Bakara suresi · 40–46. ayetler

İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 40. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِىٓ أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ

    Diyanet İşleri

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

    Mehmet Okuyan

    Ey İsrailoğulları! Size vermiş olduğum nimet(ler)imi hatırlayın! Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size vadettiklerimi vereyim. Yalnızca benden korkun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'tan korkun" denilmesinin sebebi, inkârcıların O'nun azabından korkmaları içindir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey İsrailoğulları! Bir dönem size verdiğim nimetleri hatırlayın! Siz Bana verdiğiniz sözde durun ki Ben de size olan vaadimi tamamlayayım; ve kaygınızın merkezinde sadece Ben olayım!

    Muhammed Esed

    Ey İsrail oğulları! Size bağışladığım o nimetleri hatırlayın ve Bana verdiğiniz sözü tutun (ki) Ben de sözümü tutayım; ve Benden, yalnız Benden sakının!

    Ahmed Hulusi

    İsrailoğulları (dedim). . . Size bağışladığım nimeti hatırlayın ve verdiğiniz sözü yerine getirin, ki ben de size olan (varoluşunuzdaki hilafet) sözümü yerine getireyim. Yalnız benden çekinin!

    Ali Bulaç

    Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi hatırlayın ve ahdime bağlı kalın, ki ben de ahdinize bağlı kalayım. Ve yalnızca benden korkun.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey İsrâiloğulları! Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size olan sözümü yerine getireyim. Ve yalnızca benden korkun.

    Ali Rıza Safa

    Ey İsrailoğulları! Sizi nimetlendirdiğim o nimetimi hatırlayın ve Bana verdiğiniz sözü tutun ki, Ben de size verdiğim sözü tutayım. Ve yalnızca Benden korkun.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey İsrailoğulları! Sizlere verdiğim nimetleri hatırlayınız. Siz benim emrimi yerine getiriniz ki, ben de sizin isteğinizi yerine getireyim. Sadece benden çekinin.

    Edip Yüksel

    İsrail oğullar! Size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki ben de size verdiğim sözü tutayım; yalnız benden korkun!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki ben de size verdiğim sözü tutayım; yalnız benden korkun!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey israiloğulları, size lütfettiğim nimetimi hatırlayın, Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki Ben de size olan ahdimi yerine getireyim ve artık Benden korkun Benden

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey İsrail oğulları! size in'am ettiğim nimetimi hatırlayın ve ahdime vefa edin ki ahdinize vefa edeyim, ve benden korkun artık benden

    Erhan Aktaş

    Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi anımsayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki Ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Ve yalnızca, Bana karşı gelmekten sakının.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi anımsayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki Ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Ve yalnızca, Bana karşı gelmekten sakının.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi anımsayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki Ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Ve yalnızca, Bana karşı gelmekten sakının.

    Gültekin Onan

    Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım (enamtü) nimetimi anımsayın, ahdime bağlı kalın (evfu) ki ben de ahdinize bağlı kalayım (ufi) ve yalnızca benden korkun / çekinin (iyyaye).

    Hasan Basri Çantay

    Ey İsrail (Ya'kub) oğulları, size (atalarınıza) ihsanetdiğim bunca ni'metlerimi hatırlayın (Peygambere iman hususundaki) tavsiyemi yerine getirin, ben de size karşı olan ahdimi yapayım. Bir de (vefayı terk hususunda) benden korkun.

    İbni Kesir

    Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size olan sözümü yerine getireyim. Ve yalnız Ben'den korkun.

    Mehmet Alagaş

    (40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim vaadi yerine getireyim. Yalnızca benden korkun.

    Süleyman Ateş

    Ey İsrail oğulları, size verdiğim ni'metleri hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!

    Süleymaniye Vakfı

    Ey İsrailoğulları! dipnot 1 Size verdiğim nimeti dipnot 2 hatırlayın! Bana verdiğiniz sözü yerine getirin dipnot 3 ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. dipnot 4 Yalnız benden korkun.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrail, Yakup aleyhisselamın lakabıdır (Meryem 19/49-58). İsrailoğulları, Yakup aleyhisselamın soyundan gelenlerdir. Onun babası İshak, dedesi İbrahim aleyhisselam idi (Bakara 2/133, Hud 11/71).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala 'nın İsrailoğullarına yaptığı iyilik ve ikram, Yakup aleyhisselamdan Muhammed aleyhisselama kadar onların içinden nebiler çıkarmasıdır (Bakara 2/136, Maide 5/20). Yakup'un oğlu Yusuf aleyhisselam, köle olarak Mısır'a getirilip bir vezire satıldı. Vezirin eşinin ve daha birçok kadının birlikte olma isteğini kabul etmeyip hapsi tercih etti (Yusuf 12/20-33). Daha sonra hapisten çıkarıldı ve Mısır hazinelerinin başına geçirildi (Yusuf 12/55). Artık Mısır onun vatanıydı (Yusuf 12/56). Babası Yakup aleyhisselam, annesi ve 11 erkek kardeşi gelip oraya yerleştiler (Yusuf 12/99-100). Allah onu, Mısır'a elçi yaptı (Mümin 40/34). Aradan yıllar geçti, nüfusları arttı. Mısır krallarının sonuncusu olan Firavun, İsrailoğullarına zulmetmeye başladı. Allah onları Firavun'un zulmünden kurtarmak için İsrailoğullarından Musa aleyhisselamı ve Harun aleyhisselamı Mısır'a elçi /resul olarak gönderdi (Kasas 28/3-6). İsrail oğullarından gelen en son elçi İsa aleyhisselamdır (Saf 61/6). Muhammed aleyhisselam ise İsmail aleyhisselam soyundandır. Bütün dünyaya gönderilen son elçinin Muhammed aleyhisselam olduğunu İsrailoğulları bilir (
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19,
      Mezmurlar 118:22-26 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 118:22

