Ankebût suresi

Ankebût suresi, 2. ayet

Ankebût suresi, 2. ayet. أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوٓا۟ أَن يَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

eḥasibe-nnâsü ey yütrakû ey yeḳûlû âmennâ vehüm lâ yüftenûn.

Diyanet İşleri

İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 1–5 · surenin 2. ayeti / 69

Konu İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar Ankebût 1–13 3

  1. Ankebût 1

    Elif Lam Mim.

  2. 2

    İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.

  3. Ankebût 3

    Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.

  4. Ankebût 4

    Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!

  5. Ankebût 5

    Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–3. ayetler için yazılmıştır.

1-3. Yüce Allah, hikmetinin mükemmeliğini söz konusu etmekte ve “Ben mü’minim” diyerek kendisinin mü’min olduğunu iddia eden herkesin, türlü sıkıntı ve imtihanlardan yana sürekli bir esenlikte bulunmalarının, imanlarını ve imanlarına bağlı tali hususları sınamadan geçirecek birtakım sıkıntılara maruz kalmamalarının da hikmetine aykırı olduğunu haber vermektedir.

Çünkü eğer durum böyle olsaydı kimin doğru, kimin yalan söylediği, kimin haklı, kimin batıl bir iddiada bulunduğu ortaya çıkmaz ve bunlar birbirlerinden ayırt edilemezdi. Ancak Yüce Allah’ın gerek öncekilerde, gerekse bu ümmetteki ilâhî âdeti/kanunu, onları bollukla, darlıkla, zorlukla, kolaylıkla, hoşa giden ve gitmeyen şeylerle, zenginlikle, fakirlikle, düşmanların kimi hallerde kendilerine galip gelmesiyle, düşmanlara karşı söz ve fiille cihad etmekle vb. gibi türlü imtihanlarla sınamak şeklinde cereyan etmiştir. Bu imtihanların hepsi de ya akideye arız olan şüpheler ya da iradeye arız olan arzu ve isteklerle ilgilidir.

Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde imanı sarsılmayan, sahip olduğu hak ile bu şüpheleri bertaraf eden, masiyet ve günahlara çağıran ve bunları işlemeyi gerektiren yahut da Allah’ın ve Rasûlünün emrettiklerinden uzaklaştıran arzu ve istekleri başgösterdiği takdirde imanın gereğini yerine getirip bu arzularına karşı mücahade eden bir kimsenin ruh hali, elbette ki imanının doğruluğuna ve kuvvetine bir delildir. Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde kalbi, şüphe ve tereddütten etkilenen, arzularla karşı karşıya kaldığı vakit de masiyetlere yönelen ya da yerine getirmesi gereken görevlerinden uzak kalan kimsenin bu hali ise imanının doğru olmadığına ve bu konudaki iddiasının gerçek olmadığına delildir.

Bu konuda ise insanlar, ancak Yüce Allah’ın bilebileceği çok çeşitli derecededirler. Kimisi bu konularda aşağılarda, kimisi de oldukça yukarılardadır. Yüce Allah’tan bizlere dünya ve âhiret hayatında sarsılmaz söz (kelime-i tevhid) ile sebat vermesini, dini üzere kalplerimizi sabit tutmasını dileriz. Nefislerin sınanıp imtihan edilmeleri, nefislerdeki kötülüğü iyiliklerden ayırt eden demirci körüğü mesabesindedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İnsanlar “Allah'a iman ettik." diyerek gerçek bir Mümin olduklarını ortaya çıkaran bir imtihana uğramadan bırakılacaklarını mı sandılar? Asla bu iş onların zannettiği gibi değildir.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَحَسِبَ ehasibe -mı sandılar? kök: حسب
  2. ٱلنَّاسُ n-nasu insanlar kök: نوس
  3. أَن en
  4. يُتْرَكُوٓا۟ yutraku bırakılacaklarını kök: ترك
  5. أَن en
  6. يَقُولُوٓا۟ yekulu demekle kök: قول
  7. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  8. وَهُمْ ve hum onlar
  9. لَا la hiç
  10. يُفْتَنُونَ yuftenune sınanmadan kök: فتن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Yoksa; Allah içinizden, Allah'tan, Resulünden ve mü'minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Hesap

    Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

İnsanlar yalnızca "İman ettik" demekle, sınanıp denenmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?

Muhammed Esed

İnsanlar, (sadece) "İnandık!" demeleriyle bırakılacaklarını ve sınava çekilmeyeceklerini mi sanıyorlar?

Ahmed Hulusi

İnsanlar denenip (kendilerince) ne olduklarının sonucu görülmeden "İman ettik" lafıyla kurtulacaklarını mı sandılar!

Ali Bulaç

İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?

Ali Özek ve heyeti

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?

Ali Rıza Safa

İnsanlar, "İnandık!" demeleriyle bırakılacaklarını ve sınanmayacaklarını mı sandılar?

Bayraktar Bayraklı

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?

Edip Yüksel

İnsanlar, sadece "Gerçeği onayladık" demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnsanlar, sadece 'İnandık' demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnsanlar: "İnandık! demeleriyle bırakılıp da imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Sandı mı o insanlar "inandık" demeleriyle bırakılacaklar da imtihan edilmiyecekler?

Erhan Aktaş

İnsanlar, iman ettik demekle fitnelendirilmeden dipnot 1 bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsanlar, inandık demekle fitnelendirilmeden dipnot 1 bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsanlar, inandık demekle fitnelendirilmeden dipnot 1 bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Samimiyet sınavından geçmeden, güçlerini, mallarını ve imkan-larını nasıl kullanacakları belli olmadan.

Gültekin Onan

İnsanlar, (sadece) "inandık" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?

