Diyanet İşleri
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.
Âl-i İmrân suresi · 92–99. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Âl-i İmrân suresi, 92. ayet. لَن تَنَالُوا۟ ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا۟ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) infak edinceye (verinceye) kadar asla iyiliğe ulaşamazsınız. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah her neyi infak ederseniz (verirseniz) onu bilendir. dipnot 2
Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe fazilete ulaşamazsınız; zaten ne infak ederseniz edin, kesinlikle Allah onu ayrıntısıyla bilir.
(Size gelince ey müminler,) kendiniz için özenle ayırdığınız şeylerden başkaları için harcamadıkça gerçek erdeme ulaşmış olamazsınız; ve her ne harcarsanız kuşkusuz, Allah ondan tamamiyle haberdardır.
Sevdiğiniz şeyleri başkalarına karşılıksız olarak bağışlamadıkça "Birr"e (hayra) eremezsiniz. Neyi Allah için karşılıksız bağışlarsanız, Allah onu (yaratanı olarak) bilir (karşılığını da halkeder).
Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça iyiye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.
Yardımlaşmak amacıyla sevdiğiniz şeylerden paylaşmadıkça, gerçek erdemliliğe asla erişemezsiniz. Yardımlaşmak amacıyla ne paylaşırsanız, Allah, kesinlikle onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden başkaları için harcamadıkça iyiye ulaşamazsınız; her ne harcarsanız şüphesiz Allah ondan tamamıyla haberdardır.
Sevdiğiniz şeylerden ekonomik yardım olarak vermedikçe erdemli bir kişi olamazsınız. Her neyi verirseniz ALLAH mutlaka onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden ekonomik yardım olarak vermedikçe erdemli bir kişi olamazsınız. Her neyi verirseniz ALLAH mutlaka onu bilir
Sevdiğiniz şeylerden başkalarına da vermedikçe, tam bir iyilik vasfına eremezsiniz. Her ne harcarsanız şüphesiz Allah onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe siz birre eremezsiniz, maamafih her ne infak eyleseniz şüphesiz Allah onu da bilir
Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 2 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 1 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 2 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Tanrı onu bilir.
Siz, sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcayıncaya kadar asla iyiliğe ermiş (birr-ü taat etmiş) olmazsınız. Her ne infak ederseniz sübhesiz Allah onu bilicidir.
Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, asla bir'e erişemezsiniz. Ve her ne infak ederseniz; şüphesiz Allah, onu bilir.
(92) Sevdiklerinizden vermedikçe / infak etmedikçe İyiliğe ulaşamazsınız /iyiliğe nail olamazsınız. Her ne infak ederseniz Allah onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.
Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) harcamadıkça asla iyiliğe eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe / hayra harcamadıkça asla erdemliliğe ulaşamazsınız. dipnot 1 Her ne harcarsanız Allah onu bilir. dipnot 2
Sevdiğiniz şeylerden hayra harcamadıkça bolluğa ve refaha dipnot 1 kavuşamazsınız. Yaptığınız her harcamayı bilen Allah'tır.
Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe hayırda erginliğe/dürüstlüğe asla ulaşamazsınız. İnfak etmekte olduğunuz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.
Âl-i İmrân suresi, 93. ayet. كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in dipnot 1 (Yakup'un) kendisine haram kıldıkları dipnot 2 dışında, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helaldi. De ki: "Doğruysanız o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun!"
Tevrat indirilmeden önce İsrail(oğullarının) kendisine haram kıldığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Hadi, eğer sözünüzün eriyseniz, getirin Tevrat'ı da onu gösterin!"
Tevrat indirilmeden önce, İsrailoğulları'nın (günah diyerek) kendine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler onlara helal idi. De ki: "Eğer söylediklerinizde samimi iseniz Tevrat'ı getirin de onu okuyun!"
Tevrat inzal edilmemişken, İsrail'in kendi nefsine haram kıldıkları (yasakladığı) istisna, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer sözünüzde sadıksanız getirin vahiy olanı (Tevrat'ı), okuyun!"
