Tevbe suresi · 17–24. ayetler

Mescidlerin imarı; akrabayı Allah'a tercih etmemek

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tevbe suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 17. ayet. مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُوا۟ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلْكُفْرِ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ وَفِى ٱلنَّارِ هُمْ خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Müşriklerin, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, dipnot 1 Allah'ın mescitlerini imar etme görevleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Onlar, ateşte ebedî kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade "kâfirliklerine kendileri şahit iken", "nefislerinin küfrünü, inkârını göre göre" manasına gelmekte, putlara tapmaları, vahyi inkâr etmeleri, Hz. Muhammed'in risaletini reddetmeleri vs. hususlar ortada dururken, Allah'ın mescitlerini inşaya, imara, onları yaşatmaya hiçbir şekilde haklarının bulunmadığı belirtilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarlarına yine bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allah'ın mescidlerini ziyaret edip onarmak Allah'a ortak koşanlara düşmez. Onlar, yaptıkları boşa gidecek olan kimselerdir; zira onlar ateşte yerleşip kalacaklardır.

    Muhammed Esed

    Hakkı inkar ettiklerine (tutum ve davranışlarıyla) bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allahın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gözetmek, Allahtan başkalarına tanıklık yakıştıran kimselerin işi değil. Onlar, yapıp ettikleri boşa gidecek olan kimselerdir; ateşe yerleşip kalacak olan kimseler!

    Ahmed Hulusi

    Nefslerindeki inkarın bizzat şahidi olan müşriklerin, Allah'a secde mahallerini imar etmeleri mümkün değildir. . . Onların tüm yaptıkları boşa gitmiştir. . . Onlar Nar'da (yakan ateşte - radyasyon) sonsuza dek kalırlar!

    Ali Bulaç

    Şirk koşanların, kendi inkarlarına bizzat kendileri şahidler iken, Allah'ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Müşriklerin, kendi küfürlerine bizzat kendileri şâhidlik edip dururken, Allah'ın mescidlerini tamir etmeleri olacak iş değildir. Bunlar, iyi amelleri boşa gitmiş kimselerdir; cehennemde de onlar dâimidirler.

    Ali Rıza Safa

    Ortaklar koşanlar, nankörlüklerine kendileri tanıkken, Allah'a yakarış yapılan yerlerin yapımını üstlenemezler. Yaptıkları boşa gidenler, işte onlardır. Üstelik ateşin içinde sürekli kalacaklardır. dipnot 141

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 141
      9:17,18 ayetlerinde bildirilen ve "Yapımını üstlenmek" olarak yazdığımız "Ya'muru" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Onarmak" veya "İmar etmek" veya "Mamur etmek" veya "Şenlendirmek" veya "Ziyaret etmek" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Müşrikler, kendilerinin kafirliğine bizzat şahitlik ederken, Allah'ın mescidlerini imar etme yükümlülüğüne sahip değillerdir. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve onlar ateşte süreli kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    Putperestler, kendi inkarlarına bizzat tanık oldukları halde, ALLAH'ın mescitlerini sıkça ziyaret etmemeli. İşleri boşa çıkmıştır. Onlar ateşte ebedîdirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Putperestler, kendi inkarlarına bizzat tanık oldukları halde, ALLAH'ın mescidlerini sıkça ziyaret etmemeli. İşleri boşa çıkmıştır. Onlar ateşte ebedidirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Müşrik vicdanlarına karşı kendi küfürlerine kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların hayır namına bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar sonsuza dek ateş içinde kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Müşrikler vicdanlarına karşı kendi küfürlerine kendileri şahid olub dururlarken Allahın mescidlerini ma'mur etmeleri kabil değildir, onların hayır namına bütün yaptıkları heder ve ateş içinde onlar, muhalleddirler.

    Erhan Aktaş

    Kafir dipnot 1 olduklarını bildikleri halde, Müşriklerin, dipnot 2 Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yetki, nitelik ve imtiyazlarını, O'nun yanı sıra soyut ya da somut başka birine veya bir şeye veren. Allah'a ait nitelikleri Allah'ın yanı sıra başka bir varlıkta da gören.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafir olduklarını bildikleri halde, müşriklerin dipnot 1 , Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın yetki, nitelik ve imtiyazlarını, -soyut ya da somut- O'ndan başka birine veya bir şeye verenlerin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler olduklarını bildikleri halde, müşriklerin, Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.

