Diyanet İşleri
Allah'a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.
Tevbe suresi · 17–24. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Tevbe suresi, 17. ayet. مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُوا۟ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلْكُفْرِ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ وَفِى ٱلنَّارِ هُمْ خَٰلِدُونَ
Allah'a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.
Müşriklerin, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, dipnot 1 Allah'ın mescitlerini imar etme görevleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Onlar, ateşte ebedî kalacaklardır.
İnkarlarına yine bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allah'ın mescidlerini ziyaret edip onarmak Allah'a ortak koşanlara düşmez. Onlar, yaptıkları boşa gidecek olan kimselerdir; zira onlar ateşte yerleşip kalacaklardır.
Hakkı inkar ettiklerine (tutum ve davranışlarıyla) bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allahın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gözetmek, Allahtan başkalarına tanıklık yakıştıran kimselerin işi değil. Onlar, yapıp ettikleri boşa gidecek olan kimselerdir; ateşe yerleşip kalacak olan kimseler!
Nefslerindeki inkarın bizzat şahidi olan müşriklerin, Allah'a secde mahallerini imar etmeleri mümkün değildir. . . Onların tüm yaptıkları boşa gitmiştir. . . Onlar Nar'da (yakan ateşte - radyasyon) sonsuza dek kalırlar!
Şirk koşanların, kendi inkarlarına bizzat kendileri şahidler iken, Allah'ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.
Müşriklerin, kendi küfürlerine bizzat kendileri şâhidlik edip dururken, Allah'ın mescidlerini tamir etmeleri olacak iş değildir. Bunlar, iyi amelleri boşa gitmiş kimselerdir; cehennemde de onlar dâimidirler.
Ortaklar koşanlar, nankörlüklerine kendileri tanıkken, Allah'a yakarış yapılan yerlerin yapımını üstlenemezler. Yaptıkları boşa gidenler, işte onlardır. Üstelik ateşin içinde sürekli kalacaklardır. dipnot 141
Müşrikler, kendilerinin kafirliğine bizzat şahitlik ederken, Allah'ın mescidlerini imar etme yükümlülüğüne sahip değillerdir. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve onlar ateşte süreli kalacaklardır.
Putperestler, kendi inkarlarına bizzat tanık oldukları halde, ALLAH'ın mescitlerini sıkça ziyaret etmemeli. İşleri boşa çıkmıştır. Onlar ateşte ebedîdirler.
Putperestler, kendi inkarlarına bizzat tanık oldukları halde, ALLAH'ın mescidlerini sıkça ziyaret etmemeli. İşleri boşa çıkmıştır. Onlar ateşte ebedidirler.
Müşrik vicdanlarına karşı kendi küfürlerine kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların hayır namına bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar sonsuza dek ateş içinde kalacaklardır.
Müşrikler vicdanlarına karşı kendi küfürlerine kendileri şahid olub dururlarken Allahın mescidlerini ma'mur etmeleri kabil değildir, onların hayır namına bütün yaptıkları heder ve ateş içinde onlar, muhalleddirler.
Kafir dipnot 1 olduklarını bildikleri halde, Müşriklerin, dipnot 2 Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.
Kafir olduklarını bildikleri halde, müşriklerin dipnot 1 , Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.
Gerçeği yalanlayan nankörler olduklarını bildikleri halde, müşriklerin, Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.
Şirk koşanların kendi küfürlerine bizzat kendileri şahidler iken Tanrı'nın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.
Allaha eş koşanların, kendi küfürlerine bizzat kendileri şahid iken, Allahın mescidlerini i'mar etmelerine (ehliyyetleri) yokdur. Onların (hayır namına) bütün yapdıkları boşa gitmişdir ve onlar ateşde ebedi kalıcıdırlar.
Müşriklerin, kendi küfürlerine kendileri şahid iken; Allah'ın mescidlerini tamir etme hakları yoktur. İşte onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar, ateşte ebedi kalıcıdırlar.
(17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.
Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa çıkmıştır. Onlar, Cehennem'de ebedî kalacaklardır.
