Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.
Âl-i İmrân suresi · 100–110. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Âl-i İmrân suresi, 100. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ فَرِيقًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ كَٰفِرِينَ
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi kâfirliğe döndürürler. dipnot 1
Siz ey (bu vahye) iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, sizi imanınızdan sonra yeniden inkara döndürürler.
Siz ey imana ermiş olanlar! Önceki çağlarda kendilerine vahiy verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, iman ettikten sonra yeniden hakikati reddetmenize sebep olabilirler.
Ey iman edenler, eğer kendilerine hakikat bilgisi verilenlerden bir bölümüne (sonradan sapmış olmaları nedeniyle) itaat ederseniz, sizi imandan sonra inkar ehline dönüştürürler.
Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürürler.
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden kâfirliğe sevkederler.
Ey inanca çağırılanlar! Kitap verilenler arasından bir kümeyi izlerseniz, inancınızdan sonra, sizi nankörlük etmeye döndürürler.
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi yeniden inkarcılığa sevk ederler.
Gerçeği onaylayanlar! Kitap halkından bir kısmına uyarsanız gerçeği onaylamanızdan sonra sizi inkarcılığa döndürürler.
İnananlar! Kitap halkından bir kısmına uyarsanız iman etmenizden sonra sizi inkarcılığa döndürürler.
Ey iman edenler, eğer o kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız, sizi inandıktan sonra döndürür kafir ederler.
Ey o bütün iman edenler! eğer o kitab verilenlerden her hangi bir fırkaya uyarsanız sizi imanınızdan sonra çevirirler kafir ederler
Ey İman Edenler! Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi, imanınızdan sonra tekrar Kafir yaparlar.
Ey iman edenler! Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi, imanınızdan sonra tekrar Kafir yaparlar.
"Ey iman edenler! Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi, imanınızdan sonra tekrar kafir yaparlar."
Ey inananlar, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi inandıktan sonra tekrar kafirler(e) döndürürler / haline getirirler (yerudduküm).
Ey iman edenler, eğer kendilerine Kitab verilenlerin içinden her hangi bir zümreye boyun eğecek olursanız sizi imanınızdan sonra döndürüb kafirler yaparlar.
Ey iman edenler; eğer kendilerine kitab verilenlerden herhangi bir zümreye uyarsanız, imanınızdan sonra sizi çevirirler de kafir yaparlar.
(95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.
Ey iman edenler! Eğer kitap verilenlerden bir gruba itaat edecek olursanız, sizi iman ettikten sonra kâfirler olarak döndürürler.
Ey inananlar, Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra, (onlar) sizi döndürüp kafir yaparlar.
Ey inanıp güvenenler! Kendilerine kitap verilenlerin bir kesimine gönüllü olarak boyun eğerseniz inanıp güvendikten sonra sizi kafirler haline getirirler. dipnot 1
Ey inanıp güvenenler! Kendine kitap verilenlerin bir kesimine uyarsanız, inanıp güvendikten sonra sizi ayetleri görmeyecek hale getirirler (kafir yaparlar).
Ey iman edenler! Eğer kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, iman ettikten sonra sizi kâfirliğe döndürürler.
-Ey iman edenler, eğer kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, iman ettikten sonra sizi kafirliğe döndürürler.
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir zümreye boyun eğerseniz sizi, imanınızdan sonra kafirler haline getirirler.
Âl-i İmrân suresi, 101. ayet. وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمْ رَسُولُهُۥ وَمَن يَعْتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدْ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.
Allah'ın ayetleri size tilavet edilirken (aktarılırken), Elçisi de aranızdayken nasıl inkâr edersiniz! Kim Allah'a sarılırsa elbette doğru yola ulaştırılmıştır.
(Onlar böyle yapabilirler), ama siz nasıl olur da Allah'ın ayetleri size okunup dururken ve O'nun elçisi aranızdayken inkara yeltenebilirsiniz? Ne var ki Allah'a sımsıkı yapışan, dosdoğru bir yola yöneltilmiş demektir.
Allah'ın mesajları size iletildiği halde ve Elçisi aranızda yaşarken hakikati nasıl inkar edebilirsiniz? Ama Allah'a sımsıkı tutunan, dosdoğru yola ulaştırılmıştır.
Allah işaretleri önünüze serilirken, içinizde de Rasulü varken, nasıl hakikati inkar edenlerden olursunuz? Kim varlığını oluşturan özü olan Allah'a (gayrından kesilip) sımsıkı bağlanırsa, işte o Hak yola hidayet olunmuştur.
Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da inkar ediyorsunuz? Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir.
Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Rasûlü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a (tevekkül eder) sımsıkı tutunursa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
Allah'ın ayetleri size okunurken ve O'nun elçisi aranızdayken, nasıl olur da nankörlük edersiniz? Allah'a kim sımsıkı sarılırsa, artık dosdoğru yola eriştirilmiştir.