    Gültekin Onan

    Şirk koşanların kendi küfürlerine bizzat kendileri şahidler iken Tanrı'nın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allaha eş koşanların, kendi küfürlerine bizzat kendileri şahid iken, Allahın mescidlerini i'mar etmelerine (ehliyyetleri) yokdur. Onların (hayır namına) bütün yapdıkları boşa gitmişdir ve onlar ateşde ebedi kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Müşriklerin, kendi küfürlerine kendileri şahid iken; Allah'ın mescidlerini tamir etme hakları yoktur. İşte onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar, ateşte ebedi kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa çıkmıştır. Onlar, Cehennem'de ebedî kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    (Allah'a) Ortak koşanlar nefislerinin küfrünü göre göre Allah'ın mescidlerini şenlendiremezler. Onların yaptıkları işler, boşa çıkmıştır. Ve onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Müşrikler, kendi kafirliklerine dipnot 1 bizzat kendileri şahitken Allah'ın mescitlerine hizmet etmeye hakları yoktur. Onların bütün çalışmaları boşa gider. Onlar, o ateş içinde ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her müşrik aynı zamanda kafir, her kafir aynı zamanda müşriktir (Al-i İmran 3/151).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müşrikler, kendi kafirliklerine dipnot 1 kendileri şahitken, Allah'ın mescitlerine hizmete yetkili değillerdir. Onların çalışmaları boşunadır. Onlar hep ateş içinde ölümsüz olacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her müşrik aynı zamanda kafir, her kafir aynı zamanda müşriktir.

    Şaban Britch

    Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa çıkmıştır. Onlar, Cehennem'de ebedi kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    Müşrikler, üzerlerindeki kafirliğe şahit olup dururlarken Allah'ın mescitlerini onarmaları yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa gitmiştir. Cehennemde temelli kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müşrikler, öz benliklerinin küfre sapışına tanık olup dururlarken, Allah'ın mescitlerini onarmaya girişemezler. Tüm amelleri boşa çıkmıştır onların. Ateşte sürekli kalacaklardır onlar.

  2. Tevbe suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 18. ayet. إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا ٱللَّهَ فَعَسَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ أَن يَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan (kişiler) ömürlendirir. dipnot 1 İşte doğru yola ulaşanlardan olmaları umulanlar bunlardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [ya‘muru] fiili, "imar etmek"ten ziyade "ömür vermek, şenlendirmek, ayakta tutmak, layık olmak" gibi anlamlarda yorumlanmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman eden, namazı istikametle kılan ve zekatı içinden gelerek veren; dahası Allah'tan başka hiç kimseden korkmayan kişiler ziyaret edip onarabilirler. Nitekim, yalnızca böyleleri doğru yolda olmayı umabilir.

    Muhammed Esed

    Allahın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gözetmek, ancak Allaha ve ahiret gününe inanan, salatında dosdoğru ve sürekli olan, arınmak için vermekle yükümlü olduğu şeyi veren ve Allahtan başka kimseden korkup çekinmeyen kimselere vergidir. Ve dolayısıyla, ancak böyleleri doğru yolda yürüyenler arasında olmayı umabilirler!

    Ahmed Hulusi

    Allah'a secde mahallerini ancak Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eden, salatı ikame eden, zekatı veren ve sadece Allah'tan haşyet duyan kimse imar eder (Allah'a secde edilir hale getirir). . . İşte bunların hakikate erenlerden oldukları umulur.

    Ali Bulaç

    Allah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a yakarış yerlerinin yapımını, yalnızca Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar üstlenebilir. İşte onların, doğru yola erişmeleri umut edilebilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazını dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimse imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın mescitlerini, ancak ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylayanlar, salatı gözetenler, zekatı verenler ve ALLAH'tan başkasından korkmayanlar sıkça ziyaret ederler. Onlar, doğru yolu bulanlardandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın mescidlerini, ancak ALLAH'a ve ahiret gününe inananlar, namazı gözetenler, zekatı verenler ve ALLAH'tan başkasından korkmayanlar sıkça ziyaret ederler. Onlar, doğru yolu bulanlardandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaza devam eden, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte bunların başarıya ermişlerden olmaları umulur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın mescidlerini ancak Allaha ve Ahıret gününe inanan, namaza devam eden, zekatı veren ve Allahdan başkasından korkmıyan kimseler ma'mur eder, işte bunların muvaffak olmaları me'muldür

    Erhan Aktaş

    Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve ahiret gününe iman edip, salatı ikame eden, zekatı yapan dipnot 1 ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 9: 11. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, salatı ikame eden, zekatı yapan dipnot 1 ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz 9:
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin in dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, salatı ikame eden, zekatı veren dipnot 1 ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, bir terkip olarak: İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın mescidlerini, yalnızca Tanrı'ya ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Tanrı'dan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın mescidlerini ancak Allaha ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allahdan başkasından korkmayan kimseler i'mareder. işte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.

    İbni Kesir

    Allah'ın mescidlerini; ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekat veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar tamir ederler. İşte bunlar, hidayete erenlerden olabilirler.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı ikame eden, zekâtı veren ve ancak Allah’tan başkasından korkmayanlar imar eder. İşte onlar doğru yolda olanlardır.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar şenlendirirler. Onların, doğru yolu bulanlardan olacakları umulur.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın mescitlerine ancak Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı özenle ve sürekli kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından çekinmeyenler dipnot 1 hizmet edebilirler. İşte bunların doğru yolda olmaları umulur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın mescitlerine dipnot 1 hizmeti sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı tam kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar yapabilirler. Bunların doğru yolda olmaları umulur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secde edilen yere mescid denir.

