Âl-i İmrân suresi · 100–110. ayetler

Allah'ın ipine sarılın; en hayırlı ümmet

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 100. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 100. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ فَرِيقًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ كَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi kâfirliğe döndürürler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:149.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey (bu vahye) iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, sizi imanınızdan sonra yeniden inkara döndürürler.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Önceki çağlarda kendilerine vahiy verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, iman ettikten sonra yeniden hakikati reddetmenize sebep olabilirler.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, eğer kendilerine hakikat bilgisi verilenlerden bir bölümüne (sonradan sapmış olmaları nedeniyle) itaat ederseniz, sizi imandan sonra inkar ehline dönüştürürler.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürürler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden kâfirliğe sevkederler.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Kitap verilenler arasından bir kümeyi izlerseniz, inancınızdan sonra, sizi nankörlük etmeye döndürürler.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi yeniden inkarcılığa sevk ederler.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! Kitap halkından bir kısmına uyarsanız gerçeği onaylamanızdan sonra sizi inkarcılığa döndürürler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! Kitap halkından bir kısmına uyarsanız iman etmenizden sonra sizi inkarcılığa döndürürler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, eğer o kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız, sizi inandıktan sonra döndürür kafir ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iman edenler! eğer o kitab verilenlerden her hangi bir fırkaya uyarsanız sizi imanınızdan sonra çevirirler kafir ederler

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi, imanınızdan sonra tekrar Kafir yaparlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi, imanınızdan sonra tekrar Kafir yaparlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey iman edenler! Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi, imanınızdan sonra tekrar kafir yaparlar."

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi inandıktan sonra tekrar kafirler(e) döndürürler / haline getirirler (yerudduküm).

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, eğer kendilerine Kitab verilenlerin içinden her hangi bir zümreye boyun eğecek olursanız sizi imanınızdan sonra döndürüb kafirler yaparlar.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; eğer kendilerine kitab verilenlerden herhangi bir zümreye uyarsanız, imanınızdan sonra sizi çevirirler de kafir yaparlar.

    Mehmet Alagaş

    (95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Eğer kitap verilenlerden bir gruba itaat edecek olursanız, sizi iman ettikten sonra kâfirler olarak döndürürler.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra, (onlar) sizi döndürüp kafir yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Kendine kitap verilenlerin bir kesimine uyarsanız, inanıp güvendikten sonra sizi ayetleri görmeyecek hale getirirler (kafir yaparlar).

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Eğer kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, iman ettikten sonra sizi kâfirliğe döndürürler.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, eğer kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, iman ettikten sonra sizi kafirliğe döndürürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir zümreye boyun eğerseniz sizi, imanınızdan sonra kafirler haline getirirler.

  2. Âl-i İmrân suresi, 101. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 101. ayet. وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمْ رَسُولُهُۥ وَمَن يَعْتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدْ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın ayetleri size tilavet edilirken (aktarılırken), Elçisi de aranızdayken nasıl inkâr edersiniz! Kim Allah'a sarılırsa elbette doğru yola ulaştırılmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onlar böyle yapabilirler), ama siz nasıl olur da Allah'ın ayetleri size okunup dururken ve O'nun elçisi aranızdayken inkara yeltenebilirsiniz? Ne var ki Allah'a sımsıkı yapışan, dosdoğru bir yola yöneltilmiş demektir.

    Muhammed Esed

    Allah'ın mesajları size iletildiği halde ve Elçisi aranızda yaşarken hakikati nasıl inkar edebilirsiniz? Ama Allah'a sımsıkı tutunan, dosdoğru yola ulaştırılmıştır.

    Ahmed Hulusi

    Allah işaretleri önünüze serilirken, içinizde de Rasulü varken, nasıl hakikati inkar edenlerden olursunuz? Kim varlığını oluşturan özü olan Allah'a (gayrından kesilip) sımsıkı bağlanırsa, işte o Hak yola hidayet olunmuştur.

    Ali Bulaç

    Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da inkar ediyorsunuz? Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Rasûlü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a (tevekkül eder) sımsıkı tutunursa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın ayetleri size okunurken ve O'nun elçisi aranızdayken, nasıl olur da nankörlük edersiniz? Allah'a kim sımsıkı sarılırsa, artık dosdoğru yola eriştirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Size Allah'ın ayetleri okunurken, üstelik Allah'ın Peygamberi de aranızda iken nasıl inkara saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın ayetleri size okunduğu ve O'nun elçisi aranızda olduğu halde nasıl olur da inkar edersiniz? Kim ALLAH'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın ayetleri size okunduğu ve O'nun elçisi aranızda olduğu halde nasıl olur da inkar edersiniz? Kim ALLAH'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Önünüzde Allah'ın ayetleri okunurken ve aranızda O'nun elçisi var iken sizler nasıl olur da inkara dönersiniz? Oysa her kim Allah'a sıkıca tutunursa, o, kesinlikle bir doğru yola çıkarılmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sizler ise küfre nasıl dönersiniz ki önünüzde Allahın ayetleri okunuyor, içinizde Resulü bulunuyor? halbuki her kim Allaha sıkı tutunursa o, muhakkak bir doğru yola çıkarılmıştır

    Erhan Aktaş

    Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl küfre saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl Küfre saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl küfre saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da küfrediyorsunuz? Kim Tanrı'ya sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki siz Allaha nasıl küfreder (Onu inkar eder) siniz ki karşınızda Allanın ayetleri okunub durmakdadır. Onun peygamberi de içinizde, Kim Allaha sımsıkı tutunursa muhakkak ki doğru bir yola ile tilmişdir o.

