En'âm suresi · 111–117. ayetler

Her peygambere düşman şeytanlar; Rabbin kelimesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. En'âm suresi, 111. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 111. ayet. وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلْمَوْتَىٰ وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَىْءٍ قُبُلًا مَّا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler onlara konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi dipnot 1 fakat çoğu bilmezler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199; Sebe' 34:31.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer Biz onlara melekleri indirmiş olsaydık, ölüler de onlarla konuşmuş olsalardı, (gerçeği isbat edecek) her şeyi de onların önüne sermiş olsaydık, Allah dilemedikçe yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezden gelirler.

    Muhammed Esed

    Biz onlara melekler göndermiş olsaydık ve ölüler kendileriyle konuşmuş olsaydı, ve (hakikati kanıtlayabilecek) her şeyi karşılarına çıkarıp önlerinde bir araya toplamış olsaydık (bile), Allah dilemediği sürece yine inanmazlardı. Ama onların çoğu (bundan) tamamen habersizdir.

    Ahmed Hulusi

    Eğer biz onlara melekleri inzal etseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve onlara her şeyiyle haşrı yaşatsaydık; Allah dilemedikçe (gene de) iman etmezlerdi. . . Ne var ki, onların çoğu cahilce yaşıyor!

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, -Allah'ın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Onlara melekler indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe inanmazlardı. Fakat onların çoğu bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat çokları cehalet üretiyorlar.

    Edip Yüksel

    Onlara melekleri indirsek, kendileriyle ölüler konuşsa ve her şeyi getirip önlerine toplasak, ALLAH'ın diledikleri hariç, yine onaylayacak değillerdir. Fakat çoğu bu gerçeği bilmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara melekleri indirsek, kendileriyle ölüler konuşsa ve her şeyi getirip önlerine toplasak, ALLAH'ın diledikleri hariç, yine inanacak değillerdir. Fakat çoğu bu gerçeği bilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onlara, dedikleri gibi melekler indirmiş olsak da ölüler kendileriyle konuşsa da bütün varlıkları karşılarında kümeler halinde toplasak da, Allah dilemedikçe iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bu gerçeği bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz onlara dedikleri gibi Melekler indirmiş olsak da, ölüler kendilerile konuşsa da, ve bütün mevcudatı karşılarında fevc fevc haşrederek kefil göstersek de yine ihtimali yok iyman edecek değillerdi, meğer ki Allah dilemiş olsun, lakin çokları bu hakıkatin cahili bulunuyorlar

    Erhan Aktaş

    Eğer onlara gerçekten melekleri indirmiş olsaydık, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe dipnot 1 , yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu cahillik dipnot 2 ederler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zorunlu kılmadıkça, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hevalarına uymayı, çıkarlarını, bencilliklerini, şeytana tabi olmayı, dünyanın aldatıcı imkanlarını tercih ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer onlara gerçekten melekleri indirmiş olsaydık, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe dipnot 1 , yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu cahillik dipnot 2 ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zorunlu kılmadıkça, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hevalarına uymayı, çıkarlarını, bencilliklerini, şeytana tabi olmayı, dünyanın aldatıcı imkanlarını tercih ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onlara gerçekten melekleri indirmiş olsaydık, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe dipnot 1 , yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu cahillik ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zorunlu olarak, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve herşeyi karşılarına toplasaydık, -Tanrı'nın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer hakıykaten biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı, her şey'i de onlara karşı (senin söylediklerine) kefiller (ve şahidler) olmak üzere bir araya getirib toplasaydık onlar, Allah dilemedikçe, yine iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

    İbni Kesir

    Eğer biz, onlara gerçekten melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve herşeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, onlar yine de inanacak değillerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, onlara melekleri de indirsek, onlarla ölüler de konuşsa ve her şeyi toplayıp önlerine de koysak, Allah dilemedikçe onlar yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Süleyman Ateş

    Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendilerine konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat çokları cahillik eder(kaprislerine uyar)lar.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler; tercihi Allah yaparsa dipnot 1 başka. Ama (tercihi onlara bıraktığı için) çoğu cahilce davranır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu. Allah sadece "doğruya yöneleni kendine yöneltir" (Ra'd 13/27) ama insanların çoğu, kendini düzeltmeden mümin sayılmak ister.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler. Allah'ın öyle olmasını tercih etmesi (zorlayıcı düzen kurması) dipnot 1 başka. Fakat onların pek çoğu (gerçeği bilmelerine rağmen) kendilerine hakim olamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae fiiline anlam verilmesi ile ilgili olarak Bkz. Bakara 2/20 ve dipnotu.

