Tevbe suresi · 30–37. ayetler

Hahamlar ve rahipler; haram aylar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tevbe suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 30. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ عُزَيْرٌ ٱبْنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَٰهِهِمْ يُضَٰهِـُٔونَ قَوْلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    Diyanet İşleri

    Yahudiler, "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar ise, "İsa Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!

    Mehmet Okuyan

    (Bazı) yahudiler, "Üzeyir dipnot 1 Allah'ın oğludur." demişlerdi. (Bazı) hristiyanlar da "Mesih (İsa) Allah'ın oğludur." demişlerdi. Bu, onların ağızlarındaki (anlamsız) sözleridir. (Sözlerini) daha önce kâfir olanların sözlerine benzetiyorlar. dipnot 2 Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslüman âlimlerin çoğu Hz. Üzeyir'i yahudi geleneğindeki Ezrâ ile özdeşleştirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mekkeli müşrikler "Allah'ın çocukları var" diyerek melekleri O'nun kızları saymış ve O'na kız çocuklar yakıştırmışlardı. Bazıları ise Yüce Allah ile cinler arasında soy ilişkisi iddiasında bulunmuşlardı. Bu ayetin dışında, Mâide 5:18'de "bütün yahudi ve hristiyanların kendilerinin Allah'ın oğlu olduklarını" iddia ettikleri bildirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yahudiler "Uzeyr Allah'ın oğludur" dediler; Hıristiyanlarsa "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bunlar, geçmiş dönemlerin ısrarlı inkarcılarının uydurduğu asılsız iddialara özenerek ağızlarında geveledikleri söylentilerdir; Allah kahretsin onları: nasıl da savruluyorlar!

    Muhammed Esed

    Yahudiler: "Üzeyir Allahın oğludur" diyorlar; Hıristiyanlarsa: "İsa Allahın oğludur" diyorlar. Bunlar, özleri itibariyle, böylelerinin geçmiş çağlarda hakkı inkar edenlerin uydurduğu asılsız iddialara özenerek dillerine doladıkları söylentilerdir! (işte şu bedduayı hak ediyorlar:) "Allah kahretsin onları!" Zihnen nasıl da saptırılıyorlar!

    Ahmed Hulusi

    Yahudiler: "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler. . . Nasara da: "Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. . . Bunu ağızlarıyla söylüyorlar! Daha önce hakikat bilgisini inkar edenlerin sözlerini taklit ediyorlar. . . Allah onları öldürsün! Nasıl da (Hak'tan) sapıyorlar!

    Ali Bulaç

    Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkar edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?

    Ali Özek ve heyeti

    Yahudiler, Uzeyr Allah’ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!

    Ali Rıza Safa

    Yahudiler, "Uzeyr, Allah'ın oğludur!" dediler. Nasraniler de "İsa, Allah'ın oğludur!" dediler. Ağızlarıyla söyledikleri bu sözler, daha önce nankörlük edenlerin sözlerine benziyor. Allah, onları yok etsin; nasıl da çevriliyorlar? dipnot 144

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 144
      Yahudilerin, Allah'ın oğlu olarak nitelendirdiği ve yalnızca bu ayette ismi geçen Uzeyr'in, peygamber veya elçi olup olmadığı konusunda, Kur'an'da bilgi verilmemiştir. Tevrat ayetlerinde, peygamber olarak ismi geçen Ezra'nın, Uzeyr ile aynı kişi olup olmadığı konusu da tartışmalıdır. Hıristiyanların, İsa peygamberi Allah'ın oğlu olarak nitelendirmesi konusu, İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır:
      Matta 14:33 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 14:33

      Teknedekiler, “Sen gerçekten Tanrının Oğlusun” diyerek Ona tapındılar.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Teknedekiler, ‘Sen, gerçekten Allah'ın oğlusun!' diyerek ona tapındılar."
      Markos 3:11 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 3:11

      Kötü ruhlar Onu görünce ayaklarına kapanıyor, “Sen Tanrının Oğlusun!” diye bağırıyorlardı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Kötü ruhlar, onu görünce ayaklarına kapanıyor; ‘Sen, Allah'ın oğlusun!' diye bağırıyorlardı."
      Yuhanna 1:49 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yuhanna 1:49

      Natanel, “Rabbî, sen Tanrının Oğlusun, sen İsrailin Kralısın!” dedi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "‘Sen, Allah'ın oğlusun; İsrail'in kralısın!' dedi."

    Bayraktar Bayraklı

    Yahudiler, "Üzeyir, Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar da, "Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarında geveledikleri sözlerdir. Sözlerini daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar!

    Edip Yüksel

    Yahudiler: "Uzeyr ALLAH'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar da, "Mesih ALLAH'ın oğludur" dediler. Bu, ağızlarından çıkan sözleridir. Önceden inkar etmiş olanların sözlerini taklit ediyorlar. ALLAH onları mahkûm eder. Nasıl da çevriliyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahudiler: 'Uzeyr ALLAH'ın oğludur,' dediler. Hıristiyanlar da, 'Mesih ALLAH'ın oğludur,' dediler. Bu, ağızlarından çıkan sözleridir. Önceden inkar etmiş olanların sözlerini taklid ediyorlar. ALLAH onları mahkum eder. Nasıl da çevriliyorlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yahudiler: "Üzeyr Allah'ın oğludur." dediler. Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların, önceden Allah'ı inkar edenlerin sözüne benzeterek, ağızlarıyla geveledikleri sözleridir. Allah kahredesiceler, nereden de saptırılıyorlar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yehudiler "Uzeyr Allahın oğlu" dediler, Nesraniler de "Mesih Allahın oğlu" dediler, bu onların ağızlariyle söyledikleri sözleri ki önceden küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar Allah kahredesiler nereden saptırılıyorlar?

    Erhan Aktaş

    Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur." dediler; Nesara dipnot 1 da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah, kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hıristiyanlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah, kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah, kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.

    Gültekin Onan

    Yahudiler: "Üzeyir Tanrı'nın oğludur" dediler; hristiyanlar da: "Mesih Tanrı'nın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki küfredenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Tanrı onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?

    Hasan Basri Çantay

    Yahudiler "Uzeyr Allahın oğludur" dedi (ler), Hıristiyanlar da "Mesih" (isa) Allahın oğludur" dedi (ler). Bu, onların ağızlariyle (geveledikleri cahilce) sözleridir ki (bununla guya) daha evvel küfredenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Hay Allah kahredesi adamlar! (Hakdan baatıla) nasıl da döndürülüyorlar!..

    İbni Kesir

    Yahudiler dediler ki: Uzeyr Allah'ın oğludur. Hristiyanlar da dediler ki: Mesih Allah'ın oğludur. Bu, onların ağızlarında dolaşan sözlerdir ki, daha önce küfretmiş olanların sözüne benzetiyorlar. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğlu dediler, Hristiyanlar da Mesih Allah’ın oğlu dediler, bu onların ağızları ile söyledikleri bir laftır, daha önceki kafirlerin sözüne benzemiş oluyorlar , Allah onları katletsin, nasıl oluyor da yalana kapılıyorlar . Hahamlarını / Ahbarlarını, Rahiplerini / Ruhbanlarını ve de Meryem oğlu Mesih’i Allah’ı bırakıp Rab olarak edindiler, oysa ki tek bir ilah dışındaki kimselere ibadet etme meleri onlara emredilmemişti, O’ndan başka ilah yoktur, O , ortak koştuklarından üstündür. Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmeyi diliyorlar, Allah nurunu tamamlamak dışındakileri reddeder, üstelik kafirler hoşlanmasa bile. O ki Resullerini yol kılavuzu ve hakiki din ile gönderendir, O dini, müşrikler hoşlanmasalar da diğerlerinin üs tüne çıkaracaktır. Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğunluğu / ekserisi insanların mallarını gerçek dışı olarak / haksız yere yiyorlar ve de Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar, altın ve gümüş yığıyorlar, o biriktirdiklerini de Allah yolunda harcamıy orlar, onları acıtıcı azapla müjdele. O gün onlar için cehennem ateşi kızdırılacak, onunla alınları, yanları, sırtları, dağlanacaklar ve işte bu, kendiniz için yığdığınızdır, şimdi birikimlerinizi tadın denilecek.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahudiler: "Uzeyir Allah’ın oğludur." dediler. Hristiyanlar da "Mesih Allah’ın oğludur." dediler. Bu, daha önce kâfir olanların sözlerine benzeterek onların ağızlarıyla söyledikleri (uydurma) sözleridir. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

    Süleyman Ateş

    Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler. Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların ağızlariyle geveledikleri sözleridir. (Sözlerini), önceden inkar etmiş(olan müşrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan batıla) çevriliyorlar!?

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudiler; "Üzeyir Allah'ın oğludur dipnot 1 " dediler. Hıristiyanlar da "Mesih /İsa Allah'ın oğludur" dediler. Bunlar, onların dillerine doladıkları (geçersiz) sözlerdir. Kendilerinden önceki kafirlerin ağzı ile konuşuyorlar. Allah canlarını alsın! Bu yalana nasıl da sürükleniyorlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Üzeyir, Tevrat'ta Ezra olarak geçer. Kudüs'teki Beytülmakdis'in ilk yıkılışından sonra (İsra 17/5), Buhtunnasr (Nabukadnessar), Yahudileri Babil'e sürdü. M.Ö. 539'da Babil'i fetheden Pers kralı Koreş; Üzeyir, Nehemya ve diğerlerini, Mescid'i yeniden inşa etmeleri için geri gönderdi (Tevrat/
      Ezra 1/1-3 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 1:1

      Pers Kralı Koreşin krallığının birinci yılında RAB, Yeremya aracılığıyla bildirdiği sözünü yerine getirmek amacıyla, Pers Kralı Koreşi harekete geçirdi. Koreş yönetimi altındaki bütün halklara şu…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Üzeyir Kudüs'ü görünce: "Allah bu kenti ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" dedi. "Allah da onu öldürdü ve yüz yıl sonra tekrar diriltti." (Bakara 2/259) Bu arada Mescid, Darius'un krallığının ikinci yılında inşa edilmişti (
      Ezra 4/11-24 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 4:11

      İşte Kral Artahşastaya gönderilen mektubun örneği: “Kral Artahşastaya, “Fıratın batı yakasındaki bölgede yaşayan kullarından:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Üzeyir, II. Artahşasta'nın krallığının yedinci yılında yani M.Ö. 437'de Kudüs'e vardı (
      Ezra 7/8 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 7:8

      Ezra, Artahşastanın krallığının yedinci yılının beşinci ayında Yeruşalime vardı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu, onun Kudüs'e ikinci varışıydı. (Yahudilik- DİA) İlk varışı ile ikincisi arasında 100 yıllık süre geçmesine rağmen yaşlanmamış haliyle karşılarına çıkması, Yahudilerin onu kutsamasına sebep olmuştur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yahudiler; "Üzeyir dipnot 1 Allah'ın oğludur" dediler. Hristiyanlar da "Mesih dipnot 2 Allah'ın oğludur" dediler. Bunlar, onların dillerine doladıkları (boş) sözlerdir. Önceki kafirlerle aynı ağzı kullanıyorlar. Allah kahretsin onları! Bu iftiraya nereden sürükleniyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrailoğullarına gönderilen nebi resullerdendir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İsrailoğullarına gönderilen nebi resullerdendir.

