Bakara suresi · 47–53. ayetler

Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 47. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

    Mehmet Okuyan

    Ey İsrailoğulları! Size vermiş olduğum nimet(ler)imi ve sizi (bir zamanlar) âlemlere (inançsızlara) dipnot 1 üstün kıldığımı hatırlayın!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir ayet, Bakara 2:122'de de geçmekte ve üstünlükten kastın "o dönemin inançsızlarına" yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey İsrailoğulları! Size lutfettiğim nimetlerimi hatırlayın; hani Ben sizi çağınızın milletlerine üstün kılmıştım.

    Muhammed Esed

    Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetleri ve sizin diğer kavimlere karşı üstün gelmenizi sağladığım günleri hatırlasanıza!

    Ahmed Hulusi

    Ey İsrailoğulları, size bağışım olan (verdiğim ilim dolayısıyla) nimetimi, sizi çeşitli toplumlara üstün kılışımı hatırlayın.

    Ali Bulaç

    Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir dönem) alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.

    Ali Rıza Safa

    Ey İsrailoğulları! Sizi nimetlendirdiğim o nimetimi hatırlayın. Aslında, sizi, evrenlere üstün kılmıştım. dipnot 17

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 17
      İsrailoğullarının evrenlere üstün kılınması, Tevrat ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Çölde
      Sayım 6:22-27 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Çölde Sayım 6:22

      RAB Musaya şöyle dedi:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Rab, Musa'ya, şöyle dedi: ‘Harun ile oğullarına, de ki: İsrailoğullarını, şöyle diyerek kutsayacaksınız: ‘Rab, sizi kutsasın ve sizi korusun. Rab, aydın yüzünü size göstersin ve size lütfetsin. Rab, yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin.' Böylece, kahinler, ismimi anarak İsrailoğullarını kutsayacaklar; Ben de onları kutsayacağım."

    Bayraktar Bayraklı

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayınız.

    Edip Yüksel

    İsrail oğullar! Size verdiğim nimetlerimi ve sizi tüm halklara üstün tutmamı hatırlayın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi ve sizi tüm halklara üstün tutmamı hatırlayın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey İsrailoğulları, size ihsan ettiğim nimetimi ve vaktiyle sizi diğer varlıklara üstün yaptığımı hatırlayın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey İsrail oğulları! size in'am ettiğim nimeti ve vaktile sizi alemlerin üstüne geçirdiğimi hatırlayın

    Erhan Aktaş

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve size alemler dipnot 1 üzerinde lütufta bulunduğumu hatırlayın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlık dünyasında.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve size alemler dipnot 1 üzerinde lütufta bulunduğumu hatırlayın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Varlıklar dünyasında.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve lütufta bulunarak sizi alemlerde dipnot 1 nimetlendirdiğimi hatırlayın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Varlıklar aleminde.

    Gültekin Onan

    Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım (enamtü) nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı (faddaltüküm) anımsayın.

    Hasan Basri Çantay

    Ey İsrail oğulları, size ihsan etdiğim bunca ni'metimi ve sizi (bir zaman) alemlerin üstüne geçirdiğimi hatırlayın.

    İbni Kesir

    Ey israiloğulları, size verdiğim nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

    Mehmet Alagaş

    (47-50) Ey İsrailoğulları size nimet olarak verdiğim nimetleri hatırlayın, kesinlikle ben sizi alemlere üstün kıldım, bir kişinin başka bir kişiye herhangi bir karşılık veremeyeceği , herhangi bir aracılığın kabul edilmeyeceği , herhangi bir bedelin alınmayacağı ve herhangi yardımın görülemeyeceği O günden sakının. Sizi bir vakit firavun ailesinden kurtardık , size kötü bir azap uyguluyordu, oğullarınızı boğazlıyor kadınlarınızı diri / sağ bırakıyorlardı. (Kadınların rahimlerinde çocuk aradıkları ve bulduklarını aldıkları söylenir) İşte bunda, çok büyük olan Rabbinizden bir sınama vardı, o zaman sizin için denizi ayırdık, sizi kurtardık, firavun ailesini boğduk ve siz de bakıyordunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi diğer toplumlara üstün kıldığımı hatırlayıp, anın.

