Diyanet İşleri
Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."
Hâkka suresi · 25–37. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hâkka suresi, 25. ayet. وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ
Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."
Kitabı kendisine solundan verilene gelince, o kişi şöyle diyecektir: "Ah, keşke, bana kitabım (amel defterim) verilmeseydi!
Karnesi sol tarafından verilen kimseye gelince... Sonunda o da şöyle sızlanacak: "Eyvah! Keşke hiç karne almasaydım!
Sicili sol eline tutuşturulana gelince, "Eyvah!" diye feryad edecek, "Keşke sicilim bana gösterilmeseydi,
Yaşam bilgisi kayıtları (kitabı) solundan oluşmuş olana gelince; o da şöyle der: "Keşke bana kayıtlarım hiç verilmeseydi!"
Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi."
Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keşke, der, bana kitabım verilmeseydi de,
Ve kitabı solundan verilen kimse, şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi!"
- Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."
Kitabı solundan verilenlere gelince, onlar, "Keşke kitabım bana verilmeseydi" der,
Kitabı solundan verilenlere gelince, onlar, 'Keşke kitabım bana verilmeseydi,' der,
Ancak kitabı sol tarafından verilen der ki: "Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi bana!
Amma kitabına soliyle irdirilmiş olan da der ki: eyvah keşke erdirilmese idim kitabıma
Kitabı solundan verilen dipnot 1 kimse ise: "Keşke bana kitabım verilmeseydi." de;
Kitabı solundan verilen dipnot 1 kimse ise: "Keşke bana kitabım verilmeseydi." de;
Kitabı solundan verilen dipnot 1 kimse ise: "Keşke bana kitabım verilmeseydi." de;
Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi."
Kitabı sol eline verilmiş olan kişiye gelince, o da der ki, "Ah keşki benim kitabım verilmeseydi".
Kitabı solundan verilmiş olana gelince; der ki: Keşki kitabım bana verilmeseydi.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Kitabı solundan verilen kimseler ise şöyle der: “Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi.''
Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke bana Kitabım verilmeseydi!"
Amel defteri solundan verilen kişi dipnot 1 de şöyle der: "Keşke defterim bana verilmeseydi!
Defteri sol eline verilecek kimse şöyle der: "Keşke bana defterim verilmeseydi!
Kitabı solundan verilen ise şöyle der: Eyvah, keşke kitabım verilmeseydi.
Kitabı solundan verilen ise şöyle der: -Eyvah, keşke kitabım verilmeseydi.
Öz kitabı sol taraftan verilene gelince o şöyle der: "Ah, ne olurdu, bana kitabım verilmeseydi!"
Hâkka suresi, 26. ayet. وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
"Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim."
Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim!
Ve hesabımın ne olduğunu (keşke) hiç bilmeseydim!
ve (keşke) şu hesabımı görmemiş olsaydım!
"Hesabımı (yaptıklarımın sonucunun ne olduğunu) hiç bilmeseydim!"
"Hesabımı hiç bilmeseydim."
hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!
"Hesabımı hiç bilmeseydim!"
- Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."
"Hesabımın ne olduğunu öğrenmeyeydim."
'Hesabımın ne olduğunu öğrenmeyeydim.'
Ve hesabımın ne olduğunu öğrenmeseydim!
Ve vakıf olmasa idim ne imiş? Hisabıma
"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim." der.
"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim." der.
"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim." der.
"Hesabımı hiç bilmeseydim."
"Hisabımın da ne olduğunu bilmeseydim".
Hesabımın da ne olduğunu bilmeseydim.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim."
"Şu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım!"
Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim! dipnot 1
Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!
Hesabımı hiç bilmeseydim.
Hesabımı hiç bilmeseydim.
"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmemiş olsaydım."
Hâkka suresi, 27. ayet. يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
"Keşke ölüm her şeyi bitirseydi."
Ah, keşke, onunla (ölümümle) her iş bitseydi!
Ah! Keşke (ölüm), işi tamamen bitiren (mutlak bir yok oluş) olsaydı!
Keşke bu (ölümüm) benim sonum olsaydı!
"Keşke (bu aşamaya gelinmeden) iş bitmiş olsaydı!"
"Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi."
Keşke onunla (ölümümle) her iş olup bitseydi!
"Keşke bu sonum olsaydı!"
- Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."
"Keşke ölümüm sonum olsaydı."
'Keşke ölümüm sonsuz olsaydı.'
Ne olurdu o ölüm iş bitiren olsaydı!
nolurdu iş bitiren olaydı o ölüm
"Keşke o dipnot 1 bitmiş olsaydı."
"Keşke o dipnot 1 bitmiş olsaydı."
"Keşke o dipnot 1 bitmiş olsaydı."
"Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi."