    İbni Kesir

    Allah'ın ayetleri size okunur, aranızda peygamberi bulunurken nasıl küfredersiniz? Kim, Allah'a sımsıkı sarılırsa; muhakkak doğru yola iletilmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size Allah’ın ayetleri okunur dururken, üstelik Allah'ın peygamberi de aranızda bulunurken nasıl olurda inkâra saparsınız ? Her kim Allah’a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

    Süleyman Ateş

    Size Allah'ın ayetleri okunmakta ve O'nun Elçisi de aranızda iken nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sarılırsa muhakkak ki o, doğru yola iletilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    Size Allah'ın ayetleri bağlantıları ile birlikte okunup dururken ve Allah'ın resulü /kitabı yanınızda iken nasıl olur da kafirlik edersiniz! Kim Allah'a (onun kitabına) sıkı sarılırsa o kesin olarak doğru yola kabul edilmiş olur. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz (inanıp güvendikten sonra) ayetleri nasıl görmezsiniz? Size Allah'ın ayetleri okunmakta ve onun elçisi içinizde bulunmaktadır. Kim Allah'a sıkı sarılırsa, doğru yola girmiş olur.

    Şaban Britch

    Allah’ın ayetleri size okunur, aranızda Rasûlü bulunurken nasıl küfrediyorsunuz? Her kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın ayetleri size okunur, aranızda Resulü bulunurken nasıl inkar edersiniz?! Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa o şüphesiz, dosdoğru yola yöneltir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın ayetleri size okunuyor, Resulü de aranızda; peki, nasıl küfre sapıyorsunuz? Kim Allah'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir o...

  3. Âl-i İmrân suresi, 102. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 102. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a karşı, O'na yakışır şekilde takvâlı (duyarlı) olun! Müslümanlar olmanın dışında ölmeyin!

    Mustafa İslamoğlu

    Ey (bu vahye) iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun gereğini hakkıyla yerine getirin! Ve (Allah'a) tam teslim olmadan can verecekseniz, sakın ölmeyin!

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Derin bir duyarlıkla Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olun ve O'na kendinizi yürekten teslim etmeden önce ölümün sizi alt etmesine izin vermeyin.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Allah'tan (size yaptıklarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) hakkıyla korunun ve ancak teslim olmuşluğunu yaşayanlar olarak ölün.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının ve ancak müslümanlar olarak can verin.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik nasıl sorumluluk bilinci taşımak gerekiyorsa, öyle sorumluluk bilincine erişin ve teslim olmadan ölmeyin.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olunuz ve ancak Müslümanlar olarak can veriniz.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve Müslümanlar (Tanrı'ya barış içinde teslim olanlar) olarak ölün.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve müslümanlar (Tanrı'ya teslim olanlar) olarak ölmeye bakın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkup gerektiği gibi sakının ve kesinlikle müslüman olarak can verin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iman edenler! Allaha nasıl korunmak gerekse öyle korunun, hakkile müttaki olun ve her halde müslim olarak can verin

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Müslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:15. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Müslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile zarardan korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey iman edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Allah'a teslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.".

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendimizi korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'dan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka [bir din ve tutum üzerinde] ölmeyin.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allahdan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Sakın siz, müslümanlar (olmak)dan başka (bir sıfatla) can vermeyin.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'tan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Ve her halde müslüman olarak can verin.

    Mehmet Alagaş

    (101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca Müslümanlar olarak can verin.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'tan, O'na yaraşır biçimde korkun ve ancak müslümanlar olarak ölün.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Allah'tan çekinerek nasıl korunmak gerekiyorsa öyle korunun . Son nefesinize kadar Allah'a teslim olmaya devam edin!"

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca müslümanlar olarak can verin.

    Şaban Piriş

    Ey iman edenler, Allah'tan gerektiği gibi korkup/sakının ve yalnızca (O'na) teslim olarak can verin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Allah'tan, kendisinden korkmaya yaraşır biçimde korkun. Müslümanlar olmanın/Allah'a teslim olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.

  4. Âl-i İmrân suresi, 103. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 103. ayet. وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

    Mehmet Okuyan

    Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın; dipnot 1 ayrılmayın! dipnot 2 Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da kalplerinizi birleştirmişti dipnot 3 ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarındayken oradan da sizi kurtarmıştı. Allah doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahye uymayla ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:63, 93, 256; Al-i İmrân 3:103; Nisâ 4:175; En'âm 6:50, 106; A'râf 7:3, 144, 171; Yûnus 10:15, 109; Meryem 19:12; Hacc 22:78; Ahzâb 33:2; Zümer 39:55; Zuhruf 43:43; Câsiye 45:18; Ahkâf 46:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:105; En‘âm 6:159; Enfâl 8:46; Mü'minûn 23:53; Rûm 30:30-32.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Enfâl 8:63.

    Mustafa İslamoğlu

    Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın! Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O'nun lutfu sayesinde kardeşler oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da, sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.

    Muhammed Esed

    Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın. Ve Allah'ın size verdiği nimetleri hatırlayın: Siz birbirinize düşman iken kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da O'nun lütfu ile kardeş oldunuz; ve ateşli bir uçurumun kenarında (iken) sizi ondan (nasıl) korudu. Bu şekilde Allah mesajlarını size açıklar ki hidayet bulasınız,

    Ahmed Hulusi

    Hep birlikte varlığınızdaki Esma hakikatine (uzanan) Allah ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Üstünüzdeki Allah nimetini hatırlayın. Hani sizler düşman idiniz de, şuurlarınızda aynı idrakı oluşturarak sizi bir araya getirdi; O'nun sizde açığa çıkan bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz ateşten bir çukurun tam kenarındaydınız; kurtardı sizi o ateşten. İşte böylece, hakikate eresiniz diye, Allah size işaretlerini açıklıyor.