    Süleyman Ateş

    Ey İsrail oğulları, size verdiğim ni'meti ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetleri ve sizi çağdaşlarınıza üstün kıldığımı dipnot 1 hatırlayın! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrailoğulları, içlerinden Allah'ın en çok nebi çıkardığı toplumdur. Bu da Allah'ın onlara büyük bir nimetidir (Maide 5/20). Kendilerine gönderilen nebinin yolundan giden her ümmet, yaşadığı dönemin en üstün toplumu olur (Al-i İmran 3/139).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size ettiğim iyilikleri ve vaktiyle sizi çağdaşlarınıza tercih ettiğimi aklınızdan çıkarmayın. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her nebinin ümmeti, döneminin en üstün toplumudur. "İnanıp güveniyorsanız en üstün sizsiniz." (Al-i İmran 3/139)

    Şaban Britch

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

    Şaban Piriş

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar toplumlara üstün kıldığımı hatırlayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

  2. Bakara suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 48. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

    Mehmet Okuyan

    Öyle bir güne karşı takvâlı (duyarlı) olun ki (o gün) kimse, kimseden hiçbir şey gideremez; onlardan şefaat kabul edilmez; dipnot 1 kendilerinden fidye alınmaz; dipnot 2 onlara yardım da edilmez. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaatle ilgili ayetler Zümer 39:43-44. ayetleriyle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Bakara 2:123; En‘âm 6:164; İsrâ 17:15; ‘Ankebût 29:12; Lokmân 31:33; Fâtır 35:18; Zümer 39:7; Necm 53:38; Mümtehine 60:3.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç kimsenin hiç kimse adına hiçbir şey ödemeyeceği, kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kurtuluş akçesi alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün (dehşetinden) korunun!

    Muhammed Esed

    Ve hiçbir insanın ötekine en ufak bir yararının dokunmayacağı, hiç kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği Gün(ün mutlaka gelip çatacağı) bilinciyle yaşasanıza!

    Ahmed Hulusi

    Kimsenin kimseyi kurtarmak için bir şey ödeyemeyeceği süreçten korunun; (o süreçte) ne (birbirine) şefaat kabul edilir, ne fidye ödenerek biri kurtarılabilir ne de onlara yardım gelir.

    Ali Bulaç

    Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.

    Ali Özek ve heyeti

    Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefâat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.

    Ali Rıza Safa

    Ve kimsenin, kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, kimsenin ara buluculuğunun kabul edilmeyeceği, kimseden kurtulmalık alınmayacağı ve onlara yardım da edilmeyeceği günden sakının.

    Bayraktar Bayraklı

    Hiç kimsenin başkasına fayda veremeyeceği, şefaatin kabul edilmeyeceği, fidye alınmayacağı ve yardım yapılmayacağı bir günden sakınınız.

    Edip Yüksel

    Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Şefaat mitolojisi dünyanın birçok dininde yaygın bir inançtır. Şefaat "ikilemek" anlamına gelir. Allah'ı yeterli görmeyenler bunu putlaştırdıkları peygamberler ve velilerin kendilerini Din Gününde Allah'ın mahkemesinde "kurtarma" veya "aracılık ile kayırma" diye bir dini dogma uydurdular. * Şeytan yani Sapkın, Muhammed'in tüm ümmeti için şefaat edeceği yalanını müslümanların inancına sokmuştur. Kuran bu sapkın inancı reddeder; Muhammed hiç kimseyi kurtaramaz. Muhammed'in şefaat ederek kendilerini Allah'tan kurtaracaklarına inananlar, Muhammed'in ahiretteki biricik şikayetine muhatap olacak ve umdukları şefaat tam tersine gerçekleşecek (25:30). * Kuran'a göre şefaat, gerçeğe tanıklık etmekten ibarettir (20:109; 43:86; 78:38). * Her gün namazlarında okudukları Açılış (Fatiha) suresiyle sadece Allah'tan yardım isteyeceğine söz veren sözde müslümanların, namazdan hemen sonra, kendilerini işitmeyen, kendisine bile yarar ve zarar vermekten aciz olan Muhammed'den (39:30 ve 16:20, 21) yardım dilemeleri ne büyük bir çelişkidir! * Açılış suresinde geçen "Maliki yevmid-Din"; yani "Yargı gününün Sahibi" ifadesi, konuyu tek başına açıklamaya yeter (82:17-19). * Ayrıca 2:123, 254; 3:80; 5:109; 6:51; 6:70, 82, 94; 7:53; 9:80; 10:3, 18; 13:14-16; 19:87; 33:64-68; 34:23, 41; 39:3, 44; 43:86; 53:19-23; 74:48; 83:11 ayetlerine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine birşey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve kimsenin kimseden bir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul olunmayacağı, kimseden fidyenin alınmayacağı ve kimsenin kurtarılamayacağı bir günden sakının!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve öyle bir günden korunun ki kimse kimseden bir şey ödeyemez, kimseden şefaat de kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, hem onlar kurtarılacak da değillerdir.

    Erhan Aktaş

    Öyle bir günden korunup sakının ki: Hiç kimse bir başkasına yardım edemez. Kimseden şefaat dipnot 1 kabul edilmez. Kimseden fidye de alınmaz. Kimseye yardım da edilmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir. Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyle bir günden korunup sakının ki: Hiç kimse bir başkasına yardım edemez. Kimseden şefaat dipnot 1 kabul edilmez. Kimseden fideye de alınmaz. Kimseye yardım da edilmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin şefaat edebileceğine inanmak kesinlikle şirktir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hiç kimsenin başkası adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden şefaatin dipnot 1 kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden korunup sakının.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, "şefaat edilme" anlayışını ve inancını kesin olarak reddetmektedir. Kur'an'a göre, kesinlikle şefaat yoktur. Bu nedenle şefaatin varlığına inanan bir kimse Allah'a eş koşmuş sayılır.