(Allah'a) Ortak koşanlar nefislerinin küfrünü göre göre Allah'ın mescidlerini şenlendiremezler. Onların yaptıkları işler, boşa çıkmıştır. Ve onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.
Müşrikler, kendi kafirliklerine dipnot 1 bizzat kendileri şahitken Allah'ın mescitlerine hizmet etmeye hakları yoktur. Onların bütün çalışmaları boşa gider. Onlar, o ateş içinde ölümsüz olarak kalacaklardır.
Müşrikler, kendi kafirliklerine dipnot 1 kendileri şahitken, Allah'ın mescitlerine hizmete yetkili değillerdir. Onların çalışmaları boşunadır. Onlar hep ateş içinde ölümsüz olacaklardır.
Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa çıkmıştır. Onlar, Cehennem'de ebedi kalacaklardır.
Müşrikler, üzerlerindeki kafirliğe şahit olup dururlarken Allah'ın mescitlerini onarmaları yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa gitmiştir. Cehennemde temelli kalacaklardır.
Müşrikler, öz benliklerinin küfre sapışına tanık olup dururlarken, Allah'ın mescitlerini onarmaya girişemezler. Tüm amelleri boşa çıkmıştır onların. Ateşte sürekli kalacaklardır onlar.
Tevbe suresi, 18. ayet. إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا ٱللَّهَ فَعَسَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ أَن يَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ
Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan (kişiler) ömürlendirir. dipnot 1 İşte doğru yola ulaşanlardan olmaları umulanlar bunlardır.
Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman eden, namazı istikametle kılan ve zekatı içinden gelerek veren; dahası Allah'tan başka hiç kimseden korkmayan kişiler ziyaret edip onarabilirler. Nitekim, yalnızca böyleleri doğru yolda olmayı umabilir.
Allahın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gözetmek, ancak Allaha ve ahiret gününe inanan, salatında dosdoğru ve sürekli olan, arınmak için vermekle yükümlü olduğu şeyi veren ve Allahtan başka kimseden korkup çekinmeyen kimselere vergidir. Ve dolayısıyla, ancak böyleleri doğru yolda yürüyenler arasında olmayı umabilirler!
Allah'a secde mahallerini ancak Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eden, salatı ikame eden, zekatı veren ve sadece Allah'tan haşyet duyan kimse imar eder (Allah'a secde edilir hale getirir). . . İşte bunların hakikate erenlerden oldukları umulur.
Allah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.
Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Allah'a yakarış yerlerinin yapımını, yalnızca Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar üstlenebilir. İşte onların, doğru yola erişmeleri umut edilebilir.
Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazını dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimse imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
ALLAH'ın mescitlerini, ancak ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylayanlar, salatı gözetenler, zekatı verenler ve ALLAH'tan başkasından korkmayanlar sıkça ziyaret ederler. Onlar, doğru yolu bulanlardandır.
ALLAH'ın mescidlerini, ancak ALLAH'a ve ahiret gününe inananlar, namazı gözetenler, zekatı verenler ve ALLAH'tan başkasından korkmayanlar sıkça ziyaret ederler. Onlar, doğru yolu bulanlardandır.
Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaza devam eden, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte bunların başarıya ermişlerden olmaları umulur.
Allahın mescidlerini ancak Allaha ve Ahıret gününe inanan, namaza devam eden, zekatı veren ve Allahdan başkasından korkmıyan kimseler ma'mur eder, işte bunların muvaffak olmaları me'muldür
Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve ahiret gününe iman edip, salatı ikame eden, zekatı yapan dipnot 1 ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, salatı ikame eden, zekatı yapan dipnot 1 ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, salatı ikame eden, zekatı veren dipnot 1 ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Tanrı'nın mescidlerini, yalnızca Tanrı'ya ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Tanrı'dan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.
Allahın mescidlerini ancak Allaha ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allahdan başkasından korkmayan kimseler i'mareder. işte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Allah'ın mescidlerini; ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekat veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar tamir ederler. İşte bunlar, hidayete erenlerden olabilirler.
(17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.
Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı ikame eden, zekâtı veren ve ancak Allah’tan başkasından korkmayanlar imar eder. İşte onlar doğru yolda olanlardır.
Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar şenlendirirler. Onların, doğru yolu bulanlardan olacakları umulur.
Allah'ın mescitlerine ancak Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı özenle ve sürekli kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından çekinmeyenler dipnot 1 hizmet edebilirler. İşte bunların doğru yolda olmaları umulur.
Allah'ın mescitlerine dipnot 1 hizmeti sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı tam kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar yapabilirler. Bunların doğru yolda olmaları umulur.
Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve Ahiret gününe iman eden, namazı ikame eden, zekatı veren ve ancak Allah’tan başkasından korkmayanlar imar eder. İşte onlar doğru yolda olanlardır.
Allah'ın mescitlerini sadece Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte onların doğru yolda olanlardan olmaları ümit edilir.
Allah'ın mescitlerini; ancak Allah'a, ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayan kişiler onarır. İşte bunların, hidayete erenlerden olmaları beklenir.
Tevbe suresi, 19. ayet. أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ ٱلْحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَجَٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ın bakım ve onarımını, Allah'a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zalim topluluğu doğru yola erdirmez.
(Ey müşrikler)! Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad edenlerin (fedakârlık yapanların) imanı ile bir mi tutuyorsunuz? (Oysa) onlar Allah katında eşit değillerdir. dipnot 1 Allah o zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Yoksa siz, (yalnızca) hacıları suvarmayı ve Mescid-i Haram'ı ziyaret edip tamir etmeyi, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman etmek ve Allah yolunda elden gelen gayreti göstermekle eşdeğerde mi tutuyorsunuz? Allah'a göre bunlar birbirine eşdeğer değildirler. Ve Allah, değerleri yerinden etmiş bir toplumu doğruya yöneltmez.
(Bir tek) hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haramı onarıp gözetmeyi, Allaha ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda elinden gelen her türlü çabayı gösteren biri(nin üstlendiği görevler)le bir mi tutuyorsunuz? Bu (görevler) Allah katında (hiç de) denk değildir. Ve Allah (bile bile) zulmeden topluluğa asla hidayet etmez.
(Ey müşrikler) siz, hacıların su ihtiyacını karşılamayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi, Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eden ve Allah uğruna mücahede eden gibi mi kabul ettiniz? (Bunlar) Allah indinde eşit olmazlar! Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
(Ey müşrikler!) Siz hacılara su vermeyi ve Mescidi Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Hac yapanlara su dağıtmayı ve Kutsal Yakarış Evi'ni onarmayı, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanan ve Allah'ın yolunda çaba gösterenlerle aynı mı tutuyorsunuz? Allah'ın katında aynı değildir. Çünkü Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.
Ey müşrikler!Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanıyla bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah,zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Konferansa katılanlara su verme ve Sınırlanmış Mescidi ziyarete hazır bulundurma işini, ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylamakla, salatı gözetmek, zekat vermek ve ALLAH yolunda cihat etmekle bir mi tutuyorsunuz? ALLAH yanında onlar bir değildir. ALLAH zalim toplumu doğruya ulaştırmaz.
Hacılara su verme ve Kutsal Mescid'i ziyarete hazır bulundurma işini, ALLAH'a ve ahiret gününe inanma, namazı gözetme, zekat verme ve ALLAH yolunda cihad etme ile bir mi tutuyorsunuz? ALLAH yanında onlar bir değildir. ALLAH zalim toplumu doğruya ulaştırmaz.
Yoksa siz, hacılara su temin etmeyi ve Mescid-i Haram'da umreciliği, Allah'a ve ahiret gününe inanıp da Allah yolunda cihad edenin işi gibi mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında eşit olmazlar. Allah, zalimler güruhunu doğru yola iletmez.
Ya siz hacılara sekalığı ve Mescidi haramda umreciliği Allaha ve Ahıret gününe iyman edib de Allah yolunda cihad etmekte bulunan gibi mi tuttunuz? Bunlar ındallah müsavi olmazlar, Allah zalimler gürühuna hidayet vermez
Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi; Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah'ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan halkı doğru yola iletmez.
Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi; Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah'ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan halkı doğru yola iletmez.
Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi; Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah'ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan toplumu doğru yola iletmez.