    Ali Bulaç

    Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.

    Ali Özek ve heyeti

    Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

    Ali Rıza Safa

    Ve hep birlikte Allah'ın güvencesine sımsıkı sarılın; ayrılığa sürüklenmeyin. Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinize düşmanlar olmuşken, yüreklerinizi birleştirdi. Böylece, O'nun nimetiyle kardeşler ol dunuz. Ve siz, bir ateş çukurunun kenarındayken, sizi oradan kurtardı. Allah, ayetlerini, işte böyle açıklıyor; belki doğru yola erişirsiniz diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, ayrılığa düşmeyiniz, Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O'nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. ALLAH'ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklıyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. ALLAH'ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklıyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun, ayrılığa düşmeyin ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Sizler birbirinizin düşmanları iken O, sizin kalplerinizde bir uzlaştırma meydana getirdi ve O'nun nimeti sayesinde uyanıp kardeş oldunuz. Bir de siz, bir ateş çukurunun tam kenarında bulunuyordunuz ve O, sizi tutup ondan kurtardı. Şimdi Allah'a doğru gidebilmeniz için size ayetlerini böyle açıklıyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Topunuz bir Allah ipine sım sıkı tutunun, biribirinizden ayrılmayın ve Allahın üzerinizdeki ni'metini düşünün, sizler birbirinize düşmanlar iken o sizin kalblerinizin arasında ülfet husule getirib yanaştırdı da ni'meti sayesinde uyanıb kardeş oldunuz, hem sizler ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da o tuttu sizi ondan kurtardı, şimdi böyle size ayetlerini beyan ediyor ki Allaha doğru gidebilesiniz

    Erhan Aktaş

    Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki belki doğru yolu bulursunuz.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Tanrı'nın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye Tanrı, size ayetlerini böyle açıklar.

    Hasan Basri Çantay

    Hepiniz, topdan sımsıkı Allanın ipine sarılın. Parçalanıb ayrılmayın. Allahın, üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz (birbirinizin) düşmanlar (ı) idiniz de O, kalblerinizi (İslama ısındırıb) birleşdirmişdi. İşte Onun (bu) nimeti sayesinde (din) kardeşler (i) olmuşdunuz ve yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmışdı. İşte Allah size ayetlerini böylece apaçık bildiriyor. Taki doğru yola eresiniz.

    İbni Kesir

    Topluca Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Ve Allah'ın üzerindeki nimetini hatırlayın. Hani, siz; düşman idiniz de O, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da, O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz; bir ateş uçurumunun tam kenarında iken, sizi oradan doğru yola eresiniz diye kurtardı. Alah ayetlerini size işte böylece açıklar.

    Mehmet Alagaş

    (101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

    Süleyman Ateş

    Ve topluca Allah'ın ipine yapışın, ayrılmayın; Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz, (Allah) kalblerinizi uzlaştırdı. O'nun ni'metiyle kardeşler haline geldiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz, (Allah) sizi ondan kurtardı. Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, yola gelesiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Hep birlikte Allah'ın ipine /Kur'an'a dipnot 1 sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın! dipnot 2 Allah'ın size olan nimetini dipnot 3 daima aklınızda tutun. Siz bir zamanlar düşmandınız; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı dipnot 4 da onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. dipnot 5 Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, sizi oradan o kurtardı. Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "Hablullah /Allah'ın ipi" ifadesine Kur'an anlamı vermemizin sebebi şu ayetlerdir: Nisa 4/146, 175, En'am 6/155, Araf 7/3, Zümer 39/55, Zuhruf 43/43-44. Ayrıca Nebimizin de şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kur'an Allah'ın sağlam ipidir." (Tirmizi, Fezaili'l Kur'an, 14)
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın burada sözü geçen nimeti, indirdiği Kitaptır. İnsanlar ona iman edip sıkı sarılınca, durumlarının düzelmesi ve birbirleriyle kardeş olmaları gibi daha pek çok nimete kavuşurlar.
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın ipine (Kur'an'a) dipnot 1 hep beraber sıkı sarılın, uzakta kalmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. Bir zamanlar aranızda düşmanlıklar vardı; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, oradan sizi O kurtardı. Allah, ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Bkz. Nisa 4/174,175)

    Şaban Britch

    Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

    Şaban Piriş

    Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanmayın! Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.

  5. Âl-i İmrân suresi, 104. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 104. ayet. وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

    Mehmet Okuyan

    Hayra çağıran, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyen (sakındıran) bir ümmet olun! dipnot 1 İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:110 ve Tevbe 9:71. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetin "İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip (öğütleyip), kötülüğü engelleyen (sakındıran) bir ümmet bulunsun" şeklinde tercüme edilmesi sorunludur. Çünkü burada sayılan özellikler bütün müminlerin özelliği olarak tanıtılmaktadır. Zaten kurtuluşa erecek kişilerin sadece bunlar olduğunun ifade edilmesi de bunu göstermektedir. Diğerleri kurtulamayacaktır. Ayetteki [minküm] ifadesindeki [min] edatına [beyâniye] (açıklama) anlamı vermeyi tercih etmekteyiz. "İyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleme (sakındırma)" ile ilgili ayrıca bkz. Mâide 5:79; A‘râf 7:164, 199; Hûd 11:116.