    Gültekin Onan

    Kimsenin kimse yerine birşey ödeyemeyeceği, aracılık (şefaat) kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da edilmeyeceği bir günden sakının.

    Hasan Basri Çantay

    Ve öyle bir günden korkun ki (o günde) hiçbir kimse, hiçbir kimse namına bir şey ödeyemez. Ondan her hangi bir şefaat kabul olunmaz. Ondan bir fidye (bedel) alınmaz, onlara (Allahın azabından kurtulmak hususunda) yardım da edilmez.

    İbni Kesir

    Ve öyle bir günden korkun ki; o günde kimse, kimse için bir şey ödeyemez. Şefaat kabul edilmez. Fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.

    Mehmet Alagaş

    (47-50) Ey İsrailoğulları size nimet olarak verdiğim nimetleri hatırlayın, kesinlikle ben sizi alemlere üstün kıldım, bir kişinin başka bir kişiye herhangi bir karşılık veremeyeceği , herhangi bir aracılığın kabul edilmeyeceği , herhangi bir bedelin alınmayacağı ve herhangi yardımın görülemeyeceği O günden sakının. Sizi bir vakit firavun ailesinden kurtardık , size kötü bir azap uyguluyordu, oğullarınızı boğazlıyor kadınlarınızı diri / sağ bırakıyorlardı. (Kadınların rahimlerinde çocuk aradıkları ve bulduklarını aldıkları söylenir) İşte bunda, çok büyük olan Rabbinizden bir sınama vardı, o zaman sizin için denizi ayırdık, sizi kurtardık, firavun ailesini boğduk ve siz de bakıyordunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) bir şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

    Süleyman Ateş

    Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, kimsenin cezasını çekmez (borcunu ödemez); kimseden şefaat (aracılık, iltimas) da kabul edilmez; kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım yapılmaz.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimsenin kimseden bir şeyi savamayacağı, dipnot 1 kimsenin şefaatinin dipnot 2 kabul edilmeyeceği, kimseden (kurtuluşu için) bir bedel alınmayacağı dipnot 3 ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği dipnot 4 bir gün konusunda yanlış yapmaktan sakının!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şefaat, birine yardımcı olmak veya birinden bir şey istemek için onunla bir araya gelmektir. Daha çok saygın ve üst derecede olan birinin alt derecede olan birini yanına alması anlamında kullanılır. İyi veya kötü bir işte bir başkasıyla yardımlaşmak da şefaat sayılır (Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir yani yardım edip destek olabilirler (Nisa 4/85). Ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/123, 255, En'am 6/51, Secde 32/4, İnfitar 82/17-19).
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat dipnot 1 kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredat). Ayet, mahşer günü kimseye şefaat edilmeyeceğini açıkça bildirmektedir. Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaate (birinden destek alma hakkına) sahip olamayacaktır." (Meryem 19/86-87) İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir.

    Şaban Britch

    Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

    Şaban Piriş

    Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve korkun o günden ki, hiç bir benlik bir başka benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiç bir benlikten şefaat kabul edilmez, hiç bir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.

  3. Bakara suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 49. ayet. وَإِذْ نَجَّيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.

    Mehmet Okuyan

    Hani sizi işkencenin en kötüsüne süren ve oğullarınızı kestirip, kadınlarınızı sağ bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtarmıştık. İşte bunda (size anlatılanlarda), Rabbinizden büyük bir imtihan vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:127, 141; İbrâhîm 14:6; Kasas 28:4; Mü'min 40:25.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine bir zaman da sizi Firavun hanedanının elinden kurtarmıştık. Size işkencenin en alçağını reva görüyorlar, erkek çocuklarınızı öldürüp kadınlarınızı da bırakıyorlardı. Bu yaşananlarda, Rabbinizin sizi tabi tuttuğu dehşet bir imtihan vardı.

    Muhammed Esed

    Ve (hatırlayın) azapların en korkuncu olarak -ki sizin için Rabbinizden büyük bir imtihandı- oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakan Firavun hanedanının elinden sizi kurtardığımız (günleri).

    Ahmed Hulusi

    Sizi Firavun ailesinden de kurtarmıştık, ki size en kötü azabı yaşattırıyorlardı. Erkek çocuklarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Rabbinizin azametli bir belası içindeydiniz.

    Ali Bulaç

    Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar, (fenalık için) kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.

