Hûd suresi

Hûd suresi, 87. ayet

Hûd suresi, 87. ayet. قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِىٓ أَمْوَٰلِنَا مَا نَشَٰٓؤُا۟ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلْحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ

ḳâlû yâ şu`aybü eṣalâtüke te'müruke en netruke mâ ya`büdü âbâünâ ev en nef`ale fî emvâlinâ mâ neşâ'. inneke leente-lḥalîmü-rraşîd.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 84–90 · surenin 87. ayeti / 123

Konu Şu'ayb ve Medyen halkı Hûd 84–95 3

  1. Hûd 84

    Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."

  2. Hûd 85

    "Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

  3. Hûd 86

    "Eğer inanan kimselerseniz Allah'ın bıraktığı helal kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim."

  4. 87

    Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."

  5. Hûd 88

    Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben sadece O'na tevekkül ettim ve sadece O'na yöneliyorum."

  6. Hûd 89

    "Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hud kavminin yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lut kavmi sizden uzak değildir."

  7. Hûd 90

    "Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

87. Onlar, bu sözleri peygamberleri ile alay etmek ve onun çağrısını kabul etmelerinin uzak bir ihtimal olduğunu anlatmak üzere söylemişlerdi. Sözlerinin anlamı şudur: “Bize bunları yasaklamanı gerektiren şey, namaz kılman, Allah’a ibadet etmendir. Sen, böyle olsan dahi acaba bu, bizim atalarımızın tapındıklarını terk etmemizi gerektirir mi? Çünkü bu isteğine dair tek delil, onun sana uygun düşmesidir. Biz nasıl olur da sana uyup akıl ve fikir sahibi geçmiş atalarımızın yolunu terk ederiz? Aynı şekilde senin bize söylediklerin, bizim mallarımızda dediğin şekilde ölçü ve tartıları eksiksiz yapmamızı, bu mallarda farz olan hakları tastamam ödememizi de gerektirmez. Aksine biz, bu mallarımızda dilediğimizi yapmaya devam edeceğiz. Çünkü o mallar bizimdir, bu mallarda senin herhangi bir tasarruf yetkin yoktur.” Bunun için de onların alay yollu sözleri arasında: “Sen, pek yumuşak huylu, pek akıllıymışsın!” dediklerini de görüyoruz. Yani yumuşak huyluluk ve vakar senin huyunmuş. Doğru yolda olmak da karakterinmiş. Senden doğruluktan başka herhangi bir şey çıkmazmış ve sen ancak doğru olanı emredermişsin. Kötü ve sapıklık olandan da alıkoymaya kalkışırsın. Yani, asla böyle değil. Asıl maksatları, Şuayb’ın bu sıfatların tam aksi olan akılsızlık ve yoldan çıkmışlık niteliklerine sahip olduğunu söylemektir. Alay yollu söyledikleri bu ifadenin anlamı şudur: Bizim atalarımız haddi aşmış ve beyinsiz kimseler ise sen nasıl yumuşak huylu ve doğru yolda birisi olabilirsin? Onların bu şekilde alay yollu söyledikleri bu sözler ve işin tam aksi olduğuna dair iddiaları hiç de sandıkları gibi değildir. Aksine durum, onların kastettikleri değil, sözlü olarak ifade ettikleri gibidir. Gerçekten de onun kıldığı namaz, ona onları sapık atalarının yaptıklarından vazgeçirmeye çalışmasını ve mallarında da dilediklerini yapmaktan onları alıkoymasını emretmektedir. Çünkü namaz, hayasızlıklardan ve kötülükten alıkoyar. Peki, Allah’tan başkasına ibadet etmekten, Allah’ın kullarının haklarını vermemekten yahut da ölçü ve tartıyı eksilterek haklarını çalmaktan daha büyük bir hayasızlık ve kötülük olabilir mi? Gerçekten de O -salât ve selâm ona olsun- pek yumuşak huylu ve çok akıllı bir kimse idi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şuayb -aleyhisselam-'ın kavmi O'na şöyle dedi: Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettiğini terk etmemizi veya mallarımız hakkında istediğimiz gibi tasarrufta bulunmayı ve mallarımızı istediğimiz gibi çoğaltmayı terk etmemizi senin namazın mı emrediyor? Oysa bu davetten önce seni yumuşak huylu, çok akıllı ve hikmet sahibi bir kimse olarak bilirdik. Senin başına gelen nedir?