    Şaban Britch

    Yahudiler: "Uzeyir Allah’ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar da "Mesih Allah’ın oğludur" dediler. Bu, daha önce kâfir olanların sözlerine benzeterek onların ağızlarıyla söyledikleri (uydurma) sözleridir. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

    Şaban Piriş

    Yahudiler: -Uzeyir Allah'ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da 'Mesih Allah'ın oğludur.' dediler. Bu daha önce kafir olanların sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları kahretsin, nasıl da uyduruyorlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkar edenlerin sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!

  2. Tevbe suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 31. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَٰنَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوٓا۟ إِلَٰهًا وَٰحِدًا لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ سُبْحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    (Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.

    Mehmet Okuyan

    (Yahudiler) hahamlarını (bilginlerini), (hristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i (İsa'yı) Allah'ın peşi sıra rabler edinmişlerdi. dipnot 1 (Oysa) onlara ancak tek bir ilaha kulluk etmeleri emrolunmuştu. O'ndan başka ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetin, Yüce Allah'ın buyrukları dışında insanların helal ve haram kılmalarını din kabul edenlerin onları [rabb] edinmesi anlamında olduğu anlaşılmaktadır. Rivayet olunduğuna göre, Adiyy b. Hâtim, henüz hristiyanken (boynunda bir haç varken) bir gün Hz. Muhammed'e gelmişti. Hz. Muhammed o esnada Berâe (tevbe) suresini okuyordu. Bu ayete yani Tevbe 9:31. ayete gelince Adiyy ‘Ben Peygamber'e ‘Biz, onlara tapmıyoruz ki?' dedim.' Bunun üzerine Hz. Muhammed şöyle buyurdu: ‘Onlar, Yüce Allah'ın helal kıldığını haram kılmıyorlar mı; bundan dolayı siz de onları haram kabul etmiyor musunuz? Yine o [ruhban] ve [ahbâr] (yani din adamları) Allah'ın haram kıldığı şeyleri helal saymıyorlar mı; böylece de siz onları helal kabul etmiyor musunuz?' Ben de ‘Evet' cevabını verince Hz. Muhammed ‘İşte bu, onlara ibadet etmek demektir' buyurdu' demiştir" (Mukâtil b. Süleyman, [Tefsîr], II, 165).

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın peşi sıra, hahamlarını ve rahiplerini -tabi ki Meryem oğlu Mesih'i de- rabler edindiler. Oysa ki tek bir ilahtan başkasına asla kulluk etmemekle emr olunmuşlardı; (O ki), O'ndan başka ilah yok; ve O onların putlaştırdıkları her şeyden beri ve yücedir.

    Muhammed Esed

    Hahamlarını, rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesihi, Allahla beraber rableri olarak gördüler; Oysa, Tek Tanrıdan başkasına kulluk etmekle emrolunmuş değillerdi; (o Tek Tanrı ki,) Ondan başka tanrı yoktur, (O Tek Tanrı ki,) sınırsız kudret ve izzetiyle, (böylelerinin) Onun tanrılığında bir pay yakıştırdıkları her şeyden bütünüyle uzaktır, yücedir!

    Ahmed Hulusi

    Allah dununda ahbarlarını (hahamlarını), ruhbanlarını (rahiplerini) rabler edindiler. . . Meryemoğlu Mesih'i de! (Oysa onlara) sadece Uluhiyeti TEK olana kulluklarının farkındalığını yaşamaları emrolunmuştu. . . La ilahe; illa HU = tanrı yoktur; sadece "HU"! Subhan'dır onların ortak tuttuklarından!

    Ali Bulaç

    Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, Allah'ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem'in oğlu Mesîh'i kendilerine (Allah'dan gayrı) Rabler edindiler. Halbuki onlar da tek bir ilâha ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. Zira O'ndan başka ilâh yoktur. O, onların şirk koştuklarından münezzehtir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'tan başka bir de ayrıca; dini uğraş edinenleri, geçimlerini din üzerinden sağlayanları ve Meryem Oğlu Mesih'i efendiler edindiler. Oysa Tanrıya, Tek ve Eşsiz olarak hizmet etmelerinden başka bir buyruk verilmemişti: "O'ndan başka Tanrı yoktur. O, onların ortaklar koştuklarından ayrıktır!" dipnot 145

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 145
      "Dini uğraş edinenler" olarak yazdığımız "Ahbaru" ve "Geçimlerini din üzerinden sağlayanlar" olarak yazdığımız "Ruhbani" tanımlamaları, Kur'an çevirilerinde, "Hahamlar" veya "Rahipler" veya "Papazlar" veya "Ruhbanlar" veya "Din bilginleri" veya "Din adamları" veya "Alimler" biçiminde çevrilmiştir. Aynı tanımlamalar, 5:44,63,82 ve 9:34 ayetlerinde de bildirilmiştir. Dinin, kazanç sağlayan bir iş kolu olarak uygulanmasının, Allah'ın buyruklarına aykırı olarak insanlar tarafından uydurulmuş olduğu konusunda, önyazıların yedinci bölümünde bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Yahudiler Allah'ı bırakıp bilginlerini, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rabler edindiler. Halbuki onlara sadece tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.

    Edip Yüksel

    Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih'i ALLAH'ın dışında Efendiler edindiler. Oysa, yalnız tek Tanrı'ya hizmet etmekle emredilmişlerdi. O'ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Din sadece Allah'ındır (98:5). Falanın filanın fetvalarını din edinmek şirktir. * Ayrıca bak: 42:21.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih'i ALLAH'tan ayrı rabler edindiler. Oysa, yalnız tek Tanrı'ya kulluk etmekle emredilmişlerdi. O'ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, Allah'ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesih'i rabler edindiler. Oysa ki, hepsi ancak bir ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı ki, O'ndan başka hiçbir ilah yoktur; O, onların ortak koştukları herşeyden münezzehtir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ahbarlarını, rühbanlarını Allahdan başka rablar edindiler, Meryemin oğlu Mesihi de, halbuki hepsi ancak bir ilaha ıbadet ile emrolunmuşlardır ki başka ilah yok ancak o, tenzih o sübhana onların koştukları şirkten

    Erhan Aktaş

    Onlar, Allah'ın yanı sıra hahamlarını dipnot 1 , rahiplerini dipnot 2 ve Meryem Oğlu Mesih'i dipnot 3 rabbler edindiler. dipnot 4 Oysa bunlar, bir tek olan İlah'a dipnot 5 kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, bunların ortak koştuklarından münezzehtir. dipnot 6

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudi din adamları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hıristiyan din adamları.
    3. metne dön, dipnot 3
      İsa'yı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Tıpkı Kitap Ehli gibi günümüzün geleneği din edinmiş sözde Müslümanları(!) da mezheplerini, tarikatlarını, cemaatlerini, hocalarını, şeyhlerini rabbler edinmiş durumdadırlar. Rabb, Terbiye Eden. Eşsiz ve benzersiz terbiye edici. Yarattıklarına, yaradılış özelliklerine uygun olan yolu gösteren demektir.
    5. metne dön, dipnot 5
      İlah, (Çoğulu Alihe) hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen, gibi anlamları olan bir kavramdır. Hakk veya Batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. Kur'an'a baktığımız zaman İlah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin anlam eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da birbirlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. "Allah ancak bir tek ilahtır" (4:171).
    6. metne dön, dipnot 6
      Kusur ve eksikliklerden arınık, eşsiz ve benzersiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Allah'ın yanı sıra hahamlarını dipnot 1 , rahiplerini dipnot 2 ve Meryem oğlu Mesih'i dipnot 3 Rabb'ler edindiler. dipnot 4 Oysa bunlar, bir tek olan İlah'a kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, bunların ortak koştuklarından münezzehtir. dipnot 5

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudi din adamları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hristiyan din adamları.
    3. metne dön, dipnot 3
      İsa'yı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Tıpkı Ehl-i Kitap gibi günümüz Sözde Müslümanları(!) da mezheplerini, tarikatlarını, cemaatlerini, hocalarını, şeyhlerini rabb'ler edinmiş durumdadırlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      Kusur ve eksikliklerden arınık, eşsiz ve benzersiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ı bırakıp, hahamlarını dipnot 1 , rahiplerini dipnot 2 ve Meryem oğlu Mesih'i dipnot 3 Rabb'ler edindiler. Oysa bunlar, bir tek olan İlah'a kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, bunların ortak koştuklarından münezzehtir. dipnot 4

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudi din adamları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hıristiyan din adamları.
    3. metne dön, dipnot 3
      İsa'yı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Tıpkı ehl-i kitap gibi günümüz Müslümanları(!) da mezheplerini, tarikatlarını, cemaatlerini, hocalarını, şeyhlerini, ağabeylerini Rabb'ler edinmiş durumdadırlar.

    Gültekin Onan

    Onlar, Tanrı'yı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de... Oysa onlara tek bir tanrıya kulluktan başkası buyrulmadı / buyrulmamıştı. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştuklarından yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, Allahı bırakıb bilginlerini, rahiblerini, Meryemin oğlu Mesihi Tanrılar edindiler. Halbuki bunlar da ancak bir olan Allaha ibadet etmelerinden başkasıyle emr olunmamışlardır. Ondan başka hiç bir Tanrı yok. O, bunların eş tutageldikleri her şeyden münezzehdir.