Tevrat indirilmeden evvel, İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki: "Şu halde eğer doğruysanız, Tevrat'ı getirin de onu okuyun".
Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail’in (Ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. De ki: Eğer doğru sözlü iseniz, o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun.
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine yasakladıklarının dışında, tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. De ki: "Tevrat'ı getirip okuyun; eğer doğruyu söylüyorsanız?" dipnot 68
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in/Yakup'un günah diyerek kendine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helal idi. De ki: "Eğer söylediklerinizde samimi iseniz Tevrat'ı getirin de okuyun."
Tevrat indirilmeden önce İsrail kendisine haram kılıncaya kadar İsrail oğullarına tüm yiyecekler helal idi. "Doğru sözlülerseniz Tevrat'ı getirip okuyun" de.
Tevrat indirilmeden önce İsrail kendisine haram kılıncaya kadar İsrailoğullarına tüm yiyecekler helal idi. 'Doğru sözlülerseniz Tevrat'ı getirip okuyun,' de.
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Haydi Tevrat'ı getirin de onu güzelce okuyun, eğer doğru söylüyorsanız!"
Tevrat indirilmeden evvel İsrailin nefsine haram kıldığından başka yiyeceğin hepsi Beni İsraile halal idi, de ki: haydi Tevratı getirin de onu güzelce okuyun eğer sadıksanız
Tevrat indirilmeden önce, İsrailin kendisine haram kıldıkları hariç bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun. dipnot 1 "
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldıkları hariç bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helaldi. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldıklarının dışında bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helaldi. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."
Tevrat indirilmeden evvel, İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki "Şu halde eğer doğruysanız, Tevrat'ı getirin de onu okuyun".
Tevrat indirilmezden evvel — Ya'kubun kendisine haram kıldığı şeylerden başka — yiyeceğin her türlüsü İsrail oğulları için helal idi. De ki: "Eğer doğrucular iseniz Tevratı getirin de onu okuyun".
Tevrat inmeden evvel İsrail'in, kendi nefsine haram kıldığından başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. Eğer sadıklardan iseniz; haydi Tevrat'ı getirip okuyun, de.
(93-94) Tevrat indirilmeden önce Yakub’un / İsrail’in kendisine haram ettikleri (İsrail peygamber sadece kendine haram etmiş) hariç her türlü yiyecek Yakup oğullarına / İsrail oğullarına helal idi. De ki eğer doğru sözlü iseniz getirin Tevrat’ı ve okuyun. (Bu dediğimiz doğru çıkacak, Tevrat’ta haram edilmiş yiyecek yok, göreceksiniz) Her kim bundan sonra Allah’a yalan bir şeyi iftira ederse işte onlar zalimlerdir.
Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Ya'kûb’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğulları'na helâl idi. De ki: ''Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.''
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldığı şeyler dışında, İsrail oğullarına bütün yiyecekler helaldi. De ki: "Doğru iseniz, Tevrat'ı getirip okuyun."
(Yahudiler dediler ki:) dipnot 1 "Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in (Yakub'un) dipnot 2 kendisine haram kıldıkları dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi." De ki: "Doğru sözlü kimselerseniz Tevrat'ı getirin de bağlantılarıyla birlikte okuyun bakalım!" dipnot 3
(Yahudiler dedi ki) dipnot 1 Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in dipnot 2 kendine haram kıldığı yiyecekler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldir. De ki: "İddianızda haklı iseniz Tevrat'ı getirin de okuyun bakalım." dipnot 3
Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub'un) kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun! de.
(93-94) Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. "Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun!" de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
Tevrat indirilmeden önce İsrail'in kendi nefsine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki: "Tevrat'ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun."
Âl-i İmrân suresi, 94. ayet. فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
Artık bundan sonra Allah'a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Bundan sonra kim Allah'a yalan söylerse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Ve her kim bundan böyle Allah'a iftira atarsa, işte kendilerine zulmedenler onlardır.
Ve artık bundan sonra kim Allah hakkında yalan uydurursa işte onlar zalimlerdir!
