Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 87. ayet

Tâhâ suresi, 87. ayet. قَالُوا۟ مَآ أَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلَٰكِنَّا حُمِّلْنَآ أَوْزَارًا مِّن زِينَةِ ٱلْقَوْمِ فَقَذَفْنَٰهَا فَكَذَٰلِكَ أَلْقَى ٱلسَّامِرِىُّ

ḳâlû mâ aḫlefnâ mev`ideke bimelkinâ velâkinnâ ḥummilnâ evzâram min zîneti-lḳavmi feḳaẕefnâhâ fekeẕâlike elḳa-ssâmiriyy.

Diyanet İşleri

Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samiri de aynı şekilde attı."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 84–90 · surenin 87. ayeti / 135
  1. Tâhâ 84

    Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."

  2. Tâhâ 85

    Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.

  3. Tâhâ 86

    Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?" dedi.

  4. 87

    Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samiri de aynı şekilde attı."

  5. Tâhâ 88

    Böylece (Samiri) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samiri ve adamları) "Bu sizin de ilahınızdır, Musa'nın da ilahıdır. Öyle iken Musa, (ilahını burada) unuttu (da onu Tur'da aramaya gitti)" dediler.

  6. Tâhâ 89

    Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?

  7. Tâhâ 90

    Andolsun, Harun onlara daha önce şöyle demişti: "Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahman'dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 87–88. ayetler için yazılmıştır.

87-88. Yani onlar, Mûsâ’ya şöyle demişlerdi: Biz bu işi kasten ve kendi tercihimizle yapmadık. Bu işi yapmamıza iten sebep şudur: Biz o kıpti kavmin, bizde ödünç bulunan zinet eşyasından dolayı günah işlemiş olacağımızdan çekindik. Zira nakledildiğine göre İsrailoğulları kıptilerden çok miktarda ödünç zinet eşyası almışlardı. Mısır’dan çıktıklarında bu süs eşyaları beraberlerinde idi. Mûsâ, yanlarından ayrıldığında bu zinet eşyalarını -geri döndüğünde bu hususta görüşünü almak üzere- bir araya getirip toplamışlardı. Sâmirî, Firavun ve kavminin suda boğuldukları gün -ileride geleceği üzere- Rasûlün/Cebrail’in atının ayak izini görmüştü. Nefsi ona onun izinden bir avuç almaya teşvik etti. Bu aldığı bir avuç toprağı bir şeyin üzerine bıraktı mı canlanıveriyordu. Bu, onun için bir imtihan idi. İşte Sâmirî bu sayede “onlara böğüren bir buzağı heykeli yaptı.” Sâmirî ve ona uyanlar diğerlerine dediler ki: “Musa, Rabbini aramaya gitti; halbuki onun Rabbi işte buradadır. Ama o, onu unuttu.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa'nın kavmi dedi ki: "Ey Musa! Kendi isteğimizle sana verdiğimiz sözden dönmedik. Bilakis buna mecbur kaldık. Firavun'un kavminin süs eşyalarından ağır yükler taşıdık. Onlardan kurtulmak için bir çukura attık. Bizim (altınları) çukura attığımız gibi Sâmirî de beraberinde olan Cebrail -aleyhisselam-'ın atının toynağının bastığı topraktan oraya attı."

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. مَآ ma
  3. أَخْلَفْنَا ehlefna çıkmadık kök: خلف
  4. مَوْعِدَكَ mev'ideke senin sözünden kök: وعد
  5. بِمَلْكِنَا bimelkina kendi malımızla kök: ملك
  6. وَلَـٰكِنَّا velakinna fakat
  7. حُمِّلْنَآ hummilna bize yükletilmişti kök: حمل
  8. أَوْزَارًۭا evzaran yükler (günahlar) kök: وزر
  9. مِّن min -ndan
  10. زِينَةِ zineti süs(eşyas)ı- kök: زين
  11. ٱلْقَوْمِ l-kavmi o milletin kök: قوم
  12. فَقَذَفْنَـٰهَا fekazefnaha onları attık kök: قذف
  13. فَكَذَٰلِكَ fe kezalike aynı şekilde
  14. أَلْقَى elka attı kök: لقي
  15. ٱلسَّامِرِىُّ s-samiriyyu Samiri de kök: سمر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سمر (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.

