Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 72. ayet

Yâsîn suresi, 72. ayet. وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

veẕellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ ye'külûn.

Diyanet İşleri

Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 69–75 · surenin 72. ayeti / 83

Konu Hayvanlar ve edinilen ilahlar Yâsîn 71–76 3

  1. Yâsîn 69

    Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

  2. Yâsîn 70

    (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.

  3. Yâsîn 71

    Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.

  4. 72

    Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

  5. Yâsîn 73

    Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hala şükretmeyecekler mi?

  6. Yâsîn 74

    Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilahlar edindiler.

  7. Yâsîn 75

    Onlar, ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde, ilahlar onlara yardım edemezler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 71–73. ayetler için yazılmıştır.

71-73. Yüce Allah kullarına, emirlerine amade kılıp kendilerine boyun eğdirmiş olduğu davarlara ibretle bakmalarını emretmektedir. Âdemoğullarını bu davarlara sahip kılmıştır. Bu davarlar, istedikleri her bir hususta onların isteklerine boyun eğmektedir. Ademoğulları bu davarlardan pek çok yönden yararlanmaktadırlar: Kendilerini, yüklerini, eşyalarını ve mallarını bir yerden bir yere taşırlar. Onlardan bir kısmını yerler, onlardan ısınacak elbiseler yaparlar. Yünlerinden, tüylerinden, kıllarından bir süreye kadar yararlanacakları şekilde süs ve eşyalar edinirler. Ayrıca onların varlığı kendileri için bir süs ve güzelliktir. Buna benzer daha pek çok menfaatleri vardır.

“Hâlâ” bunca nimetleri kendilerine ihsan eden Allah'a “şükretmeyecekler mi?” O’na ihlasla ibadet etmeyecekler mi? Bunlardan ibret ve tefekkürden uzak bir şekilde yararlanmaya bir son vermeyecekler mi?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O hayvanları, onların hizmetine sunup kendilerine boyun eğdirdik. Bazılarının sırtlarına binip yüklerini sırtlarında taşırlar ve bazılarının da etlerinden yerler.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَذَلَّلْنَـٰهَا ve zellelnaha onları boyun eğdirdik kök: ذلل
  2. لَهُمْ lehum kendilerine
  3. فَمِنْهَا feminha onlardan bazıları
  4. رَكُوبُهُمْ rakubuhum binekleridir kök: ركب
  5. وَمِنْهَا ve minha ve onlardan bazılarını
  6. يَأْكُلُونَ ye'kulune yerler kök: اكل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ركب (15 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.

  • Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    "Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda…

  • Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O'nadır.

  • Aynı kök: ركب (15 geçiş)

    Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size…

  • Aynı kök: ركب (15 geçiş)

    O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler,…

  • Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Dahası onları emirlerine amade kıldık ki, bir kısmına binsinler, bir kısmını da yesinler;

Muhammed Esed

Ve onları insanların iradesine tabi kıldık ki bir kısmını binek olarak kullanabilsinler, bir kısmını da yiyebilsinler;

Ahmed Hulusi

Onları (en'amı) bunlara boyun eğdirdik. . . Hem binekleri onlardandır ve hem de onlardan kimini yerler.

Ali Bulaç

Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.

Ali Özek ve heyeti

Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler.

Ali Rıza Safa

Çünkü onları kendilerine boyun eğdirdik; bir bölümü binekleri, bir bölümü de yiyecekleri.

Bayraktar Bayraklı

Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bir kısmını binek olarak kullanırlar, bir kısmını da gıda olarak yerler.

Edip Yüksel

Onları kendilerine boyun eğdirdik; bir kısmına binmekte bir kısmından da yemektedirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları kendilerine boyun eğdirdik; bir kısmına binmekte bir kısmından da yemektedirler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onları kendilerine zebun etmişiz de hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onları kendilerine zebun etmişiz de hem onlardan binidleri var, hem de onlardan yiyorlar

Erhan Aktaş

Bu hayvanları yararlanmalarına sunduk. Kimine biniyor, kimini de yiyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu hayvanları yararlanmalarına sunduk. Kimine biniyor, kimini de yiyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu hayvanları yararlanmalarına sunduk. Kimine biniyor, kimini de yiyorlar.