      Yapıcıların reddettiği taş, 2 Köşenin baş taşı oldu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ama bu nebi onların soyundan olmadığı için kabul etmek istemezler (Bakara 2/89-92).
    3. metne dön, dipnot 3
      İsrailoğullarının Allah'a verdikleri söz, kendi kitaplarını tasdik eden yeni kitaba yani Kur'an'a ve onu getiren nebiye yani Muhammed aleyhisselama inanma sözüdür (Al-i İmran 3/81,84; A'raf 7/157).
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah, İsrailoğullarına dünya hakimiyetini vaat etmiş (Enbiya 21/105) ve Tevrat'ta şöyle demiştir: "Bugün sana emretmekte olduğum Tanrın Rabbin bütün emirlerini tutup yapmak için, O'nun sözünü iyice dinlersen, Tanrın Rab dünyanın bütün milletlerine seni üstün kılacaktır." (Yasa'nın Tekrarı 28:1). Muhammed aleyhisselamın nebi olarak görevlendirilmesinin sebeplerinden biri, bu hakimiyetin gerçekleşmesidir (Tevbe 9/33). İsrailoğulları Kur'an'a iman etmedikçe bu hakimiyetten yararlanamayacakları gibi (A'raf 7/156-157) Tevrat'ın şu vaadinin muhatabı da olacaklardır: "Fakat vaki olacak ki bugün sana emretmekte olduğum Tanrın Rabbin bütün emirlerini ve kanunlarını tutup yapmak üzere onun sözünü dinlemezsen, bütün şu lanetler senin üzerine gelecekler ve sana erişeceklerdir. Şehirde lanetli olacaksın ve kırda lanetli olacaksın." (Yasa'nın Tekrarı 28:15-16).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size ettiğim iyilikleri aklınızdan çıkarmayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. dipnot 1 Yalnız benden korkun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinimiz İslam, bütün dinlere hakim olacaktır   (Bkz. Tevbe 9/33, Fetih 48/28, Saff 61/9).  Yahudilerin, bu hakimiyetten yararlanmaları, Müslüman olmalarına bağlıdır.

    Şaban Britch

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi anın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim vaadi yerine getireyim. Yalnızca benden korkun!

    Şaban Piriş

    -Ey İsrailoğulları, Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki ben de size verdiğim sözü tutayım. Yalnızca benden korkun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey İsrail oğulları! Size lütfettiğim nimetimi hatırlayın; bana verdiğiniz söze vefalı olun ki, ben de size ahdimde vefalı olayım. Ve yalnız benden korkun.

  2. Bakara suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 41. ayet. وَءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلْتُ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُوٓا۟ أَوَّلَ كَافِرٍۭ بِهِۦ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَإِيَّٰىَ فَٱتَّقُونِ

    Diyanet İşleri

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.

    Mehmet Okuyan

    Elinizdekini (Tevrat'ın aslını) doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin! Sakın onu inkâr eden(ler)in öncüsü olmayın! Ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayın! Yalnız bana karşı takvâlı (duyarlı) olun!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve yanınızda olanı doğrulayıcı olarak indirdiğim vahye inanın; ve onu inkar edenlerin öncüsü siz olmayın, ayetlerimi de basit çıkarlar karşılığında pazarlamayın; ve sorumluluğunuzun merkezinde sadece Ben olayım!

    Muhammed Esed

    Bunun için de, size geçmişte bildirilmiş olan haberleri doğrulayıcı nitelikte indirdiğim bu vahye inanın; onun gerçekliğini inkar edenlerin öncüsü olmayın; mesajlarımı küçük bir kazanca değişmeyin; ve Bana, yalnızca Bana karşı sorumluluk bilinci taşıyın!

    Ahmed Hulusi

    Ve iman edin sizde olanı (Tevrat'ı) tasdik eden, indimizden inzal ettiğimize (Kuran'a).  O gerçeği inkar edenlerin ilki olmayın. Varlığınızdaki (B sırrı kapsamındaki) işaretlerimi (Esma'nın açığa çıkış kuvvelerini) az bir dünya değerine değişmeyin. Benden korunun!

