Ali Bulaç
(Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?
88. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Gâşiye suresi, 1. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
hel etâke ḥadîŝü-lgâşiyeh.
(Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?
Gâşiye suresi, 2. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin ḫâşi`ah.
O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'
Gâşiye suresi, 3. ayet. عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
`âmiletün nâṣibeh.
Çalışmış, boşuna yorulmuştur.
Gâşiye suresi, 4. ayet. تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
taṣlâ nâran ḥâmiyeh.
Kızgın bir ateşe yollanırlar.
Gâşiye suresi, 5. ayet. تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
tüsḳâ min `aynin âniyeh.
Kaynar bir kaynaktan içirilirler.
Gâşiye suresi, 6. ayet. لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
leyse lehüm ṭa`âmün illâ min ḍarî`.
Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur.
Gâşiye suresi, 7. ayet. لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.
Ne doyurup semirtir, ne açlıktan korur.
Gâşiye suresi, 8. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin nâ`imeh.
O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde)dirler.
Gâşiye suresi, 9. ayet. لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
lisa`yihâ râḍiyeh.
Harcadığı çabadan dolayı hoşnuttur.
Gâşiye suresi, 10. ayet. فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
fî cennetin `âliyeh.
Yüksek bir cennettedir.
Gâşiye suresi, 11. ayet. لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةً
lâ tesme`u fîhâ lâgiyeh.
Orada anlamsız bir söz işitmez.
Gâşiye suresi, 12. ayet. فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
fîhâ `aynün câriyeh.
Orada 'durmaksızın akan' bir kaynak vardır.
Gâşiye suresi, 13. ayet. فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
fîhâ sürurum merfû`ah.
Orada yükseklerde kurulmuş, tahtlar da vardır;
Gâşiye suresi, 14. ayet. وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
veekvâbüm mevḍû`ah.
Konulmuş (içecek dolu) kaplar,
Gâşiye suresi, 15. ayet. وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
venemâriḳu maṣfûfeh.
Dizi dizi yastıklar,
Gâşiye suresi, 16. ayet. وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
vezerâbiyyü mebŝûŝeh.
Ve serilmiş yaygılar.
Gâşiye suresi, 17. ayet. أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat.
Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?
Gâşiye suresi, 18. ayet. وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
veile-ssemâi keyfe rufi`at.
Göğe, nasıl yükseltildi?
Gâşiye suresi, 19. ayet. وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
veile-lcibâli keyfe nüṣibet.
Dağlara; nasıl oturtulup kuruldu?
Gâşiye suresi, 20. ayet. وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat.
Yere; nasıl yayılıp döşendi?
Gâşiye suresi, 21. ayet. فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
feẕekkir innemâ ente müẕekkir.
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
Gâşiye suresi, 22. ayet. لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
leste `aleyhim bimüṣayṭir.
Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin.
Gâşiye suresi, 23. ayet. إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
illâ men tevellâ vekefera.
Ancak kim yüz çevirir ve inkar ederse
Gâşiye suresi, 24. ayet. فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber.
Allah, onu en büyük azab ile azablandırır.
Gâşiye suresi, 25. ayet. إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
inne ileynâ iyâbehüm.
Şüphesiz onların dönüşleri bizedir.
Gâşiye suresi, 26. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm.
Sonra onları hesaba çekmek de elbette bize aittir.