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı Tanrı'ya ve ahiret gününe inanan ve Tanrı yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Tanrı katında bir olmazlar. Tanrı zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
Siz hacı sakalığını, mescid-i haraamın i'marını Allaha, ahiret gününe inanan, Allah yolunda cihad eden kimse (lerin amelleri) gibi mi tutdunuz? Bunlar (bu iki sınıf) Allah yanında bir olmazlar. Allah zaalimler güruhuna hidayet vermez.
Siz; hacılara su vermeyi, Mescid-i Haram'ı tamir etmeyi; Allah'a ve ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olamazlar. Ve Allah; zalimler güruhunu hidayete erdirmez.
(17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.
Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle denk mi tutuyorsunuz? Allah katında denk değildirler. Allah, zalim olan topluma hidayet etmez.
(Ey müşrikler siz), hacılara su verme ve Mescid-i haram'ı şenlendirmeyi; Allah'a, ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihad eden(in eylemiy)le bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.
Yoksa siz; hacılara su verme ve Mescid-i Haram'a hizmet etme işini üstlenenleri, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve Allah yolunda cihad edenlerle /elinden geleni yapanlarla dipnot 1 bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir olmazlar. Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.
Siz, hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'a hizmeti, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve Allah yolunda mücadele (cihad) eden kimsenin yaptığı ile bir mi tutuyorsunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.
Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve Ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle denk mi tutuyorsunuz? Allah katında denk değildirler. Allah zalim olan topluma hidayet etmez.
Hacca gelenlere su vermeyi, mescidi Haram'ı onarmayı; Allah'a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tutuyorsunuz? Allah katında bir değildir. Allah zalim toplumu doğru yola çıkarmaz.
Siz; hacı sakalığını, Mescid-i Haram tamirciliğini, Allah'a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda didinen kişinin yaptığıyla bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar bunlar. Allah, zulüm sergileyenler topluluğuna kılavuzluk etmez.
Tevbe suresi, 20. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ
İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir.
İman edip hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler (fedakârlık yapanlar), derece bakımından Allah katında daha üstündürler. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.
İman eden ve hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla her türlü çabayı gösterenler, Allah nezdinde daha yüce bir makama sahiptirler: zira işte onlar başarının gerçek sahibidirler.
(Ama) inanan, zulüm ve kötülük diyarını terk eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla her türlü çabayı gösteren kimseler(e gelince,) Allah katında en yüksek onur payesi onlarındır; ve onlardır, (sonunda) kazanacak olan!
İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla mücahede edenler, derece itibarıyla Allah indinde daha azimdir. . . İşte bunlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri!
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.
İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.
İnananlar, göç edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah'ın yolunda çaba gösterenler için, Allah'ın katında üst konumlar vardır. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.
İman edip de hicret edenlerin, Allah yolunda mal ve canlarıyla cihad edenlerinmertebeleri Allah katında daha üstündür. Kurtuluşa erenler de işte, onlardır.
Gerçeği onaylayanlar, göç edenler, paralarıyla canlarıyla ALLAH yolunda çaba gösterenler için ALLAH yanında daha büyük bir derece vardır. Onlar kazananlardır.
İnananlar, göç edenler, paralarıyla canlarıyla ALLAH yolunda çaba gösterenler için ALLAH yanında daha büyük bir derece vardır. Onlar kazananlardır.
İman edip hicret etmiş ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmiş kimseler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler ve işte muradına erenler onlardır.
İyman edib hicret etmiş ve mallarıyle, canlarıyle fisebilillah cihad etmekte bulunmuş olan kimseler Allah ındinde derece cihetiyle daha büyüktür ve bunlar işte o murada eren faizindir
İman edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah katında dereceleri daha üstündür. İşte onlar kazançlı olanlardır.
İman edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah katında dereceleri daha üstündür. İşte onlar kazançlı olanlardır.
İman edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah katında dereceleri daha büyüktür. İşte onlar kazançlı olanlardır.
İnananlar, hicret edenler ve Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Tanrı katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.