    Ali Rıza Safa

    Firavun ailesinden sizi kurtardığımızda, size dayanılmaz acılar çektiriyor; oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı da sağ bırakıyorlardı. İşte bunda, Efendinizden, sizin için büyük bir sınav vardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Hani sizi Firavun'un yandaşlarından kurtarmıştık. Zira onlar, eziyetin en kötüsünü size layık görüyorlardı. Erkek çocuklarınızı boğazlıyor, kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Bu uygulamada, sizin için Rabbinizden ağır bir imtihan vardı.

    Edip Yüksel

    İşkencenin en kötüsünü size uygulayan, kadınlarınızı utandırıp oğullarınızı öldüren Firavunun adamlarından sizi kurtarmıştık. Bu ikisi, Efendinizden büyük bir sınav idi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İstihya kelimesini "yaşatma" yerine "utandırma" olarak anlamak daha uygun görünüyor. Zira "erkekleri öldürme" ifadesi zaten kadınların öldürülmeyeceğini ifade ediyor. * Nitekim kelimenin aynı formu utanma anlamında kullanılır: 28:25; 33:53; 2:26.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşkencenin en kötüsünü size uygulayan, kadınlarınızı bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun'un adamlarından sizi kurtarmıştık. Bu, Rabbinizden büyük bir sınav idi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem hatırlayın ki, bir zaman sizi Firavun'un ailesinden kurtardık. Size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor ve kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem hatırlayın ki bir vakit sizi Ali Firavnden kurtardık, sizi azabın kötüsüne peyleyorlardı; oğullarınızı boğazlıyorlar ve kızlarınızı diri tutmak istiyorlardı ve bunda size rabbınız tarafından büyük bir imtihan vardı

    Erhan Aktaş

    Hatırlayın! Sizi, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayarak, azabın en kötüsüne uğratan Firavun'un adamlarından kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hatırlayın! Sizi, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayarak, azabın en kötüsüne uğratan Firavun 'un adamlarından kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hatırlayın! Sizi, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayarak, işkencenin en kötüsüne uğratan Firavun 'un adamlarından kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı.

    Gültekin Onan

    Size işkencenin en kötüsünü yapan, kadınlarınızı bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun'un adamlarından sizi kurtarmıştık. Bu, rabbinizden büyük bir sınav idi.

    Hasan Basri Çantay

    Yine hatırlayın o zamanı ki (yeni doğan) oğullarınızı boğazlayıp kızlarınızı sağ bırakmak (yahud kadınlarınıza utanılacak dürlü fenalıklar yapmak) suretiyle size (atalarınıza) işkencenin en kötüsünü yüklemekde devameden Fir'avun haanedanından sizi kurtarmışdık. Bunda (bu azabda ve kurtarmada) Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı sizin için.

    İbni Kesir

    Hani, sizi oğullarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı sağ bırakarak en kötü işkenceye tabi tutan Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bu da sizin için Rabbınız tarafından büyük bir imtihandı.

    Mehmet Alagaş

    (47-50) Ey İsrailoğulları size nimet olarak verdiğim nimetleri hatırlayın, kesinlikle ben sizi alemlere üstün kıldım, bir kişinin başka bir kişiye herhangi bir karşılık veremeyeceği , herhangi bir aracılığın kabul edilmeyeceği , herhangi bir bedelin alınmayacağı ve herhangi yardımın görülemeyeceği O günden sakının. Sizi bir vakit firavun ailesinden kurtardık , size kötü bir azap uyguluyordu, oğullarınızı boğazlıyor kadınlarınızı diri / sağ bırakıyorlardı. (Kadınların rahimlerinde çocuk aradıkları ve bulduklarını aldıkları söylenir) İşte bunda, çok büyük olan Rabbinizden bir sınama vardı, o zaman sizin için denizi ayırdık, sizi kurtardık, firavun ailesini boğduk ve siz de bakıyordunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani size azabın en kötüsünü tattıran, yeni doğan oğullarınızı boğazlayan ve kızlarınızı hayatta bırakan Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık ve bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.

    Süleyman Ateş

    Sizi Fir'avn ailesinden de kurtarmıştık. Hani (onlar), size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı ve bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size en ağır cezayı vermeye çalışıyor, oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı ise sağ bırakmak istiyorlardı. İşin içinde, Sahibiniz (Rabbiniz) olarak yaptığım dipnot 1 büyük bir imtihan vardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatında iltifat sanatı vardır, anlatımı canlı tutmak ve konunun önemini vurgulamak için sözün akışı beklenmedik bir şekilde değiştirilerek üçüncü şahıstan birinci şahsa, ikinci şahıstan birinci veya üçüncü şahsa, birinci şahıstan ikinci veya üçüncü şahsa vs. geçilir. Geçmiş zamandan şimdiki veya gelecek zamana; gelecek zamandan geçmiş zamana ya da geçmiş zamandan emir kipine geçiş yapılabilir. Türkçede bu sanat olmadığından bu gibi ifadeler bir Türk'ü şaşırtır. Burada olduğu gibi birçok ayete, bu sanat yok sayılarak meal verilmiştir.