"Ah keşki o (ölüm, hayatıma) kat'i bir son verici olsaydı".
Keşki bu iş son bulmuş olsaydı.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
"Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!"
"Keşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı!"
Ah, keşke ölüm her şeyi bitirseydi! dipnot 1
Ah! Keşke ölüm her şeyi bitirseydi!
Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!
Keşke ölüm bir son olsaydı.
"Ah, ne olurdu, iş bitmiş olsaydı!"
Hâkka suresi, 28. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ
"Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."
Malım bana yarar sağlamadı.
Malım başıma gelen hiçbir belayı def edemedi.
(Şimdiye kadar) sahip olduğum şeylerin bana hiçbir faydası olmadı,
"Servetim bana hiçbir fayda sağlamadı!"
"Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı."
Malım bana hiç fayda sağlamadı;
"Malım bana yarar sağlamadı!"
- Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."
"Param bana yaramadı."
'Param bana yaramadı.'
Malım benden yana hiçbir şeye yaramadı.
Hiçbir şey'e yaramadı benden yana malım
"Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."
"Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."
"Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."
"Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı."
"Malım bana bir faide vermedi".
Malım hiç fayda vermedi bana.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
"Malım da bana bir fayda vermedi."
"Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."
Malım bir işe yaramadı! dipnot 1
Malım işe yaramadı!
Malım bana fayda vermedi.
Malım bana fayda vermedi.
"Hiçbir işime yaramadı malım."
Hâkka suresi, 29. ayet. هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ
"Saltanatım da yok olup gitti."
Saltanatım da benden yok olup gitti."
Gücüm elimde patladı."
(ve) bütün tartışma ve karşı koyma gücüm elimden kayıp gitti!"
"Bütün gücüm de yok olup gitti. "
"Güç ve kudretim yok olup gitti."
saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti.
"Gücüm yok oldu!"
- Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."
"Tüm gücümü yitirdim."
'Tüm gücümü yitirdim.'
Mahvoldu saltanatım, gücüm!"
Mahv oldu benden saltanat-ü samanım
"Bütün saltanatım yok oldu."
"Bütün saltanatım yok oldu."
"Bütün saltanatım yok oldu."
"Güç ve kudretim yok olup gitti."
"(Bütün) saltanatım benden ayrılıb mahvoldu".
Gücüm de yok olup gitti benden.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
"Saltanatım yok olup gitti."
"Gücüm (saltanatım) benden yok olup gitti"
Yetkilerim de elimden gitti! dipnot 1 "
Yetkilerim de elimden gitti!"
Gücüm, hüccetim yok olup gitti.
Gücüm yok olup gitti.
"Sökülüp gitti benden saltanatım."
Hâkka suresi, 30. ayet. خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
(Allah, şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın."
(Allah, meleklerine şöyle diyecektir): "Onu yakalayın ve bağlayın!
(Görevli meleklere emredilecek): "Alın onu bağlayın!
(Daha sonra,) "Onu yakalayıp bağlayın!" (diye emredilir,)
"Tutun da bağlayın onu!"
(Allah buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın."
Onu yakalayın da, (ellerini boynuna) bağlayın;
"Onu yakalayın; sonra bağlayın!"
O esnada şöyle emredilir: "Onu yakalayıp bağlayınız."
Yakalayın, bağlayın onu.
Yakalayın, bağlayın onu.
Tutun onu, hemen bağlayın onu!
Tutun onu hemen bağlayın onu
"Onu tutun ve bağlayın."
"Onu tutun ve bağlayın."
"Onu tutun ve bağlayın."
(Tanrı buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın."
(Allah buyurur:) "Tutun onu da (ellerini, boynunu) bağlayın".
Tutun onu da bağlayın.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Onu yakalayın da (ellerini boynuna) bağlayın.
(Allah, cehennemin muhafızlarına buyurur:) "Tutun onu, bağlayın onu."
(Onunla ilgili şöyle denir:) "Tutun da prangaya vurun onu! dipnot 1
Onunla ilgili şöyle denir: "Tutun onu, bağlayın!
Tutun onu, (ellerini boynuna) bağlayın!
-Tutun onu, bağlayın!
"Tutun onu, derhal bağlayın onu!"
Hâkka suresi, 31. ayet. ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
"Sonra onu cehenneme atın."
Sonra onu alevli ateşe yaslayın!
Sonra cehenneme yaslayın!
"Ve sonra cehenneme atın,
"Sonra Cahim'e (cehenneme) atın onu!"
"Sonra çılgın alevlerin içine atın."
sonra alevli ateşe atın onu!
"Sonra, cehenneme atın!"
"Sonra onu alevli ateşe atınız."
Ve sonra cehennemde yakın.
Ve sonra cehennemde yakın.
Sonra ancak cehenneme yaslayın onu!