İman edenlerin, hicret edenlerin, Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaşanların Allah yanında derecesi çok büyükdür. Kurtuluşa (dünya ve ahiret seaadetine) erenler de işte onların ta kendileridir.
Onlar ki iman etmişler, hicret etmişler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmişlerdir. Derece bakımından Allah katında çok büyüktürler. Ve işte onlar, kurtuluşa erenlerin kendileridir.
(17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.
İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.
İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savaşanların, Allah katında dereceleri daha büyüktür. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
İnanıp güvenen, hicret dipnot 1 eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin /elinden geleni yapanların dipnot 2 Allah katındaki dereceleri pek yüksektir. Başarıya ulaşanlar işte onlardır.
İnanıp güvenen, hicret dipnot 1 eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücadele (cihad) edenlerin Allah katındaki dereceleri pek yüksektir. Başaranlar işte onlardır.
İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.
İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.
İman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla didinenler derece bakımından Allah katında daha yücedirler. Kurtuluşa erenler de işte bunlardır.
Tevbe suresi, 21. ayet. يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍ وَجَنَّٰتٍ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُّقِيمٌ
Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.
Rableri onlara, tarafından bir merhamet ve hoşnutluk ile kendileri için içinde kalıcı (tükenmez) nimetler bulunan cennetler müjdeler.
Rableri onları yüce katından bir rahmetle, rıza-yı bari ile ve ve kendilerini içerisinde kesintisiz her tür nimetin beklediği cennetlerle müjdeler.
Rableri onları kendi katından (doğup gelen) bir rahmetle (kendi) hoşnutluğuyla ve (nihayet) kendilerini kesintisiz bir doyum ve mutluluğun beklediği o hasbahçelerle müjdeliyor.
Rableri onları "HU"dan (zatlarından) bir rahmet, rıdvan ve içlerinde kendileri için kalıcı nimetler olan cennetler (mertebeler) ile müjdeler.
Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.
Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.
Efendileri, Kendi katından bir rahmet, hoşnutluk ve kesintisiz nimetlerle dolu cennetleri, sevinçli bir haber olarak onlara veriyor.
Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutlukla, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.
Rab'leri onlara, kendisinden bir rahmet, bir onama ve içinde ebedî nimetlerin bulunduğu bahçeleri müjdeler.
Rableri onlara, kendisinden bir rahmet, bir onama ve içinde ebedi nimetlerin bulunduğu cennetleri müjdeler.
Onların, Rableri kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içlerinden kendilerine sürekli bir nimet bulunan cennetlerle müjdeler.
Müjdeler onların rabbı kendilerini kendinden bir rahmet ve bir rıdvan ve Cennetler ile ki onlar için içlerinde, daimi bir na'im var
Rabb'leri, onları, Kendi rahmeti, hoşnutluğu ve içinde tükenmeyen nimetler bulunan Cennetler ile müjdeliyor.
Rabb'leri, onları, Kendi rahmeti, hoşnutluğu ve içinde tükenmeyen nimetler bulunan Cennetleri ile müjdeliyor.
Rabb'leri, onları, Kendi rahmeti, hoşnutluğu ve içinde tükenmeyen nimetler bulunan Cennetleri ile müjdeliyor.
rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.
Rableri onlara rahmetini, rızaasını, onlara içlerinde tükenmez ve ebedi bir naim (ni'met) bulunan cennetleri müjdeler.
Rabbları onlara; kendinden bir rahmet, hoşnudluk ve içlerinde tükenmez ve ebedi nimetler bulunan cennetleri müjdeler.
(17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.
Rableri onlara rahmetini, rızasını, onlara içlerinde tükenmez ve ebedî bir naîm (nimet) bulunan cennetleri müjdeler.
Rableri onlara, kendisinden bir rahmet, rıza ve içinde sürekli kalacakları ni'meti bol cennetleri müjdeler.
Rableri onları, kendi ikramı, rızası ve nimetleri sürekli olan cennetlerle müjdeler.
Rableri dipnot 1 onlara, kendi ikramını, rızasını ve kalıcı bahçeleri (cennetleri) müjdelemektedir.
Rab’leri, onlara katından bir rahmet, rıza ve içinde devamlı nimetler bulunan, cennetleri müjdeler!
