35. sure

Fâtır Suresi فاطر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı 1–8 karşılaştır — Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı
  2. Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz 9–14 karşılaştır — Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz
  3. İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" 15–23 karşılaştır — İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz"
  4. Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği 24–28 karşılaştır — Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği
  5. Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet 29–37 karşılaştır — Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet
  6. Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu 38–45 karşılaştır — Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı 1–8

  1. Fâtır suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُو۟لِىٓ أَجْنِحَةٍ مَّثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    elḥamdü lillâhi fâṭiri-ssemâvâti vel'arḍi câ`ili-lmelâiketi rusülen ülî ecniḥatim meŝnâ veŝülâŝe verubâ`. yezîdü fi-lḫalḳi mâ yeşâ'. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Semaları ve yeri meydana getiren, ikişer üçer dörder kanatlı melekleri Resuller yapan, Allaha hamd olsun. Yaratmakta istediğini artırır / ziyadeleştirir. Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah insana acımasını / rahmetini açarsa onu tutacak / kısacak yoktur, neyi tutmuşsa / kısmışsa da ondan sonra onu gönderecekte / salacakta yoktur. Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, Allah’tan başka / O’ndan gayrı sizi gökten ve yerden rızıklandıran bir yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl olur da yalanı iftira edebiliyorsunuz.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 1. ayet

  2. Fâtır suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 2. ayet. مَّا يَفْتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    mâ yefteḥi-llâhü linnâsi mir raḥmetin felâ mümsike lehâ. vemâ yümsik felâ mürsile lehû mim ba`dih. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Semaları ve yeri meydana getiren, ikişer üçer dörder kanatlı melekleri Resuller yapan, Allaha hamd olsun. Yaratmakta istediğini artırır / ziyadeleştirir. Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah insana acımasını / rahmetini açarsa onu tutacak / kısacak yoktur, neyi tutmuşsa / kısmışsa da ondan sonra onu gönderecekte / salacakta yoktur. Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, Allah’tan başka / O’ndan gayrı sizi gökten ve yerden rızıklandıran bir yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl olur da yalanı iftira edebiliyorsunuz.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 2. ayet

  3. Fâtır suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 3. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ هَلْ مِنْ خَٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    yâ eyyühe-nnâsü-ẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm. hel min ḫâliḳin gayru-llâhi yerzüḳuküm mine-ssemâi vel'arḍ. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tü'fekûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Semaları ve yeri meydana getiren, ikişer üçer dörder kanatlı melekleri Resuller yapan, Allaha hamd olsun. Yaratmakta istediğini artırır / ziyadeleştirir. Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah insana acımasını / rahmetini açarsa onu tutacak / kısacak yoktur, neyi tutmuşsa / kısmışsa da ondan sonra onu gönderecekte / salacakta yoktur. Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, Allah’tan başka / O’ndan gayrı sizi gökten ve yerden rızıklandıran bir yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl olur da yalanı iftira edebiliyorsunuz.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 3. ayet

  4. Fâtır suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 4. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    veiy yükeẕẕibûke feḳad küẕẕibet rusülüm min ḳablik. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 4. ayet

  5. Fâtır suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 5. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    yâ eyyühe-nnâsü inne va`de-llâhi ḥaḳḳun felâ tegurrannekümü-lḥayâtü-ddünyâ. velâ yegurranneküm billâhi-lgarûr.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 5. ayet

  6. Fâtır suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّا إِنَّمَا يَدْعُوا۟ حِزْبَهُۥ لِيَكُونُوا۟ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

    inne-şşeyṭâne leküm `adüvvün fetteḫiẕûhü `adüvvâ. innemâ yed`û ḥizbehû liyekûnû min aṣḥâbi-sse`îr.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 6. ayet

  7. Fâtır suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

    elleẕîne keferû lehüm `aẕâbün şedîd. velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm magfiratüv veecrun kebîr.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 7. ayet

  8. Fâtır suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 8. ayet. أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًا فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٰتٍ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ

    efemen züyyine lehû sûü `amelihî feraâhü ḥasenâ. feinne-llâhe yüḍillü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. felâ teẕheb nefsüke `aleyhim ḥaserât. inne-llâhe `alîmüm bimâ yaṣne`ûn.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 8. ayet

Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz 9–14

  1. Fâtır suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 9. ayet. وَٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَٰهُ إِلَىٰ بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَٰلِكَ ٱلنُّشُورُ

    vellâhü-lleẕî ersele-rriyâḥa fetüŝîru seḥâben fesuḳnâhü ilâ beledim meyyitin feaḥyeynâ bihi-l'arḍa ba`de mevtihâ. keẕâlike-nnüşûr.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 9. ayet

  2. Fâtır suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 10. ayet. مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ

    men kâne yürîdü-l`izzete felillâhi-l`izzetü cemî`â. ileyhi yaṣ`adü-lkelimu-ṭṭayyibü vel`amelu-ṣṣâliḥu yerfe`uh. velleẕîne yemkürûne-sseyyiâti lehüm `aẕâbün şedîd. vemekru ülâike hüve yebûr.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 10. ayet

  3. Fâtır suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 11. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    vellâhü ḫaleḳaküm min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme ce`aleküm ezvâcâ. vemâ taḥmilü min ünŝâ velâ teḍa`u illâ bi`ilmih. vemâ yü`ammeru mim mü`ammeriv velâ yünḳaṣu min `umürihî illâ fî kitâb. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Mehmet Alagaş

    (4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 11. ayet

  4. Fâtır suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 12. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَآئِغٌ شَرَابُهُۥ وَهَٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    vemâ yestevi-lbaḥrân. hâẕâ `aẕbün fürâtün sâigun şerâbühû vehâẕâ milḥun ücâc. vemin küllin te'külûne laḥmen ṭariyyev vetestaḫricûne ḥilyeten telbesûnehâ. vetera-lfülke fîhi mevâḫira litebtegû min faḍlihî vele`alleküm teşkürûn.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 12. ayet

  5. Fâtır suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 13. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ

    yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyli veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm lehü-lmülk. velleẕîne ted`ûne min dûnihî mâ yemlikûne min ḳiṭmîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 13. ayet

  6. Fâtır suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 14. ayet. إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا۟ دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا۟ مَا ٱسْتَجَابُوا۟ لَكُمْ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ

    in ted`ûhüm lâ yesme`û dü`âeküm. velev semi`û me-stecâbû leküm. veyevme-lḳiyâmeti yekfürûne bişirkiküm. velâ yünebbiüke miŝlü ḫabîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 14. ayet

İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" 15–23

  1. Fâtır suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 15. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    yâ eyyühe-nnâsü entümü-lfüḳarâü ile-llâh. vellâhü hüve-lganiyyü-lḥamîd.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 15. ayet

  2. Fâtır suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 16. ayet. إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ

    iy yeşe' yüẕhibküm veye'ti biḫalḳin cedîd.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 16. ayet

  3. Fâtır suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 17. ayet. وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ

    vemâ ẕâlike `ale-llâhi bi`azîz.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 17. ayet

  4. Fâtır suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 18. ayet. وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. vein ted`u müŝḳaletün ilâ ḥimlihâ lâ yuḥmel minhü şey'üv velev kâne ẕâ ḳurbâ. innemâ tünẕiru-lleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi veeḳâmu-ṣṣalâh. vemen tezekkâ feinnemâ yetezekkâ linefsih. veile-llâhi-lmeṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 18. ayet

  5. Fâtır suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 19. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ

    vemâ yestevi-l'a`mâ velbeṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 19. ayet

  6. Fâtır suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 20. ayet. وَلَا ٱلظُّلُمَٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ

    vele-żżulümâtü vele-nnûr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 20. ayet

  7. Fâtır suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 21. ayet. وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلْحَرُورُ

    vele-żżillü vele-lḥarûr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 21. ayet

  8. Fâtır suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 22. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ

    vemâ yestevi-l'aḥyâü vele-l'emvât. inne-llâhe yüsmi`u mey yeşâ'. vemâ ente bimüsmi`im men fi-lḳubûr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 22. ayet

  9. Fâtır suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 23. ayet. إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ

    in ente illâ neẕîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 23. ayet

Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği 24–28

  1. Fâtır suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 24. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

    innâ erselnâke bilḥaḳḳi beşîrav veneẕîrâ. veim min ümmetin illâ ḫalâ fîhâ neẕîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 24. ayet

  2. Fâtır suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 25. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

    veiy yükeẕẕibûke feḳad keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim. câethüm rusülühüm bilbeyyinâti vebizzübüri vebilkitâbi-lmünîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 25. ayet

  3. Fâtır suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    ŝümme eḫaẕtü-lleẕîne keferû fekeyfe kâne nekîr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 26. ayet

