Tevbe suresi · 25–29. ayetler

Huneyn günü ve cizye

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tevbe suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 25. ayet. لَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِى مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنكُمْ شَيْـًٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُم مُّدْبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah birçok yerde ve Huneyn gününde dipnot 1 size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, (fakat bu durum) sizden hiçbir (sıkıntıyı) gidermemişti. dipnot 2 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti; dipnot 3 sonunda (bozulup) geri dönenler olarak yüz çevirmiştiniz (kaçmıştınız).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn, Mekke ile Taif arasında, Taif'e üç mil uzakta bir vadidir. (Huneyn'de) iki ordu karşı karşıya gelince, müslümanlardan birisi ‘Biz bugün bu az sayıdaki ordu karşısında mağlup olmayacağız!' demiş, bu kelime Hz. Muhammed'i üzmüştü. İşte Yüce Allah'ın "Çokluğunuz sizi gururlandırmıştı" hitabında kastedilen budur (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XVI, 21).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle savaşta kalabalıkların değil, inanmış, kaliteli kişilerin galip geleceğini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:249; Enfâl 8:19, 65.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Tevbe 9:118.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Allah, size bir çok savaş alanında yardım etmişti; özellikle de Huneyn Günü: Hani o zaman çokluğunuz sizi gururlandırmıştı, fakat hiçbir işinize yaramadı; ve olanca genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti, sonra da geri kaçmıştınız.

    Muhammed Esed

    Gerçekten de Allah, (sayıca az olduğunuz zaman) pek çok savaş meydanında size yardım etmişti; ve Huneyn Gününde de, o sayıca çokluğunuzun sizi kurumlandırdığı ama (tek başına) pek bir işinize yaramadığı o gün de (öyle yapmıştı); çünkü yeryüzü, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti de arkanızı dönüp geri çekilmiştiniz:

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, Allah size birçok savaş yerinde ve Huneyn gününde yardım etti. . . Hani kalabalık oluşunuz sizi böbürlendirmişti ama hiçbir faydası olmamıştı! (Huneyn gününde) tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti! Sonra (da) arkanızı dönüp gitmiştiniz!

    Ali Bulaç

    Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah size bir çok yerlerde ve (özellikle) çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği ve fakat size hiçbir fayda sağlamadığı, geniş olmasına rağmen yeryüzünün size dar geldiği, sonra da (Rasûlüllah ile beraber kalan az bir kısmınız hariç) arkanızı dönüp kaçtığınız Huneyn gününde yardım etmişti.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, Allah, birçok yerde size yardım etti. Huneyn gününde, sayısal çokluğunuz sizi şımartmış; sonunda, size yararı olmamıştı. Yeryüzü de tüm genişliğine karşın size dar gelmişti. Sonra, arkanıza dönüp kaçmıştınız. dipnot 142

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 142
      Huneyn, Mekke ile Taif arasındaki bir vadidir. Bu ayetlerde anlatılan v.[630] yılında gerçekleşen Huneyn Savaşı'nda, Müslümanlar, sayısal çokluklarına güvenerek, savaşa gereken önemi vermedikleri için, ansızın saldırıya uğrayarak kaçmak zorunda kalmışlar, ama daha sonra tekrar toparlanarak savaşı kazanmışlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yemin olsun ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Huneyn Savaşı'nda da size yardım etti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmiş, fakat bu hal, sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda gerisin geri dönmüştünüz.

    Edip Yüksel

    ALLAH birçok durumda size yardım etti. Huneyn günü sayısal çokluğunuz sizi böbürlendirmişti. Fakat sayınızın size hiçbir yararı da olmamıştı. Nitekim, tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmiş ve sonunda dönüp kaçmıştınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH bir çok durumda size yardım etti. Huneyn günü sayısal çokluğunuz sizi böbürlendirmişti. Fakat sayınızın size hiç bir yararı da olmamıştı. Nitekim, tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmiş ve sonunda dönüp kaçmıştınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnkara yer yoktur ki, Allah size birçok yerlerde ve Hüneyn gününde (savaşında), hani çokluğunuza güvenip de onun bir yararını göremediğiniz ve yeryüzünün bütün genişliğiyle başınıza dar geldiği sonra da bozguna uğrayıp arkanıza döndüğünüz sırada yardım etti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnkara mecal yoktur ki Allah size bir çok mevkı'lerde nusret etti, "Huneyn" günü de: o lahzada ki çokluğunuz sizi güvendirmişti de bir faidesi olmamıştı, yer yüzü o genişliğiyle başınıza dar gelmişti, sonra da bozularak arkanıza dönmüştünüz

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Allah, size birçok yerde ve Huneyn dipnot 1 gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra da gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn Savaşı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Allah, size birçok yerde ve Huneyn dipnot 1 gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra da gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn Savaşı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Allah, size birçok yerde ve Huneyn dipnot 1 gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra da gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn Savaşı.