    İbni Kesir

    Onlar Allah'tan ayrı hahamlarını, rahiblerini rabblar edindiler. Meryem Oğlu Mesih'i de. Halbuki tek tanrıdan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardır. O'ndan başka ilah yoktur. O; bunların şirk koştukları şeylerden münezzehtir.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğlu dediler, Hristiyanlar da Mesih Allah’ın oğlu dediler, bu onların ağızları ile söyledikleri bir laftır, daha önceki kafirlerin sözüne benzemiş oluyorlar , Allah onları katletsin, nasıl oluyor da yalana kapılıyorlar . Hahamlarını / Ahbarlarını, Rahiplerini / Ruhbanlarını ve de Meryem oğlu Mesih’i Allah’ı bırakıp Rab olarak edindiler, oysa ki tek bir ilah dışındaki kimselere ibadet etme meleri onlara emredilmemişti, O’ndan başka ilah yoktur, O , ortak koştuklarından üstündür. Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmeyi diliyorlar, Allah nurunu tamamlamak dışındakileri reddeder, üstelik kafirler hoşlanmasa bile. O ki Resullerini yol kılavuzu ve hakiki din ile gönderendir, O dini, müşrikler hoşlanmasalar da diğerlerinin üs tüne çıkaracaktır. Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğunluğu / ekserisi insanların mallarını gerçek dışı olarak / haksız yere yiyorlar ve de Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar, altın ve gümüş yığıyorlar, o biriktirdiklerini de Allah yolunda harcamıy orlar, onları acıtıcı azapla müjdele. O gün onlar için cehennem ateşi kızdırılacak, onunla alınları, yanları, sırtları, dağlanacaklar ve işte bu, kendiniz için yığdığınızdır, şimdi birikimlerinizi tadın denilecek.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Allah ile birlikte alimlerini, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i de rabler edindiler. Oysa tek ilahtan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka (hak) ilah yoktur. Allah, onların koştuğu şirkten münezzehtir.

    Süleyman Ateş

    Hahamlarını ve rahiplerini Allah'tan ayrı rabler edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmişti. O'ndan başka tanrı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, ilim adamlarını ve din adamlarını dipnot 1 Allah ile aralarına koyup Rab edindiler; dipnot 2 Meryem oğlu Mesih'i de (Rab edindiler). Oysa onlara sadece, tek olan ilaha kul olmaları emredilmişti. dipnot 3 Ondan başka ilah yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahbar (احبار), kelimesi "Hibr"in çoğuludur. Hibr (حبر), "kendisiyle yazı yazılan şey", "mürekkep" ve "Müslüman veya gayrımüslim alim" yani "ilim adamı" demektir (Lisanu'l-Arab, Müfredat). Ruhban, "korkmak", "çekinmek" anlamlarına gelen (رهب) kökünden türemiş bir kelimedir. "Allah'tan korkan", "O'ndan çekinen" anlamında "Rahib" kelimesinin çoğuludur. Buna göre Ruhban; "Allah'tan korkan ve uzlet halinde ibadet eden kimseler" anlamına gelmektedir (Müfredat). Bu kişiler çoğunlukla manastırda uzlete çekilen din adamlarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kölenin efendisine Arapçada Rab denir. Allah ile aralarına koyup rab saymaları, bu insanların sözlerini Allah'ın ayetlerine tercih etmelerinden dolayıdır. Adiyy b. Hatim diyor ki: "Nebimiz aleyhisselama geldim, boynumda altın haç vardı. 'Adiyy, at o putu!' dedi. Ondan yukarıdaki ayeti dinledim. Dedi ki: 'Onlar bunlara ibadet etmediler, ama bir şeyi helal sayarlarsa helal saydılar, haram sayarlarsa haram saydılar. Onları rab edinmeleri böyle oldu.' (Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 10)" Ayrıca, Allah'ın kitabını açıkladıklarını iddia ederek onun hükümleri yerine hüküm veren din adamlarına ya da ilim adamlarına uymak, onları Rab edinmek olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Al-i İmran 3/64, Beyyine 98/5. Bu emir, Tevrat ve İncil'de de açıkça geçmektedir: "Benden başka ilahın olmayacak. Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara ibadet etmeyeceksin" (Tevrat -
      Tesniye 5:7-8 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 5:7

      “ ‹Benden başka tanrın olmayacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). "İsa ona şu karşılığı verdi: '(Allah'a) Rabbe ibadet edecek ve yalnız ona kul olacaksın' diye yazılmıştır" (İncil -
      Luka 4:8 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 4:8

      İsa ona şu karşılığı verdi: “ ‹Tanrın Rabbe tapacak, yalnız Ona kulluk edeceksin› diye yazılmıştır.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilginlerini ve din adamlarını Allah ile aralarına koyup rab dipnot 1 edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa onlara verilen emir, sadece tek bir ilaha(tanrıya) kul olmalarıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allah, onların ortak(şirk) koştuklarından uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rab: Kölenin sahibine Arapçada Rab denir. Allah ile aralarına koyup rab edindiler denmesinden anlaşılacağı üzere bu insanları ilah edinen, onların dediğini Allah'ın emirlerine tercih edenler vurgulanmaktadır.

    Şaban Britch

    Onlar, Allah ile birlikte alimlerini, rahiplerini ve Meryemoğlu Mesih’i de rabler edindiler. Oysa tek ilahtan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka (hak) ilah yoktur. Allah onların koştuğu şirkten münezzehtir.

    Şaban Piriş

    Onlar, Allah'tan başka alimlerini, din adamlarını ve Meryemoğlu Mesih'i de rabler olarak kabul ettiler. Oysa tek ilahtan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ilah yoktur. Allah koştukları şirkten uzaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.

  3. Tevbe suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 32. ayet. يُرِيدُونَ أَن يُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَيَأْبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.

    Mehmet Okuyan

    Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. (Oysa) kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzeri Saff 61:8'de geçen bu ayette Yüce Allah hahamların ve rahiplerin çoğunun, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmeye çalıştıklarını bildirmektedir. İnkarcılar ne kadar direnirlerse dirensinler, hangi çabayı ortaya koyarlarsa koysunlar, hangi entrika ve tuzaklara girişirlerse girişsinler, Yüce Allah hakikat dediği nurunu elbette tamamlayacaktır; çünkü O'nun isteği insanların hak ve hakikate ulaşmalarıdır. Bu yüzden insanlara akıl, irade, fıtrat ve vicdan vermiş, peygamberler görevlendirmiş, kitaplar göndermiştir. Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:9; Saff 61:7-8; Nûh 71:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar Allah'ın (hidayet) nurunu üfürükleriyle söndürmek istiyorlar; Allah ise, nurunu tamamlamak dışındaki bir seçeneğe asla izin vermeyecektir; tabi ki inkar edenler istemese de...

    Muhammed Esed

    Allahın (yol gösterici) ışığını, laf kalabalığıyla söndürmek istiyorlar: Fakat Allah (bunun gerçekleşmesine) izin vermeyecektir, çünkü O, ışığının olanca aydınlığıyla yayılmasına irade etmiştir, hakkı inkar edenler bundan hoşlanmasa da!

    Ahmed Hulusi

    Allah nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. . . Allah, nurunun tamamlanmasından başka bir şeye razı değildir! İsterse hakikat bilgisini inkar edenlerin hoşuna gitmesin!

    Ali Bulaç

    Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın nûrunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın aydınlığını, ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, aydınlığını tamamlamaktan başka bir şeye onay vermez; nankörlük edenler hoşlanmasa da.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kafirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın ışığını ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de ALLAH ışığını tamamlayacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın ışığını ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de ALLAH ışığını tamamlayacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar; Allah ise, kafirler hoşlanmasalar da, yalnızca kendi nurunu tamamlamaktan başkasına razı olmuyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İstiyorlar ki Allahın nurunu ağızlariyle söndürsünler, Allah da razı olmuyor, ancak nurunu itmam eylemek dileyor, kafirler isterlerse hoşlanmasınlar

    Erhan Aktaş

    Allah'ın nurunu dipnot 1 ağızlarıyla söndürmek dipnot 2 istiyorlar. Ancak, Kafirler hoşlanmasalar da Allah kesinlikle nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlığını. İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran ışığını.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an hakkında yalan yanlış bilgilerle, iftiralarla onu etkisiz hale getirmek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın nurunu dipnot 1 ağızlarıyla söndürmek dipnot 2 istiyorlar. Ancak, Kafirler hoşlanmasalar da Allah kesinlikle nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlığını. İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran ışığını.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an hakkında yalan yanlış bilgilerle, iftiralarla onu etkisiz hale getirmek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın nurunu dipnot 1 ağızlarıyla söndürmek dipnot 2 istiyorlar. Ancak, gerçeği yalanlayan nankörler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlayacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlığını. İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran ışığını.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an hakkında yalan yanlış bilgilerle, onu etkisiz hale getirmek.

    Gültekin Onan

    Ağızlarıyla Tanrı'nın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Tanrı, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.

    Hasan Basri Çantay

    Dilerler ki Allahın nuurunu ağızlariyle (püf deyib) söndürsünler. Halbuki Allah kendi nuurunu kendisi tamamlamakdan (ila etmekden) başkasına raazi olmaz. İsterse kafirler hoş görmesin.

    İbni Kesir

    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Halbuki Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır. İsterse kafirler hoşlanmasınlar.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğlu dediler, Hristiyanlar da Mesih Allah’ın oğlu dediler, bu onların ağızları ile söyledikleri bir laftır, daha önceki kafirlerin sözüne benzemiş oluyorlar , Allah onları katletsin, nasıl oluyor da yalana kapılıyorlar . Hahamlarını / Ahbarlarını, Rahiplerini / Ruhbanlarını ve de Meryem oğlu Mesih’i Allah’ı bırakıp Rab olarak edindiler, oysa ki tek bir ilah dışındaki kimselere ibadet etme meleri onlara emredilmemişti, O’ndan başka ilah yoktur, O , ortak koştuklarından üstündür. Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmeyi diliyorlar, Allah nurunu tamamlamak dışındakileri reddeder, üstelik kafirler hoşlanmasa bile. O ki Resullerini yol kılavuzu ve hakiki din ile gönderendir, O dini, müşrikler hoşlanmasalar da diğerlerinin üs tüne çıkaracaktır. Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğunluğu / ekserisi insanların mallarını gerçek dışı olarak / haksız yere yiyorlar ve de Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar, altın ve gümüş yığıyorlar, o biriktirdiklerini de Allah yolunda harcamıy orlar, onları acıtıcı azapla müjdele. O gün onlar için cehennem ateşi kızdırılacak, onunla alınları, yanları, sırtları, dağlanacaklar ve işte bu, kendiniz için yığdığınızdır, şimdi birikimlerinizi tadın denilecek.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah nurunu muhakkak tamamlayacaktır.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın nurunu ağızlariyle söndürmek istiyorlar. Halbuki, kafirler hoşlanmasa da Allah, mutlaka nurunu tamamlamak ister, (bundan başka bir şeye razı olmaz).

