Fussilet suresi

Fussilet suresi, 14. ayet

Fussilet suresi, 14. ayet. إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

iẕ câethümü-rrusülü mim beyni eydîhim vemin ḫalfihim ellâ ta`büdû ille-llâh. ḳâlû lev şâe rabbünâ leenzele melâiketen feinnâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

Diyanet İşleri

Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 11–17 · surenin 14. ayeti / 54
  1. Fussilet 11

    Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.

  2. Fussilet 12

    Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir.

  3. Fussilet 13

    Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

  4. 14

    Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

  5. Fussilet 15

    Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

  6. Fussilet 16

    Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

  7. Fussilet 17

    Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 13–14. ayetler için yazılmıştır.

13. Yani Kur’ân’ın övülmeye değer bunca vasıfları, o yüce ve mutlak ilâhın sıfatları kendilerine açıkça bildirildikten sonra bu inkarcılar yine de yüz çevirecek olurlarsa “de ki: Ben” bilinen iki kabile olan “Âd ve Semûd’un başına gelen azabın benzeri bir azapla sizi uyarıyorum.” Ki o azap gelince sizi kökten imha eder. Nitekim onlaırn başına gelen azaplar da onların kökten helak etmiş olan feci azaplardı. Bu azapların sebebi ise onların zulüm ve küfürleri idi.

14. “Zira onlara da önlerinden ve arkalarından” biri diğerinin ardından, peşpeşe “peygamberler gelip” hepsi de aynı daveti tekrarlayarak: “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, dediklerinde” yani Yüce Allah’a ihlâsı emrederek şirk koşmayı onlara yasakladıklarında “onlar” onların risaletlerini reddedip o peygamberleri yalanladılar ve: “Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekleri indirirdi” sizler ise ancak bizim gibi insansınız. “O nedenle biz, sizinle gönderilenleri kesinlikle inkar ediyoruz, demişlerdi.”

Bu bir şüphe, inkarcı ümmetler arasında miras gibi sürekli olarak aktarılagelmiştir. Ancak bu, şüphelerin en tutarsızıdır. Çünkü peygamber olarak gönderilen zatın melek olması, risaletin bir şartı değildir. Aksine risaletin şartı, rasûl olarak gönderilenin doğruluna delil teşkil edecek şeyleri getirmesinden ibarettir. Haydi eğer güçleri yetiyorsa, aklî veya dinî bir gerekçe göstererek onların doğruluklarında bir kusur bulsunlar. Asla böyle bir şeye güç yetiremeyeceklerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Aynı davet üzere birbirilerini takip ederek onlara peygamberleri; “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin!” diye emredip, geldiği zaman, o topluluktan kâfir olanlar: "Eğer Rabbimiz melekleri bize resul olarak indirmek isteseydi indirirdi. Bizler sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz. Çünkü sizler de bizim gibi beşersiniz." dediler.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz hani
  2. جَآءَتْهُمُ ca'ethumu onlara gelmişti kök: جيا
  3. ٱلرُّسُلُ r-rusulu elçiler kök: رسل
  4. مِنۢ min -nden
  5. بَيْنِ beyni kök: بين
  6. أَيْدِيهِمْ eydihim önleri- kök: يدي
  7. وَمِنْ ve min ve
  8. خَلْفِهِمْ halfihim arkalarından kök: خلف
  9. أَلَّا ella sakın
  10. تَعْبُدُوٓا۟ tea'budu kulluk etmeyin kök: عبد
  11. إِلَّا illa başkasına
  12. ٱللَّهَ ۖ llahe Allah'tan kök: اله
  13. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  14. لَوْ lev şayet
  15. شَآءَ şa'e dileseydi kök: شيا
  16. رَبُّنَا rabbuna Rabbimiz kök: ربب
  17. لَأَنزَلَ leenzele elbette indirirdi kök: نزل
  18. مَلَـٰٓئِكَةًۭ melaiketen melekler kök: ملك
  19. فَإِنَّا feinna elbette biz
  20. بِمَآ bima şeyi (mesajı)
  21. أُرْسِلْتُم ursiltum gönderildiğiniz kök: رسل
  22. بِهِۦ bihi onunla
  23. كَـٰفِرُونَ kafirune tanımıyoruz kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.

  • Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    (2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.

  • Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani elçiler onlara önlerinden ve arkalarından gelerek "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin!" dedikleri zaman, (onlar) "Rabbimiz (peygamber göndermek) isteseydi elbette melekleri gönderirdi. dipnot 1 Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz!" demişlerdi. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Hicr 15:7; Mü'minûn 23:24; Furkân 25:7; Zuhruf 43:53.
  2. metne dön, dipnot 2
    Önceki nesillerdeki kâfirlerin peygamberlerine yönelik olarak birbirine benzer tepkiler vermeleri nedeniyle Kur'an'da onların bu durumu aynı anda yaşanmış gibi sunulmakta, küfrün tek millet olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu konuda bkz. A‘râf 7:94-102; İbrâhîm 14:9-18; Mü'minûn 23:51-53; Sebe' 34:34-35; Yâsîn 36:13-32; Teğâbun 64:5; Fecr 89:11-12.

Mustafa İslamoğlu

Hani elçiler onlara önlerinden ve arkalarından gelerek "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin!" demişlerdi. Onlar, "Rabbimiz (böyle bir şey) isteseydi, kesin melekleri indirirdi; şu halde biz, sizinle gönderildiğini (söylediğiniz) şeyleri ısrarla reddediyoruz" dediler.

Muhammed Esed

Hani, onlara (Allah'ın) elçileri gelmişti ve önlerine serilmiş olanla (halen) bilgi ve kavrayış alanlarının dışında tutulan hakkında konuşmuşlardı, (ve onlara): "Yalnız Allah'a kulluk edin!" (diye çağrıda bulunmuşlardı). Onlar, "Eğer" demişlerdi, "Rabbimiz (sizin söylediklerinize inanmamızı) dileseydi, (mesajının tebliğcisi olarak) melekler gönderirdi. Bakın işte biz, getirdiğiniz(i iddia ettiğiniz) şeyde bir gerçek payı bulunduğunu inkar ediyoruz!"

Ahmed Hulusi

Hani onlara Rasulleri önlerinden (bildiklerine dayanarak) ve arkalarından (bilmediklerini bildirerek) gelip: "Başkasına tapınmayın; sadece Allah'a kulluk, ibadet edin!" (dedi). . . Onlar da dediler ki: "Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekler inzal ederdi. . . Zaten biz, kendisi ile irsal olunduğunuz şeyi (hakikat bilgisini) inkar edenleriz. "

Ali Bulaç

Onlara "Yalnızca Allah'a kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: "Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkar edicileriz."

Ali Özek ve heyeti

Peygamberler onlara: «Önlerinden ve arkalarından gelerek Allah’tan başkasına kulluk etmeyin.» dedikleri zaman, «Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz» demişlerdi.

Ali Rıza Safa

Allah'tan başkasına hizmet etmemeleri için, önlerinden ve arkalarından elçiler geldiğinde, şöyle dediler: "Efendimiz dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Aslında, sizinle gönderileni bu yüzden inkar ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

O vakit onlara, önlerinden ve arkalarından peygamberler gelmiş, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyiniz" demişlerdi. Onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi bize melekler gönderirdi. Biz, sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

Edip Yüksel

Onlara, "ALLAH'tan başkasına hizmet etmeyin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gitmişti. Onlar ise, "Efendimiz dileseydi bir melek indirebilirdi. Bundan ötürü getirdiğiniz mesajı onaylamıyoruz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara, 'ALLAH'tan başkasına tapmayın,' diye önlerinden ve arkalarından elçiler gitmişti. Onlar ise, 'Rabbimiz dileseydi bir melek indirebilirdi. Bundan ötürü sizin getirdiğiniz mesaja inanmıyoruz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara: "Allah'tan başkasına tapmayın!" diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman "Rabbimiz dileseydi, melekler gönderirdi. Onun için biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmayız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara Allahdan başkasına tapmayın diye Resuller önlerinden ve arkalarından geldiği vakıt, "rabbımız dilese idi Melaike gönderirdi, onun için biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmayız" dediler

Erhan Aktaş

Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye Resuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeylere kafirlik dipnot 1 ediyoruz." demişlerdi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yok sayıyoruz, önemsemiyoruz, dikkate almıyoruz. Gerçek olarak görmüyoruz. Yalanlıyoruz. Reddediyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye resuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeylere Kafirlik dipnot 1 ediyoruz." demişlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye rasuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyleri inkar ediyoruz." demişlerdi.

Gültekin Onan

Onlara "yalnızca Tanrı'ya kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: "Eğer dileseydi rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız."

Hasan Basri Çantay

Onlara "Allahdan başkasına tapmayın" diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği vakit dediler ki: "Eğer Rabbimiz dileseydi elbette (üstümüze) melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeylere küfredicileriz".

İbni Kesir

Onlara; Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiğinde demişlerdi ki: Şayet Rabbımız dileseydi; elbette melekler indirirdi. Doğrusu biz, sizinle gönderilen şeyi inkar ederiz.