    Gültekin Onan

    Andolsun, Tanrı birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine ragmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki Allah bir çok (savaş) yerler (in) de ve Huneyn gününde size yardım etmişdir. (O Huneyn gününde ki) çokluğunuz o zaman size ucub vermişdi de bu, size (gelecek kazaadan) bir şey'i gidermiye yaramamışdı. Yer yüzü, o genişliğine rağmen, başınıza dar gelmişdi. Nihayet (bozularak) gerisin geri dönüb gitmişdiniz.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Allah, size birçok yerlerde ve Huneyn gününde yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

    Mehmet Alagaş

    (25-27) Kesin olan şu ki, Allah birçok savaş meydanında / birçok vatanda ve Huneyn gününde (Mekke fethinin on beş gün sonrası hevazin ve sakif kabileleri savaşı) size kesinlikle yardım etti, çokluğunuzun cazibesine kapıldınız (on iki bin kişi olmanız kendinizde özgüven oluşturdu Allah’a güveni azalttı) fakat size bu bir fayda sağlamadı, arzda, geniş olmasına rağmen, daraldınız / darlandını z, gerisin geri döndünüz, s onra Resulünün ve müminlerin üzerlerine bir sakinlik / sükûnet indirdi, görmediğiniz ordular indirdi ve kafirlere azap etti, kafirlerin cezası işte budur , sonra bunun ardından da Allah istediği kişileri tövbelerini kabul etti, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten Allah birçok yerde ve Huneyn Savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

    Süleyman Ateş

    Andolsun Allah size birçok yerlerde, Huneyn gününde de yardım etmişti. Hani (o gün) çokluğunuz sizi böbürlendirmişti. Fakat size hiçbir yarar da sağlamamıştı. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü başınıza dar gelmişti, nihayet bozularak arkanızı dönmüş(kaçmağa başlamış)tınız.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah birçok yerde size yardım etti. Huneyn gününde dipnot 1 de öyle oldu. O gün sayıca çok olmanız sizi fazla etkilemişti; ama bu bir işinize yaramadı. Tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar geldi. Sonra da gerisin geri dönüp çekildiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn Savaşı, Mekke'nin fethinden 20 gün sonra Müslümanlarla Hevazin kabilesi arasında gerçekleşmiştir. Nebimiz, daha önceleri Medine'den Hevazin'in muhtelif kolları üzerine akıncı birlikleri göndermişti. Mekke'nin fethi amacıyla Medine'den çıkıldığında Resulullah seferin hedefini Ebu Bekir'den bile gizlemişti. Hevazin kabilesi seferin kendilerine karşı yapıldığını zannederek Sakif dahil Hevazin'in bütün kollarının katılımıyla büyük bir ordu oluşturdu. Mekke fethi sonrası durumdan haberdar olan Nebi as, Hevazin'e karşı sayıca üstün bir ordu ile yürüdü. Ancak çok daha önceden savaş meydanında konuşlanmış olan Hevazin kabilesi, alanın bütün imkanlarını kendi lehleri için kullanarak savaşın başında Müslüman orduyu dağıttı. Toplamda 200 ila 300 arası şehit verilen savaş, Muhammed aleyhisselamın geri çekilen birlikleri yeniden tanzim ederek ikinci bir taarruz yapması ile Müslümanların lehine döndü.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah birçok yerde sizi zafere ulaştırdı, Huneyn dipnot 1 gününde de öyle oldu. O gün sayıca çok olmanıza şaşırmıştınız ama bir işinize yaramamıştı. Onca genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da geri dönüp kaçmıştınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn savaşı

    Şaban Britch

    Gerçekten Allah birçok yerde ve Huneyn Savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

    Şaban Piriş

    Andolsun ki, Allah size bir çok yerde ve çokluğunuzun sizi böbürlenderdiği fakat bir fayda sağlamadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz Huneyn gününde yardım etmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Huneyn gününde de. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de bu hiçbir işinize yaramamıştı. Tüm genişliğine rağmen, yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da sırtınızı dönüp kaçmıştınız.

  2. Tevbe suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonra Allah, Resulü ile mü'minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. İşte bu, inkarcıların cezasıdır.

    Mehmet Okuyan

    Sonra Allah, Elçisine ve müminlere güven indirmişti. Sizin görmediğiniz ordular (melekler) göndermişti dipnot 1 de kâfirlere azap etmişti. İşte bu, kâfir olanların cezasıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:40; Ahzâb 33:9.

    Mustafa İslamoğlu

    Daha sonra Allah, Rasulü'ne ve inananlara katından bir sükunet indirmiş, görmediğiniz güçlerle sizi takviye etmiş ve inkarda direnenleri azaba uğratmıştı: Bu ise, inkar edenlerin cezasıydı.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, Allah, Elçisinin ve inananların içlerine katından bir sükunet indirmiş, görmediğin güçlerle donatmış ve hakkı inkara şartlanan kimseleri azaba uğratmıştı ki, hakkı inkar edenlerin cezası da böyledir zaten!

    Ahmed Hulusi

    Sonra Allah, Rasulünün ve iman edenlerin üzerine sakinlik ve O'na güven hissi inzal etti, sizin görmediğiniz ordularını da (melekler) inzal etti. . . (Böylece) hakikat bilgisini inkar edenleri azaplandırdı. . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin karşılığı işte budur!

    Ali Bulaç

    (Bundan) Sonra Allah, elçisi ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve inkar edenleri azablandırdı. Bu, inkarcıların cezasıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra Allah, Rasûl'ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediğiniz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. İşte bu, o kâfirlerin cezasıdır.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, Allah, Kendi elçisinin ve inananların üzerine bir dinginlik indirdi. Ve sizin göremediğiniz ordular indirerek, nankörlük edenleri cezalandırdı. Nankörlük edenlerin cezası, işte böyledir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra Allah, Peygamber'inve müminlerin üzerine güven duygusunu indirdi. Sizin görmediğiniz ordular indirdi de kafirlere azap etti. İşte bu, o kafirlerin cezasıdır.