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar, Allah'ın nurunu /Kur'an'ı ağızlarıyla söndürmek istiyorlar dipnot 1 . Oysa Allah'ın ısrarla üzerinde durduğu şey, sadece nurunun tamamlanmasıdır dipnot 2 . Varsın bu kafirler bundan hoşlanmasınlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "nur" kavramı, Allah'ın indirdiği Kur'an'ın bir özelliğidir (Nisa 4/174, Maide 5/15, A'raf 7/157, Teğabun 64/8). Bu nuru ağızla söndürmek, onu yalanlamaya, çürütmeye, etkisizleştirmeye çalışmaktır (Bakara 2/42, Maide 5/15, Fussilet 41/26, Saf 61/8).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın nurunu tamamlaması, indirdiği son kitapla bu dine son şeklini vermesidir (Maide 5/3).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı değildir dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maide 5/3

    Şaban Britch

    Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah nurunu muhakkak tamamlayacaktır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kafirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemiyor.

  4. Tevbe suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 33. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.

    Mehmet Okuyan

    Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O'dur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetin izahı için bkz. Fetih 48:28, dipnot 3, 4.

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur dinin tümünü kendisine bildirmek için Elçisi'ni doğru yol bilgisiyle ve hak din ile gönderen; tabi ki şirke gömülüp gidenler hoşlanmasa da...

    Muhammed Esed

    Odur, dinini bütün (batıl) dinlere karşı üstün kılmak üzere hidayeti ve hak dini (yaymak göreviyle) Elçisini gönderen; Allahtan başkalarına tanrılık yakıştıranlar bundan hoşlanmasalar da.

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki, Rasulünü hakikatin ta kendisi olarak ve Hak Din (geçerli Sünnetullah, sistem bilgisi) ile irsal etti, bütün din anlayışlarının üstüne geçirmek için. . . İsterse müşriklerin hoşuna gitmesin!

    Ali Bulaç

    Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.

    Ali Özek ve heyeti

    O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir.

    Ali Rıza Safa

    O, doğru yolu ve gerçek dini, tüm dinlere üstün kılmak için, Kendi elçisiyle göndermiştir; ortaklar koşanlar hoşlanmasa da.

    Bayraktar Bayraklı

    Müşrikler hoşlanmasalar da dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamber'ini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur.

    Edip Yüksel

    O, elçisini hidayetle ve gerçek dinle gönderdi ki onu tüm dinlere üstün kılsın. Putperestler istemese de... dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yüzyıllardır Hadis, Sünnet, fıkıh ve dini hikayelerle tahrif edilerek tanınmaz hale sokulan İslam dini, bir reform hareketiyle, elçilerin bildirdiği biçimiyle gündeme geliyor. * Bak 110. sure.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, elçisini hidayetle ve gerçek dinle gönderdi ki onu tüm dinlere üstün kılsın. Putperestler istemese de...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, peygamberini doğru yol kanunu ve hak dini ile gönderendir, onu bütün dinlerden üstün kılmak için; isterse müşrikler hoşlanmasın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Allahdır ki o, Resulünü hidayet kanunu ve hak dini ile bütün dinlerin üzerine geçirmek için gönderdi, müşrikler, isterlerse hoşlanmasınlar

    Erhan Aktaş

    Müşrikler hoşlanmasalar da dinini dipnot 1 her dinin üstünde açık olarak ortaya koymak üzere Resul'ünü doğru yol ve gerçek din ile gönderdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din kavram olarak, Kur'an'da, inanç sistemi, yaşam biçimi, toplumsal düzen, yasa, hesap, karşılık, ceza vb. anlamlarda kullanılmaktadır. Dinin esas anlamlarından birisi itibariyle, yaşamı düzenleyen ilke ve kuralların referans alındığı "değerler" demektir. Kur'an'a göre, "yaşamı" düzenlemede vahyin değerlerini referans almayan her düşünce ve inanç Cahiliye'dir. Keza insanlar; yaşamlarını, düzenlerini ve sistemlerini hangi değerleri referans alarak belirliyorlarsa, onların dini referans aldıkları değerlerdir (Bkz. 3:73; 6:70; 7:51; 12:76; 40:26; 109:6). Kur'an, nasıl ki Mekkeli müşriklerin Cahiliye değerlerini referans alan düzenlerini, sistemlerini "din" olarak tanımlıyorsa; günümüzün Kur'an'ı referans almayan bütün düzen ve sistemleri de "birer dinidirler." Ancak şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Allah, Kur'an'i değerleri referans almak koşulu ile yaşadığımız hayatı düzenlemeyi insana bırakmıştır: Nasıl bir yönetim biçimi, nasıl bir ekonomik sistem, nasıl bir hukuk sistemi, nasıl bir yaşam biçimi vb. olması gerektiği konusunda yetki de görev de sorumluluk da insana aittir. Kur'an'ı referans almak koşulu ile günün koşul ve ihtiyaçlarına göre istenilen düzeni/sistemi/yönetimi kurmak insana bırakılmış bir husustur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Müşrikler hoşlanmasalar da dinini her dinin üstünde açık olarak ortaya koymak üzere Resulünü doğru yol ve gerçek din ile gönderdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dinin tümünü tamamlamak için, Rasul'ünü doğru yol kılavuzu ve Hakk Din ile gönderen O'dur. Müşrikler hoşlanmasalar da.

    Gültekin Onan

    Müşrikler istemese de O dini (islamı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.

    Hasan Basri Çantay

    O, resulünü hidayetle, hak din ile — (sırf) o dini her dine gaalib kılmak için — gönderendir, isterse müşrikler hoş görmesin.

    İbni Kesir

    Dinini bütün dinlere üstün kılmak için; Rasulünü hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. İsterse müşrikler hoşlanmasınlar.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğlu dediler, Hristiyanlar da Mesih Allah’ın oğlu dediler, bu onların ağızları ile söyledikleri bir laftır, daha önceki kafirlerin sözüne benzemiş oluyorlar , Allah onları katletsin, nasıl oluyor da yalana kapılıyorlar . Hahamlarını / Ahbarlarını, Rahiplerini / Ruhbanlarını ve de Meryem oğlu Mesih’i Allah’ı bırakıp Rab olarak edindiler, oysa ki tek bir ilah dışındaki kimselere ibadet etme meleri onlara emredilmemişti, O’ndan başka ilah yoktur, O , ortak koştuklarından üstündür. Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmeyi diliyorlar, Allah nurunu tamamlamak dışındakileri reddeder, üstelik kafirler hoşlanmasa bile. O ki Resullerini yol kılavuzu ve hakiki din ile gönderendir, O dini, müşrikler hoşlanmasalar da diğerlerinin üs tüne çıkaracaktır. Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğunluğu / ekserisi insanların mallarını gerçek dışı olarak / haksız yere yiyorlar ve de Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar, altın ve gümüş yığıyorlar, o biriktirdiklerini de Allah yolunda harcamıy orlar, onları acıtıcı azapla müjdele. O gün onlar için cehennem ateşi kızdırılacak, onunla alınları, yanları, sırtları, dağlanacaklar ve işte bu, kendiniz için yığdığınızdır, şimdi birikimlerinizi tadın denilecek.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasûlünü hidayet ve hak din ile gönderendir.

    Süleyman Ateş

    O, Elçisini hidayetle ve hak dinle gönderdi ki (Allah'a) ortak koşanlar hoşlanmasa da o (hak di)ni, bütün din(ler)in üstüne çıkarsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Dinini, bütün dinlere hakim kılmak için dipnot 1 Elçisini bu rehber (Kur'an) ve hak din dipnot 2 ile gönderen Allah'tır. Varsın bu müşrikler bundan hoşlanmasınlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her insan kendini dindar saydığı için (A'raf 7/30) herkesin bir dini vardır. Bu sebeple hak din, insanların yaşadığı her yere hakim olacaktır. (Fetih 48/28, Saf 61/9) Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu din ulaşacak; İster kentlerde, isterse kırsalda olsun, Allah, bu dini ulaştırmadığı hiçbir ev bırakmayacaktır. Bu (kimi için) öyle bir izzet (kimi için de) öyle bir zillet olacaktır ki! Bu şekilde Allah, İslam'ı güçlü ve şerefli kılacak, küfrü ise zelil ve hakir edecektir." (Ahmed b. Hanbel, c. 4, s. 103)
    2. metne dön, dipnot 2
      Mevsuf, sıfatına izafe edilmiştir, ed-din'ul-hak (الدين الحق) demektir. Hak din, Allah'ın kitaplarında beyan ettiği tek din olan İslam dinidir (Al-i İmran 3/19, Zümer 39/2-3). Bunun dışında kalanlar batıl dinlerdir (Al-i İmran 3/85).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçisini bu Rehberle, gerçek din dipnot 1 ile gönderen Allah'tır. Allah'ı ikinci sıraya koyanlar (müşrikler) hoşlanmasa da O, bu dini bütün dinlerin üzerine çıkarmak için böyle yapmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsim sıfatına izafe edilmiştir, ed-din'ul-hak = لدين الحق demektir. (Bkz. Sa'leb, el-Keşfu v'el-beyan, Tevbe 28.)

    Şaban Britch

    Müşriklerin hoşuna gitmese de, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere Rasûlünü hidayet ve hak din ile gönderen Allah’tır!

    Şaban Piriş

    Müşriklerin hoşuna gitmese de, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere resulünü kılavuz ve hak din ile gönderen Allah'tır!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler hoşlanmasa da o dini dinlerin tümünün üstüne çıkarsın.

