Diyanet İşleri
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Fâtır suresi · 1–8. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Fâtır suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُو۟لِىٓ أَجْنِحَةٍ مَّثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Hamd (övgü), gökleri ve yeri yoktan yaratan, dipnot 1 melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan, yaratmada dilediğini(n sayısını) artıran Allah'adır. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.
Hamd tümüyle, gökleri ve yeri bir çekirdeği yarar gibi yoktan var eden; melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a muhsustur.O yaratıkların kapasitesinde dilediği artışı gerçekleştirir: çünkü Allah her şeye güç yetirendir.
Her türlü övgü, göklerin ve yerin yaratıcısı olan ve melekleri iki, üç veya dört kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. O, dilediğini (kesintisiz şekilde) kendi hilkat alemine katıp onu genişletir. Kuşkusuz Allah, her şeye kadirdir.
Hamd; semaların ve arzın Fatır'ı (yaratış amacına göre belli bir programla icat eden), melekleri (şuurlu işlev kuvveleri türler) ikişer, üçer, dörder yönlü (işlevli) Rasuller olarak açığa çıkaran Allah'a aittir! Yaratılışta dilediğini ziyade eder. . . Muhakkak ki Allah her şeye Kaadir'dir.
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada dilediği arttırmayı yapar. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.
Gökleri ve yeryüzünü Yoktan Yaratan; melekleri, ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a övgüler olsun! Yaratışta, dilediğini artırır. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir.
Övgü, gökleri ve yeri yoktan yaratan, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a aittir. O, yaratmada dilediği kadar arttırır. Çünkü Allah'ın her şeye gücü yeter.
Gökleri ve yeri yaratan; melekleri ikişer, üçer, dörder korumalı/boyutlu elçiler kılan ALLAH'a övgüler olsun. Yaratmada dilediğini güçlendirir. ALLAH her şeye gücü yetendir.
Gökleri ve yeri yaratan; melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan ALLAH'a övgüler olsun. Yaratmada dilediğini arttırır. ALLAH her şeye gücü yetendir.
Hamd, o gökleri ve yeri yaratan ve melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediği kadar artırır. Gerçekten Allah, herşeye gücü yetendir.
Hamd Allaha, o Gökleri, Yeri yaratan ve Melaikeyi kılan fatıra; kanadlı kanadlı elçiler, ikişer, üçer, dörder, halkte dilediği kadar ziyade eder, hakıkat Allah her şey'e kadirdir
Hamd göklere ve yere yaradılış yasalarını koyan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı resuller dipnot 1 yapan Allah'a özgüdür. O, yaratmada dilediğini arttırır. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Hamd göklere ve yere yaradılış yasalarını koyan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı resuller dipnot 1 yapan Allah'a özgüdür. O, yaratmada dilediğini arttırır. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Hamd dipnot 1 , göklere ve yere yaradılış yasalarını koyan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı rasuller dipnot 2 yapan Allah'a özgüdür. O, yaratmada dilediğini arttırır. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Hamd, gökleri ve yeri yaratan (fatır), ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Tanrı'nındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Tanrı, her şeye güç yetirendir.
Gökleri, yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı (olmak üzere) elçiler yapan Allaha hamd olsun. O, yaratışda ne dilerse (onu) artırır. Şübhe yok ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Hamd; göklerin ve yerin yaratanı, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustue. Yaratmada dilediği kadar fazlalaştırır. Muhakkak ki Allah; her şeye kadirdir.
(1-3) Semaları ve yeri meydana getiren, ikişer üçer dörder kanatlı melekleri Resuller yapan, Allaha hamd olsun. Yaratmakta istediğini artırır / ziyadeleştirir. Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah insana acımasını / rahmetini açarsa onu tutacak / kısacak yoktur, neyi tutmuşsa / kısmışsa da ondan sonra onu gönderecekte / salacakta yoktur. Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, Allah’tan başka / O’ndan gayrı sizi gökten ve yerden rızıklandıran bir yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl olur da yalanı iftira edebiliyorsunuz.
Hamt, göklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz, Allah’ın her şeye gücü yeter.
Gökleri ve yeri yoktan var eden; melekleri, ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamd olsun. O, yaratmada (dilediği kadar) artırır: (Kimine daha fazla kanat verir, kiminin bünyesini daha sağlam, daha büyük, kimini daha güzel yapar). Şüphesiz Allah, her şeyi yapabilendir.