    Şaban Britch

    Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve Ahiret gününe iman eden, namazı ikame eden, zekatı veren ve ancak Allah’tan başkasından korkmayanlar imar eder. İşte onlar doğru yolda olanlardır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın mescitlerini sadece Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte onların doğru yolda olanlardan olmaları ümit edilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın mescitlerini; ancak Allah'a, ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayan kişiler onarır. İşte bunların, hidayete erenlerden olmaları beklenir.

  3. Tevbe suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 19. ayet. أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ ٱلْحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَجَٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ın bakım ve onarımını, Allah'a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zalim topluluğu doğru yola erdirmez.

    Mehmet Okuyan

    (Ey müşrikler)! Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad edenlerin (fedakârlık yapanların) imanı ile bir mi tutuyorsunuz? (Oysa) onlar Allah katında eşit değillerdir. dipnot 1 Allah o zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kendilerince yaptıkları bazı hizmetleri abartılı gösterenlerin algısını şiddetle eleştirmektedir. Bu çerçevede hac mevsiminde hacılara su hizmeti vermekle Mescid-i Haram'ı tamir etmeyi Yüce Allah'a ve ahiret gününe iman ile Allah yolunda cihad etmeyi bir sayanların bu kabulünü reddetmektedir. Yüce Allah Mekkeli müşriklerin kendilerince yapıp yeterli gördükleri bu iki işle birlikte, müslümanların Yüce Allah'a ve ahiret gününe imanlı bir şekilde Allah yolunda yapıp ettikleri her türlü fedakârlığı aynı düzeyde kabul etmeyi şiddetle reddetmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa siz, (yalnızca) hacıları suvarmayı ve Mescid-i Haram'ı ziyaret edip tamir etmeyi, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman etmek ve Allah yolunda elden gelen gayreti göstermekle eşdeğerde mi tutuyorsunuz? Allah'a göre bunlar birbirine eşdeğer değildirler. Ve Allah, değerleri yerinden etmiş bir toplumu doğruya yöneltmez.

    Muhammed Esed

    (Bir tek) hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haramı onarıp gözetmeyi, Allaha ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda elinden gelen her türlü çabayı gösteren biri(nin üstlendiği görevler)le bir mi tutuyorsunuz? Bu (görevler) Allah katında (hiç de) denk değildir. Ve Allah (bile bile) zulmeden topluluğa asla hidayet etmez.

    Ahmed Hulusi

    (Ey müşrikler) siz, hacıların su ihtiyacını karşılamayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi, Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eden ve Allah uğruna mücahede eden gibi mi kabul ettiniz? (Bunlar) Allah indinde eşit olmazlar! Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.

    Ali Bulaç

    Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey müşrikler!) Siz hacılara su vermeyi ve Mescidi Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

    Ali Rıza Safa

    Hac yapanlara su dağıtmayı ve Kutsal Yakarış Evi'ni onarmayı, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanan ve Allah'ın yolunda çaba gösterenlerle aynı mı tutuyorsunuz? Allah'ın katında aynı değildir. Çünkü Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey müşrikler!Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanıyla bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah,zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

    Edip Yüksel

    Konferansa katılanlara su verme ve Sınırlanmış Mescidi ziyarete hazır bulundurma işini, ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylamakla, salatı gözetmek, zekat vermek ve ALLAH yolunda cihat etmekle bir mi tutuyorsunuz? ALLAH yanında onlar bir değildir. ALLAH zalim toplumu doğruya ulaştırmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hacılara su verme ve Kutsal Mescid'i ziyarete hazır bulundurma işini, ALLAH'a ve ahiret gününe inanma, namazı gözetme, zekat verme ve ALLAH yolunda cihad etme ile bir mi tutuyorsunuz? ALLAH yanında onlar bir değildir. ALLAH zalim toplumu doğruya ulaştırmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa siz, hacılara su temin etmeyi ve Mescid-i Haram'da umreciliği, Allah'a ve ahiret gününe inanıp da Allah yolunda cihad edenin işi gibi mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında eşit olmazlar. Allah, zalimler güruhunu doğru yola iletmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya siz hacılara sekalığı ve Mescidi haramda umreciliği Allaha ve Ahıret gününe iyman edib de Allah yolunda cihad etmekte bulunan gibi mi tuttunuz? Bunlar ındallah müsavi olmazlar, Allah zalimler gürühuna hidayet vermez

    Erhan Aktaş

    Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi; Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah'ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan halkı doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi; Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah'ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan halkı doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi; Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah'ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan toplumu doğru yola iletmez.