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu onlar (şöyle) dediler kök: قول
  2. يَـٰشُعَيْبُ ya şuaybu Şuayb
  3. أَصَلَوٰتُكَ esalatuke salatın mı kök: صلو
  4. تَأْمُرُكَ te'muruke sana emrediyor kök: امر
  5. أَن en
  6. نَّتْرُكَ netruke bırakmamızı kök: ترك
  7. مَا ma şeyleri
  8. يَعْبُدُ yea'budu taptıkları kök: عبد
  9. ءَابَآؤُنَآ aba'una babalarımızın kök: ابو
  10. أَوْ ev yahut
  11. أَن en
  12. نَّفْعَلَ nef'ale yapmaktan vazgeçmemizi kök: فعل
  13. فِىٓ fi
  14. أَمْوَٰلِنَا emvalina mallarımızda kök: مول
  15. مَا ma şeyi
  16. نَشَـٰٓؤُا۟ ۖ neşa'u istediğimiz kök: شيا
  17. إِنَّكَ inneke doğrusu sen
  18. لَأَنتَ leente birisin
  19. ٱلْحَلِيمُ l-halimu yufka yürekli kök: حلم
  20. ٱلرَّشِيدُ r-raşidu akıllı kök: رشد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حلم (21 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce,…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükunettir…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah'ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı…

  • Aynı kök: حلم (21 geçiş) · Aynı kök: ترك (43 geçiş)

    Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu…

  • Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Medyenliler Şuayb'a) şöyle demişlerdi: "Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları) veya mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terketmemizi dipnot 1 sana salâtın (ibadetin) mi emrediyor? dipnot 2 Şüphesiz ki sen çok hoşgörülüsün; akıllısın!"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:170; Mâide 5:104; A‘râf 7:28; Yûnus 10:78; Hûd 11:53-54, 62; Enbiyâ 21:52-53; Şu‘arâ 26:70-74; Lokmân 31:21; Sebe' 34:43; Sâffât 37:69-74; Zuhruf 43:22, 23.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu cümlede aslında her bir ibadetin hayata bakan sonuç içerikli bir tarafı olduğunu ve insanları kötülüklerden uzaklaştırmak gibi bir hedefi bulunduğunu göstermektedir.

Mustafa İslamoğlu

"Ey Şuayb!" dediler, "Atalarımızn taptıklarını, ya da mallarımız üzerinde keyfimizce tasarrufta bulunmayı terk etmemizi, senin salat'ın mı emretmektedir? Oysa ki (bizce) sen oldukça uyumlu ve akıllı bir adamsın!"

Muhammed Esed

"Ey Şuayb!" dediler, "(Şu) senin dua (alışkanlığın) mı, atalarımızın tapınageldiği şeyleri bırakmamız ve malımız mülkümüz üzerine keyfi tasarruflarda bulunmamamız yönünde bizi uyarmanı zorunlu kılıyor? Çünkü, (biz) sen(i) aslında yumuşak başlı, aklı başında biri (olarak biliriz).

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Ya Şuayb. . . Yöneldiğin mi sana emrediyor, atalarımızın tapındıklarına tapınmamamızı ya da mallarımızda dilediğimiz gibi tasarruf etmememizi! Muhakkak ki sen Haliym'sin, Reşiyd'sin. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın."

Ali Özek ve heyeti

Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Ey Şuayb! Atalarımızın hizmet ettiklerini veya mallarımız konusunda dilediğimizi yapmayı bırakmamızı, senin namazın mı zorunlu yapıyor? Aslında, yumuşak huylu ve aklı başında birisin!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptıklarını, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana imanın/dinin mi emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın."

Edip Yüksel

Dediler ki: "Şuayb, atalarımızın hizmet etmiş olduklarından veya ticaretimizi dilediğimiz gibi çevirmekten vazgeçmemizi senin salatın mı gerektiriyor? Sen aslında yumuşak huylusun, akıllısın." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Gereği gibi gözetilen salat, kötülükten alıkoyar (29:45).

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dediler ki: 'Şuayb, atalarımızın tapmış olduklarını veya ticaretimizi dilediğimiz gibi çevirmekten vazgeçmemizi, senin namazın mı gerektiriyor? Sen aslında yumuşak huylusun, akıllısın.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımız hususunda dilediğimizi yapmamamızı sana namazın mı emrediyor? Herhalde sen çok uslu ve akıllısın !" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya Şuayb, dediler: atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmamızı sana namazın mı emrediyor? Her halde sen, çok uslu akıllısın