    Mustafa İslamoğlu

    Öyleyse sizler hayra çağıran, meşru ve iyi olanı öneren, kötü ve yanlış olandan da sakındıran, (ümmet olmanın gereğini yapan) bir ümmet olun! İşte onlardır ebedi saadete erecek olanlar.

    Muhammed Esed

    ve belki içinizden iyi ve yararlı olana davet eden, doğru olanı emreden, eğri ve yanlıştan alıkoyan bir topluluk çıkar: nihai kurtuluşa erişecek kimseler, işte bunlar olacak.

    Ahmed Hulusi

    İçinizden hayra (Hakk'a) davet eden, Hak ve hakikate göre hükmedip, Din'e ters olan şeylerden uzaklaşmanızı tavsiye eden bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa ereceklerdir.

    Ali Bulaç

    Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten meneden bir topluluk bulunsun. İşte asıl onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Aranızda, iyiliğe çağıran, doğru olanı öğütleyen ve kötülüğü yasaklayan bir topluluk vardır. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir grup bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Edip Yüksel

    İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de sizlerden, iyiliğe çağıran, doğruyu emreden, kötülükten alıkoyan önde gider bir topluluk bulunsun! İşte arzularına erecek olanlar, onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem sizden müteşekkil, önde gider, hayra davet eder, maruf ile emir ve münkerden nehyeyler bir ümmet olsun, işte onlardır o felahı bulacaklar

    Erhan Aktaş

    Siz, hayra çağıran, ma'rufu dipnot 1 yapıp telkin eden, munkeri dipnot 1 engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker." Bu terkip, İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir." Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz, hayra çağıran, ma'rufu dipnot 1 yapıp telkin eden, munkeri dipnot 1 engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker, " terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir. " Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: "İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, hayra çağıran, iyiliği öğütleyip, kötülükten alıkoyan bir ümmet dipnot 1 olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Topluluk

    Gültekin Onan

    Sizden, hayra çağıran, iyiliği (marufu) buyuran ve münkerden (kötülükten) sakındıran bir ümmet bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki (Onlar herkesi) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükden vaz geçirmiye çalışsınlar. İşte onlar muraadına erenlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

    Süleyman Ateş

    İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men'eden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinizde insanları iyiliğe çağıran, marufa uymalarını isteyen ve münkere dipnot 1 karşı çıkan önder bir toplum (ümmet) bulunsun. İşte umduklarını bulacak olanlar onlardır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maruf, bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı ‘münker'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ümmet (toplum), en az bir liderden ve onun etrafında bir şeriata (marufa uygun değerlere) tabi olarak toplanmayı başarabilen kavim veya kavimlerdir. Ümmet kelimesini millet, kavim kelimesini halk olarak Türkçeye çevirmek mümkündür. Halkları millet yapan şey ile kavimleri ümmet yapan şey, marufa uygun değerler (hikmetler) etrafında toplanabilmek ve iş birliği yapmaktır. (Ümmet ve kavim kelimeleri için bakınız Araf 7/159 ve dipnotu.)

    Şaban Britch

    Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet oluşsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

    Şaban Piriş

    Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet oluşsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirlenene özendiren, kötülük ve çirkinlik belirlenenden sakındıran bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere erenler işte onlardır.

  6. Âl-i İmrân suresi, 105. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 105. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılığa düşüp parçalananlar gibi olmayın! İşte onlar için büyük bir azap vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lokmân 31:21'de ifade edildiği üzere [tefrika] ve ihtilaf bir ateştir ve içine düşenleri yakacaktır. İşte Kur'an bu felaketlerle karşılaşmamak için muhataplarını uyarmakta ve [tefrika] ile [ihtilaf]ı onların gündeminden çıkarmalarını istemektedir. Fikir belirtmesi bağlamında farklı görüşler elbette ileri sürülebilir; ancak bunları dini metin gibi mutlak doğru haline getirerek insanlara dayatmaya çalışmak dünyada perişanlığı, mahşerde ise ağır bir azabı beraberinde getirecektir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:103; En‘âm 6:159; Enfâl 8:46; Mü'minûn 23:53; Rûm 30:30-32.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra parçalanıp birbirine düşen kimseler gibi olmayın; işte bunlar için korkunç bir azap vardır;

    Muhammed Esed

    Hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra karşıt görüşlere kapılıp parçalananlar gibi olmayın; işte bunlar için feci bir azap vardır,

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için aziym azap vardır.

    Ali Bulaç

    Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra, uyuşmazlığa düşüp, ayrılığa sürüklenenler gibi olmayın. İşte onlar için, büyük bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra ihtilafa düşüp parçalananlar gibi olmayınız. İşte bunlar için feci bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Onlar için büyük bir azap var. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 6:159.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Onlar için büyük bir azap var

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sakın kendilerine açık deliller geldikten sonra ayrılık çıkarıp anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın! Onlara büyük bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şunlar: Şu kendilerine beyyineler geldikten sonra ayrılık çıkarıb ihtilaf edenler gibi olmayın, onlar için büyük bir azab var

    Erhan Aktaş

    Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşüp parçalanan kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşüp parçalanan kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşüp parçalanan kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Siz kendilerine apaçık deliller, ayetler geldikten sonra parçalanıb ayrılanlar, ihtilafa düşenler gibi olmayın: işte onlar (ın haali): En büyük azab onlarındır.