    Gültekin Onan

    Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı Tanrı'ya ve ahiret gününe inanan ve Tanrı yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Tanrı katında bir olmazlar. Tanrı zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.

    Hasan Basri Çantay

    Siz hacı sakalığını, mescid-i haraamın i'marını Allaha, ahiret gününe inanan, Allah yolunda cihad eden kimse (lerin amelleri) gibi mi tutdunuz? Bunlar (bu iki sınıf) Allah yanında bir olmazlar. Allah zaalimler güruhuna hidayet vermez.

    İbni Kesir

    Siz; hacılara su vermeyi, Mescid-i Haram'ı tamir etmeyi; Allah'a ve ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olamazlar. Ve Allah; zalimler güruhunu hidayete erdirmez.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle denk mi tutuyorsunuz? Allah katında denk değildirler. Allah, zalim olan topluma hidayet etmez.

    Süleyman Ateş

    (Ey müşrikler siz), hacılara su verme ve Mescid-i haram'ı şenlendirmeyi; Allah'a, ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihad eden(in eylemiy)le bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa siz; hacılara su verme ve Mescid-i Haram'a hizmet etme işini üstlenenleri, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve Allah yolunda cihad edenlerle /elinden geleni yapanlarla dipnot 1 bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir olmazlar. Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'a hizmeti, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve Allah yolunda mücadele (cihad) eden kimsenin yaptığı ile bir mi tutuyorsunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.

    Şaban Britch

    Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve Ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle denk mi tutuyorsunuz? Allah katında denk değildirler. Allah zalim olan topluma hidayet etmez.

    Şaban Piriş

    Hacca gelenlere su vermeyi, mescidi Haram'ı onarmayı; Allah'a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tutuyorsunuz? Allah katında bir değildir. Allah zalim toplumu doğru yola çıkarmaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz; hacı sakalığını, Mescid-i Haram tamirciliğini, Allah'a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda didinen kişinin yaptığıyla bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar bunlar. Allah, zulüm sergileyenler topluluğuna kılavuzluk etmez.

  4. Tevbe suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 20. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    Diyanet İşleri

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    İman edip hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler (fedakârlık yapanlar), derece bakımından Allah katında daha üstündürler. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Mustafa İslamoğlu

    İman eden ve hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla her türlü çabayı gösterenler, Allah nezdinde daha yüce bir makama sahiptirler: zira işte onlar başarının gerçek sahibidirler.

    Muhammed Esed

    (Ama) inanan, zulüm ve kötülük diyarını terk eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla her türlü çabayı gösteren kimseler(e gelince,) Allah katında en yüksek onur payesi onlarındır; ve onlardır, (sonunda) kazanacak olan!

    Ahmed Hulusi

    İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla mücahede edenler, derece itibarıyla Allah indinde daha azimdir. . . İşte bunlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri!

    Ali Bulaç

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.

    Ali Rıza Safa

    İnananlar, göç edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah'ın yolunda çaba gösterenler için, Allah'ın katında üst konumlar vardır. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip de hicret edenlerin, Allah yolunda mal ve canlarıyla cihad edenlerinmertebeleri Allah katında daha üstündür. Kurtuluşa erenler de işte, onlardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, göç edenler, paralarıyla canlarıyla ALLAH yolunda çaba gösterenler için ALLAH yanında daha büyük bir derece vardır. Onlar kazananlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, göç edenler, paralarıyla canlarıyla ALLAH yolunda çaba gösterenler için ALLAH yanında daha büyük bir derece vardır. Onlar kazananlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip hicret etmiş ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmiş kimseler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler ve işte muradına erenler onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İyman edib hicret etmiş ve mallarıyle, canlarıyle fisebilillah cihad etmekte bulunmuş olan kimseler Allah ındinde derece cihetiyle daha büyüktür ve bunlar işte o murada eren faizindir

    Erhan Aktaş

    İman edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah katında dereceleri daha üstündür. İşte onlar kazançlı olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah katında dereceleri daha üstündür. İşte onlar kazançlı olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah katında dereceleri daha büyüktür. İşte onlar kazançlı olanlardır.

    Gültekin Onan

    İnananlar, hicret edenler ve Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Tanrı katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.

    Hasan Basri Çantay

    İman edenlerin, hicret edenlerin, Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaşanların Allah yanında derecesi çok büyükdür. Kurtuluşa (dünya ve ahiret seaadetine) erenler de işte onların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Onlar ki iman etmişler, hicret etmişler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmişlerdir. Derece bakımından Allah katında çok büyüktürler. Ve işte onlar, kurtuluşa erenlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.