    Ali Bulaç

    Yanınızda olan (Tevrat)ı, doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin; onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca benden korkun.

    Ali Özek ve heyeti

    Elinizdekini (Tevrât'ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur'ân'a) iman edin. Sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi az bir karşılık pahasına satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) sakının.

    Ali Rıza Safa

    Yanınızda olanı doğrulayan, Benim indirdiğime inanın. Onu inkar edenlerin öncüsü siz olmayın. Benim ayetlerimi az bir değere satmayın. Ve yalnızca Bana karşı sorumluluk bilinci taşıyın.

    Bayraktar Bayraklı

    Beraberinizde olan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak indirdiğim Kur'an'a iman ediniz. Sakın onu inkar edenlerin ilki olmayınız. Ayetlerimi de küçük bir değerle değiştirmeyiniz ve yalnız benden sakınınız.

    Edip Yüksel

    Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimi onaylayın. Ona karşı çıkanların ilki olmayın. Ayetlerimi değeri düşük şeylerle değişmeyin; sadece benden çekinin. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, Yahudilerden çok sık söz eder. * Allah, Muhammed peygamberi izleyenlerin yüzyıllar sonra aynı hataya düşeceğini biliyordu. * Kuran, tarihi, aynı hataları tekrar etmememiz için bize aktarır. * Ne yazık ki Muhammed peygambere yakıştırılan sözleri Kuran'a eş koşanlar aynı hataları işlediler. * Örneğin, şu ayetleri, günümüz Müslümanlarının inanç ve pratikleriyle karşılaştırarak inceleyiniz: 2:48; 2:67-71; 2:80; 3:24; 9:31. * Kuran, ölüler için değil, diriler için gönderildi (36:70). Bu nedenle Kuran'da aktarılan geçmiş toplumlara yönelik eleştirilere biz de muhatabız. * Bu ayetteki "düşük" kelimesine vurgu yaparak "vurgu safsatası" diye bilinen mantık hatası ile anlamı çarpıtanlar var. * Vurgu "değişmeyin" kelimesi üzerinde olmalı. * Bu mantık hatasıyla anlamı en çok çarpıtılan ayet için bak 49:10.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğime inanın. Ona karşı çıkanların ilki olmayın. Ayetlerimi değeri düşük şeylerle değişmeyin; sadece benden çekinin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve beraberinizdekini tasdik edici olarak indirdiğim Kur'an'a iman edin, O'na inanmayanların ilki siz olmayın, ayetlerimi de bir kaç paraya değiştirmeyin ve Benden sakının artık Benden!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve beraberinizdekini musaddık olarak indirdiğim Kur'ana iman edin, ona inanmıyanların birincisi olmayın, benim ayetlerimi bir kaç paraya değişmeyin, ve benden sakının artık benden

    Erhan Aktaş

    Yanınızdakini dipnot 1 "tasdik edici" olarak gönderdiğimize iman edin. Onu kafirlik dipnot 2 edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı dipnot 3 olun.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 2:2. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yanınızdakini "tasdik edici" olarak gönderdiğimize inanın. Onu Küfr edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yanınızdakini "tasdik edici" olarak gönderdiğimize inanın. Onu inkar edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı dipnot 1 olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Yanınızdakini (meaküm) doğrulayıcı (musaddikan) olarak indirdiğime inanın. Ona küfredenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir değer karşılığında değişmeyin (teşteru) ve yalnızca benden korkun / çekinin (iyyaye).

    Hasan Basri Çantay

    Nezdinizdekini (Tevratı) tasdik edici (ve doğrultucu) olarak indirdiğim (Kur'an) a iman edin, onu inkaredenlerin ilki siz olmayın, ayetlerimi az bir baha ile (bayağı bir menfaat mukaabilinde) değişmeyin. Ancak benden korkun.

    İbni Kesir

    Yanınızdaki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğime iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimizi az bir paha ile satmayın. Ve yalnız Ben'den sakının.

    Mehmet Alagaş

    (40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elinizde bulunan Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğim Kur’an’a iman edin ve onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir paha karşılığında satmayın; yalnızca benden sakının!