    İbni Kesir

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, parçalanıp ihtilafa düşenler gibi olmayın. İşte onlara büyük bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine açık ayetler geldikten sonra onlardan uzakta kalan ve ihtilaf çıkaranlar gibi olmayın. Onları bekleyen büyük bir azap vardır.

    Şaban Britch

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır

    Şaban Piriş

    (105-106). Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı günde onlar için büyük bir azap vardır. Yüzleri kararanlara: -İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz, öyleyse, kafir olduğunuz için tadın azabı (denir).

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.

  7. Âl-i İmrân suresi, 106. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 106. ayet. يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın" denilir.

    Mehmet Okuyan

    O gün (bazı) yüzler ağarır, (bazı) yüzler (de) kararır. dipnot 1 Yüzleri kararanlara "İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz! İnkâr etmenize karşılık azabı tadın!" (denecektir).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mahşerdeki yüzlerle ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:26; Zümer 39:60; Rahmân 55:41; Kıyâmet 75:22-25; ‘Abese 80:38-40; Mütaffifûn 83:24; Ğâşiye 88:2, 8.

    Mustafa İslamoğlu

    bazı yüzlerin ağarıp bazı yüzlerin karardığı o günde, yüzü kara çıkanlara (denilecek ki): "İmana erdikten sonra inkara saptınız ha? O halde, inkarınızdan dolayı tadın azabı!"

    Muhammed Esed

    bazı yüzlerin (mutluluktan) parladığı ve bazı yüzlerin (acıyla) karardığı o (Hesap) Günü'nde yüzleri kararanlara: "İmana erdikten sonra hakikati inkar mı ettiniz? O halde hakikati inkar ettiğiniz için tadın bu azabı!" (denilecek).

    Ahmed Hulusi

    O süreçte bazı vechler (bilinçler) parıldar (Hakk'ın nuru ile), bazı vechler kararır (benlik zulmetiyle). . . Vechleri kararanlara (şöyle denir): "İmanınızdan sonra inkara düştünüz ha! Hakikati inkarınız yüzünden varlığınızın sizde oluşturacağı azabı yaşayın. "

    Ali Bulaç

    Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün... Yüzleri kapkara kesilecek olanlara: "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkar etmenize karşılık olarak azabı tadın" (denilir).

    Ali Özek ve heyeti

    Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) Yüzleri kararanlara: «İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı!» (denilir).

    Ali Rıza Safa

    O gün, yüzler aklanacak ve yüzler kararacak. Yüzü kararanlara: "İnandıktan sonra nankörlük ettiniz; öyle mi? Nankörlük etmenize karşılık, artık tadın cezayı!"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İnanmanızdan sonra inkar mı ettiniz? O halde inkar etmenize karşılık azabı tadınız!" denilecek.

    Edip Yüksel

    O gün bazı yüzler aklanır, bazı yüzlerse kararır. Yüzleri kararanlara: "Gerçeği onayladıktan sonra inkar mı ettiniz? İnkarınızdan dolayı azabı tadın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün bazı yüzler aklanır, bazı yüzlerse kararır. Yüzleri kararanlara: 'İman ettikten sonra inkar mı ettiniz? İnkarınızdan dolayı azabı tadın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kimi yüzlerin ağaracağı, kimi yüzlerin kararacağı günde yüzleri kara çıkanlara: "İnandıktan sonra inkar ettiniz öyle mi? O halde nankörlük etmenizin cezası olarak azabı tadın denilecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı gün, o vakit o yüzleri kara çıkanlara şöyle denecek: ya... İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? o halde dadın azabı, ettiğiniz nankörlüğün cezası

    Erhan Aktaş

    O gün, kimi yüzler ağaracak, kimi yüzler kararacak. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra Kafir mi oldunuz? Öyle ise kafir olmanız nedeniyle azabı tadın." denilecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, kimi yüzler ağaracak, kimi yüzler kararacak. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz? Öyle ise kafir olmanız nedeniyle azabı tadın." denilecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, kimi yüzler ağaracak, kimi yüzler kararacak. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz? Öyle ise kafir olmanız nedeniyle azabı tadın." denilecek.

    Gültekin Onan

    Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün... Yüzleri kapkara kesilecek olanlara: "İnandıktan sonra küfrettiniz, öyle mi ? Öyleyse küfretmenize karşılık olarak azabı tadın" (denilir).

    Hasan Basri Çantay

    O günde ki nice yüzler bembeyaz olacak, nice yüzler de kapkara kesilecek. Yüzleri simsiyah olanlara gelince (onlara): İmanınızdan sonra küfretdiniz ha!. İşte o küfretmenize mukaabil tadın azabı" (denilir).

    İbni Kesir

    O gün; nice yüzler ağarır, nice yüzler kararır. O zaman yüzleri kara olanlara: İmanınızdan sonra küfür mü ettiniz? İşte o küfrünüzün cezası olarak tadın azabı, denir.

    Mehmet Alagaş

    (106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı o günde yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyleyse, kâfir olduğunuz için tadın azabı (denir).

    Süleyman Ateş

    O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: "İnanmanızdan sonra inkar ettiniz ha? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın!" (denilir).