  5. Tevbe suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 34. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! (Bilin ki) hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını batıl yollarla yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. dipnot 1 Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda infak etmeyenler (vermeyenler) var ya, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah yahudilerin hahamlarının ve hristiyan rahiplerinin yaptığı büyük bir yanlışa değinmektedir. Burada genellemeci bir tavır değil, ayrıştırıcı bir üslup tercih edilerek, din adamlarının içinden bu türden yanlışlıklara düşmeyenlerin bulunduğuna da dikkat çekilmiş olmaktadır. Çünkü ayette yer alan [kesîran] kelimesi "çoğu", "çoğunluğu" anlamına gelmektedir. Çoğunluk hatalı olsa da onlardan ayrı olan bir başka grup benzer yanlışlıkları yapmamayı başarmışlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Bilin ki hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu insanların mallarını, (ürettikleri) batıl inanç karşılığı boğazlarına geçiriyorlar; böylece (onları) Allah'ın yolundan çeviriyorlar. Hem altın ve gümüş toplayarak servet yapıp, hem de onu Allah yolunda sarf etmeye yanaşmayan kimseler var ya: işte onları can yakıcı bir azap ile müjdele.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erişenler! Bilin ki, hahamların, rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızca yiyip yutuyor ve (onları) Allahın yolundan alıkoyuyorlar. Fakat bütün o altın ve gümüşü toplayıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, (işte) onlara (sonraki hayat için) çok çetin azabı müjdele:

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Muhakkak ki ahbardan (hahamlar) ve ruhbandan birçoğu, insanların mallarını batıl olarak yerler ve onları Allah yolundan alıkoyarlar. . . Altın ve gümüşü depolayıp gizleyen ve onları Allah yolunda infak etmeyenlere gelince, onları acı bir azap ile müjdele!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (hristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Aslında, dini uğraş edinenlerin ve geçimlerini din üzerinden sağlayanların çoğunluğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirenler ve Allah'ın yolunda yardımlaşmak amacıyla onları paylaşmayanlar; artık, acı bir cezayı onlara bildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, din bilginlerinin ve din adamlarının çoğu halkın parasını hak etmeden yerler ve ALLAH'ın yolundan saptırırlar. Altın ve gümüşü yığıp ALLAH yolunda harcamayanlara acı bir azap müjdele.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, din bilginlerinin ve din adamlarının çoğu halkın parasını hakketmeden yerler ve ALLAH'ın yolundan saptırırlar. Altın ve gümüşü yığıp ALLAH yolunda harcamayanlara acı bir azap müjdele.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan çevirirler. Altını ve gümüşü hazineye tıkıp da onu Allah yolunda harcamayanları, acı bir azap ile müjdele!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! haberiniz olsun ki Ahbar ve Ruhbandan bir çoğu nasın mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan çevirirler, altını, gümüşü hazineye tıkıb da onu Allah yolunda sarfetmiyenler ise işte onları elim bir azab ile müjdele

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Doğrusu, ahbar dipnot 1 ve ruhban dipnot 1 kimselerin çoğu, insanların mallarını haksız şekilde yerler. İnsanları Allah'ın yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar var ya işte onları can yakıcı bir azaptan haberdar et.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din adamları sınıfı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Doğrusu, ahbar dipnot 1 ve ruhban dipnot 1 kimselerin çoğu, insanların mallarını haksız şekilde yerler. İnsanları Allah'ın yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar var ya işte onları can yakıcı bir azaptan haberdar et.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din adamları sınıfı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Doğrusu, hahamların dipnot 1 ve rahiplerin dipnot 1 birçoğu, insanların mallarını batıl yoldan yerler. İnsanları Allah'ın yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar var ya işte onları can yakıcı bir azapla müjdele.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din adamlarının.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (hristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Tanrı'nın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Tanrı yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, şu muhakkak ki, (Yahud) bilginleri (ni) n ve (Hıristiyan) rahibleri (ni) n bir çoğu baatıl (sebebleri) le insanların mallarını yerler, (onları) Allahın yolundan men ederler. Altını ve gümüşü yığıb ve birikdirib de onları Allah yolunda harcamayanlar (yok mu?) işte bunlara pek acıklı bir azabı muştula!

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; doğrusu hahamlar ve rahiblerin çoğu insanların malını haksızlıkla yerler. Ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara; işte onlara pek acıklı bir azabı müjdele.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğlu dediler, Hristiyanlar da Mesih Allah’ın oğlu dediler, bu onların ağızları ile söyledikleri bir laftır, daha önceki kafirlerin sözüne benzemiş oluyorlar , Allah onları katletsin, nasıl oluyor da yalana kapılıyorlar . Hahamlarını / Ahbarlarını, Rahiplerini / Ruhbanlarını ve de Meryem oğlu Mesih’i Allah’ı bırakıp Rab olarak edindiler, oysa ki tek bir ilah dışındaki kimselere ibadet etme meleri onlara emredilmemişti, O’ndan başka ilah yoktur, O , ortak koştuklarından üstündür. Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmeyi diliyorlar, Allah nurunu tamamlamak dışındakileri reddeder, üstelik kafirler hoşlanmasa bile. O ki Resullerini yol kılavuzu ve hakiki din ile gönderendir, O dini, müşrikler hoşlanmasalar da diğerlerinin üs tüne çıkaracaktır. Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğunluğu / ekserisi insanların mallarını gerçek dışı olarak / haksız yere yiyorlar ve de Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar, altın ve gümüş yığıyorlar, o biriktirdiklerini de Allah yolunda harcamıy orlar, onları acıtıcı azapla müjdele. O gün onlar için cehennem ateşi kızdırılacak, onunla alınları, yanları, sırtları, dağlanacaklar ve işte bu, kendiniz için yığdığınızdır, şimdi birikimlerinizi tadın denilecek.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İman edenler! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah’ın yolundan alıkorlar. Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azap ile müjdele!

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele!

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! İlim adamlarının ve din adamlarının çoğu insanların mallarını haksız yolla yer ve onları Allah'ın yolundan çevirirler. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azabı müjdele!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Bilginlerin ve din adamlarının birçoğu insanların mallarını haksız yolla yer ve onları Allah'ın yolundan engellerler. Altını ve gümüşü kasalarda saklayıp da Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azap ile müjdele.

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah’ın yolundan alıkorlar. Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azap ile müjdele!

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Alimler ve din adamlarının çoğu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah'ın yolundan alıkorlar. Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula.

  6. Tevbe suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 35. ayet. يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!" denilecek.

    Mehmet Okuyan

    O gün cehennem ateşinde (bu biriktirilen şeylerin) üzeri kızdırılacaktır ve bu (birikim)lerle onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacaktır. (Kendilerine şöyle denecektir): "İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz (servet)tir. Artık yığmış olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde mal ve servet ahlakı öğretilmekte, biriktirilip sonunda Allah yolunda infak edilmeyen malların kişilerin azabına dönüşeceği haber verilmektedir. Bu ayet Al-i İmrân 3:180 ile birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    O servetin cehennem ateşinde kızartılıp onların alınlarının, yanlarının ve sırtlarının dağlanacağı gün onlara: "İşte sırf kendiniz için yığdığınız servetiniz! Haydi, şimdi görün bakalım yığdığınız servetin gününü!" (denilecek).

    Muhammed Esed

    Bu (toplanıp saklanan altının, gümüşün) cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınlarının, böğürlerinin ve sırtlarının damgalanacağı Gün, (bu günahkarlara:) "İşte, kendiniz için topladığınız hazineler!" denecek, "Şimdi tadın bakalım, sarılıp sakladığınız hazinelerin (başınıza açtığı belanın) tadını!"

    Ahmed Hulusi

    Cehennem Narı'nda, altın - gümüşün üzeri kızdırılıp, bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı (çepeçevre azap görecekleri) süreçte (denilecek ki): "İşte bu nefsleriniz için toplayıp sakladıklarınız; artık tadın hazine edindiğinizi (sonuçlarını)!"

    Ali Bulaç

    Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın" (denilecek).

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): «İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!»

    Ali Rıza Safa

    Cehennem ateşinde kızdırılıp, alınlarının, yanlarının ve sırtlarının dağlanacağı gün: "İşte bu, kendiniz için biriktirdikleriniz; artık tadın biriktirdiklerinizi!"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün cehennem ateşinde bunların derileri kızdırılıp pul pul dökülür; bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır ve onlara denilir ki: "İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığdığınız şeylerin azabını tadınız."

    Edip Yüksel

    Gün gelir o biriktirdikleri altınlar ve paralar cehennem ateşinde ısıtılarak onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanır: "Kendiniz için biriktirdiğiniz işte budur. Biriktirdiğinizi tadın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gün gelir o biriktirdikleri altınlar ve paralar cehennem ateşinde ısıtılarak onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanır: 'Kendiniz için biriktirdiğiniz işte budur. Biriktirdiğinizi tadın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün ki, bunların üzeri cehennem ateşinden kızdırılacak ve kendilerinin alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak ve: "İşte bu, sizin kendiniz için derip tıktıklarınız; haydi, tadın bakalım derip tıktıklarınızı!" denilecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki bunların üzeri Cehennem ateşinde kızdırılacak da kendilerinin alınları, böğürleri, sırtları bunlarla dağlanacak: işte bu diye sizin nefisleriniz için derib tıktıklarınız, haydi dadın bakalım ne derib tıkıyordunuz

    Erhan Aktaş

    O Gün, Cehennem ateşinde kızdırılıp; onlarla dipnot 1 alınları, yanları ve sırtları dağlanacak, "İşte bunlardır, kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler, tadın, biriktirdiğiniz şeylerin azabını." denecek.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biriktirdikleri altın ve gümüşle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, cehennem ateşinde kızdırılıp; onlarla dipnot 1 alınları, yanları ve sırtları dağlanacak, "İşte bunlardır, kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler, tadın, biriktirdiğiniz şeylerin azabını." denecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biriktirdikleri altın ve gümüşle.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, biriktirdikleri altın ve gümüş, cehennem ateşinde kızdırılıp; onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak, "İşte bunlardır, kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler, tadın, biriktirdiğiniz şeylerin azabını." denecek.

    Gültekin Onan

    Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın" (denilecek).