Yaptığı her şeyi mükemmel yapmak dipnot 1 , gökleri ve yeri, bölünme kanunuyla yaratan dipnot 2 , melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler dipnot 3 yapan Allah'a özgüdür dipnot 4 . O, yaratmada gerekli gördüğü dipnot 5 ilaveleri yapar. Allah, her şeye bir ölçü koyar.
Yaptığı her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur. Gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer, dörder kanatlı melekleri elçi olarak görevlendiren, kendi tercihine göre yaratışta artırma yapan odur. Doğrusu Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.
Hamd, göklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini arttırır. Çünkü Allah’ın her şeye gücü yeter.
Hamd, göklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. Dilediğini yaratmayı artırır. Çünkü Allah'ın her şeye gücü yeter.
Hamt, Fatır olan Allah'adır; gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan O'dur. Yaratışta/yaratılmışlarda dilediğini artırır O. Hiç kuşkusuz, Allah her şeye gücü yetendir.
Fâtır suresi, 2. ayet. مَّا يَفْتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah insanlara herhangi bir merhamet açarsa onu tutabilecek kimse yoktur. O'nun tuttuğunu da kendisinden sonra gönderebilecek kimse yoktur. dipnot 1 O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Allah'ın insanlar için açacağı rahmet kapısını kimse kapatamaz; O kapattıktan sonra da onu kimse açamaz: zira O her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet kaydedendir.
Allah'ın insanlar için açacağı rahmet kapısını kimse kapatamaz ve O'nun kapattığını da kimse açamaz; çünkü O, kudret ve hikmet sahibidir.
Allah, insanlara bir rahmet açacaksa, onu engelleyecek yoktur! O'ndan sonra, kapattığını da açığa çıkaracak yoktur! "HU"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Allah, insanlar için rahmetinden her neyi açacak olsa, artık onu kısıp tutacak yoktur; her neyi kısar / tutarsa, artık onu da ondan sonra salıverecek yoktur. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttuğunu O'ndan sonra salıverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir.
Allah, insanlar için rahmetinden neyi açarsa, artık, onu engelleyebilecek yoktur. Neyi de tutarsa, artık, O'ndan sonra, onu gönderebilecek yoktur. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O'nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O çok güçlüdür; bilgedir.
ALLAH'ın insanlara bağışladığı bir rahmeti engelleyebilecek yoktur. Onun alıkoyduğunu da O'ndan başka gönderebilecek yoktur. O Üstündür, Bilgedir.
ALLAH'ın insanlara bağışladığı bir rahmeti engelleyebilecek yoktur. Onun alıkoyduğunu da O'ndan başka gönderebilecek yoktur. O Üstündür, Bilgedir.
Allah, insanlara rahmetinden her neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak kimse yoktur. Her neyi de tutar kısarsa onu da ondan sonra salacak yoktur. O, öyle güçlüdür, öyle hikmet sahibidir.
Allah, insanlara rahmetinden her neyi açarsa onu tutacak, kısacak yoktur, her neyi de tutar kısarsa onu da ondan sonra salacak yoktur, öyle aziz, hakim odur
Allah, insanlar için rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak biri olamaz. Her neyi tutarsa da artık O'ndan sonra onu gönderecek de yoktur. Ve O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Allah, insanlar için rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak biri olamaz. Her neyi tutarsa da artık O'ndan sonra onu gönderecek de yoktur. Ve O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Allah, insanlar için rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak biri olamaz. Her neyi tutarsa da artık O'ndan sonra onu gönderecek de yoktur. Ve O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Tanrı, insanlar için rahmetinden her neyi açacak olsa, artık onu kısıp tutacak yoktur; her neyi kısar / tutarsa, artık onu da ondan sonra salıverecek yoktur. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allahın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutacak (habsedecek hiçbir kuvvet) yokdur. Tutacağı şey'i de ondan sonra salıverecek yokdur. O, mutlak gaalib, hukum ve hikmet saahibidir.
Allah'ın insanlar için açtığı rahmeti, tutacak yoktur. Tuttuğunu da O'ndan sonra gönderecek yoktur. Aziz, Hakim O'dur.
(1-3) Semaları ve yeri meydana getiren, ikişer üçer dörder kanatlı melekleri Resuller yapan, Allaha hamd olsun. Yaratmakta istediğini artırır / ziyadeleştirir. Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah insana acımasını / rahmetini açarsa onu tutacak / kısacak yoktur, neyi tutmuşsa / kısmışsa da ondan sonra onu gönderecekte / salacakta yoktur. Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, Allah’tan başka / O’ndan gayrı sizi gökten ve yerden rızıklandıran bir yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl olur da yalanı iftira edebiliyorsunuz.