    Süleyman Ateş

    Sizin yanınızda bulunanı doğrulayıcı olarak indirmiş bulunduğum (Kur'an)a inanın ve onu ilk inkar eden, siz olmayın; benim ayetlerimi birkaç paraya satmayın ve benden sakının.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanınızda olanı (Tevrat'ı) dipnot 1 tasdik edici özellikte indirdiğime (Kur'an'a) inanıp güvenin. dipnot 2 Onu ilk görmezlik eden siz olmayın! Ayetlerimi geçici dipnot 3 bir çıkara karşılık satmayın! dipnot 4 Bana karşı yanlış yapmaktan sakının!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'taki ifade şöyledir: "Onlara kardeşleri (İsmailoğulları) arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adımla konuşan bu peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım." (
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, önceki kitapları tasdik etmeseydi onlara inananların Kur'an'a inanmaları gerekmezdi (Al-i İmran 3/81-82).
    3. metne dön, dipnot 3
      Kalil (قليل), bir şeyin az olduğu veya kalıcı olmadığı anlamına gelir (Mekayis).
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin yanınızda olanı (Tevrat'ı) onaylayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) inanın. Onu görmezlikten gelenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi geçici dipnot 1 bir bedele karşılık satmayın! Yalnız benden çekinerek kendinizi koruyun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalil = قليل, bir şeyin az olduğu veya kalıcı olmadığı anlamına gelir (Mekayis).

    Şaban Britch

    Elinizde bulunan Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğim Kur’an’a inanın ve onu inkar edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir paha karşılığında satmayın; yalnızca benden sakının!

    Şaban Piriş

    Elinizde bulunan Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğim Kur'an'a inanın ve onu inkar edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir pahaya satmayın; yalnızca benden korkun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Beraberinizdekini doğrulayıcı olarak indirmiş bulunduğuma inanın. Onu ilk inkar eden siz olmayın. Benim ayetlerimi az bir bedel karşılığı satmayın. Ve yalnız benden sakının.

  3. Bakara suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 42. ayet. وَلَا تَلْبِسُوا۟ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُوا۟ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

    Mustafa İslamoğlu

    Hakkı batılla karıştırmayın ve bildiğiniz halde hakkı gizlemeyin!

    Muhammed Esed

    Hakkı batıl ile örtüp bile bile gizlemeyin.

    Ahmed Hulusi

    Gerçeği (Hakk'ı), aslı olmayana (batıla) karıştırmayın! Bildiğiniz halde gerçeği gizliyorsunuz!

    Ali Bulaç

    Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

    Ali Rıza Safa

    Gerçeği, gerçeğe aykırı olanla karıştırmayın. Çünkü siz biliyorsunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayınız ve hakkı gizlemeyiniz.

    Edip Yüksel

    Bile bile gerçeği yanlış ile karıştırmayın, gerçeği gizlemeyin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bile bile gerçeği yanlış ile karıştırmayın, gerçeği gizlemeyin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hakkı batılla bulayıp da bile bile hakkı gizlemeyin

    Erhan Aktaş

    "Hakk'ı dipnot 1 Batıl'la dipnot 2 " karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Kesin gerçek olan. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçek ve doğru olmayan, boş, saçma, yanlış ve geçersiz olan. Cahiliye. Hakk'ın zıddı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hakk'ı Batıl'la" dipnot 1 karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği gerçek olmayanla, vahyi cahiliye ile.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hakk'ı Batıl'la" dipnot 1 karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçek olanı gerçek olmayanla. Vahyi cahiliye ile.

    Gültekin Onan

    Hakkı batıl ile örtmeyin (libas) ve hakkı gizlemeyin (tektümülhakka). Siz biliyorsunuz. (VEYA: Bildiğiniz halde hakkı batıl ile örtmeyin ve...) (VEYA: ...bildiğiniz halde hakkı gizlemeyin)

    Hasan Basri Çantay

    Kendiniz bilib dururken Hakkı baatıla karıştırıb da gerçeği gizlemeyin.

    İbni Kesir

    Hakkı batıla karıştırıp da, bile bile siz gerçeği gizlemeyin.

    Mehmet Alagaş

    (40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hakka batılı karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.

    Süleyman Ateş

    Bile bile gerçeği batılla bulayıp hakkı gizlemeyin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hakkı, batıl kılığına sokmayın; dipnot 1 hakkı bile bile gizlemeyin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk, tümüyle gerçek; batıl, gerçek dışı demektir. Hak olan Kur'an'ı, gerçek dışı sözlerle örtüp gizlemeyin.

    Şaban Britch

    Hakka batılı karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.

    Şaban Piriş

    Hakka batılı karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hakkı batılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin. Bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz.

  4. Bakara suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 43. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

    Diyanet İşleri

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

    Mehmet Okuyan

    Namazı kılın, zekâtı verin; boyun eğenlerle birlikte boyun eğin!

    Mustafa İslamoğlu

    Namazı istikametle kılın, zekatı gönlünüzden kopararak verin, Allah'a rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

    Muhammed Esed

    Namazda dikkatli ve devamlı olun, karşılıksız yardımda bulunun ve namazda rüku edenlerle birlikte rüku edin.

    Ahmed Hulusi

    Salatı ikame edin (afaki ve enfüsi yönelişi yaşayın), zekatı (size bağışlananın bir kısmını karşılıksız) verin; rüku edenlerle beraber rüku edin.  (Varlığınızdaki Allah Esma'sının azametini hissedip, tespih edin ve bunun nefsin hakikati olan Muhıyt tarafından algılandığını, rükudan kalkıp "semi'Allahu. . . . . . " derken fark edin. )

    Ali Bulaç

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

    Ali Özek ve heyeti

    Namazı dosdoğru kılın, zekâtı (hakkıyla) verin ve rükû edenlerle beraber rükû edin.