    Şaban Britch

    Biz, onlara melekleri de indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe yine iman etmezlerdi. Fakat, onların çoğu cahillik ederler.

    Şaban Piriş

    Biz, onlara melekleri de indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve her şeyi de onlara karşı delil olarak bir araya getirseydik, Allah dilemedikçe yine iman etmezlerdi. Fakat, onların çoğu cahillik ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve herşeyi toplayıp karşılarına dikseydik, Allah'ın dilemesi dışında, yine de inanmazlardı. Ne var ki, çokları cehalet sergiliyorlar.

  2. En'âm suresi, 112. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 112. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا شَيَٰطِينَ ٱلْإِنسِ وَٱلْجِنِّ يُوحِى بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًا وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.

    Mehmet Okuyan

    Böylece biz (insanları) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler vahyeden (fısıldayan) dipnot 1 insan ve Cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle bırak!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada ve En‘âm 6:121'de geçen [vahy] kavramıyla ilgili fiiller, olumsuz içerikte geldiği ve şeytanlar için kullanıldığı için "fısıldamak" ve "vesvese vermek" gibi anlamlarda değerlendirilmelidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve böylece Biz, görünür-görünmez şeytanları her peygambere düşman kıldık. Onlar aldatmak amacıyla birbirlerine yaldızlı yalanları telkin ediyorlar. Ama eğer Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı: o halde onlardan da, uyduruk teorilerinden de uzak dur!

    Muhammed Esed

    Ve işte böylece, biz, hem insanlar hem de görünmez varlıklar içinden zihin çelmeyi amaçlayan yaldızlı/parlak yarı hakikatleri birbirine fısıldayan şeytani güçleri peygambere düşman kıldık. Ama Rabbin dilemedikçe onlar bunu yapamazlardı: o halde, onlardan ve onların mesnetsiz hayallerinden uzak durun!

    Ahmed Hulusi

    Böylece her Nebiye (ölümsüz sonsuz gelecek yaşam habercisine) insan şeytanlarını (kendini beden kabul edip yalnızca bedenin zevkleri için yaşayanları) ve cin şeytanlarını düşman kıldık. . . Onlardan bazısı bazısına, aldatmak için yaldızlı söz vahyeder! Eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. . . Artık bırak onları iftiraları ile baş başa!

    Ali Bulaç

    Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşmanlar yaptık. Aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Oysa Efendin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık, onlara ve karalamalarına aldırış etme.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onu da yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.

    Edip Yüksel

    Böylece, her peygambere insanlardan ve cinlerden olan sapkınları düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözleri vahiy ederler. Efendin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara ve ettikleri iftiralara aldırma. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Peygambere yakıştırılarak insanlara "vahiy" adı altında sunulan yaldızlı sözlere, ahiret hayatını akıl ve bilgiye dayanarak onaylamamış olanlar inanır. İsa'yı Tanrı'nın oğlu olarak putlaştıranlar aslında İsa'nın baş düşmanlarıdır. Nitekim Buhari başta olmak üzere diğer Hadis kitaplarını Kuran ile karşılaştırarak incelediğinizde, o kitapları derleyenlerin aslında peygamberin baş düşmanı olduğunu göreceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece, her peygambere insanlardan ve cinlerden olan şeytanları düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözleri vahyederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara ve ettikleri iftiralara aldırma.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böylece Biz, her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını düşman etmişizdir; bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dileseydi bunları yapmazlardı. O halde onları iftiraları ile başbaşa bırak!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve böyle biz her peygambere ins-ü cinn şeytanlarını düşman kılmışızdır, bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını telkın eder dururlar, eğer rabbın dilese idi bunu yapmazlardı, o halde bırak şunları uydurdukları hurafat ile haşrolsunlar

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece her nebiye ins dipnot 1 ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. dipnot 2 Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gördüğümüz- görmediğimiz, bilinen-bilinmeyen, tanınan-tanınmayan ve yerli-yabancı, kim varsa. Kur'an cinn kavramını aynı zamanda bilinmeyen, tanınmayan yani yabancı olan, yabancı yerlerden olan kimseler ve halklar için de kullanmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fısıldarlar, telkin eder.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece her nebiye ins dipnot 1 ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. dipnot 2 Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fısıldarlar.