  4. Fâtır suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 27. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهَا وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدٌۢ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ

    elem tera enne-llâhe enzele mine-ssemâi mââ. feaḫracnâ bihî ŝemerâtim muḫtelifen elvânühâ. vemine-lcibâli cüdedüm bîḍuv veḥumrum muḫtelifün elvânühâ vegarâbîbü sûd.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 27. ayet

  5. Fâtır suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 28. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَٰٓؤُا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ

    vemine-nnâsi veddevâbbi vel'en`âmi muḫtelifün elvânühû keẕâlik. innemâ yaḫşe-llâhe min `ibâdihi-l`ulemâ'. inne-llâhe `azîzün gafûr.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 28. ayet

Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet 29–37

  1. Fâtır suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 29. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَٰرَةً لَّن تَبُورَ

    inne-lleẕîne yetlûne kitâbe-llâhi veeḳâmu-ṣṣalâte veenfeḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav ve`alâniyetey yercûne ticâratel len tebûra.

    Mehmet Alagaş

    (29-31) Muhakkak ki Allah’ın kitabını takip ederek okuyanlar ve namazı kılanlar, gizli ve aşikâr / aleni onları rızıklandırdığımız şeylerden verenler , batmayan bir ticaretle geri dönüyorlar. O nlara ecirleri ve fazlından ekledikleri tamı tamına ödenecektir. Muhakkak ki O bağışlayan ve teşekkür edendir. Sana kitaptan vahyettiklerimiz gerçektir / haktır ve onların ellerinde olanı doğrulamaktadır / tasdik etmektedir. Allah kullarından haberdardır, görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 29. ayet

  2. Fâtır suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 30. ayet. لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦٓ إِنَّهُۥ غَفُورٌ شَكُورٌ

    liyüveffiyehüm ücûrahüm veyezîdehüm min faḍlih. innehû gafûrun şekûr.

    Mehmet Alagaş

    (29-31) Muhakkak ki Allah’ın kitabını takip ederek okuyanlar ve namazı kılanlar, gizli ve aşikâr / aleni onları rızıklandırdığımız şeylerden verenler , batmayan bir ticaretle geri dönüyorlar. O nlara ecirleri ve fazlından ekledikleri tamı tamına ödenecektir. Muhakkak ki O bağışlayan ve teşekkür edendir. Sana kitaptan vahyettiklerimiz gerçektir / haktır ve onların ellerinde olanı doğrulamaktadır / tasdik etmektedir. Allah kullarından haberdardır, görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 30. ayet

  3. Fâtır suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 31. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ هُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِعِبَادِهِۦ لَخَبِيرٌۢ بَصِيرٌ

    velleẕî evḥaynâ ileyke mine-lkitâbi hüve-lḥaḳḳu müṣaddiḳal limâ beyne yedeyh. inne-llâhe bi`ibâdihî leḫabîrum beṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (29-31) Muhakkak ki Allah’ın kitabını takip ederek okuyanlar ve namazı kılanlar, gizli ve aşikâr / aleni onları rızıklandırdığımız şeylerden verenler , batmayan bir ticaretle geri dönüyorlar. O nlara ecirleri ve fazlından ekledikleri tamı tamına ödenecektir. Muhakkak ki O bağışlayan ve teşekkür edendir. Sana kitaptan vahyettiklerimiz gerçektir / haktır ve onların ellerinde olanı doğrulamaktadır / tasdik etmektedir. Allah kullarından haberdardır, görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 31. ayet

  4. Fâtır suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 32. ayet. ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

    ŝümme evraŝne-lkitâbe-lleẕîne-ṣṭafeynâ min `ibâdinâ. feminhüm żâlimül linefsih. veminhüm muḳteṣid. veminhüm sâbiḳum bilḫayrâti biiẕni-llâh. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

    Mehmet Alagaş

    (32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 32. ayet

  5. Fâtır suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 33. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ

    cennâtü `adniy yedḫulûnehâ yüḥallevne fîhâ min esâvira min ẕehebiv velü'lüâ. velibâsühüm fîhâ ḥarîr.

    Mehmet Alagaş

    (32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 33. ayet

  6. Fâtır suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 34. ayet. وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَذْهَبَ عَنَّا ٱلْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ

    veḳâlü-lḥamdü lillâhi-lleẕî eẕhebe `anne-lḥazen. inne rabbenâ legafûrun şekûr.