Bundan sonra kim Allah üzerine yalan iftira ederse, işte onlar zalimlerdir.
Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır.
Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.
Bundan sonra, Allah hakkında yalanlar söyleyerek kim iftira ederse; kendilerine yazık edenler, işte onlardır.
Artık bundan sonra her kim Allah hakkında yalan uydurursa işte onlar zalimlerdir.
Artık kim yalanları ALLAH'a yakıştırırsa, işte zalimler onlardır.
Artık kim yalanları ALLAH'a yakıştırırsa, işte zalimler onlardır.
Artık bundan sonra Allah adına o yalanı kim uydurmuşsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
Demek ondan sonra Allah namına o yalanı kim uydurmuşsa artık onlar, o zalimlerdir
Artık bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Artık bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Artık bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Artık bundan sonra kim Tanrı'ya karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır.
Artık kim bundan (ya'ni Tevratı getirib okudukdan) sonra Allaha karşı yalan uydurursa işte onlar zaalimlerin ta kendileridir.
Bundan sonra artık kim Allah'a karşı yalan isnad ederse; işte onlar zalimlerin kendileridir.
(93-94) Tevrat indirilmeden önce Yakub’un / İsrail’in kendisine haram ettikleri (İsrail peygamber sadece kendine haram etmiş) hariç her türlü yiyecek Yakup oğullarına / İsrail oğullarına helal idi. De ki eğer doğru sözlü iseniz getirin Tevrat’ı ve okuyun. (Bu dediğimiz doğru çıkacak, Tevrat’ta haram edilmiş yiyecek yok, göreceksiniz) Her kim bundan sonra Allah’a yalan bir şeyi iftira ederse işte onlar zalimlerdir.
Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Artık bundan sonra da kim Allah'a yalan uydurursa, işte onlar zalimlerdir.
Kim bundan sonra bu yalanı hala Allah'a mal ederse işte onlar yanlış yapmış olanlardır. dipnot 1
Tevrat'ı okuduktan sonra kendi yalanlarını Allah'a mal edenler yanlış yaparlar dipnot 1 .
Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir
(93-94) Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. "Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun!" de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
Artık bundan sonra kim yalan düzüp Allah'a iftira ederse böyleleri zalimlerin ta kendileridir.
Âl-i İmrân suresi, 95. ayet. قُلْ صَدَقَ ٱللَّهُ فَٱتَّبِعُوا۟ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
De ki: "Allah doğruyu söylemiştir. hanîf (Allah'ı birleyen) olarak İbrahim'in milletine (dinine) uyun! dipnot 1 O, müşriklerden değildi."
De ki: "Allah haklıdır: Şu halde, yalnız Hakka yönelen ve müşriklerden de olmayan İbrahim'in inanç sistemine uyun!
De ki: "Allah doğruyu söylemektedir: O halde, batıl olan her şeyden yüz çeviren ve Allah'ın yanısıra hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayan İbrahim'in inanç sistemine uyun."
De ki: "Allah doğru söylemiştir. O halde hanif olarak İbrahim'in milletine (din anlayışına) tabi olun. Şirk koşanlardan değildi (O)!"
De ki: "Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah'ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi."
De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.
De ki: "Allah, doğruyu söyler. Artık, gerçeğe aykırı şeylerden uzak olan İbrahim'in dinine bağlı kalın. Çünkü O, ortaklar koşanlar arasında değildi!"
De ki: "Allah doğruyu söylemektedir. O halde, batıl olan her şeyden yüz çeviren ve Allah'ın yanısıra hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayan İbrahim'in inanç sistemine uyun."
De ki: "ALLAH doğruyu söyler; İbrahim'in tektanrıcı dinine uyun. O ortak koşanlardan olmadı."
De ki: 'ALLAH doğruyu söyler; İbrahim'in tektanrıcı dinine uyun. O puta tapanlardan olmadı.'
De ki: "Allah doğru söylemiştir. O halde Hakka tapan bir hanif olarak İbrahim'in dinine uyun; o hiçbir zaman Allah'a ortak koşanlardan olmadı.
