En'âm suresi

En'âm suresi, 47. ayet

En'âm suresi, 47. ayet. قُلْ أَرَءَيْتَكُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُ ٱللَّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

ḳul era'eyteküm in etâküm `aẕâbü-llâhi bagteten ev cehraten hel yühlekü ille-lḳavmu-żżâlimûn.

Diyanet İşleri

De ki: "Ne dersiniz, Allah'ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 44–50 · surenin 47. ayeti / 165

Konu Sıkıntıda yalnız O'na dua; müjdeci ve uyarıcı peygamberler En'âm 40–49 3

  1. En'âm 44

    Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

  2. En'âm 45

    Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

  3. En'âm 46

    De ki: "Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah'tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?" Bak, biz ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar?

  4. 47

    De ki: "Ne dersiniz, Allah'ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?"

  5. En'âm 48

    Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

  6. En'âm 49

    Ayetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır.

  7. En'âm 50

    De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

47. “De ki: “Söyleyin haydi: Size Allah’ın azabı ansızın veya açıktan açığa gelse” yani ister ansızın isterse de ondan önce gelen öncü olaylar ile ne zaman vukua geleceğini bildiğiniz bir şekilde gelse “zalimler topluluğundan başkası helak olur mu hiç?” Kendilerinin azaba düşmelerine, zulüm ve inatları sebep olan bu kimselerden başkaları helâk olur mu? O halde zulüm üzere devam etmekten sakının. Çünkü bu, ebedi bir helâkve sonsuz bir bedbahtlıktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul- Onlara de ki: Haydi söyleyin bakalım! Allah'ın azabı size ansızın veya açıktan açığa ayan beyan gelip çattığı zaman haliniz nice olur. Şüphesiz o azapla ancak Allah'ı küfreden ve rasullerini yalanlayan zalimlerden başkası cezalandırılmaz.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. أَرَءَيْتَكُمْ eraeytekum söyleyin bana kök: راي
  3. إِنْ in eğer
  4. أَتَىٰكُمْ etakum size gelse kök: اتي
  5. عَذَابُ azabu azabı kök: عذب
  6. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  7. بَغْتَةً begteten ansızın kök: بغت
  8. أَوْ ev ya da
  9. جَهْرَةً cehraten açıkça kök: جهر
  10. هَلْ hel mi?
  11. يُهْلَكُ yuhleku helak edilir kök: هلك
  12. إِلَّا illa başkası
  13. ٱلْقَوْمُ l-kavmu toplumdan kök: قوم
  14. ٱلظَّـٰلِمُونَ z-zalimune zalim kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…

  • Aynı kök: بغت (13 geçiş)

    Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…

  • Aynı kök: بغت (13 geçiş)

    Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları…

  • Aynı kök: بغت (13 geçiş)

    Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa…

  • Aynı kök: جهر (16 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: جهر (16 geçiş)

    Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Tutun ki Allah'ın azabı aniden ya da ayan açık geldi; (o zaman) hiç zalim halktan başkası helak edilir mi dersiniz?

Muhammed Esed

De ki: "Allahın azabı aniden veya (derece derece) hissedilir şekilde başınıza gelse durumunuz ne olur, söyler misiniz? (O zaman hiç) zalim halktan başkası yok edilir mi?

Ahmed Hulusi

De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer Allah azabı ansızın veya açıkça gelse, zalimler güruhundan başkası mı helak edilir?"

Ali Bulaç

De ki: "Düşündünüz mü hiç; size Allah'ın azabı apansız ya da açıkdan geliverirse, zulme sapan kavimden başkası mı yıkıma uğrayacak?"

Ali Özek ve heyeti

De ki: Söyler misiniz; size Allah'ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helâk olur?

Ali Rıza Safa

De ki: "Hiç düşündünüz mü? Allah'ın cezası, size ansızın veya açıkça gelse, haksızlık yapan bir toplumdan başkası mı yıkıma uğratılacak?"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Söyler misiniz? Size Allah'ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helak olur?"

Edip Yüksel

De: "ALLAH'ın azabı size ansızın veya duyurudan sonra gelse... Zalim toplumdan başkası mı yok edilir?"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De: 'ALLAH'ın azabı size ansızın veya duyurudan sonra gelse... Zalim toplumdan başkası mı yok edilir?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Kendinizi gördünüz mü? Şayet Allah'ın azabı ansızın yahut açıktan başınıza geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helak olur?"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Gördün mü kendinizi: Şayed Allahın azabı ansızın yahud açıktan başınıza geliverirse zalimler güruhundan başkası mı helak olacak?

Erhan Aktaş

De ki: "Söyleyin bana! Eğer size Allah'ın azabı ansızın veya göz göre göre gelse, zalimlerden başkası mı yok edilir? dipnot 1 "

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    6:45. ayete vurgu yapılmaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Söyleyin bana! Eğer size Allah'ın azabı ansızın veya göz göre göre gelse, zalimlerden başkası mı yok edilir?" dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    6:45. ayete vurgu yapılmaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Hiç düşündünüz mü? Eğer size Allah'ın azabı ansızın veya göz göre göre gelse, zalimlerden başkası mı yok edilir?" dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    45. ayete vurgu yapılmaktadır.

Gültekin Onan

De ki: "Düşündünüz mü hiç, size Tanrı'nın gazabı apansız ya da açıktan geliverse, zulme sapan kavimden başkası mı yıkıma uğratılacak?"

Hasan Basri Çantay

De ki: "Bana haber verin: Eğer Allahın azabı ansızın (habersizce), yahud açıkdan açığa gelib size çatarsa zaalimler güruhundan başkası helake uğratılmış olur mu"?