    Ali Rıza Safa

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin. dipnot 16

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 16
      Zekat verilmesi buyruğu, Kur'an'ın otuz ayetinde ve namaz kılınması buyruğu ile birlikte bildirilmiştir. Zekat ölçüsü de 2:219 ayetinde bildirilmiştir. İsrailoğullarına bildirilen namaz ve zekat buyruğu, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 12:27,28 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsrailoğulları, eğilip secde kıldılar. Sonra gidip, Rabbin, Musa'yla Harun'a verdiği buyruğu eksiksiz uyguladılar."

    Bayraktar Bayraklı

    Namazı kılınız, zekatı veriniz ve rüku edenlerle beraber rüku ediniz.

    Edip Yüksel

    Salatı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Namazı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hem namazı dürüst kılın ve zekatı verin, rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin

    Erhan Aktaş

    Salatı ikame edin, zekatı yapın. dipnot 1 Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra bir çok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun. Ruku, şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Salatı ikame edin, zekatı yapın. dipnot 1 Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, "vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğü "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir."
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Salatı ikame edin, zekatı verin. dipnot 1 Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salatı ikame etmek, zekatı vermek: İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle teslim olanlarla birlikte olun.

    Gültekin Onan

    Namazı gözetin (kıyam), zekatı verin ve eğilenlerle / rüku edenlerle (ma'arrakiiyn) birlikte eğilin / rüku edin (verkeu).

    Hasan Basri Çantay

    Dosdoğru namaz kılın, zekat verin, rüku' eden (mümin) lerle birlikde rüku' edin (cemaate devam edin).

    İbni Kesir

    Namazı kılın, zekatı verin, rüku' edenlerle birlikte rüku edin.

    Mehmet Alagaş

    (40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte rükû edin.

    Süleyman Ateş

    Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle (Allah'ın huzurunda eğilenlerle) beraber eğilin.

    Süleymaniye Vakfı

    Namazı düzgün ve sürekli kılın, dipnot 1 zekatı verin; dipnot 2 rüku edenlerle birlikte rüku edin! dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem aleyhisselamdan Muhammed aleyhisselama kadar bütün nebiler namazı ve zekatı emretmişlerdir (Beyyine 98/5). Namazı kılıp zekatı vermek, nebilerin yolunda olmanın olmazsa olmaz göstergesidir. İsrailoğullarından da bu konuda söz alınmıştır (Bakara 2/83, Maide 5/12).
    2. metne dön, dipnot 2
      Zekat kelimesi, "gelişme" anlamına gelen z-k-v (زكو) kökünden türemiştir. Zekat, muhtaç kesimin ve kamunun (Tevbe 9/60) ihtiyacını giderip mal ve hizmet dolaşımının önündeki engelleri kaldırarak ekonomiyi geliştirir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ifade, namazı cemaatle kılmanın önemini gösterir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin! dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, ehl-i kitabın tıpkı bizim gibi namaz ve zekat ibadetleriyle yükümlü olduğunu gösterir.

    Şaban Britch

    Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte rükû edin.

    Şaban Piriş

    Namazı kılın, zekatı verin, (Allah'ın emrine) boyun eğenlerle boyun eğin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Namazı kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin.

  5. Bakara suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 44. ayet. أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

    Mehmet Okuyan

    (Ey İsrailoğulları)! Kitab'ı (Tevrat'ı) tilavet ettiğiniz (okuyup aktardığınız) hâlde kendinizi unutup iyiliği (başka) insanlara mı emrediyorsunuz! dipnot 1 Akıl etmiyor musunuz?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Şu‘arâ 26:226 ve Saff 61:2-3. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Diğer insanlara sahici erdemlerle donanmayı öğütlerken sıra size gelince terk mi ediyorsunuz; ve üstelik Kıtabı da tilavet edip dururken? Siz hiç kafanızı çalıştırmayacak mısınız?

    Muhammed Esed

    Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durduğunuz halde?- Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

    Ahmed Hulusi

    İnsanlara Birr'i (Allah Esma'sının sizde oluşturduğu güzelliği yaşamayı) tavsiye ederken, kendi nefsinizde bunu (hissedip) yaşamayı unutuyor musunuz? Oysa Kitabı (varlığın hakikati bilgisini) okuyorsunuz. . . Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Ali Bulaç

    Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey bilginler!) Sizler Kitab’ı (Tevrât'ı) okuduğunuz (gerçekleri bildiğiniz) halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Ali Rıza Safa

    İnsanlara erdemli olmaları öğüdünü verirken, kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik Kitap'ı da okuyorsunuz. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Bayraktar Bayraklı

    Ey bilginler, kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip, kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Edip Yüksel

