Âl-i İmrân suresi · 81–91. ayetler

Peygamberlerden alınan söz; İslâm'dan başka din arayan

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 81. ayet. وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَٰبٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani Allah peygamberlerden "Ben size Kitap ve hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verdikten sonra beraberinizdekileri onaylayan bir elçi geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz." diye söz almıştı. "Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır sözümü dipnot 1 üstlendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik." demişlerdi. (Bunun üzerine Allah) "(Birbirinize) şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim." demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen [ısr] yani "ağır yük", Hz. Muhammed'e kadar gönderilen bütün peygamberlerden alınan "gelecek olan yeni Elçi'ye inanıp ona yardım etmeleri" şeklindeki sözdür. Hz. Muhammed son peygamber olduğu için Bakara 2:286'da geçen "Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme" şeklindeki bu dua haliyle kabul edilmiştir ki A‘râf 7:157'de de buna değinilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette peygamberlerin birbirlerine rakip değil, yardımcı olmaları gerektiği ve onlardan bu konuda söz alındığı belirtilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah peygamber (aracılığıyla kitap ehlin)den; "Eğer vahiyden ve hikmetten size bir pay verdikten sonra size hakikatten yanınızda kalanı tasdik eden bir elçi gelirse, kesinlikle ona inanmalı ve yardım etmelisiniz" taahhüdünü aldığı zaman sordu: "İşte bu şarta dayalı ahdimi alıp kabul ettiniz mi?" "Kabul ve tasdik ettik!" diye cevap verdiler. Allah buyurdu: "O halde şahid olun! Ben de sizinle birlikte şahitler arasında olacağım!"

    Muhammed Esed

    Allah, (geçmiş vahiylerin izleyicilerinden) peygamberler vasıtasıyla şu taahhüdü talep etti: "Eğer, vahyi ve hikmeti size bahşettikten sonra, halen sahip olduğunuz hakikati tasdik eden bir elçi size gelirse o'na inanmalı ve yardım etmelisiniz. Bu şarta dayalı ahdimi kabul ve tasdik eder misiniz?" Onlar: "Kabul ederiz!" dediler. Allah: "Öyleyse (buna) şahit olun, Ben de sizin şahidiniz olacağım."

    Ahmed Hulusi

    Hani Allah Nebilerden (ve ümmetlerinden şu konuda) söz almıştı: "Size hakikat bilgisinden ve Hikmet verdim, bundan sonra beraberinizde olanı tasdik eden bir Rasul geldiğinde, Ona bütününüzle iman edecek ve yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?", "Kabul ettik" dediler! "Şahit olun, ben de şahidim hakikatiniz olarak. "

    Ali Bulaç

    Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Hani Allah, peygamberlerden: «Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz» diye söz almış, «Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?» dediğinde, «Kabul ettik» cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: «O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim.» buyurmuştu.

    Ali Rıza Safa

    Allah, peygamberlerden kesin söz aldığında, şöyle dedi: "Size kitap ve bilgelik verdikten sonra, yanınızda olanı doğrulayan bir elçi geldiğinde, kesinlikle Ona inanacak ve kesinlikle Ona yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu ağır yükümü üstlendiniz mi?" "Kabul ettik!" dediler. Allah, şöyle dedi: "Öyleyse tanık olun. Sizinle birlikte, Ben de tanık olanlar arasındayım!" dipnot 67

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 67
      Peygamber ve elçi kavramlarının anlam başkalığı konusunda, önyazıların beşinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir. Peygamberlerin birbirlerine yardım sözü vermeleri, İncil, Elçilerin İşleri 3:22,23 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Musa, şöyle demişti: ‘Tanrınız Rab, size, kendi kardeşlerinizin arasından, benim gibi bir peygamber çıkaracak. O'nun size söyleyeceği her sözü dinleyin. O peygamberi dinlemeyenlerin tümü, Tanrı'nın halkından koparılıp yok edilecektir.'"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, peygamberlerden şöyle söz almış ve "Bakın size kitap ve hikmet verdim, şimdi yanınızda bulunanı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar da, "Kabul ettik" dediler. "O halde tanık olunuz, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım" dedi.

    Edip Yüksel

    ALLAH peygamberlerden (nebilerden) şöyle misak almıştı: "Size kitap ve hikmet vereceğim. Daha sonra, beraberinizdekileri doğrulayan bir elçi (resul) geldiğinde onu onaylayacak ve onu destekleyeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu sözleşmeyi yerine getireceğinize söz verdiniz mi" demişti. Onlar "Kabul ettik" deyince, "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 33:7 ve 33:40; Kitab-ı Mukaddes:
      Malaki 3:1-21 — Eski Ahit, Malaki; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Malaki 3:1

      “İşte habercimi gönderiyorum. Önümde yolu hazırlayacak. Aradığınız Rab ansızın tapınağına gelecek; görmeyi özlediğiniz antlaşma habercisi gelecek” diyor Her Şeye Egemen RAB.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Luka 17:22-36 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 17:22

      İsa öğrencilerine şöyle dedi: “Öyle günler gelecek ki, İnsanoğlunun günlerinden birini görmeyi özleyeceksiniz, ama görmeyeceksiniz.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ve
      Matta 24:27 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 24:27

      Çünkü İnsanoğlunun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      . * Kuran'da türevleri beş yüzden fazla geçen ReSuL (elçi) kelimesi Kuran'ın başından bu ayete kadar tüm türevleriyle birlikte 19 ayette geçer. Bir başka deyişle bu ayet baştan itibaren ReSeLe kelimesinin tüm türevleriyle geçtiği 19'uncu ayettir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH peygamberlerden (nebilerden) şöyle misak almıştı: 'Size kitap ve hikmet vereceğim. Daha sonra, beraberinizdekileri doğrulayan bir elçi (resul) geldiğinde ona inanacak ve onu destekleyeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu sözleşmeyi yerine getireceğinize söz verdiniz mi,' demişti. Onlar 'Kabul ettik,' deyince, 'Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahid olanlardanım,' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, vaktiyle peygamberlerden: "Andolsun ki, size kitap ve hikmetten her ne verdiysem, sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde ona kesinlikle inanacaksınız ve çaresiz ona yardım edeceksiniz." diye söz almış ve: "Bunu kabul ettiniz mi? Bunun üzerine ağır ahdimi boynunuza aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik." dediler. Allah da: "Öyle ise, şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim!" buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem Allah vaktiyle Peygamberlerin şöyle misakını almıştır: Celalim hakkıyçün size kitab ve hikmetten her ne verdimse sonra size beraberinizdekini tasdik eden bir Resul geldiğinde ona mutlak iman edeceksiniz ve labüdd ona yardımda bulunacaksınız, buna ıkrar verdiniz mi? ve bunun üzerine ağır ahdimi boynunuza aldınız mı? buyurdu. Ikrar verdik dediler, öyle ise, buyurdu: Şahid olun ben de sizinle beraber şahidlerdenim.

