Diyanet İşleri
(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 67. ayet. مُسْتَكْبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرًا تَهْجُرُونَ
müstekbirîne bih. sâmiran tehcürûn.
(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kalplerin gafleti ve gelen azap Mü'minûn 63–77 3
Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.
Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.
(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
Onlar bu sözü (Kur'an'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar?
Yoksa "O cinnet getirmiş" mi diyorlar? Hayır o, onlara hakkı getirdi. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
67. “Onunla büyükleniyordunuz.” Müfessirlerin dediklerine göre anlamı şudur: “Onunla” zamiri, muhataplarca bilinen Beyt(ullah/Kâbe) yahut da Hareme aittir. Yani siz, Kabe yahut Harem sebebi ile insanlara karşı büyüklük taslıyordunuz ve: Biz, Harem ehliyiz, bizim dışımızdakilerden daha faziletli ve daha üstünüz, diyordunuz. “Geceleri de” Beyt’in etrafında konuşmak üzere gruplar halinde “toplanıp o (Kur'ân) hakkında hezeyanlar ediyordunuz.” Bu Kur’ân hakkında oldukça çirkin ve hoş olmayan sözler söylerdiniz. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’i yalanlayanlar hem ondan yüz çevirirlerdi hem de bu tutumu birbirlerine tavsiye ederlerdi: “Kâfir olanlar dediler ki: Bu Kur’ân’ı dinlemeyin ve o okunurken anlamsız sesler çıkarın, belki baskın çıkarsınız.” (Fussilet, 41/26); “Şimdi siz bu sözden dolayı mı hayret edersiniz? Ve gülersiniz de ağlamaz mısınız? Üstelik oyalanıp eğlenirsiniz.” (en-Necm, 53/59-61); “Yoksa onlar bu sözü kendisi uydurdu mu diyorlar.” (et-Tur, 52/33) Onlar bunca aşağılık tutumları bir arada işlediklerinden dolayı hiç şüphesiz cezaya uğratılmaları hak olmuştur. Cezaya çarptırıldıkları vakit de onlara hiç kimse yardım edemedi. Hiç kimse imdatlarına yetişip onları kurtaramadı. Böyle bir halde de bu aşağılık ameller dolayısı ile de azarlanırlar:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Harem (Kâbe) ehli olduğunuzu iddia ederek insanlara karşı büyüklük taslayarak bunu yapıyordunuz. Sizler Harem ehli değilsiniz; çünkü oranın ehli, takva sahipleridir. Sizler, geceleyin onun etrafında kötü sözler söylüyor ve onu yüceltmiyorsunuz.
Aynı kök: سمر (4 geçiş)
Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.
Aynı kök: سمر (4 geçiş)
Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte…
Aynı kök: سمر (4 geçiş)
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha…
Aynı kök: هجر (31 geçiş)
İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ortak kavram: Kibir
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…
Ortak kavram: Kibir
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(66, 67) Elbette ayetlerim size tilavet ediliyordu (okunup aktarılıyordu) da siz buna karşı kibirlenerek arkanızı dönüyor, geceleyin (Kâbe'nin etrafında) saçmalıyordunuz." dipnot 1
ona karşı böbürlenerek, sokulduğunuz karanlığın koynunda atıp tutuyordunuz.
(ve) büyüklük taslayaraktan gecelerinizi olur olmaz şeyler konuşarak geçiriyordunuz."
"Ona, kibir taslayarak, geceleri hezeyan yaşıyordunuz!"
Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.
buna karşı kibirlenerek geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.
"Büyüklük taslayarak, gece boyunca saçmalıyordunuz!"
- "Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."
Ona karşı büyüklük taslıyordunuz, saçmalayarak geceliyordunuz.
Ona karşı büyüklük taslıyordunuz, saçmalayarak geceliyordunuz.
Ona kafa tutarak gece lakırdıları ile hezeyanlar ederdiniz.
Ona kafa tutarak, müsamere yaparak hezeyanlar ediyordunuz
Ayetlerime karşı büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp saçma sapan değerlendirmeler yapıyordunuz.
Ayetlerime karşı büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp saçma sapan değerlendirmeler yapıyordunuz.
Büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp ayetlerime karşı saçma sapan değerlendirmeler yapıyordunuz.
Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.
(66-67) Karşınızda ayetlerimiz okunuyordu da siz bunu kibrinize yediremiyerek gerisin geri dönüyor, geceleyin de (cemaat halinde ve Beytin etrafında) hezeyanlarda bulunuyordunuz.
Büyüklük taslıyor, gece ağzınıza geleni söylüyordunuz.
(62-67) Her nefise sadece kapasitesi kadar teklifte bulunuruz, katımızda hakkı konuşan bir kitap vardır. (Amellerin ve ibadetlerin yazıldığı kitap) Onlara zulmedilmez , k alpleri bundan / bu durumdan derin bir gaflet halindedir , bunun dışında / yüklediğimiz ameller dışında yapacakları şeyler vardır ve onlar için çalışırlar. Onlar lüks içinde iken / nimet bolluğu içinde iken onları azap için yakaladığımızda feryat ederler , bugün feryat etmeyin size bizden bir yardım gelmez , size ayetlerim sözlü okunuyordu da geceleri saçma saçma konuşup kibrinize kapılıyor onu terk edip, topuklarınız üzere gerisin geri kaçıyordunuz.
Bununla büyüklük taslar, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
"Ayetlerime karşı kibirlenerek geceleyin (Ka'be'nin çevresinde toplanıp) saçmalıyordunuz."
Kur'an karşısında kibirleniyor, geceleri bir araya gelip hezeyanlar savuruyordunuz dipnot 1 "
Okunana karşı büyükleniyor, geceleyin de ağzınıza geleni söylüyordunuz.
Bununla (Kabe ile) başkalarına karşı büyüklük taslıyor, gece vakti de (Kur'an hakkında) batıl sözler söylüyordunuz.
Ona kafa tutarak, eğlence edinip, hezeyanlar savurarak.
"Ona karşı büyüklük taslayarak, gece boyunca hezeyanlar savuruyordunuz."
"Ostentatiously exhibiting pride and inordinate self-esteem, making jokes and making it -the Quran- the object of your jokes rendering it as something ridiculous that should be disregarded and neglected. "
and spent the evening making fun of [the Quran].’
"In arrogance: talking nonsense about the (Qur'an), like one telling fables by night."
behaving arrogantly, and making fun, dipnot 1 and talking nonsense (about the Book in your nightly chats)."
arrogant towards it, talking arrant nonsense all night long. ’
In pride (they - Quraish pagans and polytheists of Makkah used to feel proud that they are the dwellers of Makkah sanctuary - Haram), talking evil about it (the Qur’ân) by night.
being disdainful of it, talking nonsense in your nightly sessions. ’
`Treating them with disdain and arrogance, talking nonsense about this (Qur'ân) by night (in your meetings), you gave (it) up. '
waxing proud against it, talking foolish talk by night. '
You showed arrogance and ridiculed the Messenger of Mine in your private parties.
big with pride at it, in vain discourse by night.
You were too proud from it, talking evil about it; and you defiantly disregarded it.
Proudly elating your selves because of your possessing the holy temple; discoursing together by night, and talking foolishly.
My revelations were recited to you, but you turned back upon your heels,
Waxing proud against it, forsaking it for entertainment. "
In scorn thereof. Nightly did ye rave together.
Insolently, treating them like tales told at night. "
[and, ] impelled by your arrogance, you would talk senselessly far into the night. "
boasting of the Sacred House, and babbling ˹nonsense about the Quran˺ by night."
You were too proud from it, talking evil about it; and you defiantly disregarded it.
You were too arrogant to accept them, and you defiantly disregarded them.
In arrogance regarding it, conversing by night, speaking evil.
“Waxing proud thereat, talking to no purpose into the night.”
In arrogance, talking nonsense about these Verses like people telling fables far into the night.
"In defiance, (while) talking nonsense about (the Quran), like someone is saying (false) stories by night. "
in arrogance, making it a subject of tales at night, talking nonsense (about it)."
Youwere too proud from it, talking evil about it; and you defiantly disregarded it.