to them from heaven a physical sign revealing to them Our Omnipotence and Authority, a sign to which they will have to bend their necks in subjugation and submission,
If We had wished, We could have sent them down a sign from heaven, at which their necks would stay bowed in utter humility.
If (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility.
If We will, We can send down a Sign to them from heaven, so their necks will be humbled to it. dipnot 1
If We wished We could send down a Sign to them from heaven, before which their heads would be bowed low in subjection.
If We will, We could send down to them from the heaven a sign, to which they would bend their necks in humility.
If We wish We will send down to them a sign from the sky before which their heads will remain bowed in humility.
If We so please We can send down upon them such a sign from above that their necks would bend (and heads bow down) in submission to it.
If We will, We shall send down on them out of heaven a sign, so their necks will stay humbled to it.
If I (God) wanted to make the disbelievers to believe [out of fear], I could have sent them such a terrible sign from the heaven that they would have bowed down being humiliated.
If we please we will send down upon them from the heaven a sign, and their necks shall be humbled thereto.
If We wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.
If We pleased, We could send down unto them a convincing sign from heaven, unto which their necks would humbly submit.
It may be that you are tormenting your soul that they will not be believers.
In case We (so) decide, We will be sending down on them from the heaven a sign so their necks linger subdued to it.
If We will, We can send down on them from the sky a portent so that their necks would remain bowed before it.
We could send down from the heavens a sign to them if We pleased, before which their heads would remain bowed.
Had We so willed, We could have sent down unto them a message from the skies, so that their necks would [be forced to] bow down before it in humility.
If We willed, We could send down upon them a ˹compelling˺ sign from the heavens, leaving their necks bent in ˹utter˺ submission to it.
If We wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.
If we will, we can send from the sky a sign that forces their necks to bow.
If We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled.
If We will, We can send down upon them from the sky a proof to which their necks will remain humbled.
Had We so Willed, We could have sent down to them a Sign from the sky, to which they would have bent their necks in humility. (But, that is not Our Design. We expect them to use their reason (12:108)).
If (it) was Our Will, We can send down a Sign from the heaven to them, to which they will bow their necks in humility.
If We so will, We can send down to them a sign from the sky, for which their necks will stay bent in submission.
IfWe wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.