De ki sadakallah, o halde hak perest bir hanif olarak İbrahim milletine tabi' olun, o hiç bir zaman müşriklerden olmadı
De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif dipnot 1 olarak İbrahim'in Milleti'ne dipnot 2 tabi olun. O Müşriklerden değildi."
De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif dipnot 1 olarak İbrahim'in milletine dipnot 2 tabi olun. O müşriklerden değildi."
De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif dipnot 1 olarak İbrahim'in milletine dipnot 2 tabi olun. O müşriklerden değildi."
De ki "Tanrı doğru söyledi. Öyleyse hanifler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi".
De ki: "Allah, (sözün) doğru (sunu) söylemişdir. Onun için Allahı birleyici olarak İbrahimin dinine uyun. O, müşriklerden değildi".
De ki: Allah doğru buyurmuştur. O halde Hanif olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.
(95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.
De ki: Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim’in yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.
De ki: "Allah doğru söyledi, öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrahim dinine uyun. O, ortak koşanlardan değildi."
De ki: "Allah doğru söyler. Öyleyse siz, İbrahim'in dini dosdoğru yaşama biçimine dipnot 1 uyun. O, müşriklerden olmadı." dipnot 2
De ki: "Allah doğruları söyler; İbrahim'in dosdoğru şeriatına uyun. O, müşriklerden (Allah'ı ikinci sıraya koyanlardan) değildi dipnot 1 ."
De ki: Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim’in yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.
De ki: -Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim'in dinine/yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.
De ki: "Allah, doğrusunu söylemiştir/vaadinde sadıktır. Hadi artık hanif olarak İbrahim'in milletine uyun! Müşriklerden değildi o."
Âl-i İmrân suresi, 96. ayet. إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَٰلَمِينَ
Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Ka'be'dir.
Şüphesiz ki insanlar için kurulan ilk ev (mabet), âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olan Bekke'deki dipnot 1 (Kâbe)'dir.
Zira insanlık için inşa edilen ilk mabet, Bekke'deki bereketli ve bütün toplumlar için hidayet merkezi olan mabet idi.
Unutmayın, insanlık için inşa edilen ilk mabed, Bekke'dekiydi: bereketli ve bütün alemler için bir rehber(lik kaynağı),
İnsanlar için kurulan ilk ev (mabet) Bekke (Mekke'nin eski adı) içindedir ki alemlere mübarek ve hidayet kaynağı olmuştur.
Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Ka'be)dir.
Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mabet), Mekke'deki (Kâbe) dir.
Aslında, insanlar için kurulan İlk Ev, hem kutsal olan hem de evrenler için yol gösteren; o Bekke'de olandır. dipnot 69
Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk mabet, ev Mekke'dekidir.
Halk için kurulan ilk ev, tüm halklara bir hidayet kaynağı olan Bekke'deki kutlu evdir. dipnot 1
Eski Ahit · Mezmurlar 84:5
Ne mutlu gücünü senden alan insana! 2 Aklı hep Siyonu ziyaret etmekte. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Halk için kurulan en önemli ev, tüm halklara bir hidayet kaynağı olan Bekke'deki kutlu evdir.
Doğrusu insanlar için kurulan ilk ma'bet, kesinlikle Mekke'deki o çok kutsal ve bütün alemlere hidayet olan İbadet Evi'dir.
Doğrusu insanlar için vaz'olunan ilk ma'bed, elbette Mekkedeki o çok mübarek ve bütün alemine hidayet olan Beyttir
İnsanlar için kurulan ilk ev, Bekke'deki dipnot 1 , kutlu ve bütün insanlığa yol gösteren dipnot 2 (Kabe) dir.
İnsanlar için kurulan ilk ev, Bekke'deki, dipnot 1 kutlu ve bütün insanlığa yol gösteren dipnot 2 (Kabe) dir.
İnsanlar için kurulan ilk ev, Mekke'deki, kutlu ve bütün insanlığa yol gösterici olan Kabe'dir.
Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Kabe)dir.
Şübhesiz alemler için, çok feyizli ve ayn-ı hidayet olmak üzere, konulan ilk ev (ma'bed) elbette Mekkede olandır.
Muhakkak ki insanlar için konulmuş ilk ev; çok mübarek olarak kurulan ve alemler için hidayet olan Mekke'deki dir.
(95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.
İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev şüphesiz Mekke'deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan (Kâbe) dir.
Doğrusu insanlara (ma'bed olarak) ilk kurulan ev, Mekke'de olandır. Alemlere uğur, bereket ve hidayet kaynağı olarak kurulmuştur.
İnsanlık için kurulan ilk Beyt, elbette Bekke'de olandır. dipnot 1 Bütün alem için bereket kaynağı olsun dipnot 2 ve doğru yönü (kıbleyi) göstersin diye kurulmuştur". dipnot 3
Eski Ahit · 1. Krallar 8:28
Ya RAB Tanrım, kulunun bugün ettiği duayı, yalvarışı işit; duasına ve yakarışına kulak ver. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · 1. Tarihler 6:19
Merarinin oğulları: Mahli, Muşi. Soylarına göre yazılan Levi oymağının boyları şunlardır: Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
İnsanlar için kurulan ilk ev, Bekke dipnot 1 'de olandır. Bereketli ve herkese doğru yönü (kıbleyi) göstersin diye kurulmuştur.
İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev şüphesiz Mekke'deki mübarek ve alemlere hidayet kaynağı (Kâbe) dir.
İnsanlar için inşa edilen ilk mabet, şüphesiz Mekke'deki mübarek ve toplumlar için kılavuz olan (Kabe)dir.
Şu bir gerçek ki, alemlere bir bereket kaynağı ve yol gösterici halinde insanlar için kurulan ilk ev Mekke'dekidir.
Âl-i İmrân suresi, 97. ayet. فِيهِ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًا وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)
Onda apaçık deliller, (örneğin) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvende olur. Yoluna gücü yetenlerin o Evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki bir (hakkı)dır. dipnot 1 Kim (haccın farz olduğunu) inkâr ederse, şüphesiz ki Allah bütün âlemlerden zengindir (muhtaç değildir).
Buna delalet eden işaretler hala orada duruyor; orası İbrahim'in makamıdır: oraya giren herkes emin olur. Ve ona ulaşmaya gücü yeten herkesin mabedi haccetmesi, Allah'ın insanlık üzerindeki hakkıdır. Kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Allah hiç bir varlığa muhtaç değildir.
apaçık işaretlerle dopdolu. (Orası) bir zamanlar İbrahim'in durduğu yer(dir); kim içine girerse huzur bulur. Bundan dolayı, mabedi haccetmek, gücü yeten bütün insanların Allah'a karşı yerine getirmek zorunda oldukları bir görevdir. Hakikati inkar edenlere gelince, bilsinler ki, Allah, yarattığı alemlerden bağımsızdır, her bakımdan Kendine yeterlidir.
Onda apaçık işaretler ve İbrahim'in makamı var. Kim Ona dahil olursa güvende olur. Gitmeye imkanı olan herkese Beyt'i hac etmek, insanlar üzerindeki Allah hakkıdır. Kim (gücü yettiği halde) bunu inkar ederse, muhakkak Allah alemlerden Ğaniyy'dir.
Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkar ederse, şüphesiz, Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır.
Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir.
Orada açık kanıtlar, İbrahim'in yeri vardır. Kim oraya girerse güvendedir. Yol bulmaya gücü olanların Ev'i ziyaret etmesi, Allah'ın, insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim nankörlük ederse; kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır.
Orada apaçık işaretler vardır ve İbrahim'in makamı oradadır. Oraya giren güvende olur. Oraya gitmeye gücü yetenlerin Beyt'i haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Hakikati inkar edenlere gelince, bilsinler ki Allah, yarattığı alemlerden bağımsızdır; her bakımdan kendine yeterlidir.