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün bazı yüzler ak, bazı yüzler de kara olacaktır.Yüzleri kararanlara şöyle denilecek: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz dipnot 1 öyle mi! Kafirlik etmiş olmanıza karşılık tadın şu azabı!" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Küfür örtme; kafir, örten demektir. Allah'ın her şeyin sahibi ve yaratıcısı olduğunu, koyduğu kurallara uymak gerektiğini bilmeyen yoktur. Kişinin hayat tarzı o kurallara ters düşmeye başlarsa uymak zorlaşır ve onları görmezden gelmeye başlar. Böyleleri, üstünü örttüğü imanın kendine yettiğini, ama Allah'a tam teslim olamadığını düşünür (Hicr 15/2-3).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bazı yüzlerin ak olduğu, bazı yüzlerin de karardığı hesap gününde, yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz dipnot 1 , değil mi? Kafir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı günde. Yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz, öyleyse, kâfir olduğunuz için tadın azabı (denir).

    Şaban Piriş

    (105-106). Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı günde onlar için büyük bir azap vardır. Yüzleri kararanlara: -İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz, öyleyse, kafir olduğunuz için tadın azabı (denir).

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün gelir bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: "İmanınızdan sonra küfre mi düştünüz? Hadi, saptığınız küfür yüzünden tadın azabı!"

  8. Âl-i İmrân suresi, 107. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 107. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِى رَحْمَةِ ٱللَّهِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın merhametindedir; onlar orada ebedî kalıcıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat yüzü ağaranlar Allah'ın rahmetine dalacaklar; onlar o rahmette ebediyyen kalacaklar.

    Muhammed Esed

    Nur yüzlülere gelince, onlar Allah'ın rahmet dairesi içinde olacaklar, orayı mesken edineceklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Fakat vechi (-hakikatlerini idrakın getirisi olarak) parlayanlar, Allah rahmeti içindedirler. . . Orada sonsuza dek kalırlar.

    Ali Bulaç

    Yüzleri ağaranlar ise, artık onlar Allah'ın rahmeti içindedirler, içinde de temelli kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler, orada ebedî kalacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Yüzü aklananlar ise artık Allah'ın rahmeti içindedirler. Sürekli onun içinde kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Orada uzun süreli kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    Yüzleri aklananlar ise ALLAH'ın rahmeti içindedir. Orada sürekli kalırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yüzleri aklananlar ise ALLAH'ın rahmeti içindedir. Orada sürekli kalırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat yüzleri ak olanlar hep Allah'ın rahmeti içinde olacaklar ve sonsuza dek onun içinde kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma yüzleri ak olanlar hep Allahın rahmeti içindeler, onlar onun içinde ebednişinler

    Erhan Aktaş

    Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmetinin içindedirler ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmetinin içindedirler ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmetinin içindedirler ve orada sürekli kalacaklardır.

    Gültekin Onan

    Yüzleri ağaranlar ise, artık onlar Tanrı'nın rahmeti içindedirler, içinde de temelli kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Yüzleri bembeyaz olanlar ise Allahın rahmeti içindedirler. Onlar bunun içerisinde ebedi kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Ama yüzleri ağaranlar, Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada temelli kalacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler, orada sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yüzleri ak olanlar ise Allah'ın verdiği iyilik ve ikramlar içinde olacaklar, onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Şaban Britch

    Yüzleri ak olanlar ise Allah’ın rahmetindedirler, onlar orada ebedidirler.

    Şaban Piriş

    Yüzleri ak olanlar ise Allah'ın rahmetindedirler, onlar orada ebedidirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüzleri ağaranlara gelince, onlar, Allah'ın rahmeti içindedirler. Sürekli ondadır onlar.

  9. Âl-i İmrân suresi, 108. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 108. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte bunlar Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, alemlere hiç zulüm etmek istemez.

    Mehmet Okuyan

    İşte bunlar, Allah'ın sana bir gerçek olarak tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) olduğumuz ayetleridir. dipnot 1 Allah âlemlere (yarattıklarına) haksızlık etmek istemez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:252; Câsiye 45:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bunlar Allah'ın mesajlarıdır. Bunları belli bir amaç uğruna sana bildiriyoruz; zira Allah hiçbir varlığın haksızlığa uğramasını dilemez.

    Muhammed Esed

    Bunlar Allah'ın mesajlarıdır: Hakikati bildiren bu (mesaj)ları sana iletiyoruz; zira Allah, yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemez.

    Ahmed Hulusi

    Bunlar Allah işaretleridir, Hak olarak sana okutuyoruz. Allah alemlere zulüm dilemez.

    Ali Bulaç

    Bunlar sana hak olarak okumakta olduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere zulüm isteyen değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah âlemlere hiç haksızlık etmek istemez.

    Ali Rıza Safa

    İşte bunlar, gerçek olarak sana okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, evrenlere haksızlık yapmak istemez.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bunlar Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.

    Edip Yüksel

    Bunlar, sana dosdoğru olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir. ALLAH hiç kimseye zulmetmek istemez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlar, sana dosdoğru olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir. ALLAH hiç kimseye zulmetmek istemez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir. Onları sana hak sebebiyle okuyoruz. Yoksa Allah alemlere hiçbir haksızlık yapmak istemez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar Allahın ayetleridir onları sana hak sebebile tilavet ediyoruz, yoksa Allah alemine bir zulüm murad edecek değil

    Erhan Aktaş

    Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere haksızlık yapmak istemez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere haksızlık yapmak istemez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere haksızlık yapmak istemez.

    Gültekin Onan

    Bunlar sana hak olarak okumakta olduğumuz Tanrı'nın ayetleridir. Tanrı, alemlere zulüm isteyen değildir.