Size Allah'ın ayetleri okunurken, üstelik Allah'ın Peygamberi de aranızda iken nasıl inkara saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
ALLAH'ın ayetleri size okunduğu ve O'nun elçisi aranızda olduğu halde nasıl olur da inkar edersiniz? Kim ALLAH'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir.
ALLAH'ın ayetleri size okunduğu ve O'nun elçisi aranızda olduğu halde nasıl olur da inkar edersiniz? Kim ALLAH'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir
Önünüzde Allah'ın ayetleri okunurken ve aranızda O'nun elçisi var iken sizler nasıl olur da inkara dönersiniz? Oysa her kim Allah'a sıkıca tutunursa, o, kesinlikle bir doğru yola çıkarılmıştır.
Sizler ise küfre nasıl dönersiniz ki önünüzde Allahın ayetleri okunuyor, içinizde Resulü bulunuyor? halbuki her kim Allaha sıkı tutunursa o, muhakkak bir doğru yola çıkarılmıştır
Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl küfre saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.
Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl Küfre saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.
Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl küfre saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.
Tanrı'nın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da küfrediyorsunuz? Kim Tanrı'ya sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir.
Halbuki siz Allaha nasıl küfreder (Onu inkar eder) siniz ki karşınızda Allanın ayetleri okunub durmakdadır. Onun peygamberi de içinizde, Kim Allaha sımsıkı tutunursa muhakkak ki doğru bir yola ile tilmişdir o.
Allah'ın ayetleri size okunur, aranızda peygamberi bulunurken nasıl küfredersiniz? Kim, Allah'a sımsıkı sarılırsa; muhakkak doğru yola iletilmiştir.
(101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.
Size Allah’ın ayetleri okunur dururken, üstelik Allah'ın peygamberi de aranızda bulunurken nasıl olurda inkâra saparsınız ? Her kim Allah’a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
Size Allah'ın ayetleri okunmakta ve O'nun Elçisi de aranızda iken nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sarılırsa muhakkak ki o, doğru yola iletilmiştir.
Size Allah'ın ayetleri bağlantıları ile birlikte okunup dururken ve Allah'ın resulü /kitabı yanınızda iken nasıl olur da kafirlik edersiniz! Kim Allah'a (onun kitabına) sıkı sarılırsa o kesin olarak doğru yola kabul edilmiş olur. dipnot 1
Siz (inanıp güvendikten sonra) ayetleri nasıl görmezsiniz? Size Allah'ın ayetleri okunmakta ve onun elçisi içinizde bulunmaktadır. Kim Allah'a sıkı sarılırsa, doğru yola girmiş olur.
Allah’ın ayetleri size okunur, aranızda Rasûlü bulunurken nasıl küfrediyorsunuz? Her kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
Allah'ın ayetleri size okunur, aranızda Resulü bulunurken nasıl inkar edersiniz?! Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa o şüphesiz, dosdoğru yola yöneltir.
Allah'ın ayetleri size okunuyor, Resulü de aranızda; peki, nasıl küfre sapıyorsunuz? Kim Allah'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir o...
Âl-i İmrân suresi, 102. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
Ey iman edenler! Allah'a karşı, O'na yakışır şekilde takvâlı (duyarlı) olun! Müslümanlar olmanın dışında ölmeyin!
Ey (bu vahye) iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun gereğini hakkıyla yerine getirin! Ve (Allah'a) tam teslim olmadan can verecekseniz, sakın ölmeyin!
Siz ey imana ermiş olanlar! Derin bir duyarlıkla Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olun ve O'na kendinizi yürekten teslim etmeden önce ölümün sizi alt etmesine izin vermeyin.
Ey iman edenler. . . Allah'tan (size yaptıklarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) hakkıyla korunun ve ancak teslim olmuşluğunu yaşayanlar olarak ölün.
Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin.
Ey iman edenler! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının ve ancak müslümanlar olarak can verin.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik nasıl sorumluluk bilinci taşımak gerekiyorsa, öyle sorumluluk bilincine erişin ve teslim olmadan ölmeyin.
Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olunuz ve ancak Müslümanlar olarak can veriniz.
Gerçeği onaylayanlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve Müslümanlar (Tanrı'ya barış içinde teslim olanlar) olarak ölün.
İnananlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve müslümanlar (Tanrı'ya teslim olanlar) olarak ölmeye bakın.
Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkup gerektiği gibi sakının ve kesinlikle müslüman olarak can verin!
Ey o bütün iman edenler! Allaha nasıl korunmak gerekse öyle korunun, hakkile müttaki olun ve her halde müslim olarak can verin
Ey İman Edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Müslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.
Ey iman edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Müslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.
"Ey iman edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Allah'a teslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.".
Ey inananlar, Tanrı'dan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka [bir din ve tutum üzerinde] ölmeyin.
Ey iman edenler, Allahdan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Sakın siz, müslümanlar (olmak)dan başka (bir sıfatla) can vermeyin.