  • Aynı kök: سمر (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    "Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok…

  • Aynı kök: وزر (27 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    De ki: "Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın günah…

  • Aynı kök: قذف (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan…

  • Aynı kök: زين (46 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Vaad

    Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kavmi) şöyle demişti: "Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza dönmedik. Fakat o kavmin (Mısırlıların) ziynetinden birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (bırakıp) atmıştık. Aynı şekilde Samiri de (kendi taşıdığını oraya) bırakmıştı."

Mustafa İslamoğlu

Onlar (kendilerini) şöyle savundular: "Biz sana verdiğimiz sözü kasıtlı olarak çiğnemedik; fakat (Mısır) halkının ziynet eşyalarına (haksız yere) konmanın vebalini taşıyorduk; ama biz onları (sorumluluktan kurtulmak için) kaldırıp attık, bunun üzerine Samiri de (onları alıp ateşe) attı."

Muhammed Esed

"Sana verdiğimiz sözden biz kendi isteğimizle dönmedik; fakat (Mısır) halkı(nın kirli) zinet yükleriyle yüklüydük; ve bu yüzden onları (ateşe) attık; aynı şekilde Samiri de (kendininkini) attı."

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Biz kasıtlı olarak sana muhalefet etmedik. . . Fakat biz halkımızın zinetinden ağırlıklar yüklenmiştik de onları kaldırıp (Samiri'nin ateşine) attık. . . Samiri de işte böylece atmıştı (biz onu taklit ettik). "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı."

Ali Özek ve heyeti

Dediler ki: Biz sana olan vaadimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin (Mısırlıların) ziynet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiş, sonra da onları atmıştık; aynı şekilde Sâmirî de atmıştı.

Ali Rıza Safa

Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle dönmedik. Fakat o toplumun mücevherleri bize yükletilmişti; onları attık. Aynı biçimde Samiri de attı!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. Ancak o ulusun süs eşyalarından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık; aynı şekilde Samiri de attı" dediler.

Edip Yüksel

"Sana verdiğimiz sözü kendi kafamıza göre bozmadık. O halkın süs eşyaları bize taşıtıldı. Onları attık. Samiri işte böyle bir şey ortaya çıkardı" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sana verdiğimiz sözü kendi kafamıza göre bozmadık. O halkın süs eşyaları bize taşıtıldı. Onları attık. Samiri işte böyle bir şey ortaya çıkardı,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Biz, sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz, o kavmin zinet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık; Samiri de attı.

Elmalılı Hamdi Yazır

(87-88) Biz dediler, senin va'dine kendiliğimizden hulfetmedik ve lakin o kavmin ziynetinden bir takım ağırlıklar yüklenmiş idik, onları ateşe attık, kezalik Samiri de bıraktı derken onlara bir dana, böğürmesi var bir cesed çıkardı, bunun üzerine dediler ki işte bu sizin ilahınız ve Musanın ilahı fakat unuttu

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Senin sözünden kendi isteğimizle çıkmadık. dipnot 1 Fakat biz halkın ziynetlerinden dipnot 2 yüklenmiştik. dipnot 2 Sonra onları kaldırıp attık. dipnot 3 Aynı şekilde Samiri de attı."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Samiri aklımızı çeldi.
  2. metne dön, dipnot 2
    Mısırdan çıkarken halktan ziynet (süs ve kıymetli eşyaları) toplamıştık.
  3. metne dön, dipnot 3
    Onları ateşte eriterek buzağıya süs yaptık.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı."

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Biz sana verdiğimiz sözden kendimize malik olarak caymadık. Fakat biz o kavmin zinetinden bir takım ağırlıklar yüklenmişdik de onları (ateşe) atmışdık. Samiriy de (kendi zinetini) böylece atmışdı".

İbni Kesir

Onlar: Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O kavmin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı ve biz onları attık. Samiri de aynı şekilde attı, dediler.

Mehmet Alagaş

(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dediler ki, “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Kendi malımızla senin sözünden çıkmadık", fakat o milletin (yani Mısırlıların) süs(eşyas)ından bize yükler yükletilmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Samiri de attı."

