Diyanet İşleri
Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 42. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَعْقِلُونَ
veminhüm mey yestemi`ûne ileyk. efeente tüsmi`u-ṣṣumme velev kânû lâ ya`ḳilûn.
Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her ümmete bir peygamber ve azabın vakti Yûnus 41–53 3
Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
İçlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir.
Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: "Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim)."
Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?
Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler.
Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
42. Allah Teala Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i ve onun getirdiklerini yalanlayan bazı kimselerden söz ederek şöyle buyurmaktadır: “Onların içinde sana” Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e, vahyi okuduğu vakit doğru yolu bulmak kastı ile değil de seyretmek, yalanlamak, yanlışlıklarını tespit etmeye çalışmak maksadı ile “kulak verenler de vardır.” Bu ise fayda vermeyen bir dinlemedir. Onun, bu şekilde dinleyenlere bir hayrı olmaz. Şüphesiz böylelerine karşı ilahî tevfikin kapıları kapanmıştır ve onlar, dinlemenin faydasını görmekten mahrum kılınmışlardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Fakat sağırlara, üstelik akıllarını da kullanmıyorlarsa, sen nasıl duyuracaksın ki?!” Bu soru, kesinleşmiş nefiy manasındadır. Yani sen, yüksek sesle söylesen bile işitmek istemeyen sağırlara işittiremezsin. Özellikle de böylelerinin aklı yoksa, hiç işittiremezsin. Sözü anlamayan sağır bir kimseye bir sözü işittirmek nasıl imkânsız bir şeyse bu yalanlayan kimselere de senin yararlanmalarını sağlayacak şekilde bir şeyler işittirmen öyle imkânsız bir şeydir. Delilin işitilmesine gelince onlar, Yüce Allah’ın daha ilerisi mümkün olmayan en üstün delilini kendilerine karşı açıkça ortaya konmuş şekilde işitmişlerdir.
İşte bu yol, ilim yolları arasında oldukça büyük bir yol olmakla birlikte onlar için kapanmış bulunmaktadır. Bu yol ise hayır ile ilgili işitilen şeylerden yararlanma yoludur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Rasul!- Kur'an okuduğun zaman müşriklerden kabul etmeden ve boyun eğmeden sana kulak verenler vardır. Sen, işitme özelliği alınan bir kimseye işittirmeye güç yetirebilir misin? Aynı şekilde sen, hakkı işitmek hususunda sağır olan ve hakkı akıl etmeyen kimseleri doğru yola iletmeye de güç yetiremezsin.
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)
Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.
Aynı kök: صمم (15 geçiş)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Aynı kök: عقل (49 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: عقل (49 geçiş)
"Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…
Aynı kök: عقل (49 geçiş)
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat kendileri akıl etmiyorlarsa sağırlara sen mi duyuracaksın? dipnot 1
Bir de, onlar arasında sana kulak verip işitirmiş gibi yapanlar var; iyi ama, eğer akıllarını kullanmıyorlarsa sen sağırlara duyurabilir misin?
Ve, onların aralarında sana kulak verir gibi yapanlar var; ama, eğer akıllarını kullanmıyorlarsa, sen sesini hiç sağırlara işittirebilir misin?
Onlardan, dinliyormuşçasına sana kulak verenler var. . . Sağırlara (algılayamayanlara) duyurtabilir misin? Hele bir de akıllarını kullanamıyorlarsa!
Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayan -sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsasen mi duyuracaksın?
Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat sağırlara üstelik akılları da ermiyorsa sen mi duyuracaksın?
Onların arasında, sana kulak verenler de vardır. Öyleyse aklını kullanmayan sağırlara, sen mi duyuracaksın?
İçlerinde seni dinleyenler de vardır. Peki,hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa, sağırlarsa sen mi işittireceksin?!
Onlardan seni dinleyenler de var; akıllarını kullanmayan sağırlara sen mi işittireceksin?
Onlardan seni dinleyenler de var; akıllarını kullanmayan sağırlara sen mi işittireceksin?
İçlerinden seni dinlemeye gelenler de var; ama akılları da yokken sağırlara sen mi duyuracaksın?
İçlerinden seni dinlemiye gelenler de var, fakat akılları da yokken sağırlara sen mi işittireceksin
Onlardan seni dinleyenler de var. Ancak sağırlara duyurabilir misin? Üstelik akıllarını da kullanmıyorlarsa!
Onlardan seni dinleyenler de var. Ancak sağırlara duyurabilir misin? Üstelik akıllarını da kullanmıyorlarsa!
Onlardan seni dinleyenler de var. Ancak sağırlara duyurabilir misin? Üstelik akıllarını da kullanmıyorlarsa!
Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayana, sağırlara -üstelik hiç akletmiyorsa- sen mi duyuracaksın?
Onlardan sana kulak verenler vardır. Fakat sağırlara sen mi duyuracaksın? Hele akılları da olmazsa!