    Şaban Britch

    Size kötüce işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun hanedanından sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.

    Şaban Piriş

    Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun Hanedanından sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbiniz'den büyük bir imtihan vardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizi Firavun hanedanından kurtardığımızı da hatırlayın. Hani onlar size azabın en çirkiniyle kötülük ediyorlardı: Erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yoklayıp çocuk alıyorlar/kadınlarınıza utanç duyulacak şeyler yapıyorlardı. İşte bunda sizin için, Rabb'inizden gelen büyük bir ıstırap ve imtihan vardı.

  4. Bakara suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 50. ayet. وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

    Mehmet Okuyan

    Hani biz sizin için denizi yarmıştık; sizi kurtarmış, Firavun'un ailesini (destekçilerini) de siz bakıyorken (denizde) boğmuştuk.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir zaman da suyu sizin için açmış ve sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun'un kadrosunu boğmuştuk.

    Muhammed Esed

    Ve önünüzdeki denizi yararak sizi kurtarıp, Firavun hanedanını gözlerinizin önünde boğduğumuz (günleri).

    Ahmed Hulusi

    Varlığınızdaki Allah Esma'sı kuvvesinin açığa çıkartılmasıyla denizi yarıp sizi kurtarmış; Firavun ailesini ise size bakıp dururken boğmuştuk!

    Ali Bulaç

    Ve sizin için denizi ikiye yarıp sizi kurtardığımızı ve Firavun'un adamlarını -gözlerinizin önünde- boğduğumuzu hatırlayın.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik sizin için denizi yardığımızda, sizi kurtarmış ve Firavun ailesini gözlerinizin önünde boğmuştuk.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış ve Firavun taraftarlarını boğmuştuk; siz de bunu görüyordunuz.

    Edip Yüksel

    Denizi yararak sizi kurtarmış, Firavunun adamlarını da gözlerinizin önünde boğmuştuk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Denizi yararak sizi kurtarmış, Firavun'un adamlarını da gözlerinizin önünde boğmuştuk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bir vakit sizin için denizi yardık, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını boğuverdik, sizler de bakıp duruyordunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir vakit sizin sebebinize denizi yardık, sizi necata çıkardık da Ali Fir'avni garkettik sizler bakıp duruyordunuz

    Erhan Aktaş

    Hatırlayın! Denizi yararak sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun taraftarlarını denizde boğmuştuk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hatırlayın! Denizi yararak sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun taraftarlarını denizde boğmuştuk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hatırlayın! Denizi yararak sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ve taraftarlarını da denizde boğmuştuk.

    Gültekin Onan

    Denizi yararak (ferakna) sizi kurtarmış (feenceynaküm), Firavun'un adamlarını / taraftarlarını / ordusunu da (ale) gözlerinizin önünde (tenzurun) boğmuştuk (ağrakna).

    Hasan Basri Çantay

    Hem hatırlayın o demleri ki sizin sebebinize denizi yarıb da hepinizi kurtarmış, Fir'avun haanedanını ise, kendiniz de gözlerinizle bakıb dururken, (suda) boğmuşduk.

    İbni Kesir

    Hani, bir de sizin için denizi yarmış, ve sizi kurtarmıştık. Firavun hanedanını da, siz bakıp dururken suda boğmuştuk.

    Mehmet Alagaş

    (47-50) Ey İsrailoğulları size nimet olarak verdiğim nimetleri hatırlayın, kesinlikle ben sizi alemlere üstün kıldım, bir kişinin başka bir kişiye herhangi bir karşılık veremeyeceği , herhangi bir aracılığın kabul edilmeyeceği , herhangi bir bedelin alınmayacağı ve herhangi yardımın görülemeyeceği O günden sakının. Sizi bir vakit firavun ailesinden kurtardık , size kötü bir azap uyguluyordu, oğullarınızı boğazlıyor kadınlarınızı diri / sağ bırakıyorlardı. (Kadınların rahimlerinde çocuk aradıkları ve bulduklarını aldıkları söylenir) İşte bunda, çok büyük olan Rabbinizden bir sınama vardı, o zaman sizin için denizi ayırdık, sizi kurtardık, firavun ailesini boğduk ve siz de bakıyordunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun hanedanını suda boğmuştuk.

    Süleyman Ateş

    Sizin için denizi yarmıştık, sizi kurtarmış ve Fir'avn ailesini boğmuştuk; siz de bunu görüyordunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün denizi ikiye ayırıp sizi kurtardık, Firavun hanedanını da gözünüzün önünde boğduk.

    Şaban Britch

    Ve sizin için denizi yardık, sizi kurtarıp; gözünüzün önünde, Firavun hanedanını suda boğmuştuk.

    Şaban Piriş

    Ve sizin için denizi yardık, sizi kurtarıp; gözünüzün önünde, Firavun Hanedanını suda boğmuştuk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani önünüzde denizi yarmıştık da sizi kurtarmış, Firavun hanedanını boğmuştuk. Siz de bunu bakıp görüyordunuz.