Ey iman edenler; Allah'tan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Ve her halde müslüman olarak can verin.
(101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.
Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca Müslümanlar olarak can verin.
Ey inananlar, Allah'tan, O'na yaraşır biçimde korkun ve ancak müslümanlar olarak ölün.
Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan nasıl sakınmak gerekiyorsa öyle sakının! dipnot 1 Son nefesinize kadar Allah'a teslim olarak yaşayın!" dipnot 2
Ey inanıp güvenenler! Allah'tan çekinerek nasıl korunmak gerekiyorsa öyle korunun . Son nefesinize kadar Allah'a teslim olmaya devam edin!"
Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca müslümanlar olarak can verin.
Ey iman edenler, Allah'tan gerektiği gibi korkup/sakının ve yalnızca (O'na) teslim olarak can verin.
Ey iman edenler! Allah'tan, kendisinden korkmaya yaraşır biçimde korkun. Müslümanlar olmanın/Allah'a teslim olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.
Âl-i İmrân suresi, 103. ayet. وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın; dipnot 1 ayrılmayın! dipnot 2 Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da kalplerinizi birleştirmişti dipnot 3 ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarındayken oradan da sizi kurtarmıştı. Allah doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın! Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O'nun lutfu sayesinde kardeşler oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da, sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın. Ve Allah'ın size verdiği nimetleri hatırlayın: Siz birbirinize düşman iken kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da O'nun lütfu ile kardeş oldunuz; ve ateşli bir uçurumun kenarında (iken) sizi ondan (nasıl) korudu. Bu şekilde Allah mesajlarını size açıklar ki hidayet bulasınız,
Hep birlikte varlığınızdaki Esma hakikatine (uzanan) Allah ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Üstünüzdeki Allah nimetini hatırlayın. Hani sizler düşman idiniz de, şuurlarınızda aynı idrakı oluşturarak sizi bir araya getirdi; O'nun sizde açığa çıkan bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz ateşten bir çukurun tam kenarındaydınız; kurtardı sizi o ateşten. İşte böylece, hakikate eresiniz diye, Allah size işaretlerini açıklıyor.
Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.
Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
Ve hep birlikte Allah'ın güvencesine sımsıkı sarılın; ayrılığa sürüklenmeyin. Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinize düşmanlar olmuşken, yüreklerinizi birleştirdi. Böylece, O'nun nimetiyle kardeşler ol dunuz. Ve siz, bir ateş çukurunun kenarındayken, sizi oradan kurtardı. Allah, ayetlerini, işte böyle açıklıyor; belki doğru yola erişirsiniz diye.
Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, ayrılığa düşmeyiniz, Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O'nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.
ALLAH'ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. ALLAH'ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklıyor.
ALLAH'ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. ALLAH'ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklıyor.
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun, ayrılığa düşmeyin ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Sizler birbirinizin düşmanları iken O, sizin kalplerinizde bir uzlaştırma meydana getirdi ve O'nun nimeti sayesinde uyanıp kardeş oldunuz. Bir de siz, bir ateş çukurunun tam kenarında bulunuyordunuz ve O, sizi tutup ondan kurtardı. Şimdi Allah'a doğru gidebilmeniz için size ayetlerini böyle açıklıyor.
Topunuz bir Allah ipine sım sıkı tutunun, biribirinizden ayrılmayın ve Allahın üzerinizdeki ni'metini düşünün, sizler birbirinize düşmanlar iken o sizin kalblerinizin arasında ülfet husule getirib yanaştırdı da ni'meti sayesinde uyanıb kardeş oldunuz, hem sizler ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da o tuttu sizi ondan kurtardı, şimdi böyle size ayetlerini beyan ediyor ki Allaha doğru gidebilesiniz
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki belki doğru yolu bulursunuz.
Tanrı'nın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Tanrı'nın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye Tanrı, size ayetlerini böyle açıklar.
Hepiniz, topdan sımsıkı Allanın ipine sarılın. Parçalanıb ayrılmayın. Allahın, üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz (birbirinizin) düşmanlar (ı) idiniz de O, kalblerinizi (İslama ısındırıb) birleşdirmişdi. İşte Onun (bu) nimeti sayesinde (din) kardeşler (i) olmuşdunuz ve yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmışdı. İşte Allah size ayetlerini böylece apaçık bildiriyor. Taki doğru yola eresiniz.
Topluca Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Ve Allah'ın üzerindeki nimetini hatırlayın. Hani, siz; düşman idiniz de O, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da, O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz; bir ateş uçurumunun tam kenarında iken, sizi oradan doğru yola eresiniz diye kurtardı. Alah ayetlerini size işte böylece açıklar.
(101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.
Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.
Ve topluca Allah'ın ipine yapışın, ayrılmayın; Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz, (Allah) kalblerinizi uzlaştırdı. O'nun ni'metiyle kardeşler haline geldiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz, (Allah) sizi ondan kurtardı. Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, yola gelesiniz.