    Mehmet Alagaş

    (32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 34. ayet

  7. Fâtır suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 35. ayet. ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ

    elleẕî eḥallenâ dâra-lmüḳâmeti min faḍlih. lâ yemessünâ fîhâ neṣabüv velâ yemessünâ fîhâ lügûb.

    Mehmet Alagaş

    (32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 35. ayet

  8. Fâtır suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 36. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَىٰ عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا۟ وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى كُلَّ كَفُورٍ

    velleẕîne keferû lehüm nâru cehennem. lâ yuḳḍâ `aleyhim feyemûtû velâ yüḫaffefü `anhüm min `aẕâbihâ. keẕâlike neczî külle kefûr.

    Mehmet Alagaş

    (32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 36. ayet

  9. Fâtır suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 37. ayet. وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُ فَذُوقُوا۟ فَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ

    vehüm yaṣṭariḫûne fîhâ. rabbenâ aḫricnâ na`mel ṣâliḥan gayra-lleẕî künnâ na`mel. evelem nü`ammirküm mâ yeteẕekkeru fîhi men teẕekkera vecâekümü-nneẕîr. feẕûḳû femâ liżżâlimîne min neṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 37. ayet

Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu 38–45

  1. Fâtır suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 38. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ عَٰلِمُ غَيْبِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    inne-llâhe `âlimü gaybi-ssemâvâti vel'arḍ. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Mehmet Alagaş

    (38-41) Allah göklerin ve yerin, yitik olanını / gaybını bilendir , Muhakkak ki göğüslerde olanı da bilir. O ki sizleri dünyada devralanlar / halifeler yaptı, Kim inkâr ederse / tanımazsa, küfrü onun üzerinedir. Kafirlerin tanımamış olmaları, Rableri yanında ancak O’nun buğuzunu artırır, kafirlerin küfrü ancak onların hasarlarını artırır. (Başka bir şey artırmaz) De ki Allah’ın dışında dua ettiğiniz ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana arzda ne yarattılar ? yahut göklerde bir ortaklıkları mı var? Ya da onlara kitap vermişiz de onda delilleri mi var? Bilakis zalimler birbirlerine, sadece aldatıcı vaatte bulunuyorlar. Muhakkak ki Allah , gökleri ve yeri birbirinden uzaklaştırmayıp / ayırmayıp tutuyor, eğer uzaklaşırlarsa onları, ondan başkası asla bir arada tutamaz, O kesinlikle yumuşak davranandır ve bağışlayıcıdır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 38. ayet

  2. Fâtır suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 39. ayet. هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۥ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًا وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًا

    hüve-lleẕî ce`aleküm ḫalâife fi-l'arḍ. femen kefera fe`aleyhi küfruh. velâ yezîdü-lkâfirîne küfruhüm `inde rabbihim illâ maḳtâ. velâ yezîdü-lkâfirîne küfruhüm illâ ḫasârâ.

    Mehmet Alagaş

    (38-41) Allah göklerin ve yerin, yitik olanını / gaybını bilendir , Muhakkak ki göğüslerde olanı da bilir. O ki sizleri dünyada devralanlar / halifeler yaptı, Kim inkâr ederse / tanımazsa, küfrü onun üzerinedir. Kafirlerin tanımamış olmaları, Rableri yanında ancak O’nun buğuzunu artırır, kafirlerin küfrü ancak onların hasarlarını artırır. (Başka bir şey artırmaz) De ki Allah’ın dışında dua ettiğiniz ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana arzda ne yarattılar ? yahut göklerde bir ortaklıkları mı var? Ya da onlara kitap vermişiz de onda delilleri mi var? Bilakis zalimler birbirlerine, sadece aldatıcı vaatte bulunuyorlar. Muhakkak ki Allah , gökleri ve yeri birbirinden uzaklaştırmayıp / ayırmayıp tutuyor, eğer uzaklaşırlarsa onları, ondan başkası asla bir arada tutamaz, O kesinlikle yumuşak davranandır ve bağışlayıcıdır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 39. ayet

  3. Fâtır suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 40. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِّنْهُ بَلْ إِن يَعِدُ ٱلظَّٰلِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا

    ḳul era'eytüm şürakâekümü-lleẕîne ted`ûne min dûni-llâh. erûnî mâẕâ ḫaleḳû mine-l'arḍi em lehüm şirkün fi-ssemâvât. em âteynâhüm kitâben fehüm `alâ beyyinetim minh. bel iy ye`idu-żżâlimûne ba`ḍuhüm ba`ḍan illâ gurûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (38-41) Allah göklerin ve yerin, yitik olanını / gaybını bilendir , Muhakkak ki göğüslerde olanı da bilir. O ki sizleri dünyada devralanlar / halifeler yaptı, Kim inkâr ederse / tanımazsa, küfrü onun üzerinedir. Kafirlerin tanımamış olmaları, Rableri yanında ancak O’nun buğuzunu artırır, kafirlerin küfrü ancak onların hasarlarını artırır. (Başka bir şey artırmaz) De ki Allah’ın dışında dua ettiğiniz ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana arzda ne yarattılar ? yahut göklerde bir ortaklıkları mı var? Ya da onlara kitap vermişiz de onda delilleri mi var? Bilakis zalimler birbirlerine, sadece aldatıcı vaatte bulunuyorlar. Muhakkak ki Allah , gökleri ve yeri birbirinden uzaklaştırmayıp / ayırmayıp tutuyor, eğer uzaklaşırlarsa onları, ondan başkası asla bir arada tutamaz, O kesinlikle yumuşak davranandır ve bağışlayıcıdır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 40. ayet

  4. Fâtır suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَا وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِهِۦٓ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

    inne-llâhe yümsikü-ssemâvâti vel'arḍa en tezûlâ. velein zâletâ in emsekehümâ min eḥadim mim ba`dih. innehû kâne ḥalîmen gafûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (38-41) Allah göklerin ve yerin, yitik olanını / gaybını bilendir , Muhakkak ki göğüslerde olanı da bilir. O ki sizleri dünyada devralanlar / halifeler yaptı, Kim inkâr ederse / tanımazsa, küfrü onun üzerinedir. Kafirlerin tanımamış olmaları, Rableri yanında ancak O’nun buğuzunu artırır, kafirlerin küfrü ancak onların hasarlarını artırır. (Başka bir şey artırmaz) De ki Allah’ın dışında dua ettiğiniz ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana arzda ne yarattılar ? yahut göklerde bir ortaklıkları mı var? Ya da onlara kitap vermişiz de onda delilleri mi var? Bilakis zalimler birbirlerine, sadece aldatıcı vaatte bulunuyorlar. Muhakkak ki Allah , gökleri ve yeri birbirinden uzaklaştırmayıp / ayırmayıp tutuyor, eğer uzaklaşırlarsa onları, ondan başkası asla bir arada tutamaz, O kesinlikle yumuşak davranandır ve bağışlayıcıdır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 41. ayet

  5. Fâtır suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 42. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا

    veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein câehüm neẕîrul leyekûnünne ehdâ min iḥde-l'ümem. felemmâ câehüm neẕîrum mâ zâdehüm illâ nüfûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (42-45) Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse , uyarı gelmiş toplumlardan / ümmetlerden herhangi birinden daha iyi yola gireceklerine dair tüm gayretleriyle Allah’a yemin ettiler. Ne zaman ki onlara uyarıcı geldi, nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı. Arzda büyüklenme, kötülük tuzaklama, tuzaklanan kötülükler sahibinden başka sının başına gelmez. Evvelkilere yapılanları mı bekliyorlar ? Allah’ın iş yapışında değişiklik / mübadele bulamazsın, Allah’ın iş yapışında değişme de bulamazsın. Arz da hiç gezmiyorlar mı? Öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakmıyorlar mı? ki onlar, onlardan daha şiddetliydiler / kuvvetteydiler. Allah’ı, yerde ve göklerde herhangi bir şey aciz bırakamaz. Muhakkak ki O, bilendir, ayarlayandır muktedir olandır. Eğer ki Allah , insanları kazandıkları dolayısıyla hemen cezalandırsa idi , görünür de tek bir yaratık bırakmazdı ve lakin belli bir süreye kadar , süreleri gelinceye kadar erteliyor, muhakkak ki Allah kullarını görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 42. ayet