  5. Bakara suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 51. ayet. وَإِذْ وَٰعَدْنَا مُوسَىٰٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

    Mehmet Okuyan

    Hani (kendisine vahyetmek üzere) Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. dipnot 1 Sonra onun ardından, zalimler olarak buzağıyı (ilah) edinmiştiniz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet A‘râf 7:142. ayetiyle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:92; Nisâ 4:153. Yüce Allah Hz. Musa'nın Sînâ Dağı'na çıkışının ardından İsrailoğulları'nın bir buzağıyı ilah edindikleri için zalim olduklarını ifade etmektedir. A‘râf 7:142'de de ifade edildiği gibi, Hz. Musa, Sînâ Dağı'na çıkınca kardeşi Hz. Harun'a şöyle demişti: "Kavmimin arasında benim yerime geç; onları ıslaha (çalışmaya) devam et; (sakın) bozguncuların yoluna uyma!" Hz. Musa, kardeşi Hz. Harun'a tembihte bulunarak, kavmini kendi haline bırakmamıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir zaman Musa'ya kırk gece süren bir randevu vermiştik. (Bunu fırsat bilen siz), onun ardından bir inek yavrusu heykelini peydahlayıverdiniz ve böylece zalimlerden oldunuz.

    Muhammed Esed

    Musa'yı (Sina Dağı'nda) kırk gece tuttuğumuz ve O'nun yokluğunda (altın) buzağıya tapmaya başladığınız ve böylece zalimlerden olduğunuz,

    Ahmed Hulusi

    Musa'ya kırk gece vadetmiştik de, siz de o süreçte buzağıyı (tanrı) edinmiştiniz, zalimler olarak (nefsinize zulmetmiştiniz).

    Ali Bulaç

    Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Musâ ile kırk gece (vahyetmek üzere) sözleşmiştik. Sonra haksızlık ederek buzağıyı ( ilâh ) edindiniz.

    Ali Rıza Safa

    Musa'yla, kırk gece için sözleştik. Sonra, Onun arkasından, buzağıyı onayladınız ve kendinize yazık ettiniz. dipnot 18

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 18
      Allah'ın, Musa peygamberle kırk gece için sözleşmesi, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 34:28 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Musa, kırk gün kırk gece Rab ile birlikte orada kaldı. Ekmek yemedi ve su içmedi. Sözleşmenin sözlerini; On Emir'i, taş levhalar üzerine yazdı."

    Bayraktar Bayraklı

    Musa ile kırk gece için sözleştikten sonra, siz onun ardından şirk koşarak buzağıyı tanrı edindiniz.

    Edip Yüksel

    Musa'yla kırk gece için sözleşmiştik. Ancak siz onun ardından kendinize zulmederek buzağıya hizmet ettiniz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu olay, insanın putçu eğilimini yansıtır. Apaçık mucizelere rağmen Musa'nın izleyicileri Musa'nın yokluğunda buzağıya taptılar (20:83-98).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa'yla kırk gece için sözleşmiştik. Ancak siz onun ardından kendinize zulmederek buzağıya taptınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bir vakit Musa'ya kırk gece (Tur'da kalmak ve sonra kendisine Tevrat verilmek üzere) sözleştik. Sonra siz, onun arkasından kendinize zulmederek buzağıya taptınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir vakit Musaya kırk geceye vad verdik, sonra siz onun arkasından danaya tutuldunuz zulmediyordunuz

    Erhan Aktaş

    Hatırlayın! Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra siz, onun arkasından buzağı yaparak dipnot 1 zalimleştiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "ittehaztum." Bu kelime, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak, meydana getirmek" anlamında da birçok ayette geçmektedir. Bu ayette de "yapmak," "meydana getirmek" anlamında kullanılmıştır. O nedenle, "buzağıyı ilah edinmek" şeklindeki çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete, ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hatırlayın! Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra siz, onun arkasından buzağı yaparak dipnot 1 zalimleştiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İttehaztum" sözcüğü, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak, meydana getirmek" anlamında da birçok ayette geçmektedir. Bu ayette de "yapmak, " "meydana getirmek" anlamında kullanılmıştır. O nedenle, "buzağıyı ilah edinmek" şeklindeki çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete, ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hatırlayın! Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra siz, onun arkasından buzağı yaparak dipnot 1 zalimleştiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İttehaztum" sözcüğü, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak, meydana getirmek" anlamında da onlarca ayette geçmektedir. Bu ayette de "yapmak," "meydana getirmek" anlamında kullanılmıştır. O nedenle, "buzağıyı ilah edinmek" şeklindeki çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete, ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır.