    Erhan Aktaş

    Hani Allah, Nebilerden söz almıştı: "Size, Kitap ve Hikmet dipnot 1 verdim; şimdi yanınızdakini tasdik eden bir resul geldiğinde, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz." "Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?" demişti. "Kabul ettik." dediler. Allah: "Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitap, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Kur'an'ın Allah tarafından buyrulan, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ve belirlenmiş ilkelerin ve kuralları ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (Bkz. 62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünmek, gerçeği kavramak, doğru yargıda bulunmak yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirmek, sağlamlaştırmak, bilmek, bilge olmak, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani Allah, Nebilerden söz almıştı: dipnot 1 "Size, kitap ve hikmet verdim; şimdi yanınızdakini dipnot 2 tasdik eden bir resul geldiğinde, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz." "Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?" demişti. "Kabul ettik." dediler. Allah: "Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebilerden söz alınmasıyla kast edilen şey, Ehl-i Kitap'ın Nebimize iman etmelerine yönelik bir hatırlatma ve çağrıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitap.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Allah, Nebilerden, "Size, kitap ve hikmet verdikten sonra, yanınızdakini tasdik eden bir rasul gelince, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz." diye kesin söz aldığında, "Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?" demiş, Onlar da "Kabul ettik." demişlerdi. Allah: "Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım." demişti. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebilerden söz alınmasıyla, kast edilen şey, Ehl-i Kitap'ın Nebimize iman etmelerine yönelik bir hatırlatma ve çağrıdır.

    Gültekin Onan

    Hani Tanrı peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak inanacak ve ona yardımda bulunacaksınız". Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı? Onlar "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, (geçmiş) peygamberler (in) den — and olsun ki size Kitab ve hikmet verdim. Sonra da size nezdinizdeki (o Kitab ve hikmeti) tasdik eden bir peygamber gelmişdir (gelecekdir). Ona kat'iyyen iman ve ona her halde yardım edeceksiniz diye — (ahd ve) misak aldığı zaman dedi ki "Ikraar etdiniz ve uhdenize bu ağır yükümü (vecibemi) alıb kabul eylediniz mi"? Onlar (cevaben): "Ikraar etdik" dediler. (Allah) dedi ki: "Öyleyse (birbirinize ve ümmetlerinize karşı) şahid olun, ben de sizinle beraber (bu ıkraarınıza) şahidlik edenlerdenim.

    İbni Kesir

    Hani Allah, Peygamberlerden söz almış: And olsun ki; size, kitabı, hikmeti verdim. Yanınızda olanı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde mutlaka o'na inanacak ve yardım edeceksiniz. İkrar edip de ahdi kabul ettiniz mi? demişti. Onlar da: İkrar ettik, demişlerdi. Allah: Şahid olsun, Ben de sizinle beraber şahidlerdenim, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (81-83) Allah bir vakit Nebilerden söz almıştır , size kitaptan ve hikmetten verdim , sonra size elinizdekini onaylayan bir Resul geldiğinde, ona iman edecek ve yardımda bulunacaksınız , bunu ikrar ettiniz mi? benim ısrarcı olduğum bu konuyu üzerinize aldınız mı? dedi, onlarda ikrar ettik dediler, Allah dedi ki şahit olun, ben de sizinle beraber şahitlerdenim, her kim yüz çevirirse, ( sözünden dönerse) işte onlar yoldan çıkmışlardır / fasıktırlar, O’na teslim oldukları halde Allah’ın dininden başkasını mı / gayrısını m ı arıyorlar? Semalarda ve arzda her kim varsa isteyerek yahut zorla ona döndürülecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani, Allah tüm peygamberlerden; “Size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlara: “Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: "Şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" buyurmuştu.

    Süleyman Ateş

    Allah, peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Bakın, size Kitap ve hikmet verdim; imdi yanınızda bulunan(Kitap)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. "Kabul ettik!" dediler. "O halde tanık olun, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, nebilerden kesin söz aldığında şöyle dedi: "Size kitap ve hikmet veririm de daha sonra yanınızda olanı tasdik eden bir resul /bir kitap dipnot 1 gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve yardımcı olacaksınız. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ısrı /ağır yükü dipnot 2 yüklendiniz mi?" dipnot 3 Onlar: "Kabul ettik!" dediler. Allah: "Siz şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın nebilerden söz alması, onlara verdiği kitaplar vasıtası ile ümmetlerinden de söz almasıdır. Bu söz, yanlarında olanı tasdik eden bir resulün gelmesi halinde ona inanma sözüdür. Ayette, "yanlarında olanı tasdik eden bir nebi" değil de "bir resul" ifadesinin kullanılması çok önemlidir. Arap dilinde resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi o sözü iletmek için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmak olduğundan Kur'an'da geçen Allah'ın resulü sözleri ile kastedilen öncelikle kitaptır (Bakara 2/101). Son nebi olan Muhammed aleyhisselam gelmiş, görevini yapmış ve vefat etmiştir (Al-i İmran 3/144, Ahzab 33/40) ama tebliğ ettiği Kur'an, kıyamete kadar kalacaktır. Dolayısıyla bugün, Yahudi, Hristiyan, Mecusi, Sabii vs. ümmetlere tebliğ edilecek olan resul, Kur'andır. Çünkü Kur'an, önceki kitapların tamamını tasdik eder (Bakara 2/40-41, 91, 97, 101, Al-i İmran 3/3-4, 50, Nisa 4/47, Maide 5/48-49, En'am 6/92, Fatır 35/31, Ahkaf 46/12, 30, Saf 61/6-9).
    2. metne dön, dipnot 2
      Isr, gelecek nebiye inanma görevidir. Nebimizle birlikte ısr yükü kalkmıştır (A'raf 7/157).
    3. metne dön, dipnot 3
      Tevrat'taki ifade şöyledir: "Onlara kardeşleri (İsmailoğulları) arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adımla konuşan bu peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım." (
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19). İncil'de de şu ifadeler geçer: "Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki içinizden hiçbiri bana, `Nereye gidiyorsun?' diye sormuyor. Ama size bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Gerçeğin Ruhu (Paraklit) size gelmez. O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. Günah konusunda - çünkü bana iman etmezler; doğruluk konusunda - çünkü Baba'ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz; yargı konusunda - çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. Size daha çok söyleyeceklerim var ama şimdi bunlara dayanamazsınız. Ne var ki O yani Gerçeğin Ruhu (Paraklit) gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. O beni yüceltecek." (İncil
      Yuhanna 16/5-14 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yuhanna 16:5

      “Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, ‹Nereye gidiyorsun?› diye sormuyor.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah nebilerden kesin söz aldığında şöyle demiştir: "Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr dipnot 1 ) yüklendiniz mi?". Onlar da "Kabul ettik" demişlerdir. Allah: "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ISR : Sonradan gelecek nebi ve resullere inanma ve destek verme sorumluluğudur.

    Şaban Britch

    Hani, Allah tüm peygamberlerden; “Size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlara “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar: Kabul ettik diye cevap verdiler. Şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.