Hep birlikte Allah'ın ipine /Kur'an'a dipnot 1 sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın! dipnot 2 Allah'ın size olan nimetini dipnot 3 daima aklınızda tutun. Siz bir zamanlar düşmandınız; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı dipnot 4 da onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. dipnot 5 Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, sizi oradan o kurtardı. Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.
Allah'ın ipine (Kur'an'a) dipnot 1 hep beraber sıkı sarılın, uzakta kalmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. Bir zamanlar aranızda düşmanlıklar vardı; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, oradan sizi O kurtardı. Allah, ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.
Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanmayın! Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.
Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
Âl-i İmrân suresi, 104. ayet. وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Hayra çağıran, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyen (sakındıran) bir ümmet olun! dipnot 1 İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.
Öyleyse sizler hayra çağıran, meşru ve iyi olanı öneren, kötü ve yanlış olandan da sakındıran, (ümmet olmanın gereğini yapan) bir ümmet olun! İşte onlardır ebedi saadete erecek olanlar.
ve belki içinizden iyi ve yararlı olana davet eden, doğru olanı emreden, eğri ve yanlıştan alıkoyan bir topluluk çıkar: nihai kurtuluşa erişecek kimseler, işte bunlar olacak.
İçinizden hayra (Hakk'a) davet eden, Hak ve hakikate göre hükmedip, Din'e ters olan şeylerden uzaklaşmanızı tavsiye eden bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa ereceklerdir.
Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten meneden bir topluluk bulunsun. İşte asıl onlar kurtuluşa erenlerdir.
Aranızda, iyiliğe çağıran, doğru olanı öğütleyen ve kötülüğü yasaklayan bir topluluk vardır. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.
Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir grup bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır.
İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır
Bir de sizlerden, iyiliğe çağıran, doğruyu emreden, kötülükten alıkoyan önde gider bir topluluk bulunsun! İşte arzularına erecek olanlar, onlardır.
Hem sizden müteşekkil, önde gider, hayra davet eder, maruf ile emir ve münkerden nehyeyler bir ümmet olsun, işte onlardır o felahı bulacaklar
Siz, hayra çağıran, ma'rufu dipnot 1 yapıp telkin eden, munkeri dipnot 1 engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Siz, hayra çağıran, ma'rufu dipnot 1 yapıp telkin eden, munkeri dipnot 1 engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Siz, hayra çağıran, iyiliği öğütleyip, kötülükten alıkoyan bir ümmet dipnot 1 olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Sizden, hayra çağıran, iyiliği (marufu) buyuran ve münkerden (kötülükten) sakındıran bir ümmet bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.
Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki (Onlar herkesi) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükden vaz geçirmiye çalışsınlar. İşte onlar muraadına erenlerin ta kendileridir.
İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir.
(101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.
Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men'eden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
İçinizde hayra çağıran; marufun /iyi şeylerin yapılmasını isteyen ve münkerden /kötü şeylerden sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar, umduklarına kavuşacak olanlardır. dipnot 1
İçinizde insanları iyiliğe çağıran, marufa uymalarını isteyen ve münkere dipnot 1 karşı çıkan önder bir toplum (ümmet) bulunsun. İşte umduklarını bulacak olanlar onlardır dipnot 2 .
Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet oluşsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet oluşsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirlenene özendiren, kötülük ve çirkinlik belirlenenden sakındıran bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere erenler işte onlardır.
Âl-i İmrân suresi, 105. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılığa düşüp parçalananlar gibi olmayın! İşte onlar için büyük bir azap vardır. dipnot 1
Kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra parçalanıp birbirine düşen kimseler gibi olmayın; işte bunlar için korkunç bir azap vardır;
Hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra karşıt görüşlere kapılıp parçalananlar gibi olmayın; işte bunlar için feci bir azap vardır,
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için aziym azap vardır.
Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
Kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra, uyuşmazlığa düşüp, ayrılığa sürüklenenler gibi olmayın. İşte onlar için, büyük bir ceza vardır.
Hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra ihtilafa düşüp parçalananlar gibi olmayınız. İşte bunlar için feci bir azap vardır.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Onlar için büyük bir azap var. dipnot 1
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Onlar için büyük bir azap var
Sakın kendilerine açık deliller geldikten sonra ayrılık çıkarıp anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın! Onlara büyük bir azap vardır.
Ve şunlar: Şu kendilerine beyyineler geldikten sonra ayrılık çıkarıb ihtilaf edenler gibi olmayın, onlar için büyük bir azab var
Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşüp parçalanan kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.
Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşüp parçalanan kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.
Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşüp parçalanan kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.
Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır.
Siz kendilerine apaçık deliller, ayetler geldikten sonra parçalanıb ayrılanlar, ihtilafa düşenler gibi olmayın: işte onlar (ın haali): En büyük azab onlarındır.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, parçalanıp ihtilafa düşenler gibi olmayın. İşte onlara büyük bir azab vardır.