    Hasan Basri Çantay

    (Bütün) bunlar Allahın — Hak (kın ikaamesine sebeb) olarak sana okuyageldiğimiz — ayetlerdir. Allah alemlere hiçbir haksızlık etmek istemez.

    İbni Kesir

    Bunlar; Allah'ın ayetleridir. Onları sana hak olarak okuyoruz. Allah, alemlere zulmetmek istemez.

    Mehmet Alagaş

    (106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, âlemlerdeki hiçbir kimseye zulmetmek istemez.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar Allah'ın ayetleridir. Onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah, alemlere zulmetmek istemez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar Allah'ın ayetleridir, sana bütün gerçekliği ile okuyoruz. Allah, kimseye haksızlık yapılmasını istemez.

    Şaban Britch

    İşte bu sana hakkıyla okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.

    Şaban Piriş

    İşte bu sana hakkıyla okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar sana Allah'ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz sana onları. Allah, alemlere zulüm istemiyor.

  10. Âl-i İmrân suresi, 109. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 109. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde olanlar da yerde olanlar da yalnızca Allah'a aittir. Bütün işler sadece Allah'a döndürülecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'a aittir; ve tüm iş ve oluş sonunda Allah'a döner.

    Muhammed Esed

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'a aittir ve hepsi (asıl kaynağı olan) Allah'a döner.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda ne varsa hepsi Allah'ındır (O'nun Esma'sının varlığıyla var ve kaimdirler). Hepsi Allah'a döner (bir zaman gelir hakikatlerinin ne olduğunu görürler, bunu değerlendirmemiş olanlar da yanarlar)!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır ve (bütün) işler Allah'a döndürülür.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Zaten tüm işler, Allah'a döndürülür.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır ve tüm işler ALLAH tarafından kontrol edilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır ve tüm işler ALLAH tarafından kontrol edilir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve bütün işler, Allah'a döndürülür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır, bütün işler de Allaha irca' olunur

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanlar Tanrı'nındır ve (bütün) buyruklar Tanrı'ya döndürülür.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allahın. (Bütün) işler ancak Allaha döndürülür.

    İbni Kesir

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.

    Mehmet Alagaş

    (106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Bütün işler, Allah'a arz edilir.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bütün işler de Allah’a döndürülür.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Bütün işler de Allah'a döndürülür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. İş ve oluşlar Allah'a döndürülür.

  11. Âl-i İmrân suresi, 110. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 110. ayet. كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz (topluluksunuz): İyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır) ve Allah'a inan(ıp güvenir)siniz. dipnot 1 Kitap ehli de inan(ıp güven)seydi, elbette bu kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden inanıp (güvenenler) de var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Al-i İmrân 3:104'teki mesajın nasıl anlaşılması gerektiğini yani "iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleme (sakındırma)"nın ve Yüce Allah'a iman edip güvenmenin bir Müslümanlık göstergesi olduğu prensibini içermektedir. Benzer mesajlar: Mâide 5:79; A‘râf 7:164, 199; Tevbe 9:71; Hûd 11:116.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Hadîd 57:26. Bu ayetteki imanla ilgili fiiller "inanmak"tan öte, "güvenmek" demektir. Çünkü burada bahsedilen muhataplar zaten inanmış kişilerdi. İlgili fiiller "inanmak" anlamında kullanılacaksa, "doğru inanmak" anlamında yorumlanmalıdırlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz, insanlık adına çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyi ve doğru olanı teklif eder, kötü ve yanlış olandan sakındırırsınız; zira Allah'a güvenip inanırsınız. Eğer kitap ehli de güvenip inansaydı, haklarında hayırlı olurdu. Onlardan (Allah'a) güvenip inananlar varsa da, çoğunluğu yoldan çıkmıştır:

    Muhammed Esed

    Siz, insanlığ(ın iyiliği) için çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz; doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarsınız ve Allah'a inanırsınız. Eğer geçmiş vahyin mensupları, (bu tür bir) inanca ermiş olsalardı, bu, kendi iyiliklerine olacaktı; (ama) içlerinden pek az inanan bulunsa da onların çoğu fasıktır:

    Ahmed Hulusi

    Siz, insanlar arasından çıkarılmış en hayırlı topluluksunuz. Hak ve hakikatle hükmeder, Din'e ters düşen şeylerden kaçınılmasını tavsiye edersiniz ve dahi hakikatinizin El Esma ile oluştuğunu idrak ile, Allah'a iman edersiniz. Şayet kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlar (Ehli Kitap) da iman etmiş olsaydı, kendileri için hayırlı olurdu. Kimileri iman ehlidir ama çoğunluğu hakikati inkar edenlerdir.

    Ali Bulaç

    Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız. Ehli kitap da iman etseydi, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler de vardır; (fakat) onların çoğu yoldan çıkmış (fâsık) lardır.