    Gültekin Onan

    Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yap(a)mazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.

    Hasan Basri Çantay

    Biz, (sana yapdığımız gibi) her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yapdık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı bir takım söz (ler ve vesveseler) telkıyn eder. Eğer Rabbin dileseydi bunu (bu telkıyni) yapmazlardı. Öyle ise onları düzmekde oldukları yalanlarıyla beraber (baş başa) bırak.

    İbni Kesir

    İşte böylece Biz, her peygambere insan ve cinn şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi, kimini aldatmak için cazip sözler fısıldarlar. Eğer Rabbın dileseydi; bunu yapamazlardı. Öyleyse onları iftiraları ile başbaşa bırak.

    Mehmet Alagaş

    (109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine süslü sözler telkin ederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse sen onları iftiraları ile baş başa bırak.

    Süleyman Ateş

    Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte böyle. Her nebiye, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık dipnot 1 . Şeytanlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Tercihi (onlara bırakmasa da) Rabbin yapsa bunu yapamazlar. Sen onları iftiralarıyla baş başa bırak.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her nebiye insan ve cin şeytanlarından, tıpkı bunlar gibi düşmanlar oluşturmuşuzdur. Bu, yaldızlı sözler fısıldayarak (yanlışlar içindeki o kimselerin) birbirlerini aldatmaları içindir. Rabbinin tercihi farklı olsaydı (zorlayıcı bir düzen kursaydı) dipnot 1 bunu yapamazlardı. Onları uydurduklarıyla baş başa bırak.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      AAllah Teala, insanlara  ve cinlere, iradelerini kullanarak kendi tercihlerini yapma özelliği vermiştir. Eğer Allah'ın tercihi farklı olsaydı (tercihi kendisi yapsaydı) yerde ve göklerde O'na iman etmeyecek kimse olamazdı Bkz. Bakara 2/20 ve Maide 5/48 ve dipnotları

    Şaban Britch

    Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak.

    Şaban Piriş

    Böylece, Biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler, Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;

  3. En'âm suresi, 113. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 113. ayet. وَلِتَصْغَىٰٓ إِلَيْهِ أَفْـِٔدَةُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ وَلِيَرْضَوْهُ وَلِيَقْتَرِفُوا۟ مَا هُم مُّقْتَرِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).

    Mehmet Okuyan

    Ahirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).

    Mustafa İslamoğlu

    Zaten onların bundan amacı, ahirete inanmayanların gönüllerini o (yaldızla yalanlarla) çelmektir ki, berikiler ondan hoşlansınlar ve ulaşmak için çabaladıkları kötü sonuca ulaşabilsinler.

    Muhammed Esed

    Yine de, ahirete inanmayanların kalpleri Ona yönelebilsin ve Onda tatmin bulabilsinler diye, ayrıca ulaşabilecekleri (fazilet derecesi)ne ulaşabilsinler diye,

    Ahmed Hulusi

    Ta ki, geleceklerindeki sonsuz yaşam süreçlerine iman etmeyenlerin fuadları (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar - kalp nöronları) ona (aldatıcı bilgiye) meyletsin, ondan hoşlansınlar; (buna göre de) yapacaklarını yapmaya devam etsinler.

    Ali Bulaç

    Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve içi çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Âhirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).

    Ali Rıza Safa

    Sonsuz yaşama inanmayanların yüreklerinin ona aldanması, ondan hoşlanması ve yapacaklarını yapmaları için böyledir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ahirete inanmayanların kalpleri, yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.

    Edip Yüksel

    Ahiret onaylamayanların kalbi ona kansın, ondan hoşlansın ve gerçekten yapmak istediklerini yapabilsinler diye...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ahirete inanmıyanların kalbi ona kansın, ondan hoşlansın ve gerçekten yapmak istediklerini yapabilsinler diye. . .

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de ahirete inanmayanların gönülleri o yaldızlı söze meyletsin, ondan hoşlansınlar ve onların işlediği günahları işlesinler diye yaldızlı söz fısıldarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de o yaldızlı lafa Ahırete inanmıyanların gönülleri aksın ve onu hoşlansınlar ve bu ele geçirmekte oldukları varidatı elde etsinler diye öyle yaparlar

    Gültekin Onan

    Bir de ahirete inanmayanların yürekleri (efidet) ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar.