    Süleyman Ateş

    İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savaşanların, Allah katında dereceleri daha büyüktür. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen, hicret dipnot 1 eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin /elinden geleni yapanların dipnot 2 Allah katındaki dereceleri pek yüksektir. Başarıya ulaşanlar işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicret sözlükte (Müfredat), kişinin bir şeyden bedeniyle, diliyle veya kalbiyle uzaklaşmasıdır (Nisa 4/97-100, Enfal 8/72-75, Meryem 19/46, Furkan 25/30, Mümtehine 60/10, Müzzemmil 73/10, Müddessir 74/5).
    2. metne dön, dipnot 2
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen, hicret dipnot 1 eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücadele (cihad) edenlerin Allah katındaki dereceleri pek yüksektir. Başaranlar işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicret: Göç etmek

    Şaban Britch

    İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.

    Şaban Piriş

    İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla didinenler derece bakımından Allah katında daha yücedirler. Kurtuluşa erenler de işte bunlardır.

  5. Tevbe suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 21. ayet. يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍ وَجَنَّٰتٍ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُّقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.

    Mehmet Okuyan

    Rableri onlara, tarafından bir merhamet ve hoşnutluk ile kendileri için içinde kalıcı (tükenmez) nimetler bulunan cennetler müjdeler.

    Mustafa İslamoğlu

    Rableri onları yüce katından bir rahmetle, rıza-yı bari ile ve ve kendilerini içerisinde kesintisiz her tür nimetin beklediği cennetlerle müjdeler.

    Muhammed Esed

    Rableri onları kendi katından (doğup gelen) bir rahmetle (kendi) hoşnutluğuyla ve (nihayet) kendilerini kesintisiz bir doyum ve mutluluğun beklediği o hasbahçelerle müjdeliyor.

    Ahmed Hulusi

    Rableri onları "HU"dan (zatlarından) bir rahmet, rıdvan ve içlerinde kendileri için kalıcı nimetler olan cennetler (mertebeler) ile müjdeler.

    Ali Bulaç

    Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.

    Ali Özek ve heyeti

    Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.

    Ali Rıza Safa

    Efendileri, Kendi katından bir rahmet, hoşnutluk ve kesintisiz nimetlerle dolu cennetleri, sevinçli bir haber olarak onlara veriyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutlukla, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.

    Edip Yüksel

    Rab'leri onlara, kendisinden bir rahmet, bir onama ve içinde ebedî nimetlerin bulunduğu bahçeleri müjdeler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rableri onlara, kendisinden bir rahmet, bir onama ve içinde ebedi nimetlerin bulunduğu cennetleri müjdeler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onların, Rableri kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içlerinden kendilerine sürekli bir nimet bulunan cennetlerle müjdeler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Müjdeler onların rabbı kendilerini kendinden bir rahmet ve bir rıdvan ve Cennetler ile ki onlar için içlerinde, daimi bir na'im var

    Erhan Aktaş

    Rabb'leri, onları, Kendi rahmeti, hoşnutluğu ve içinde tükenmeyen nimetler bulunan Cennetler ile müjdeliyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'leri, onları, Kendi rahmeti, hoşnutluğu ve içinde tükenmeyen nimetler bulunan Cennetleri ile müjdeliyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'leri, onları, Kendi rahmeti, hoşnutluğu ve içinde tükenmeyen nimetler bulunan Cennetleri ile müjdeliyor.

    Gültekin Onan

    rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.

    Hasan Basri Çantay

    Rableri onlara rahmetini, rızaasını, onlara içlerinde tükenmez ve ebedi bir naim (ni'met) bulunan cennetleri müjdeler.

    İbni Kesir

    Rabbları onlara; kendinden bir rahmet, hoşnudluk ve içlerinde tükenmez ve ebedi nimetler bulunan cennetleri müjdeler.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rableri onlara rahmetini, rızasını, onlara içlerinde tükenmez ve ebedî bir naîm (nimet) bulunan cennetleri müjdeler.

    Süleyman Ateş

    Rableri onlara, kendisinden bir rahmet, rıza ve içinde sürekli kalacakları ni'meti bol cennetleri müjdeler.

    Süleymaniye Vakfı

    Rableri onları, kendi ikramı, rızası ve nimetleri sürekli olan cennetlerle müjdeler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rableri dipnot 1 onlara, kendi ikramını, rızasını ve kalıcı bahçeleri (cennetleri) müjdelemektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahipleri

    Şaban Britch

    Rab’leri, onlara katından bir rahmet, rıza ve içinde devamlı nimetler bulunan, cennetleri müjdeler!

    Şaban Piriş

    (21-22) Rab'leri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan, içlerinde ebedi ve sürekli kalacakları cennetleri müjdeler! Doğrusu büyük mükafat Allah katındadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rableri onlara kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içinde ölümsüz nimetlerin bulunduğu cennetler müjdeliyor.

  6. Tevbe suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 22. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükafat vardır.

    Mehmet Okuyan

    Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki büyük ödül yalnızca Allah'ın katındadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar orada ebedi kalacaklar; çünkü, katında yüce ödül(ler) bulunan yalnızca Allah'tır.