    Edip Yüksel

    Sonra ALLAH, elçisi ve iman edenlerin üzerine tarafından güven ve rahatlık indirdi, ek olarak, görmediğiniz ordular indirdi ve böylece kafirleri cezalandırdı. Kafirlerin cezası işte budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra ALLAH, elçisi ve inananların üzerine tarafından güven ve rahatlık indirdi, ek olarak, görmediğiniz ordular indirdi ve böylece kafirleri cezalandırdı. Kafirlerin cezası işte budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra Allah, peygamberinin ve mü'minlerin üzerine kalplere sükunet veren rahmetini indirdi ve görmediğiniz ordular indirip kendisini tanımayanları azaba uğrattı. İşte kafirlerin cezası budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra Allah, Resulünün üzerine ve mü'minlerin üzerine sekinetini indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımıyanları azaba uğrattı, ve bu işte kafirlerin cezası

    Erhan Aktaş

    Sonra Allah, Resul'ünün ve İman Edenlerin üzerine dinginlik ve güven indirdi. Görmediğiniz ordular indirdi ve Kafirlere azap verdi. İşte budur Kafirlerin cezası.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra Allah, Resul'ünün ve inananların üzerine dinginlik ve güven indirdi. Görmediğiniz ordular indirdi ve gerçeği Kafirlere azap verdi. İşte budur Kafirlerin cezası.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra Allah, Rasulü'nün ve inananların üzerine dinginlik ve güven indirdi. Görmediğiniz ordular indirdi ve gerçeği yalanlayan nankörlere azap verdi. İşte budur gerçeği yalanlayan nankörlerin cezası.

    Gültekin Onan

    (Bundan) Sonra Tanrı, elçisi ile inançlıların üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve küfredenleri azablandırdı. Bu, kafirlerin cezasıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra Allah; resulü ile mü'minlerin üzerine sekinetini (kuvve-i ma'neviyyesini) indirdi, görmediğiniz (melek) orduları (nı) indirdi ve kafirleri azablandırdı. Bu, o kafirlerin cezası idi.

    İbni Kesir

    Bilahare Allah; Rasulü ile mü'minlerin üzerine sekinetini indirmişti, görmediğiniz orduları da indirmişti. Ve kafirleri azaba uğratmıştı. Kafirlerin cezası buydu.

    Mehmet Alagaş

    (25-27) Kesin olan şu ki, Allah birçok savaş meydanında / birçok vatanda ve Huneyn gününde (Mekke fethinin on beş gün sonrası hevazin ve sakif kabileleri savaşı) size kesinlikle yardım etti, çokluğunuzun cazibesine kapıldınız (on iki bin kişi olmanız kendinizde özgüven oluşturdu Allah’a güveni azalttı) fakat size bu bir fayda sağlamadı, arzda, geniş olmasına rağmen, daraldınız / darlandını z, gerisin geri döndünüz, s onra Resulünün ve müminlerin üzerlerine bir sakinlik / sükûnet indirdi, görmediğiniz ordular indirdi ve kafirlere azap etti, kafirlerin cezası işte budur , sonra bunun ardından da Allah istediği kişileri tövbelerini kabul etti, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra Allah, Rasûlüne ve Müminlere sükûnet/huzur indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi ve kâfirlere azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.

    Süleyman Ateş

    Sonra Allah, Elçisinin ve mü'minlerin üzerine sekinetini (güven veren rahmetini) indirdi, sizin görmediğiniz askerler indirdi ve kafirlere azab etti (onları bozguna uğrattı). İşte kafirlerin cezası budur!

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra Allah, elçisine ve müminlere bir iç huzuru verdi dipnot 1 . Görmediğiniz ordular indirdi. Kafirlere /ayetleri görmezlikte direnenlere de azap etti. Kafirlerin alacağı karşılık işte budur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Derken Allah, elçisine ve inanıp güvenenlere özgüven vermiş, görmediğiniz ordular indirmiş ve o kafirleri cezalandırmıştı. Kafirlerin payına düşen işte budur.

    Şaban Britch

    Sonra Allah, Rasûlüne ve müminlere sükûnet/huzur indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi ve kâfirlere azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.

    Şaban Piriş

    Bozgundan sonra Allah, peygamberine ve müminlere güven indirdi ve görmediğiniz askerler indirerek kafirleri cezalandırdı. Kafirlerin cezası budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra Allah, resulünün üzerine de müminlerin üzerine de sükunetini indirmiş, ayrıca sizin görmediğiniz orduları göndermiş de küfre sapanlara azap etmişti. Kafirlerin cezası işte budur.

  3. Tevbe suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 27. ayet. ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Sonra Allah, bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Sonra Allah bunun ardından yine dilediğinin (layık olanın) tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat bütün bunlara rağmen, Allah kendine yönelmeyi dileyenin yönelişine mukabele edecektir; zira Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Ama bütün bunlara rağmen, Allah dilediğini merhamet edip bağışlayacaktır; çünkü Allah çok acıyan-esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!