İbni Kesir

De ki: Bana haber verir misiniz; Allah'ın azabı siz ansızın ve açıkça gelirse; zalimler güruhundan başka kimse helake uğratılmış olur mu?

Mehmet Alagaş

(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: “Bana haber verin. Eğer Allah’ın azabı size ansızın yahut açıktan açığa gelip çatsa, zalimler topluluğundan başkası helâk olur mu?”

Süleyman Ateş

De ki: "Düşündünüz mü kendinizi hiç? Size Allah'ın azabı ansızın, ya da açıkça gelse, zalim toplumdan başkası mı helak edilir?"

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Hiç düşündünüz mü? Allah'ın azabı size, beklenmedik bir anda veya göz göre göre gelse, yanlış yapan topluluklardan başkası mı bitirilir?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Kendinize baktınız mı? Allah'ın azabı, hiç beklenmeyen bir anda ya da önceden belli olacak bir şekilde size gelse, yanlış yapan o topluluklardan başkası mı etkisizleştirilir?"

Şaban Britch

De ki: Bana haber verin, Allah’ın azabı size ansızın veya açıktan açığa gelip çatsa, zalim toplumdan başkası mı helak edilir?

Şaban Piriş

De ki: -Bana haber verin, Allah'ın azabı size ansızın, veya açıktan açığa gelip çatsa, zalim toplumdan başkası mı helak edilir?

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu da söyle: "Düşünün bakalım; Allah'ın azabı size ansızın, açıktan geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helak edilecek?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Ask them: "What if Allah 's punishment surprises you or casts its shadow before it strikes you to your marrow! Who but the wrongful of actions shall perish!"

Abdul Haleem

Say, ‘Think: if the punishment of God should come to you, by surprise or openly, would anyone but the evildoers be destroyed?’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Think ye, if the punishment of Allah comes to you, whether suddenly or openly, will any be destroyed except those who do wrong?

Abul A'la Maududi

Say: 'If the chastisement of Allah were to overtake you unawares or openly shall any except the wrong-doing people be destroyed?'

Aisha Bewley

Say: ‘What do you think? If Allah’s punishment were to come upon you suddenly by night or openly by day, would any but the wrongdoing people be destroyed?’

Al-Hilali & Khan

Say: "Tell me, if the punishment of Allâh comes to you suddenly (during the night), or openly (during the day), will any be destroyed except the Zâlimûn (polytheists and wrong-doing people)?"

Ali Quli Qarai

Say, ‘Tell me, should Allah’s punishment overtake you suddenly or visibly, will anyone be destroyed except the wrongdoing lot?’

Amatul Rahman Omar

Say, `Did you ever consider if Allah's punishment were to overtake you unaware or (after) manifest (warnings), would any be destroyed except the wrongdoing people?'

Arthur John Arberry

Say: 'What think you? If God's chastisement comes upon you, suddenly or openly, shall any be destroyed, except the people of the evildoers?'

Bijan Moeinian

Say: "What if the Lord decides to send you a disaster (with or without any warning), who else but the wicked will suffer [as was the case of the Egyptians of the Moses' time. ]?

E. Henry Palmer

Say, 'Look you now! if God's torment should come upon you suddenly or openly, would any perish save the people who do wrong?'

Edip-Layth

Say, "Do you see if God's retribution comes to you suddenly, or gradually, will anyone be destroyed except the wicked people?"

George Sale

Say, 'Will you tell me, if the punishment of Allah come upon you suddenly or openly, will any be destroyed save the wrongdoing people?'

Hamid S. Aziz

Say, "Think! If Allah's punishment should come to you unawares or openly (expectedly), would any perish save the people who do wrong?"

Mahmoud Ghali

Say, "Have you seen for yourselves? In case the torment of Allah comes up to you suddenly or openly, will any be perished except the unjust people?"

Marmaduke Pickthall

Say: Can ye see yourselves, if the punishment of Allah come upon you unawares or openly? Would any perish save wrongdoing folk?

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Imagine if the punishment of God were to come unawares, or openly, who will perish but the evil-doers?"

Muhammad Asad

Say: "Can you imagine what your condition will be if God's chastisement befalls you, either suddenly or in a [gradually] perceptible manner? [But then-] will any but evildoing folk [ever] be destroyed?

Mustafa Khattab

Ask, "Imagine if Allah’s punishment were to overwhelm you with or without warning—who would be destroyed other than the wrongdoers?"

Progressive Muslims

Say: "Do you see if God's retribution comes to you suddenly, or gradually, will anyone be destroyed except the wicked people"

Rashad Khalifa

Say, "What if GOD's retribution came to you suddenly, or after an announcement, is it not the wicked who incur annihilation?"

Sahih International

Say, "Have you considered: if the punishment of Allah should come to you unexpectedly or manifestly, will any be destroyed but the wrongdoing people?"

Sam Gerrans

Say thou: “Have you considered: if the punishment of God come to you unexpectedly or with warning, will there be destroyed save the wrongdoing people?”

Shabbir Ahmed

Tell them that the punishment according to the Law of Requital, sneaks up or suddenly hits nations that are transgressors (11:104). Would any people perish unless they are oppressors of the masses? (Nations are not annihilated unless they violate human rights (11:117)).

Syed Vickar Ahamed

Say: "Do you think that if the punishment of Allah comes upon you, whether suddenly or openly, will any be destroyed except those who do wrong?"

Taqi Usmani

Say, "Tell me if the punishment of Allah comes upon you whether suddenly or openly, shall any people be destroyed except the unjust?’

The Monotheist Group

Say: "Do you see if the retribution of God comes to you suddenly, or gradually, will anyone be destroyed except the wicked people?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 47. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 47. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 47. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