    Şaban Piriş

    Allah, peygamberlerden: -Size kitap ve hikmet verdim, sonra sizden olanı doğrulayan bir peygamber gelecek, ona kesinlikle iman edecek ve ona yardım edeceksiniz! diye söz aldığı zaman (sormuştu): -Karar verdiniz ve size yüklediğim bu ağır yükü kabul ettiniz mi? demişti. Onlar: -Kabul ettik diye cevap verdiler. -Şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve unutma ki Allah, peygamberlerden misaklarını almış, şöyle demişti: "Size Kitap'tan ve hikmetten nasip verdim. Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir resul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?". "Kabul ettik." dediler. "O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım." dedi.

  2. Âl-i İmrân suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 82. ayet. فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Artık bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Bundan sonra kim dönerse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

    Mustafa İslamoğlu

    O halde her kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar yoldan çıkmış olanların ta kendileridir.

    Muhammed Esed

    O halde, kimler (bu taahhütten) dönerse; işte onlar, gerçek fasıklardır!

    Ahmed Hulusi

    Kim (bu sözünden) geri dönerse, işte onlar fasıklardır (inançları bozuk olanlardır).

    Ali Bulaç

    Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, onlar fasık olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık bundan sonra her kim dönerse işte asıl fâsık olanlar onlardır.

    Ali Rıza Safa

    Bundan sonra, kim yüz çevirirse; yoldan çıkanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık kim bundan sonra dönerse işte onlar fasıklardır/yoldan çıkanlardır.

    Edip Yüksel

    Bundan sonra kim dönerse yoldan çıkmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bundan sonra kim dönerse yoldan çıkmıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Demek ki, bunun arkasından her kim dönerse artık onlar, hep dinden çıkmış günahkarlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Demek ki bunun arkasından her kim dönse artık onlar hep dinden çıkmış fasıklardır

    Erhan Aktaş

    Bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar fasıklardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnandığı halde, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar fasıklardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, amal olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar fasıklardır dipnot 1 .

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan.

    Gültekin Onan

    Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, onlar fasıktır.

    Hasan Basri Çantay

    Artık kim bu (ikrardan) sonra (hakıykatden) yüz çevirirse işte o gibiler faasıkların (imandan çıkanların) ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Artık kim, bundan sonra dönerse işte onlar, fasıklardır.

    Mehmet Alagaş

    (81-83) Allah bir vakit Nebilerden söz almıştır , size kitaptan ve hikmetten verdim , sonra size elinizdekini onaylayan bir Resul geldiğinde, ona iman edecek ve yardımda bulunacaksınız , bunu ikrar ettiniz mi? benim ısrarcı olduğum bu konuyu üzerinize aldınız mı? dedi, onlarda ikrar ettik dediler, Allah dedi ki şahit olun, ben de sizinle beraber şahitlerdenim, her kim yüz çevirirse, ( sözünden dönerse) işte onlar yoldan çıkmışlardır / fasıktırlar, O’na teslim oldukları halde Allah’ın dininden başkasını mı / gayrısını m ı arıyorlar? Semalarda ve arzda her kim varsa isteyerek yahut zorla ona döndürülecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    Artık kim bundan sonra dönerse, işte onlar fasıklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bundan sonra sözünden dönenler, yoldan çıkarlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunu destekleyen ifadeler İncil'de vardır. Aşağıda geçen metinde "O" yerine "Muhammed" kelimesini koyarak okuyunuz. «Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki içinizden hiçbiri bana, 'Nereye gidiyorsun?' diye sormuyor. Ama size bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. Günah konusunda - çünkü bana iman etmezler. Doğruluk konusunda - çünkü Baba'ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz. Yargı konusunda - çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. Size daha çok söyleyeceklerim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız. Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. O beni yüceltecek. (İncil
      Yuhanna 16/5-14 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yuhanna 16:5

      “Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, ‹Nereye gidiyorsun?› diye sormuyor.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )

    Şaban Britch

    Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

    Şaban Piriş

    Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tüm bunlardan sonra yüz çevirenler, sapıkların ta kendileridir.

  3. Âl-i İmrân suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 83. ayet. أَفَغَيْرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبْغُونَ وَلَهُۥٓ أَسْلَمَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerdekiler ister istemez yalnızca O'na teslim olduğu hâlde, onlar (kitap ehli), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? (Oysa) yalnızca O'na döndürülecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar, Allah'ın dininden gayrı (bir inanç sistemi) mi arıyorlar? Oysa ki bütün göktekiler ve yerdekiler ister istemez O'na teslim oldular: Çünkü hepsi (sonunda) O'na varacaklar.

    Muhammed Esed

    Onlar Allah'a imandan başka bir itikat mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yeryüzünde olan her şey isteyerek veya istemeyerek O'na boyun eğer, çünkü her şey (sonunda) O'na dönecektir.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda (evrenin mana ve madde boyutlarında) ne varsa, isteyerek veya istemeyerek O'na teslim olmuş durumda iken, Allah Dini'nden (İslam'dan - yaratmış olduğu sistem ve düzenden) başkasını mı arıyorlar. (Oysa) O'na döndürülmektedirler.

    Ali Bulaç

    Peki onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülmektedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehli kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O’na döndürüleceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Yine de Allah'ın Dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yeryüzünde kim varsa, ister istemez, O'na teslim olmuştur. Zaten O'na döndürüleceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerdeki ve yerdekilerin hepsi, ister istemez O'na teslim olmuştur ve O'na döndürüleceklerdir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez O'na teslim olmuştur ve hepsi O'na döndürülecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde ne varsa ister istemez O'na teslim olmuştur ve hepsi O'na döndürülecektir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi ister istemez O'na teslim olmuş, hep döndürülüp O'na götürülüyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Daha Allah dininin gayrısını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde kim varsa hepsi ister istemez ona teslim olmuş hep döndürülüb ona götürülüyorlar

    Erhan Aktaş

    Yoksa onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa yerde ve gökte bulunanların tamamı isteyerek veya istemeyerek, O'na teslim olmuşlardır. Ve hepsi O'na döndürüleceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar. Oysa yerde ve gökte bulunanların tamamı isteyerek veya istemeyerek, O'na teslim olmuşlardır. Ve hepsi O'na döndürüleceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar. Oysa yerde ve gökte bulunanların tamamı isteyerek veya istemeyerek, O'na teslim olmuşlardır. Ve hepsi O'na döndürüleceklerdir.

    Gültekin Onan

    Peki onlar, Tanrı'nın dininden başka bir din mi arıyorlar ? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülmektedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi onlar Allanın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa (hepsi) ister istemez Ona boyun eğmişdir, Nihayet de Ona döndürülüp götürüleceklerdir.