    Ahmed Hulusi

    Sonra Allah, bunun ardından, dilediğinin tövbesini kabul eder. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Bunun ardından Allah, dilediği kimseden tevbesini kabul eder. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra Allah, bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. Zira Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, Allah, dilediği kimsenin pişmanlığını kabul edecektir. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık bunun ardından Allah yine dileyenintövbesini kabul eder. Çünkü Allah affedendir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Nitekim ALLAH, sonunda dilediğinin tövbesini kabul eder. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim ALLAH, sonunda dilediğinin tevbesini kabul eder. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra Allah, bunun ardından dilediğine tevbe nasip eder. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra Allah bunun arkasından dilediğini tevbe nasib eder, ve Allah gafur, rahimdir

    Erhan Aktaş

    Sonra Allah, bunun ardından hak edenin dipnot 1 tevbesini kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 9:15. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra Allah, bunun ardından hak edenin dipnot 1 tevbesini kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra Allah, bunun ardından dilediğinin dipnot 1 tövbesini kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü, hak edeni.

    Gültekin Onan

    Bunun ardından Tanrı, dilediği kimseden tevbesini kabul eder. Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra Allah bunun ardından kimi dilerse onun tevbesini kabul eder. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Sonra Allah, bunun ardından dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (25-27) Kesin olan şu ki, Allah birçok savaş meydanında / birçok vatanda ve Huneyn gününde (Mekke fethinin on beş gün sonrası hevazin ve sakif kabileleri savaşı) size kesinlikle yardım etti, çokluğunuzun cazibesine kapıldınız (on iki bin kişi olmanız kendinizde özgüven oluşturdu Allah’a güveni azalttı) fakat size bu bir fayda sağlamadı, arzda, geniş olmasına rağmen, daraldınız / darlandını z, gerisin geri döndünüz, s onra Resulünün ve müminlerin üzerlerine bir sakinlik / sükûnet indirdi, görmediğiniz ordular indirdi ve kafirlere azap etti, kafirlerin cezası işte budur , sonra bunun ardından da Allah istediği kişileri tövbelerini kabul etti, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah çokça bağışlayan, çokça merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Sonra Allah, bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bütün bunlardan sonra, Allah, gerekeni yapanların tövbesini /dönüşünü kabul eder. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonrasında Allah, dönüş yapmayı (tevbe) tercih edenlerin dönüşünü kabul eder. Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Allah, bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah çokça bağışlayan, çokça merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Allah, bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bağışlayan, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra Allah, bunun ardından da dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  4. Tevbe suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَٰذَا وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦٓ إِن شَآءَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. dipnot 1 Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar! Yoksulluktan korkarsanız, (bilin ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [neces] "pislik" kelimesi, müşriklerin hem maddi anlamda pis olduklarını hem de şirk ve küfürle eşdeğer manevi pislik barındırdıklarını içermektedir. Benzer kullanım için bkz. Tevbe 9:95.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Bilin ki şirki karakter haline getiren herkes baştan ayağa pistir. Bu nedenle, bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer ekonomik krizden endişe ediyorsanız, unutmayın ki gün gelir, Allah dilerse sizi lutfuyla bolluğa kavuşturur: Zira Allah her (çareyi) bilendir, onu hikmetle (icra) edendir.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erişenler! Bilin ki, Allahtan başkalarına tanrılık yakıştıranlar düpedüz kirlenmiş kimselerdir; bu yüzden bu yıldan sonra artık Mescid-i Harama yaklaşmasınlar. Eğer yoksul düşmekten kaygı duyuyorsanız, o zaman (bilin ki), Allah, dilerse sizi bolluk ve cömertliğiyle zengin kılacaktır: Çünkü Allah mutlaka doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen sınırsız bilgi sahibidir!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Kesinlikle müşrikler necistir (pisliktir)! Artık bu senelerinden sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar! Eğer yoksulluğa düşmekten korkuyorsanız, (bilin ki) Allah dilerse, sizi yakında fazlından zenginleştirir. . . Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescidi Harâm'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphe yoktur ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Ortaklar koşanlar yalnızca pisliktir. Bu yıllarından sonra, Kutsal Yakarış Evi'ne artık yaklaşmasınlar. Yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse, Kendi lütfundan sizi varlıklı yapar. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 143