    Hasan Basri Çantay

    Bir de (bu telkıyni) ahirete inanmazların gönülleri ona ağsın, ondan hoşlansınlar, kazanmakda oldukları (günahı) onlar ko-kazana dursunlar diye (yapar).

    İbni Kesir

    Bir de ahirete inanmayanların kalbleri ona meyletsin, ondan hoşlansınlar ve işlesinler diye.

    Mehmet Alagaş

    (109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O sözleri, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri ona meyletsin, bir de ondan hoşnut olsun ve işledikleri günahları işlemeye devam etsinler diye söylerler.

    Süleyman Ateş

    Ki ahirete inanmayanların kalbleri o(nların yaldızlı sözleri)ne kansın, ondan hoşlansınlar ve onlar, işledikleri suçları işlemeğe devam etsinler.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu fısıldama bir de, ahirete inanmayanların o sözlere gönülleri aksın, ondan hoşlansınlar ve suç işlemeye devam etsinler diyedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun bir sebebi de Ahirete inanmayanların o sözlere gönülleri aksın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçlarını işlemeye devam etsinler diyedir.

    Şaban Britch

    Ahirete inanmayanların kalpleri o sözlere yönelsin, ondan hoşlansınlar ve işledikleri günahları işlemeye devam etsinler.

    Şaban Piriş

    Ahirete inanmayanların kalpleri o sözlere kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri günahları işlemeye devam etsinler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki ahirete inanmayanların gönülleri ona ısınsın, ondan hoşlansınlar, elde ettikleri şeylere sahip olmaya devam etsinler.

  4. En'âm suresi, 114. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 114. ayet. أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْتَغِى حَكَمًا وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ إِلَيْكُمُ ٱلْكِتَٰبَ مُفَصَّلًا وَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلٌ مِّن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

    Diyanet İşleri

    "Size Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indiren O iken ben Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde, sakın şüphecilerden olma.

    Mehmet Okuyan

    (De ki): "Size (gerçekler) apaçık ortaya konulmuş olarak dipnot 1 Kitabı indiren Allah'tan başka bir hakem mi arayacakmışım!" dipnot 2 Doğrusu kendilerine kitap verdiğimiz kişiler, onun (Kur'an'ın) Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette verilen bilgiye göre hakem Yüce Allah'ın kitabı Kur'an'dır. Çünkü Hz. Muhammed de ona başvurmakla yükümlü tutulmuştur. Bu ayet Nisâ 4:65, 105, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    (De ki): "Hakikati açık ve net bir biçimde ortaya koyan bu ilahi kelamı size gönderen O iken, (iyi ve kötüyü belirlemede) O'ndan başka bir hakem mi arayayım?" Dahası kendilerine önceden vahiy emanet ettiklerimiz bilirler ki, bu (Kur'an) Rabbin tarafından indirilmiş olan bir hakikattir: öyleyse (ey muhatab), sakın kuşku duyanlardan olma!

    Muhammed Esed

    sen onlara (de ki:) "Hakikati apaçık ortaya koyan bu ilahi kelamı size indiren O iken, (neyin doğru neyin yanlış olduğu konusundaki) hüküm için Ondan başkasını mı arayacağım?" Ve kendilerine daha önce vahiy bahşettiklerimiz bilirler ki bu (vahiy) de Rabbin tarafından safha safha indirilmiştir. Öyleyse şüphe edenlerden olmayın,

    Ahmed Hulusi

    O, size hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini (Kitabı) tafsilatlı olarak inzal etmişken, Allah'tan gayrı bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, O'nun Rabbinden Hak olarak nüzul edildiğini bilirler. . . Sakın şüphe edenlerden olma!

    Ali Bulaç

    Allah'tan başka bir hakem mi arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed! De ki:) "Kitabı size açıklamış olarak Allah indirmiş olduğu halde, (aramızda) Allah'tan başka hakem mi arayacağım?" Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur’an’ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

    Ali Rıza Safa

    "O, ayrıntılı olarak Kitap'ı size indirmişken, Allah'tan başka yargıcı mı arayacağım?" Kitap verdiklerimiz, Onun, Efendinden gerçek olarak indirildiğini bilirler. Artık, sakın kuşkuya düşenler arasında olma.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size kitabı açık olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