Orada apaçık işaretler var: İbrahim'in (putperestliğe karşı) duruş yeridir. Oraya giren güvenlik içinde olmalı. Halktan yolculuğa gücü yetenler o Ev'i ALLAH için konferansa gitmekle yükümlüdür. Kim inkar ederse bilsin ki ALLAH kimseye muhtaç değildir.
Orada apaçık işaretler var: İbrahim'in (putperestliğe karşı) duruş yeridir. Oraya giren güvenlik içinde olmalı. Halktan yolculuğa gücü yetenler o Ev'i (Kabeyi) ALLAH için haccetmekle yükümlüdür. Kim inkar ederse bilsin ki ALLAH kimseye muhtaç değildir.
Onda açık alametler ve İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvenlik içinde olur. Oraya gitmeye gücü yeten herkesin o İbadet Evi'ni ziyaret etmesi de Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim bu hakkı tanımazsa, Allah'ın kesinlikle ihtiyacı yoktur. O, bütün alemlerden müstağnidir.
Onda açık ayetler var, İbrahimin makamı var ve ona dehalet eden eman bulur, yoluna gücü yeten her kimsenin o beyti haccetmesi de insanlar üzerine Allahın bir hakkıdır ve kim bu hakkı tanımazsa her halde Allahın ihtiyacı yok, o bütün aleminden ganidir
Orada apaçık ayetler vardır. dipnot 1 İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim kefere dipnot 2 olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
Orada apaçık ayetler vardır. dipnot 1 İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim kefere dipnot 2 olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
Orada apaçık ayetler vardır. dipnot 1 İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir (amina). Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Tanrı'nın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de küfrederse, şüphesiz, Tanrı alemlere karşı muhtaç olmayandır.
Orada apaçık alametler, İbrahimin makaamı vardır. Kim oraya girerse (taarruzdan) emin olur. Ona bir yol bulabilenlerin (gücü yetenlerin) Beyti hacc (ve ziyaret) etmesi Allahın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim küfrederse şübhesiz ki Allah alemlerden gani (müstağni) dir.
Orada apaçık alametlerle, İbrahim'in makamı vardır. Kim, oraya girerse emin olur. Ona yol bulabilen herkesin, Ka'be'yi haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim inkar ederse; bilsin ki doğrusu Allah, alemlerden müstağni'dir.
(95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.
Orada apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirebilenlerin (Kâbe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerine (yüklediği) hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.
Onda açık açık deliller, İbrahim'in Makamı vardır. Ona giren, güvene erer. Yoluna gücü yeten herkesin, o Ev'e gi(dip haccet)mesi, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim nankörlük ederse şüphesiz Allah, bütün alemlerden zengindir.
Orada apaçık göstergeler, Makam-ı İbrahim /İbrahim'in ibadet için bulunduğu yerler vardır. dipnot 1 Oraya giren kişi, güvende olur. Bir yolunu bulanların, o Beyt'te hac yapması, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır /insanlara yüklediği görevdir. dipnot 2 Kim bunu (haccın farz olduğunu) görmezlikten gelirse (bilsin ki) Allah'ın hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur.
Orada apaçık göstergeler (ayetler) dipnot 1 , İbrahim'in (ibadet için) durduğu yerler dipnot 2 vardır. Oraya kim girerse güvende olur. Bir yolunu bulup gidebilenlerin dipnot 3 o Beyt'te, Ka'be'de hac yapması, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim bunu göz ardı ederse bilsin ki Allah'ın kimseye ihtiyacı olmaz. Bunu göz ardı edenler bilsinler ki Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur.
Orada apaçık deliller vardır. İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, güvenliktedir. Oraya yol bulabilen insanların, beyti/Kâbe'yi haccetmesi Allah’ın onlar üzerine (yüklediği) hakkıdır/yerine getirilmesi gereken görevdir. Kim küfrederse şüphesiz ki Allah âlemlerden ganî (müstağni) dir.
