Diyanet İşleri
Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Bakara suresi
Bakara suresi, 270. ayet. وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُم مِّن نَّذْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُهُۥ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
vemâ enfaḳtüm min nefeḳatin ev neẕertüm min neẕrin feinne-llâhe ya`lemüh. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.
Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnfakın örnekleri ve âdâbı Bakara 261–274 3
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.
Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah'ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 270–271. ayetler için yazılmıştır.
270. Yüce Allah şunu haber vermektedir: İnfak edenler her ne infak ederlerse yahut sadaka verenler ne verirlerse veya adakta bulunanlar neyi adarlarsa şüphesiz Allah onu bilir. Yüce Allah’ın bunları bildiğini haber vermesi, bunların karşılığını vereceğine ve Yüce Allah’ın nezdinde zerre ağırlığınca hiçbir şeyin kaybolmadığına delildir. Ayrıca O, kuldan sadır olan iyi veya kötü niyeti de bilir.
Allah’ın kendilerine farz kıldıklarını vermeyen yahut da Allah’ın kendilerine haram kıldığı şeyleri işleme cesaretini gösteren zalimlere, Allah’a karşı yardım edebilecek ve onları azaptan koruyabilecek hiç kimse yoktur, böylelerinin cezalandırılmaları kaçınılmazdır.
271. Yüce Allah şunu haber vermektedir: Sadaka veren kişi sadakasını açıktan verirse bu güzeldir, eğer onu gizli bir şekilde verir de fakire öylece teslim ederse böylesi daha faziletlidir. Çünkü fakire verilen sadakayı gizlice vermek ona ikinci bir iyiliktir. Aynı şekilde böyle bir tutum ihlâsın kuvvetine de delildir. Zaten Yüce Allah’ın hiçbir gölgenin olmadığı bir günde kendi özel gölgesinde barındıracağı yedi kişiden birisi de: “Sadakayı sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizleyen” kimsedir.
Yüce Allah’ın: “Şâyet onları gizler ve fakirlere verirseniz, işte bu, sizin için daha hayırlıdır” buyruğunda oldukça incelikli bir mana vardır. O da şudur: Sadakayı -eğer fakire verilecek olursa- gizli saklı vermek onu açıktan vermekten daha hayırlıdır. Şâyet herhangi bir hayır yoluna infak yapılacak olursa âyet-i kerimede böyle bir sadakanın gizli saklı verilmesinin daha faziletli olduğuna dair delil olacak bir şey yoktur. O nedenle bu hususta şeriatın kaideleri, maslahat neyi gerektiriyorsa ona riâyet edileceğini göstermektedir. Hatta bazı hallerde başkalarına örnek ve önder olmak, onları da hayır ameller işlemeye teşvik etmek söz konusu olacaksa sadakayı açıktan vermek daha hayırlı olabilir.
Yüce Allah’ın: “(Böylece) O, günahlarınızın bir kısmını da bağışlar” buyruğunda da şu hususa işaret edilmektedir: Sadakalarda iki kazanç bir arada bulunur: Hayrın hâsıl olması ki bu da hasenatın, mükâfaatın ve ecrin çokluğudur. Bir de günahların bağışlanması sureti ile dünyevi ve uhrevi kötülüklerin ve belaların defedilmesidir.
“Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.” O nedenle de hikmetine uygun olarak herkese ameline göre karşılık verecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'ın rızasını kazanmak kastı ile az ya da çok olarak yaptığınız her harcama yahut sizlere farz olmamasına rağmen kendiliğinizden, isteyerek yerine getirdiğiniz hayırlı nafile ameller yüce Allah tarafından bilinmektedir. O'nun katında bunlardan hiçbir şey zayi olmaz. O, bunların karşılığını en büyük şekilde verecektir. Üzerlerine farz olan sorumlulukları yerine getirmeyen ve Allah'ın sınırlarını aşan zalimlerin kıyamet günü kendilerinden azabı savacak hiç bir yardımcıları yoktur.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Kitap ehlinden o inkar eden kardeşlerine, "Yemin ederiz ki, siz (Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar.…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki Allah yaptığınız her infakı (harcamayı) ve adadığınız her adağı bilir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. dipnot 1
Başkaları için her ne harcama yaparsanız yapın, ya da (bu niyetle) her ne adarsanız adayın Allah onu mutlaka bilir; ama (hayrı engelleyen) zalimler, yardım edecek kimse bulamayacaklar.
Çünkü, başkaları için her ne harcarsanız ve neyi (harcamak için) adarsanız, Allah onu mutlaka bilir. Ve (hayırda bulunmayı engelleyerek) zulüm işleyenler, kendilerine yardım edecek kimse bulamazlar.
Her ne nafaka verdiyseniz veya ne vermeyi adadıysanız, muhakkak Allah onu bilir (sonucunu yaşatır). Ama zalimlere bir yardımcı yoktur.