    İbni Kesir

    Yoksa Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa; ister istemez O'na teslim olmuştur. Ve O'na döndürüleceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (81-83) Allah bir vakit Nebilerden söz almıştır , size kitaptan ve hikmetten verdim , sonra size elinizdekini onaylayan bir Resul geldiğinde, ona iman edecek ve yardımda bulunacaksınız , bunu ikrar ettiniz mi? benim ısrarcı olduğum bu konuyu üzerinize aldınız mı? dedi, onlarda ikrar ettik dediler, Allah dedi ki şahit olun, ben de sizinle beraber şahitlerdenim, her kim yüz çevirirse, ( sözünden dönerse) işte onlar yoldan çıkmışlardır / fasıktırlar, O’na teslim oldukları halde Allah’ın dininden başkasını mı / gayrısını m ı arıyorlar? Semalarda ve arzda her kim varsa isteyerek yahut zorla ona döndürülecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, göklerde ve yerde olanların hepsi isteyerek ve isyemeyerek O’na teslim olmuştur. Ve O'na döndürüleceklerdir.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez, O'na teslim olmuştur ve O'na döndürüleceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister gönüllü ister zorunlu olarak O'na teslim olmuştur. dipnot 1 (Sonunda) Onun huzuruna çıkarılacaklardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın koyduğu tabiat kanunlarına herkes ister istemez boyun eğer. Ona Arapçada itaat denmez. İtaat, gönüllü olarak boyun eğmedir. Allah'ın dinine gönüllü olarak boyun eğenler, fıtrata yani yaratılış özelliklerine uygun davranmış ve doğru yola girmiş olurlar. (Rum 30/30).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya istemeyerek O'na teslim olmuştur. Hepsi hayata döndürülüp O'nun huzuruna çıkarılacaktır.

    Şaban Britch

    Allah’ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, göklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez O’na teslim olmuştur. O’na döneceklerdir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, göklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez O'na teslim olmuştur. O'na döneceklerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hala Allah'ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki, göklerdeki şuurlulur da, yerdekiler de ister istemez O'na teslim olmuşlardır ve yalnız O'na döndürüleceklerdir.

  4. Âl-i İmrân suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 84. ayet. قُلْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve Yakuboğullarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O'na teslim olanlarız."

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) de ki: "Biz Allah'a, bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve (onların) torunlarına indirilene; Rableri tarafından Musa'ya, İsa'ya ve (diğer) peygamberlere verilenlere inandık. Onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeyiz. dipnot 1 Biz yalnızca O'na (Allah'a) teslim olanlarız." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:136, 285; Nisâ 4:152.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Bakara 2:136. Bu ayette peygamberler ve öğretileri arasında ayrım yapılmaması gerektiğine dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Allah'a, bizi indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onun neslinden gelenlere indirilene; Rablerinden Musa'ya, İsa'ya ve (diğer) tüm peygamberlere bahşedilene inanırız; onlar arasından hiç birini ayırt etmeyiz; ve biz yalnız O'na teslim oluruz.

    Muhammed Esed

    De ki: "Biz, Allah'a; bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve o'nun neslinden gelenlere indirilene; Rableri tarafından Musa'ya, İsa'ya ve (diğer) tüm peygamberlere bahşedilene inanırız; onlar arasında hiçbir ayrım yapmayız. Ve kendimizi O'na teslim ederiz."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Hakikatimizi dahi kendi Esma'sından var ettiğine inanmış olarak Allah'a, bize inzal ettiklerine; İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup'a ve torunlarına inzal olana; Musa ve İsa'ya ve Nebilere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlar arasında ayrım yapmayız. Biz, O'na teslim olmuşlarız. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiç biri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O'na teslim olmuşlarız."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Biz, Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve Ya'kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene ve Efendilerinden peygamberlere verilenlere inanıyoruz. Onların arasında hiçbir ayrım yapmayız. Çünkü biz, O'na teslim olanlarız!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onun neslinden gelenlere indirilene, Rabbleri tarafından Musa'ya, İsa'ya ve diğer bütün peygamberlere bahşedilenlere inanırız, onlar arasında hiçbir ayırım yapmayız. Kendimizi Allah'a teslim ederiz.

    Edip Yüksel

    De ki: "ALLAH'ı, bize indirileni, İbrahim'i, İsmail'i, İshak'ı, Yakub'u ve torunlara indirileni; Musa'yı, İsa'yı ve peygamberlere Efendi'leri tarafından verilenleri onayladık. Onların hiçbiri arasında ayrım yapmayız ve biz O'na teslim olanlarız." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Demek ki elçileri sadece isimleriyle anmamız emrediliyor. * Bak: 2:136; 33:56; 33:43; 9:99, 103; 33:41-42.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'ALLAH'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlara indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rab'leri tarafından verilene inandık. Onların hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz O'na teslim olanlarız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Biz, Allah'a, bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene; Musa'ya İsa'ya peygamberlere Rablerinden verilene inandık iman getirdik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz, ancak O'na boyun eğen müslümanlarız!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: biz inandık Allaha iman getirdik: bize indirelene de, İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Ya'kuba ve Esbata indirilene de Musaya ve İsaya ve Nebiyyuna Rablarından verilene de, onlardan birinin arasını ayırmayız ve biz ancak ona boyun eğer müslimleriz

    Erhan Aktaş

    De ki: "Biz; Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onun soyundan gelenlere indirilene; Musa'ya, İsa'ya, Nebilere Rabb'lerinden verilene iman ettik. Onları, birbirinden ayırt etmeyiz. Biz, O'na teslim olanlardanız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Biz; Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onun soyundan gelenlere indirilene; Musa'ya, Îsa'ya, nebilere Rabb'lerinden verilene iman ettik. Onları, birbirinden ayırt etmeyiz. Biz, O'na teslim olanlardanız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Biz; Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onun soyundan gelenlere indirilene; Musa'ya, İsa'ya, nebilere Rabb'lerinden verilene iman ettik. Onları, birbirinden ayırt etmeyiz. Biz, O'na teslim olanlardanız."

    Gültekin Onan

    De ki: "Biz Tanrı'ya, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere rablerinden verilenlere inandık. Onlardan hiç biri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O'na teslim olmuşlarız.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Allaha iman etdik. Bize indirilen (Kur'an-ı kerim) e, İbrahime, İsmaile, İshaaka, Ya'kuba ve oğullarına indirilenlere, Musaya, isaya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere de (inandık) Onlardan hiç biri arasında (peygamber olmaları bakımından) fark gözetmeyiz. Biz Ona (Allaha) teslim olmuşlarız".

    İbni Kesir

    De ki: Allah'a iman ettik. Ve bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve oğullarına indirilenlere, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere; Rabbları tarafından verilenlere de iman ettik. Onların hiç birisi arasında fark gözetmeyiz. Ve biz, O'na teslim olanlarız.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kûb ve torunlarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah'a teslim olanlarız."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsma'il'e, İshak'a, Ya'kub'a ve sıbtlara (Ya'kub oğullarından türeyen kabilelere) indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık; onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz O'na teslim olanlarız."

    Süleymaniye Vakfı

    Sen şöyle de: "Biz Allah'a inanıp güvendik. Bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve Rableri tarafından bütün nebilere verilenlere inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayız. Biz ona teslim olmuş kimseleriz." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/136. ayet ve dipnotuna bkz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Biz Allah'a inandık ve güvendik. Bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene; Nebilere Rableri tarafından ne verilmişse hepsine inandık. Hiçbirini diğerinden ayırmayız. Biz Allah'a teslim olmuş kimseleriz."