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Üzerimize Firavun halkından kalan ziynet eşyaları yüklendi. Onları (eritmek için ateşe dipnot 1 ) attık. Samiri de aynı şekilde attı."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İsrailoğulları Mısır'dan çıkarken, Allah onlara, Mısırlı komşularından altın ve gümüş süslerini/eşyalarını istemelerini emretmiştir. Mısırlılar, İsrailoğullarından ve onlar yüzünden başlarına gelen afetlerden kurtulmak için bunları vermiş, İsrailoğulları da yanlarında bu ziynetlerle yola çıkmıştır (Tevrat/Mısır'dan Çıkış 12:29-37).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Firavun halkının süslerinden bize yükler yüklendi; biz onları (ateşe) attık dipnot 1 . Samiri de aynı şekilde attı."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Firavun'un halkı denizde boğulunca elde edilen ganimetler.

Şaban Britch

Onlar da: Sana verdiğimiz sözden kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat o kavmin süs eşyasından yük taşımıştık. Sonra Samiri'nin attığı gibi biz de (ateşe) attık, dediler.

Şaban Piriş

Onlar da: -Sana verdiğimiz sözden bilerek dönmedik. Fakat o kavmin süs eşyasından yük taşımıştık. Sonra Samiri'nin attığı gibi biz de ateşe attık, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Biz sana kendi irademizle/malımızla karşı çıkmadık. Olay şu: Bize o topluluğun süs eşyalarından bazıları yükletilmişti, onları kaldırıp attık; aynı şekilde Samiri de attı."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"We did not break our promise of our own accord, " they said, "but we were made to carry loads of ornaments -of Egyptian women- which we thought portend evil and We threw them in the fire to get rid of them and so did Samiri".

Abdul Haleem

They said, ‘We did not break our word to you deliberately. We were burdened with the weight of people’s jewellery, so we threw it [into the fire], and the Samiri did the same,’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "We broke not the promise to thee, as far as lay in our power: but we were made to carry the weight of the ornaments of the (whole) people, and we threw them (into the fire), and that was what the Samiri suggested.

Abul A'la Maududi

They answered: "We did not break our promise with you out of our own volition; but we were laden with the load of people's ornaments, and we simply threw them down dipnot 1 (into the fire), and dipnot 2 the Samiri also threw down something,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This excuse was put forward by those people who were involved in the shirk fabricated by the Samiri. They meant to say: We did not throw down the ornaments with the intention of setting up a calf nor did we know what was going to be made of these, but when the calf was brought before us, we involuntarily got involved in shirk. The Arabic text which we have translated into: "We were laden with burdens of ornaments of the people", simply means this: The heavy ornaments which our men and women were wearing like the Egyptians proved very burdensome to us in our wanderings in the desert and we did not know how to get rid of them for it appeared very difficult for us to travel in the desert with them. But according to the Bible these ornaments had been borrowed by every family of the Israelites from their Egyptian neighbors with this intention, “....and ye shall put them upon your sons, and upon your daughters and ye shall spoil the Egyptians....and let every man borrow of his neighbor, and every woman of her neighbor, jewels of silver, and jewels of gold....And the Lord gave the people favor in the sight of the Egyptians....so that they lent unto them such things as they required. And they spoiled the Egyptians.” And that, too, on the advice of Prophet Moses, whom God Himself had instructed to do this noble deed. (
    Exodus, 3: 14-22 — Eski Ahit, Mısır'dan Çıkış; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Mısır'dan Çıkış 3:14

    Tanrı, “Ben Benim” dedi, “İsraillilere de ki, ‹Beni size Ben Benim diyen gönderdi.›

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    , 11: 2-3, and I 2: 35-36).
  2. metne dön, dipnot 2
    It is a pity that some of our commentators have interpreted this verse in the light of the above traditions of the Bible. They say that the Israelites felt burdened with the weight of those ornaments which they had borrowed from their Egyptian neighbors, with the intention of carrying them away as a spoil bestowed by God.

Aisha Bewley

They said, ‘We did not break our promise to you of our own volition. But we were weighed down with the heavy loads of the people’s jewelry and we threw them in, for that is what the Samari did.’

Al-Hilali & Khan

They said: "We broke not the promise to you, of our own will, but we were made to carry the weight of the ornaments of the [Fir‘aun’s (Pharaoh)] people, then we cast them (into the fire), and that was what As-Sâmirî suggested."