    Gültekin Onan

    Hani Musa'yla kırk gece için sözleşmiştik (vaadna). Ancak siz onun ardından kendinize buzağıyı (Tanrı) edinmiş ve zalimler olmuştunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Hani Musa ile kırk gece ("Tur" da kalmak ve ondan sonra kendisine Tevrat verilmek üzere) vaidleşmişdik. Yine siz onun arkasından (nefsinizin) zaalimler (i) olarak ("Samiri" nin tanrı diye gösterdiği) buzağıya tutunmuş (onu tanrı edinmiş) diniz.

    İbni Kesir

    Ve hani, Musa ile kırk geceyi vaidleşmiştik. Yine siz zalimler olarak onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiştiniz.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama siz zalimlik ederek onun ardından buzağıya tapınmıştınız.

    Süleyman Ateş

    Musa ile kırk gece için sözleşmiştik, sonra siz onun ardından buzağıyı (tanrı) edinmiştiniz, (kendinize böylece) zulmediyordunuz.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz Musa ile kırk geceliğine sözleşmiştik. dipnot 1 Siz ise onun arkasından hemen dipnot 2 yanlışlara dalarak boğayı dipnot 3 ilah edinmiştiniz. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Hemen" anlamı verdiğimiz kelime sümme (ثمَ) edatıdır. Bu edat, sıralama veya öncelik-sonralık kastedilmeksizin mutlak beraberliği de ifade eder (Mu'cemu'l-Lugati'l-Arabiyyeti'l-Muasıra, Ahmed Muhtar Ömer, Alem-ül Kütüb, 2008, c. 1, s. 328).
    3. metne dön, dipnot 3
      Firavun hanedanı suda boğulunca onların bütün serveti İsrailoğullarına kaldı (Şuara 26/57-59, Duhan 44/25-28) Mısır'da tapılan en önemli ilahlardan biri, Apis adı verilen bir boğa idi. Boğa sevgisi İsrailoğullarının içlerine öylesine işlemişti ki Musa aleyhisselamın Tur'a gitmesini fırsat bildiler ve ellerindeki altınlardan bir Apis heykeli yapıp tapmaya başladılar (Taha 20/83-98). Tevrat'ta şu ifadeler vardır: "Mısır'da bildirin, Migdol'da duyurun, Nof'ta, Tahpanhes'te duyurun: "Yerini al, hazırlan, çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç! İlahın Apis neden kaçtı? Boğan neden ayakta kalamadı? Çünkü Rab onu yere serdi." (
      Yeremya 46:14 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 46:14

      “Mısırda bildirin, 2 Migdolda duyurun, 2 Nofta, Tahpanheste duyurun: 2 ‹Yerini al, hazırlan, 2 Çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç!›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )
    4. metne dön, dipnot 4
      İttehaze (اتخذ) fiili iki mef'ul alabilir. Kur'an'da açıkça "ilah edinme" şeklinde geçtiği yerlerin aksine, buzağı geçen hiçbir ayette ikinci mef'ul açık gelmemiştir. Bunun amacı, altından bir boğa heykeli yapmanın ve onu ilah edinmenin Tevrat'a göre ayrı ayrı yasakların ihlali (Çıkış 20:4,5,23) olduğunun vurgulanması olabilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa ile kırk geceliğine sözleştiğimizde onun arkasından buzağıyı ilah edinmiştiniz; dipnot 1 yanlışlar içindeydiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İttehaze  fiili iki mef'ul alır. Ayet doğru anlaşılsın diye ikinci mef'ul olan ilah, açıkça zikredilmiştir.

    Şaban Britch

    Musa'ya (vahyetmek için) kırk geceyi vaad vermiştik. Ama siz zalimlik ederek onun ardından buzağıya tapınmıştınız.

    Şaban Piriş

    Musa ile kırk gece için sözleşmiştik ama siz zalimlik ederek onun arkasından buzağıya tapınmıştınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Musa ile kırk gece için sözleşmiştik de siz bunun ardından buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Zulme sapmıştınız siz.

  6. Bakara suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 52. ayet. ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onun ardından şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve sizi bunun ardından bir kez daha affettik, belki şükredersiniz diye...

    Muhammed Esed

    Dahası, (bütün) bunlardan sonra, belki şükredenlerden olursunuz diye bu günahınızı affettiğimiz (günleri).

    Ahmed Hulusi

    Bu olaydan sonra sizi affetmiştik belki şükredersiniz (değerlendirirsiniz) diye.

    Ali Bulaç

    Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık.

    Ali Özek ve heyeti

    O davranışlarınızdan sonra (akıllanıp) şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, işte bunun ardından sizi bağışladık; belki şükredersiniz diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu davranışınızdan sonra şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

    Edip Yüksel

    Bunlara rağmen, şükredersiniz diye sizi affettik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlara rağmen, şükredersiniz diye sizi affettik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra bunun arkasından da sizi bağışladık, artık şükretmeniz gerekiyordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    sonra bunun arkasından da sizden afvettik, gerekti ki şükredecektiniz

    Erhan Aktaş

    Sonra, bunun ardından, belki şükredersiniz diye sizi affettik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra, bunun ardından, belki şükredersiniz diye sizi affettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra, bunun ardından, belki şükredersiniz diye sizi affettik.