(101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azab vardır.
Kendilerine açık belgeler geldikten sonra bölünüp parçalananlar ve ihtilafa düşenler gibi olmayın! dipnot 1 Onlar için büyük bir azap vardır.
Kendilerine açık ayetler geldikten sonra onlardan uzakta kalan ve ihtilaf çıkaranlar gibi olmayın. Onları bekleyen büyük bir azap vardır.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır
(105-106). Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı günde onlar için büyük bir azap vardır. Yüzleri kararanlara: -İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz, öyleyse, kafir olduğunuz için tadın azabı (denir).
Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.
Âl-i İmrân suresi, 106. ayet. يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın" denilir.
O gün (bazı) yüzler ağarır, (bazı) yüzler (de) kararır. dipnot 1 Yüzleri kararanlara "İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz! İnkâr etmenize karşılık azabı tadın!" (denecektir).
bazı yüzlerin ağarıp bazı yüzlerin karardığı o günde, yüzü kara çıkanlara (denilecek ki): "İmana erdikten sonra inkara saptınız ha? O halde, inkarınızdan dolayı tadın azabı!"
bazı yüzlerin (mutluluktan) parladığı ve bazı yüzlerin (acıyla) karardığı o (Hesap) Günü'nde yüzleri kararanlara: "İmana erdikten sonra hakikati inkar mı ettiniz? O halde hakikati inkar ettiğiniz için tadın bu azabı!" (denilecek).
O süreçte bazı vechler (bilinçler) parıldar (Hakk'ın nuru ile), bazı vechler kararır (benlik zulmetiyle). . . Vechleri kararanlara (şöyle denir): "İmanınızdan sonra inkara düştünüz ha! Hakikati inkarınız yüzünden varlığınızın sizde oluşturacağı azabı yaşayın. "
Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün... Yüzleri kapkara kesilecek olanlara: "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkar etmenize karşılık olarak azabı tadın" (denilir).
Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) Yüzleri kararanlara: «İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı!» (denilir).
O gün, yüzler aklanacak ve yüzler kararacak. Yüzü kararanlara: "İnandıktan sonra nankörlük ettiniz; öyle mi? Nankörlük etmenize karşılık, artık tadın cezayı!"
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İnanmanızdan sonra inkar mı ettiniz? O halde inkar etmenize karşılık azabı tadınız!" denilecek.
O gün bazı yüzler aklanır, bazı yüzlerse kararır. Yüzleri kararanlara: "Gerçeği onayladıktan sonra inkar mı ettiniz? İnkarınızdan dolayı azabı tadın."
O gün bazı yüzler aklanır, bazı yüzlerse kararır. Yüzleri kararanlara: 'İman ettikten sonra inkar mı ettiniz? İnkarınızdan dolayı azabı tadın.'
O kimi yüzlerin ağaracağı, kimi yüzlerin kararacağı günde yüzleri kara çıkanlara: "İnandıktan sonra inkar ettiniz öyle mi? O halde nankörlük etmenizin cezası olarak azabı tadın denilecek.
O bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı gün, o vakit o yüzleri kara çıkanlara şöyle denecek: ya... İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? o halde dadın azabı, ettiğiniz nankörlüğün cezası
O gün, kimi yüzler ağaracak, kimi yüzler kararacak. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra Kafir mi oldunuz? Öyle ise kafir olmanız nedeniyle azabı tadın." denilecek.
O gün, kimi yüzler ağaracak, kimi yüzler kararacak. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz? Öyle ise kafir olmanız nedeniyle azabı tadın." denilecek.
O gün, kimi yüzler ağaracak, kimi yüzler kararacak. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz? Öyle ise kafir olmanız nedeniyle azabı tadın." denilecek.
Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün... Yüzleri kapkara kesilecek olanlara: "İnandıktan sonra küfrettiniz, öyle mi ? Öyleyse küfretmenize karşılık olarak azabı tadın" (denilir).
O günde ki nice yüzler bembeyaz olacak, nice yüzler de kapkara kesilecek. Yüzleri simsiyah olanlara gelince (onlara): İmanınızdan sonra küfretdiniz ha!. İşte o küfretmenize mukaabil tadın azabı" (denilir).
O gün; nice yüzler ağarır, nice yüzler kararır. O zaman yüzleri kara olanlara: İmanınızdan sonra küfür mü ettiniz? İşte o küfrünüzün cezası olarak tadın azabı, denir.
(106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.
Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı o günde yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyleyse, kâfir olduğunuz için tadın azabı (denir).
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: "İnanmanızdan sonra inkar ettiniz ha? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın!" (denilir).
Bir gün bazı yüzler ak, bazı yüzler de kara olacaktır.Yüzleri kararanlara şöyle denilecek: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz dipnot 1 öyle mi! Kafirlik etmiş olmanıza karşılık tadın şu azabı!" dipnot 2
Bazı yüzlerin ak olduğu, bazı yüzlerin de karardığı hesap gününde, yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz dipnot 1 , değil mi? Kafir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!"
Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı günde. Yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz, öyleyse, kâfir olduğunuz için tadın azabı (denir).
(105-106). Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı günde onlar için büyük bir azap vardır. Yüzleri kararanlara: -İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz, öyleyse, kafir olduğunuz için tadın azabı (denir).
Gün gelir bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: "İmanınızdan sonra küfre mi düştünüz? Hadi, saptığınız küfür yüzünden tadın azabı!"
Âl-i İmrân suresi, 107. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِى رَحْمَةِ ٱللَّهِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın merhametindedir; onlar orada ebedî kalıcıdır.
Fakat yüzü ağaranlar Allah'ın rahmetine dalacaklar; onlar o rahmette ebediyyen kalacaklar.
Nur yüzlülere gelince, onlar Allah'ın rahmet dairesi içinde olacaklar, orayı mesken edineceklerdir.
Fakat vechi (-hakikatlerini idrakın getirisi olarak) parlayanlar, Allah rahmeti içindedirler. . . Orada sonsuza dek kalırlar.
Yüzleri ağaranlar ise, artık onlar Allah'ın rahmeti içindedirler, içinde de temelli kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler, orada ebedî kalacaklardır.
Yüzü aklananlar ise artık Allah'ın rahmeti içindedirler. Sürekli onun içinde kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Orada uzun süreli kalacaklardır.
Yüzleri aklananlar ise ALLAH'ın rahmeti içindedir. Orada sürekli kalırlar.
Yüzleri aklananlar ise ALLAH'ın rahmeti içindedir. Orada sürekli kalırlar.
Fakat yüzleri ak olanlar hep Allah'ın rahmeti içinde olacaklar ve sonsuza dek onun içinde kalacaklardır.
Amma yüzleri ak olanlar hep Allahın rahmeti içindeler, onlar onun içinde ebednişinler
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmetinin içindedirler ve orada sürekli kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmetinin içindedirler ve orada sürekli kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmetinin içindedirler ve orada sürekli kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlar ise, artık onlar Tanrı'nın rahmeti içindedirler, içinde de temelli kalacaklardır.
Yüzleri bembeyaz olanlar ise Allahın rahmeti içindedirler. Onlar bunun içerisinde ebedi kalıcıdırlar.
Ama yüzleri ağaranlar, Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada temelli kalacaklardır.
(106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.
Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler, orada sürekli kalacaklardır.
Yüzleri ak olanlar ise Allah'ın iyilik ve ikramı içinde olur, orada ölümsüz olarak kalırlar. dipnot 1
Yüzleri ak olanlar ise Allah'ın verdiği iyilik ve ikramlar içinde olacaklar, onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır.
Yüzleri ak olanlar ise Allah’ın rahmetindedirler, onlar orada ebedidirler.
Yüzleri ak olanlar ise Allah'ın rahmetindedirler, onlar orada ebedidirler.
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar, Allah'ın rahmeti içindedirler. Sürekli ondadır onlar.
Âl-i İmrân suresi, 108. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعَٰلَمِينَ
İşte bunlar Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, alemlere hiç zulüm etmek istemez.
İşte bunlar, Allah'ın sana bir gerçek olarak tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) olduğumuz ayetleridir. dipnot 1 Allah âlemlere (yarattıklarına) haksızlık etmek istemez.
Bütün bunlar Allah'ın mesajlarıdır. Bunları belli bir amaç uğruna sana bildiriyoruz; zira Allah hiçbir varlığın haksızlığa uğramasını dilemez.
Bunlar Allah'ın mesajlarıdır: Hakikati bildiren bu (mesaj)ları sana iletiyoruz; zira Allah, yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemez.
Bunlar Allah işaretleridir, Hak olarak sana okutuyoruz. Allah alemlere zulüm dilemez.
Bunlar sana hak olarak okumakta olduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere zulüm isteyen değildir.
İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah âlemlere hiç haksızlık etmek istemez.
İşte bunlar, gerçek olarak sana okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, evrenlere haksızlık yapmak istemez.
İşte bunlar Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.
Bunlar, sana dosdoğru olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir. ALLAH hiç kimseye zulmetmek istemez.
Bunlar, sana dosdoğru olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir. ALLAH hiç kimseye zulmetmek istemez.
İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir. Onları sana hak sebebiyle okuyoruz. Yoksa Allah alemlere hiçbir haksızlık yapmak istemez.
İşte bunlar Allahın ayetleridir onları sana hak sebebile tilavet ediyoruz, yoksa Allah alemine bir zulüm murad edecek değil
Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere haksızlık yapmak istemez.
Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere haksızlık yapmak istemez.
Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere haksızlık yapmak istemez.