    Edip Yüksel

    ALLAH'tan başka yasa koyucu mu arayayım? O ki size kitabı detaylı olarak indirmiştir. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onun Efendin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. O halde kuşkulananlardan olma. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bir önceki ayetlerde peygamber düşmanlarının peygambere yakıştırdıkları iftiralarını yaldızlı sözler olarak birbirlerine ilettiklerini bildiren Tanrı, şimdi Muhammed peygamberin ağzından onlara üç maddeden oluşan en güzel cevabı veriyor: 1) Biricik yasa kaynağı Allah'tır. 2) Allah'ın yasası Kuran'dadır. 3) Kuran detaylıdır. Nitekim Hadis, Sünnet ve mezhep öğretilerini dinin diğer kaynakları olarak kabul edenler birinci ve üçüncü maddeyi direkt olarak, ikinci maddeyi de Kuran'daki yasaya isyan ederek inkar etmektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'tan başka yasa koyucu mu arayayım? O ki size kitabı detaylı olarak indirmiştir. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onun Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. O halde kuşkulananlardan olma.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi de Allah size kitabı, içinde herşey inceden inceye açıklanmış olarak göndermişken Allah'tan başkasını mı hakem isteyeceğim? Kendilerine kitap verdiklerimiz de bilirler ki, o tamamıyla gerçek olarak Rabbin tarafından indirilmiştir. Sakın şüphelenenlerden olma!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi de: Allah size mufasselen kitab indirmiş iken ben Allahtan başkasını mı hakem istiyeceğim? kendilerine kitab verdiklerimiz de bilirler ki o temamiyle hakk olarak senin rabbından indirilmiştir, sakın şübhelenenlerden olma

    Erhan Aktaş

    "O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb'inden Hakk dipnot 1 olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekliği kesin olan. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb'inden Hakk dipnot 1 olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj, gerçek doğruluk. Gerçeklik. Bir şeyin aslı ve esası.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb'inden hakk olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!

    Gültekin Onan

    Tanrı'dan başka hakem mi arayayım? Oysa O size kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiklerimiz bunun gerçekten rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim, de ki:) "O, size o kitabı (kendinde hak ile baatıl tamamen) açıklanmış (ayırd edilmiş) bir halde indirmişken (benimle sizin aranızda tutub da) Allahdan başka bir hakem mi arayacak mışım"? Kendilerine kitab verdiğimiz o kimseler de bilirler ki o (Kur'an) hiç şübhesiz Rabbinden hak olarak indirilmişdir. Öyle ise sakın şüpheye düşenlerden olma.

    İbni Kesir

    Allah'tan başka bir hakem mi arayacak mışım? Halbuki O'dur; size, kitabı açık açık indirmiş olan. Kendilerine kitab verdiklerimiz bilirler ki; o Rabbın katından hak olarak indirilmiştir. Öyleyse sakın şüpheye düşenlerden olma.

    Mehmet Alagaş

    (109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “O, size kitabı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onun Rabbin tarafından hak olarak indirilmiş olduğunu kesinlikle bilirler. Sakın sen de şüphe edenlerden olma!

    Süleyman Ateş

    Allah, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiş iken O'ndan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, O(Kur'a)nın, gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler, hiç kuşkulananlardan olma.

    Süleymaniye Vakfı

    (De ki:) "Allah bu kitabı size tüm ayrıntılarıyla açıklanmış olarak dipnot 1 indirmişken ben ondan başka bir hakem mi arayayım dipnot 2 !" Kendilerine kitap verdiklerimiz de bilirler ki o, bütün gerçekleri gösterecek şekilde Rabbin tarafından indirilmiştir dipnot 3 . Sakın tereddüt edenlerden olma dipnot 4 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (De ki) "Allah'tan başka bir hakem mi ararım?" Kitap'ı size açıklanmış olarak indiren O'dur. Kendilerine Kitap verdiklerimiz bilirler ki bu Kitap, Rabbin tarafından tümüyle gerçekleri gösterecek şekilde indirilmiştir. Sakın şüpheye kapılanlardan olma.

    Şaban Britch

    O, size kitabı ayrıntılı olarak indirmişken Allah’tan başka bir hakem mi isteyeyim? Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onun Rabbin tarafından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüphe edenlerden olma!

    Şaban Piriş

    O, size kitabı ayrıntılı olarak indirmişken Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım? Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Onun Rabbin tarafından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüphe edenlerden olma!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma.