    Şaban Britch

    De ki: Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rableri katından, Musa, İsa ve peygamberlere verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlarız!

    Şaban Piriş

    De ki: -Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Rab'lerinden, Musa, İsa ve peygamberlere verilenlere iman ettik. Onlardan hiç biri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah'a teslim olanlarız!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına indirilmiş olana, Musa'ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O'na teslim olanlarız."

  5. Âl-i İmrân suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 85. ayet. وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ ٱلْإِسْلَٰمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

    Mehmet Okuyan

    Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki bu) kendisinden asla kabul edilmeyecektir dipnot 1 ve ahirette o, kaybedenlerden (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Her kim kendisine Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyet yolundan başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecektir; üstelik o ahirette de kaybedenlerden olacaktır.

    Muhammed Esed

    Kim Allah'a teslimiyetten başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Kim İslam'dan (teslim olunmuşluğun idrakından) başka bir Din (sistem ve düzen) arayışındaysa, bu geçersizdir! Sonsuz gelecek sürecinde de hüsrana uğrayanlardan olur.

    Ali Bulaç

    Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü kim İslamiyet'ten başka din ararsa, ondan asla kabul edilmez. O, sonsuz yaşamda da yitime uğramış olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.

    Edip Yüksel

    Kim İslam'dan (Tanrı'ya barış içinde teslim olmaktan) başka bir din ararsa kendisinden kabul edilmeyecek ve o ahirette kaybedenlerden olacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim islamdan (Tanrı'ya teslim olmaktan) başka bir din ararsa kendisinden kabul edilmeyecek ve o ahirette kaybedenlerden olacaktır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim İslam'dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her kim de İslamın gayrı bir din ararsa artık ondan ihtimali yok kabul olunmaz ve Ahırette o husran çekenlerden olur

    Erhan Aktaş

    Kim İslam'dan başka bir din dipnot 1 seçerse, bilsin ki o din ondan asla kabul edilmeyecektir ve o ahirette hüsrana uğrayacaktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:19. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim İslam'dan başka bir din seçerse, bilsin ki o din ondan asla kabul edilmeyecektir ve o ahirette hüsrana uğrayacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim İslam'dan başka bir din seçerse, bilsin ki o din ondan asla kabul edilmeyecektir ve o ahirette hüsrana uğrayacaktır.

    Gültekin Onan

    Kim islam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.

    Hasan Basri Çantay

    Kim İslamdan başka bir din ararsa onda (bu din) asla kabul olunmaz ve o, ahiretde de en büyük zarara uğrayanlardandır.

    İbni Kesir

    Kim, İslam'dan başka bir din ararsa; ondan asla aknul olunmaz. Ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardandır.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.

    Süleyman Ateş

    Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim İslam'dan dipnot 1 başka bir din arayışına girerse asla kabul edilmez. O, ahirette kaybedenlere karışır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam: Teslim kökünden olan bu kelime ‘Allah'a teslim olmak' anlamına gelir. Teslim olana müslim (müslüman) denir.

    Şaban Britch

    Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerden olacaktır.

    Şaban Piriş

    Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerden olacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim İslam'dan/Allah'a teslim olmaktan gayrı bir din ararsa artık o, ondan asla kabul edilmeyecektir. Ve o, ahirette hüsrana düşenlerdendir.

  6. Âl-i İmrân suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 86. ayet. كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًا كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا۟ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.

    Mehmet Okuyan

    İman etmelerinden, Elçinin gerçek olduğuna şahit olmalarından ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra (hâlâ) inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola ulaştırır (ki)! Allah o zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:162, 217; Nisâ 4:134, 168; Muhammed 47:34.

    Mustafa İslamoğlu

    İman ettikten, Elçi'nin hak olduğuna şahit olduktan, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra inkara sapan bir toplumu Allah nasıl muvaffak eder? Çünkü Allah, zulme gömülen bir topluma asla rehberliğini bahşetmez.

    Muhammed Esed

    İman edip bu Elçi'nin hak olduğuna şahit olduktan ve hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra hakikati inkar etmeyi seçen bir halkı Allah nasıl doğru yola ulaştırır? Allah, böyle bir zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine açık deliller geldikten, Rasulün Hak olduğuna şahitlik edip iman ettikten sonra hakikati inkar eden bir topluluğa, Allah nasıl hidayet eder! Allah zulmedenler topluluğuna hidayet etmez.

    Ali Bulaç

    Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez.

    Ali Özek ve heyeti

    İman etmelerinden, Rasûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine açık kanıtlar gelmesine ve elçinin gerçek olduğuna tanık olmalarına karşın, nankörlük eden bir toplumu, Allah, nasıl doğru yola eriştirir? Çünkü Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip Peygamberin hak olduğuna şahit olduktan ve hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra hakikati inkar etmeyi seçen bir halkı, Allah nasıl doğru yola ulaştırır? Allah, böyle zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onayladıktan, elçinin doğru olduğuna tanık olduktan ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkar eden bir toplumu, ALLAH nasıl olur da doğruya iletir? ALLAH zalim toplumu hidayete ulaştırmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İman ettikten, elçinin doğru olduğuna tanık olduktan ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkar eden bir toplumu, ALLAH nasıl olur da doğruya iletir? ALLAH zalim toplumu hidayete ulaştırmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine açık deliller gelmiş ve peygamberin hak olduğuna şahitlik etmişken, inananların arkasından nankörlük edip inkara sapan bir milleti, Allah nasıl başarılı kılar! Oysa Allah, zulmedenler topluluğunu başarılı kılmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    nasıl muvaffak eder Allah? bir kavmi ki kendilerine beyyineler gelmiş ve Peygamberin hakk olduğuna şehadet getirmişler iken imanlarının arkasından nankörlük edib küfre sapmışlardır, halbuki Allah zalimler güruhunu muvaffak etmez

    Erhan Aktaş

    İman ettikten, Resul'ün Hakk olduğuna tanıklık ettikten ve kendilerine apaçık kanıtlar geldikten sonra, Kafir dipnot 1 olan bir halka, Allah nasıl doğru yolu gösterir? Allah, zalim olan bir halka doğru yolu göstermez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:4 ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman ettikten, Resul'ün Hakk olduğuna tanıklık ettikten ve kendilerine apaçık kanıtlar geldikten sonra, Kafir olan bir halka Allah nasıl doğru yolu gösterir? Allah, zalim olan bir halka doğru yolu göstermez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman ettikten, Rasul'ün Hakk olduğuna tanıklık ettikten ve kendilerine apaçık kanıtlar geldikten sonra, inkar eden bir kavme Allah nasıl hidayet eder? Allah, zalim olan bir topluma doğru yolu göstermez.

    Gültekin Onan

    Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları halde, inandıktan sonra küfreden bir kavmi Tanrı nasıl hidayete erdirir ? Tanrı zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine apaçık deliller gelmiş, o peygamberin şübhesiz bir hak olduğuna şahidlik de etmişler iken imanlarının arkasından küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir (Muvaffak eder)? Allah zaalimler güruhunu hidayete götürmez.