    Gültekin Onan

    Bundan sonra, şükredersiniz diye sizi bağışladık (afevna).

    Hasan Basri Çantay

    Bil'ahare sizi bundan sonra da afvetmişdik. Gerekdi ki şubedesiniz.

    İbni Kesir

    Bundan sonra sizi, şükredersiniz diye affetmiştik.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

    Süleyman Ateş

    Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ondan sonra da görevinizi yerine getirmeniz için sizi bağışlamıştık. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükür, yapılan iyiliğin değerini bilmek, yapanı övmek ve hak ettiği karşılığı vermektir (Müfredat).

    Şaban Britch

    Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

    Şaban Piriş

    Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Belki şükredersiniz diye bunun ardından da sizi affetmiştik.

  7. Bakara suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 53. ayet. وَإِذْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani, doğru yolu tutasınız diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı vermiştik.

    Mehmet Okuyan

    Hani doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitabı ve furkânı dipnot 1 (doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği) vermiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [el-kitab] kelimesiyle kastedilen Hz. Musa'ya verilen "vahiy"dir; [el-furkân] ise o vahyin doğruyu yanlıştan ayırt ediciliği ve peygamberlerin bu özellikte oluşlarıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine doğru yolu bulmakta kılavuz edinmeniz için Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.

    Muhammed Esed

    Ve (hatırlayın), Musa'ya ilahi kelamı -(böylece) doğruyu yanlıştan ayırt etmek için (kullanacağı) ölçüyü -vermiştik ki doğru yola yönelesiniz;

    Ahmed Hulusi

    Hani Musa'ya Kitabı (varlığın hakikati bilgisini) ve Furkan'ı (doğrularla yanlışları ayırt etme yetisini - bilgisini) vermiştik; gerçeğe yönelesiniz diye.

    Ali Bulaç

    Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğru yolu bulasınız diye Musâ'ya Kitab'ı ve furkân (hak ile bâtılı ayıran hükümler) ı verdik.

    Ali Rıza Safa

    Ve Musa'ya, Kitap'ı ve Gerçeği Ayrıştıran'ı verdik; belki doğru yola erişirsiniz diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Hani biz, doğru yolu bulasınız diye Musa'ya kitabı ve furkanı vermiştik.

    Edip Yüksel

    Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bir vakit Musa'ya o Kitab'ı ve Furkan'ı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir vakit Musaya o kitabı ve fürkanı verdik, gerekti ki doğru gidecektiniz

    Erhan Aktaş

    Doğru yolu bulasınız diye, Musa'ya Kitap'ı ve Furkan'ı dipnot 1 verdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk ile Batıl'ı (Bkz. 2:42. ayetin dipnotu), doğru ile yanlışı ayırt eden kılavuz, ölçü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğru yolu bulasınız diye, Musa'ya Kitap'ı ve Furkan'ı dipnot 1 verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt eden kılavuz, ölçü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğru yolu bulasınız diye, Musa'ya Kitap'ı ve Furkan'ı dipnot 1 verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt eden kılavuz.

    Gültekin Onan

    Ve hidayete ermeniz için de Musa'ya kitabı ve furkanı verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Hani Musaya, (sapıklıkdan ayrılıb) doğru yola gelesiniz diye, ("Tur" da) o kitabı (Tevratı) ve Furkaanı (Hak ile batılı ayırd eden hükümleri) vermişdik.

    İbni Kesir

    Hani, Musa'ya; hidayete eresiniz diye kitab ve furkan vermiştik.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani, doğru yolu bulasınız diye size Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı (Hak ile bâtılı ayıran ilahî hükümleri) vermiştik.

    Süleyman Ateş

    Yola gelesiniz diye Musa'ya Kitap ve furkan (gerçekle batılı birbirinden ayıran ölçü) vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belki doğru yola gelirsiniz diye Musa'ya o kitabı, o furkanı dipnot 1 vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Furkan, doğruyu yanlıştan ayırmak yani hikmete ulaşmaktır. Furkan ve Hikmet, ilahi kitapların özelliğidir. (Al-i İmran 3/4 ve Nisa 4/113) Gereğini yapan insanlara da böyle bir yetenek verilir. (bkz. Bakara 2/269 ve Enfal 8/29)

    Şaban Britch

    Hidayete eresiniz diye Musa’ya kitabı ve furkanı vermiştik.

    Şaban Piriş

    Doğru yola gelesiniz diye Musa'ya kitabı ve furkanı vermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İyiye ve güzele yol bulursunuz ümidiyle Musa'ya Kitap'ı ve furkanı/hakla batılı ayıran mesajı vermiştik.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.