    Hasan Basri Çantay

    O gün ki bunlar, üzerlerinde (yakılacak) cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak, "İşte bu, (denilecek), nefisleriniz için toblayıb sakladıklarınız! Artık saklayıb istifçilik etdiğiniz bu nesneleri (n acısını haydi) tadın!"

    İbni Kesir

    O gün cehennem ateşinde bunların üzeri kızdırılır ve bunlarla onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanır. İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz, tadın biriktirmiş olduğunuzu, denir.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğlu dediler, Hristiyanlar da Mesih Allah’ın oğlu dediler, bu onların ağızları ile söyledikleri bir laftır, daha önceki kafirlerin sözüne benzemiş oluyorlar , Allah onları katletsin, nasıl oluyor da yalana kapılıyorlar . Hahamlarını / Ahbarlarını, Rahiplerini / Ruhbanlarını ve de Meryem oğlu Mesih’i Allah’ı bırakıp Rab olarak edindiler, oysa ki tek bir ilah dışındaki kimselere ibadet etme meleri onlara emredilmemişti, O’ndan başka ilah yoktur, O , ortak koştuklarından üstündür. Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmeyi diliyorlar, Allah nurunu tamamlamak dışındakileri reddeder, üstelik kafirler hoşlanmasa bile. O ki Resullerini yol kılavuzu ve hakiki din ile gönderendir, O dini, müşrikler hoşlanmasalar da diğerlerinin üs tüne çıkaracaktır. Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğunluğu / ekserisi insanların mallarını gerçek dışı olarak / haksız yere yiyorlar ve de Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar, altın ve gümüş yığıyorlar, o biriktirdiklerini de Allah yolunda harcamıy orlar, onları acıtıcı azapla müjdele. O gün onlar için cehennem ateşi kızdırılacak, onunla alınları, yanları, sırtları, dağlanacaklar ve işte bu, kendiniz için yığdığınızdır, şimdi birikimlerinizi tadın denilecek.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunlar Cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak; "Bu kendiniz için biriktirdiğinizdir. Biriktirdiğinizi tadın!" denecektir.

    Süleyman Ateş

    O gün cehennem ateşinde bunların üzeri ısıtılı(p pullanı)r; bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır: "İşte nefisleriniz için yığdıklarınız, yığdıklarınızı tadın!" (denilir).

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün o altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılacak; onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak ve onlara şöyle denilecektir: "İşte kendiniz için biriktirdikleriniz! Tadın bakalım biriktirdiklerinizi!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O alevli ateş içinde kızdırılarak bunlarla(altın ve gümüşle) alınlarının, sırtlarının ve yanlarının dağlanacağı gün onlara şöyle denecektir. "İşte kendiniz için biriktirdikleriniz! Birikimlerinizin tadına varın bakalım".

    Şaban Britch

    Bunlar Cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, "Bu kendiniz için biriktirdiğinizdir, biriktirdiğinizi tadın!" denecektir.

    Şaban Piriş

    Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, 'bu kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın!' denecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, cehennem ateşinde onların üzerine lav dökülür de bununla onların alınları, böğürleri, sırtları dağlanır: "İşte egolarınız için yığdıklarınız. Hadi tadın biriktirmiş olduklarınızı!"

  7. Tevbe suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 36. ayet. إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ مِنْهَآ أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا۟ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ وَقَٰتِلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah'a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekun savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

    Mehmet Okuyan

    Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın kitabına (yasasına) göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, dipnot 1 bunlardan dördü haram aylardır. dipnot 2 İşte bu doğru dindir (yasadır). Onlarda (haram aylar konusunda) kendinize haksızlık etmeyin ve onlar nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa siz de müşriklerle topyekûn savaşın! dipnot 3 Bilin ki Allah muttakîlerle (duyarlı olanlarla) beraberdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler, yahudiler ve hristiyanlar yılın ayları üzerinde oynamalar yapıyorlardı. Belirli bazı görevlerin zamanında yapılmamasına, bazı yılların on üç ay olmasına neden oluyorlar, haccın yapılması gereken Zilhicce ayının yerini değiştiriyorlardı. Yüce Allah takvimi 12 ay üzerinden benimsetmek için yaratılışın en başından beri yasasının bu olduğunu bildirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İçinde savaş yapılmaması için saygın kabul edilenler Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bilin ki Allah'a göre ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah'ın koyduğu yasa gereğince on ikidir. Onlardan dördü haram aydır; Allah'ın koyduğu kozmik nizama uygun değerlendirme budur. O halde, bu konuda kendinize kötülük etmeyin! Tabii ki onların sizinle topyekün savaştığı gibi siz de onlarla topyekün savaşın: ama iyi bilin ki Allah sorumlu davrananlarla birliktedir.

    Muhammed Esed

    Bilin ki, Allahın nazarında ayların sayısı, Allahın gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu ölçü uyarınca on ikidir; (ve) bunlardan dördü haram aylardır; işte (Allahın) her zaman geçerli sapasağlam yasa(sı) budur. O halde, bu (aylar) konusunda artık kendinize yazık etmeyin. Ve onlar sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa, siz de Allahtan başkalarına tanrılık yakıştıranlarla öyle topyekün savaşın; ve bilin ki, Allah kendisine karşı sorumluluk bilincine sahip olanlarla beraberdir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah indinde, semaları ve arzı halk ettiği süreçte Allah ilminde, ayların adedi on ikidir. . . Onlardan dördü haramdır (aylar); (Muharrem, Receb, Zilkaide, Zilhicce). . . İşte Din-i Kayyim (geçerli, payidar sistem) budur. . . Onlar (haram aylar) içinde nefslerinize zulmetmeyin. . . Müşriklerle savaşın, onların hep birlikte sizinle savaştıkları gibi. . . İyi bilin ki Allah korunanlarla beraberdir (maiyet hakikatine işaret).

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşmayın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre, ayların sayısı, Allah katında on ikidir. Bunlardan dördü, haram (ay)lardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah'ın, gökleri ve yeryüzünü yarattığı günden beri, Allah'ın Kitabı'nda, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü kutsal aylardır. dipnot 146 Dinin kaynağı ve dayanağı, işte budur. Artık, o aylarda kendinize yazık etmeyin. Ortaklar koşanlar sizinle nasıl topluca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. İyi bilin ki, Allah, sorumluluk bilinci taşıyanlarla kesinlikle birliktedir.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 146
      Dört kutsal ay: 12. Zilhicce, 1. Muharrem, 2. Safer, 3. Rebiülevvel aylarıdır. Hac döneminin yılda yalnızca bir tek ay olarak sınırlandırılmadığı 2:197 ayetinde bildirilmiştir. Kutsal ayların sayısının dört olmasının önemi "Dinin kaynağı ve dayanağı, işte budur!" bildirimiyle vurgulanmıştır. Hicri takvime göre diğer sekiz ay; 4. Rebiülahir, 5. Cemaziyelevvel, 6. Cemaziyelahir, 7. Recep, 8. Şaban, 9. Ramazan, 10. Şevval, 11. Zilkade'dir. Miladi ve Hicri takvim arasında her yıl geriye doğru giden on bir günlük bir başkalık vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır/savaşın yasak olduğu aylardır. İşte Allah'ın sapasağlam yasası budur. O aylar içinde kendinize zulmetmeyiniz ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşınız.Biliniz ki Allah müttakilerle/sakınanlarla beraberdir.

    Edip Yüksel

    Gökleri ve yeri yarattığı gün ALLAH'ın kitabında ayların sayısı, ALLAH'a göre on ikidir. Bunlardan dördü ise sınırlanmıştır. İşte kusursuz din budur; o aylarda (savaşarak) kendinize zulmetmeyiniz. Ama putperestler sizinle toptan savaşırlarsa siz de onlarla toptan savaşın. Bilesiniz ki ALLAH erdemli davrananların yanındadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yarattığı gün ALLAH'ın kitabında ayların sayısı, ALLAH'a göre on ikidir. Bunlardan dördü ise kutsaldır. İşte kusursuz din budur; o aylarda (savaşarak) kendinize zulmetmeyiniz. Ama putperestler sizinle toptan savaşırlarsa siz de onlarla toptan savaşın. Bilesiniz ki ALLAH erdemli davrananların yanındadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında on iki aydır; bunlardan dördü haram aylardır. Bu, işte en doğru dindir; onun için bunlar hakkında kendinize zulmetmeyin; müşrikler sizinle topyekün savaştıkları gibi siz de topyekün savaşın ve bilin ki Allah, korunanlarla beraberdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu, ayların sayısı Allah yanında on iki aydır, Gökleri, Yeri halkettiği günkü Allah yazısında; bunlardan dördü haram olanlardır, bu işte en paydar, en doğru dindir, onun için bunlar hakkında nefislerinize zulmetmeyin de müşrikler size kaffeten harbettikleri gibi siz de onlara kaffeten harbedin ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir

    Erhan Aktaş

    Gökleri ve yeri yarattığı zaman koyduğu yasasında, Allah'ın yanında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü Haram Aylar'dır. İşte kayyum dipnot 1 olan budur. Bu aylarda, kendinize haksızlık yapmayın. Ve Müşrikler nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekun savaşın. Biliniz ki, Allah, muttakilerle dipnot 2 beraberdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gözetici, emniyete alıcı. Her şeyi ayakta tutan, koruyan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva sahibi olan.Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökleri ve yeri yarattığı zaman koyduğu yasasında, Allah'ın yanında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü haram aylardır. İşte kayyum dipnot 1 olan budur. Bu aylarda, kendinize haksızlık yapmayın. Ve müşrikler nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekun savaşın. Biliniz ki, Allah, muttakilerle dipnot 2 beraberdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gözetici emniyete alıcı. Her şeyi ayakta tutan, koruyan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yarattığı zaman koyduğu yasasında, Allah'ın yanında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü haram aylardır. İşte doğru din budur. Bu aylarda, kendinize haksızlık yapmayın. Ve müşrikler nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekun savaşın. Biliniz ki, Allah, muttakilerle dipnot 1 beraberdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva sahibi olan. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya alan.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, Tanrı katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Tanrı'nın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Tanrı, takva sahipleriyle beraberdir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykatde ayların sayısı Allah yanında, Allahın kitabında — ta gökleri ve yeri yaratdığı günden beri — on iki aydır. Onlardan dördü haraam olanlardır, işte bu en doğru hesabdır. O halde (bilhassa) bunlarda (o haram aylarda) nefislerinize zulmetmeyin. (Bununla beraber) müşrikler sizinle nasıl topyekun harb ederlerse siz de onlarla topyekun harb edin. Bilin ki Allah, (fenalıkdan) sakınanlarla beraberdir.