Allah'ın insanlara açtığı rahmeti tutacak yoktur. O'nun tuttuğunu da ondan sonra salacak yoktur. O; mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, insanlara bir rahmet açtı mı onu tutan olamaz, O'nun tuttuğunu da O'ndan sonra salacak yoktur. O, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah insanlar için bir rahmet kapısı açarsa onu engelleyebilecek biri yoktur dipnot 1 . Allah bir şeyi engellerse artık onu salıverecek biri de yoktur. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan odur.
Allah insanlara bir ikram kapısı açarsa ona kimse engel olamaz. Allah'ın engellediğini de serbest bırakacak biri yoktur. O, güçlüdür, doğru karar verir.
Allah’ın insanlar için rahmetinden açtığı şeyi artık tutan olamaz. Tuttuğu şeyi de, O’ndan sonra gönderen olamaz. Çok güçlü ve Hakim O’dur.
Allah'ın insanlar için rahmetinden açtığı şeyi artık tutan olamaz. Tuttuğu şeyi de, O'ndan sonra gönderen olamaz güçlü ve hakim O'dur.
Allah'ın insanlar için açıp yaydığı rahmeti hiç kimse tutup kısamaz. Onun tutup kıstığını ise O'ndan sonra salıp açacak yoktur. Aziz'dir O, Hakim'dir.
Fâtır suresi, 3. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ هَلْ مِنْ خَٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ
Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Allah'tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
Ey insanlar! Allah'ın size olan nimet(ler)ini hatırlayın! Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek herhangi bir yaratıcı mı varmış! O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!
Siz ey insanlar: Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Allah'tan başka sizi gökten ve yerden sürekli doyuracak bir yaratıcı mı var? O'ndan başka ilah yoktur: şu halde, nasıl böylesine savruluyorsunuz?
Ey insanlar! Allah'ın size bağışladığı nimetleri hatırlayın! Size göklerden ve yerden azık sağlayan Allah'tan başka bir yaratıcı var mı? (Hayır!) O'ndan başka ilah yoktur: ama nasıl olur da zihinleriniz bu (apaçık hakikatten) sapar!
Ey insanlar. . . Üzerinizdeki Allah nimetini düşünün! Allah'tan gayrı, semadan (beyindeki datadan) ve arzdan (beyin - beden yollu) sizin yaşam gıdanızı veren bir yaratıcı var mı? Tanrı yoktur, sadece "HU"! Nasıl (Hak'tan) sapıtırsınız!
Ey insanlar, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah'ın dışında bir başka yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?
Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O'ndan başka hakkıyla ibadete layık bir ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz!
Ey insanlar! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hem göklerden hem de yeryüzünden size geçimlikler veren Allah'tan başka yaratıcı mı var? O'ndan başka Tanrı yoktur. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?
Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; size gökten ve yerden rızık veren Allah'tan başka bir yaratan mı var? O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse nasıl döndürülüyorsunuz?
Ey insanlar, ALLAH'ın size olan nimetlerini hatırlayın. Sizi gökten ve yerden rızıklandıran ALLAH'tan başka bir yaratıcı mı var? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl da saptırılıyorsunuz?
Ey insanlar, ALLAH'ın size olan nimetlerini hatırlayın. Sizi gökten ve yerden rızıklandıran ALLAH'tan başka bir yaratıcı mı var? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl da saptırılıyorsunuz?
Ey insanlar, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın! Allah'tan başka bir yaratıcı mı var? O, size gökten ve yerden rızık verir. Başka tanrı yoktur, ancak O var. O halde nasıl (gerçekten) çevrilirsiniz?
Ey insanlar! Allahın üzerinizdeki ni'metini anın, Allahın gayrı bir halık mı var? Size Gökden ve Yerden rızık verir, başka tanrı yok ancak o, o halde nasıl çevirilirsiniz?
Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah'tan başka gökten ve yerden size rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde ne diye döndürülüyorsunuz dipnot 1 ?
Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah'tan başka gökten ve yerden size rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde ne diye döndürülüyorsunuz? dipnot 1
Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah'tan başka gökten ve yerden size rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde ne diye döndürülüyorsunuz? dipnot 1
Ey insanlar, Tanrı'nın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Tanrı'nın dışında bir başka yaratıcı var mı? O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?
Ey insanlar, Allahın, üzerinizdeki (bunca) ni'metini (kalbinizle) hatırlayın, (dilinizle) anın. Sizi gökden ve yerden rızıklandıracak Allahdan gayri bir yaratan var mı? Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. O halde nasıl (olub da tevhidden küfre) çevriliyorsunuz?
Ey insanlar; Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Allah'tan başka gökten ve yerden sizi rızıklandıran bir yaratıcı var mıdır? O'ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl çevriliyorsunuz?