Erhan Aktaş

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salatın dipnot 1 mı buyuruyor? Oysaki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Salat kelimesinin; Allah'a yönelme, namaz, destek, dua, ibadet, yardımlaşma, dayanışma, ve din gibi anlamları bulunmaktadır. Bu ayette, "din" anlamında kullanılmıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salatın dipnot 1 mı buyuruyor? Oysaki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dinin. "Salat" sözcüğü; namaz, destek, dua, ibadet, yardımlaşma, dayanışma, Allaha yönelme ve din gibi anlamları olan bir sözcüktür. Bu ayette, "din" anlamında kullanılmıştır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salatın dipnot 1 mı buyuruyor?" Oysa ki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dinin. "Salat" sözcüğü; namaz, destek, dua, ibadet, yardımlaşma, dayanışma, Allaha yönelme ve din gibi anlamları olan bir sözcüktür. Bu ayette, "din" anlamında kullanılmıştır.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı buyuruyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın."

Hasan Basri Çantay

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın tapdığı şeylerden, yahud mallarımızdan ne dilersek onu yapmamızdan vaz geçmemizi sana namazın mı emrediyor? Çünkü sen, muhakkak ki sen (biliyoruz) yumuşak huylu, aklı başında (bir adam) sın".

İbni Kesir

Dediler ki: Ey Şuayb; senin namazın mı bize babalarımızın taptıklarını ve mallarımızı dilediğimiz gibi kullanmamızı men'ediyor? Sen, doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin.

Mehmet Alagaş

(84-95) Medyen’e kardeşleri Şuayb’ı (Gönderdik) Ey kavmim Allaha ibadet edin, onun dışında bir ilahınız yok, ölçüyü ve tartıyı eksiltmeyin, muhakkak ki sizde bir iyilik / hayır görüyorum, kesinlikle de sizin üzerinizde ki kuşatıcı bir günün azabından da korkuyorum, ey kavmim ölçüyü ve tartıyı kıstaslara uygun yerine getirin, insanların eşyalarını eksik hale getirmeyin, arzda ifsat edenler olup, haddi aşmayın, eğer iman ediyorsanız, Allah’ın geriye kalan olarak bıraktığı / bakiye bıraktığı sizin için daha hayırlıdır , ben sizin üzerinize bekçi / muhafız değilim dedi. Dediler ki Ey Şuayb namazın mı sana, babalarımızın taptıklarını terk etmeyi yahut mallarımıza istediğimizi yapmayı terk etmeyi emrediyor? muhakkak ki sen yumuşak tabiatlı yetişkin birisin. Ey kavmim dedi, peki şunu da görsenize, eğer ben Rabbimden bir açıklama üzere isem ve beni güzel bir rızıkla rızıklandırdıysa , sizleri men ettiğim şeylerde sizle zıtlaşmayı / size muhalefet etmeyi dilemem, ben sadece gücüm nispetinde / istidadım ölçüsünde düzeltmeyi / ıslahı dilerim, b aşarım da ancak Allah ’a aittir, ben O’na tevekkül ettim / vekaleti ona verdim , gönülden ona yöneliyorum/ bağlanıyorum, ey Kavmim isyanınız sizi suça / cürüm işlemeye sevk etmesin, işte o zaman Nuh kavmine veya Hud kavmine veya Salih kavmine isabet edenin benzeri size de isabet eder , ayrıca Lut kavmi, size hiç te uzak değil , Rabbinize sığının, ardından ona tövbe edin, Rabbim esirgeyendir ve sevecendir. Ey Şuayb dediler, söylediklerinin ekserisini anlayamıyoruz, muhakkak ki seni de içimizde zayıf biri olarak görüyoruz, bağlı olduğun sınıfın da olmasa, seni taşlarız, senin üzerimizde bir saygınlığın yok. Dedi ki, sınıfım, sizin için Allah’tan daha mı saygın? Onu sırtınızın gerisine attınız, muhakkak ki Rabbim yaptıklarınızı kuşatmıştır, Ey kavmim dedi, mekanlarınızda çalışmaya devam edin ben de çalışanım, ilerde kime rezil edici azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz, gözetleyin , bende sizle beraber gözetliyorum. Emrimiz geldiğinde Şuayb ’ı ve onunla beraber iman edenleri , bizden bir esirgeme olarak kurtardık, zalimleri ise bir ses tutup yakaladı, yurtlarında diz üstü çömelerek sabahladılar, sanki oradan hiç faydalanmadılar, dikkat edin Medyen tıpkı Semudun uzak kılınması gibi uzak kılındı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dediler ki: "Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettikleri şeyleri yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Süleyman Ateş