    Halkı iyilik yapmaya çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik Kitabı da okuyorsunuz? Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkı iyilik yapmağa çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik Kitabı da okuyorsunuz? Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kitab (Tevrat)'ı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Artık akıllanmayacak mısınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    nasa iyilik emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitap okuyorsunuz, artık akıl etmez misiniz

    Erhan Aktaş

    İnsanlardan birr dipnot 1 olmalarını istiyorsunuz da kendinizi unutuyor musunuz? Oysa Kitap'ı da okuyorsunuz. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlara birr dipnot 1 olmalarını buyuruyorsunuz da kendinizi unutuyor musunuz? Oysa Kitap'ı da okuyorsunuz. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlardan birr dipnot 1 olmalarını istiyorsunuz da kendinizi unutuyor musunuz? Oysa Kitap'ı okuyup duruyorsunuz. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayır, iyilik, bağış, itaat, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

    Gültekin Onan

    İnsanlara iyiliği (birr) buyururken kendinizi (enfüseküm) unutuyor musunuz? (tensevne) Üstelik kitabı da okuyorsunuz (tetlunelkitab). Akletmez misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    (Ey Yahudi bilginleri) siz, insanlara iyiliği (gerçeği ve peygambere iman etmeği) emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Halbuki Kitab (Tevrat) da okursunuz. Haala aklınızı başınıza almayacak mısınız?

    İbni Kesir

    Siz; insanlara iyiliği emreder de, kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitabı da okuyorsunuz, hiç aklınızı başınıza almayacak mısınız?

    Mehmet Alagaş

    (40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlara iyiliği emredersiniz de, kendinizi unutur musunuz? Kitabı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde düşünmez misiniz?

    Süleyman Ateş

    Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Süleymaniye Vakfı

    Kitabı /Tevrat'ı bağlantılarıyla dipnot 1 birlikte okuduğunuz halde, insanlara erdemli olmayı emredip kendinizi unutuyorsunuz, öyle mi? Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet kelimesinin kökü olan t-l-v (تلو) "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şeyin karışmayacağı şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlara iyi olmayı emredip kendinizi unutuyorsunuz, öyle mi? Bir de Kitab'ı okuyorsunuz. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

    Şaban Britch

    İnsanlara iyiliği emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Kitabı okuyup durduğunuz halde düşünmez misiniz?

    Şaban Piriş

    İnsanlara iyiliği emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Kitabı okuyup durduğunuz halde düşünmez misiniz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanlara iyiyi ve güzeli emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz? Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

  6. Bakara suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 45. ayet. وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلْخَٰشِعِينَ

    Diyanet İşleri

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

    Mehmet Okuyan

    Sabır ve salât dipnot 1 (fedakârlık) ile (Allah'tan) yardım isteyin! Şüphesiz ki o (sabır ve fedakârlık), saygı duyanlar dışındakilere ağır gelir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [salat] kelimesi, "yardım, destek, fedakârlık" anlamlarına gelmektedir. Benzer bir kullanım Bakara 2:153'te yer almaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Sabır ve salat ile yardım isteyin! Ancak bu huşu duyanlardan başkasına ağır gelir.

    Muhammed Esed

    (Ey müminler!) Sabır ve namazla yardım dileyin: Bu, tam bir sığınma duygusu içinde yürekten Allah'a yönelenler dışında herkes için zor bir iştir.

    Ahmed Hulusi

    (Varlığınızdaki Esma kuvvesine dayanarak) sabredin ve ona yönelerek (salat ile) yardım isteyin. Allah'a haşyet duymayanın benliğine kesinlikle bu iş ağır gelir!

    Ali Bulaç

    Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşu duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz bu, huşu duyan (Allah’a saygıdan kalbi ürperen) ların dışındakilere zor (bir görev) dur.

    Ali Rıza Safa

    Dirençli olarak ve namazla yardım dileyin. Aslında, derin saygı duyanlardan başkasına böylesi zor gelir.

    Bayraktar Bayraklı

    -Sabır ve dua ile Allah'tan yardım isteyin.Sabır ve dua, Rablerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilen, gerçekten kalbi Allah sevgisinden dolayı ürperenlerin dışındakilere ağır gelir.

    Edip Yüksel

    Güçlüklere karşı direnerek ve salat (dayanışma) yoluyla yardım isteyiniz. Elbette bu, halka ağır gelir; ancak saygılı olanlar hariç.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Güçlüklere karşı direnerek (sabır) ve namazla yardım isteyiniz. Elbette bu, halka ağır gelir; ancak saygılı olanlar hariç.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de sabır ve namazla yardım isteyin. gerçi bu ağır gelir; ancak saygılı kimselere değil.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bir de sabır ile salat ile yardım isteyin, gerçi bu ağır gelir, fakat saygılı kimselere değil