İçlerinde sana kulak verenler vardır. Fakat sen sağırlara işittirebilir misin? Üstelik akılları da hiç ermiyorsa.
(37-44) Bu Kur'an Allahtan başka sınca uydurulmuş / iftira edilmiş değildir ve fakat ellerinde olanı tasdik eder ve de kitabı açıklar, Onda çelişki yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa O nu uydurdu mu? diyorlar, deki sözünüze bağlı iseniz benzer bir sûre de siz getirin ve Allah’ın dışında gücünüzün yettiği kim varsa da çağırın. Bilakis ilimlerinin yetmediğini / kuşatmadığını, nasıl sonuçlan dığı kendilerine henüz belli olmamışken yalanladılar, Böylece bunlar da onlardan öncekiler gibi yalanladılar, Zalimlerin sonu / akıbeti nasıl oluyor bir bak. Onlardan birileri inanırlar birileri de inanmazlar, Rabbin bozanları / ifsat edenleri en iyi bilendir. Eğer seni yalanlarsalar deki benim amelim banadır sizin amelleriniz de sizedir, sizler benim yaptıklarımdan uzaksınız / berisiniz bende sizin yaptıklarınızdan uzağım / beriyim . Onlardan seni işitenler var, sağırlara sen mi işittireceksin ? üstelik akletmiyorsa! Onlardan kimileri de s ana bakıyor, köre sen mi yol göstereceksin üstelikte göremiyorsa! Allah hiçbir şeyde insana zulmetmez, velakin insan kendine zulmediyor.
Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
İçlerinden sana kulak verip dinleyenler de vardır. Fakat sağırlara sen mi duyuracaksın? Hele akıllarını da kullanmıyorlarsa!
İçlerinden seni dinleyenler de vardır dipnot 1 . Ama sen sağırlara (sağırlık edenlere) dinletebilir misin? Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa dipnot 2 !
İçlerinden seni dinleyenler vardır. Ama sen sağırlara söz işittirebilir misin? Hele bir de akıllarını kullanmazlarsa?
Onlardan seni dinleyenler vardır. Şayet akletmez olduysalar sağırlara sen mi işittireceksin?
Onlardan seni dinleyenler vardır. Şayet akletmez olduysalar sağırlara sen mi işittireceksin?
İçlerinde sana kulak verenler de vardır. Peki, sağırlara sen mi işittireceksin? Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa!
Among them are some who listen to your discourse on practical divinity but they counsel deaf. Therefore, do you think you will be able to communicate with those whose their hearts' ears are closed and they fail to reflect!
Some of them do listen to you: but can you make the deaf hear if they will not use their minds?
Among them are some who (pretend to) listen to thee: But canst thou make the deaf to hear,- even though they are without understanding?
Of them some seem to give heed to you; will you, then, make the deaf hear even though they understand nothing? dipnot 1
Among them there are some who listen to you. But can you make the deaf hear even though they cannot understand?
And among them are some who listen to you, but can you make the deaf to hear - even though they apprehend not?
There are some of them who prick up their ears at you. But can you make the deaf hear even if they do not apply reason?
And some of them (appear to) give ear to you. Can you make the deaf hear, even though they would not (care to) perceive (in order to be guided aright)?
And some of them give ear to thee; what, wilt thou make the deaf to hear, though they understand not?
Among the disbelievers, they are those who (due to their prejudices, have already made up their mind not to hear what you say but) just listen. Can you make the deaf (who is also suffering from lack of understanding) to hear what you say?
There are some of them who listen to thee - canst thou make the deaf to hear, although they have no sense?
Among them are some who listen to you; but can you make the deaf hear, if they do not reason?
There are some of them who hearken unto thee; but wilt thou make the deaf to hear, although they do not understand?
But if they deny you, say, "I have my work, and you have your work; you are innocent of what I work, and I am innocent of what you work. "
And of them are the ones who listen to you; will you then make the deaf to hear (even) if they do not consider?.
And of them are some who listen unto thee. But canst thou make the deaf to hear even though they apprehend not?
Some of them listen to you: But can you make the deaf hear who do not understand a thing?
And there are among them such as (pretend to] listen to thee: but canst thou cause the deaf to hearken even though they will not use their reason?
Some of them listen to what you say, but can you make the deaf hear even though they do not understand?
And there are some of them who listen to you; but can you make the deaf hear, if they do not comprehend
Some of them listen to you, but can you make the deaf hear, even though they cannot understand?
And among them are those who listen to you. But can you cause the deaf to hear, although they will not use reason?
And among them are some who listen to thee — canst thou make the deaf to hear, though they do not reason?
Among them are those who apparently listen to you. (But their thoughts are wandering). Can you make those deaf to hear who do not use reason? (47:16).
And among them are some who (show as if they) listen to you: But can you make the deaf to hear— Even though they do not understand?
And among them there are those who listen to you. Would you, then, make the deaf hear, even though they lack understanding?
And there are some of them who listen to you; but can you make the deaf hear, if they do not comprehend?