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 143
      Kur'an'daki buyruk, yalnızca Allah'a ortaklar koşanların Kabe'ye yaklaştırılmamasına yönelik olmasına karşın, Allah'a ortaklar koşmadan tek Allah'a inanan, ama diğer kitaplara bağlı insanların da Kabe'yi ziyaret etmeleri yasaklanmıştır. Oysa Muhammed peygamberin döneminde, diğer kitaplara bağlı insanlar da Mekke'de ve Kabe çevresinde yaşıyorlardı. Diğer kitaplara bağlı olanların veya tanrıtanımazların Mekke'ye girebilmeleri, son yüzyıllarda yalnızca bir kez acıklı-gülünç bir biçimde gerçekleşmiştir.[1979] yılının Kasım ayı sonlarına doğru, yaklaşık iki yüz elli kişiden oluşan şeriatçı bir topluluğun, Kabe'yi on altı gün işgal etmesi olayında yüzlerce kişi ölmüş, Arabistan yönetimi işgalin üstesinden gelemeyince, Fransız ordusundan yardım istemişti. Hıristiyan, Yahudi ve tanrıtanımaz askerlerden oluşan Fransız bölüğü, Allah ile alay edercesine, Kelime-i Şehadet söylemiyle, sözde Müslüman yapıldı. Binlerce volt elektrik verilen su şebekesinin, Kabe'nin altındaki tünellerde saklanmış olan teröristlere yönlendirilmesi sonucunda, teröristlerin büyük bölümü Kabe'nin altındaki tünellerde; sağ olarak ele geçirilen altmış üç elebaşı ise kesilerek işkenceyle öldürüldü.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Biliniz ki müşrikler sadece bir pisliktir. Artık onlar bu yıllardan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan endişe ederseniz, Allah dilerse kendi lütfundan sizi zengin edecektir. Allah bilendir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, putperestler pistir; bu yıldan sonra Sınırlanmış Mescide yaklaşmasınlar. Yoksulluğa düşmekten korkuyorsanız, (bilin ki) ALLAH dilerse sizi kendi lütfuyla zenginleştirecektir. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, putperestler pistir; bu yıldan sonra Kutsal Mescid'e yaklaşmasınlar. Yoksulluğa düşmekten korkuyorsanız, (bilin ki) ALLAH dilerse sizi kendi lütfuyla zengileştirecektir. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, müşrikler bir pislikten ibarettirler. Artık bu yıllardan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilediği takdirde sizi lütuf ve merhametiyle zenginleştirecektir. Allah, her halde bilendir, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler, müşrikler bir pislikten ıbarettirler, artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar eğer yoksulluktan korkarsanız Allah sizi fadlından zenginleştirecektir inşaallah, her halde Allah alimdir hakimdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Bu Müşrikler ancak necistir. dipnot 1 Öyleyse bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi lütfu ile yakında zengin yapar. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kirli çirkin: Söz konusu kirlilik maddi bir kirlilik değildir. Bu daha çok ticari anlamda çıkar kirliliği, davranış kirliliği, sorumsuzluk ve saygısızlık ifade etmektedir. Bu kirlilik, ahlaki bir kirliliktir. Mescid-i Haram'ı şirk uygulamaları ve aldatmalarla kirletmektir. Ayette geçen "necis" kelimesine "pislik" şeklinde anlam vermek Kur'an'ın diline yakışmayan bir üsluptur. Ayrıca söz konusu olan Müşrikler, müşriklerin tamamı olmayıp "bilinen, belli kimselerdir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Bu Müşrikler ancak necistir dipnot 1 . Öyleyse bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi lütfu ile yakında zengin yapar. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kirli çirkin: Söz konusu kirlilik maddi bir kirlilik değildir. Bu daha çok ticari anlamda çıkar kirliliği, davranış kirliliği, sorumsuzluk ve saygısızlık ifade etmektedir. Bu kirlilik, etik bir kirliliktir. Mescid-i Haram'ı şirk uygulamaları ve aldatmalarla kirletmektir. Ayette geçen "necis" sözcüğüne "pislik" şeklinde anlam vermek Kur'an'ın diline yakışmayan bir üsluptur. Ayrıca söz konusu olan müşrikler, müşriklerin tamamı olmayıp "bilinen, belli kimselerdir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Müşrikler ancak necistir dipnot 1 . Öyleyse bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi lütfu ile yakında zengin yapar. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kirlidir, çirkindir: Söz konusu kirlilik maddi bir kirlilik değildir. Bu daha çok ticari anlamda çıkar kirliliği, davranış kirliliği, sorumsuzluk ve saygısızlık ifade etmektedir. Bu kirlilik, etik bir kirliliktir. Mescid-i Haram'ı şirk uygulamaları ve aldatmalarla kirletmektir. Ayette geçen "necis" sözcüğüne "pislik" şeklinde anlam vermek Kur'an'ın diline yakışmayan bir üsluptur.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Tanrı dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, müşrikler ancak bir necisdir. Onun için bu yıllarından sonra onlar mescid-i haraama yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikden korkarsanız, Allah dilerse, sizi yakında kendi fazlından zenginleşdirir. Çünkü Allah, gerçek bilicidir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; doğrusu müşrikler ancak necistir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, Allah dilerse sizi yakında kendi lütfu ile zenginleştirir. Muhakkak ki Allah; Alim'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (28) Ey iman edenler, müşrikler pistir / necistir, bu yıldan sonra onları Mescid-i Haram’a yaklaştırmayın, aleyhinize bir korku hissederseniz, bilin ki, Allah ilerde sizi maddi ve manevi zenginliğinden faydalandırır, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İman edenler! Doğrusu müşrikler necistir. Bu sebeple bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkuyorsanız, dilerse Allah sizi ihsanı ile zengin kılacaktır. Şüphesiz Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, (Allah'a) ortak koşanlar pisliktir, artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer (onların hacca gelmemeleri sonucu ekonominiz bozulup) yoksulluğa düşmekten korkarsanız; biliniz ki Allah dilerse yakında sizi kendi lutfundan zengin edecektir. Şüphesiz Allah, bilendir, hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! (Antlaşmayı bozan) müşrikler dipnot 1 birer pisliktir; içinde bulundukları bu yıldan sonra dipnot 2 Mescid-i Haram'a dipnot 3 yaklaşmasınlar. Bundan dolayı muhtaç duruma düşmekten korkarsanız dipnot 4 , gerekli görürse Allah ikramıyla ihtiyacınızı giderecektir. Allah daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hudeybiye antlaşmasını bozmamış olan müşrikler süre sonuna kadar Mekke'de yaşayabilecekleri için burada sözü edilen müşrikler, Hudeybiye antlaşmasını bozanlardan başkası değildir. Zaten Allah Teala şu ayette müşriklerin orada yaşayacağını bildirmiştir: Bir gün İbrahim şöyle yalvardı: "Rabbim /Sahibim, burayı güvenli bir şehir yap! Buranın halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları her üründen yararlandır!" Allah da şöyle dedi: "Ayetleri görmezlikte direneni de bir süre yararlandırır, sonra onu ateş azabına mahkum ederim. Ne kötü hale gelmektir o!" (Bakara 2/126) İman ve şirk kişinin kalbindedir; oraya kimse baskı yapamaz. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Dinde zorlama olamaz; doğrular ile yanlış kurgular birbirinden iyice ayrılmıştır. Kim tağutları tanımaz da Allah'a inanıp güvenirse, kopması imkansız en sağlam kulpa yapışmış olur. Allah, her şeyi dinler ve bilir." (Bakara 2/256) Bir kimseyi inancından dolayı bir yere sokmamak veya bir yerden çıkarmak, ona yapılan en büyük zorlama ve baskıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dört ay müddetleri bitince.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yani Mekke'ye yaklaşmasınlar. Bkz.Tevbe 9/7'nin dipnotu.
    4. metne dön, dipnot 4
      Onlar gelmezlerse ticari faaliyetler aksar, gelirimiz azalır diye bir korkuya kapılmayın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! O müşrikler dipnot 1 birer pisliktir; bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksul kalmaktan kokarsanız dipnot 2 , Allah emir verdiği takdirde ilerisinde ikramıyla sizi zenginleştirecektir. Allah bilir, doğru kararlar verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O müşikler (ٱلْمُشْرِكُونَ) : Hz. Muhammed'i ve ona güvenenleri ölümle tehdit ederek onları hicrete zorlayan, daha sonra onlarla savaşa girip kaybeden müşriklerdir. Bunlar Allah'a inanan ancak Allah ile aralarına koyduğu putlardan aracılık uman kimselerdir. Şirk kelimesi ortak koşmak anlamına gelir. Müşrikler Allah'a inanan kimselerdir. Ancak onun mutlak hakimiyetine ortaklık iddaa ederler. Hudeybiye antlaşmasını bozmamış olan müşrikler, süre sonuna kadar Mekke'de yaşayabilecekleri için burada sözü edilen müşrikler, Hudeybiye antlaşmasını bozanlardan başkası değildir. Zaten Allah Teala şu ayette müşriklerin orada yaşayacağını bildirmiştir:  Bir gün İbrahim şöyle yalvardı: "Sahibim (Rabbim), burayı güvenli bir şehir yap! Buranın halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları her üründen yararlandır!" Allah da şöyle dedi: "Ayetleri görmezlikten gelene de bir süre iyilik. yapar, sonra onu ateş azabına mahkum ederim. Ne kötü hale gelmektir o!" (Bakara 2/126) İman ve şirk kişinin kalbindedir; oraya kimse baskı yapamaz. Allah Teala şöyle buyurmuştur: Dinde zorlama olamaz; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim taşkınlık edenleri  (tağutları)  tanımaz da Allah'a güvenirse, kopması imkansız en sağlam kulpa yapışmış olur. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır. (Bakara 2/256) Bir kimseyi inancından dolayı bir yere sokmamak veya bir yerden çıkarmak, ona yapılan en büyük zorlama ve baskıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      ...