    Erhan Aktaş

    Sabır dipnot 1 ve salatla dipnot 2 yardım isteyin. Kuşkusuz bu içtenlikle itaat edenlerden başkasına ağır gelir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dayanmak, direnmek, karşı koymak, yılgınlık ve usanç göstermemek, kararlı ve azimli olmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'tan destek dilemekle. Ayette sabrettikten sonra ayrıca salatla yani dua ile Allah'tan yardım dileme, O'na sığınma istenmektedir. Dolayısıyla bu ayetteki "salat" kelimesi ile kast edilen şey, "namaz" değil, yardım, destek istemektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sabır dipnot 1 ve salatla dipnot 2 yardım isteyin. Kuşkusuz bu içtenlikle itaat edenlerden başkasına ağır gelir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabır; dayanma, direnme, yılgınlık ve usanç göstermeme, kararlı ve azimli olma anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'tan destek dilemekle. Ayette sabrettikten sonra ayrıca salatla yani dua ile Allah'tan yardım dileme, O'na sığınma istenmektedir. Dolayısıyla bu ayetteki "salat" sözcüğü ile kast edilen şey, "namaz" değil yardım, destek isteme duasıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sabır ve salatla dipnot 1 Allah'tan yardım isteyin. Kuşkusuz bu Allah'a içtenlikle itaat edenlerin dışındakilere ağır gelir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duayla. Sabır; dayanma, direnme, yılgınlık ve usanç göstermeme, kararlı ve azimli olma anlamına gelmektedir. Ayette bunları yaptıktan sonra ayrıca salatla yani dua ile Allah'tan yardım dileme, ona sığınma istenmektedir. Dolayısıyla buradaki "salat" sözcüğü ile kast edilen şey, "namaz" değil "dua"dır. Salat, sözcük olarak, namazın yanı sıra Allah'a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, destek, dayanışma, yardımlaşma, yakından ilgilenme ve din gibi anlamlara gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Sabır ve namazla yardım isteyin (veste'ıynu). Elbette bu, huşu duyanların / huşu sahiplerinin / saygılı olanların (E.Yüksel) (alel-haşiiyne) dışındakilere ağır gelir (lekebiyretün).

    Hasan Basri Çantay

    Hem sabır (ve sebat) ile, hem namazla (Hakdan) yardım isteyin. (Gerçi) bu, elbette büyük (ağır ve çetin bir şey) dir. Ancak (Allaha karşı) yüksek saygı gösterenlere göre öyle değil.

    İbni Kesir

    Sabır ve namazla (Allah'tan) yardım isteyin. Gerçi bu, ağır gelir ama, huşu duyanlara değil.

    Mehmet Alagaş

    (40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin ve şüphesiz bu (namaz), huşu duyanlardan başkasına ağır gelir.

    Süleyman Ateş

    Sabırla, namazla Allah'tan yardım dileyin, şüphesiz bu, (Allah'a) saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sabırla dipnot 1 /duruşunuzu bozmadan ve görevlerinizi aksatmadan dipnot 2 (Allah'tan) yardım isteyin. dipnot 3 Bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına gerçekten ağır gelir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabır, aklın ve dinin gerektirdiği şekilde kendine hakim olmaktır (Müfredat). Bu şekilde davranan kişi, önüne çıkan engelleri aşarak yoluna devam eder. Dilimizde bunu en iyi ifade eden söz, "duruşunu bozmamak"tır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen es-salat (ٱلصَّلَوٰةِ)'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Allah'ın yardımını hak edebilmek için sabırlı olunması ve başta namaz olmak üzere bütün görevlerin yerine getirilmesi gerekir (Bakara 2/155-157).
    3. metne dön, dipnot 3
      İsrailoğullarına verilen bu emrin aynısı tüm inananlar için de verilmiştir (Bakara 2/153).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sabırlı dipnot 1 davranarak ve namaz kılarak yardım isteyin. Bu, Allah'a saygısı olanlardan başkasına ağır gelir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabır: Katlanmak, göğüs germek, direnmek, dirençli olmak anlamlarına gelir.

    Şaban Britch

    Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin ve Allah için gerçekten bir saygı gösterip kalbi ürperenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir.

    Şaban Piriş

    (45-46) Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allah'a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sabra ve namaza sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.

  7. Bakara suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 46. ayet. ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine kesin olarak iman eden kişilerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Huşu duyanlar), Rablerine kavuşacaklarına ve sonunda O'na döneceklerine kesin gözüyle bakarlar.

    Muhammed Esed

    Onlar ise (sonunda) Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini kesinlikle bilirler.

    Ahmed Hulusi

    O haşyet duyanlar, (nefslerinin Esma'sıyla hakikati olan) Rablerine (benliklerinin yokluğunu hissederek) ereceklerini düşünürler ve nitekim O'na dönerler!

    Ali Bulaç

    Onlar, (mü'minler ise), şüphesiz, Rableriyle karşılaşacaklarını ve (yine) şüphesiz, O'na döneceklerini bilirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar (huşu duyanlar), kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, Efendilerine kesinlikle kavuşacaklarını ve O'na kesinlikle döneceklerini bilirler.