Bunlar sana hak olarak okumakta olduğumuz Tanrı'nın ayetleridir. Tanrı, alemlere zulüm isteyen değildir.
(Bütün) bunlar Allahın — Hak (kın ikaamesine sebeb) olarak sana okuyageldiğimiz — ayetlerdir. Allah alemlere hiçbir haksızlık etmek istemez.
Bunlar; Allah'ın ayetleridir. Onları sana hak olarak okuyoruz. Allah, alemlere zulmetmek istemez.
(106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.
İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, âlemlerdeki hiçbir kimseye zulmetmek istemez.
İşte onlar Allah'ın ayetleridir. Onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah, alemlere zulmetmek istemez.
Bunlar Allah'ın ayetleridir. Bunları sana tüm gerçekleri içerecek şekilde sıralıyoruz. dipnot 1 Allah, kimseye haksızlık yapmak istemez. dipnot 2
Bunlar Allah'ın ayetleridir, sana bütün gerçekliği ile okuyoruz. Allah, kimseye haksızlık yapılmasını istemez.
İşte bu sana hakkıyla okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.
İşte bu sana hakkıyla okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.
Bunlar sana Allah'ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz sana onları. Allah, alemlere zulüm istemiyor.
Âl-i İmrân suresi, 109. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür.
Göklerde olanlar da yerde olanlar da yalnızca Allah'a aittir. Bütün işler sadece Allah'a döndürülecektir.
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'a aittir; ve tüm iş ve oluş sonunda Allah'a döner.
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'a aittir ve hepsi (asıl kaynağı olan) Allah'a döner.
Semalarda ve arzda ne varsa hepsi Allah'ındır (O'nun Esma'sının varlığıyla var ve kaimdirler). Hepsi Allah'a döner (bir zaman gelir hakikatlerinin ne olduğunu görürler, bunu değerlendirmemiş olanlar da yanarlar)!
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır ve (bütün) işler Allah'a döndürülür.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Zaten tüm işler, Allah'a döndürülür.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır ve tüm işler ALLAH tarafından kontrol edilir.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır ve tüm işler ALLAH tarafından kontrol edilir
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve bütün işler, Allah'a döndürülür.
Hem göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır, bütün işler de Allaha irca' olunur
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.
Göklerde ve yerde olanlar Tanrı'nındır ve (bütün) buyruklar Tanrı'ya döndürülür.
Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allahın. (Bütün) işler ancak Allaha döndürülür.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.
(106-109) Ogün kimi yüzler beyazlayacak kimi yüzler kararacaktır , y üzleri kararanlar, siz imanınızdan sonra küfür mü ettiniz? küfretmenizden dolayı azabı tadın. Yüzü beyazlayanlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler , o nda kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık olduğu gibi rahmette kalıcılık ta var) İşte bu, Allah’ın ayetleridir sana gerçek olarak okuyoruz , Allah’ın muradı alemlere zulmetmek değildir. Semalarda ve Arzda ne varsa Allah’ındır, İşler / emirler de Allah’a geri döner / rücu eder.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. dipnot 1 Bütün işler, Allah'a arz edilir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Bütün işler, Allah'a arz edilir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bütün işler de Allah’a döndürülür.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Bütün işler de Allah'a döndürülür.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. İş ve oluşlar Allah'a döndürülür.
Âl-i İmrân suresi, 110. ayet. كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz (topluluksunuz): İyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır) ve Allah'a inan(ıp güvenir)siniz. dipnot 1 Kitap ehli de inan(ıp güven)seydi, elbette bu kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden inanıp (güvenenler) de var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır. dipnot 2
Siz, insanlık adına çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyi ve doğru olanı teklif eder, kötü ve yanlış olandan sakındırırsınız; zira Allah'a güvenip inanırsınız. Eğer kitap ehli de güvenip inansaydı, haklarında hayırlı olurdu. Onlardan (Allah'a) güvenip inananlar varsa da, çoğunluğu yoldan çıkmıştır:
Siz, insanlığ(ın iyiliği) için çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz; doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarsınız ve Allah'a inanırsınız. Eğer geçmiş vahyin mensupları, (bu tür bir) inanca ermiş olsalardı, bu, kendi iyiliklerine olacaktı; (ama) içlerinden pek az inanan bulunsa da onların çoğu fasıktır:
Siz, insanlar arasından çıkarılmış en hayırlı topluluksunuz. Hak ve hakikatle hükmeder, Din'e ters düşen şeylerden kaçınılmasını tavsiye edersiniz ve dahi hakikatinizin El Esma ile oluştuğunu idrak ile, Allah'a iman edersiniz. Şayet kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlar (Ehli Kitap) da iman etmiş olsaydı, kendileri için hayırlı olurdu. Kimileri iman ehlidir ama çoğunluğu hakikati inkar edenlerdir.
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.
Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız. Ehli kitap da iman etseydi, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler de vardır; (fakat) onların çoğu yoldan çıkmış (fâsık) lardır.