(21-22) Rab'leri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan, içlerinde ebedi ve sürekli kalacakları cennetleri müjdeler! Doğrusu büyük mükafat Allah katındadır.
Rableri onlara kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içinde ölümsüz nimetlerin bulunduğu cennetler müjdeliyor.
Tevbe suresi, 22. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükafat vardır.
Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki büyük ödül yalnızca Allah'ın katındadır.
Onlar orada ebedi kalacaklar; çünkü, katında yüce ödül(ler) bulunan yalnızca Allah'tır.
İçlerinde ebediyyen yerleşip kalacakları (bahçelerle). Demek ki, katında en büyük ödülü koyan Allahtır!
Onlar orada sonsuza dek kalırlar. . . Allah ki, çok büyük mükafat O'nun indindedir!
Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah, büyük mükafaat katında olandır.
Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Allah katında büyük mükâfat vardır.
Sürekli orada kalacaklardır. Kuşkusuz, büyük ödül, Allah'ın katındadır.
Onlar orada süreli kalacaklardır. Şüphesiz en büyük ödül, Allah katında olandır.
Orada ebedî kalıcılar. Büyük ödül ALLAH katındadır.
Orada ebedi kalıcılar. Büyük ödül ALLAH katındadır.
Sonsuza dek sürekli kalacaklar onlar orada; çünkü en büyük mükafat ancak Allah katındadır.
Ebedi kalmak üzere orada onlar, çünkü Allah, onun yanındadır ancak azim bir ecir
Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah'ın katındadır.
Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah katındadır.
Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah katındadır.
Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Tanrı, büyük mükafaat katında olandır.
Onlar orada ebedi ve sermedi kalıcıdırlar. Çünkü Allah katında büyük ecir (ve mükafatlar) vardır muhakkak.
Orada temelli kalıcıdırlar. Muhakkak ki Allah katında büyük mükafat vardır.
(17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.
İçlerinde ebedî ve sürekli kalacaklar. Doğrusu Allah katında büyük mükâfat vardır.
Orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz büyük mükafat Allah katındandır!
Onlar orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 . Şüphesiz büyük ödül Allah katındadır.
Bunlar ölümsüz olarak hep orada kalacaklardır. Çünkü Allah katındaki ödül büyüktür.
İçlerinde ebedi ve sürekli kalacaklar. Doğrusu Allah katında büyük mükâfat vardır.
(21-22) Rab'leri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan, içlerinde ebedi ve sürekli kalacakları cennetleri müjdeler! Doğrusu büyük mükafat Allah katındadır.
Onlara orada sonsuza dek kalacaklardır. Hiç kuşkusuz, Allah'ın katında büyük bir ödül daha vardır.
Tevbe suresi, 23. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَابَآءَكُمْ وَإِخْوَٰنَكُمْ أَوْلِيَآءَ إِنِ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْكُفْرَ عَلَى ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler! Küfrü imana tercih ediyorlarsa dipnot 1 babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) dostlar edinmeyin! Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. dipnot 2
Siz ey iman edenler! Eğer iman yerine küfrü tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi sığınılacak bir can dost olarak görmeyin. İçinizden kim onları sığınılacak bir dost olarak görürse, işte onlar tam anlamıyla zalimce davranmış olurlar.
Siz ey imana erişenler! Hakkın inkarı eğer gönüllerinde imandan daha çok yer tutuyorsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) dost ve yakın bilmeyin: çünkü içinizden kimler ki onlarla dostluk kurarsa, (bilin ki), işte onlardır kötülüğü seçen ve işleyen kimseler!
Ey iman edenler! Eğer hakikati inkarı imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. . . Sizden kim onları veli edinir ise, işte onlar zalimlerin ta kendileridirler.
Ey iman edenler, eğer imana karşı inkarı sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.
Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli (dost) edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işle onlar zalimlerin kendileridir.
Ey inanca çağırılanlar! Eğer nankörlüğü inançtan üstün tutarlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Aranızdan kim onları dost edinirse; haksızlık yapanlar, işte onlardır.
Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyiniz. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler, inkarı gerçeği onaylamaya tercih ettikleri taktirde ana babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Kim onları dost edinirse onlar zalimlerdir.
Ey inananlar, inkarı imana tercih ettikleri taktirde ana babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Kim onları dost edinirse onlar zalimlerdir.
Ey iman edenler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşı küfürden hoşlanıyorlarsa onları dost edinmeyin! Sizden her kim onları dost edinecek olursa, işte bunlar kendilerine zulmedenlerdir.
Ey o bütün iyman edenler: babalarınız ve ıhvanınız eğer iymana karşı küfrü hoşlanıyorlarsa onları evliya ittihaz etmeyiniz, sizden her kim onları veliy tanıyacak olursa işte onlar nefislerine zulmedenlerdir
Ey İman Edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya dipnot 1 edinmeyin. Sizden kim onlara dönerse, dipnot 2 işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler! Eğer küfrü dipnot 1 imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya dipnot 2 edinmeyin. Sizden kim onlara dönerse dipnot 3 , işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya dipnot 1 edinmeyin. Sizden kim onlara dönerse dipnot 2 , işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Ey inananlar, eğer inanca karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.
Ey iman edenler, babalarınızı, kardeşlerinizi — eğer küfrü sevib Onu iman üzerine tercih ediyorlarsa — veliler edinmeyin. İçinizden kim onların velilikleri altına girerse onlar zaalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler; eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı, kardeşlerinizi dostlar edinmeyin. Sizden her kim onları dost edinirse; işte onlar, zalimlerin kendileridir.
(23-24) Ey iman edenler, babalarınız ve kardeşleriniz iman yerine küfre icabet ediyorlarsa / onu tercih ediyorlarsa onları dostlar edinmeyin, sizden her kim onları dost edinirse işte onlar zalimdirler , deki eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, soy akrabalarınız / aşiretiniz, işlediğiniz mallarınız, durgun gitmesinden / kesat gitmesinden çekindiğiniz ticaretiniz, hoşunuza giden evler / meskenler, size Allah’tan Resulünden ve Allah yolunda çaba göstermekten daha sevimli ise Allah emri ile gelinceye kadar bekleyin / gözleyin, Allah yoldan çıkmış topluluklara rehberlik etmez.
Ey İman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar da zalimlerin ta kendileridir.
Ey inananlar, eğer imana karşı küfrü seviyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli tanır(dost tutar)sa işte zalimler onlardır.
Ey inanıp güvenenler! Eğer kafirliği sevip imana tercih ediyorlarsa ana-babanızı ve kardeşlerinizi bile kendinize yakın saymayın. Sizden kim onları kendine yakın sayarsa işte asıl yanlışı yapanlar onlardır.
Ey inanıp güvenenler! ayeti görmezlikten gelmeyi (kafirliği), inanıp güvenmeye (imana) tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile yakın dost (veli) edinmeyin. Kim onları dost edinirse, onlar kendilerine yazık etmiş olurlar.
Ey İman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse , İşte onlar da zalimlerin ta kendileridir.
-Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar kendilerine yazık edenlerdir.
Ey iman edenler! Babalarınız ve kardeşleriniz, eğer imana karşı inkarı seviyorlarsa, onları dostlar edinmeyin. İçinizden onları dost edinenler zalimlerin ta kendileridirler.
Tevbe suresi, 24. ayet. قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."
De ki: "Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından (yok olup gitmesinden) korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Elçisinden ve Allah yolunda cihad etmekten (fedakârlık yapmaktan) daha sevgili ise artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin!" dipnot 1 Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. dipnot 2
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensubu bulunduğunuz topluluk, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden kaygı duyduğunuz ticaret ve kendisiyle huzur bulduğunuz konaklar; Allah'tan, O'nun Elçisi'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, Allah'ın buyruğu gerçekleşinceye kadar bekleyin! Ne ki Allah, sorumsuzca davranan bir toplumu doğru yola yöneltmez.