    İbni Kesir

    İman ettikten, peygamberlerin hak olduğunu gördükten ve kendilerine apaçık deliller geldikten sonra küfre sapan bir kavmi, Allah nasıl hidayete eriştirir? Ve Allah, zalimler güruhunu hidayete iletmez.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra kâfir olan bir topluluğa Allah nasıl hidayet eder? Allah zalim topluma hidayet etmez.

    Süleyman Ateş

    İman ettikten, Resul'ün hak olduğunu gördükten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkar eden bir topluma Allah nasıl yol gösterir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine açık belgeler geldikten ve Allah'ın elçisinin/Kitabının hak olduğuna şahit olarak inanıp güvendikten sonra da ayetleri görmezlikte direnen (kafir olan) bir topluluğu Allah hiç yola getirir mi? Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

    Şaban Britch

    İman edip, peygamberin hak olduğuna şahadet ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra kâfir olan bir topluluğa Allah nasıl hidayet eder? Allah zalimler toplumları hidayet etmez.

    Şaban Piriş

    İman etmelerinden ve Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah, hidayete nasıl eriştirir? Allah, zalim toplumu hidayete iletmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İmanlarından, resulün hak olduğuna tanıklık ettikten ve kendilerine ayan-beyan deliller geldikten sonra küfre sapmış bir topluluğa Allah nasıl kılavuzluk eder? Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.

  7. Âl-i İmrân suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 87. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

    Mehmet Okuyan

    İşte onların cezası, şüphesiz ki Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin onların üzerine olmasıdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [La‘net] kelimesi "uzaklaştırmak", "sevaptan uzak tutmak", "ilahi rahmet ve merhametten uzak tutmak" anlamına gelmekte ve gerçekleri gizleyenlerin rahmet ve merhametten uzak tutulacakları anlamını içermektedir. Lanet edenlerin kim olduklarıyla ilgili olarak da bunların melekler, peygamberler ve salih kişiler olduğu ifade edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların karşılığı, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğramak olacaktır:

    Muhammed Esed

    Onların karşılığı, Allah'ın, meleklerin ve bütün (dürüst ve erdemli) insanların lanetine uğramak olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Onların yaptıklarının getirisi; Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetidir (hepsinden ayrı düşmüşlerdir).

    Ali Bulaç

    İşte bunların cezası, Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lanetlerinin üzerine olmasıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.

    Ali Rıza Safa

    İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğramaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lanetine uğramalarıdır.

    Edip Yüksel

    Onlar, ALLAH'ın, meleklerin ve insanların toplu lanetini hak etmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, ALLAH'ın, meleklerin ve insanların toplu lanetini hakketmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte onlar! Cezaları; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerinde olmasıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    onlar, işte onların cezaları: Allahın, Meleklerin, insanların hepsinin la'neti üzerlerindedir

    Erhan Aktaş

    Böylelerinin cezası, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine dipnot 1 uğramalarıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlanmak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylelerinin cezası, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine dipnot 1 uğramalarıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylelerinin cezası, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğramalarıdır.

    Gültekin Onan

    İşte bunların cezası, Tanrı'nın, meleklerin ve bütün insanların lanetlerinin üzerine olmasıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Muhakkak, Allahın, meleklerin, bütün insanların la'neti onların tepesine. İşte onlar, onların cezaları!

    İbni Kesir

    İşte bunların cezası: Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların la'neti onların üzerinedir.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onların cezası, Allah’ın meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

    Süleyman Ateş

    İşte onların cezası: Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların la'neti onların üzerinedir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların cezası, Allah, melekler ve bütün insanlar tarafından dışlanmaktır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapça ‘lanet' kelimesinin Türkçe anlamı ‘dışlamaktır'. Ayette sadece Allah ve meleklerinin değil tüm insanların lanetleyeceği haber verilmektedir. Tüm insanlar diye buyrulduğuna göre bunlar(lanetleyenler) müslüman olsun veya olmasın tüm insanlar demektir. (Ali İmran 3/84 ve 87.) ayetler birlikte okunduğunda lanetlenen kimselerin müslüman(Allah'a teslim) olduktan sonra kafir olan kimseler olduğu açıktır. Kendisine müslüman diyen, ancak (Ali İmran 3/85.) ayet tanımında olduğu gibi uydurduklarını din edinmiş kimseler için Allah'ın bu ayetleri gereği lanetlenmek kaçınılmazdır. Kendilerine müslüman, yahudi veya hristiyan diyen ancak Allah'ın dinini terk edip, uydurduklarını din edinenlerin, dünyayı ne hale getirdikleri ortadadır. Kendilerini üstün görüp sömürgeciliği esas almış sözde yahudiler, kiliseyi tanrı edinmiş sözde hristiyanlar, kendilerinden olmayanı öldürmeyi cihad sayan sözde müslümanlar, insan toplumu tarafından sürekli lanetlenmektedir. Bu onların hem dünyadaki hem de ahiretteki cezalarındandır.

    Şaban Britch

    Onların cezaları, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

    Şaban Piriş

    Onların cezaları, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetini üzerlerinde taşımalarıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böylelerinin cezası: Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti üzerlerine!

  8. Âl-i İmrân suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 88. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar bu halde kalacaklar; ne azapları hafifletilecek ne de onlara süre tanınacaktır.

    Muhammed Esed

    Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de onlara bir mühlet tanınacak.

    Ahmed Hulusi

    Sonsuza dek bu şartlarda kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez ve onlarla ilgilenilmez.

    Ali Bulaç

    İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu lânete ebedî gömülüp gideceklerdir. Onların azapları ne hafifletilir ne de ertelenir.

    Ali Rıza Safa

    Sürekli onun içinde kalacaklardır. Ne cezaları azaltılacak ne de yardım edilecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar bu halde kalacaklar;ne azapları hafifletilecek ne de onlara bir mühlet tanınacak.

    Edip Yüksel

    Orada sürekli kalıcıdırlar; azapları hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada sürekli kalıcıdırlar; azapları hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonsuza kadar o lanetin içindedirler, azapları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ebediyyen onun içindedirler, azabları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez

    Erhan Aktaş

    Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

    Gültekin Onan

    İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar bunun (bu la'netin ve cehennemin) içinde ebedi kalıcıdırlar. Kendilerinden ne azab hafifletilir, ne de onlara (yüzlerine, suratlarına) bakılır.

    İbni Kesir

    Ebediyyen onun içindedirler. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara rahmet nazarıyla bakılmaz.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.

    Süleyman Ateş

    O(la'net)in içinde ebedi kalacaklardır. Onlardan azab hafifletilmeyecek ve onlara asla fırsat verilmeyecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sürekli dışlanmış olarak kalırlar. Azapları hafifletilmez, yüzlerine de bakılmaz.

    Şaban Britch

    Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.

    Şaban Piriş

    O lanette daimidirler. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara bakılmaz da.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O lanet içinde sürekli kalacaklardır. Ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yüzlerine bakılacaktır onların.