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Doğrusu müşrikler necistir. Bu sebeple bu yıldan sonra Mescidi Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkuyorsanız, dilerse Allah sizi ihsanı ile zengin kılacaktır. Şüphesiz Allah Alim'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Ey iman edenler! Doğrusu müşrikler pistir. Bu sebeple bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkuyorsanız, dilerse Allah sizi bol nimeti ile zenginleştirecektir. Şüphesiz Allah bilendir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey inananlar! Müşrikler bir pisliktir. Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız bilin ki, Allah dilediği taktirde sizi yakında lütfundan zengin edecektir. Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

  5. Tevbe suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 29. ayet. قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلْحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعْطُوا۟ ٱلْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَٰغِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Elçisinin haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kişilerle, küçülerek elden (peşin) cizye dipnot 1 verinceye kadar savaşın! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Cizyeh] kelimesi "antlaşma yapanın antlaşmasına göre verdiği şey", bir anlamda "güvenlik vergisi", "vatandaşlık borcu" gibi anlamlar içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada savaş, sadece iman yoksunluğu sebebine değil, diğer şartların da gerçekleştirilmesine bağlıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine (daha) önceden kitap verilen zümreden Allah'a da ahiret gününe de (gerçek anlamda) inanmayan, Allah ve O'nun Elçisi'nin yasakladığını yasak saymayan ve hak dini tek din olarak benimsemeyen kimselerle, teslim olmuş bir halde güvenlik vergisini kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.

    Muhammed Esed

    (Ve) kendilerine (çok önceden) vahiy bahşedilmiş olduğu halde (gerçek anlamda) Allaha da, ahiret gününe de inanmayan, Allah ve Onun Elçisinin yasakladığını yasak saymayan, ve böylece (Allahın onlar için din olarak seçtiği) hak dini din olarak benimseyip ona uymayan kimselerle savaşın; ta ki, (savaş yoluyla) baş eğdirilip kendi elleriyle bağışıklık vergisi ödeyinceye kadar.

    Ahmed Hulusi

    BİLGİ (kitap) verilenlerden, Allah'a ve gelecekte (ölüm ötesi) yaşayacakları sürece iman etmeyen, Allah'ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve Hak Din anlayışını (Hakikat ve Sünnetullah Bilgilerini) din edinmeyenlerle, aşağılanmış olarak kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.

    Ali Bulaç

    Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret gününe îman etmeyenlerle, Allah'ın ve Rasûlünün haram kıldığını haram saymayanlarla ve hak dîni dîn edinmeyenlerle, boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.