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz oymak ya da boy, kazanıp (biriktirdiğiniz) mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız konutlar size Allahtan ve Onun Elçisinden ve Onun yolunda kavga vermekten daha gönül bağlayıcı geliyorsa, bekleyin o zaman Allah iradesini açığa vuruncaya kadar; Ve (bilin ki,) Allah, günaha gömülüp gitmiş bir topluluğa asla hidayet etmez".
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler; size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah'ın hükmünün açığa çıkmasını bekleyin. . . Allah fasıklar (bilinçleri Hakk'a ve Din'e karşı körelmişler) topluluğuna hidayet etmez. "
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
De ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, en yakınlarınız, kazandığınız mallar, azalmasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız konutlar; Allah'tan, O'nun elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha çok hoşunuza gidiyorsa, artık, Allah'ın buyruğu yerine gelinceye dek bekleyin. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu doğru yola eriştirmez!"
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, kazandığınız mallar, kaybolmasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Peygamber'inden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini yerine getirinceye kadar bekleyiniz. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez.
De ki: "Ana babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aileniz, kazandığınız paralar, bozuk gitmesinden korktuğunuz iş ve hoşlandığınız evler, ALLAH ve elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha sevgili ise, ALLAH emrini getirinceye kadar bekleyiniz." ALLAH yoldan çıkmış toplumları doğruya iletmez.
De ki: 'Ana babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aileniz, kazandığınız paralar, bozuk gitmesinden korktuğunuz iş ve hoşlandığınız evler ALLAH ve elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha sevgili ise, ALLAH emrini getirinceye kadar bekleyiniz.' ALLAH yoldan çıkmış toplumları doğruya iletmez.
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, aşiretiniz, ele geçirdiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza giden evler size Allah ve peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah öyle fasıklar güruhunu doğru yola erdirmez.
Eğer, de: babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, hısımınız, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise artık, Allahın emri gelinciye kadar bekleyin, Allah öyle fasıkler güruhunu hidayete irdirmez
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Resul'ünden ve O'nun yolunda cihad dipnot 1 etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin." Allah, fasık olan halkı hidayete iletmez.
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cihad dipnot 1 etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin." Allah, fasık olan halkı hidayete iletmez.
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Rasul'ünden ve O'nun yolunda cihad dipnot 1 etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin. Allah, fasık olan kimseleri hidayete iletmez.
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Tanrı'dan, O'nun Resülü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Tanrı'nın buyruğu gelinceye kadar bekleyedurun. Tanrı, fasıklar kavmine hidayet vermez.
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesad (a uğramasın) dan korka geldiğiniz bir ticaret ve hoşunuza gitmekte olan meskenler size Allahdan, Onun peygamberinden ve Onun yolundaki bir cihaddan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah faasıklar güruhunu hidayete erdirmez.
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler, size Allah'tan vve peygamberden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise; o zaman Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Ve Allah; fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.
(23-24) Ey iman edenler, babalarınız ve kardeşleriniz iman yerine küfre icabet ediyorlarsa / onu tercih ediyorlarsa onları dostlar edinmeyin, sizden her kim onları dost edinirse işte onlar zalimdirler , deki eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, soy akrabalarınız / aşiretiniz, işlediğiniz mallarınız, durgun gitmesinden / kesat gitmesinden çekindiğiniz ticaretiniz, hoşunuza giden evler / meskenler, size Allah’tan Resulünden ve Allah yolunda çaba göstermekten daha sevimli ise Allah emri ile gelinceye kadar bekleyin / gözleyin, Allah yoldan çıkmış topluluklara rehberlik etmez.
De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihadetmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.
De ki "Eğer ana-babanız, evlatlarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, bağlı olduğunuz topluluk, elde ettiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz meskenler size, Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda cihaddan /elinden geleni yapmaktan dipnot 1 daha hoş geliyorsa Allah'ın sizi cezalandırma emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu yola getirmez."
De ki "Atalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz topluluk, elde ettiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz evler eğer size Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda mücadele (cihad) etmekten daha sevimli geliyorsa bekleyin, nasıl olsa Allah'ın emri dipnot 1 gelecektir. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez."
De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.
De ki: -Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah'tan, Resulünden ve O'nun yolunda cihaddan daha sevgili ise Allah'ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık topluma yol göstermez.
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.