Sonra ancak Cahime yaslayın onu
"Sonra onu Cehennem'e atın."
"Sonra onu Cehennem'e atın."
"Sonra onu Cehennem'e atın."
"Sonra çılgın alevlerin içine atın."
"Sonra onu o alevli ateşe atın".
Sonra cehenneme salın onu.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Sonra da Cehennem'e atın!
"Sonra cehenneme sallayın onu!"
Sonra yakıcı ateşe /cehenneme sokun onu! dipnot 1
Sonra alevli ateşte kızartın!
Sonra atın onu ateşe!
Sonra atın onu ateşe!
"Sonra cehenneme sallayın onu!"
Hâkka suresi, 32. ayet. ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."
Sonra (onu) yetmiş arşın dipnot 1 uzunluğunda bir zincirle oraya sokun!" dipnot 2
Sonra bir zincire vurun; uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincere; ve sıkıca bağlayın!
ve sonra (kendisi gibi suçluların bağlandığı) bir zincire bağlayın, uzunluğu yetmiş arşın olan (bir zincire):
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincir içine sokun onu;"
"Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."
Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun!
"Sonra, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincirle onu yollayın!"
"Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayınız."
Sonra, onu yetmiş arşın boyunda bir zincire vurun.
Sonra, onu yetmiş arşın boyunda bir zincire vurun.
Sonra da boyu yetmiş arşın bir zincirde yollayın onu!
Sonra bir zincirde, ki boyu yetmiş arşın, yollayın onu
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
"Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."
"(Bundan) sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde, oraya sokun".
Sonra da onu, boyu yetmiş arşın olan zincire vurun.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Ardından da onu yetmiş arşın boyundaki bir zincire vurup sürükleyin!
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!"
Yetmiş arşın dipnot 1 uzunluğunda bir zincire de dipnot 2 vurun onu! dipnot 3 "
Ardından da yetmiş arşın boyunda bir zincire bağlayıp sürükleyin!"
Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.
Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.
"Sonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu!"
Hâkka suresi, 33. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
"Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."
Şüphesiz ki o, yüce olan Allah'a iman etmiyordu.
Çünkü o yüce Allah'a inanıp güvenmedi.
çünkü o, yüce Allah'a inanmadı,
"Çünkü o, Esma'sıyla hakikati olan Aziym Allah'a iman etmiyordu!"
"Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu."
Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi,
Aslında, Yüce Allah'a inanmıyordu.
-"Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi."
Çünkü o, Yüce ALLAH'ı onaylamıyordu.
Çünkü o, Yüce ALLAH'a inanmıyordu.
Çünkü o, şanı yüce Allah'a inanmıyordu.
Çünkü o Allahu Azimü'ş-şan'a inanmıyordu
O, O Azim dipnot 1 Allah'a inanmıyordu. dipnot 1
O, yüce Allah'a inanmıyordu. dipnot 1
O, yüce Allah'a inanmıyordu. dipnot 1
"Çünkü o, büyük olan Tanrı'ya inanmıyordu."
"Çünkü o, O büyük Allaha inanmazdı".
Çünkü o, yüce Allah'a inanmazdı.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.
"Çünkü o büyük Allah'a inanmıyordu."
Çünkü o, Muazzam olan Allah'a inanıp güvenmezdi dipnot 1 .
O, Yüce Allah'a güvenmezdi.
Çünkü o, yüce Allah’a iman etmiyordu.
Çünkü O, yüce Allah'a iman etmiyordu.
"Çünkü o, yüce Allah'a inanmıyordu."
Hâkka suresi, 34. ayet. وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
"Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu."
Yoksulu doyurmaya da teşvik etmiyordu.
Yoksulu doyurmak için hiçbir çaba harcamadı.
ve ihtiyaç içinde olanları yedirip içirmek için hiçbir istek ve kararlılık duymadı:
"Yoksulları doyurmak konusunda hiç çabası yoktu (cimriydi)!"
"Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı."
Yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.
Ve yoksulu doyurmayı özendirmiyordu.
-"Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi."
Yoksullara yedirmeye de çalışmıyordu.
Yoksullara yedirmeğe de çalışmıyordu.
Yoksulun yiyeceğine hiç bakmıyordu.
Ve fukaranın yiyeceğine hiç bakmıyordu
Miskinin yedirilmesini dipnot 1 teşvik etmiyordu.
Miskinin yedirilmesini dipnot 1 teşvik etmiyordu.
Miskininin yedirilmesini dipnot 1 teşvik etmiyordu.
"Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı."
"(kendisi) yoksula yemek (yedirmek şöyle dursun, başkalarını da) vermiye teşvıyk etmezdi",
Ve yoksulu doyurmaktan hoşlanmazdı. 69
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
"Yoksulu doyurmaya ön ayak olmuyurdu!"