    Muhammed Esed

    İçlerinde ebediyyen yerleşip kalacakları (bahçelerle). Demek ki, katında en büyük ödülü koyan Allahtır!

    Ahmed Hulusi

    Onlar orada sonsuza dek kalırlar. . . Allah ki, çok büyük mükafat O'nun indindedir!

    Ali Bulaç

    Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah, büyük mükafaat katında olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Allah katında büyük mükâfat vardır.

    Ali Rıza Safa

    Sürekli orada kalacaklardır. Kuşkusuz, büyük ödül, Allah'ın katındadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar orada süreli kalacaklardır. Şüphesiz en büyük ödül, Allah katında olandır.

    Edip Yüksel

    Orada ebedî kalıcılar. Büyük ödül ALLAH katındadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada ebedi kalıcılar. Büyük ödül ALLAH katındadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonsuza dek sürekli kalacaklar onlar orada; çünkü en büyük mükafat ancak Allah katındadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ebedi kalmak üzere orada onlar, çünkü Allah, onun yanındadır ancak azim bir ecir

    Erhan Aktaş

    Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah'ın katındadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah katındadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah katındadır.

    Gültekin Onan

    Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Tanrı, büyük mükafaat katında olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar orada ebedi ve sermedi kalıcıdırlar. Çünkü Allah katında büyük ecir (ve mükafatlar) vardır muhakkak.

    İbni Kesir

    Orada temelli kalıcıdırlar. Muhakkak ki Allah katında büyük mükafat vardır.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Müşriklerin, hele de kendilerinin kafir olduklarına şahit olanların, mescitleri imar etmeleri olacak şey değildir, işte onların amelleri boşa gitmiştir, onlar ateşte kalıcıdırlar , Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı kalkıp kılanlar ve zekât verenler imar ederler, ancak Allah’tan tedirgin olun , umulur ki onlar , yola iletilenlerdirler. Hac da su dağıtmayı, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi Allah’a ve ahiret gününe iman edip te Allah yolunda cihat eden kimse gibi mi yaptın ız? Bunlar Allah yanında aynı seviyede değildirler, Allah zalim topluluğu yola iletmez (önce zulmetmeyi bırakacaksın) İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla ceht gösterenlerin Allah’ın yanında ki dereceleri daha büyüktür, işte onlar başarıya ulaşanlardır. Rableri olan Allah, onları, katından bir rahmet ve hoşnutluk ile ve de içinde daimî nimet olan cennetler ile müjdeler, orada ebedi kalıcıdırlar, muhakkak ki Allah’ın yanındaki ödül / ecir daha büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçlerinde ebedî ve sürekli kalacaklar. Doğrusu Allah katında büyük mükâfat vardır.

    Süleyman Ateş

    Orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz büyük mükafat Allah katındandır!

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 . Şüphesiz büyük ödül Allah katındadır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, cennetlik ve cehennemlik olanlar için iki kelime kullanılır. Birisi 'ebeden' diğeri 'halid'tir. Ebeden, 'sonsuza kadar', halid ise 'ölümsüz olan' anlamına gelir. Cennetlikler için Nisa 4/57,122; Maide 5/119, Tevbe 9/22,100; Tegabun 64/9, Talak 65/11, Beyyine 98/8 ayetlerine; cehennemlikler için Nisa 4/169, Ahzab 33/65, Cin 72/23 ayetlerine bakınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar ölümsüz olarak hep orada kalacaklardır. Çünkü Allah katındaki ödül büyüktür.

    Şaban Britch

    İçlerinde ebedi ve sürekli kalacaklar. Doğrusu Allah katında büyük mükâfat vardır.

    Şaban Piriş

    (21-22) Rab'leri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan, içlerinde ebedi ve sürekli kalacakları cennetleri müjdeler! Doğrusu büyük mükafat Allah katındadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara orada sonsuza dek kalacaklardır. Hiç kuşkusuz, Allah'ın katında büyük bir ödül daha vardır.