Hasan Basri Çantay

İnsanlar (yalınız) inandık demeleriyle bırakılıvereceklerini, kendilerinin imtihaana çekilmiyeceklerini mi sandı (lar)?

İbni Kesir

Yoksa, insanlar; inandık demeleriyle bırakılıvereceklerini ve kendilerinin denenmeyeceklerini mi sandılar.

Mehmet Alagaş

(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

İnsanlar; “İman ettik.” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar?

Süleyman Ateş

İnsanlar yalnız "inandık" demekle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?

Süleymaniye Vakfı

İnsanlar, sadece "inanıp güvendik" dediler diye zorlu imtihanlardan geçirilmeden dipnot 1 kendi hallerine bırakılacaklarını mı sanıyorlar dipnot 2 ?

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu insanlar, inandık deyince rahat bırakılacaklarını, sıkıntıya sokulmayacaklarını mı sanıyorlar?

Şaban Britch

İnsanlar “İman ettik” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar?

Şaban Piriş

İnsanlar "iman ettik" demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do people think that just because they express their thoughts in words and say: "In all things O Allah, our Creator, We do conform our will to Your blessed will" that they will be left untested!

Abdul Haleem

Do people think they will be left alone after saying ‘We believe’ without being put to the test?

Abdullah Yusuf Ali

Do men think that they will be left alone on saying, "We believe", and that they will not be tested?

Abul A'la Maududi

Do people think that they will be let go merely by saying: "We believe," and that they will not be tested, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    When this thing was said, the conditions prevailing in Makkah were extremely trying. Whoever accepted Islam was made a target of tyranny and humiliation and persecution. If he was a slave or a poor person, he was beaten and subjected to unbearable tortures. If he was a shopkeeper or artisan, he was made to suffer economic hardships, even starvation. If he was a member of an influential family, his own people would tease and harass him in different ways and make life difficult for him. This had created an atmosphere of fear and fright in Makkah, due to which most people were afraid of believing in the Prophet (peace be upon him) although they acknowledged him to be a true Prophet (peace be upon him) in their hearts; and some others who believed would lose heart soon afterwards and would submit and yield to the disbelievers when they confronted dreadful persecutions. Though these trying circumstances could not shake the determination of the strong willed companions, naturally they also were sometimes overwhelmed by an intense feeling of anxiety and distraction. An instance of this is found in the tradition of Khabbab bin Arat (may Allah be pleased with him), which has been related by Bukhari, Abu Daud and Nasai. He says, "During the time when we had become tired of our persecution by the mushriks, one day I saw the Prophet (peace be upon him) sitting in the shade of the wall of the Kabah. I went up to him and said, O Messenger of Allah, don’t you pray for us. Hearing this, his face became red with feeling and emotion, and he said, The believers who have gone before you had been subjected to even greater persecutions. Some one of them was made to sit in a ditch in the earth and was sawed into two pieces from head to foot. Someone’s joints were rubbed with iron combs so as to withhold him from the faith. By God, this mission will be accomplished and the time is not far when a person will travel without apprehension from Sana to Hadramaut and there will be none but Allah Whom he will fear."

Aisha Bewley

Do people imagine that they will be left to say, ‘We have iman,’ and will not be tested?

Al-Hilali & Khan

Do people think that they will be left alone because they say: "We believe," and will not be tested.

Ali Quli Qarai

Do the people suppose that they will be let off because they say, ‘We have faith,’ and they will not be tested?

Amatul Rahman Omar

Do the people think that they will be left alone and not tried with hardships for the mere fact that they profess belief.

Arthur John Arberry

Do the people reckon that they will be left to say 'We believe, ' and will not be tried?

Bijan Moeinian

Do people think that by saying "I believe", they will be considered as believers without going though any test of hardship? [Actually, those who submit themselves to the torture and do not deny their beliefs are the true believer]

E. Henry Palmer

Do men then reckon that they will be left alone to say, 'We believe,' and not be tried?

Edip-Layth

Did the people think that they will be left to say, "We acknowledge" without being put to the test?

George Sale

Do men imagine that it shall be sufficient for them to say, we believe; while they be not proved?

Hamid S. Aziz

ALIF LAM MIM.

Mahmoud Ghali

Does mankind reckon that they will be left to say, "We believe" and will not be tempted?

Marmaduke Pickthall

Do men imagine that they will be left (at ease) because they say, We believe, and will not be tested with affliction?

Mohamed Ahmed - Samira

Do men think they will get away by saying: "We believe, " and will not be tried?

Muhammad Asad

DO MEN THINK that on their [mere] saying, "We have attained to faith", they will be left to themselves, and will not be put to a test?

Mustafa Khattab

Do people think once they say, "We believe," that they will be left without being put to the test?

Progressive Muslims

Did the people think that they will be left to Say: "We believe" without being put to the test

Rashad Khalifa

Do the people think that they will be left to say, "We believe," without being put to the test?

Sahih International

Do the people think that they will be left to say, "We believe" and they will not be tried?

Sam Gerrans

Do men think they will be left to say: “We believe,” and will not be subjected to means of denial?

Shabbir Ahmed

Do people think that they will be left (at ease) simply because they say, "We believe", and will not be put to a test? (Nay! Mere belief such as belief in Blood Atonement will never suffice for Salvation and Success (2:214), (3:141), (9:16), (33:10)).

Syed Vickar Ahamed

Does mankind think that by (just) saying, "We believe," they will be left alone and that they will not be tested?

Taqi Usmani

Do people think that they will be left (at ease) only on their saying, "We believe" and will not be put to any test?

The Monotheist Group

Did the people think that they will be left to say: "We believe" without being put to the test?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 2. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 2. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 2. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