    Ali Rıza Safa

    Kitap verilenlerden, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanmayan, Allah'ın ve O'nun elçisinin yasakladığını yasak saymayan ve gerçek dini din edinmeyenlerle, kendi elleriyle vergi verinceye dek savaşın.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Peygamber'inin haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, boyun büküpkendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşınız.

    Edip Yüksel

    Kendilerine kitap verilenler arasından, ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylamayan, ALLAH'ın ve elçisinin yasakladığını yasaklamayan ve gerçek dine uymayan kimselerle boyunlarını eğip elleriyle tazminat ödeyinceye kadar savaşın. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Burada sözü edilen gurup müslümanlara saldırmış ve zarar vermiş gruplardır. * Daha önceki 9:1-5 ayetlerine bakınız. Hadislere dayalı tefsirlerde cizye kelimesi Kitap Ehline yüklenen özel bir vergi olarak yorumlanıyor. Halbuki cizye kelimesi karşılık anlamına gelen CeZaYa kelimesinden türer ve kullanıldığı bağlamı dikkate alındığında savaş tazminatı olarak anlaşılmalıdır. Müslümanların yönettiği bir devlette farklı dinleri izleyenlere yüklenecek farklı bir vergi İslam'ın temel prensiplerinden olan din özgürlüğü ile çelişir. * Bir ülkenin vatandaşları arasında dini inançlarından dolayı vergi konusunda ayrıcalık yapmak dinde zorlama oluşturur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine kitap verilenler arasından, ALLAH'a ve ahiret gününe inanmıyan, ALLAH'ın ve elçisinin yasakladığını yasaklamıyan ve gerçek dine uymayan kimselerle boyunlarını eğip elleriyle vergi verinceye kadar savaşın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram ettiğini haram tanımayan ve hak dinini din edinmeyenlere küçülmüş oldukları halde kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O kendilerine kitab verilenlerden oldukları halde ne Allaha ne Ahıret gününe inanmıyan, Allahın ve Resulünün haram ettiğini haram tanımıyan, ve hak dinini din edinmiyen kimselere küçülmüş oldukları halde elden cizye verecekleri hale kadar harbedin

    Erhan Aktaş

    Kendilerine Kitap verilenlerden, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayan; Allah'ın ve Resul'ünün haram kıldığını haram saymayan ve Hak dini, din edinmeyen kimselerle, üstünlüğünüzü kabul ettirinceye, kendi elleriyle size o dipnot 1 cizyeyi dipnot 2 verinceye kadar savaşın. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cizye kelimesinin başında belirlilik takısının olması, cizye denilen karşılığın mahiyetinin bilindiğini ifade etmektedir. "El cizye, çeşit bildiren mastardır, belli bir karşılık demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cizye: Müslüman olmayanlardan yaşam ve özgürlüklerin korunması karşılığında alınan bedel. Kelime olarak "antlaşma yapanın antlaşmasına göre ödediği bedel" diğer bir anlamda "güvenlik vergisi" "vatandaşlık borcu" gibi anlamları bulunmaktadır. Bu bedeli ödeyen kimse güvenliğini garantiler. Aslında bu inanç özgürlüğünün de bir nevi teminatıdır. Geleneksel inancın Müslüman olmayanların erkeklerinden alınan "baş vergisi ve buna dair uygulama bu ayete dayandırması, ayetin tahrif edilmesinden başka bir değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayete, hangi inançtan olurlarsa olsunlar, saldırmadıkları sürece hiç kimse ile savaşılmayacağını açıkça ifade eden ayetler dikkate alınarak anlam verilmelidir. (Örneğin: 29:46; 2:190.)

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine Kitap verilenlerden, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayan; Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve Hak Din'i, din edinmeyen kimselerle, üstünlüğünüzü kabul ettirinceye, kendi elleriyle size belli bir cizye dipnot 1 verinceye kadar savaşın. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belli bir ceza. Savaş hukuku çerçevesinde esirlerden alınan fidye. Bu "cizyenin" (cezanın) gelenekte Müslüman olmayan "tebadan" alınan "baş vergisiyle" bir ilgisi yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, önceki ayetlerden de açıkça anlaşıldığı gibi doğrudan savaş durumu ile bağlantılı bir ayettir. Yoksa birçok ayette hangi inançtan olurlarsa olsunlar, saldırmadıkları sürece hiç kimse ile savaşılmayacağı açıkça ifade edilmektedir. (Örneğin 2:190. Ayet)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine Kitap verilenlerden, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayan; Allah'ın ve Rasul'ünün haram kıldığını haram saymayan ve Hak Din'i, din edinmeyen kimselerle, üstünlüğünüzü kabul ettirinceye, kendi elleriyle size cizye dipnot 1 verinceye kadar savaşın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam ülkesinde, Müslüman olmayan vatandaşlardan alınan bir tür vergi.

    Gültekin Onan

    Kendilerine kitap verilenlerden, Tanrı'ya ve ahiret gününe inanmayan, Tanrı'nın ve Resülü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (islamı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine kitab verilenlerden ne Allaha, ne ahiret gününe inanmayan, Allahın ve peygamberinin haraam etdiği şeyleri haram tanımayan, hak dinini din olarak kabul etmeyen kimselerle, zelil ve hakıyr kendi el (ler) iyle cizye verecekleri zamana kadar, muhaarebe edin.