    Bayraktar Bayraklı

    -Sabır ve dua ile Allah'tan yardım isteyin.Sabır ve dua, Rablerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilen, gerçekten kalbi Allah sevgisinden dolayı ürperenlerin dışındakilere ağır gelir.

    Edip Yüksel

    Nitekim onlar, Efendi'lerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine inanırlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Burada kullanılan zan, kuşkusuz bilgiye dayanan imandan farklıdır. Zira kişi gerçekten cennetlik olacağını kesinlikle bilemez, zanneder, umar. 2:46 ayeti zanneden müminlerden söz eder. * Bunlar Allah'ın varlığı ve birliği, Kuran'ın Allah kelamı oluşu veya ahiret konusunda zannetmiyorlar. Bu konularda "zan" kabul edilmez; kesin bir bilgi gerekir. * Örneğin, 6:116; 6:148 ve 2:78 ayetlerinde Allah'a zan ile haramlar yakıştırmanın en büyük suçlardan biri olduğu bildirilir. * Ancak 2:46 ve 69:20 ayetlerindeki zan kişinin dünyadaki işlediği hayırlı işlerin kendisini cennete girmeye, yani Efendi'leri ile karşılaşmaya ve ebedi olarak onun melekutunda yaşamaya yeterli olup olmadığı konusundaki kesin olmayan beklentisini yansıtır. Ebedi cenneti kazanmanın şartları arasında onu kazanmaya emin olmak gibi bir şart yoktur. * Kısacası, zan kesin bilgi olmadığı halde bazen kesin bilgi ile kesişebilir. Bilgi yoluyla belirlenmesi gereken bazı prensipler olabilir ve bu konuda yapılan zan tutsa bile kabul edilmeyebilir. * Bilgi yoluyla belirlenmesi gerekli görülen bazı gerçeklerin ve olayların, benzeri bir kesin bilgi yoluyla belirlenmesi gerekmeyen bazı detayları olabilir. * Nitekim 10:36 ayetini, 10:34-44 ayetlerinin bağlamında okursak 10:36 ayetinin kesin bilginin gerekli olduğu epistemolojik ve ontolojik evrensel gerçekler ile ilgili olduğunu ve bu yüzden zannın kabul edilmediğini rahatlıkla anlarız. * Ancak 69:20 ayeti kişinin kendi özel durumuyla ilgili sübjektif ve taraflı bir değerlendirmesi konusunda olup bu konuda kesin bilgiye sahip olmamız beklenmiyor. * Zira bu konudaki nihai karar, bu test ortamını yaratan ve bizi burada test eden Din Günü'nün Sahibidir, Kainatın Efendisi'dir. * Aklın ışığında Kuran'ı anlayıp hayata geçirmekle ebedi hayatı kazanacağımızı "bilmek" ile gerçekten birey olarak onu becerip beceremediğimizi "bilmek" arasında büyük fark var...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim onlar, Rab'lerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine inanırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, kendilerinin gerçekten Rablerine kavuşacaklarına ve ancak O'na döneceklerine inanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    onlar ki kendilerini hakikaten rablerine kavuşuyor ve hakikaten ona rücu ediyor sayarlar, böyle bir huşu ile kılarlar

    Erhan Aktaş

    Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini dipnot 1 bilirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap için O'nun karşısına çıkacaklarını.

    Gültekin Onan

    Nitekim onlar rablerine kavuşacaklarını / rableriyle karşılaşacaklarını (mülaku) ve O'na döneceklerini (raciun) bilirler (yezunnune). (S.Ateş'in notu: İbn Mesud'un mushafında yezunnun yerine yalemun yazıldığından bu anlamı tercih ettik.)

    Hasan Basri Çantay

    O (yüksek saygı göstere) nler ki onlar hakıykaten Rablerine kavuşucu ve hakıykaten ancak ona dönücü olduklarını bilirler (de namazlarını o vech ile kılarlar).

    İbni Kesir

    Onlar ki; Rablarına kavuşacaklarını, O'na döneceklerini kesinlikle bilirler.

    Mehmet Alagaş

    (40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini bilirler.

    Süleyman Ateş

    O(saygılı insa)nlar, Rablerine kavuşacaklarını (gözetir) ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Saygılı olanlar, Rableriyle yüzleşeceklerini ve onun huzuruna varacaklarını anlayanlardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehlikitap yani kitaplarında uzman olanlar içinde doğru inanca sahip kişiler bugün de vardır (Al-i İmran 3/113-115, 199).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Saygılı olanlar, Sahipleriyle (Rableriyle) yüzleşeceklerini ve O'nun huzuruna çıkarılacaklarını anlayanlardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehl-i kitap içinde doğru inanca sahip insanlar vardır. (Bkz. Al-i İmran 3/199)

    Şaban Britch

    Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar için.

    Şaban Piriş

    (45-46) Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allah'a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ürperti duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka O'na döneceklerdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.