"Ey Şu'ayb, dediler, senin namazın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden, yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen, yumuşak huylu, akıllı(bir insan)sın!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı, mallarımızı istediğimiz gibi dipnot 1 kullanmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı /senin inancın mı emrediyor? Sen ne kadar da yumuşak huylu ve akıllı (!) dipnot 2 biriymişsin."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. Hud 11/33. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Her nebiye, cinlerin etkisinde kaldığı, aklını kaybettiği şeklinde suçlamalar yöneltilmiştir (Hicr 15/6, Şuara 26/27). Muhammed aleyhisselama da yöneltilen bu suçlamalar ayetlerle çürütülmüştür (A'raf 7/184, Mü'minun 23/70, Sebe 34/46, Tur 52/29, Kalem 68/2, Tekvir 81/22). Nebiler vahiy alırken yanlarına şeytanların yaklaştırılmadığı ve meleklerle korundukları (Cin 72/26-28), bunun dışında şeytanların onlara vesvese vermeye çalıştıkları ama Allah'ın o vesveseyi giderdiği bildirilmektedir (Hac 22/52).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Bak Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı, mallarımızı kendi düzenimize göre kullanmaktan vazgeçmemizi senin ibadetin mi emrediyor? Sen yumuşak huylu ve aklı başında birisin!"

Şaban Britch

Onlar da: Ey Şuayip! Atalarımızın ibadet ettiğini veya mallarımızı hakkında istediğimiz gibi davranmayı bırakmamızı senin salâtın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Şaban Piriş

Onlar da: -Ey Şuayb, atalarımızın kulluk ettiğini veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı bırakmamızı senin salatın mı emrediyor? Oysa sen olgun ve yumuşak huylu birisiydin, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Ey Şuayb! Namazın mı emrediyor sana, atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi yahut mallarımızda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi? Esasında sen; gerçekten yumuşak huylu, olgun bir insansın."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thus still they said to him: "Do your prayers, O Shuaib, and system of faith enjoin you to induce us to renounce Our father's system of faith and worship or that we must not use our money at will nor do with it what we will!". But we have always thought you were AL-Halim (the forbearing) and AL-Rashid (a man of min

Abdul Haleem

They said, ‘Shuayb, does your prayer tell you that we should abandon what our forefathers worshipped and refrain from doing whatever we please with our own property? Indeed you are a tolerant and sensible man.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O Shu'aib! Does thy (religion of) prayer command thee that we leave off the worship which our fathers practised, or that we leave off doing what we like with our property? truly, thou art the one that forbeareth with faults and is right-minded!"

Abul A'la Maududi

They replied: 'O Shu'ayb! Does your Prayer enjoin upon you dipnot 1 that we should forsake the deities whom our forefathers worshipped, or that we should give up using our wealth as we please? dipnot 2 Do you fancy that you, and only you, are forbearing and right-directed?'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This taunting question was an expression of the feelings of hatred those ungodly people cherished against the religious observances of Prophet Shuaib (peace be upon him) and other God fearing pious people. They selected Salat as a target of their taunt because it is the first and foremost outwardly observance of true religion which naturally has always been strongly hated by all ungodly wicked people. This hatred may also be noticed today among those who deliberately intend to follow the wicked ways, for they consider religious observances to be the greatest threat to their evil ways. As they regard Salat to be a symbol of the coming trouble, they begin to taunt the one who observes it. For they know that the victim of the disease of religiosity will not rest content with his own reformation but will exert his utmost to reform others as well. They fear that he will preach piety and righteous ways to them and criticize their ungodly and immoral ways. That is why Salat becomes the target of the taunts of wicked people. And if the person who observes Salat actually begins to preach the observance of virtues and criticize their evil ways just as they had feared, then they condemn it even more vehemently as though it were the cause of the whole trouble.
  2. metne dön, dipnot 2
    These two things clearly distinguish the theory of the way of ignorance from the theory of the way of Islam. The way of ignorance is based on the assumption that one should follow the way of his forefathers, and for the mere reason that it has been inherited from his forefathers. Its second assumption is that one’s faith and religion are concerned only with worship, and these have nothing to do with the worldly affairs of life, in which one is absolutely free to do as he pleases. On the other hand, the basic theory of Islam is that every way that is not founded on the submission to Allah is wrong, and, therefore, should not be followed, for no other way has any proof of its truth from reason, knowledge and revelation. Besides, Islam is not confined to the worship of Allah but it covers in its entirety all aspects of cultural, social, economic and political life. This is because all that man possesses really belongs to Allah and, therefore, man has absolutely no right to do as he pleases with his possessions.

Aisha Bewley

They said, ‘Shu‘ayb, do your prayers instruct you that we should abandon what our fathers worshipped or stop doing whatever we want to with our wealth? You are clearly the forbearing, the rightly-guided!’