  9. Âl-i İmrân suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 89. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Ancak bundan sonra tevbe edip kendilerini düzeltenler hariçtir. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah imandan sonra küfre girenlere kapının tamamen kapanmadığını bildirmekte ve eğer tevbe edip durumlarını ıslah ederlerse onları bağışlayabileceğini müjdelemektedir. Bu bağlamda söz konusu kişilerin öncelikle [tâbû] yani "tevbe etmeleri, inkârdan vazgeçmeleri, kötülüklerin ve inkârın tersine yönelmeleri, yani iman etmeleri" gerektiği ifade edilmektedir. Tevbe, caiz olmayan şeyleri terk etmek ve gereken her şeyi yapmakla gerçekleşir. Tevbe "bir yanlıştan vazgeçip tersini yapmaya yönelmek" anlamına geldiği için, ayette ikinci sırada [aslehû] yani "ıslah etmek" ifadesi kullanılmaktadır. Yüce Allah'ın ifadesine göre imandan sonra küfre düşenler eğer inkârdan gerçek anlamda vazgeçerlerse, samimiyetle imana yönelirlerse onları da bağışlayabileceğini haber vermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:159-161; Nisâ 4:16-17, 146; Mâide 5:39; Nûr 24:5; Furkân 25:70-71; Neml 27:11.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama tevbe edenler ve durumlarını düzeltenler hariç; çünkü Allah'ın bağışı da, merhameti de tariflere sığmaz.

    Muhammed Esed

    Ama daha sonra tevbe edip kendilerini düzeltenler hariç tutulacaktır: Zira Allah, çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ancak, bu hallerinden sonra (yanlışlarını idrak edip) tövbe ederlerse ve ıslah olurlarsa (yanlışlarını düzeltirlerse), muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ancak bundan sonra tevbe edenler, 'salih olarak davrananlar' başka. Çünkü Allah, gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak, bundan sonra tevbe edenler ve hallerini düzeltip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Bundan sonra pişmanlık gösterenler ve kendisini düzeltenler başkadır. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak, daha sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler hariç tutulacaktır; zira Allah çok affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ancak, bundan sonra yönelip durumlarını düzeltenler başka. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak, bundan sonra yönelip durumlarını düzeltenler başka. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak onun arkasından tevbe edip gidişatlarını düzeltenler başka; çünkü Allah, bağışlayan ve çok esirgeyendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak, onun arkasından tevbe edib salaha girenler başka. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir

    Erhan Aktaş

    Ancak, bundan sonra tevbe dipnot 1 edip kendilerini düzeltenler hariç. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir (Bkz. 13:30). Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak, bundan sonra tevbe dipnot 1 edip kendilerini düzeltenler hariç. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dönüş yapmak: Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek, yaptığını telafi etmek. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak, bundan sonra tövbe edip dipnot 1 kendilerini düzeltenler hariç. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tövbeden kasıt, yapılan kötülükten fiilen vazgeçmektir.

    Gültekin Onan

    Ancak bundan sonra tevbe edenler, 'salih olarak davrananlar' başka. Çünkü Tanrı, gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Bundan sonra tevbe (ve rücu) ve (nefslerini) ıslah edenler müstesna. Çünkü Allah cidden (kusurları) örten, çok esirgeyendir.

    İbni Kesir

    Ancak bunun ardından tevbe edip islah edenler müstesnadır. Doğrusu Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler müstesnadır. Muhakkak ki Allah, çokça affedendir, çokça merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Ancak ondan sonra, tevbe edip uslananlar başka. Çünkü Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ancak bundan (kafirliklerinden) sonra tövbe edip /dönüş yapıp kendini düzeltenler bunun dışındadır. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptığı yanlışlardan vaz geçerek tövbe eden ve iyi işler yapmaya başlayan kişilerin işledikleri günah ne olursa olsun Allah onları bağışlar (Zümer 39/53). Bağışlamakla da kalmaz ayrıca onlara iyilik ve ikramda bulunur (Furkan 25/70-71). Burada sözü edilen günah, bütün delilleri görüp iman ettikten sonra kafir olma yani dinden dönme günahıdır. Bu ayetler (Al-i İmran 3/86-89) dinden dönen birine dünyevi ceza uygulanmayacağını gösterir. Dinden dönme eylemini, örgütlü bir hareket olarak yapanlara da dünyevi bir ceza uygulanmaz (Al-i İmran 3/72). Ayetler, bu kadar açık olmasına rağmen "Kim dinini değiştirirse onu öldürün." (Buhari, Cihad 149) şeklinde uydurulan bir rivayete dayanılarak dinden dönene ölüm cezasının verilmesi, mezhepler tarafından kabul edilmiş ve yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Halbuki ayetler, böyle birinin, ömür boyu tövbe etme hakkına sahip olduğunu bildirmektedir. İşte Kur'an'ın tanıdığı din hürriyeti budur (Bakara 2/256, Nisa 4/51, Maide 5/13, Yunus 10/99).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ölmeden) Dönüş yapıp kendini düzelten olursa başka. Allah onları bağışlar ve iyilikte bulunur.

    Şaban Britch

    Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler müstesnadır. Allah, affedendir, merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler müstesnadır. Allah, affedendir, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ondan sonra tövbe edip hallerini düzeltenler müstesna. Hiç şüphesiz, Allah, çok affedici, çok merhametlidir.

  10. Âl-i İmrân suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 90. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    İmandan sonra inkâr edip sonra da inkârda ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmez. dipnot 1 İşte onlar sapkınların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nisâ 4:137.

    Mustafa İslamoğlu

    İman etmelerinin ardından inkara sapıp, sonra da inkarda ileri gidenlere gelince: Onların tevbesi kabul olunmayacaktır; işte asıl sapıklar onlardır.

    Muhammed Esed

    İmana erdikten sonra hakikati inkara kalkışanlara ve sonra hakikati reddetmede (daha büyük bir inatla) ısrar edenlere gelince, şüphesiz, onların (diğer günahlardan dolayı) tevbeleri kabul edilmeyecektir; işte onlar gerçek sapkınlardır.

    Ahmed Hulusi

    İmanlarından sonra hakikati inkar edip, inkarlarında ısrarlı olanların tövbeleri asla kabul edilmez. İşte onlar sapanların ta kendileridir.

    Ali Bulaç

    Doğrusu, imanlarından sonra inkar edenler, sonra inkarlarını arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir.