Mehmet Alagaş

(13-18) Eğer ki sırt çevirirlerse deki Ad’ın yıldırımı gibi Semud’un yıldırımı gibi sizi uyardım, önlerinden ve artlarından Allah’a ibadet edin diye resullerimiz geldiği zaman , dediler ki Rabbimiz eğer isteseydi melekler indirirdi (insan indirmezdi) Onunla (insan resulle) bize gönderilenleri yok sayıyoruz / görmezden geliyoruz. Daha sonra da Ad kavmi haksız yere kibirlendiler ve bizden kuvvetçe kim daha şiddetlidir ki? Dediler, görmediler mi? Muhakkak ki kuvvetçe onlardan daha şiddetli olan Allah, onları yarattı. A yetlerimize karşı çıktılar, Onların aleyhine, kavurucu rüzgârı, uğursuz günlerde, rezillik azabını dünya hayatında tattırmak için gönderdik, ahiretteki azap daha da rezil edici ve onlara yardım da edilmeyecek. Semud’a gelince; onları da yola ilettik onlar ise hidayet yerine körlüğü sevdiler onları da kazandıklarından ötürü, onur kırıcı / aşağılayıcı yıldırım azabı çarptı, iman edenleri kurtardık, onlar sakınanlar idiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani onlara rasûlleri önlerinden ve arkalarından gelip: “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” dediklerinde onlar: “Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Bu sebepten muhakkak biz sizinle gönderilenlere kâfir olanlarız” dediler.

Süleyman Ateş

Onlara: "Yalnız Allah'a kulluk edin!" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelmişti. "Rabbimiz dileseydi, melekler indirirdi. Biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Bir zamanlar onlara; önlerinden ve arkalarından /her yandan elçiler gelip de dipnot 1 "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin!" dediklerinde şöyle demişlerdi: "Rabbimiz (böyle bir şey) isteseydi dipnot 2 elbette melekler indirirdi dipnot 3 . Bu yüzden biz sizinle gönderilen mesajları tanımıyoruz dipnot 4 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerinden önce (Ad'a) onlardan sonra (Semud'a) gelen elçiler "Allah'tan başkasına kul olmayın." dediklerinde şu karşılığı almışlardı: "Rabbimiz (Sahibimiz) elçi gönderecek olsa melekleri gönderirdi. Biz, sizin elçiliğinizi tanımayız."

Şaban Britch

Onlara peygamberleri “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” diye önlerinden ve arkalarından geldiği zaman: Rabbimiz isteseydi melekleri gönderirdi. Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeylere küfrediyoruz, demişlerdi.

Şaban Piriş

Onlara peygamberleri "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diye önlerinden ve arkalarından geldiği zaman: Rabbimiz isteseydi melekleri gönderirdi. Bunun için biz sizin gönderildiğinize inanmıyoruz, demişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, resuller onlara önlerinden, arkalarından gelerek şöyle demişlerdi: "Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmeyin!" Şöyle cevap vermişlerdi: "Eğer Rabbimiz isteseydi, kesinlikle melekler indirirdi. Bu yüzden biz sizinle gönderileni tanımıyoruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Their Messengers, who were spectacles and warnings, approached them from every angle and left no stone unturned advising them to worship no one but Allah, but they counselled deaf and said: "Had Allah, our Creator, willed us to discern divine truths, He would have sent down angels; therefore we utterly refuse to acknowledge your messages".

Abdul Haleem

when their messengers came to them, from all angles, saying, "Serve no one but God," they said, “If our Lord had wished, He would have sent down angels. We do not believe in the message with which you have been sent.”

Abdullah Yusuf Ali

Behold, the messengers came to them, from before them and behind them, (preaching): "Serve none but Allah." They said, "If our Lord had so pleased, He would certainly have sent down angels (to preach). Now we reject your mission (altogether)."

Abul A'la Maududi

When the Messengers (of Allah) came to them from the front and from the rear, dipnot 1 saying: "Do not serve any but Allah"; they said: “Had our Lord so willed, He would have sent down angels. So we deny the Message you have brought.” dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This sentence can have several meanings:
  2. metne dön, dipnot 2
    (1) That the Messengers continued to come to them one after the other.

Aisha Bewley

When the Messengers came to them from in front and from behind, saying, ‘Do not worship anyone but Allah. ’ they said, ‘If our Lord had willed, He could have sent angels down, so we reject the Message you have been sent with.’

Al-Hilali & Khan

When the Messengers came to them, from before them and behind them (saying): "Worship none but Allâh", they said: "If our Lord had so willed, He would surely have sent down the angels. So indeed we disbelieve in that with which you have been sent."

Ali Quli Qarai

When the apostles came to them, before them and in their own time, saying, ‘Worship no one except Allah!’ They said, ‘Had our Lord wished, He would certainly have sent down angels [to us]. We indeed disbelieve in what you have been sent with.’