Al-Hilali & Khan

They said: "O Shu‘aib! Does your Salât (prayer) command that we give up what our fathers used to worship, or that we give up doing what we like with our property? Verily, you are the forbearer, right-minded!" (They said this sarcastically).

Ali Quli Qarai

They said, ‘O Shu‘ayb, does your worship require that we abandon what our fathers have been worshiping, or that we should not do with our wealth whatever we wish? You are indeed [a] gentle and sensible [person]. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `O Shu`aib! does your prayer enjoin you that we should give up what our fathers worshipped or (does it bid you) that we cease to do with our possessions as we like? You (O Shu`aib!) are you (so to say,) the only intelligent and the right-directing one?'

Arthur John Arberry

They said, 'Shuaib, does thy prayer command thee that we should leave that our fathers served, or to do as we will with our goods? Thou art the clement one, the right-minded. '

Bijan Moeinian

They replied: "Tell us Shu’aib, does your kind of worshipping the Lord mean that we have to abandon our forefathers’ religion and that we should give up our freedom of choice in the manner that we trade or do whatever we want with our properties? Then you are the only generous (,liberal, romantic) and righteous man [left in our community!]"

E. Henry Palmer

They said, 'O Shohaib! Do thy prayers bid thee that we should forsake what our fathers served, or that we should not do as we please with our wealth? Thou art, forsooth, the clement and straightforward one!'

Edip-Layth

They said, "O Shuayb, does your contact prayer order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please? You are the compassionate, the sane!"

George Sale

They answered, O Shoaib, do thy prayers enjoin thee, that we should leave the gods which our fathers worshipped; or that we should not do what we please with our substance? Thou only, it seems, art the wise person, and fit to direct.

Hamid S. Aziz

"That which Allah leaves for you is better for you if you be believers. But I am not a guardian (or keeper) over you."

Mahmoud Ghali

They said, "O Shuaayb, does your prayer command you that we should leave what our fathers worshiped, or (leave) performing as we decide with our riches? Surely you are indeed the one who is the most-forbearing, the (most) right-minded. "

Marmaduke Pickthall

They said: O Shu'eyb! Doth thy way of prayer command thee that we should forsake that which our fathers (used to) worship, or that we (should leave off) doing what we will with our own property. Lo! thou art the mild, the guide to right behaviour.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O Shu'aib, does your piety teach that we should abandon what our fathers worshipped, or desist from doing what we like with our goods? How gracious a man of discernment you are indeed!"

Muhammad Asad

Said they: "O Shu'ayb! Does thy [habit of] praying compel thee to demand of us that we give up all that our forefathers were wont to worship, or that we refrain from doing whatever we please with our possessions? Behold, [thou wouldst have us believe that] thou art indeed the only clement, the only right-minded man!"

Mustafa Khattab

They asked ˹sarcastically˺, "O Shu’aib! Does your prayer command you that we should abandon what our forefathers worshipped or give up managing our wealth as we please? Indeed, you are such a tolerant, sensible man!"

Progressive Muslims

They said: "O Shu'ayb, does your contact-method order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please You are the compassionate, the sane!"

Rashad Khalifa

They said, "O Shu'aib, does your religion dictate upon you that we must abandon our parents' religion, or running our businesses in any manner we choose? Surely, you are known for being clement, wise."

Sahih International

They said, "O Shu'ayb, does your prayer command you that we should leave what our fathers worship or not do with our wealth what we please? Indeed, you are the forbearing, the discerning!"

Sam Gerrans

They said: “O Shuʿayb: does thy duty command thee that we leave what our fathers served, or that we do not with our wealth what we will? Thou art the clement, the right-minded!”

Shabbir Ahmed

They said, "O Shoaib! (We had thought that your religion was only a matter between you and your Lord). Does your Salat command that we should forsake the worship that our fathers practiced? Or, that we leave off doing what we like to do with our economy? Behold, you want us to think that you are the only clement, and the rightly guided man among us."

Syed Vickar Ahamed

They said: "O Shu’aib! Does your prayer order you that we stop the worship our fathers practiced, or that we stop doing what we like with our property? Truly, you are the one who forgives (our) faults, and are right-minded!"

Taqi Usmani

They said, "O Shu‘aib, does your Salāh (prayer) command you that we should forsake what our fathers used to worship or that we should not deal with our wealth as we please? You pretend to be the only man of wisdom and guidance."

The Monotheist Group

They said: "O Shu'ayb, does your contact prayer order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please? It seems only you are the compassionate, the wise!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 87. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 87. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 87. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