  6. Fâtır suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 43. ayet. ٱسْتِكْبَارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَكْرَ ٱلسَّيِّئِ وَلَا يَحِيقُ ٱلْمَكْرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِۦ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلْأَوَّلِينَ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحْوِيلًا

    istikbâran fi-l'arḍi vemekra-sseyyi'. velâ yeḥîḳu-lmekru-sseyyiü illâ biehlih. fehel yenżurûne illâ sünnete-l'evvelîn. felen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ. velen tecide lisünneti-llâhi taḥvîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (42-45) Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse , uyarı gelmiş toplumlardan / ümmetlerden herhangi birinden daha iyi yola gireceklerine dair tüm gayretleriyle Allah’a yemin ettiler. Ne zaman ki onlara uyarıcı geldi, nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı. Arzda büyüklenme, kötülük tuzaklama, tuzaklanan kötülükler sahibinden başka sının başına gelmez. Evvelkilere yapılanları mı bekliyorlar ? Allah’ın iş yapışında değişiklik / mübadele bulamazsın, Allah’ın iş yapışında değişme de bulamazsın. Arz da hiç gezmiyorlar mı? Öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakmıyorlar mı? ki onlar, onlardan daha şiddetliydiler / kuvvetteydiler. Allah’ı, yerde ve göklerde herhangi bir şey aciz bırakamaz. Muhakkak ki O, bilendir, ayarlayandır muktedir olandır. Eğer ki Allah , insanları kazandıkları dolayısıyla hemen cezalandırsa idi , görünür de tek bir yaratık bırakmazdı ve lakin belli bir süreye kadar , süreleri gelinceye kadar erteliyor, muhakkak ki Allah kullarını görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 43. ayet

  7. Fâtır suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 44. ayet. أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَكَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا

    evelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne min ḳablihim vekânû eşedde minhüm ḳuvveh. vemâ kâne-llâhü liyü`cizehû min şey'in fi-ssemâvâti velâ fi-l'arḍ. innehû kâne `alîmen ḳadîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (42-45) Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse , uyarı gelmiş toplumlardan / ümmetlerden herhangi birinden daha iyi yola gireceklerine dair tüm gayretleriyle Allah’a yemin ettiler. Ne zaman ki onlara uyarıcı geldi, nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı. Arzda büyüklenme, kötülük tuzaklama, tuzaklanan kötülükler sahibinden başka sının başına gelmez. Evvelkilere yapılanları mı bekliyorlar ? Allah’ın iş yapışında değişiklik / mübadele bulamazsın, Allah’ın iş yapışında değişme de bulamazsın. Arz da hiç gezmiyorlar mı? Öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakmıyorlar mı? ki onlar, onlardan daha şiddetliydiler / kuvvetteydiler. Allah’ı, yerde ve göklerde herhangi bir şey aciz bırakamaz. Muhakkak ki O, bilendir, ayarlayandır muktedir olandır. Eğer ki Allah , insanları kazandıkları dolayısıyla hemen cezalandırsa idi , görünür de tek bir yaratık bırakmazdı ve lakin belli bir süreye kadar , süreleri gelinceye kadar erteliyor, muhakkak ki Allah kullarını görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 44. ayet

  8. Fâtır suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 45. ayet. وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا۟ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرًۢا

    velev yüâḫiẕü-llâhü-nnâse bimâ kesebû mâ terake `alâ żahrihâ min dâbbetiv velâkiy yü'eḫḫiruhüm ilâ ecelim müsemmâ. feiẕâ câe ecelühüm feinne-llâhe kâne bi`ibâdihî beṣîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (42-45) Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse , uyarı gelmiş toplumlardan / ümmetlerden herhangi birinden daha iyi yola gireceklerine dair tüm gayretleriyle Allah’a yemin ettiler. Ne zaman ki onlara uyarıcı geldi, nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı. Arzda büyüklenme, kötülük tuzaklama, tuzaklanan kötülükler sahibinden başka sının başına gelmez. Evvelkilere yapılanları mı bekliyorlar ? Allah’ın iş yapışında değişiklik / mübadele bulamazsın, Allah’ın iş yapışında değişme de bulamazsın. Arz da hiç gezmiyorlar mı? Öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakmıyorlar mı? ki onlar, onlardan daha şiddetliydiler / kuvvetteydiler. Allah’ı, yerde ve göklerde herhangi bir şey aciz bırakamaz. Muhakkak ki O, bilendir, ayarlayandır muktedir olandır. Eğer ki Allah , insanları kazandıkları dolayısıyla hemen cezalandırsa idi , görünür de tek bir yaratık bırakmazdı ve lakin belli bir süreye kadar , süreleri gelinceye kadar erteliyor, muhakkak ki Allah kullarını görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 45. ayet