(1-3) Semaları ve yeri meydana getiren, ikişer üçer dörder kanatlı melekleri Resuller yapan, Allaha hamd olsun. Yaratmakta istediğini artırır / ziyadeleştirir. Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah insana acımasını / rahmetini açarsa onu tutacak / kısacak yoktur, neyi tutmuşsa / kısmışsa da ondan sonra onu gönderecekte / salacakta yoktur. Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, Allah’tan başka / O’ndan gayrı sizi gökten ve yerden rızıklandıran bir yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl olur da yalanı iftira edebiliyorsunuz.
Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden şirke) çevriliyorsunuz?
Ey insanlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl oluyor da gerçekten çevriliyorsunuz?
Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın; Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı mı var dipnot 1 ! Ondan başka ilah yoktur dipnot 2 . Öyleyse nasıl yalana sürükleniyorsunuz?
Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini düşünün; Allah'ın dışında size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mıdır? O'ndan başka ilah yoktur. Neye güvenerek yanlışa sürükleniyorsunuz?
Ey insanlar! Allah’ın size verdiği nimetini anın. Allah’tan başka, size göklerden ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden, şirke) çevriliyorsunuz?
-Ey insanlar! Allah'ın size verdiği nimetini düşünün. Allah'tan başka, size göklerden ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl aldanıyorsunuz?
Ey insanlar, Allah'ın, üzerinizdeki nimetini anın! Allah'tan başka yaratıcı mı var? Sizi gökten ve yerden rızıklandırır. O'ndan başka ilah yoktur. Hal böyle iken nasıl oluyor da yüz geri çevriliyorsunuz?
Fâtır suresi, 4. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
(Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür.
Seni yalanlarlarsa (üzülme); elbette senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülecektir.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, unutma ki senden önce de bir çok peygamber yalanlanmıştı: sonunda her iş döner dolaşır Allah'ın (dediğine) varır.
Ama eğer onlar, (zihinleri bu apaçık hakikatten sapanlar,) seni yalanlarlarsa (aldırma, ey Muhammed!) (Unutma ki) senden önce (öteki) peygamberler de yalanlanmıştır: Çünkü (inanmayanlar), her şeyin, sonunda (asıl kaynağı olan) Allah'a döneceğ(ini asla kabul etmezler).
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki Rasuller de gerçekten yalanlanmıştı! Olup bitenler hakkında hüküm Allah'a aittir.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki elçiler de yalanlandı. (En sonunda bütün) İşler Allah'a döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme); senden önceki peygamberler de yalanlanmıştır. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülecektir.
Seni yalanlıyorlarsa, senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Oysa tüm işler, Allah'a döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştır. Bütün işler Allah'a döndürülecektir.
Seni yalanlarlarsa, senden önceki elçiler de yalanlandı. Tüm işlerin kontrolü ALLAH'a aittir.
Seni yalanlarlarsa, senden önceki elçiler de yalanlandı. Tüm işlerin kontrolü ALLAH'a aittir.
Ve eğer seni yalanlıyorlarsa, bundan önce bir çok peygamberler de yalanlandı. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Ve eğer seni tekzib ediyorlarsa bundan evvel bir çok Resuller de tekzib olundu, bütün işler Allaha irca' olunur
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki senden önceki Resuller de yalanlanmışlardı. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki senden önceki resuller de yalanlanmışlardı. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki senden önceki rasuller de yalanlanmışlardı. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki elçiler de yalanlandı. (En sonunda bütün) Buyruklar Tanrı'ya döndürülür.
(Habibim) eğer seni tekzib ediyorlarsa senden önceki peygamberler de tekzib edilmişdir. (Bütün) işler ancak Allaha döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa; doğrusu senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır. İşler, ancak Allah'a döndürülür.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Eğer seni yalanlıyorlarsa doğrusu senden önce de nice rasuller yalanlanmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki elçiler de yalanlanmıştır. Bütün işler Allah'a döndürülecek(ve Allah, herkesi yaptığıyle cezalandıracak)tır.
Seni yalanlıyorlarsa (bil ki) senden önceki elçiler de yalanlandı dipnot 1 . Bütün işler Allah'a /onun onayına arz edilir.
Seni yalanlarlarsa bil ki senden önce de nice elçiler yalancı yerine kondu. Bütün işler Allah' a döndürülür.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki rasûller de yalanlanmıştı. Bütün işlerin dönüşü Allah’adır.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Bütün işlerin dönüşü Allah'adır.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki resuller de yalanlanmıştır. Bütün işler ve oluşlar Allah'a döndürülür.