Çaresizin yiyeceği konusunda teşvikte bile bulunmazdı dipnot 1 .
Çaresiz birini doyurmaya özendirmezdi.
Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
"Yoksulu doyurmaya özendirmiyordu."
Hâkka suresi, 35. ayet. فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌ
"Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."
Bugün burada onun sıcak bir dostu yoktur.
İşte bu yüzden, burada ne bir can dosta sahip,
bundan dolayı bugün ne bir dostu var,
"İşte bu süreçte onun hiçbir candan dostu yoktur. "
"Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur."
Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur.
Artık, o gün, onun yakın bir dostu orada yoktur.
Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur.
Bu yüzden onun buralarda bir dostu yoktur.
Bu yüzden onun buralarda bir dostu yoktur.
Bugün de ona burada kanı sıcak bir yakın yoktur.
bu gün de ona yok kanı sıcak bir hısım
Artık bugün, onun burada hiçbir koruyucusu yoktur.
Artık bugün, onun burada hiçbir koruyucusu yoktur.
Artık bugün, onun burada hiçbir koruyucusu yoktur.
"Bundan dolayı bugün kendisine hiçbir sıcak dost yoktur."
"Onun için bugün burada kendisine (acıyacak) hiçbir yakın (ve dost) yokdur".
Onun için bugün burada kendisine bir acıyan yoktur.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Bugün onun için burada bir can yoldaşı da yoktur.
Bugün burada onun için candan bir dost yoktur.
Artık o gün orada onun bir can dostu olmaz dipnot 1 .
Bugün burada onun bir can yoldaşı da
Bugün onun için hiçbir yakın yoktur.
Bugün onun için hiçbir yakın yoktur.
"Bugün onun için burada bir sıcak dost yoktur."
Hâkka suresi, 36. ayet. وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ
"Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
(36, 37) (Sürekli) hata yapanlardan başkasının yemeyeceği irinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.
ne de pis bir atıktan başka yiyeceğe;
ne de pislikten başka bir yiyeceği,
"İrinli artıklardan başka yiyecekleri olmaz;"
"İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur."
Kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur.
Pislikten başka yiyeceği de yoktur.
- Ancak günahkarların yediği kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur."
Hiçbir yiyeceği de... İrin hariç,
Hiç bir yiyeceği de... İrin hariç,
Bir irinden başka bir yiyecek de yoktur.
Ne de bir taam, bir "gıslin" den başka
Ve gislinden dipnot 1 başka bir yiyecekleri yoktur.
Ve gislinden dipnot 1 başka bir yiyecekleri yoktur.
Ve irinden başka bir yiyecekleri yoktur.
"İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur."
"Ğıslin" den başka yiyecek de yokdur,
Ğıslin'den başka yiyecek de yoktur.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
İrinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.
İrinden başka yiyecek de yoktur.
İrinden başka yiyeceği de bulunmaz dipnot 1 .
kanlı irin dışında yiyeceği de olmaz.
İrinden başka yiyecek de yoktur.
Bu sebeple bugün pislikten başka hiçbir yiyecek yoktur.
"Yıkananların atık sularından başka yemek de yoktur."
Hâkka suresi, 37. ayet. لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ
Onu günahkarlardan başkası yemez."
(36, 37) (Sürekli) hata yapanlardan başkasının yemeyeceği irinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.
o, sadece günahkarların yediği bir yiyecek...
suçlulardan başkasının yemediği bir yiyecek!"
"Suçlular sadece onu yer!"
"Bunu da, hata edenlerden başkası yemez."
Ancak günahkârların yediği...
Suçlulardan başkası onu yemez.
- Ancak günahkarların yediği kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur."
Onu ancak günahkarlar yer.
Onu ancak günahkarlar yer.
Onu günahkar canilerden başka kimse yemez.
Ki onu kimse yemez hatakar canilerden başka.
Onu, yanlışlarında ısrar edenlerden başkası yemez.
Onu, yanlışlarında ısrar edenlerden başkası yemez.
Onu, hatalarında ısrar edenlerden başkası yemez.
"Bunu da, hata edenlerden başkası yemez."
"Ki onu (bilerek) hataa eden (kafir) lerden başkası yemez".
Onu ancak günahkarlar yer.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
O yemeği günahkârlardan başkası yemez.
Onu, (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez.
Onu sadece, o hatayı dipnot 1 (şirk suçunu bile bile dipnot 2 ) işleyenler yer dipnot 3 .
Bunu, o hatayı (şirk suçunu) işleyenlerden başkası yemez.
Onu günahkârdan başkası yemez.
Onu günahkardan başkası yemez.
"Ki o atık suyu sadece günahkarlar yer."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.