  5. En'âm suresi, 115. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 115. ayet. وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا لَّا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Rabbinin kelimesi (Kur'an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinin söz(leri), doğruluk ve Adalet bakımından tamamlanmıştır. dipnot 1 O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O, duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Mâide 5:3. ayetle birlikte okunmalıdır. Bu çerçevede Yüce Allah din adına bir şeyleri eksik bırakmış gibi sanıp onları tamamlamaya çalışmak büyük bir hatadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira Rabbinin sözü aslına sadık olarak (yerine ulaşmış) ve adaletle uygulanmıştır: O'nun sözlerini alıp da yerine başka söz koyacak hiçbir güç yoktur: Zira her şeyi işiten, her şeyi bilen sadece O'dur.

    Muhammed Esed

    zira, Rabbinin vaadi doğruluk ve adaletle yerine getirilmiştir. Onun vaatlerini(n gerçekleşmesini) engelleyebilecek hiçbir güç yoktur: ve yalnızca Odur her şeyi duyan, her şeyi bilen.

    Ahmed Hulusi

    Rabbinin sözü doğrulanmış ve hak edilen şekilde sonuçlanmıştır! O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. . . Semi', Aliym "HU"dur!

    Ali Bulaç

    Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğruluk ve adalet yönünden Rabbinin (sana vaatlerini içeren) sözü tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Efendinin Sözü, doğruluk ve adaletle tamamlanmıştır. O'nun Sözlerini değiştirebilecek yoktur. Çünkü O, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir; bilendir.

    Edip Yüksel

    Efendinin kelimeleri doğruluk ve adaletle tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, İşitendir, Bilendir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın Hadislere ve diğer insan ürünü öğretilere muhtaç olduğunu iddia ederek, onun detaylı, tamam ve yeterli oluşunu inkar edenler, çoğunluğa kapılanlardır. Nitekim onlar sık sık çoğunluklarıyla övünürler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adaletle tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinin sözü, doğrulukça da adaletçe de tam kemalindedir. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbının kelimesi doğrulukça da, adaletçe de tam kemalindedir, onun kelimelerini değiştirebilecek yok, semi' o, alim o

    Erhan Aktaş

    Rabb'inin kelimesi dipnot 1 doğruluk ve adaletçe tamdır. O'nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inin kelimesi dipnot 1 doğruluk ve adaletçe tamdır. O'nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükmü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inin kelimesi dipnot 1 doğruluk ve adaletçe tamdır. O'nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükmü.

    Gültekin Onan

    rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tam kemalindedir. Onun kelimelerini değişdirici (hiç bir şey ve hiç bir kuvvet) yokdur. O, (dedikoduları) hakkıyle işiden (küfr edenlerin içlerini) kemaliyle bilendir.

    İbni Kesir

    Rabbının sözü; doğruluk ve adalet yönünden tam kemalindedir. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O; Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından eksiksizdir. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Rabbinin sözü hem doğruluk, hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır dipnot 1 . Onun sözlerini değiştirebilecek bir kimse yoktur. O daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın elçisi Muhammed aleyhisselam da dahil hiç kimsenin sözü Allah'ın sözünün yerine konamaz. Şu ayetlere göre herhangi bir kimsenin sözünü Allah'ın sözlerinin yerine koyan, onu ilahlaştırmış ve müşrik olmuş olur (Hud 11/1-2)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O'nun sözleri yerine geçecek söz yoktur. O dinler, bilir.

    Şaban Britch

    Rabbinin sözü, (haber verdiklerinde) doğruluk ve (hükümlerinde) adalet bakımından tamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işitendir, her şeyi en iyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç bir şey yoktur. O, işitendir, bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O.

  6. En'âm suresi, 116. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 116. ayet. وَإِن تُطِعْ أَكْثَرَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer yeryüzünde yaşayan kitlelerin ardına düşersen seni Allah yolundan saptırırlar: Onlar yalnızca batıl inancın peşinden giderler ve onlar sadece kitle psikolojisiyle hareket ederler.

    Muhammed Esed

    Şimdi, eğer yeryüzünde (yaşamakta) olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allahın yolundan saptırırlar: onlar ancak (başkalarının) zanlarına tabi olurlar ve kendileri hiçbir şey yapmayıp sadece tahmin yürütürler.

    Ahmed Hulusi

    Eğer arzda bulunanların çoğunluğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. . . Onlar ancak zanlarına uyarlar ve düşüncesizce konuşurlar!