Fâtır suresi, 5. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
Ey insanlar! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın.
Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah'ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı (şeytan) sakın sizi Allah ile aldatmasın! dipnot 1
Siz ey insanlar! İyi bilin ki Allah'ın vaadi gerçekleşecektir! Şu halde dünya hayatı sizi asla ayartmasın! Dahası aldatıcının hiçbir türü sizi Allah (hakkındaki asılsız düşünceler) ile aldatmasın!
Ey insanlar! Allah'ın (yeniden diriltme) vaadi gerçektir, sakın bu dünya hayatının sizi ayartmasına ve Allah hakkındaki (kendi) çarpık düşüncelerinizin sizi saptırmasına izin vermeyin!
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi gerçektir! Dünya hayatı (bedensel yaşam boyutu) sakın sizi aldatmasın. . . O çok aldatıcı da (bilinciniz) Allah'a karşı mağrur yapmasın!
Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın.
Ey insanlar! Allah'ın vadi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın!
Ey insanlar! Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Artık, dünya yaşamı, sakın sizi aldatmasın! Ve aldatıcı, sakın sizi, Allah ile aldatmasın!
Ey İnsanlar! Şüphesiz Allah'ın sözü gerçektir. Bu dünya hayatı sizi aldatmasın. Şeytan da sizi Allah ile aldatmasın!
Ey insanlar ALLAH'ın sözü gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Kandırıcı, sizi ALLAH ile kandırmasın.
Ey insanlar ALLAH'ın sözü gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Kandırıcı, sizi ALLAH hakkında kandırmasın.
Ey insanlar, haberiniz olsun ki, Allah'ın va'di muhakkak gerçektir; sakın o dünya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o aldatıcı şeytan, sizi Allah'a karşı aldatmasın!
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki Allahın va'di muhakkak haktır, sakın o Dünya hayat sizi aldatmasın ve sakın o mağrur Şeytan sizi Allaha da mağrurlandırmasın
Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! dipnot 1 Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. dipnot 2
Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. dipnot 1
Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. dipnot 1
Ey insanlar, hiç şüphesiz Tanrı'nın vaadi haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Tanrı ile (Tanrı'nın adını kullanarak) aldatmasın.
Ey insanlar, şübhe yok ki Allahın va'di bir gerçekdir. O halde zinhar sizi dünya hayatı aldatmasın. Çok aldatıcı (şeytan) da sakın sizi Allah (ın hilmi ve imhali) ile aldatmasın.
Ey insanlar; Allah'ın vaadi muhakkak haktır, dünya hayatı sizi aldatmasın. Ve o mağrur da Allah ile sizi aldatmasın.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın vaadi haktır. O halde sakın sizi dünya hayatı aldatmasın ve çok aldatıcı da sakın sizi Allah ile aldatmasın.
Ey insanlar, Allah'ın va'di gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı, sizi Allah(ın affına güvendirmek sureti) ile aldatmasın.
Ey insanlar! Allah'ın vaadi gerçektir; dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatıcı, (insan ve cin şeytanları da) sakın sizi Allah hakkında aldatmasın dipnot 1 .
Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz bütünüyle gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın o çok aldatan şeytan da sizi Allah ile aldatmasın.
Ey insanlar! Allah’ın vaadi şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın.
-Ey insanlar, Allah'ın vaadi şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın.
Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın.
Fâtır suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّا إِنَّمَا يَدْعُوا۟ حِزْبَهُۥ لِيَكُونُوا۟ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ
Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
Şüphesiz ki şeytan sizin için düşmandır; siz de onu düşman edinin! dipnot 1 Zira o, kendi tarafında olanları alevli ateş halkı olmaları için davet eder.
Şeytanın sizin düşmanınız olduğu kesin; o halde siz de onu düşman olarak bilin! O kendi yoldaşlarını, çılgın ateşin sakinleri olacakları bir akıbete çağırır.
Şeytan, sizin apaçık düşmanınızdır; öyleyse siz de ona düşman olarak muamele edin. O, kendisine tabi olanları, ancak, yakıcı ateşe mahkum olanlar arasında yer alacakları bir akibete çağırır.
Muhakkak ki şeytan (bedenin organlarının yolladığı impulslarla beyinde oluşmuş olup, bilinçte açığa çıkan kendini bedenden ibaret sanma kabulü) sizin için bir düşmandır (Allah'tan, hakikatinizden uzaklaştırıcı bir faktör)! Siz de onu düşman edinin! (Kendini yalnızca beden kabulü,) kendine inananları, alevli ateşin ehli olmaları için çağırır!
Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.
Çünkü şeytan, sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın. O, kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.
Aslında, şeytan sizin düşmanınızdır. Artık, siz de onu düşman edinin. Kendisini izleyenleri, yalnızca alevli ateşin yoldaşlarından olması için çağırır.
Çünkü şeytan, sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman edininiz. O, kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.
Sapkın sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman edinin. O partisini sadece cehennem halkı olmaya çağırır.
Şeytan sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman edinin. O partisini sadece cehennem halkı olmaya çağırır.
Haberiniz olsun ki, şeytan size düşmandır, siz de onu düşman tutun; çünkü O, etrafına toplanan yandaşlarını ancak alevli cehennemlik dostlarından olsunlar diye davet eder.
Haberiniz olsun ki Şeytan size düşmandır, siz de onu düşman tutun, çünkü o etrafına toplanan hizbini ancak eshabı Sairden olsunlar diye da'vet eder
Kuşkusuz şeytan dipnot 1 sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya çağırır.
Kuşkusuz şeytan dipnot 1 sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya çağırır.
Kuşkusuz şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya çağırır.
Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.
Çünkü şeytan sizin bir düşmanınızdır. Onun için siz de onu bir düşman tutun O, (kendisine tabi' olan) güruhunu ancak alevli cehennemin yaranından olmaları için da'veteder.
Muhakkak ki şeytan, sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O, taraftarlarını ancak çılgın alevli ateşin yaranı olmaya çağırır.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Şüphe yok ki Şeytan; sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın. O, kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.
Şeytan, sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman tutun. O, partisini alevli ateşin halkından olmağa çağırır.
Şüphesiz ki şeytan dipnot 1 size düşmandır dipnot 2 ; siz de onu düşman sayın. O sadece, taraftarlarını alevli bir ateşin ahalisi olmaya çağırır dipnot 3 .
Şeytan size düşmandır; onu düşman bilin. O, taraftarlarını sadece alevli bir ateşin arkadaşı olmaya çağırır.
Şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman edinin. O, ancak kendi hizbini alevli ateşin ashabı olmaya çağırır.
Şeytan size düşmandır. Siz de ona düşman olun. O, ancak kendi taraftarlarını çılgın ateşin halkı olmaya çağırır.
Şu bir gerçek ki, şeytan sizin için bir düşmandır. O halde siz de onu düşman tutun. Hiç kuşkusuz, o kendi hizbini cehennem yaranından olmaları için çağırır durur.
Fâtır suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ
İnkar edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
Kâfir olanlar için şiddetli bir azap vardır; iman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar için de bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
İnkarda direnenleri şiddetli bir ceza beklemektedir. Ama imanda sebat eden ve imanla uyumlu eylem üretenlere gelince: işte böylelerini de sınırsız bir bağış ve muhteşem bir ödül beklemektedir.
(Çünkü,) hakikati inkara şartlanmış olanlar için çetin bir azap vardır, iman edip doğru ve yararlı işler yapanları da mağfiret ve büyük bir mükafat bekler.
Hakikat bilgisini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. İman edip imanının gereğini uygulayanlara gelince, onlar için bir mağfiret ve büyük bir karşılık vardır.
O inkar edenler; onlar için şiddetli bir azab vardır. İman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için de bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.
İnkâr edenler için şüphesiz çetin bir azap var, iman edip sâlih ameller işleyenlere de mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
Nankörlük edenler için yaman bir ceza vardır. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar için ise bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
İnkar edenler için elbette çetin bir azap vardır. İman edip iyi işler yapanlara da af ve büyük bir ödül vardır.
İnkar edenler çetin bir cezaya mahkûm olmuştur. Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar ise bir bağışlanma ve büyük bir ödül hak etmişlerdir.
İnkar edenler çetin bir cezaya mahkum olmuştur. İnanıp erdemli davrananlar ise bir bağışlanma ve büyük bir ödül hakketmişlerdir.
Küfredenler, onlar için şiddetli bir azap vardır; iman edip yararlı işler yapanlar, onlara ise bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır.
Küfredenler, onlar için şiddetli bir azab var, iyman edib salih ameller işliyenler, onlar için de bir mağrifet ve büyük bir ecir var
Kafirler dipnot 1 için şiddetli bir azap vardır. İman eden ve salihatı yapanlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
Kafirler dipnot 1 için şiddetli bir azap vardır. İnananlar ve salihatı dipnot 2 yapanlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
Gerçeği yalanlayan nankörler için şiddetli bir azap vardır. İnananlar ve salihatı dipnot 1 yapanlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
O küfredenler; onlar için şiddetli bir azab vardır. İnanıp salih amellerde bulunanlar ise, onlar için de bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.