Siz, insanlar için çıkarılmış iyi bir topluluksunuz. İyiliği öğütler, kötülüğü yasaklar ve Allah'a inanırsınız. Kitap halkı da inansaydı, kendileri için kesinlikle daha iyi olurdu. Onların arasında inananlar da vardır, ama çoğu zaten yoldan çıkmıştır.
Siz insanlığın iyiliği için yetiştirilmiş hayırlı bir topluluksunuz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız ve Allah'a inanırsınız. Eğer kitap ehli de inansaydı, elbette bu, kendileri için çok iyi olurdu. İçlerinden iman edenler var,fakat çoğu yoldan çıkmışlardır.
Siz, halk için çıkarılmış en iyi topluluksunuz. İyiliği öğütler, kötülükten sakındırır ve ALLAH'ı onaylarsınız. Kitap halkı onaylasaydı kendileri için iyi olurdu. İçlerinde iman edenler olmakla birlikte çoğunluğu yoldan çıkmıştır.
Siz, halk için çıkarılmış en iyi topluluksunuz. İyiliği öğütler, kötülükten sakındırır ve ALLAH'a inanırsınız. Kitap halkı inansaydı kendileri için iyi olurdu. İçlerinde inananlar olmakla birlikte çoğunluğu yoldan çıkmıştır
Siz insanlar için çıkarılmış ümmetlerin en hayırlısı olmak üzere yaratıldınız. İyiliğin yapılmasını emreder, kötülüğün yapılmasını yasaklarsınız ve Allah'a inanır iman getirsiniz. Kitap verilenler de inansalardı, haklarında hayırlı olurdu. İçlerinde inananlar varsa da pek çoğu dinden çıkmış fasıklardır.
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmak üzere vücude geldiniz, ma'rufı emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allaha inanır iman getirirsiniz, Ehli kitab da imana gelse idi elbette haklarında hayırlı olurdu, içlerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fasıklardır
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. dipnot 1 Ma'rufu yapıp telkin eder, munkere engel olursunuz. dipnot 2 Ve Allah'a iman edersiniz. Eğer Kitap Ehli de iman etseydi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğunluğu sapkındır.
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. dipnot 1 Ma'rufu yapıp telkin eder, munkere engel olursunuz. dipnot 2 Ve Allah'a iman edersiniz. Eğer Ehl-i Kitap da iman etseydi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğunluğu sapkındır.
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. dipnot 1 Ma'rufu dipnot 2 öğütler, münkerden dipnot 3 sakındırırsınız. Ve Allah'a iman edersiniz. Eğer Ehl-i Kitap da iman etseydi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğunluğu sapkındır.
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf [iyi ve islama uygun] olanı buyurur, münkerden sakındırır ve Tanrı'ya inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinde inançlılar vardır fakat çoğu fasıktır.
Siz insanlar için (insanlığın faidesi için ğaybdan, yahud levh-i mahfuzdan seçilib) çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükden vaz geçirmiye çalışırsınız. (Çünkü) Allaha inanıyorsunuz. Kitablılar (Hıristiyanlar ve Yahudiler) de inansaydı kendileri için elbette hayırlı olurdu. İçlerinden (vakı'aa) iman edenler vardır. (Fakat) onların pek çoğu (Hak dinden çıkmış) faasıklardır.
Siz; insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkorsunuz. Ve Allah'a inanırsınız. Ehl-i Kitab'da inanmış olsaydı; kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler olmakla beraber, çoğu fasıklardır.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz ve Allah'a inanırsınız. Eğer Kitap ehli, inanmış olsaydı, elbette kendileri için iyi olurdu. Onlardan inananlar da var, ama çokları yoldan çıkmışlardır.
Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı topluluksunuz. dipnot 1 Marufun /iyi şeylerin yapılmasını ister, münkerden /kötü şeylerden sakındırır ve Allah'a inanıp güvenirsiniz. Ehlikitap da inanıp güvense kendileri için elbette iyi olur. Onların içlerinde de inanıp güvenenler vardır dipnot 2 ama çoğu yoldan çıkmıştır.
Siz insanlar için çıkarılmış en iyi toplumsunuz. Allah'a inanıp güvenir, marufun (Kur'an ölçülerine uygun olanın) yapılmasını ister, münkere (o ölçülere uymayana) karşı çıkarsınız. Ehl-i kitap dipnot 1 da inanıp güvenseydi kendileri için iyi olurdu. İçlerinde inanıp güvenenler vardır ama çoğu yoldan çıkmıştır.
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarsınız. Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi kendileri için iyi olurdu. Onlardan mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu fasıktır.
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarsınız. Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi kendileri için iyi olurdu. Onlardan mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu fasıktır.
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirsiniz, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırsınız, Allah'a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için, elbette hayırlı olurdu. İçlerinde müminler vardır ama onların çoğu sapıkların ta kendileridir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.