Gültekin Onan

Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.

Hasan Basri Çantay

Biz onları kendilerine müsahhar kıldık. İşte binecekleri bunlardan, yiyecekleri bunlardandır.

İbni Kesir

Ve onları, kendilerinin buyruğuna verdik. Onlardan kimisi binekleridir, kimisinden de yerler.

Mehmet Alagaş

(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

O hayvanları, onların emrine verdik. Onlardan kimine biniyorlar, kiminin de etini yiyorlar.

Süleyman Ateş

Onları kendilerine boyun eğdirdik, onlardan bazıları binekleridir ve onlardan bazılarını da yerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunları onlara boyun eğdirdik, kimini binek yaparlar, kiminden de yerler.

Şaban Britch

O hayvanları onlara boyun eğdirdik, onlardan kimine biniyorlar, kiminin de etini yiyorlar.

Şaban Piriş

O hayvanları onlara boyun eğdirdik, onlardan kimine biniyorlar kiminin de etini yiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

O hayvanları bunlara boyun eğdirdik. Onlardan binekleri vardır ve onlardan bir kısmını da yiyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We made them –the cattle– subservient to them in one way or other; some of them do they ride and of others they eat!

Abdul Haleem

and made them obedient, so that some can be used for riding, some for food,

Abdullah Yusuf Ali

And that We have subjected them to their (use)? of them some do carry them and some they eat:

Abul A'la Maududi

We have subjected the cattle to them so that some of them they ride and eat the flesh of others.

Aisha Bewley

We have made them tame for them and some they ride and some they eat.

Al-Hilali & Khan

And We have subdued them unto them so that some of them they have for riding and some they eat.

Ali Quli Qarai

And We made them tractable for them, so some of them make their mounts and some of them they eat.

Amatul Rahman Omar

And We have subdued these (cattle) for their use and benefit. So that some of them serve as their riding (beasts) and through others they obtain their food.

Arthur John Arberry

We have subdued them to them, and some of them they ride, and some they eat;

Bijan Moeinian

These are the same animals that I have subdued for them so that they can ride on them and eat their meat.

E. Henry Palmer

and we have tamed them for them, and of them are some to ride, and of them are what they eat,

Edip-Layth

They were subdued by Us for them. So some they ride, and some they eat.

George Sale

and that We have put the same in subjection under them? Some of them are for their riding; and on some of them do they feed:

Hamid S. Aziz

And We have subjected them to them, so some of them they have to ride upon, and some of them they have for food.

Mahmoud Ghali

And We have made them meekly subservient (Literally: humiliated) to them, so that (some) of them they have for riding, and (some) they eat.

Marmaduke Pickthall

And have subdued them unto them, so that some of them they have for riding, some for food?

Mohamed Ahmed - Samira

Whom We made subservient to them so that some of them they ride and some they eat?

Muhammad Asad

and that We have subjected them to men’s will, so that some of them they may use for riding and of some they may eat,

Mustafa Khattab

And We have subjected these ˹animals˺ to them, so they may ride some and eat others.

Progressive Muslims

And they were subdued by Us for them. So some they ride, and some they eat.

Rashad Khalifa

And we subdued them for them; some they ride, and some they eat.

Sahih International

And We have tamed them for them, so some of them they ride, and some of them they eat.

Sam Gerrans

And We subdued them to them, and some of them they ride, and some of them they eat;

Shabbir Ahmed

And that We have made them submissive to humans so that some of them they use for riding and others they consume.

Syed Vickar Ahamed

And We have subdued them (the cattle) for their (use)? Of them some are for riding, and some they eat:

Taqi Usmani

And We have brought them under their control, so as some of them are their means of transport, and some of them they eat.

The Monotheist Group

And they were subdued by Us for them. So some they ride, and some they eat.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 72. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 72. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 72. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