Her neyi nafaka olarak infak eder ve adak olarak neyi adarsanız, muhakkak Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı muhakkak Allah bilir. Zalimler için hiç yardımcı yoktur.
Allah, yardımlaşmak amacıyla yaptığınız her paylaşmayı veya adadığınız her adağı kesinlikle bilir. Haksızlık yapanların ise yardımcıları yoktur.
Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı elbette Allah bilir. Zalimler için yardımcı yoktur.
ALLAH ettiğiniz her ekonomik yardımı, adadığınız her adağı bilir. Zalimlerin yardımcısı yoktur.
ALLAH ettiğiniz her ekonomik yardımı, adadığınız her adağı bilir. Zalimlerin yardımcısı yoktur.
Her ne nafaka verdiniz veya ne adak adadınızsa, herhalde Allah onu bilir. Fakat zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Her ne nefaka verdiniz veya ne adak adadınızsa her halde Allah onu bilir fakat zalimlerin yardımcıları yoktur
Nafaka dipnot 1 olarak neyi infak dipnot 2 eder veya adak olarak neyi adarsanız, Allah onu bilir. Zulmedenlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Nafaka dipnot 1 olarak neyi infak dipnot 2 eder veya adak olarak neyi adarsanız, Allah onu bilir. Zulmedenlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Nafaka dipnot 1 olarak neyi infak dipnot 2 eder veya adak olarak neyi adarsanız, Allah onu bilir. Zulmedenlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Her neyi nafaka olarak infak eder ve adak olarak neyi adarsanız, muhakkak Tanrı onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Nafakadan ne harcadınız, yahud adakdan ne adadınızsa muhakkak Allah onu bilir. Zaalimlerin hiç bir yardımcıları yokdur.
Nafakadan ne harcadınız ise veya adaktan ne adadınızsa; şüphesiz ki Allah onları bilir. Zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur.
(265-274) Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek / rızasını kazanmak ve kendilerini sebatkar etmek için mallarını infak edenlerin misali tümsekte duran bir bahçe misali gibidir. Ona yağmur yağmış ve iki kat yemiş vermiştir , ona yağmur yağmasa da çiseli haldedir, Allah yaptıklarınızı görür. Herhangi biriniz, altlarından nehirler akan hurma ve üzüm bahçeleri varken ürünlerinin hepsi de ona aitken, ona yaşlılık nasip olduğunda, neslinin / zürriyetinin zayıf kalmasını, ayrıca içinde ateş olan bir kasırganın da bahçesini yakmasını arzu eder mi? İşte bu şekilde Allah ayetlerini açıklıyor ki böylelikle belki fikir üretirsiniz. (Malların hepsi benim diyenin çoluğu çocuğu aç kalır , gösteriş ve eza içeren vermeler ise bahçeyi yakıp kavuran ateşli kasırgadır) Ey iman edenler, kazandıklarınızın hoş olanlarından ve sizin için arzda çıkardıklarımızdan verin, onların pis / habis olanlarını infak etmek için yeltenmeyin. Size verildiğinde gözünüz kapalıyken bile alabileceğiniz şeyleri verin, Bilin ki Allah muhakkak ki zengindir, övülendir. Şeytan size fakirliği vaat eder ve iğrençliği / hayasızlığı size emreder, Allah ise size kendi tarafından bağışlanmayı ve bolluğu / fazlı vaat eder, Allah kapsayıcıdır/ geniştir, bilendir. İstediğine gerekçeyi / hikmeti verir ve kime hikmet verilirse de kesin olan şu ki ona büyük bir iyilik / hayır verilmiştir , Akıl ulularından başkası hatırlayıp anmaz. Mal olarak / nafaka olarak neyi harcasanız veya adak olarak neyi adarsanız (olursa koç keseceğim) Allah onu bilir. Zalimlere yardım yoktur. (Sadaka, zekât, adak ve mehirde sen sadece veriyorsun yiyemiyorsun dahi harcamayı verdiğin kişi yapıyor nafakada infakta ise sen başkası için harcamada bulunuyorsun) Eğer sadakalarınızı görünür şekilde verirseniz (övülen niğma kelimesi, bi’sa kınanan kelimesinin zıddıdır) o bir nimettir, eğer onu gizleyerek fakirlere verirseniz o sizin için daha iyidir / daha hayırlıdır , s izin kötülüklerinizi örtüyor, yok ediyor. Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Onların yola girmeleri / hidayete ermeleri senin üzerine vazife değil ve fakat Allah istediğine kılavuzluk eder / yola iletir. İyilikten ne infak ederseniz kendiniz içindir , ancak Allah’ın yüzüne erişmek / ulaşmak için verirsiniz, iyilikten ne infak ederseniz size tam tamına karşılığı ödenir, zulmedilmezsiniz. Allah yolunda kendilerini izole eden / sınırlandıran / hapseden o fakirler; arzda darbelemeye / yere vurmaya güç yetiremezler, cahil biri onları çekingen davranışlarından dolayı zengin hesap eder / zengin olarak değerlendirir , onları yüzlerinden / simalarından tanırsın, aşırı ısrarcı olup insanlardan isteyemezler, İyilikten her neyi infak ederseniz kesinlikle Allah, onu bilendir. Gizli ve belirgin / aleni, gece ve gündüz infak edenler, işte onların ücretleri / ecirleri Allah yanındadır. (Gidince alacaklar) Onlara korku yoktur onlara hüzün de yoktur.
Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı muhakkak Allah bilir. O gün zalimler için hiç bir yardımcı yoktur.
(Allah için) yaptığınız her harcamayı yahut adadığınız her adağı Allah bilir. Zalimlerin yardımcısı yoktur.
Ne tür bir harcama yaparsanız veya nasıl bir adak adarsanız dipnot 1 Allah onu muhakkak bilir. dipnot 2 Yanlış yapanların yardımcıları olmaz.
Ne tür bir harcama yapsanız ne gibi bir adakta bulunsanız, onu Allah bilir. Yanlış yapanların yardımcıları olmaz.
Nafakadan her ne infak etmiş veya adaktan ne adamışsanız, şüphesiz Allah onu bilir. O gün zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.
Nafakadan her ne infak etmiş veya adaktan ne adamışsanız, şüphesiz Allah onu bilir. O gün zalimler için hiç bir yardımcı yoktur.
Hayır olarak harcadığımız, adak olarak adadığınız her şeyi, Allah mutlaka bilir. Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır.
And whatever large or small amount you spend in divine service or whatever you vow to solemnly undertake, comes to Allah’s knowledge. And the wrongful shall have no guiding protectors to help them Hereafter.
Whatever you may give, or vow to give, God knows it well, and those who do wrong will have no one to help them.
And whatever ye spend in charity or devotion, be sure Allah knows it all. But the wrong-doers have no helpers.
Allah knows whatever you spend or whatever you vow (to spend). The wrong-doers have none to succour them. dipnot 1
Whatever amount you spend or vow you make, Allah knows it. The wrongdoers have no helpers.
And whatever you spend for spendings (e.g., in Sadaqah - charity for Allâh’s Cause) or whatever vow you make, be sure Allâh knows it all. And for the Zâlimûn (wrong-doers) there are no helpers.
Whatever charity you may give, or vows that you may vow, Allah indeed knows it, and the wrongdoers have no helpers.
Whatever things worthy to be spent you spend and whatever vow for the performance of non obligatory act of goodness you take, Allah knows it well. As for the wrongdoer they shall have no helpers.
And whatever expenditure you expend, and whatever vow you vow, surely God knows it. No helpers have the evildoers.
God knows anything that you spend on charity or any charitable pledge that you fulfill. As for the unjust people, they do not have any to help them.
Whatever expense ye expend, or vow ye vow, God knows it; but the unjust have no helpers.
Whatever you spend out of your monies, or whatever you pledge as a promise, certainly, God knows it. The wicked have no supporters.
And whatever alms ye shall give, or whatever vow ye shall vow, verily God knoweth it; but the ungodly shall have none to help them.
Whatever alms you expend, or vow you swear, Allah knows it; but the unjust have no helpers.
And whatever expenditure you expend or whatever vow you vow, then surely Allah knows it; and in no way (can) the unjust have any vindicators.
Whatever alms ye spend or vow ye vow, lo! Allah knoweth it. Wrong-doers have no helpers.
Whatsoever you give away in alms or vow as offering, is all known to God; but the wicked will have none to help them.
For, whatever you may spend on others, or whatever you may vow [to spend], verily, God knows it; and those who do wrong [by withholding charity] shall have none to succour them.
Whatever charities you give or vows you make are surely known to Allah. And the wrongdoers will have no helpers.
And whatever you spend out of your monies, or whatever you pledge as a promise, then God knows it. The wicked have no supporters.
Any charity you give, or a charitable pledge you fulfill, GOD is fully aware thereof. As for the wicked, they will have no helpers.
And whatever you spend of expenditures or make of vows - indeed, Allah knows of it. And for the wrongdoers there are no helpers.
And what you spend of an expenditure or make of a pledge, God knows it. And there are for the wrongdoers no helpers.
Whatever you spend on others or whatever pledge you make, Allah knows it. Those who do wrong by withholding charity shall have none to help them.
And whatever you spend in charity or in love, be sure Allah knows it all. But the wrongdoers have no helpers.
Whatever expenditure you spend and whatever vow you make, Allah knows all of it, and for the unjust, there are no supporters.
And whatever you spend out of your monies, or whatever you pledge as a promise, then God knows it. The wicked have no supporters.