Orada apaçık işaretlerle İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, güvenliktedir. Oraya yol bulabilen insanların beyti/Kabe'yi haccetmesi Allah'ın hakkıdır. Kim bunu inkar ederse, Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.
Açık-seçik deliller, İbrahim'in makamı vardır orada. Oraya giren, güvene ermiş olur. Yoluna gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim nankörlük ederse hiç kuşkusuz, Allah bütün alemlere muhtaç olmayacak bir Gani'dir.
Âl-i İmrân suresi, 98. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ
De ki: "Ey kitab ehli! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?"
De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınıza şahitken, Allah'ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?"
De ki: "Ey önceki vahyin takipçileri! Allah yaptıklarınıza şahid olup dururken, niçin Allah'ın ayetlerini reddediyorsunuz?
De ki: "Ey geçmiş vahyin izleyicileri! Allah, yaptığınız her şeye şahit iken neden O'nun mesajını kabul etmekten kaçınıyorsunuz?"
De ki: "Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar. . . Allah tüm amellerinize şahit iken, niçin Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar edersiniz (veya örtersiniz)?"
De ki: "Ey Kitap Ehli, Allah yaptıklarınıza şahid iken, ne diye Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
De ki: Ey ehli kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah’ın âyetlerini inkâr edersiniz?
De ki: "Ey kitap halkı! Allah'ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz? Çünkü Allah, yaptıklarınıza Tanıktır!"
De ki: "Ey kitap ehli! Allah, yaptığınız her şeye şahit iken niçin O'nun ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
De ki: "Kitap halkı, ALLAH yaptıklarınıza tanıkken neden ALLAH'ın ayetlerini tanımıyorsunuz?"
De ki, 'Kitap halkı, ALLAH yaptıklarınıza tanıkken neden ALLAH'ın ayetlerini tanımıyorsunuz?'
De ki: "Ey kitap verilenler, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? Allah yaptıklarınızı görüp duruyor."
De ki: Ey Ehli kitab! Niçin Allah'ın ayetlerine küfrediyorsunuz? Allah yaptıklarınızı görüb duruyor.
De ki: "Ey Kitap Ehli! Neden Allah'ın ayetlerini küfrediyorsunuz? dipnot 1 Allah, yaptıklarınıza tanıktır."
De ki: "Ey Kitap Ehli! Neden Allah'ın ayetlerini küfrediyorsunuz? dipnot 1 Allah, yaptıklarınıza tanıktır."
De ki: "Ey Kitap Ehli! Allah, yaptıklarınızın tanığı olduğu halde, neden Allah'ın ayetlerini yalanlayarak nankörlük ediyorsunuz?"
De ki "Ey Kitap ehli, Tanrı yaptıklarınıza şahid iken ne diye Tanrı'nın ayetlerine küfrediyorsunuz?"
De ki: "Ey kitaplılar, Allah ne yaparsanız hepsine hakkıyle şahid iken niçin Allahın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
De ki: Ey Ehl-i Kitab; Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
(95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.
De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?
De ki: "Ey Kitap ehli, Allah yaptıklarınıza tanık iken neden Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! Allah yaptıklarınıza şahit olduğu halde, niçin Allah'ın ayetlerini görmezlikte direniyorsunuz?" dipnot 1
De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 Neden Allah'ın ayetlerini örtüyorsunuz? Neler yaptığınıza Allah şahittir."
De ki: Ey kitap ehli! Yaptığınıza şahit iken Allah’ın ayetlerine niçin küfrediyorsunuz ?
De ki: -Ey kitap ehli, yaptığınıza şahit iken Allah'ın ayetlerini niye tanımazlık ediyorsunuz?
De ki: "Ey Ehlikitap! Allah, yaptıklarınıza tanıklık ederken, Allah'ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz?"
Âl-i İmrân suresi, 99. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمْ شُهَدَآءُ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Ey kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde onu (Allah'ın yolunu) eğri göstermeye yeltenerek iman edenleri niçin Allah'ın yolundan engelliyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Ey önceki vahyin takipçileri! Doğru olduğuna bizzat şahit olduğunuz halde, onu eğri göstermeye çalışarak, iman edenleri niçin Allah yolundan döndürmeye çabalıyorsunuz? Ama Allah yaptıklarınızdan asla gafil değildir.