O küfredenler (yok mu?) onlar için çetin bir azab vardır. iman edenlere, bir de güzel, güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) mağfiret ve büyük mükafat da bunlarındır.
Küfredenler, işte onlara şiddetli azab vardır. İman etmiş olup da salih ameller işleyenlere de, işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Kâfirler için şiddetli bir azap vardır. İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
İnkar edenler için çetin bir azab var; inanıp iyi işler yapanlara da mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.
Kafirlik edenlere çetin bir azap vardır dipnot 1 . İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara ise mağfiret /bağışlanma ve büyük bir ödül vardır dipnot 1 .
Görmezlikten gelenlere ağır bir azap vardır. İnanan ve iyi işler yapanların alacakları da bağışlanma ve büyük bir ücrettir?.
Kâfirler için şiddetli bir azap vardır. İman edenler ve salih ameller de bulunanlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
İnkar edenler için şiddetli bir azap vardır. İman edenler ve doğruları yapanlar için bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
Küfre sapanlar için şiddetli bir azap vardır. İman edip hayra ve barışa yönelik ameller işleyenlere gelince onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül olacaktır.
Fâtır suresi, 8. ayet. أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًا فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٰتٍ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ
Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
İşinin kötülüğü kendisine süslü gösterilip onu güzel gören kişi (diğerleri gibi olur mu)! Şüphesiz ki Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. dipnot 1 Onlar için üzülerek kendini perişan etme! dipnot 2 Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını bilendir.
Ne yani, şimdi süslü püslü kötülüklerin albenisine kapılıp bir de onları güzellik gibi gören(in sonu, yukarıdaki) kimsenin sonuyla aynı olur mu?Hiç şüphe yok ki Allah (sapmak isteyenin) sapmasını diler, (hidayet isteyeni) de doğru yola yöneltmeyi diler: Şu halde onların (imana ermesi) için duyduğun özlem seni yıpratmasın; çünkü Allah onların neler yapmakta olduklarını çok iyi biliyor.
O halde, işlediği kötü, çirkin fiillerin cazibesine kapılıp (sonunda) onları güzel gören biri (Şeytan'ın adamlarından başkası) olur mu? Kuşkusuz Allah, (doğru yoldan sapmak) isteyenin sapmasına izin verir, (aydınlığa ulaşmak) isteyeni de aydınlığa ulaştırır. O halde (ey müminler,) onlara üzülerek kendinizi perişan etmeyin! Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilir.
Kötü fiilleri kendisine süslü gösterilince, kendini iyi sanan (nasıl iyilerle bir olur)! Muhakkak ki Allah, dilediğini saptırır ve dilediğine hidayet verir. . . O halde hüsran ehlini düşünüp üzülme! Muhakkak ki Allah onların ürettiklerini (Yaratan'ı olarak) Aliym'dir.
Kötü olarak işledikleri kendisine çekici, süslü kılınıp da onu güzel gören mi (Allah katında kabul görecek)? Artık şüphesiz Allah, dilediğini saptırır, dilediğini hidayete eriştirir. Öyleyse, onlara karşı nefsin hasretlere kapılıp gitmesin. Gerçekten Allah, yaptıklarını bilendir.
Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse (kötülüğü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah dilediğini sapıklığa yöneltir, dilediğini doğru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Şüphesiz Allah, onların ne yaptıklarını hakkıyla bilendir.
Yaptığı kötülükler kendisine çekici gösterilen; bu yüzden, onları güzel gören kimse öyle olur mu? Kuşkusuz, Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. dipnot 367 Artık, onlar için kendini yıpratma. Kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Bilendir.
Kötü işleri kendisine güzel gösterilip, kendisi de onları güzel gören kişi, gerçeği gören gibi midir? Şüphesiz ki Allah dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Artık onlara üzülerek kendini mahvetme! Çünkü Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.
Kötü işi, kendisine süslenip de onu güzel gören kimseye ne dersin? ALLAH dileyeni saptırır ve dileyeni yola iletir. Öyleyse onlar için kendini üzüp durma. ALLAH onların yaptıklarını iyi Bilir.
Kötü işi, kendisine süslenip de onu güzel gören kimseye ne dersin? ALLAH dileyeni saptırır ve dileyeni yola iletir. Öyleyse onlar için kendini üzüp durma. ALLAH onların yaptıklarını iyi Bilir.