  7. Tevbe suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 23. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَابَآءَكُمْ وَإِخْوَٰنَكُمْ أَوْلِيَآءَ إِنِ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْكُفْرَ عَلَى ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Küfrü imana tercih ediyorlarsa dipnot 1 babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) dostlar edinmeyin! Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [istehabbû] fiili "tercih etmek" anlamına gelebileceği gibi "sevmek" anlamına da gelebilir. Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:3; Nahl 16:107; Fussilet 41:17.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah burada bir sevgi-iman ilişkisi ortaya koymaktadır. Bu çerçevede eğer karşı tarafta inkarcılık ve onları sevdirme girişimi varsa kişinin en yakınları bile olsalar bunu yapanların dost edinilmemesi gerektiği belirtilmektedir. Al-i İmrân 3:28, Nisâ 4:138-139, 144, Mâide 5:51, 57, Mümtehine 60:1, 9 gibi ayetlerde ifade edildiği üzere, inkârcıları, yahudileri ve hristiyanları dost edinmemek gerektiği bildirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Eğer iman yerine küfrü tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi sığınılacak bir can dost olarak görmeyin. İçinizden kim onları sığınılacak bir dost olarak görürse, işte onlar tam anlamıyla zalimce davranmış olurlar.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erişenler! Hakkın inkarı eğer gönüllerinde imandan daha çok yer tutuyorsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) dost ve yakın bilmeyin: çünkü içinizden kimler ki onlarla dostluk kurarsa, (bilin ki), işte onlardır kötülüğü seçen ve işleyen kimseler!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Eğer hakikati inkarı imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. . . Sizden kim onları veli edinir ise, işte onlar zalimlerin ta kendileridirler.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, eğer imana karşı inkarı sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli (dost) edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işle onlar zalimlerin kendileridir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Eğer nankörlüğü inançtan üstün tutarlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Aranızdan kim onları dost edinirse; haksızlık yapanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyiniz. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, inkarı gerçeği onaylamaya tercih ettikleri taktirde ana babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Kim onları dost edinirse onlar zalimlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, inkarı imana tercih ettikleri taktirde ana babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Kim onları dost edinirse onlar zalimlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşı küfürden hoşlanıyorlarsa onları dost edinmeyin! Sizden her kim onları dost edinecek olursa, işte bunlar kendilerine zulmedenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler: babalarınız ve ıhvanınız eğer iymana karşı küfrü hoşlanıyorlarsa onları evliya ittihaz etmeyiniz, sizden her kim onları veliy tanıyacak olursa işte onlar nefislerine zulmedenlerdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya dipnot 1 edinmeyin. Sizden kim onlara dönerse, dipnot 2 işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onların yanında yer alırsa.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Eğer küfrü dipnot 1 imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya dipnot 2 edinmeyin. Sizden kim onlara dönerse dipnot 3 , işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)
    3. metne dön, dipnot 3
      Onların yanında yer alırsa

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya dipnot 1 edinmeyin. Sizden kim onlara dönerse dipnot 2 , işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onların yanında yer alırsa.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, eğer inanca karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, babalarınızı, kardeşlerinizi — eğer küfrü sevib Onu iman üzerine tercih ediyorlarsa — veliler edinmeyin. İçinizden kim onların velilikleri altına girerse onlar zaalimlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı, kardeşlerinizi dostlar edinmeyin. Sizden her kim onları dost edinirse; işte onlar, zalimlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (23-24) Ey iman edenler, babalarınız ve kardeşleriniz iman yerine küfre icabet ediyorlarsa / onu tercih ediyorlarsa onları dostlar edinmeyin, sizden her kim onları dost edinirse işte onlar zalimdirler , deki eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, soy akrabalarınız / aşiretiniz, işlediğiniz mallarınız, durgun gitmesinden / kesat gitmesinden çekindiğiniz ticaretiniz, hoşunuza giden evler / meskenler, size Allah’tan Resulünden ve Allah yolunda çaba göstermekten daha sevimli ise Allah emri ile gelinceye kadar bekleyin / gözleyin, Allah yoldan çıkmış topluluklara rehberlik etmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar da zalimlerin ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, eğer imana karşı küfrü seviyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli tanır(dost tutar)sa işte zalimler onlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Eğer kafirliği sevip imana tercih ediyorlarsa ana-babanızı ve kardeşlerinizi bile kendinize yakın saymayın. Sizden kim onları kendine yakın sayarsa işte asıl yanlışı yapanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! ayeti görmezlikten gelmeyi (kafirliği), inanıp güvenmeye (imana) tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile yakın dost (veli) edinmeyin. Kim onları dost edinirse, onlar kendilerine yazık etmiş olurlar.

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse , İşte onlar da zalimlerin ta kendileridir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar kendilerine yazık edenlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Babalarınız ve kardeşleriniz, eğer imana karşı inkarı seviyorlarsa, onları dostlar edinmeyin. İçinizden onları dost edinenler zalimlerin ta kendileridirler.

  8. Tevbe suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 24. ayet. قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından (yok olup gitmesinden) korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Elçisinden ve Allah yolunda cihad etmekten (fedakârlık yapmaktan) daha sevgili ise artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin!" dipnot 1 Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen "emir"den maksat, Yüce Allah'ın "azap emri"dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet müslümanlara bir sevgi ahlakı öğretmekte, Allah sevgisinin önüne başka sevgileri geçirmemek gerektiği mesajını içermektedir. Bu ayet Mücâdele 58:22 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensubu bulunduğunuz topluluk, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden kaygı duyduğunuz ticaret ve kendisiyle huzur bulduğunuz konaklar; Allah'tan, O'nun Elçisi'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, Allah'ın buyruğu gerçekleşinceye kadar bekleyin! Ne ki Allah, sorumsuzca davranan bir toplumu doğru yola yöneltmez.