    Ali Bulaç

    Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde bulunanların çoğunluğuna uyacak olursan, Allah'ın yolundan seni saptırırlar. Onlar, yalnızca yakıştırıyorlar ve yalnızca yalan söylüyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye uymazlar ve onlar sadece yalan söylerler.

    Edip Yüksel

    Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni ALLAH'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece tahminde bulunup saçmalıyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni ALLAH'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece tahminde bulunup saçmalıyorlar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yer(yüzün)dekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar yalnızca zannın ardından gider ve sade atarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yerdekilerin ekserisine uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar, onlar sırf zann ardında gider ve sade atarlar

    Erhan Aktaş

    Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna dipnot 1 uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar yalnız var sayıyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşriklere.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna dipnot 1 uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar yalnız var sayıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşriklere.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna dipnot 1 uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, yalnız yalan söyleyip dururlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşriklere.

    Gültekin Onan

    Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Tanrı'nın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler'.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer yer (yüzün) de bulunan (insan) ların çoğuna uyarsan seni Allah yolundan sapdırırlar. Onlar tereddüdden gayri bir şey'e uymazlar, onlar yalan söyler (adam) lardan başka da (bir şey) değildirler.

    İbni Kesir

    Eğer sen, yeryüzünde bulunanların çoğunluğuna uyarsan; seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna uyarlar ve yalnız yalan söyleyip dururlar.

    Mehmet Alagaş

    (109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer sen yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar, sadece zanna uyarlar ve sadece yalan uydururlar.

    Süleyman Ateş

    Yeryüzünde bulunan(insan)ların çoğuna uysan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zannediyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzündeki kişilerin çoğuna uyarsan seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece varsayımlarının peşinden giderler ve delilsiz konuşurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzündeki insanların çoğuna uyacak olsan seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar, sadece varsayımlarla hareket ederler. Onlar, sadece atarlar.

    Şaban Britch

    Eğer yeryüzündeki insanların çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye uymazlar ve onlar sadece yalan uydururlar.

    Şaban Piriş

    Eğer yeryüzündeki insanların çoğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar; Onlar zandan başka bir şeye uymazlar ve onlar sadece yalan uydururlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

  7. En'âm suresi, 117. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 117. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ مَن يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O, doğru yolu bulanları en iyi bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin sapmakta olduğunu iyi bilendir ve O kimlerin doğru yola ulaştırıldığını da iyi bilendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:125; Kasas 28:56, 85; Necm 53:30; Kalem 68:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç kuşkusuz senin Rabbin, kimin kendi yolundan saptığını kim de doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Şüphe yok ki Allah, kimin Onun yolundan saptığını ve kimin doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbin "HU"! Yolundan sapanı en mükemmel bilendir O! "HU"; hakikati yaşayanları en mükemmel bilen. . .

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, dosdoğru yolda olanları daha iyi bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz kendi yolundan sapanları en iyi bilen Rabbindir. Hidâyete erenleri de en iyi O bilir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendin, yolundan kimin saptığını bilir. O, doğru yolda olanları da bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi bilen O'dur.

    Edip Yüksel

    Efendin, yolundan sapanları en iyi bilendir. Doğru yolda olanları da o daha iyi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir. Doğru yolda olanları da o daha iyi bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz Rabbin kimin yolundan saptığını en iyi bilendir, doğru yoldan gidenleri en iyi bilen de O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde rabbındır en ziyade bilen kim yolundan sapıyor, doğru gidenleri en ziyade bilen de o

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in, yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    Kuşkusuz rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, dosdoğru yolda olanları da daha iyi bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilenin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O; hidayete ermiş olanları da en iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Hidayete ermiş olanları da en iyi O bilir.

    Süleyman Ateş

    Rabbin, (evet) O, yolundan sapan(lar)ı çok iyi bilir ve O, yolda olan(lar)ı çok iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin, kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. O, doğru yola girenleri de en iyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbin kendi yolundan sapanı en iyi bilir. O, yola gelmiş olanı da en iyi bilir.

    Şaban Britch

    Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Hidayette olanları da en iyi O bilir.

    Şaban Piriş

    Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Hidayette olanları da en iyi O bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendi yolundan kimin saptığını en iyi senin Rabbin bilir. Hidayete ermiş olanları en iyi bilen de O'dur.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.