Ali Quli Qarai

They said, ‘We did not fail our tryst with you of our own accord, but we were laden with the weight of the people’s ornaments, and we cast them [into the fire] and so did the Sāmirī throw. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `We have not willfully failed to keep (our) promise with you but (the thing is that) we were laden with loads of the jewelry of the (Egyptian) people and we threw them away (into the fire). That was what the Sâmîri suggested.'

Arthur John Arberry

'We have not failed in our tryst with thee, ' they said, 'of our volition; but we were loaded with fardels, even the ornaments of the people, and we cast them, as the Samaritan also threw them, into the fire. '

Bijan Moeinian

They [came with a ridiculous excuse and] said: "We did not break our promise to you. The fact of the matter is: we wanted to get rid of our jewelry and melt them down, as suggested by Samarian!"

E. Henry Palmer

They said, 'We have not broken our promise to thee of our own accord. But we were made to carry loads of the ornaments of the people, and we hurled them down, and so did es Samariy cast;

Edip-Layth

They said, "We did not break the promise by our own will, but we were loaded down with the jewelry of the people so we cast them down, and it was such that the Samarian suggested."

George Sale

They answered, we have not failed in what we promised thee of our own authority; but we were made to carry in several loads of gold and silver, of the ornaments of the people, and we cast them into the fire; and in like manner al Sameri also cast in what he had collected,

Hamid S. Aziz

And Moses returned to his people, wrathful, grieving! Said he, "O my people! Did not your Lord make you a goodly promise? Has the time seemed too long for you, or do you desire that wrath should descend on you from your Lord, and so you have broken your promise to me?"

Mahmoud Ghali

They said, "In no way did we fail your promise of our volition; but we were burdened with encumbrances of adornment of the people; so we hurled them (into the fire). So, (even) thus did As-Samiriyy (The Samaritan) also cast."

Marmaduke Pickthall

They said: We broke not tryst with thee of our own will, but we were laden with burdens of ornaments of the folk, then cast them (in the fire), for thus As-Samiri proposed.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "We did not break our promise to you of our own will, but we were made to carry the loads of ornaments belonging to the people, which we threw (into the fire), and so did Sameri.

Muhammad Asad

They answered: "We did not break our promise to thee of our own free will, but [this is what happened:] we were loaded with the [sinful] burdens of the [Egyptian] people's ornaments, and so we threw them [into the fire], and likewise did this Samaritan cast [his into it]. "

Mustafa Khattab

They argued, "We did not break our promise to you of our own free will, but we were made to carry the burden of the people’s ˹golden˺ jewellery,[1] then we threw it ˹into the fire˺, and so did the Sâmiri."

Progressive Muslims

They said: "We did not break the promise by our own will, but we were loaded down with the jewellery of the people so we cast them down, and it was such that the Samarian suggested. "

Rashad Khalifa

They said, "We did not break our agreement with you on purpose. But we were loaded down with jewelry, and decided to throw our loads in. This is what the Samarian suggested."

Sahih International

They said, "We did not break our promise to you by our will, but we were made to carry burdens from the ornaments of the people [of Pharaoh], so we threw them [into the fire], and thus did the Samiri throw. "

Sam Gerrans

They said: “We failed not to keep our promise to thee of our own accord, but we were given to bear burdens of the adornment of the people — so we hurled them. (And thus the Sāmiriyy cast,

Shabbir Ahmed

They said, "We intended to break no promises. But this is what happened. We were loaded with the sinful burdens of the (Egyptian people's) ornament, and so we threw them into the fire, as suggested by this As-Samiri."

Syed Vickar Ahamed

They said: "We did not break the promise to you, as far as it was within our power: But we were made to carry the weight of the ornaments of (all) the people, and we threw them (into the fire), and that was what the As-Samiri suggested,

Taqi Usmani

They said, "We did not break our promise to you of our own accord, but we were burdened with loads from the ornaments of the people;so we threw them, and thus did Sāmiriyy cast."

The Monotheist Group

They said: "We did not break the promise by our own will, but we were loaded down with the jewelry of the people so we cast them down, and it was such that the Sumerian suggested."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 87. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 87. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 87. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