    İbni Kesir

    Doğrusu ayların sayısı; gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında oniki aydır. Bunlardan dördü haram olanlardır. İşte doğru din budur. O halde bunlardan nefislerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl toplu olarak savaşıyorlarsa, siz de onlarla tolu olarak savaşın. Ve bilin ki; muhakkak Allah, müttakilerle beraberdir.

    Mehmet Alagaş

    (36-37) Ayların sayısı, Allah yanında ve yazılı kaydında / kitabında on iki adettir. Gökleri ve yarattığı gün onlardan dördünü haram ay etti, işte ayakta duran din budur, bu aylarda kendinize / birbirinize zulmetmeyin, kafirlerle onların sizinle topluca savaşmal arı gibi siz de onlarla topluca savaşın, şunu bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir , onları unutmak küfürde fazlalaşmak / ziyadeleşmektir, onunla / haram ayları unutmakla, kafirler saptırılırlar, Allah’ın haramlarını çiğnemek ve Allah’ın haram kıldığını h elal etmek amacıyla yılın birinde bu ayları helal ederler diğer bir yılda haram ederler, kötü faaliyetleri onlara süslü gösterildi, Allah kafir topluluğu yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın (Levh-i Mahfuz'daki) yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Bu dosdoğru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekün savaşan müşriklerle de topyekün savaşın! Bilin ki Allah muttakilerle beraberdir.

    Süleyman Ateş

    Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah'ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram(ay)lardır. İşte doğru din budur. O aylar içinde (konulmuş yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve (Allah'a) ortak koşanlar nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savaşın ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri ve yeri yarattığı gün, Allah'ın kitabında dipnot 1 olan şudur: Allah katında ayların sayısı on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır dipnot 2 . İşte doğru hesap budur. Bu aylarda (savaşıp dipnot 3 da) kendinizi kötü duruma düşürmeyin! Ama müşrikler (bu yasağı dikkate almayıp) sizinle nasıl bütün aylarda savaşıyorlarsa siz de onlarla o aylarda savaşın dipnot 4 ! Bilin ki Allah, yanlışlardan sakınanlarla beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrenin yapısı ile ilgili olarak levh-i mahfuzda yani korunmuş kitapta kayıtlı olan bilgi (Hac 22/70, Sebe 34/3).
    2. metne dön, dipnot 2
      Haram aylar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Buradaki kaffeten (كافة) ifadesine bütün aylarda (في كافة الشهور) anlamı verilmiştir. Kaffeten (كافة)'deki tenvin muzafun ileyhten ıvazdır. Ayetin bağlamına bakılınca, muzafun ileyhin aylar (الشهور) dışında bir şey olamayacağı görülür. Zaten haram aylarda bizimle savaşılırsa bize de savaşma hakkı doğar (Bakara 2/194, 217). Tefsir ve meallerde bu ayete "topyekün savaşma" anlamı verilir. Halbuki bu anlam Tevbe 9/122'ye ters düşmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yarattığı gün, Allah'ın Kitabında dipnot 1 olan şudur: Allah katında ayların sayısı on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır dipnot 2 . İşte doğru hesap budur. Öyleyse siz bu aylarda kendinizi kötü duruma düşürmeyin. O müşrikler, nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın. Bilin ki Allah, kendisinden çekinerek korunanlarla beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kainatın yapısı buna göredir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Haram aylar, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.

    Şaban Britch

    Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın (Levh-i Mahfuz'daki) yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Bu dosdoğru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekün savaşan müşriklerle de topyekün savaşın! Allah’ın muttakilerin yanında olduğunu bilin.

    Şaban Piriş

    Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Bu dosdoğru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekün savaşan müşriklerle de topyekün savaşın! Allah'ın muttakilerin yanında olduğunu bilin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Eskimez din işte budur. Artık o aylar içinde benliklerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın. Şunu bilin ki, Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

  8. Tevbe suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 37. ayet. إِنَّمَا ٱلنَّسِىٓءُ زِيَادَةٌ فِى ٱلْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُحِلُّونَهُۥ عَامًا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامًا لِّيُوَاطِـُٔوا۟ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّوا۟ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ زُيِّنَ لَهُمْ سُوٓءُ أَعْمَٰلِهِمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah'ın haram kıldığını helal kılmak için haram ayı bir yıl helal, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkarcı toplumu doğru yola iletmez.

    Mehmet Okuyan

    (Haram ayları) ertelemek (sayısını artırmak), sadece küfürde bir artış (sebebi)dir. Onunla, kâfir olanlar saptırılır. O (haram ayı)nı bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki Allah'ın haram kıldığının sayısını denk getirsinler ve (böylece) Allah'ın haram kıldığını helal kılsınlar. dipnot 1 (Bu şekilde) onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Araplar, hesaplarını ‘kamerî aya' göre düzenlemeleri halinde, hac zamanının bazen kışa, bazen de yaza geleceğini biliyorlardı. Bu zamanlarda hac yolculuğuna çıkmak kendilerine zor geliyordu. Araplar, bu durumu, ‘kameri yıla' göre ayarlamanın dünyevi menfaat ve çıkarlarını haleldar ettiğini anlamışlardı. Güneş yılı, belirli bir miktar ay yılından daha fazla olunca da onlar Şubat ayına bir gün ilave etme ihtiyacını duydular. Bu ilaveden dolayı bazı yılları 13 ay kabul etmeye başlamışlardı. Böylece hac mevsimi, hac aylarından çıkıp, diğer aylara aktarılmış oldu. Muharrem ayının haramlığını Safer ayına erteliyor, bu sebeple Safer ayını haram, Muharrem ayını da helâl sayıyorlardı (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XVI, 56).

    Mustafa İslamoğlu

    Aylara yapılan ilave, olsa olsa küfre yapılmış bir ilavedir: İnkarda direnenlerin çarpıtma yöntemidir bu; Allah'ın haram kıldığı ay sayısına denk getirmek amacıyla bu uygulamayı bir yıl serbest bir yıl yasak sayıyorlar ve işte bu şekilde Allah'ın yasakladığını meşru görüyorlar. Kötü fiilleri onlara pek cazip göründü; kaldı ki Allah inkara gömülmü bir toplumu doğru yola yöneltmez.

    Muhammed Esed

    (Aylara) ilave yapmak, (onların) hakkı tanımaktan kaçınma tavırları içinde olsa olsa fazladan bir örnek, hakkı inkara yeltenenleri (daha da) saptıran bir (vesile)dir. Bu (ilaveyi), ayların sayısını Allahın yasak kıldığı takvime uyarlamak amacıyla bir yıl olumlayıp bir yıl yasak sayıyor ve böylece Allahın yasak kıldığı şeyi (kendilerince) meşrulaştırmaya kalkışıyorlar. Kendi yaptıkları (bu) kötülük güzel görünüyor onlara. Zaten Allah hakkı tanımaktan kaçınan insanları doğru yola yöneltmez.

    Ahmed Hulusi

    Haram ayları ertelemek ancak küfürde bir arttırmadır! Hakikat bilgisini inkar edenler, onunla saptırılır. . . Onu bir yıl helal sayarlar, bir yıl da haram yaparlar ki; Allah'ın haram kıldığının (yalnızca) sayısına uysunlar da (arkasındaki esas önemli olayı örtüp böylece) Allah'ın haram kıldığını helal kılsınlar! (Oysa haramiyet, ayların özelliğinden değil Allah hükmündendir). . . Kötü uygulamaları onlara süslü gösterildi. . . Allah, hakikat bilgisini inkar edenler topluluğuna hidayet etmez.

    Ali Bulaç

    (Haram ayları) Ertelemek ancak inkarda bir artıştır. Bununla kafirler şaşırtılıp saptırılır. Allah'ın haram kıldığına sayı bakımından uymak için, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylelikle Allah'ın haram kıldığını helal kılmış oluyorlar. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine 'çekici ve süslü' gösterilmiştir. Allah, inkarcı bir topluluğa hidayet vermez.

    Ali Özek ve heyeti

    (Haram ayları) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptırılır. Allah’ın haram kıldığının sayısını bozmak ve O'nun haram kıldığını helâl kılmak için (haram ayını) bir yıl helâl sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. (Böylece) onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.

    Ali Rıza Safa

    Onların yerini değiştirmek, nankörlükte daha ileri gitmektir; bununla, nankörlük edenler saptırılır. Allah'ın yasakladığına sayılarının uyması için, onu, bir yıl helal bir yıl da yasak sayarlar. Böylece, Allah'ın yasakladığını helal yapıyorlar. Yaptıkları kötülükler, kendilerine çekici gösterilmiştir. Çünkü Allah, nankörlük eden bir toplumu doğru yola eriştirmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Haram ayını başka bir aya ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir. İnkar edenler onunla saptırılır. O haram ayını bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısını denk getirip, Allah'ın haram kıldığını helal yapsınlar. Yaptıkları işin kötülüğü, kendilerine süslü gösterildi. Allah kafirler toplumuna yol göstermez.