    İbni Kesir

    Kitab verilmiş olanlardan; Allah'a da, ahiret gününe de inanmayan, Allah ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan ve hak din edinmeyenlerle -boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye kadarsavaşın.

    Mehmet Alagaş

    (29) Kitap halkından / kitap elinden, Allah’a ve Ahiret gününe iman etmeyenlerle, Allah’ın ve Resulünün yasakladığı şeyleri kendilerine yasak etmeyenlerle, gerçek olan / hakikat olan dini, din olarak kabul etmeyenlerle, elleri ile cizye verene kadar ve alçalanana kadar / küçülünceye kadar savaşın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasûlü'nün haram kıldığı şeyleri haram kılmayıp hak dini din edinmeyenlerle küçülerek/boyunlarını büküp elleriyle cizye verene kadar savaşın!

    Süleyman Ateş

    Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Elçisinin haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kimselerle, küçül(üp boyun eğ)erek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine kitap verilmiş olanlardan, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen, Allah'ın ve resulünün /elçisinin getirdiği kitabın dipnot 1 haram saydığını haram saymayan ve bu doğru dini din edinmeyen kimselerle; kendileri küçük düşüp o cezayı dipnot 2 elleriyle ödeyecek hale gelinceye kadar savaşın dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه ) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Resul kelimesi yerine "resulünün /elçisinin getirdiği kitabın" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67, Nahl 16/35).
    2. metne dön, dipnot 2
      "O ceza" diye meal verdiğimiz el-cizye (الْجِزْيَةَ), çeşit bildiren mastardır, belli bir ceza demektir. Onun ne olduğunu ancak şu ayetten öğrenebiliriz: "Ayetleri görmezlikte direnenlerle (kafirlerle) savaşta karşılaşınca boyun köklerini vurun. Etkisiz hale getirince onları, sıkı güvenlik çemberine alın. Sonra esirleri karşılıksız ya da fidye alarak serbest bırakın ki savaşın ağırlığı kalmasın..." (Muhammed 47/4) Savaşta küçük düşüp o cezayı elleriyle verecek hale gelmeleri, esir olmalarıdır. Ödeyecekleri ceza da karşılıksız serbest bırakılmayanların ödeyecekleri fidyedir. Gelenekte gayri müslimlerin erkeklerinden alınan baş vergisi anlamındaki cizyenin, her hangi bir delili yoktur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah Teala şöyle demiştir: "Yanlış davrananlar dışındaki ehl-i kitap'la mücadelede sadece en güzel yöntemi uygulayın..." (Ankebut 29/46) Yanlış davrananlar, bize savaş açanlardır. İlgili ayet şöyledir: "Allah yolunda, sizinle savaşanlarla savaşın ve haksız saldırı yapmayın. Allah, haksız saldırı yapanları sevmez." (Bakara 2/190)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine Kitap verilmiş kimselerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen dipnot 1 , Allah'ın yani onun kitabının haram saydığını haram saymayan dipnot 2 ve bu doğru dini dipnot 3 din edinmeyen kimselerle, küçük düşüp o cezayı dipnot 4 elleriyle verecek hale gelinceye kadar savaşın. dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a inanmamak onu yok saymak değil, ona güvenmemektir. Ahirete inanmamak da onun olacağından emin olamamaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitap diye meal verdiğimiz resul (رسول), "gönderilen"demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'da geçen resul, ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Artık aramızdaki resul, Kur'an olduğu için bu gibi ayetlerde kelimeye başka anlam verilemez..
    3. metne dön, dipnot 3
      İsim sıfatına izafe edilmiştir, ed-din'ul-hak = الدين الحق demektir. (Bkz. Sa'leb, el-Keşfu v'el-beyan, Tevbe 28.)
    4. metne dön, dipnot 4
      "O ceza" diye meal verdiğimiz "el-cizye = الْجِزْيَةَ", çeşit bildiren mastardır, belli bir ceza demektir. Onun ne olduğunu ancak şu ayetten öğrenebiliriz: "Ayetleri görmezlikte direnenlerle (kafirlerle) savaşta karşılaşınca boyun köklerini vurun. Etkisiz hale getirince onları, sıkı güvenlik çemberine alın. Sonra esirleri karşılıksız ya da fidye alarak serbest bırakın ki savaşın ağırlığı kalmasın..." (Muhammed 47/4) Savaşta küçük düşüp o cezayı elleriyle verecek hale gelmeleri, esir olmalarıdır. Ödeyecekleri ceza da karşılıksız serbest bırakılmayanların ödeyecekleri fidyedir. Gelenekte gayri müslimlerin erkeklerinden alınan baş vergisi anlamındaki cizyenin, her hangi bir delili yoktur.
    5. metne dön, dipnot 5
      Allah Teala şöyle demiştir: "Yanlış davrananlar dışındaki ehl-i kitap'la mücadelede sadece en güzel yöntemi uygulayın..." (Ankebut 29/46) Yanlış davrananlar, bize savaş açanlardır. İlgili ayet şöyledir: "Allah yolunda, sizinle savaşanlarla savaşın ve haksız saldırı yapmayın. Allah, haksız saldırı yapanları sevmez." (Bakara 2/190)

    Şaban Britch

    Kitap verilenlerden, Allah’a, ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasûlünün haram kıldığı şeyleri haram kılmayıp, hak dini din edinmeyenlerle, küçülerek/boyunlarını büküp elleriyle cizye verene kadar savaşın!

    Şaban Piriş

    Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve resulünün haram kıldığı şeyleri haram kabul etmeyip, hak dini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve resulünün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.