    Ali Özek ve heyeti

    İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, inandıktan sonra nankörlük eden, ardından nankörlüklerini artıranların pişmanlıkları asla kabul edilmez. Gerçek sapkınlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnandıktan sonra hakikati inkara sapıp inkarcılıkta daha da ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridirler.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylamalarından sonra inkar edip de inkarlarında ileri gidenlerin tövbeleri kabul edilmez; onlar artık tümüyle sapmış demektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İmanlarından sonra inkar edip de inkarlarında ileri gidenlerin tevbeleri kabul edilmez; onlar artık tümüyle sapmış demektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kesinlikle inanmalarının arkasından inkara sapmış, sonra da inkarcılıkta ileri gitmiş olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, hep sapıklık içinde kalmış kişilerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    elbette imanlarının arkasından küfretmiş sonra da küfürde ileri gitmiş kimselerin tevbeleri kabul olunmak ihtimali yoktur, bunlar hep dalal içinde kalmış sapıklardır

    Erhan Aktaş

    İman ettikten sonra dipnot 1 Kafir dipnot 2 olup ve küfürlerinde dipnot 2 ısrarcı olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapkın olanlardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Emin olduğu halde.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman ettikten sonra dipnot 1 kafir dipnot 2 olup ve küfürlerinde dipnot 2 ısrarcı olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapkın olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Emin olduğu halde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Gültekin Onan

    Doğrusu, inandıktan sonra küfredenler, sonra küfrlerini arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar sapıkların ta kendileridir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, imanlarının arkasından küfretmiş, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    İman ettikten sonra küfredip de, küfürleri artanların tevbeleri kabul edilmez. İşte onlar sapıkların kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman ettikten sonra kâfir olup küfürlerini arttıranların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki, inandıktan sonra inkar ettiler, sonra inkarları arttı; onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvendikten sonra kafir olan ve kafirliklerini artıranların (ölüm gelince yapacakları) tövbeleri /dönüşleri dipnot 1 asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar yoldan sapmış olanlardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu tövbe /dönüş, ölmekte olan kişinin tövbesidir (Müminun 23/99-100). Bunun örneği Firavun'dur (Yunus 10/90-91, Neml 27/14). Ölüm gelmeden tövbe edenin tövbesi kabul edilir (Nisa 4/17-18).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvendikten sonra kafir olan (ayeti görmezlikten gelen) ve kafirliği sürdürenlerin (ölünce yapacakları) dönme istekleri dipnot 1 kabul edilmez. İşte yoldan çıkanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu dönüş (tevbe) ölen kişinin kabirdeki tevbesidir. Çünkü bir önceki ayette (89) kafirlerin hangi tevbesinin kabul edileceği, hemen sonrasındaki ayette (91) kafir olarak ölenlerin teklif edeceği hiçbir fidyenin kabul edilmeyeceği belirtilmektedir.

    Şaban Britch

    İman ettikten sonra kâfir olup, küfürlerini artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.

    Şaban Piriş

    İman ettikten sonra inkar edip, inkarlarını artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İmanlarından sonra küfre sapmış, sonra da küfürde daha da azıtmış olanların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, sapıkların ta kendileridir.

  11. Âl-i İmrân suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 91. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم مِّلْءُ ٱلْأَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ ٱفْتَدَىٰ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya -dünya dolusu altını fidye olarak verse bile- (bu fidye) hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır; onların yardımcıları da yoktur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda direnenler ve inkara saplanmış halde ölen kimselere gelince: Yeryüzünün bütün hazinelerini verseler bile, onlardan kurtuluş akçesi kabul edilmeyecektir: işte onlar içindir acıklı azap ve onlara yardım eden de çıkmayacaktır.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olanlara ve hakikat inkarcısı olarak ölenlere gelince, yeryüzünün bütün altınları (bile) onların fidyelerini karşılayamaz. İşte onlar için acıklı bir azap vardır ve kendilerine yardım edecek hiç kimse bulamayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki hakikat bilgisini inkar ederler ve bu inkar ile ölürler; arz dolu altını olup da fidye olarak (kurtulmak için) vermeyi düşünseler, bu asla kabul olmaz. Onlar için feci bir azap vardır ve kimse de onlara yardımcı olmaz.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiç birisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır, hiç yardımcıları da yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, nankörlük ederek, nankörler olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzü dolusu altını olsa ve onu kurtulmalık olarak verse bile asla kabul edilmez. İşte onlar için, acı bir ceza vardır. Üstelik onlar için, bir yardımcı yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçekten inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altın verecek olsa dahi, onların hiçbirinden fidye kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır, hiç yardımcıları da olmayacaktır.

    Edip Yüksel

    İnkar edip inkarcı olarak ölenler, dünya dolusu altını fidye olarak verseler dahi kendilerinden kabul edilmeyecektir. Onlar acıklı bir azabı hak ettiler ve hiçbir yardımcıları da olmayacak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip inkarcı olarak ölenler, dünya dolusu altını fidye olarak verseler dahi kendilerinden kabul edilmeyecektir. Onlar acıklı bir azabı hakkettiler ve hiç bir yardımcıları da olmayacak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnkar etmiş ve inkarcı olarak ölüp gitmiş kimselerin her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verecek de olsa, bu onların hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. Onların hakkı elim bir azaptır ve kendilerini kurtaracak da yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    küfretmiş ve kafir oldukları halde ölüb gitmiş kimseler, her halde bunların her biri kendini kurtarmak için Dünya dolusu altın verecek dahi olsa hiç birinden kabul edilmek ihtimali yoktur, bunların hakkı elim bir azabdır ve kendilerini kurtaracak da yoktur

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz Kafir olup, Kafir olarak ölenler; kurtulmak için yeryüzü dolusu altını fidye olarak verseler de onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz Kafir olup, Kafir olarak ölenler; kurtulmak için yeryüzü dolusu altını fidye olarak verseler de onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayarak nankörlük edip de kafir olarak ölenler; kurtulmak için yeryüzü dolusu altını fidye olarak verseler de onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiç birisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, küfredenler ve kendileri kafir olarak ölenler (yok mu?) onlardan hiç birinin (bilfarz) yer yüzünü dolduracak mıkdardaki altını dahi — onu feda etse — kat'iyyen makbul olmaz. İşte onlar! Pek acıklı bir azab onların (hakkı) dır. Kendilerinin hiç bir yardımcıları da yokdur.

    İbni Kesir

    Doğrusu küfredip de, kafir olarak ölenler, yeryüzü dolusu altını fidye verecek olsalar yine de hiç birinden kabul edilmez. Onlar için elim bir azab vardır. Ve onların hiç yardımcıları da yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz, kâfir olup bu halde kâfir olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için hiçbir yardımcı da yoktur.

    Süleyman Ateş

    İnkar edip kafir olarak ölenler, dünya dolusu altın fidye vermiş olsa dahi hiçbirinden kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır ve onların hiçbir yardımcıları yoktur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (İnandıktan sonra) Kafir olan ve kafir olarak ölenlerden biri, yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye verebilecek olsa kabul edilmez. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır. Onlara yardım edecek bir kimse de olmaz.

    Şaban Britch

    Evet, kâfir olup bu halde kâfir olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için bir yardımcı da yoktur.

    Şaban Piriş

    Evet, inkar edip, kafir oldukları halde ölenlerin hiç birinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için bir yardımcı da yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gerçeği örtüp de küfre sapmış olarak ölenlere gelince, onların her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verse de asla kabul edilmeyecektir. Korkunç bir azap vardır onlar için. Hiçbir yardımcıları olmayacaktır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.