Ya kötü ameli kendisine allanmış pullanmış da onu güzel gören kimse de mi (iman edip yararlı iş yapan gibi olacak)? Şüphe yok ki, Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola çıkarır. O halde gönlün onlara karşı hasretlerle geçmesin! Allah onların bütün sanatlarını bilir.
Ya artık o kimse de mi ki? Kötü ameli kendisine allanmış pullanmış da onu güzel görmüş, şübhe yok ki Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola çıkarır, o halde nefsin onlara karşı hasretlerle geçmesin, çünkü Allah onların bütün san'atlerini bilir
Yaptığı kötü işleri kendisine yakıştıran ve onu güzel gören kimseye ne demeli? Allah, Hak edeni saptırır, hak edeni de doğru yola iletir. dipnot 1 Dolayısıyla onlar için üzülüp kendini harap etme. Allah, onların yapmakta olduklarını en iyi bilendir.
Yaptığı kötü işleri kendisine yakıştıran ve onu güzel gören kimseye ne demeli? Allah, Hak edeni saptırır, hak edeni de doğru yola iletir dipnot 1 . Dolayısıyla onlar için üzülüp kendini harap etme. Allah, onların yapmakta olduklarını en iyi bilendir.
Yaptığı kötü işleri kendisine yakıştıran ve onu güzel gören kimseye ne demeli? Allah, dileyeni dipnot 1 saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. dipnot 1 Dolayısıyla onlar için üzülüp kendini harap etme. Allah, onların yapmakta olduklarını en iyi bilendir.
Kötü olarak işledikleri kendisine çekici, süslü kılınıp da onu güzel gören mi (Tanrı katında kabul görecek)? Artık şüphesiz Tanrı, dilediğini saptırır, dilediğini hidayete eriştirir. Öyleyse, onlara karşı nefsin hasretlere kapılıp gitmesin. Gerçekten Tanrı, yaptıklarını bilendir.
Ya kötü amel (ve Hareket) i kendisine süslü gösterilib de onu hoş gören adam mı (Allahın hidayet etdiği kimseler gibi tanılacak)? Şübhe yok ki Allah kimi dilerse şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola sevk eder. O halde (habibim) nefsin onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle tükenib) gitmesin. Çünkü Allah onların neler yapmakda olduklarını çok iyi bilendir.
Kötü işi kendisine süslendirilip de onu güzel gören bir midir? Muhakkak ki Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de hidayete erdirir. Öuleyse onlara yanarak kendini harab etme. Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Kötü ameli kendine süslü gösterilen ve böylece onu güzel gören kimse (doğru yolda olanla bir midir)? Şüphesiz Allah dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Öyleyse nefsin onlara karşı hasretlere (üzüntülere) kapılmasın. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını bilmektedir.
Kötü işi, kendisine süslendirilip de onu güzel gören kimse (vehmine aldanmayarak kötü amelini güzel görmeyen, aklıyle gerçeği gören kimse gibi olur) mu? Allah dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini yola iletir. Bundan dolayı canın, onlar için hasretlere (üzüntülere) gitmesin, Allah onların ne yaptıklarını biliyor.
Yaptığı işin kötülüğü kendine süslü gösterilen, kendisi de onu güzel gören kişi mi (bağışlanıp ödüllendirilecek)? dipnot 1 Allah, (sapkınlığı) tercih edeni dipnot 2 sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni de yoluna kabul eder. Onlara çok üzülerek kendini helak etme! dipnot 3 Onların ustaca yaptıkları şeyleri Allah bilir.
O ücreti, kötü davranışları kendine süslü gösterildiği için güzel gören kimse mi alacak? Allah sapıklığı tercih edeni saptırır, hidayeti tercih edeni de yola getirir. Onlar yüzünden içini parçalayarak kendini harap etme; onların ne yaptığını Allah bilir.
Kötü işler kendisine süslenip, onu güzel gören kimse (Allah'ın hidayet ettiği kimse) gibi midir? Allah, dilediğini saptırır, dilediğine de hidayet verir. O halde o insanlardan ötürü üzülüp kendini mahvetme! Allah, onların ne yaptıklarını biliyor.
Kötü işler kendisine süslenip, onu güzel gören kimse böyle midir? Allah, dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini doğru yola çıkarır. Öyleyse onlar için kendini üzüp durma! Allah, onların ne yaptıklarını biliyor.
Ya o kişi? Yaptıklarının kötülüğü kendisine allanıp pullanmış da onu güzel görüvermiş. Doğrusu şu: Allah dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. O halde canın onlar için üzüntülere dalmasın. Hiç kuşkusuz, Allah onların ürettiklerini/ortaya koydukları oyunları çok iyi bilmektedir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.