    Ali Rıza Safa

    Siz, insanlar için çıkarılmış iyi bir topluluksunuz. İyiliği öğütler, kötülüğü yasaklar ve Allah'a inanırsınız. Kitap halkı da inansaydı, kendileri için kesinlikle daha iyi olurdu. Onların arasında inananlar da vardır, ama çoğu zaten yoldan çıkmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Siz insanlığın iyiliği için yetiştirilmiş hayırlı bir topluluksunuz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız ve Allah'a inanırsınız. Eğer kitap ehli de inansaydı, elbette bu, kendileri için çok iyi olurdu. İçlerinden iman edenler var,fakat çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Edip Yüksel

    Siz, halk için çıkarılmış en iyi topluluksunuz. İyiliği öğütler, kötülükten sakındırır ve ALLAH'ı onaylarsınız. Kitap halkı onaylasaydı kendileri için iyi olurdu. İçlerinde iman edenler olmakla birlikte çoğunluğu yoldan çıkmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz, halk için çıkarılmış en iyi topluluksunuz. İyiliği öğütler, kötülükten sakındırır ve ALLAH'a inanırsınız. Kitap halkı inansaydı kendileri için iyi olurdu. İçlerinde inananlar olmakla birlikte çoğunluğu yoldan çıkmıştır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz insanlar için çıkarılmış ümmetlerin en hayırlısı olmak üzere yaratıldınız. İyiliğin yapılmasını emreder, kötülüğün yapılmasını yasaklarsınız ve Allah'a inanır iman getirsiniz. Kitap verilenler de inansalardı, haklarında hayırlı olurdu. İçlerinde inananlar varsa da pek çoğu dinden çıkmış fasıklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmak üzere vücude geldiniz, ma'rufı emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allaha inanır iman getirirsiniz, Ehli kitab da imana gelse idi elbette haklarında hayırlı olurdu, içlerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fasıklardır

    Erhan Aktaş

    Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. dipnot 1 Ma'rufu yapıp telkin eder, munkere engel olursunuz. dipnot 2 Ve Allah'a iman edersiniz. Eğer Kitap Ehli de iman etseydi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğunluğu sapkındır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum, topluluk. İnsan soyu. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargılarına ve aynı uygarlığa sahip olan insanların topluluğu. Ümmetin diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış amaç edinilmiş, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Ayni tür canlı topluluklarına da ümmet denmektedir. Örneğin: kuşlar bir ümmettir (Bkz.6:38).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 3:104. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. dipnot 1 Ma'rufu yapıp telkin eder, munkere engel olursunuz. dipnot 2 Ve Allah'a iman edersiniz. Eğer Ehl-i Kitap da iman etseydi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğunluğu sapkındır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum. Topluluk. İnsan soyu. Ümmet, toplum anlamının yanı sıra aynı tür canlı topluluğuna da verilen isimdir. Örneğin kuşlar bir ümmettir. Sözcüğün diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğudur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 3:104. Ayet dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. dipnot 1 Ma'rufu dipnot 2 öğütler, münkerden dipnot 3 sakındırırsınız. Ve Allah'a iman edersiniz. Eğer Ehl-i Kitap da iman etseydi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğunluğu sapkındır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aynı değerler için bir araya gelmiş topluluk.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hayırlı, iyi, doğru ve güzel olan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kötü, zararlı, yanlış ve çirkin olan.

    Gültekin Onan

    Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf [iyi ve islama uygun] olanı buyurur, münkerden sakındırır ve Tanrı'ya inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinde inançlılar vardır fakat çoğu fasıktır.

    Hasan Basri Çantay

    Siz insanlar için (insanlığın faidesi için ğaybdan, yahud levh-i mahfuzdan seçilib) çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükden vaz geçirmiye çalışırsınız. (Çünkü) Allaha inanıyorsunuz. Kitablılar (Hıristiyanlar ve Yahudiler) de inansaydı kendileri için elbette hayırlı olurdu. İçlerinden (vakı'aa) iman edenler vardır. (Fakat) onların pek çoğu (Hak dinden çıkmış) faasıklardır.

    İbni Kesir

    Siz; insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkorsunuz. Ve Allah'a inanırsınız. Ehl-i Kitab'da inanmış olsaydı; kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler olmakla beraber, çoğu fasıklardır.

    Mehmet Alagaş

    (110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz ve Allah'a inanırsınız. Eğer Kitap ehli, inanmış olsaydı, elbette kendileri için iyi olurdu. Onlardan inananlar da var, ama çokları yoldan çıkmışlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı topluluksunuz. dipnot 1 Marufun /iyi şeylerin yapılmasını ister, münkerden /kötü şeylerden sakındırır ve Allah'a inanıp güvenirsiniz. Ehlikitap da inanıp güvense kendileri için elbette iyi olur. Onların içlerinde de inanıp güvenenler vardır dipnot 2 ama çoğu yoldan çıkmıştır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed aleyhisselam son nebi, onun getirdiği kitap da Allah'ın son kitabıdır. Bu kitaba uyanlar, insanlık için örnek bir toplum oluştururlar (Bakara 2/143). Allah, inanıp güvenen her topluma bu vaadde bulunmuştur (Al-i İmran 3/139). Müslümanların günümüzde örnek teşkil edememelerinin nedeni Allah'a tam anlamıyla güvenmedikleri için Kur'an'a uymamaları, özellikle de iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir toplum olma konusundaki duyarsızlıklarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz insanlar için çıkarılmış en iyi toplumsunuz. Allah'a inanıp güvenir, marufun (Kur'an ölçülerine uygun olanın) yapılmasını ister, münkere (o ölçülere uymayana) karşı çıkarsınız. Ehl-i kitap dipnot 1 da inanıp güvenseydi kendileri için iyi olurdu. İçlerinde inanıp güvenenler vardır ama çoğu yoldan çıkmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Şaban Britch

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarsınız. Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi kendileri için iyi olurdu. Onlardan mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu fasıktır.

    Şaban Piriş

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarsınız. Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi kendileri için iyi olurdu. Onlardan mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu fasıktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirsiniz, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırsınız, Allah'a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için, elbette hayırlı olurdu. İçlerinde müminler vardır ama onların çoğu sapıkların ta kendileridir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.