Amatul Rahman Omar

When the Messengers (of God) came to them (successively) from before them and from behind them (- from all directions with the teaching) `Worship none but Allâh. ' They said, `If Allâh had willed (to send Messengers), He would certainly have sent angels. So we are indeed disbelievers in that (teachings) with which you have been sent.'

Arthur John Arberry

When the Messengers came unto them from before them and from behind them, saying, 'Serve none but God,' they said, 'Had our Lord willed, surely He would have sent down angels; so we disbelieve in the Message you were sent with. '

Bijan Moeinian

Their Prophets tried in every way to make them understand that: "You should worship none but God"; they (jokingly) said: “If God really wanted [to convey a message], He would have sent us angles; [as you are people like us,] we do not believe in what you say.

E. Henry Palmer

when their apostles came to them from before them and from behind them (saying), "Serve ye none but God. "' They said, 'If our Lord pleased He would send down angels; so we in what ye are sent with disbelieve,'

Edip-Layth

When the messengers came to them, publicly and privately: "You shall not serve except God." They said, "Had our Lord willed, He would have sent controllers. We are rejecting what you have been sent with."

George Sale

When the apostles came unto them before them and behind them, saying, worship God alone; they answered, if our Lord had been pleased to send messengers, He had surely sent angels: And we believe not the message with which ye are sent.

Hamid S. Aziz

When their messengers came to them from before them and from behind them, saying, "Serve nothing but Allah", they said, "If our Lord had pleased He would certainly have sent down angels, so we are surely unbelievers in that with which you are sent. "

Mahmoud Ghali

As the Messengers came to them from before them (Literally: from between their hands) and from behind them, (saying), "Do not worship anyone except Allah ", they said, "If our Lord had (so) decided, indeed He would have sent down Angels; so surely we are disbelievers in what you have been sent with. "

Marmaduke Pickthall

When their messengers came unto them from before them and behind them, saying: Worship none but Allah! they said: If our Lord had willed, He surely would have sent down angels (unto us), so lo! we are disbelievers in that wherewith ye have been sent.

Mohamed Ahmed - Samira

Their apostles came to them one after the other (saying): "Do not worship any one but God. " They said: "If our Lord had pleased He would have sent the angels down. We reject what is sent with you."

Muhammad Asad

Lo! There came unto them [God’s] apostles, speaking of what lay open before them and what was [still] beyond their ken, [and calling unto them,] "Worship none but God!" They answered: “If our Sustainer had willed [us to believe in what you say], He would have sent down angels [as His message-bearers]. As it is, behold, we deny that there is any truth in what you [claim to] have been sent with!”

Mustafa Khattab

The messengers had come to them from all angles, ˹proclaiming,˺ "Worship none but Allah." They responded, “Had our Lord willed, He could have easily sent down angels ˹instead˺. So we totally reject what you have been sent with.”

Progressive Muslims

When the messengers came to them, publicly and privately: "You shall not serve except God. " They said: "Had our Lord willed, He would have sent Angels. We are rejecting what you have been sent with."

Rashad Khalifa

Their messengers went to them, as well as before them and after them, saying, "You shall not worship except GOD." They said, "Had our Lord willed, He could have sent angels. We are disbelievers in what you say."

Sahih International

[That occurred] when the messengers had come to them before them and after them, [saying], "Worship not except Allah. " They said, "If our Lord had willed, He would have sent down the angels, so indeed we, in that with which you have been sent, are disbelievers."

Sam Gerrans

When the messengers had come to them from before them and from after them: “Serve not save God,” they said: “If our Lord had willed, He would have sent down angels, so we are deniers of that wherewith you have been sent.”

Shabbir Ahmed

Behold, the Messengers came unto them in their former and latter generations, saying, "Serve none but Allah!" They replied, "If our Lord had willed, He would have sent down angels. This is it, behold, we are disbelievers in what you (claim) are sent with."

Syed Vickar Ahamed

When the messengers came to them, from before them and (from) behind them, (teaching) "Worship no one but Allah. " They said, "If our Lord had so pleased, He would surely have sent down angels (to teach us): So, indeed we disbelieve in that with which you are sent. "

Taqi Usmani

when the messengers came to them from their front and from their rear, saying, "Do not worship anyone but Allah." They said, “Had our Lord (really) willed (to send someone as messenger), He would have sent down angels. So, we are deniers of what you have been sent with.”

The Monotheist Group

When the messengers came to them, publicly and privately: "You shall not serve except God." They said: "Had our Lord willed, He would have sent angels. We are rejecting what you have been sent with."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