De ki: "Ey geçmiş vahyin izleyicileri! (Doğru olduğuna) bizzat kendiniz şahit olduğunuz halde onu eğri göstermeye çalışarak, (bu ilahi kelama) iman edenleri neden Allah yolundan alıko(ymaya çabalı)yorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."
De ki: "Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar. . . Sizler (hakikate) şahit olduğunuz halde niçin onu yanlış göstererek, iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Allah amellerinizden gafil değildir. "
De ki: "Ey Kitap Ehli, sizler şahidler olduğunuz halde, ne diye iman edenleri Alah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."
De ki: Ey ehli kitap! (İslam'ın hak din olduğunu kendi kitaplarınızda) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
De ki: "Ey kitap halkı! Tanık olmanıza karşın, Onu çarpık göstermeye çalışarak, inananları, Allah'ın yolundan alıkoymak için neden uğraşıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir!"
De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, Allah'ın yolunu niçin eğri göstermeye yeltenerek inananları Allah yolundan çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Kitap halkı, doğruya tanık olduğunuz halde neden ALLAH'ın yolunu değiştirmeye yeltenerek iman edenleri saptırıyorsunuz? ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki, 'Kitap halkı, doğruya tanık olduğunuz halde neden ALLAH'ın yolunu değiştirmeye yeltenerek inananları saptırıyorsunuz? ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir.'
De ki: "Ey kitap verilenler, niçin inananları Allah'ın doğru yolundan engelliyorsunuz? Görüp durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki ey ehli kitab! niçin Allahın doğru yolundan iman edenleri men'ediyorsunuz, görüb durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir
De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, iman etmek isteyenleri O'nun yolundan döndürmeye çalışıyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, inanmak isteyenleri O'nun yolundan döndürmeye çalışıyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, inanmak isteyenleri O'nun yolundan döndürmeye çalışıyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.".
De ki "Ey Kitap ehli, sizler şahidler olduğunuz halde ne diye inananları Tanrı yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Tanrı yaptıklarınızdan gafil değildir."
De ki: "Ey Kitablılar, kendiniz (İslam dininin hak olduğunu Kitablarınızda okuyan) şahidler olduğunuz halde, neye iman edenleri Allah yolundan, kendiniz onda bir eğrilik aramıya yellenerek, döndürmiye çalışıyorsunuz? Allah ne yaparsanız gaafil değil".
De ki: Ey Ehl-i Kitab, siz gerçeği gördüğünüz halde Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, iman edenleri niçin ondan çeviriyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
(95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.
De ki: Ey Ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek Müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.
De ki: "Ey Kitap ehli, gerçeğe tanık olduğunuz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek, inanmak isteyenleri Allah yolundan çevirmeğe çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! Niçin inanmış kimseleri Allah'ın yolundan engelliyorsunuz? O yolun gerçekliğine şahit olduğunuz halde onda kolayca anlaşılamayacak bir eğrilik dipnot 1 oluşturmanın peşinde koşuyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 İnanmış kimseleri neden Allah'ın yolundan engelliyorsunuz? Neden o yolda anlaşılmayacak biçimde bir eğrilik dipnot 2 oluşturmaya çalışıyorsunuz? Üstelik bunu bile bile yapıyorsunuz. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz."
De ki: Ey kitap ehli! Niçin iman edenleri Allah’ın yolunda eğrilik arayarak çevirmeye çalışıyorsunuz? (Oysa siz de onun doğru olduğunu) görüp duruyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
De ki: -Ey kitap ehli, niçin iman edenleri Allah'ın yolunda eğrilik arayarak saptırmaya çalışıyorsunuz? (Oysa siz de onun doğru olduğunu) görüp duruyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Şunu da söyle: "Ey Ehlikitap! Neden iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Gözünüzle gördüğünüz halde, Allah yolunu neden çarpıtmak istiyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.