    Muhammed Esed

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz oymak ya da boy, kazanıp (biriktirdiğiniz) mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız konutlar size Allahtan ve Onun Elçisinden ve Onun yolunda kavga vermekten daha gönül bağlayıcı geliyorsa, bekleyin o zaman Allah iradesini açığa vuruncaya kadar; Ve (bilin ki,) Allah, günaha gömülüp gitmiş bir topluluğa asla hidayet etmez".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler; size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah'ın hükmünün açığa çıkmasını bekleyin. . . Allah fasıklar (bilinçleri Hakk'a ve Din'e karşı körelmişler) topluluğuna hidayet etmez. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, en yakınlarınız, kazandığınız mallar, azalmasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız konutlar; Allah'tan, O'nun elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha çok hoşunuza gidiyorsa, artık, Allah'ın buyruğu yerine gelinceye dek bekleyin. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu doğru yola eriştirmez!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, kazandığınız mallar, kaybolmasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Peygamber'inden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini yerine getirinceye kadar bekleyiniz. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez.

    Edip Yüksel

    De ki: "Ana babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aileniz, kazandığınız paralar, bozuk gitmesinden korktuğunuz iş ve hoşlandığınız evler, ALLAH ve elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha sevgili ise, ALLAH emrini getirinceye kadar bekleyiniz." ALLAH yoldan çıkmış toplumları doğruya iletmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Ana babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aileniz, kazandığınız paralar, bozuk gitmesinden korktuğunuz iş ve hoşlandığınız evler ALLAH ve elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha sevgili ise, ALLAH emrini getirinceye kadar bekleyiniz.' ALLAH yoldan çıkmış toplumları doğruya iletmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, aşiretiniz, ele geçirdiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza giden evler size Allah ve peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah öyle fasıklar güruhunu doğru yola erdirmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer, de: babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, hısımınız, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise artık, Allahın emri gelinciye kadar bekleyin, Allah öyle fasıkler güruhunu hidayete irdirmez

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Resul'ünden ve O'nun yolunda cihad dipnot 1 etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin." Allah, fasık olan halkı hidayete iletmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda mücadele etmek. Kararlı ve tutarlı bir şekilde çaba göstermek, canla başla çalışmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cihad dipnot 1 etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin." Allah, fasık olan halkı hidayete iletmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda mücadele etmek. Kararlı ve tutarlı bir şekilde özveri ile çaba göstermek, canla başla çalışmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Rasul'ünden ve O'nun yolunda cihad dipnot 1 etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin. Allah, fasık olan kimseleri hidayete iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öz veri ile gayret göstermekten, çalışıp çabalamaktan. İmkan-larını seferber etmekten.

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Tanrı'dan, O'nun Resülü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Tanrı'nın buyruğu gelinceye kadar bekleyedurun. Tanrı, fasıklar kavmine hidayet vermez.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesad (a uğramasın) dan korka geldiğiniz bir ticaret ve hoşunuza gitmekte olan meskenler size Allahdan, Onun peygamberinden ve Onun yolundaki bir cihaddan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah faasıklar güruhunu hidayete erdirmez.

    İbni Kesir

    De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler, size Allah'tan vve peygamberden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise; o zaman Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Ve Allah; fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.

    Mehmet Alagaş

    (23-24) Ey iman edenler, babalarınız ve kardeşleriniz iman yerine küfre icabet ediyorlarsa / onu tercih ediyorlarsa onları dostlar edinmeyin, sizden her kim onları dost edinirse işte onlar zalimdirler , deki eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, soy akrabalarınız / aşiretiniz, işlediğiniz mallarınız, durgun gitmesinden / kesat gitmesinden çekindiğiniz ticaretiniz, hoşunuza giden evler / meskenler, size Allah’tan Resulünden ve Allah yolunda çaba göstermekten daha sevimli ise Allah emri ile gelinceye kadar bekleyin / gözleyin, Allah yoldan çıkmış topluluklara rehberlik etmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihadetmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Eğer ana-babanız, evlatlarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, bağlı olduğunuz topluluk, elde ettiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz meskenler size, Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda cihaddan /elinden geleni yapmaktan dipnot 1 daha hoş geliyorsa Allah'ın sizi cezalandırma emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu yola getirmez."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Atalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz topluluk, elde ettiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz evler eğer size Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda mücadele (cihad) etmekten daha sevimli geliyorsa bekleyin, nasıl olsa Allah'ın emri dipnot 1 gelecektir. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

    Şaban Britch

    De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.

    Şaban Piriş

    De ki: -Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah'tan, Resulünden ve O'nun yolunda cihaddan daha sevgili ise Allah'ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık topluma yol göstermez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.