    Edip Yüksel

    Sınırlanmış Ayların yerini değiştirmek inkarın ileri noktasıdır. İnkarcılar onunla saptırılırlar. ALLAH'ın sınırlanmış saydığı ayların sayısına denk düşürmek amacıyla onu bir yıl helal, bir yıl da sınırlanmış sayarlar. Böylece, ALLAH'ın sınırladığı ayları ihlal ederler. İşledikleri kötülükler, gözlerinde güzel görünüyor. ALLAH inkarcı topluluğu doğruya ulaştırmaz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Günümüz İslam dünyasında yaygın olan Kutsal Aylar, Ay senesinin 7, 11, 12 ve 1. ayları olan Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem'dir. * Halbuki 2:197, 217; 9:2, 5, 36 ayetleri ve ayların isimleri incelendiğinde, kutsal ayların, birbirlerini izleyen Zilhicce, Muharrem, Safer ve Rabi-ül evvel (12, 1, 2 ve 3. aylar) olduğu görülecektir. * Zilhicce (Konferansa Sahip) ayının ismi onu ilk ay oluşuna önemli işarettir. Ayrıca Rabi-ül evvel (Birinci Dördüncü/ dörtlü) ismi de bunun Kutsal ayların dördüncüsü olduğunu bildirir. * Bu aydan sonraki Rabi-ül ahir (Son Dördüncü/dörtlü) ise Yılbaşı olan Muharrem ayından itibaren diğer dördüncü ayı ifade eder. * (Rabi' kelimesi Arapçada dört mevsim için de kullanılır). Kuran, bize müşriklerin çağlar boyunca değişmeyen davranışlarını aktararak onlara karşı uyarır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kutsal Ayların yerini değiştirmek inkarın ileri noktasıdır. İnkarcılar onunla saptırılırlar. ALLAH'ın kutsal saydığı ayların sayısına denk düşürmek amacıyla onu bir yıl helal, bir yıl da kutsal sayarlar. Böylece, ALLAH'ın kutsal kıldığı ayların kutsallığını çiğnerler. İşledikleri kötülükler, gözlerinde güzel görünüyor. ALLAH inkarcı topluluğu doğruya ulaştırmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O nesi denilen sıvış adeti (haram ayları geciktirmek) ancak küfürde ileri gitmektir ki, bununla kafirler şaşırtılır; Allah'ın haram kıldığının sayısına uydurup da Allah'ın yasakladığını helal kılmak için onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar. Bu şekilde onların kötü işleri kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah ise, kafirlerden ibaret bir topluluğu doğru yola erdirmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Nesi' (denilen sıvış adeti) ancak küfürde bir fazlalıktır ki onunla kafirler şaşırtılır, onu bir yıl halal bir yıl da haram ı'tibar ederler ki Allahın haram kıldığının sayısına uydursunlar da Allahın haram buyurduğunu halal kılsınlar, bu suretle kötü amelleri kendilerine süslenib güzel gösterildi, Allah da kafirlerden ıbaret bir kavmi hakka hidayet etmez

    Erhan Aktaş

    Haram ayların yerlerini değiştirip ertelemek, küfürde ileri gitmektir ki Kafirler onunla saptırılır. Onlar, Allah'ın haram kıldığı aylara denk getirmek için bu ertelemeyi bir yıl helal sayarlarken bir yıl sonra haram sayarlar. Böylece Allah'ın haram kıldığını helal saymış oluyorlar. Böylece yaptıkları kötü şeyler, onlara güzel gösterildi. Allah Kafir halkı doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Haram ayların yerlerini değiştirip ertelemek, küfürde ileri gitmektir ki Kafirler onunla saptırılır. Onlar, Allah'ın haram kıldığı aylara denk getirmek için bu ertelemeyi bir yıl helal sayarlarken bir yıl sonra haram sayarlar. Böylece Allah'ın haram kıldığını helal saymış oluyorlar. Böylece yaptıkları kötü şeyler, onlara güzel gösterildi. Allah Kafir halkı doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Haram ayların yerlerini değiştirip ertelemek, küfürde ileri gitmektir. Gerçeği yalanlayan nankörler bu yolla saparlar. Onlar, Allah'ın haram kıldığı aylara denk getirmek için bu ertelemeyi bir yıl helal sayarlarken bir yıl sonra haram sayarlar. Böylece Allah'ın haram kıldığını helal saymış oluyorlar. Böylece yaptıkları kötü şeyler, onlara güzel gösterildi. Gerçeği yalanlayarak nankörlük eden halkı Allah doğru yola iletmez.

    Gültekin Onan

    (Haram ayları) Ertelemek ancak küfürde bir artıştır. Bununla küfredenler şaşırtılıp saptırılır. Tanrı'nın haram kıldığına sayı bakımından uymak için, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylelikle Tanrı'nın haram kıldığını helal kılmış oluyorlar. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine 'çekici ve süslü' gösterilmiştir. Tanrı, kafir bir kavme hidayet vermez.

    Hasan Basri Çantay

    (Haram ayları) gecikdirmek ancak küfürde bir artış (sebebedir. Onunla kafirler şaşırtılır, onlar bunu bir yıl halal, bir yıl haram sayarlar ki Allahın haram kıldığına sayıca uysunlar da (varsın) Allahın haram etdiğini halal kılmış olsunlar! Bu suretle de onların amellerinin kötülüğü kendilerine süslenib güzel gösterildi. Allah o kafirler güruhunu hidayete erdirmez.

    İbni Kesir

    Nesi; ancak küfürde bir artıştır. Onunla kafirler şaşırtılırlar. Bunu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığına sayıca uysunlar da Allah'ın haram ettiğini helal kılmış olsunlar. Böylece onların amellerinin kötülüğü kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah; kafirler güruhunu hidayete erdirmez.

    Mehmet Alagaş

    (36-37) Ayların sayısı, Allah yanında ve yazılı kaydında / kitabında on iki adettir. Gökleri ve yarattığı gün onlardan dördünü haram ay etti, işte ayakta duran din budur, bu aylarda kendinize / birbirinize zulmetmeyin, kafirlerle onların sizinle topluca savaşmal arı gibi siz de onlarla topluca savaşın, şunu bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir , onları unutmak küfürde fazlalaşmak / ziyadeleşmektir, onunla / haram ayları unutmakla, kafirler saptırılırlar, Allah’ın haramlarını çiğnemek ve Allah’ın haram kıldığını h elal etmek amacıyla yılın birinde bu ayları helal ederler diğer bir yılda haram ederler, kötü faaliyetleri onlara süslü gösterildi, Allah kafir topluluğu yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Haram ayları başka aylara ertelemek küfürde ileri gitmektir. Bununla kâfir olanlar saptırılırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına denk getirmek için onu bir yıl helâl bir yıl haram sayıyorlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılıyorlar. Kötü amelleri, kendilerine güzel görünüyor. Allah kâfir toplumlara hidayet etmez.

    Süleyman Ateş

    (Haram ayını) ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir. İnkar edenler, onunla saptırılır. O(haram ayı)nı bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısını denk getirip, Allah'ın haram kıldığını helal yapsınlar. Yaptıkları işin kötülüğü, kendilerine süslü gösterildi. Allah, kafirler toplumuna yol göstermez.

    Süleymaniye Vakfı

    Nesi dipnot 1 /haram ayları yerinden oynatmak için yapılan ekleme, yalnızca kafirliğe kafirlik katmaktır. Kafirlik edenler, eklenen kısmı bir yıl helal bir yıl da haram sayarak bu yolla saptırılırlar. Bunu, Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uyum sağlamak için yaparlar. Böylece Allah'ın haram kıldığını helal saymış olurlar. Kötü işleri, onlar için süslü gösterilir. Allah, o kafirler topluluğunu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nesi, "geciktirme" anlamında mastardır. Kameri yıl ile güneş yılı arasında 11 gün kadar fark vardır. Bu da haccın, yılın her mevsimini dolaşmasına sebep olur. Hac ibadeti, can ve mal güvenliğinin sağlandığı peş peşe gelen üç haram ayından ikincisi olan Zilhicce'nin dokuzunda başlar ve on üçünde biter. Haram aylarından Zilkade, hacca gelirken, Muharrem de dönüş sırasında hacıların yol güvenliği açısından önemlidir. Ancak haram ayların, yılın bütün mevsimlerini dolaşıyor olması, bazı kimselerin hesabına gelmediği için kameri aylara ilave yaparak onları belli bir mevsimde sabitlemeye çalışmışlardır. İşte bu hilenin adı 'nesi' dir. Bunu Yahudiler de yapmaktadır. Onlar dini konularda Güneş-Ay (Lunisolar) takvimini esas alırlar. Bu sistemde ayın başlangıcı ve bitişi kameri takvimde olduğu gibi ayın hareketine göre hesaplanır. Ancak yılların sayısı hesaplanırken Güneş dikkate alınır. Aylar sene boyunca sabittir. Ayları sene boyu sabit tutabilmek için belli aralıklarla seneye ilave bir ay (Adar II) ekleyip ayların sayısını on üçe çıkarırlar. Bu hesapta her on dokuz senede yedi defa, bir yıl on üç ay çeker. Daha sonra bu on dokuz yıllık periyot başa sarar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nesi dipnot 1 işi, kafirlik döneminde yapılan eklemeden başka bir şey değildir. Kafir olanlar, onunla şaşırtılmıştır. Onu (Hac ayı olan Zilhicce'yi) bir yıl helal, bir yıl haram kılarlar ki hem Allah'ın haram kıldığının sayısına uygun getirsinler hem de Allah'ın haram kıldığını helal kılsınlar. Kötü işleri onlara güzel gösterilmiştir. Allah, o kafirler topluluğunu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kameri takvim ile güneş takvimi arasındaki yıllık 11 günlük fark nedeniyle Hac dönemi her güneş yılı geri kaymaktadır. Bu durum Hac döneminin Mekke'lilerin avantajlı olduğu bir mevsimde sabit kalmasını engellemektedir. Mekkeliler bu durumu değiştirmek için kameri ayları bir yıl Allah'ın düzenine göre, bir yıl kendi menfaatlerine göre düzenlemeye kalkmışlardır. Bu manipülasyonun adı "Nesi" dir.

    Şaban Britch

    Haram ayları başka aylara ertelemek küfürde ileri gitmektir. Bununla kâfir olanları saptırırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına denk getirmek için onu bir yıl helal bir yıl haram sayıyorlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılıyorlar. Kötü hareketleri kendilerine güzel görünüyor. Allah kâfir toplumlara hidayet etmez.

    Şaban Piriş

    Saptırmak için haram ayların yerlerini değiştirip, geciktirmek küfürde ileri gitmektir. Kafir olanlar, Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için onu bir yıl haram bir yıl helal sayıyorlar. Böylece Allah'ın haram kıldığını helal kılıyorlar. Kötü hareketleri kendilerine güzel görünüyor. Allah kafir toplumu doğru yola çıkarmaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Haram ayları ertelemek, küfürde bir artırmadır ki, onunla inkar edenler saptırılır. Onu bir yıl helal sayarlar, bir yıl haramlaştırırlar ki, Allah'ın yasakladığının sayısını denkleştirip Allah'ın haram kıldığını helalleştirsinler. Amellerinin kötülüğü kendilerine süslü gösterilmiştir. Allah, küfre batan bir topluluğu iyiye ve güzele kılavuzlamaz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.